Category Archives: Tabiat

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 4

Neden Birleşmeliyiz?

Soru:  “Doğa” ve “Yaradan”, Gematria’da, aynı sayısal anlama sahiptir. Buna “doğa” diyebilirsiniz, buna  “Yaradan” diyebilirsiniz,  “doğa yasaları” veya “Yaradan’ın yasaları ya da emirleri” diyebilirsiniz. Bunların hepsi aynıdır. Doğanın amacı nedir?

Cevap: Doğanın tek bir amacı vardır: özellikle ondan kovulmuş gibi yaratılmış, doğa ile uyum içinde olmayan yaratılanları, doğa ile bütünsel bir sisteme getirmektir ki böylece onlar,  bu yolla gelişimleri vasıtasıyla kademeli olarak birbirleriyle ve doğa ile birlikteliklerinin en iyi durum olduğunu belirleyebilirler.

Soru: Görünüşe göre, bizi geliştiren iki eğilim veya iki güç vardır. İlk güç yayılır ve birleştirir, ikincisi alır ve özümser.  Ve her seviyede bu şekildedir.

Cansız seviyede, atomlar moleküllerle birleşir ve bu moleküller daha karmaşık organizmalara dönüşür. Aynı birleşme, küçük kabile oluşumlarından insanların, mega kentlere entegre olduğu, insan seviyesinde gerçekleşir.

Öte yandan, egoizmin sürekli büyümekte olduğunu görüyoruz. Yani madde sürekli olarak gittikçe karmaşık, çeşitli, bölünmüş ve gelişmiş bir hale gelmektedir. Bu iki eğilimi anlamak neden önemlidir? Bizler neden birleşmeliyiz?

Cevap: Birleşmeliyiz çünkü genel doğa gibi olmalıyız. O, tüm tezahürlerinde bütün ve küreseldir. Galaksiler parçalansa da, yıldızlar patlasa da, gezegenler oluşsa da, bunların hepsinin genel bir eğilim içinde olduğunu görürüz.

İlk olarak, hepsi birbirine bağlıdır. Bu nedenle, eğer evrenin her hangi bir yerinde en küçük parçacıkta bile bir şey olsa, o zaman neredeyse tüm evren bunu hisseder. Sonuçta, her şey tek bir kökten gelir ve “Büyük Patlama” adı verilen bir kuvvetin etkisi altındadır.

Her şey Big Bang’den dışa doğru yayılır. Bu nedenle, maddenin bizim tarafımızdan bilinen ve bilinmeyen tüm parçalar, her seviyede, tüm olaylar, tüm yasalar birbirine bağlıdır.

Kozmolojide, Büyük Patlama’dan sonra meydana gelen bu sürece, tüm elementlerin her türlü maddeyi birleştirmeye, entegre etmeye ve oluşturmaya başladığı andaki, büyük birleşme süreci olarak adlandırılır.

Koronavirüs Sosyal Sorunları Belirliyor

Soru: Koronavirüs başka bir sorun daha ortaya çıkarmıştır. Bir yandan doğa bizi birbirimizden ayırmakta, öte yandan sevdiklerimizle daha fazla zaman harcamalıyız. Sonuç olarak, salgın sona erdikten sonra Çin’de boşanmalar başladı. Doğa bize ne söylemek istiyor?

Cevap: Çin’e pek aşina değilim ve sadece tek bir şey söyleyebilirim. Daha öncesinde insanlar günde 12 saat veya daha fazla çalışıyorlardı ki bu Çinliler için doğaldır ve salgın sırasında evde 24 saat geçirmek zorunda kaldılarsa, o zaman belki de bu onlar için ezici bir yük haline geldi.

Çinliler işkoliktir; Avrupalılar gibi yaşayamazlar. Bütün gün evde oturan ve televizyon kanallarını değiştiren Çinli bir adam hayal edemiyorum. Onlar, bazı hedeflere, yararlı olmaya çok uyum sağlamışlardır. Ve aniden hepsi ortadan kaybolduysa, o zaman bu elbette, boşanmalar veya intiharlar getirir, burada bir şeyler olmalıdır.

