Category Archives: Maneviyat

Twitter’da Düşüncelerim / 10 Mart 2020

Baal HaSulam: Babil’de MÖ5’te neler olduğunu anlatan parşömen tomar Megillah olarak adlandırılır, Gilui, ifşa kelimesinden gelir. Bu Haman’ın görüşüdür. Ancak Mordehay ifşanın onları test etmek, ona karşı ya da üstüne gitmek için gizlilikte verildiğini düşündü.

Virüslerin bilgi aktarıcıları olduğunun farkında olmalıyız – bizim gelişimimizi böyle meydana çıkarırlar. Sadece biyolojik bir bilgi aktarıcısı bu kadar hızlı ve güçlü bir değişiklik meydana çıkarabilir. Korona virüsü bir salgın değil, tüm insan türlerinin bir değişimidir…

Manevi Bayramlar, Bölüm 2

Roş Haşanah’ın Sembolleri

Roş Haşanah boyunca, Yaradan’ı yüceltiriz çünkü bir insanın ilk ve en önemli görevi Yaradan’ı ifşa etmek ve O’nunla bağ kurmaktır.

Bu nedenle, Yaradan’ı yüceltmek ve O’nu var olan her şeyi etkileyen en önemli güç olarak ifşa etmek, Yeni Yıl’dır.  Bu bayramın her türlü geleneği, onun çeşitli özel tezahürlerinden kaynaklanmaktadır.

Elma yeriz çünkü cennet bahçesinden olan elmayı temsil eder ve bu günahı ıslah etmek istediğimizi göstermek için elmayı bala batırırız.

Yeni Yılın bir başka sembolü de nardır çünkü onun tanecikleri ruhumuzun parçalarını sembolize eder.  Islah etmek istediğimiz 613 bölümden oluşur, buna emirlere riayet etme denir.

Yeni yıl boyunca balık başları yeriz.  Bu, kendi ıslahımızı yönetmek ve aynı zamanda evrenin tüm bölümlerine iyilik, sevgi ve iyi bağı getirmek için baş olmak istememizdir, beden değil.

Soru: Yaradan’a her uyandığımızda/anladığımızda, Yeni Yılı hissettiğimizi söyleyebilir miyiz?

Cevap: Evet.  Kişi, Yaradan’la bağ kurmaya başladığında buna Yeni Yıl denir.  Dahası, bu her gün olabilir.  Tüm Yahudi bayramları, kişinin yaşadığı manevi koşulları sembolize eder.

 

Nefreti Sevgiye Dönüştürün

Soru: Sevgiden nefrete ve nefretten sevgiye geçerken duanın yeri nerededir?

Cevap: Şimdi size sevgi veya nefret durumunda olmak ve birinden diğerine geçmek çok basit gibi geliyor. Realitede, bunu yapamayacağınızı keşfedeceksiniz.

Birini sevmediğinizi, hatta ondan nefret ettiğinizi ve onu reddettiğinizi hayal edin. Şimdi durumunuzu, tersi duruma getirmeye çalışın. Bunu yapabilir misiniz? Hayır yapamazsınız.

Ancak, bunu istiyorsunuz ve kendinizi değiştirmeniz gerekiyor. Sahip olduğunuz bu nefretin sizi maneviyattan uzaklaştırdığını ve üst dünyayı hissetmeye başlayamayacağınızı anlıyorsunuz. Ne yapabilirsiniz? Sonra nefretinizi sevgiye dönüştürmeyi istemeye başlarsınız.

Bu nasıl mümkün olabilir? Bunun için endişelenmemelisin. Yukarıdan size küçük bir ışık demeti gönderilir ve siz farklı bir insan olursunuz – genç, güzel, seven ve sevilen. Her şey çiçek açar/canlanır. Bu duadır.

 

Yaradan’a Tek Talep

Soru: Sizi tüm kongrelerde takip ediyorum. Tam bir umutsuzluğun dışında bu, bazen sahip olduğum tek güç. Komik görünmeme rağmen bana söylediğiniz her şeyi yapıyorum. Bundan sonra ne yapacağımı bilemiyorum!

