Category Archives: Kabalistler

Bir Kabalistin Ruhuyla Bağ Kurma

Zohar Kitabı’nın yazarı Rabi Şimon’un (RAŞBİ) mezarını, sanki orada özel bir enerji varmış gibi ziyaret etmek neden gelenekseldir? Böyle bir yer, en büyük Kabalist olan RAŞBİ ile bir “bağ kurma noktası” görevi görür.

Kişi onunla bir bağ kurmak isterse, bu gibi yerler ona daha büyük bir şans verir. RASHBİ’nin ruhuyla gerçekten bağ kurmayı arzulayanlar ve gerekli çabayı gösterenler bunu başarabilirler.

Bağ kurmak, sadece mezarlıkta değil, herhangi bir yerden mümkündür, ancak “kök ve dal” manevi yasasına göre, oradaki fırsat daha büyüktür. Bir Kabalist, kendisine egoizm ekleyen biyolojik bedeninden kurtulduğunda, daha da kutsallaşır, Yaradan’a daha da yakın hale gelir. İşte bu yüzden insanlar mezara gelir. Bu, tüm Kabalistler için geçerlidir, ancak RAŞBİ kıyaslanamaz; O, diğerlerinin çok üstündedir.

Bir Kabalistin ruhu ile bağ kurma, onun yazılarını çalışarak da kurulabilir ve neyin daha güçlü bir şekilde işe yarayacağı, kişinin ruhunun köküne bağlıdır. Ama tabii ki kişi Kabalist ‘in eserlerini hiç çalışmaz ve sadece mezarını ziyaret ederse, gerçek bir bağ kurulamayacaktır. Orijinal kaynağa bir bağ gereklidir.

Bir Kabalist artık fiziksel bir bedende değilse, kişi onun mezarına gidebilir ve ona daha yakın olmak isteyebilir. Aynı istek, Kabalistik metinleri çalışırken de yapılabilir. Sonucun ne kadar güçlü olacağı, kişinin manevi köküne ve Kabalist ile bağ kurma arzusunun ardındaki niyete bağlıdır.

Bir ruhun kökü, Yaradan tarafından belirlenir ancak kişinin ne kadar içtenlikle dua ettiği ve bağ noktasına ulaşmak için ne kadar çaba gösterdiği kişiye bağlıdır. Sadece dua, Yaradan’ı kişinin ruhunun kökünü gerçekleştirmeye ikna etmeye yardımcı olabilir. Kişi, RAŞBİ’nin manevi kökü ile bağ kurma fırsatını istemelidir.

Birçok Kabalist vardır, ancak RAŞBİ Yaradan ile yakından bağlantılı ve tüm ruhlarla ilişkili eşsiz bir ruhtur. Eğer dua eder ve kendi içinizde özel bir manevi Kli (kap) oluşturursanız, onun eşsiz manevi kökünden aydınlanma alabilirsiniz.

Pek çok şey, kişinin ruhunun köküne, Kabalist ile olan bağlantısına, onun yazılarına, kutsal mezarının bulunduğu yere bağlıdır, ancak kişi kendi ruhunun kökünü nasıl bilebilir? Yaradan’dan anlayış isteyin, belki bir cevap alacak ve ruhunuzu kökünü ifşa edeceksiniz.

 

Ruhtan Ruha Bağ

Bir Kabalist ile kurulan bağ, ruhla ruhun birleşmesidir: ruh ruha (Ruach beRuach). Kişide, manevi köküne bağlandığı yeni bir manevi nokta ortaya çıkar. Kişi, kiminle bağ kurduğunu bilir ve hisseder.

Kişi, RAŞBİ veya Baal HaSulam’ın ruhuyla bağ kurduğunda, oradan güç ve aydınlanma alır ve Kabalistle içsel bir bağ hissetmeye başlar, daha fazlasını verme, daha fazlasını sevme yeteneği kazanır. Yine de her Kabalist’ten, o Kabalist’in bize iletmek istediği şeye bağlı olarak, kişi benzersiz bir şey alabilir.

Kişi, sürekli olarak tam da eksikliğini duyduğu şeyi talep etmeli ve bu talebin, ruhun kökünün gerçekleşmesi için doğru doyumla ilgili olmasına gayret etmelidir. Hepsi bu.

Islah Yukarıdan Geldiğinde

Kabalistler, ülke çapında dine dönüş planlamıyorlar ki herkes tefilin takmak için sıraya girsin. Hiçbirimiz bu yönde düşünmüyoruz bile. Özellikle de dünya uluslarıyla ilgili olarak. Islah olmuş olsalar bile, onlar da tüm bu emirleri yerine getirmek zorunda kalacaklar mı? Tabii ki hayır!

