Category Archives: Maneviyat

Dünyayı İyiliğe Yönlendirmek

Üst olan, bizden sadece bir tepki bekler. Işık parçaları yukarıdan aşağıya (her birimize) gelir ve doğru tepki vermemizi ister. Üstteki, alttakine ne olduğunu, alttakinin hangi koşulda olduğunu çok iyi bilir çünkü bu koşulu insan için, O oluşturur.

Elbette üstteki alttakinin neye hazır olduğunu bilir. O, özgür seçim için tüm dışsal ve içsel koşulları kendisi için düzenler ve en alttakiler için anlaşılmaz ve bilinmeyen tek bir şeyi en alta bırakır: Tifferet’in (Klipat Noga), ortadaki üçte birini. Bu durumda alttaki orta çizgiyi kendisi oluşturmalıdır.

Alttaki, üsttekinin etkisine karşılık olarak orta çizgiyi doğru bir şekilde oluşturursa, bu onun ödüllendirildiği anlamına gelir. O zaman, gerçekten kendini ve tüm dünyayı (o anda yukarının kendisi için oluşturduğu tüm çevreyi) iyiliğe yönlendirir.

Bu nedenle, bir eksiklik (Hisaron) hissettiğinde, aşağı olandan istenen tek şey, kendisini ve tüm dünyayı iyiliğe yönlendirmek için yukarıya dönmesi ve eksik olan unsuru O’ndan almasıdır.

Ne de olsa, alttaki bilgiden, hissiyattan ve bu durumda da karar verme yeteneğinden yoksundur. Bütün bunları yukarıdan almalıdır.

Üstteki, ona bir Klipat Noga bırakır, böylece alttaki O’na dönüp eksik olanı almak ister. Eğer alttaki, Klipat Noga için bu dolguyu almaya hazırsa, o zaman onu alır ve bu, onun mevcut derecede edindiği ek ihsan etme gücüdür ve bu nedenle bir sonraki dereceye yükselir.

Yom Kippur – Egoizmin Farkına Varma

Soru: Roş HaŞanah boyunca kişi yeni bir hayata başlamaya karar verir ve doğasının üzerine çıkması gerektiği gerçeğine rağmen, yine de Yom Kippur’dan önceki on gün içinde, tüm niteliklerini kontrol etmek ister.

Bunları Yaradan’ın nitelikleriyle karşılaştırarak, hiçbirinde Yaradan gibi olamayacağını görür ve Yom Kippur’da onlar üzerinde bir kısıtlama yapmaya karar verir ki bu, bizim dünyamızda beş kısıtlama ile temsil edilir.

Bundan beş gün sonra, beş Sefirot’u simgeleyen Sukkot bayramı başlar. Bu bayramların özü nedir?

Cevap: Yeni Yıl (Roş HaŞanah), insanların af dilediği bir dizi gün ile önceden gelir. Eylemlerini, yaptıkları iyi ve kötü şeyleri bir şekilde değerlendirirler ve genel olarak, özellikle de iyi bir şey yapmadıklarını anlarlar.

Böylece insan davranışlarını kontrol eder ve “O’ndan başkası olmadığı” için, Yaradan’ın üst iradesine itaat etmek zorunda olduğu sonucuna varır. Üst iradeyi dünyaya hükmeden tek güç olarak kabul eder. Bu durumdan, kendini değerlendirmeye başlar. Kişi gerçekten de Yom Kippur’a kadar devam eden eylem ve işlerinin çok ciddi bir analizini yapar.

Yom Kippur, kişinin içinde tek bir büyük egoizmin hareket ettiğini ve bunun üzerine çıkması gerektiğini anladığı içsel koşuludur. Ne de olsa Tora’nın ana emri “komşunu kendin gibi sev” dir ve kişi bundan kesinlikle uzaktır ve hatta bunun tam tersidir. Bu nedenle af diler.

Bu, kişi egoist arzularını kullanmayı bırakmaya hazır olduğu zaman, Yom Kippur’un ilkesidir. Bir insanda onlardan sadece beş tane vardır. Bu nedenle, dünyamızda beş kısıtlama ile temsil edilirler: yeme, içme vb.

Zohar Kitabı, Bizler İçin İfşa Oldu

Zohar Kitabı, sadece günümüzde ifşa olabildi çünkü gelişimimizde cansız, bitkisel ve hayvansal seviyeleri geçtik ve insan seviyesine ulaştık (İnsan – Adem, “Edomeh” kelimesinden gelir, Yaradan’a benzer anlamındadır).