Cevap: Yaradan’a sorun. Bir insanın başka hiçbir şeyi yoktur. Buna itiraz edecek kimse yok, sadece O’na, O tek olandır. O’na yakınlık için yalvarmak istediğin tek bir istekle O’na talep etmeye çalış: “Daha fazlasını bilmiyorum, hiçbir şey istemiyorum ve hiçbir şeye ihtiyacım yok! Sadece sana yakın olmak istiyorum.”

Soru: Yaradan neden beni sürekli olarak ayırıyor ve grubumla birlikte olmak için gücümü alıyor?

Cevap: Çok iyi, güçlü bir arzuya sahipsin. Ancak o, henüz doğru şekilde oluşturulmamıştır ve bu nedenle sizi bu şekilde atar. Sana ne tavsiye edeceğimi bilmiyorum. Aslında, sadece sabır. Sabır. Bırakın ışık, Yaradan, bir gün ve başka bir gün üzerinde çalışsın.

44 yıldır bu işin içindeyim. Sabırdan başka hiçbir şey bana yardımcı olmadı. Gidecek başka bir yer yok.

 

Arzuların Gelişimi, Bölüm 8

Hisler Ve Duygular

Soru: Kabala’da “hisler” ve “duygular” kavramları var mıdır? Psikolojide duygu, bir duruma bilinçaltı bir tepkidir. Dahası, öfke, saldırganlık, kızgınlık ve korku gibi duygular hızla ortaya çıkar ve çabucak yok olur,  hisler  (aşk, arkadaşlık, nefret) yavaş yavaş ortaya çıkar, aynı zamanda yavaşça mı yok olur?

Cevap: Duygular kontrol edilebilir, yani geliştirilebilir veya bastırılabilir. Büyük fark,  baskın olan şeydedir: beyin (düşünceler ve akıl) duyguların üstündedir ya da duygular düşüncelerin üstündedir.

Hisler düşünceler üzerinde hakim olursa, o zaman bunlar duygulardır ve zihin, hisler üzerinde hakim olursa o zaman bu zaten ciddi bir hesaplamadır, bu hesaplı yani kasıtlı bir arzudur.

O zaman, Bir şey veya birisi hakkındaki düşüncelerimi, algılarımı vb. değiştirmek için neler yapılabileceğini hesaplayarak arzuları yönetebilirim

Soru: Kabalist hisleriyle mi çalışır, yoksa onlar üzerinde mi çalışır?

Cevap: Bir Kabalist hisler, niyetler ve arzularla çalışır. Onları çevre vasıtasıyla kontrol etmeye çalışır çünkü onları kontrol etmenin başka bir yolu yoktur.

Kendi içinde kapanırsa, hiçbir şeyi değiştirmez. Sadece kendi içinde farklı dalgalanmalar, arzularına, niyetlerine ne olduğunu hissedecektir, daha fazlasını değil.

İçinizdeki bazı şeyleri, kendi görüşünüze göre onu ne kadar yücelttiğinizi, onun fikrinden ne kadar etkilendiğinizi, onunla birleşmek, onun gibi olmak veya ondan daha düşük veya daha yüksek olmak istediğinizi, yalnızca çevrenin etkisi altında değiştirebilirsiniz.

 

Twitter’da Düşüncelerim / 8 Mart 2020

İşte Korona Virüsü sorununun çözümü veya daha net olarak söylemek gerekirse, Kabala bilgeliğine göre insan doğasının ıslahı: https://laitman.info.tr/2020/03/korona-virusunun-faydalari/

Kadınlar günü kutlamaları adına herkese en içten dileklerimi iletiyorum! “Dünyamızda erkek gücü kadın gücünü kontrol ettiği için, gelecekte kadın gücü erkek gücünü kontrol edecek” Midrash Tehilim, 73:3

Erdemli kadınların faziletleri sayesinde İsrail ulusu Mısır köleliğinden çıktı. Rabbi Akiva, Yalkut Shimoni, Tehilim

Nesiller ancak erdemli kadınların faziletleriyle kurtarılır . Midrash Zuta, Rut 4:11

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 9

Kabalistik bir grubun ilkesi, dostlara karşı özel bir tutumdur.

Yorum:  Grupta çalışma prensiplerinden biri, her bir dostun bireyselliğine değer vermektir.