Baal HaSulam, kişinin kendi dininde bile kalabileceğini yazar, zira bunun bizim ne yaptığımızla hiçbir ilgisi yoktur. Tüm bunlar zaten sadece manevi olarak gerçekleştirilir: ilişki, niyet ve kişinin Yaradan’la olan içsel bağı.

Bunu açıklamak kolay olmayabilir ama bu içsel, kişisel ıstırabın ölçüsüne ve genel, kolektif ıstırabın derecesine bağlıdır. Eğer gerçekten bunu üstlenmemiz gereken bir duruma ulaşırsak, bu bizim içsel hazırlığımız olarak hizmet edecektir ve insanlar bunu duyacak ve yardım isteyecek başka bir yerimiz olmadığını anlayacaklardır.

Buna Yaradan’a yakarış denir. Bu bir duadır, MAN yükseltmektir – tüm bunlar aslında aynı şeydir. Başka seçeneğiniz yok, buna mecbursunuz. Acı çeken, sevdiği biri ciddi şekilde hasta olan bir kişinin içsel endişesi, korkusu, kaygısı bu şekildedir. Bu kesinlikle onda ifşa olur. Bu şeyler genel olarak onun durumunu ıslah eder ve biz de bunun böyle olduğunu görürüz.

Islah ediyorlar ne demek? Tabii ki hiçbir şeyi ıslah edemezler ama yukarıdan gelen bir ıslaha yol açarlar.

Bir Kabalist Ne İster?

Bu dünyada görülebilecek her şeyi görmek ve başarılabilecek her şeyi başarmak istiyorum. Manevi dünyada bu bir sorun değildir. Ama bu dünyada maneviyatı somutlaştırmak, işte asıl görev budur.

Ne kadar yaşayacağım beni ilgilendirmiyor. Dünyanın, Kabala bilgeliğini varoluşunun devamı için bir metot olarak, Dünya’daki geçici yaşamdan başka bir boyuta: manevi olana yükselmek için bir metot olarak kabul ettiğini görmek istiyorum.

İnsanlar bunu hissetmeye başladıklarında, bu teoriyi ve yaşam biçimini kabul ettiklerinde, bir sonraki aşamaya yükselmeleri gerektiğini, şu anda algıladığımız ve deneyimlediğimiz tüm bu dünyanın, sadece onun üzerine yükselmek için var olan bir tür yapı olduğunu gördüklerinde, Baal HaSulam ve öğretmenim, büyük oğlu Rabaş’ın onlar için hazırladıklarını kabul ettiklerinde, o zaman bu gerçekten ışığa giden doğru yol olacaktır.

Ancak o zamana kadar, insanlığın ne gibi acılara katlanmak zorunda kalacağını kim bilebilir? Öyle ya da böyle bu sonuca ulaşacaktır, ancak bunun en az acıyla gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kimse bilemez.

Bu nedenle tüm kararlarda hazır bulunmak ve insanlığın Kabala’yı nihai gelişimi için bir yöntem olarak kabul etme yolunda ilk adımlarını atmasına yardımcı olmak istiyorum.

Bir Kabalistin Görevi

Yorum: Yüksek manevi seviyelerdeki bir Kabalist olarak, sürekli kendi arzunuza karşı gidiyorsunuz ve derslere yeni gelenlerle aynı sevinçle değil, büyük olasılıkla zorlu bir koşulda geliyorsunuz.

Cevabım: Ne olmuş yani? Bu benim görevim. Elbette benim için zor ama en büyük yükümlülüğü hissediyorum. Bu konuda bir soru bile yok.

Bunun dağıtımın, Yaradan’ın çizgisini bu dünyada yürütmenin bir aracı olduğu bir durumdayken nasıl derse gelmem? Bunu yapmak için yetkilendirildim.

Ben sadece yukarıdan gelen bir görevi yerine getiriyorum ve bunu gerçekleştirme fırsatı bulduğum için minnettarım. Ve her gün üç saatlik bir ders vermeyi, açıklama yapmayı, blog yazmayı, soruları yanıtlamayı ve televizyon programına çıkmayı başarmam bir mucize.

Bunu bir hediye, Yaradan’ın bana yaptığı büyük bir iyilik olarak görüyorum. Zor olup olmaması ne fark eder ki? Bu çok önemli, çok gerekli! En azından ben böyle görüyorum. Bana güç veren de bu.

Gelecek Nesil İçin

Soru: Eğer Zohar Kitabı’nı açsaydım ve kimse bana bunun önemli olduğunu söylemeseydi, muhtemelen onda hiçbir şey bulamazdım, sadece bir peri masalı. Bizimle hiçbir ilgisi olmayan birinin bu kitabı açtığını hayal edin. Orada ne bulur? Ne okur?