Soru: Sadece Çin ile ilgili de değil. Aile içinde çok sayıda sosyal sorun ortaya çıkıyor. Doğa bizi yabancılardan ayırdı, ama şimdi bütün günümü sevdiklerimle geçiriyorum ve onları her zaman görüyorum. Belki de bu, önce sevdiklerimle olan ilişkileri düzeltmem gerektiğine dair bir tür ipucu çünkü daha basit, daha kolay?

Cevap: Her şeyden önce, ne yapacağımızı anlamalıyız.

Bugün, insan doğanın tüm bu oyununa neden katıldığını bilmiyor. Bizimle ne yaptığını, amacının ne olduğunu anlamıyor. İnsan, uzun zamandır belirli bir olay zincirini takip ettiğimizi görüyor.

Peki, neden bu olaylar? Adam, ona ne olduğunu anlamıyor; bilmiyor. Teknolojik olarak geliştiğimizi ve aynı zamanda aile, sosyal ve devlet ilişkilerini geliştirdiğimizi görüyor. Ama doğanın niyetini fark etmiyor, neden ve ne için olduğunu göremiyor.

İnsanın gözlerinin açılması ve gelişimimizin bizi nereye götürdüğünün söylenmesi gerekir. Sonuçta, bu sadece bir tür mekanik yasaya göre gelişen, sözde, doğanın aptalca bir gelişimi değildir. Bunun içinde bir plan vardır ve başlangıçta az çok tamamlanmış koşulu hayal etmiyorsanız, herhangi bir eylem yapmak imkansızdır.

Bize, küçük çocuklar gibi: “Böyle bir şey yapacağım ve bir şey işe yarayacak.” gibi geliyor.  Doğada böyle bir şey yoktur. Onun nihai hedefi, ilk niyetindedir.

Bu, tüm doğayı,  içinde başlangıç, tüm eylemler ve sonun birbiriyle tamamen bağlantılı, birbirine bağlı olarak göründüğü bütüncül bir forma getirmekten ibarettir. Doğa, bütün parçalarında ve tüm seviyelerinde tamamen bağlı, bütünleyici olmaya çalışır. Bizler buna doğru gelişiyoruz.

Ve her şeyi denklik, bütünlük, karşılıklı bağımlılığa getirmek için doğa yasasına ara verdiğimizde, doğayı,  bize karşı yönlendirilmiş gibi hissetmeye başlarız. Bu nedenle, her türlü virüs ortaya çıkar, volkanlar uyanır, ormanlar yanar, kasırgalar oluşur, vb.

Sosyal Ağların Kalabalıklığı

Soru: Neden Facebook’ta bulunan bir milyar insanın, kendileri ve doğa arasındaki ilişkinin ve bağların açıklanmasının bir tezahürü olmadığını düşünüyorsunuz?

Cevap: Bizler kendi aralarında sürekli savaşan vahşi hayvanlara çok benziyoruz. Ancak bu insanlar, en azından bu ilişkiyi açıklığa kavuşturmaya sahipler ve bu sonuç Facebook’ta gözlemlenmemektedir. Her şey “kendinizi kandırma” prensibiyle çalışmaktadır.

İnsanların böyle bir iletişimden dolayı, daha akıllı ve daha iyi bir hale geldiklerini görmüyorum. Ne yazık ki, sosyal ağlar hala uyku halindedir.

Soru: İnsanlar arasındaki ilişkilerin gelişimi dediğinizde, ne demek istiyorsun? Başka bir alan mı, başka yasalar mı, yoksa başka değerler mi?

Cevap: Bütün bunları ve hatta daha fazlasını: insanlar arasındaki doğru ilişki, kişi niyetinde tek bir hedefi takip ettiği zaman,  diğer kişi de kendini iyi hissedecektir.

Bizim kapalı, bütünsel, insan toplumu sistemimiz buna göre ayarlanmıştır. Eğer herkes insanlarla bu şekilde etkileşime girerse, o zaman birlikte her şey iyi olacaktır.