Bu nedenle bugün hayatımızda kriz, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığı hissediyoruz.

İşte bu nedenle Zohar Kitabı, ıslahımızı gerçekleştirebilmemiz yani hepimizin bir bütün olarak birbirine bağlı olduğu, sonsuzluğun Malhut’unda olduğu gibi; aramızdaki aynı bağlantı sistemine ulaşabilmemiz için ifşa edilmiştir.

Islahın ilk aşaması “kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” denir. Bu, Hafetz Hesed (kendisi için hiçbir şey istemeyen) seviyesidir, korkudan (endişeden) dönüş seviyesidir.

Islahın ikinci aşaması daha yüksektir, komşunu kendin gibi sevme seviyesidir, sevgiye ya da ihsan etme uğruna almaya dönüş seviyesidir.

Bu iki ıslahı da yapmak zorundayız ve bunların her ikisi de insanlar arasındaki ilişkilerde uygulanır.

Ne de olsa Yaradan,  ıslah olmuş ilişkilerimiz vasıtasıyla ifşa olur yani komşumuza olan sevgimiz ve ihsanımız ölçüsünde ya da “Başkasının sevgisinden Yaradan sevgisine” sözüyle ima edildiği gibi.

Bir grup Kabalist tarafından yani insan seviyesine ulaşmak isteyenler arasında uygulanması dışında, tek bir ıslah gerçekleştirilemez.

Onlar birbirleriyle olan ilişkilerinde, sonsuzluğun Malhut sistemini inşa ederler ve onun içinde sonsuzluğun ışığını yani Yaradan’ı hissetmeyi arzularlar.

Zohar Kitabı bunun için bize güç, arzu ve içsel edinimler vermelidir.

Bu nedenle, Zohar’ı okurken, kişi,  hepimizin bir olduğu ve kalpteki noktalarımızın yani maneviyat arzularımızın birleştiği ve bu ortak arzular vasıtasıyla içinde Yaradan’ı hissedeceğimiz manevi kabımızı, Şehina’yı ya da sonsuzluğun Malhut’unu inşa ettiğimiz niyetini korumaya çalışmalıdır.

Zohar’ın yazarları, Rabbi Şimon grubu gibi, birlikte hissetmeli ve aramızdaki bu bağ sistemi içinde Kitap’ın ne hakkında konuştuğunu hayal etmeye çalışmalıyız.

Ne de olsa Zohar, sadece aramızdaki bağdan bahsediyor, onu sözde bu dünyaya ait her türlü form ve imgeyle anlatsa da, aslında ruhumuzun güçleri hakkında konuşuyor.

Manevi Dünyayı Kazanın

Soru: Manevi yolu takip etme seçeneğiniz var mı, yok mu?

Cevap: Seçenek yoktur. Bu kaderdir, o kadar.

Soru: Bir insanın yükü yüklenme koşulunda mı yoksa zaten çıkışta mı olduğu nasıl ayırt edilir? Bu sistemde yazılı mıdır?

Cevap: Her iki durumda da, kişiyi gerçekten her şeye hazır ve ilerliyormuş gibi kabul etmeliyiz; olan oluyordur. Egoizmin birçokları için nasıl çalıştığını görüyoruz. Bizim toplumumuzda egoizmi uygulamanın ne kadar zor olduğunu anlıyorlar, burada egoizm için bir tatmin yok ve ayrılıyorlar.

Soru:  Yani insanın başka seçeneği yok mu, nasıl olsa gidecek mi?

Cevap: Grubun önünde başını ne kadar eğdiğine bağlıdır. Sadece bu. Kişi bunu yapmalıdır.

En önemli şey devam etmektir: “Hiçbir yere gitmiyorum, burada kalıyorum, sadece burada var oluyorum.” İşte bu kadar! Belirleyici olması gereken budur: ayrılmak dışında ne istersen yap. Benimle ne istersen yap, sadece beni kapı dışarı atma.

Yorum: Ama birçok insan için, kalıp acı çekmektense ayrılmanın daha kolay olduğunu söylediniz.

Cevabım: Bu onların bileceği şey! Manevi dünyayı kazanmak istiyorsanız, o zaman onun için çalışmalısınız. Öğrenciler benimle, grupla, çalışmayla ve dağıtımla düzgün bir şekilde temasa geçtiklerinde, bu çalışma nispeten daha kolay ilerler.

