Category Archives: Tora

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 100

Soru: Yaradan’dan başka hiç kimsenin olmadığını düşünmek neden bu kadar zor?

Cevap: Çünkü bu sizin elinizi kolunuzu bağlar.

Soru: Tora’nın talimatlarını izlediğimizde dış dünya ile nasıl çalışırız?

Cevap: Dış dünya bunu hissetmez. Bu kesimin içinde değildir.

Soru: Sorularımı dile getirmeli miyim yoksa sessizce çalışabilir miyim?

Cevap: Sessizce çalışabilirsiniz ama dostlarınızla birlikte çalışıyorsanız bunu herkesin bilmesi gerekir.

Soru: Bize yardım etmesi, bizim için dua etmesi ve bizi tutması için ruhumuzla nasıl anlaşabiliriz?

Cevap: Onunla her zaman konuşun, ona hitap edin ve Yaradan’dan bunu isteyin.

Biri Diğerinin İçinde

Soru: Eğer Tora ve Yaradan bir ise, neden çalışma sırasında onları karşıt olarak algılıyoruz?

Cevap: Tora ve Yaradan’ı karşıt olarak algılamıyoruz, onları birbiri içinde bir olarak algılıyoruz.

Nitelikler hakkında konuştuğumuzda, Yaradan’a atıfta bulunuruz; eylemler veya elde etmek istediğimiz şey hakkında konuştuğumuzda, bizi etkileyen ve bizi istenen sonuca götüren ışık olan Tora’ya atıfta bulunuruz.

Soru: Çalışma sırasında bu ışığı hissettiğimizde, onludaki çalışmayı nasıl doğru bir şekilde organize etmeliyiz? Onu Yaradan’a nasıl doğru bir şekilde geri ihsan edebiliriz?

Cevap: Onluda kendi aramızda hareket ettiğimizde, yakınlaşmaya, birleşmeye çalıştığımızda ve grupla ilgili makalelerde anlatıldığı gibi çabalarımızla bunu yapmayı umduğumuzda, o zaman içimizde ışığı ifşa etmeye başlarız ve birliğimizde onu Yaradan’a doğru yönlendirmeye çalışırız.

Yaradan Herkese Yardım Eder

Soru: Tora’nın sözlerinin kalbimizde kaldığı bir koşula nasıl gelebiliriz?

Cevap: Eğer kalbin başkalarının kalbiyle bağda değilse, Yaradan’dan gelenleri tutmak imkânsızdır.

Dostlarının kalpleriyle bağda olup olmadığını kontrol etmek için kendini, ne çalıştığına dair sürekli kontrol etmelisin ve o zaman bileceksin.

Soru: Başkalarının kalbinin tabletlerinin üzerine kazınmış olanı keşfetmek, kişiye ne katar?

Cevap: Yaradan’ın başkalarına nasıl yardım ettiğini keşfeder ve bu kişiye Yaradan’dan yardım isteyecek gücü verir.

Evrenin Gizemi

Soru: Bir yandan Tora’daki her şey şifrelenmiştir çünkü insanlar evrenin sırlarını yanlış anlayabileceği için evrenin sırları gizlenmelidir. Ancak Tora’yı analiz etmeye başladığımızda, her şey tek bir kuralın içine sığıyor: “Komşunu kendin gibi sev.” Burada saklanacak ne var?

Cevap: Gerçek şu ki, doğada, içimizde, bizi yukarıdan kontrol eden üst yönetimde, gerçekten de anlaşılmaz olan çok şey vardır. Bunda hiçbir sır yoktur. Sır olan tek şey, anlamadıklarımızı nasıl ifşa edebileceğimiz, Yaradan’a nasıl yaklaşabileceğimiz, O’nun yönetimine nasıl girebileceğimiz, O’nun içine nasıl bakabileceğimiz ve O’nu nasıl anlayabileceğimizdir.

Soru: Bu hala belirsiz; o kadar çok kitap yazıldı ki, hatta iki dilde: İbranice ve Aramice, on binlerce sayfa! Ve tüm bunlar sadece bir araya gelebilmemiz ve birbirimizi sevebilmemiz için! Bu konuda neden bu kadar çok şey yazılıyor? İnsanların birleşmeleri gerektiğini anlamalarının gerçekten başka bir yolu yok mu?