Birleştirici Gelişimi Doğadan Öğrenin

Soru: Doğa hakkında konuştuğunuzda, onu rasyonel bir şeymiş gibi ele alıyorsunuz ve bu zaten “Yaradan”, “Tanrı”, “yüksek akıl” terimlerine yakın. Bunu Kabala açısından nasıl açıklayabilirsiniz?

Cevap: Kabala, doğaya, kendi yasaları olan, daha yüksek bir zihin olarak atıfta bulunur. Bu sistem kendi içinde mutlak bir dengededir ve bizim tüm küçük egoist doğamızı onun gibi olmaya, dengeye getirmeye çalışır.

Bu nedenle, doğanın tüm parçalarının (cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan) tam etkileşim yolunu kapattığımız an, doğada bazı kötü değişimler ve olumsuz belirtiler ortaya çıkar.

Onlar küçük olabilirler, o kadar küçük olabilirler ki onlara dikkat etmeyiz, ancak kasırgalar, depremler ve geçmişte gezegene çarpan büyük meteorlar gibi çok büyük de olabilirler.

Bizler yavaş yavaş aramızdaki iyi ilişkilere doğru ilerliyoruz, ancak düşüncesiz bir şekilde, doğa, entegrasyon ve iletişim yasalarına zorla uyuyoruz. Bu nedenle, söylenildiği gibi, sopa ile ilerliyoruz. Neyse ki: darbeler alıyoruz ve yolumuzu biraz değiştiriyoruz, başka bir darbede alıyoruz, yine yolumuzu değiştiriyoruz.

Egoizm sürekli bizi sola döndürmek ister; doğa bize vurur, biraz sağa dönüyoruz ve sağa veya sola doğru dengelenmekte böyle bir koşul içindeyiz. Yani, insanlık arkadan itilerek sürekli olarak mutluluğa ilerliyor.

Ama günümüzde, zaten bir çıkmazda olduğumuzdan daha fazlasını anlamaya başlıyoruz. Toplumun egoist gelişiminin tüm aşamalarından geçtik ve bugün, egoist doğamızla iyi olan hiç bir şeye varamayacağımızı fark edebiliriz.

İnsanlık neredeyse doğal gelişiminin çıkmazını fark etti. Bütüncül gelişimi, doğadan öğrenmelidir çünkü hepimiz aynı sistem içindeyiz. Bu sistemi incelemeli ve takip etmeliyiz.

Soru: Bugün dünyamızın küresel doğası, insanların doğa ile ilişkisi hakkında materyal bulmak sorun değil. Gerçekten incelenmesi/öğrenilmesi gerekiyor. Ama yine de, Koronavirüs hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Cevap: Bu aynıdır. Sonuçta, hareketimizin ortak küresel doğadan soyutlanması, kaçınılmaz olarak bizi normal bir duruma döndüren her türlü virüsün ortaya çıkması gibi sonuçlara yol açar.

Evrensel İğne

Soru: Koronavirüs neden çoğunlukla yaşlı insanlara bulaşıyor?

Cevap: Prensip olarak, virüs herkese bulaşır. Sadece gençler o kadar kolay tolere ediyor ki fark etmiyoruz bile. Bununla birlikte, onun bir sonraki değişimi/mutasyonu onlar üzerinde de açıkça görülecektir.

Gerçek şu ki, virüs herkes tarafından taşınır: hem hayvanlar hem de biz. Hastalığı neredeyse fark edilmeden yaşayan insanlar var. Ürperme veya soğuk algınlığı şeklinde hafif bir rahatsızlık hissedenler,  kendilerini daha çok rahatsız hissedenler de var. Hatta ölen insanlar da var.

Çocuklara gelince, yaşları ne kadar genç olursa, virüs o kadar kolay tolere edilir. Ancak, yine de onları etkiler. Her halükarda, virüs herkesi etkilemelidir! Sonuç olarak, dünyada bu virüsü geçirmemiş tek bir kişi görmeyeceksiniz.