Cevap: Hiçbir şey, ama bu kitap hakkında benden öğrenecektir. Aynı zamanda, derslerimizin bazı kayıtlarına sahip olacaktır. Kitabı açacak ve kaydedilmiş derslerimizi izlemenin veya dinlemenin yanı sıra, onu çalışacak ve bu ona üst dünyaya bir giriş sağlayacaktır.

Bundan önce, Rabaş’ın grup hakkındaki, insanlar arasındaki bağ hakkındaki makaleleri ve ayrıca Zohar Kitabı’na yaklaşımı şekillendiren, Baal HaSulam’ın makaleleri gibi diğer literatürü okumalıdır. İşte bu şekilde Zohar Kitabı’nın kendisine ulaşacaktır.

Eminim ki sonunda insanlar özellikle bununla meşgul olacaklar.

Bence sonraki nesil nihayetinde, bir insanın şimdiki kadar çok çalışmasına gerek olmadığı sonucuna varacak. Sadece gezegenimizi tüketmek ve tamamen gereksiz şeyler üretmek için çalışmalı mı?! Sadece varlığı için gerekli olanı üretecek ve kalan tüm zamanını ise manevi bilgiyi öğrenmeye, yaymaya ve bilgi alışverişine harcayacak.

İnsanlar yavaş yavaş her iki dünyada da var olduklarını hissetmeye başlayacaklar. Eminim ki bu, bir sonraki nesilde olmasa da, ondan bir sonraki nesilde olacak. Ama kesinlikle olacak.

Yorum: Ama siz bizzat şu anki koşulda yaşıyorsunuz.

Cevabım: Kendi zamanımda yapmam gerekeni yapıyorum. Kendimi Kabalistlerin zincirinde bir halka gibi hissediyorum. Net bir amacım var. Sanırım bu, hayatımda açıkça görünüyor – neye kendimi adadığım ve neyi yerine getirdiğim. Bununla ilgili hiçbir sorum ya da sorunum yok.

Kabalistlerin Soyundan Gelenler

İsrail halkının kökeni “babalara”, Kabalistlere dayanır. Bu nedenle, tüm yapıları diğer ulusların yapısından farklıdır. O dönemde hüküm süren krallar ve bakanlar bile diğer uluslarda olduğu gibi aristokrat değillerdi.

Bir grup Kabalistin soyundan gelen tüm ulus, başlangıçta herkesin eşit olduğunu ve hiç kimsenin bir diğeri üzerinde hak etmediği herhangi bir ayrıcalığa sahip olmadığını, ancak dünya halkları arasında olduğu gibi babadan veya anneden miras yoluyla aldıklarını belirten açık bir yasaya sahipti.

İsrail halkı arasında hiçbir zaman kölelik ya da bir kesimin diğeri üzerinde baskı kurması söz konusu olmamıştır. İbrahim’in zamanından beri, her çocuğun maneviyatı edinmesinin öğretilmediği, okuyamadığı ve ne için yaşadığını bilmediği hiçbir durum olmamıştır. Bu, Tapınağın yıkılmasından yüzlerce yıl önceydi.

Böylece halkın temelinde ıslahın sonu için gereken koşullar, yasalar ve görevler başlangıçta atılmıştı. Ancak yıkımın gücünden etkilendiklerinde, komşularının ahlakını benimsediler ve sonuç olarak her şey dağıldı.

Dünyanın tüm uluslarıyla karışmış olmalarına rağmen, bu yine de insanların kendilerinde herhangi bir değişikliğe, birinin diğerlerinin üstünde veya altında olduğuna dair yasaların getirilmesine, eğitim alanında, sosyal işlevlerde vb. değişikliklere yol açmadı.

Gerçek şu ki, Kabalistler halkın temelinde durdular ve böylece ıslahın temeli atıldı. Bu grup gerçekten de insanlığın geri kalanının ıslahına öncülük edebilir. Bu ıslahlara neden olduğundan değil, ama dünya uluslarında doğru formlarını uyandırır.

Bedenin Ötesindeki Kabalist

Soru: Bir Kabalist başka bir boyuta geçtiğinde, bu dünyada olup bitenleri bedeni olmadan gözlemleyebilir mi; yani süreci yandan gözlemleyebilir ve etkileyebilir mi?

Cevap: Doğal olarak! Ama bedenler şeklinde değil, güçler şeklinde.

Bedenleri görüyorsunuz. Örneğin, şu anda bilgisayar ekranınızda beni görüyorsunuz. Ama ya beni ekranda değil de sabit diskin içinde görebilseydiniz? İşte tüm bilgi orada!