Roş HaŞanah – Af Dileme Zamanı

Roş HaŞanah, günahlarınız için Yaradan’dan af dileme zamanıdır. Başka bir deyişle, Yaradan’ın önemi ve büyüklüğü konusunda bir fikre sahip olmadığımı hissediyorum ve bunun için özür diliyorum. Ne de olsa, Yaradan’ın büyüklüğünü ve önemini hissetseydim, o zaman elbette farklı davranırdım. Görünüşe göre bende eksik olan sadece Yaradan duygusudur.

İşte bu yüzden talep ediyorum: “Seni hissetmeme izin ver ve ben farklı olacağım!” İnsanın Yaradan’a söylemesi gereken şey budur; doğru istek ve doğru özür budur. Sonuçta, neden günah işliyorum? Çünkü bende inanç denilen, Yaradan duygusu eksik. Yaradan hissiyatı yok, inanç yok ve bu nedenle beni durduracak kimse yok. Başka şekilde yapamam çünkü eğer Yaradan bana hükmetmezse, o zaman kötü eğilim, egoizm hükmeder.

Bu nedenle, Yaradan’dan benim üzerimde yönetimi almasını istiyorum. Bu benim ana isteğim, ardından Roş HaŞanah’ya geliyoruz, krala geliyoruz ve O’nu, üzerimizde hüküm sürmesini için görevlendirmek istiyoruz.

Tüm günahlarımdan tövbe etmek, ıslahımı engelleyen her şeyi bilmek ve hissetmek istiyorum. Yaradan’dan gözlerimi açmasını ve günahın ve emrin nerede olduğunu hissetmeme izin vermesini istiyorum ki O’nun verme, sevme ve birleştirme sözünü nerede yerine getirdiğimi ve nerede tersini yaptığımı anlayabileyim.

Şimdi, hayatımın her anında bunu hissetmiyorum. Hissetseydim, elbette gelişirdim. Sorun şu ki, kendimi kontrol edebileceğim, Yaradan’ı ve ihsan etme gücünü hissetmiyorum. Ve bununla, Yaradan’a dönerim ve bana ihsan etme gücü konusunda kendimi sınama fırsatı vermesini talep ederim ve o zaman asla bir suç işlemem.

Bizler, geçmişi hatırlamıyoruz ve onun için af dilemiyoruz. Olanlar için değil, ıslah için çabalamadığım ve Yaradan’ın bu konuda bana yardım etmesini istemediğim için ağlamalıyım. İlerlemek istiyorum, geçmişe dalıp yaptıklarıma gözyaşı dökmek değil.

Ben mi bir şey yaptım? Ben hiçbir şey yapmadım, her şeyi Yaradan yaptı. Ve bunu bir amaçla yaptı ki böylece artık neyi düzeltmem gerektiğini biliyorum. Bu kötülüğü, şimdi ifşa olan günahı alıyorum ve ıslah etmeye başlıyorum. Bütün özlemim ileriye doğru, geriye değil. Fark bu!

Güneş, Ay ve Dünya

Soru: Bizim algımıza göre Ay ve Güneş nelerdir? Kabala’nın bakış açısından, bu iki nesne ile olan ilişkisine göre Dünya nedir?

Cevap: Dünya alıcı kısımdır. Güneşin ışığını alır; kendi ekseni etrafında döner ve her seferinde diğer tarafını Güneş’e açar. Dünya, Güneş ve Ay arasındadır ve bu nedenle Ay’ı Güneş’ten gizler. Bu, Ay’ın evresini belirler.

Her şey, Ay, Dünya’nın etrafında belirli bir periyotla dönecek şekilde düzenlendiğinden, bir ay takvimimiz vardır. Dünya, kendi ekseni etrafında dönerken dünyevi, 24 saatlik bir takvim oluşturur ve Ay ile birlikte Güneş etrafında dönerken de yıllık bir takvim oluşturur.

Ayrıca, tüm güneş sisteminin dönüşü, Yahudi takviminde (29 yıl vb.) işaretlenen özel dönemler yaratır.

Kabala’nın bakış açısından Güneş, Zeir Anpin’i temsil eder, Dünya, Malhut’u temsil eder ve Ay, aralarındaki bağın derecesini gösterir. Dünya’nın bir perdeye sahip olmasının ölçüsü, Ay’ın evrelerinde görülebilir. Dünya’nın Ay’ı güneş ışığından ne ölçüde koruyabildiği, bize perdenin büyüklüğünü gösterir.