Şimdi, evrensel bir iğne olmamız gereken zamandır. Bu ne iyidir ne de kötü, sadece doğanın bizden ne istediğini anlamamız gerekir. Eğer anlarsak, doğru bir şekilde davranacağız ve hayatın tadını çıkaracağız. Ve herhangi bir kayıp olmayacaktır.

Doğanın Planlarını Değiştirebilir Miyiz?

Soru: Modern bilim, insanlığı tehdit eden yeni virüslerin ortaya çıkışına hızla yanıt veriyor. Bir aşı geliştirildikten sonra riskler asgari düzeyde olacaktır. Önemli olan tek şey bilim insanlarının çalışma hızıdır. Bu, insan zekâsının doğanın planlarını değiştirebileceği anlamına mı geliyor?

Cevap: Tabii ki hayır!

Soru: Bu, insanın doğa ile yüzleşmesi değil midir?

Cevap: Doğa ile yüzleşme yoktur, olamaz da. Biz kimiz ki?! Bize öyle geliyor ki doğayı fethediyoruz. Bizler egoist niteliklerimizle, sadece onu berbat edebiliriz.

Soru: Ama bizi böyle yaratan doğa değil mi?

Cevap: Kendimizi ıslah edelim ve ıslahımızın içinde doğanın farklı bir seviyesini keşfedelim diye bizi böyle yarattı.

Not: Birincisi bizler ıslah sürecindeyiz, ikincisi de kimse bunu bize açıklamadı.

Yorumum: İnsanlıkta nerede herhangi bir ıslah görüyorsunuz? Yıldan yıla daha da kötüleşiyoruz: daha egoist, kaba ve saygısız oluyoruz. Bizler doğayı bozmakta ve üzerinde yaşadığımız bu küçük gezegeni yok etmekteyiz.

Not: Ama bizler doğa tarafından bu şekilde yaratılmışız.

Yorumum: Değersizliğimizin farkına varmak için bu şekilde yaratıldık.

Soru: Ama bunu fark edene kadar, neye karşı sorumlu tutulabiliriz? Bunu ne zaman fark ederim?

Cevap: Bunu ne zaman fark edeceksiniz? Onu her zaman kendinizden uzaklaştırıyorsunuz. Anlamak ve “Evet, bu benim ve ben olacağım” demek istemiyorsunuz. Ama sonra virüs gelir ve sizi biraz hayata döndürmeye başlar.

Soru:  Bu, bir tür aşı icat eden bilim adamları ve sürekli olarak virüs ve felaketler gönderen doğa arasında hiçbir çatışma olmadığı anlamına mı geliyor?

Cevap: Aşıları icat etmek ne kadar zor olursa olsun, doğa yine onları darbeleriyle örtecek, böylece aşıların bizi kurtaramayacağını anlayacağız.

Öğrencilerime, Arkadaşlarıma ve Takipçilerime

Facebook Sayfamdan – Michael Laitman 15/6/20 

“Bizler özel bir zamanda yaşıyoruz. Hepimizi tek bir bütüne bağlayan gizli bağlar ortaya çıktı ve dikkatimizi talep etti. Böyle bir zamanda hepimiz mesulüz, birbirimizden sorumluyuz. Her birimizin yaptığı, söylediği ve düşündüğü; her bir bireyi ve tüm gezegeni etkiler.

Bu nedenle şimdi birliği her zamankinden daha fazla sürdürmeliyiz. Bizi ayıran her şeyin önünde sürdürmeliyiz: ırk, renk, din, cinsiyet, dil, kültür, tarih, okuryazarlık, zihniyet ve karakter. Biz tek bir bedeniz, tek bir organizmayız ve bir organizmada organlar arasında nefret yoktur, sadece eşsiz rolünü yerine getirdiği için her organa sevgi, saygı ve şükran vardır. Şimdi hepimiz birbirimize bağlı olduğumuza göre, bizlerin de tıpkı herhangi bir organizma gibi olduğunu görebiliriz. Hepimiz birbirimize bağımlıyız ve bu nedenle birbirimize değer vermeliyiz.