Neden monitöre bakmanız gerekiyor ki? Doğrudan sabit diske bakın! Hepsi bu kadar. Neden beş duyuya ihtiyacınız var? Neden bu “kılıflara ve kaplamalara” ihtiyacınız var? Elektronların içinde, üst manevi yaşamın olduğu yer burasıdır. Bir Kabalist böyle görür.

Tam bir resim vardır ve hepsi maneviyatın içindedir. Dünyamız maneviyatın içinde yer alır.

Örneğin, küçük çocuklar hakkında konuştuğumuzda, onların arzuları, çabaları ve nitelikleri hakkında konuşuruz, dış görünüşleri hakkında değil. Bizimle ilgili oldukları düzeyden, bizimle bağ kurdukları düzeyden konuşuruz.

Yani bizim dünyamızın tüm nitelikleri manevi dünyada tamamen yoktur. Manevi dünyada yalnızca egoist güçleri algılarız.

Yorum: Ama öte yandan, manevi dünyayı her zaman bizim dünyamızın seviyesine indiriyorsunuz.

Yanıtım: Çünkü gerçek bir fark yoktur! Tek fark kişinin nasıl algıladığıdır: biri bu şekilde görür, diğeri başka şekilde görür. Ama dünyaların kendileri mevcut değildir.

Soru: Şu anda bir ekran aracılığıyla konuşuyoruz, telepatik olarak değil. Biz iletişim kuruyoruz ve bu bilgi bir şekilde başkalarına ulaşıyor. Neden bu şekilde olmak zorunda?

Cevap: Aramızdaki bağın gerekliliğini anlamamız ve gerçekten birleşmeyi istemeye başlamamız için!

Düşünce Düzeyinde İletişim

Yorum: Kabalistlerin kelimeler olmadan iletişim kurabildiğini söylüyorsunuz. Bizim dünyamızda iletişim genellikle harfler ve sesler aracılığıyla gerçekleşir.

Yanıtım: Ancak manevi dünyada bu, düşünceler aracılığıyla gerçekleşir. Düşünce en büyük, ebedi, en sadık ve mükemmel güçtür.

Hiçbir sınırlaması yoktur ve sonsuz bir hızla her yöne, her yere, her şekilde, dünyalar arasında, yaşayanlar ve ölüler arasında yayılır. Düşünce her şeydir.

Soru: Geçmişin Kabalistleri ile düşünce yoluyla iletişim kurabilir misiniz?

Cevap: Elbette. Kiminle olduğu önemli değil. Öğretmenimle, kesinlikle, hala onunla iletişim kuruyorum; hala onu hissediyorum.

Ne de olsa, fiziksel olarak bana yakın olduğunda, onu hissettim ve bu his içimde kaldı.

Öyleyse onu gözlerimle görmem ya da kulaklarımla duymam ne fark eder?

İçimde olan şey onun içsel imgesiydi, dışsal değil. Şimdi de aynı şey geçerli. Bu imge içimde kalmaya devam ediyor – fiziksel bir imge değil, onun dünyaya, bana, kendisine ve Yaradan’a karşı tutumu, başka bir deyişle manevi imgesi.

Kabalistlerin İletişim Yöntemleri

Soru: Kabalistler birbirleriyle iletişim kurarken sıradan bir dilde mi yoksa bir tür anlaşılmaz dilde mi konuşurlar?

Cevap: Hiçbir şey söylemeyebilirler ve ortak bir perde aracılığıyla bağ kurarlar. Aralarında ortak bir perde aracılığıyla ruhlarıyla iletişim kurabiliyorlarsa neden bu bedene ihtiyaç duyuyorlar?

Elbette birbirleriyle de konuşabilirler. Buna ek olarak, iletişim kurabilirler ve her biri kendini belirli bir aralıkla sınırlayabilir ve diğerine açılmayabilir.

Böyle bir seçenek var ve bazen birbirlerine zarar vermeme ya da kendilerini ifşa etmeme ihtiyacı var – her şey herkesin iyi niyetine rağmen oluyor.

Yani, Kabalistlerin iletişim kurmaları için çok sayıda fırsat vardır: kitaplar aracılığıyla, şarkılar aracılığıyla, müzik aracılığıyla. Ve onlar, bu hisleri ve resimleri içsel olarak inşa ettikleri için, maddi dünyada ve aynı zamanda bir sonraki boyutta yaşadıkları için, duyularında onun içindedirler ve böylece iletişim kurarlar, ancak sadece form eşitliği yasasına göre. Bu doğanın en genel, en küresel, en temel yasasıdır.