Bunu Ay’ın evrelerinde tersten görürüz çünkü kendi yansımam dışında kendimi görmem. Büyüyen ay, perdemin büyümeye başladığı ve dolunaya kadar büyüdüğü ve ardından azalmaya başladığı anlamına gelir. Dolayısıyla gelişimin dört aşamasından ikisi büyür, ikisi azalır ve ardından yeni bir dönem başlar. Manevi araç olan Kli’nin (kap) gelişiminde gerçekleşen şey tam olarak budur.

İki Tür Işık

Hohma’nın ışığı, yaratılan varlığın benliği ve canlılığı olarak kabul edilir. Hasadim’in ışığı yalnızca ıslahlar için, yaratılan varlığın tamamlanması için ışık olarak kabul edilir (Baal HaSulam, On Sefirot Çalışması, Cilt 1, Kısım 1, Bölüm 1).

Soru: İnsan bu iki ışığı nasıl deneyimler?

Cevap: Başlangıçta, kişi Hohma ışığını hiçbir şekilde hissetmez. Bizim dünyamızda, insan bir şeyden haz almak istediğinde bu ışığın sadece mikro dozunu hisseder. Kişi Hassadim ışığını ancak ihsan etme, başkalarına haz verme arzusuna sahip olduğu ölçüde hisseder. Hemen hemen, her iki ışık da başlangıçta bizden gizlenir ve kendimizi onları hissedecek şekilde geliştirmemiz gerekir.

Genellikle kişi, insanı ıslah etme metodunun, Kabala metodunun yardımıyla onlara aşina hale gelir. Bir grup içinde çalıştığımız, dostlarımıza daha yakın olmak istediğimiz, onlara Yaradan gibi ihsan etmek istediğimiz ve ihsan etme niteliğini mümkün olduğunca uyguladığımız ölçüde, Yaradan’ın ihsan etme ışığının içimize girdiğini hissetmeye başlarız.

Sağ ve Sol Çizgilerin Simbiyozu

Soru: Herkesin sol çizgiye sahip olmadığını söylediniz. Ona sahip olmanın ya da olmamanın avantajı nedir?

Cevap: Esas olarak, herkesin iki kısımdan oluşan bir ruhu vardır: ihsan etme niteliği (sağ çizgi) ve alma niteliği (sol çizgi). Ancak, görünürde üçüncü bir çizgi yokmuş gibi olabilir. Üçüncü çizgi, her iki çizgiyi yani bir insandaki iki zıt niteliği hizaya sokar ve sonucu verir. Ondan “insan” imajını inşa eder.

Bunun açıkça ifade edildiği ruhlar vardır ve bunun olmadığı ruhlar vardır. Tıpkı vücudumuzdaki organlar gibi, daha çok önemlileri ve daha az önemlileri vardır. Anne karnında diğerlerinden daha hızlı gelişenler vardır ve bir tür kuyruk veya başka ilkel organlar gibi görünenler de vardır. Yani rahim içi gelişimindeki bir kişi aynı anda bir içsel gelişimden geçer.

Bu nedenle, insanda organlar gelişirken her biri kendi içinde önemlidir. Daha önemli ve daha az önemli olanlar olmasına rağmen, sonuçta bunlar tek bir sistemdir.

Manevi dünyada daha çok önemli veya daha az önemli bir şey yoktur çünkü Yaradan’a benzerlik açısından, vücudunuzda bazı hücreler eksikse, O’na benzemiyorsunuz demektir. Bu kurala göre maneviyatta önemsiz şeyler yoktur çünkü maneviyat mükemmelliktir. Eğer bir nokta eksikse, o zaman bu zaten kusurludur.

Bu yüzden, dünyadaki her insanın önemini anlamalıyız. Evrendeki her şeyin kendi net bir amacı vardır ve onu yok etmek yasaktır. Doğanın verdiği her şey var olmalıdır.

Yorum: Yaradan’ın sağ çizgi olduğunu ve orta çizginin var olmadığını söylediniz.

Cevabım: Evet ama ihsan etme niteliğinin içimizde uyumlanması gerektiğinde, bu sadece sağ çizgide alınamaz. Alma niteliği nerede?

Sağ çizgi sadece ihsan etme niteliğidir, dolayısıyla sol çizgi gereklidir. Soldaki sadece almaktır; bu ancak Yaradan’ın zıddı olabilir. Sonrasında orta çizgi yükselir – bu simbiyoz, bu bağ temelinde, iki çizginin parçalama sırasında, ıslah sırasında ve karşılıklı bütünleşme sırasında karşılıklı olarak birbirine nüfuz etmesi temelinde- çalışmaya başlar.