Birbirimizin büyümesine ve her birimizin benzersizliğini ifade etmesine yardım ettiğimizde bunu başkası için yapmıyoruz; kendimiz için yapıyoruz! Her birimiz mutlu olduğunda hepimiz mutlu oluruz. Bir organizmada işler böyle yürür. Bir organizma olarak çalışırken birlik içinde var olan gücü keşfedeceğiz. Tüm gerçekliğin, uyum içinde çalışmasını sağlayan bu güç aramızda mevcut. Bağımızı bu güce uygun olarak inşa edersek, bunun aramızdaki boşlukları doldurduğunu hissedeceğiz. Ardından tüm nefret ve acı sona erecek.

Bu özel zamanlarda insanlıktaki her birey, birliğe katılması için çağrılır ve birliği dünyanın dört bir yanına yayar. Ne kadar daha geniş yayarsak, bunu o kadar çok hissedeceğiz. Bu nedenle tüm arkadaşlarımdan, öğrencilerimden ve takipçilerimden bu mesajı paylaşmalarını istiyorum. Sayfamdaki yazıları nerede paylaşabilirseniz paylaşın; duvarınıza ve ğye olduğunuz gruplara koyun. Bunu kendiniz için yapmıyorsunuz; bunu dünya için, birliği ve sevgiyi tüm dünyaya yaymak için yapıyorsunuz.

Sevgiyi ve birliği yaymak, daha önce hiç bu kadar acil ve gerekli olmamıştı. Bunu yaparak, insanlığı nefretten şifalandırıyorsunuz; büyük dönüşüm zamanından dayanışmaya, dostluğa ve mutluluğa öncülük ediyorsunuz. Bu dönüşümden hoş ve kolay bir şekilde mi, yoksa acılı ve yavaş bir şekilde mi geçeceğimize karar vermek sizin elinizde.”

Geleceğin Meslekleri

Soru: Hangi istihdam yapısı uygun olacak? Gençlere ve hala yeniden eğitilebilecek kişilere neler önerilebilir? Hangi meslekler için kendilerini hazırlamalılar?

Cevap: Kesinlikle herkes manevi, sosyal ve kültürel işlerle uğraşacak. Ve nüfusun sadece küçük bir kısmı veya tüm popülasyonu, ancak çok sınırlı bir ölçüde, fabrikalarda veya tarımda çalışacak, böylece kendimizi besleyebilir, giyinebilir, ayakkabı giyebilir, bunun için gerekli ekipmanı oluşturabiliriz.

Tüm insanlık, egoizmini bastırması ve lüzumsuz hiç bir şey üretmemesi gerektiğini anlayacaktır. Ve bu, virüs sonrası koşulla birlikte ulaştığımız tek ölçüt olmalı.

Soru: İnsanlık, bunu doğru eylemlere olumlu bir tepki olarak hissetmek için, doğadan bir tür desteğe güven duyabilir mi?

Cevap: Bundan eminim. Doğa ile karşılıklı olarak doğru bir ilişkiye girmeye başlar başlamaz, derhal onun yardımını, desteğini hissedeceğiz ve kendimizi mutlu, uyumlu ve bütüncül olarak gelişmekte olduğumuzu hissedebileceğiz.

Ve tüm denizler, okyanuslar, ormanlar, hava, tüm hayvanlar ve bitkiler, varlığımıza sevinecek ve bizi görmezden gelmeyecekler. Hepimize iyi şanslar diliyorum!

Koronavirüs Karşılıklı Nefretin Bir Sonucudur

Dünyada düzen kurmak için, Yaradan’ın ışığının aramızda ifşa olması ve üst ışık ile aramızdaki bağı doldurması için birbirimizle bağ kurmamız gerekir. Bu dünyanın tüm sakinleriyle olan bağımız sayesinde, onlara tüm dünyayı aydınlatacak olan Yaradan’ın ışığını getireceğiz.

O zaman dünya, Koronavirüsten korkmak ve birbirinden uzak kalmak yerine, hem insanlar arasında hem de cansız, bitkisel ve hayvansal seviye ile yani çevre ile güzel, iyi bağlarla bağlanabilecektir.

