Category Archives: Maneviyat

İptal Olmak Nedir?

Soru: İptal olmak bir beceri midir?

Cevap: İptal olmak, gelecekle hiçbir kişisel ilişkiniz olmadığı zamandır. Efendinizin size söylediği her şeyi yapmak zorunda olan bir köle gibisinizdir. Ama aynı zamanda herhangi bir ödül de beklemezsiniz. Onun arzusunu istemeden değil, bilinçli olarak, kendi özgür iradenizle yerine getirirsiniz.

Soru: Amacım dostumun Hisaron’unu ortaya çıkarmak mı?

Cevap: Onun Hisaron’unu açığa çıkaramazsınız ve asla da çıkarmayacaksınız. Ona yardım etmek için tüm arzunuzla çabalıyorsunuz. Onu kendiniz için açığa çıkarmazsınız, ama ona tamamen katılmak istersiniz. Bu konuda siz onun kölesisiniz.

Ruhların Sirkülasyonu

Soru: Bugün burada bulunan ruhlar, geçmiş nesillerden gelen aynı ruhlar mı yoksa yeni uyanışlar mı?

Cevap: Ruh, ihsan etme niteliğine ulaşmayı, başkalarıyla bağ kurmayı amaçlayan bir arzudur. Her seferinde yenidir çünkü her türlü değişimden geçer. Bu yüzden onun daha öncekiyle aynı ruh olduğu söylenemez. Böyle bir şey yoktur.

İbrahim’in bulunduğu seviyeye yükselebilirsiniz ve o zaman sanki onun içinde yaşıyormuşsunuz gibi onun hissettiği her şeyi tam anlamıyla hissedersiniz. Bu aynı ruh değildir, İbur Neşamot- ruhların döllenmesi denilen şeydir.

Soru: İnsanlar manevi olarak uyandıklarında, mutlaka önceki bir koşuldan bir Reşimo’ya mı sahip olmaları gerekir, yoksa bu yeni bir uyanış mıdır?

Cevap: Yeni bir şey yoktur. Yaradan, Domeh (benzer) kelimesinden yani Yaradan’a benzer anlamına gelen, Adem adında tek bir birleşik ruh yarattı. Sonra her biri, her birimizde ve genel olarak tüm nesillerdeki tüm insanlarda bulunan özel bir ruh olan birçok parçaya bölündü.

Siz Nasıl İsterseniz, Öyle Olur

Soru: Çaba göstermeyi ve neşe içinde çalışmayı nasıl birleştirebilirsiniz?

Cevap: Çaba gösterdiğinizde, neden neşe olmasın?

Soru: Çaba göstermek bir tür eksiklik hissi, kötü bir eğilim gibi görünüyor ve bunun üzerinde çalışmanız gerekiyor.

Cevap: Siz neşe hissetmeyi de istemelisiniz.

Soru: Yani neşe çabadan önce gelmemeli mi?

Cevap: Siz nasıl isterseniz, öyle olacaktır.

Yaradan Düşündüğümüzden Daha Yakın

Soru: Her şeyin Yaradan’dan geldiği ve duyularımızdaki her şeyin Yaradan olduğu ruh halini nasıl geliştirebiliriz?

Cevap: Kendinizi her zaman zorla bunun içinde tutun.

Soru: Ruhsal durumların belirli bir döngüden geçmesi gerekir mi?

Cevap: Evet, ama bunların hepsi bize yakındır. Bize manevi gibi görünen şeylerin – Yaradan ve benzeri – düşündüğümüzden çok çok daha yakın olduğunu anlamalıyız.

İlerlemenin Yolları

Soru: Kongrelerde genellikle rastgele onlu gruplar halinde toplanıyoruz. Bu konuda izlemem gereken yol nedir? Ne için çaba göstermeliyim?

Cevap: Her birimizin pratikte yok olduğu ve ortak bir şey hissettiğimiz tek bir bütünsel, küçük sistemde onluyla bağ kurmak için kendinizi iptal etmek: bütünsellik, herkesin her şeyde karşılıklı olarak birbirini tamamlamasıdır.

Bazen Yaradan’a ihsan etmemiz gerektiği perspektifinden gideriz ve bunun için bağ kurmalıyız. Ya da başka bir yol izleyebiliriz: önce dostlarımızı düşünürüz, üstelik bu Yaradan’la temas kurmak için gereklidir. Her iki yol da geçerlidir. Buna “insanlar ve Yaradan arasındaki emirler” denir.

Yaradan İle Bağa Doğru

Soru: Maneviyatı oynamaktan aldığımız keyif ve minnettarlık, Tora’yı ve emirleri ne kadar iyi yerine getirdiğimize mi bağlıdır?

Cevap: Yaradan’la bağ için nasıl çaba gösterdiğinize bağlıdır.

Soru: Yaradan’ın yaratılışı memnun etmek istediği söylenir, ancak bu bir eksiklikten (Hisaron) dolayı değildir. Bu bizim de Hisaron olmadan hareket etmemiz gerektiği anlamına mı gelir?

Cevap: Yaradan’ın bizi Kendisine çekmek için büyük bir Hisaron’u vardır. Dostların bağı için Hisaron’a ihtiyacımız var ve sonra da Yaradan’a kolektif yükseliş için.

Soru: Utanç ateşi bizi O’na yaklaştırır mı yoksa uzaklaştırır mı?

Cevap: Utanç ateşi sizi sadece Yaradan’a yaklaştırır.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 126

Soru: Yaradan’ın nazik ve sevgi dolu olduğuna dair zihin hesaplaması ile kalpteki gerçek duygularımız arasındaki mesafenin üstesinden nasıl gelebiliriz?