Benim Cevabım: Herkese, yeteneklerini gösterme fırsatı vermek, bu konuda onlara yardım etmek gerekir, böylece dostların tüm yeteneklerini belirlerken, ortak bir arzu, niyet, çabanın maksimum gelişimine ulaşırız.

Yorum: İlke şu şekildedir: Dostlarınızı sürekli yüceltin ve egoizminizin düşük seviyede olduğunu hissedin.

Benim Cevabım: Yani, bir egoist olarak, her zaman grupla ilgili olarak kendimi alçaltmalıyım, dostlarımla her konuda onlara yardım etme ve onları destekleme arzusu ile ilişki kurmak zorundayım. İçimde olumlu ve olumsuz iki güç vardır. Olumluyu en üst düzeye çıkarın ve olumsuzu en aza indirin.

Yorum: Başka bir ilke: Dostları, egoizmimin bana gösterdiğinden daha fazla ıslah olmuş bir halde görmeye çalışmak.

Benim Cevabım: Dostlarımı, benden daha fazla ıslah olmuş görmeye çalışmalıyım. O zaman, onlara yakınlaşma, onların önünde kendimi eğme arzusuna sahip olacağım. Onlara olan hayranlığım bana ilerleme gücü verecek.

Soru: Bir sonraki prensip: Dostların önünde kendini iptal et. Burada tam olarak ne yapılması gerekir?

Cevap: Bu bir kişinin içinde doğal olarak ortaya çıkar. Kişi grup içinde çalışırken, istesin veya istemesin, kendisini diğerlerinden daha daha düşük hissetmeye başlar. Dostlarında güç ve iyilik görür, fakat kendi içinde görmez.

Dahası, bunun kendi başına olduğunu söylemiyoruz, ancak kişi, kendi çabasıyla kendini dostlarının önünde iptal edebilir. Yani, kendisini dostlarının önünde yapay olarak alçaltmak ve kendini onlardan daha kötü, alçak, daha az gelişmiş olarak görmektir. Bu, kişiye onları yüceltme, onların vasıtasıyla Yaradan’ı yüceltme ve böylece ilerleme fırsatı verecektir.

 

Manevi Bayramlar, Bölüm 1

Bayramlar Tekrarlanan Koşullardır

Soru: Kabalistlerin kutladıkları özel tarihlere “bayramlar” veya “gelenekler” denilebilir, ancak hepsi özel manevi bilgiler taşır. Bazıları tarihsel olaylar olarak vardır, bazıları Kabalistik kaynaklarda basitçe anlatılmıştır.

“bayram” kelimesinin kendisi, İbranice’de “חג” – “Hag” dır. Bu ne anlama gelir?

Cevap: “Hag”, “Mehuga” sözcüğünden gelmektedir (saatteki ibre/yelkovan).  Yani, bunlar maneviyatta ilerlemek isteyen herhangi bir kişinin manevi koşullarını temsil eden, tekrarlayan olaylardır.

Manevi alan, dünyamızın üzerindedir ve kendi başına var olur.  Manevi nitelikleri ve güçleri edinen bu insanlar, bu alana dahil olurlar ve kendilerini belirli manevi koşullarda hissederler.

Bu koşullara Hag, Mehuga denir yani tekrarlayan ve geri dönen koşullardır.  Başlangıçta, üst dünya sisteminin yapısından gelirler ve aşağı inerek dünyamızda tezahür ederler.

İlk koşul,  Roş Haşana’dır (Yeni Yıl).  Bu tarih, kişinin yaratılışını temsil eder ve bu nedenle onu kutlarız. Dünya bundan beş gün önce yaratılmış ama bunu kutlamıyoruz.  Adem sisteminin yaratıldığı zamanla, Yeni Yıl ile ilgileniyoruz.

O, bizim dünyamızdaki bir insan değil, bizi kontrol eden manevi bir sistemdir.  Ondan önce cansız, bitkisel ve hayvansal doğayı kontrol eden sistem oluşturuldu. Yaratılışın altıncı gününde yani altıncı derecede, Adem olarak adlandırılan sistem ortaya çıktı.

Soru: Bu, Adem’in tüm realitemizi kontrol eden bir program olduğu anlamına mı gelir?