Tüm dünya yeni bir bağ ve ıslah derecesine yükselecektir. Bu bütünsel bağ ve ayrılmaz doğa hissi ile dünya, hayatımızdaki her şeyi yöneten ve düzenleyen tek bir güce kavuşacaktır. Bu şekilde, tüm dünya Yaradan’ı hissetmeye ve O’nu edinmeye yaklaşacaktır.

Bu süreç zaten gerçekleşiyor. İlk yumuşak ipuçlarını Koronavirüs’ün yapısından anlamıyorsak, bir dahaki sefere çok daha korkunç bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bunun olmasını beklememeliyiz. Koronavirüs hala çok nazik davranıyor ve bizi sadece doğayı yok eden gereksiz faaliyetlerden korumak için bir salgınla tehdit ediyor.

Bununla birlikte, bir dahaki sefere, bir salgın insanlığın yarısını her evi etkileyerek silebilir. Bugünün Koronavirüs ile olan deneyimden öğrenmezsek ve sadece kuaför salonlarına ve otellere nasıl dönüleceğini düşünürsek, doğadan daha güçlü bir uyarı alırız.

Koronavirüs, davranışlarımızı, birbirimize, insanlar arasında ve tüm cansız, bitkisel ve hayvansal doğaya karşı değiştirmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, yeryüzünde hayatımızı düzene sokmalıyız.

Herkes için açıktır ki hayatımız en iyisi değildir ve düzeltilmesi gerekir. Öyleyse onu değiştirelim ve eskisine geri dönmeyelim. Şimdi, karantinadan sonra normal hayata döndüğümüzde, ilişkilerimizi biraz farklı bir şekilde organize edelim, onları daha fazla düzeltelim, birbirimize daha az zarar verelim ve çevreye daha az zarar verelim. Salgından önce bile, kendimizi değiştirmeye değeceğini söylüyorduk, hadi bunu yapalım.

Salgının deneyiminden ne gibi yararlı sonuçlar çıkarılabileceğini düşünelim, hangi dersleri alabiliriz? Nasıl değişmeliyiz? Belki salgının nedenini bulabilir ve bir daha olmayacağından emin olabiliriz. Birkaç olumlu değişiklik yapmışsak, bunları kaybetmeyelim. Ailemizi, okulumuzu, işimizi biraz değiştireceğiz ve gereksiz ürünler üreten gereksiz işleri ortadan kaldıracağız.

Şimdiye kadar insanların zihninde bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Liderler neler olduğunu anlamıyor ve her şekilde önceki duruma dönmeye çalışıyorlar. Tabii ki, şimdi daha temkinliler, ama ne yapacaklarını bilmiyorlar.

Bu kötü niyet değildir ama basitçe dar görüşlülüktür, doğada meydana gelen ve Koronavirüse neden olan değişiklikleri anlayamamaktır. Ve bundan sonra değişmeye başlamazsak, bizi bekleyen birçok virüs vardır.

Egoistlerin birleşemediğini görüyoruz: Ne Avrupa’da, ne de Çin, Amerika veya Hindistan’da. Hiç kimse iyi ilişkiler içinde kalamamaktadır, herkes herkese karşı. Ve bu genel tartışmaların üzerinde, grubumuz tek bir slogan altında, ortak bir bağ hedefi olan “ayrılıkların üzerinde bağ kurmak” ile bağlantı gücü haline gelebilir.

Bu önemli değil, bırakın ayrılık kalsın, biz onunla ilgilenmiyoruz; sadece onun üzerinde bir bağ inşa ederiz. Ayrılıklara karşı savaşmak zorunda değiliz çünkü hepimiz farklıyız ve birbirimizden nefret etmekteyiz. Bırakalım bu şekilde kalsın ve bunun üzerine, tüm günahların sevgi ile örtülmesi için, aramızdaki bağın genişlemesini istiyoruz. Bu bizim takip ettiğimiz sloganımız.