Soru: Bu, çabalamanın önemli olduğu, sol çizgiden ayrılmadan sağ çizgiye doğru çaba gösterilmesi gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet. Sol çizgiyi alıp onunla sağ çizgiye giderseniz, orta çizgiye ulaşırsınız.

Zohar – Mitler ve Efsaneler

Soru: Zohar Kitabı etrafında pek çok hikâye var. Onlardan hangisi güvenilirdir?

Cevap: Bu bilinmiyor. Bu Kitap uzun bir süre gizli kaldığı için, gerçek Kabalistlerin – Ari ve Baal HaSulam’ın, söyledikleri dışında hiçbir varsayıma inanmıyorum.

Rabbi Şimon, Meron Dağı’na gömüldü. Olan şey bu. Tek bir şey biliyorum: Rabaş, Rabbi Şimon’un mezarına gitti ve ben ondan, kaynağa bağlı kalarak ne kadar yükseldiğini hissettim.

Asla başka bir yere gitmedi: Ağlama Duvarı’na ya da Rambam, Ramchal veya Rabbi Akiva’nın mezarlarına gitmedi; sadece Rabbi Şimon. Onun için bu sadece yaslanmaktı.

Soru: Rabbi Şimon, Rabbi Akiva’nın öğrencisiydi. Kaç yaşında onunla çalışmaya başladı?

Cevap: O zamanlar çok küçük yaşta başlarlardı. Prensip olarak hayatı boyunca çalıştı ama kaç yaşında başladığını bilmiyorum. Kural olarak, çocuklar üç yaşından itibaren Tora’yı ciddi bir şekilde çalışmaya başlarlardı. On Sefirot Çalışması’na Giriş‘te ve kutsal yazılarda yazılan budur, bir adam oğluna üç yaşından itibaren ihsan etme niteliklerini öğretmekle yükümlüdür.

Yorum: Rabbi Şimon’un nasıl Rabbi Akiva’nın öğrencisi olduğuna dair iki versiyon duydum. Birincisi, henüz erken çocukluk döneminde olağanüstü yeteneklere sahip olmasıydı. İkincisi, evliyken okumaya geldi ve Rabbi Akiva onu kabul etmek istemedi. Sonra Rabbi Şimon, iddiaya göre onu Tora çalışmalarını Romalılara anlatacağı konusunda tehdit etmeye başladı ve daha sonra onu kabul etti.

Cevabım: Şahsen ben bunu okumadım ve okumak da istemem. Benim için ne fark eder? Biz, bir kişinin içsel ediniminden bahsediyoruz.

Bu dünyaya hayvan kabukları içinde bakmıyorum. Onların içlerinde ne olduğunun ne önemi var?! Ben bu dünyaya sadece onu yöneten ve her şeyi belirleyen güçlerin bakış açısından bakıyorum. Hiçbir anlamı olmayan ve kendi başına var olmayan bir şeye neden bakayım?

Yorum: Ancak bu hikâyeler Kabala öğrencilerine Meron Dağı’nda tura çıkarıldıklarında anlatılıyor.

Cevabım: İnsanları daha fazla içsel bir çalışmaya çekmek için böyle söyleniyor. Ne yapabilirsiniz? Bir kişi yavaş yavaş edinime çekilmelidir. Yeni başlayanlara kuantum fiziğini öğretmeye başlayın ve onlara zamanın, mesafenin, hareketin olmadığını, her şeyin sonsuzluk, sınırsızlık olduğunu söyleyin. Onlara kuantum dünyasını açıklamaya çalışın. Dünyada kaç kişi bunu anlar? Ve maneviyat bundan daha da yüksektir.

Atzmuto ve Işık Arasındaki Fark

On Sefirot’un Çalışılması’nda, Atzmuto ile ışık arasında bir fark olduğu yazılıdır. Atzmuto ulaşılamaz bir şeydir – yaradılışın köküdür. Ve ışık, bu kökten kaynaklanan, yayılan ve birçok farklı türde yaratılış oluşturmaya devam eden şeydir.

Baal HaSulam, ışığın tam olarak Atzmuto’dan farklı olduğunu yazar çünkü yaratılanın niteliği, alma arzusu zaten ışığın doğasında vardır. Ve Atzmuto, buna sahip değildir.

Soru: Atzmuto’nun Yaradan’ın özü olduğunu söyleyebilir miyiz? Yaradan’da kendisi için bir şey alma düşüncesi hiç yok mu?

Cevap: Yaradan, var olan her şeyin kaynağıdır. Her şey onun içindedir. Ama O’nun hakkında çok fazla konuşamayız çünkü O’nun hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.