Cevap: Birleşmek için tek bir cümle yazabilirsiniz. Ancak bunun işe yaramadığını görüyoruz. Bu nedenle, kişiyi etkileyen ve kendisini Yaradan’a benzer olmaya dönüşmesine yardımcı olan bir güçler sistemi sunulmaktadır.

Nasıl ki tüm doğa zıtların birliğinden oluşuyorsa, farklı unsurların ve parçaların bir araya gelmesiyle yaratıldıysa, tamamen farklı niteliklere sahip insanlar da birbirleriyle birleşmelidir. Bu süreç evrende yüz binlerce yıldır devam etmektedir.

Manevi Işıkla Kaydetmek

Soru: Tora’nın sözlerini kişinin kalbine kazıma eylemi nedir?

Cevap: Kalp egodur. Ve manevi ışıkla, ihsan etmenin tüm koşullarını, tüm yasalarını kalbinize yazmalısınız.

Soru: Eğer kalbimin taştan olduğunu hissediyorsam, onun üzerine ne yazabilirim?

Cevap: Dene, bir yandan onun taştan olduğunu, diğer yandan da canlı olduğunu göreceksin.

Yaradan’a dönerek, yükseğe, daha yükseğe ve daha da yükseğe yükselmeye başladığın ölçüde, egondan özgürleştiğini hissedeceksin. Bu Yaradan’la yakınlaştığını gösterir.

Tora – Yaradan’ın Yaratılışı Kontrol Etme Metodu

Tercümenin dili kutsal dile yakındır, ancak melekler buna ihtiyaç duymazlar ve onu bilmezler, oysa ihtiyaç duydukları ve bildikleri dünya uluslarının dilidir. (Raşbi, Herkes için Zohar, “Cennet ve Dünya”)

Soru: Meleklerin İbranice bilmesi gerekmediği çünkü sadece Aramice anladıkları söylenir. Kişinin içindeki melekler kimlerdir?

Cevap: Onlar bizi yöneten kuvvetlerdir. Meleklerin İbranice anlamadığı fikri bir alegoridir.

Soru: O zaman bu bir şeylerin bizden gizlendiği anlamına mı gelir?

Cevap: Kesinlikle! Özünde Tora’nın tamamı öyledir. Gerçekte Tora, Yaradan’ın tüm yaratılışı kontrol etme yöntemidir.

Yaradan’ın evreni nasıl yönettiğini, O’nun zihninde ne canlandırdığını, planlarını yaratılışa nasıl dahil ettiğini, yaratılışın Yaradan’ın planını nasıl uygulamaya başladığını ve yaratılışın karşı tarafında olan birinin (yani bir tarafta yukarıdan Yaradan, diğer tarafta aşağıdan bir kişi) yaratılışı nasıl anlayabileceği ve ona doğru bir şekilde uyum sağlayabileceğini tarif eder.

Fiziksel ve Manevi Yasalar Arasındaki Fark

Soru: Tora’nın ilk emri, Yaradan’ın önünde korkudur. Yaradan’ın emirlerini uygulayamayacağım için mi korkmalıyım?

Cevap: Evet, çünkü Yaradan’ın emirleri doğanın yasalarıdır. Eğer bunları uygularsak, doğayla uyum içinde hissederiz. Ama eğer uygulamazsak, o zaman onların olumsuz sonuçlarını kendi üzerimizde yaşarız.

Soru: O halde bir seçeneğim var: Onlara uyarım ya da uymam. Peki, bunlar yerçekimi yasası gibi uymam gereken yasalar değil mi?

Cevap: Bunlar bir şekilde farklı yasalardır, ancak fiziksel yasalarıyla aynı etkiye sahiptirler. Bunları görmezden gelirsek, bunun için cezalandırılırız.

Ancak Tora’nın yasalarının, kişinin dünyayla, kendi türüyle olan ilişkisi için geçerli olduğunu yani insanlar da dahil olmak üzere doğanın cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerine uygulanan, fiziksel yasalarından farklı olduğunu hatırlamalıyız.

Kabala biliminde incelediğimiz yasalar, insanlar arasındaki ve insanlar ile Yaradan (yüce yönetici güç) arasındaki ilişkilerle ilgilidir.