Cevap: Bu size gelecektir. Bu arada, kalbin üzerinde hesaplamalar yapın.

Soru: İnanç bir amaç mıdır yoksa araç mıdır?

Cevap: İnanç, Yaradan’a ulaşmanın, onu hissetmenin bir aracıdır.

Soru: Duygularınıza ve bilginize inanmamak, ama her şeyi dostlarınızın algısıyla görmek ve hissetmek mantığın üzerinde bir inançtır. Bunu başarırsak bize ne olacak?

Cevap: Yaradan’a yükselebileceğiniz bir Kli oluşturacaksınız.

Soru: İnancın gücü neye bağlıdır?

Cevap: Yaradan’a doğru birlikte çabaladığınız birlik arzunuza.

Soru: Neslin en erdemlisi kimdir ve bilgiyi doğrudan Hochma‘nın ışığından almayı nasıl başarır?

Cevap: Erdemli kişi, ışığı doğrudan Yaradan’dan alan, Yaradan’la böyle bir bağa ulaşan kişidir ve hepimiz birlikte ona bağlanırız.

Soru: Kalbin ilk egoist tepkisini durdurmayı nasıl öğrenirsiniz?

Cevap: Sadece dua ederek. Herhangi bir kelimeyle, kalbinizi ıslah etmesi için Yaradan’a dönün.

Soru: Sık sık onluya tavsiyelerde bulunuyorsunuz ama herkesin sizi nasıl duyduğunu bilmiyoruz. Onlunun arzu ettiği koşul, Rav’ın sözlerini nasıl uygulayacağımızı kavrarken herkesin bir fikri olması mıdır?

Cevap: Görüşlerin farklı ya da aynı olması önemli değildir. Önemli olan birlikte çalışmayı öğrenmenizdir.

Dünyanın Kabala’ya Neden İhtiyacı Var?

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş gibi Kabalistler, Kabala üzerindeki baskıyı azaltmak için mi Kabala’yı dünyaya yaymaya çalıştılar?

Cevap: Hayır, bu nedenle değil. Kabalistler, Kabala’yı dünyaya anlatmaya çalışırlar ki hızlı bir şekilde, iyi bir şekilde Yaradan ile bağ kurulsun çünkü bu, dünya için en iyi koşuldur. Ama en önemlisi, bu Yaradan için arzu edilen bir şeydir.

Ve her ne kadar dünya için çok üzülseniz de, bu ona olan sevginizden değil, öncelikle Yaradan’a olan sevginizdendir çünkü O’na haz verme arzusuyla daha fazla çalışmalısınız.

Aynı benmerkezci mücadele burada da yaşanıyor; ne için? Kesinlikle artık kendiniz için değil. Dünyanın iyiliği için mi yoksa Yaradan’ın iyiliği için mi? Ve burada böyle bir ikilik ortaya çıkıyor. Sonuçta, tüm bileşenler – ben, dünya, Yaradan – doğru ambalajda bir araya getirilmeden tutarlı bir eylem inşa etmek imkânsızdır çünkü ancak o zaman sonuç verirler. Dolayısıyla bunların doğru kombinasyonu üzerinde çalışmak gerekir.

Bu nişan almaya benzer; gözünüzün, arpacığınızın ve nesnenin aynı çizgide olması için tüm eksenleri hizalamanız gerekir. Sonra hedefi vurursunuz. Burada da durum aynıdır.

Arzuların Hizmetindeki Akıl

Soru: Akıl farklı bir gerçeklik algısını nasıl kabul eder? Sık sık aklın zararlı olduğunu söylüyorsunuz. Ama öte yandan yardım ediyor.

Cevap: Akıl arzulara hizmet eder. Eğer arzular, yaratılış hedefine, doğayla, Yaradan’la dengeye doğru çabalamayı amaçlıyorsa, o zaman bu akıl faydalıdır. Aktive edilmeli, geliştirilmeli, teşvik edilmelidir.

Ancak akıl, başkalarına zarar vermeye yönelmişse, o zaman elbette bir şekilde ehlileştirilmesi gerekir çünkü bizi geriye götürür.

Yani, eğer bir kişi herhangi bir hayvani tutkuya kapılmışsa, bunun bir önemi yoktur. Önemli olan, insan seviyesine ait olan aklın, yaratılanlarla birliğe ulaşmaya ve doğayla, Yaradan’la birleşmeye yönlendirilmesidir.

Yaradan’a Yaklaşmanın İşareti

Soru: Çalışmaya ve onluya ne kadar dahil olursak, eksikliğimizi o kadar çok hissediyoruz. Sadece, hala Yaradan’dan uzak olduğumuzu anlayarak ilerliyoruz. Bu doğru mudur?

Cevap: Hayır, yanlış. İlerleme, her birinizdeki ve tüm onludaki kötülüğü açığa çıkarmaktan ibarettir ve açığa çıktığı ölçüde, Yaradan’a yaklaşırsınız, uzaklaşmazsınız.

Yaradan’a giderek daha fazla zıt hissettiğiniz gerçeği, tam olarak Yaradan’a yaklaştığınızı gösterir.

Soru: Eğer egoizm kendimizi ıslah etme gerekliliğini gizliyorsa, Yaradan’a ıslah için nasıl dua edebiliriz? Gücü ve derinliği nereden alabiliriz?

Cevap: Dostlar aracılığıyla, aranızdaki bağ aracılığıyla; bunu birbirinizden almalısınız.