Cevap: Bizi kontrol eden bir program var ve onun içinde alt programlar vardır.  Bunlardan biri, en merkezi olanı,  Adem (insan) olarak adlandırılır.

 

Dünya – Gerçeklik Mi, İllüzyon Mu? Bölüm 11

Edinimin Bilgeliğine Hakim Olma

Soru: Yaradan’ın sonsuz olduğunu ve bu nedenle O’nu tanımlayamadığımızı söylemek doğru mudur?

Cevap: Gerçek şu ki, Yaradan hakkında konuşmamız için çok erken. O’nun hakkında değil kendimiz hakkında konuşmalıyız: Duygularımıza ne ölçüde güvenebiliriz, dün ile bugünün bilgilerini karşılaştırabilir miyiz, analiz edip ifşa edebilir miyiz yani edinimin bilgeliğine hakim olabilir miyiz?

Edinim sistemi, metodoloji oldukça karmaşıktır. Kabala bize bunun içinde ne kadar sınırlı olduğumuzu açıklar. Bu sınırlama sadece bizim için değil, bilim adamları için de, herkes için de geçerlidir.

Dünyamızda, algımız hakkında doğru bir şey söyleyemeyiz. Bu sadece Kabala’nın yardımıyla, Bina derecesinin üzerine çıktığımızda mümkündür.

Bina ( Havana, İbranice “anlayış”) bir algıdır. Bu derecenin üzerinde olunduğunda, özgecilliğe ıslah edilmiş arzularımızda üst ışığı, Hohma’nın ışığını almaya başlarız; yani ihsan etme uğruna alıp Yaradan’a benzer hale geliriz. O’na benzediğimiz ölçüde, edinimler, onları kontrol etme yeteneği hakkında konuşabilir ve bir şekilde onları birbirleriyle karşılaştırabiliriz. Gerçekte henüz bu hala çok uzaktadır.

Bu olmadan, her zaman doğru yoldan sapacak ve birbirimizi anladığımızı ve kendimizi diğerleriyle karşılaştırabileceğimizi düşüneceğiz. Bu çok büyük bir problemdir. Bu nedenle, Zohar Kitabı’nın yazdığı gibi, insanlar mutlak karanlıktadır. Gözleri kapalıyken yürürler, hiçbir şey görmezler, doğru bir şekilde var olduklarını ve her birinin diğerine öğrettiğini düşünürler.

 

Gelecek Toplumun İnşası, Bölüm 2

Kişinin Sorumluluğu

Baal HaSulam, “Geleceğin Toplumunun İnşası”: Alma kanunu, cezası anında verildiği için çok az dikkat gerektirir. Bundan dolayı, onu asla ihmal etmeyiz. Ancak, ikinci kuralın, topluma ihsan etme gerekliliği kanununun,  cezası derhal toplanmaz. Bize dolaylı olarak gelir.

Soru: Toplum ihsan etmemizi talep etmez; bu nedenle topluma ihsan etme yasasına itaat etmiyoruz. Doğa, bizi bunun için cezalandırır. Ancak ceza da hemen gelmediği için bu yasaya uymuyoruz.

Yasa neden örtülü? Topluma ihsan etmediğimi ve toplumun ya da doğanın beni hemen cezalandırdığını açıkça görürsem, farklı davranırdım.

Cevap: O zaman insan değil, hayvan olurdunuz. Bir insan ve bir hayvan arasındaki fark, hayvanın tamamen doğa yasalarına tabi olmasıdır. Doğa kanunlarını yerine getirip getirmeme konusunda özgür seçimi yoktur. Bir hayvan her şeyi içgüdüsel olarak, doğanın sert etkisi altında, herhangi bir soru sormadan yapar.

Aksine insanlar, doğa yasalarını yerine getirme ya da getirmeme özgür seçimine sahiptirler. Ancak sorun şu ki, kişi, doğanın yasalarını yerine getirmek istemeyecek şekilde yaratılmıştır.

Doğa,Yaradan, kişinin  kendini doğanın kanunlarını yerine getirme yükümlülüğünün anlaşılması noktasına geliştirmesini ister. Kişinin kendi uğruna bile değil başkalarının uğruna, böylece kişi,  veren, tamamlayan, doğuran ve gelişen doğayla aynı olacaktır.