Yaradan Sevgisinin Dünyasında

Tora’nın ikinci emri, Yaradan’a olan sevginin emridir. Bu, Yaradan’ı tüm dünyayı ve tüm insanlığı tutan mutlak iyi bir güç olarak hissetmemiz, edinmemiz ve tanımlamamız anlamına gelir. Bu nedenle Yaradan’a daha yakın olmak istiyorsak, O’nun gibi herkese iyilikle davranmalıyız.

Yaradan bir kişinin ruhunu elinden alsa bile, kişinin yine de O’nu sevmesi gerektiği söylenir. Başka bir değişle, doğada sizin anlayışınıza göre yanlış görünen bir şey görseniz bile, bunun, sizin gerçeği bu şekilde algılamanız olduğunu anlamalısınız.

Yaradan’ın tüm yasaları iyidir ve Yaradan’ın yaratılan varlıklara olan mutlak sevgisi tarafından belirlenir.

Neden Tora’da 613 Emir Varken Zohar’da Sadece 14 Emir Vardır?

Bunun nedeni Zohar’ın tamamen farklı bir derecelendirme sistemine sahip olmasıdır çünkü 14 temel emrin her biri birkaç emre daha bölünmüştür.

Bu bize üzerinde çalışmamız gereken çok sayıda talimat gibi görünebilir ama aslında oldukça basittirler. Tüm emirler doğanın yasalarına nasıl uyabileceğimiz ve doğayı, toplumu ve kendimizi nasıl olumlu yönde etkileyebileceğimiz üzerine kuruludur.

Emirler, insan yapımı icatlar değildir. Kabalistler tarafından doğanın içsel yasalarına ve güçlerine ulaşmalarından yola çıkılarak yazılmışlardır. Eğer kendimizi bu yasalara adapte etmek istiyorsak, kendimizi belli bir şekilde yönetmemiz gerekir.

Doğanın yasaları, ihsan etme yasalarıdır. Bizim niteliklerimiz ise bunun tam tersidir. Emirler cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerde yüzeye çıkan arzuları doğa yasalarıyla denge içinde nasıl yönlendirebileceğimize dair doğanın talimatlarıdır.

Dünyamız Manevi Sonuçların Dünyasıdır

Soru: Tora, üst güçle iletişimin yasalarını anlatır. Bu yasalar dünyamızda kök ve dal olarak mı kendilerini gösteriyorlar?

Cevap: Bazıları öyle, çünkü Yaradan etrafımızdaki doğanın tamamıdır, Elokim, Gematria’da Teva (doğa) ile aynıdır. Ve eğer ona doğru davranırsak, o zaman doğal olarak Yaradan denilen üst gücü doğru bir şekilde etkileyeceğiz ve bu sayede o da bizi doğru bir şekilde etkileyecektir.

Yorum: Kafa karıştırıcı olan da bu. Bir tarafta, prensip olarak Tora’yı yorumlayan ve onu deşifre eden Zohar Kitabı’nda Tora’nın dünyamız hakkında tek bir kelime bile söylemediği, sadece zaman ve mekânın dışındaki durumlar hakkında konuştuğu yazılıdır.

Cevabım: O, bu dünyamızın üstündeki güçlerle ilgili.

Soru: Evet. Öte yandan Tora’daki bazı şeylerin tezahürlerini dünyamızda da görmekteyiz. Bazı köklü gelenekler vardır. Bunu kişi nasıl anlayabilir?

Cevap: Dünyamız hakkında çok az şey söylenmiştir çünkü dünyamız bir sonuçlar dünyasıdır. Eğer üst gücü, yani Yaradan’ı, giderek daha doğru bir şekilde O’na benzeyeceğimiz gerçeğine göre etkilemeye başlarsak, o zaman doğal olarak O’nun dünyamız üzerindeki etkisi bizim için olumlu olacaktır.

Başka bir deyişle, emir, kişinin kendisi için olan niyetini, ihsan etme uğruna, Yaradan uğruna bir niyete dönüştürme eylemidir.

Böyle bir eylem, ancak kişinin Yaradan ile doğrudan temas halinde olması durumunda mümkündür. Ve bundan önce kişi, dünyamızda sanki manevi olanlara hazırlık niteliğinde olan, basit mekanik eylemler gerçekleştirir.