Sadece böyle bir sistem dünyayı kontrol edebilir, çünkü kendi içinde büyük bir insan egoizmi ve Yaradan’ın üst gücü olan ortak bir evrensel bağlantı içerir. Bu iki güçle her şeyi yapabiliriz, çünkü o zaman her şeyi kendi içimizde bir araya getiririz ve bir örnek belirleyeyip, bağ yöntemini yayarak dünyayı kontrol edebiliriz.

Koronavirüs olduğu gibi kalır, ona dokunmayız. Koronavirüsün bizim için koyduğu sosyal mesafe kurallarına yani iki metre arayla ve evde karantinaya uymalıyız. Yine de, aynı zamanda, içsel birliğimiz tüm virüsleri yok edene kadar aramızda içsel bir bağlantı geliştiririz. Sonuçta, virüs karşılıklı nefretimizin bir sonucudur.

Dünyamızda, başkalarına karşı nefretle ilgili olan alma arzusundan ve kişinin komşusuna sevgi üreten ihsan etme arzusundan başka bir şey yoktur. Koronavirüs, kendisini bir virüs gibi biyolojik bir biçimde gösteren nefretin sonucudur.

Aramızdaki nefreti biraz azaltalım ya da en azından bunun var olduğunu ve ondan kurtulmak istediğimizi anlayalım. Bu arzu zaten nefreti sınırlayacak ve aynı gün virüsü nasıl iyileştirdiğimizi göreceğiz. Bugün dünya liderlerinin yapması gereken budur.

Twitter’da Düşüncelerim / 11 Haziran 2020

Ne beklemeli: Mevcut sistemin yanlışlığı belli oluyor. İşsizlik oranı düşmeyecek. # Emeklilik fonları ayakta kalmayacak. Uçuşlar ve toplantılar eski haline gelmeyecek. Tüm toplantılar ve konferanslar videoyla yapılacaktır. Kitle turizmi tamamen ölecek. Otellerin çoğu kapatılacak, Bankalar yalnız ticareti ve üretimi finanse edecek. Ülkeler kendi başlarına yeterli olacaklar.

Büyük ofisler yok olacak. “Evden çalışma” norm olacak. Büyük şehirler küçülecek ve ofisler konutlara dönüştürülecek. Büyük şirketler, küresel işletmeler, büyük bankalar ve finansal sistem yok olacak!

Dünya, her gün ıslahı başlatma sorumluluğunun arttığı bir döneme girdi. Koronavirüs, işsizlik ve yaklaşmakta olan diğer sorunlar ve huzursuzluk bizi buna zorluyor. Baal HaSulam: Manevi edinimi sadece onu neslime ifşa etmeyi önemsediğim için hak ettim.

Bu yüzden, bunu düzeltmenin tek yolu tam tersiyle, sevgi niteliğiyle örtmektir!

Cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerden farklı olarak, İnsan seviyesinde, Yaradan tarafından yapılan, kendim dışındaki şeyleri bana fayda sağlamadıkça var olma hakkına sahip olarak algılamamı engelleyen özel bir egoizm vardır.

Eski modele dayanarak değil, tamamen yeni bir şekilde yaşam inşa etmeliyiz. Şu anda toplum için gerekli bir çalışan olmayan kimsenin karantinayı bozmaya hakkı yoktur. Eski dünyaya dönmemeliyiz fakat koronavirüs ile yeni bir dünyada yaşamayı öğrenmeliyiz!

Şu anda, birçok ülkede karantina yavaş yavaş kalkıyor ve insanlar mutlu bir şekilde mağazalara ve restoranlara koşuyor. Bir hafta sonra enfeksiyon oranlarında yeni bir artış görecekler. Eski yaşama dönmeye çalışıyoruz, ama bu bize pahalıya mal olacak büyük bir hatadır.

Sevgi zeka gerektirmez. Sadece seviyorum, açıklaması yok. Bu, sekiz milyar insanın hepsi için açık olmalı, herhangi bir hazırlık gerektirmiyor. Bizim neslimiz, çözümün sadece sevgi olabileceğini dinlemeye ve anlamaya hazır. Ya birleşiriz ya da ölürüz!