Category Archives: Kabalistler

Ruhlar Sistemini Uyandırın

Soru: Öğretmeniniz Rabaş, bu bilgeliğin gizlendiği dönemdeki Kabalistler zincirinin son halkasıydı. Şimdi siz onun halefisiniz. Ama sistem her şeyi öyle bir şekilde düzenliyor ki.

1995’i şu anda olanlarla karşılaştırırsak, o zamanlar sadece birkaç kişi Kabala çalışıyordu, ama şimdi Kabala çalışmakla ilgilenen tüm bu insanların nereden geldiğini bile bilmiyorum. Bu nasıl oluyor?

Cevap: Bu, ruhlar sisteminin uyanmaya başladığı anlamına geliyor. Bu benimle ilgili değil. Materyallerimizi her yere dağıtsak da, onları bir vitrin gibi herkese sunmaya çalışsak da, bu tek başına insanları özellikle uyandırmaz.

Onlar yukarıdan, içlerinden, ruhlarının tarafından uyanırlar. O anda, çalışmalarına başlayabilmeleri için doğru Kabalistik materyallere sahip olmalarını sağlamak için çabalıyoruz.

Soru: Tembelliğimiz ya da hız eksikliğimiz, maneviyatın aktarılmasını geciktirebilir mi?

Cevap: Elbette. Bu nedenle, görevimi net bir şekilde bilerek, hem zaman hem de hacim açısından mümkün olduğunca yerine getirmeye çalışıyorum.

Soru: Görevinizi tam olarak biliyor musunuz?

Cevap: Hayır, beni nelerin beklediğini bilmiyorum. Belki yeni bir ihtiyaç ortaya çıkacak. Ancak Kabala’yı dünyadaki her insan için mümkün olduğunca erişilebilir hale getirmem ve kaynakları herkese sunmam gerektiğini biliyorum.

Bu, Zohar Kitabı’nı erişilebilir kılmak, ardından Rabaş’ın tüm makaleleri ve Baal HaSulam’ın Kabalistik materyalleri üzerinde çalışmak anlamına geliyor. Başka bir deyişle, bunları dünyadaki herhangi bir kişinin anlayabileceği ve kavrayarak ilerleyebileceği şekilde aktarmalıyım.

Rabaş’ın Yeniliği

Soru: Rabaş’ın bir grup içinde çalışmanın kurallarını ilk belirleyen kişi olduğunu söylüyorsunuz. Baal HaSulam bunları tanımlamadı mı?

Cevap: Kabalistler bu konuda fazla konuşmazlardı; bu tür şeyleri çok kişisel sayarak gizlerlerdi.

Onlar sadece üst dünyaların yapısını tarif ettiler, böylece onların eserlerini okuyarak üst ışığı çekebilirdiniz. Ancak bundan önce, kendinizi, sizi ve grubu nasıl şekillendirmeniz gerektiği, ilerleme arzusu ve üst ışığa ihtiyaç duyduğunuz daha büyük ihsanlara yükseliş pratikte tartışılmamıştır. Bu her bir kişinin içsel çalışması, kalbindeki çalışmasıdır.

Bu nedenle, Rabaş’tan önce, insanlığın grup çalışmasının büyük bir açıklamasına ve uygulanmasına ihtiyacı yoktu. Rabaş grup içinde karşılıklı etkileşim kurallarını çok açık bir şekilde tarif etmiş, ancak henüz zamanı gelmediği için yazılarını kamuya açıklamamıştır.

Onun grup içinde çalışma yönteminin, dünya için yaptığı en önemli şey olduğunu görüyoruz. Aslında çok şey yaptı ama bu bizim için en önemli ve en gerekli şey. Şu anda bu teknik kuruluşumuzda ve bizde uygulanabilir.

Onun adıyla anılmamızın bir nedeni var: Bnei Baruch. Gerçekten de bunun dışında başka bir şeye ihtiyacımız yok. Baal HaSulam’ın dediği gibi, dost sevgisi kesinlikle tüm sorunlarımızı örter.

Kabalistin Çalışmasını Yenilemek

Doğa üstü olan meselelerde dua etmek imkânsızdır. (Rabaş, Çeşitli Notlar, 357, “İbrahim İshak’ın Babası Oldu”).

Soru: “Doğa üstü” olan bu şeyler nelerdir?

Cevap: Doğa üstü, o seviyeye ulaşmadığımız için dua edemediğimiz şeydir, başımızın üzerindedir, dualarımızın üzerindedir.

Doğamızın üzerinde olan ihsan etme niteliği için dua etmek için, bu duayı yazan Kabalistin içinde bulunduğu koşulu açıklayan bir koşula girmemiz gerekir. O zaman kişinin kendi koşulunda yükseltmesi gereken duayı anlamaya ve ifşa etmeye başlayacağız. Bizler, adeta onun çalışmasını yeniliyoruz.

Şamati’yi Hissetmek

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş, bize Şamati makaleleri şeklinde bir hazine bıraktılar. Bağımızı güçlendirmek ve birbirimizi daha fazla hissetmek için bu makalelerle daha derin çalışmayı nasıl öğrenebiliriz?

Cevap: Önce bir makale okuyun ve ardından grubun içinde erimek için çaba gösterin. Ardından, başka bir makale okuyun ve bir kez daha grubun içinde kaybolun. Bu şekilde dönüşümlü olarak devam edin ve her seferinde aynı makalede veya farklı makalelerde tamamen farklı koşullar göreceksiniz. Her şey size bağlı ve her seferinde yeni olarak algılanacak, son derece yeni.

Öğretmenim Rabaş, her zaman uykudan önce içinde Şamati makalelerinin kayıtlı olduğu defteri açar, birkaç satır okur ve sonra uykuya dalardı. Bu defter her zaman onun yanındaydı.

Onun ne derece Kabalist olduğunu ve şimdi okuduğumuz bu makalelerde ne gördüğünü bir düşünün – manevi dünyanın ne anlama geldiğini bile anlamayan bizler. O zaten tüm dereceler boyunca yükselmiş ve alçalmıştı, bir piyanodaki gibi gamlarını çalıyor, manevi dünyanın tüm alanı boyunca yukarı ve aşağı hareket ediyor, şu anda okuduğumuz aynı makaleleri okuyordu.

Bu nedenle her şey birbirimizle ne kadar bağda olduğumuza bağlıdır; böylece onluya özen göstererek ihsan etme niteliğini kendimizden ifade edebiliriz. Ve bu ölçüde Şamati’yi hissedeceğiz.

Bir Kabalistin Özgüveni

Soru: Bir Kabalistin özgüveni nasıl ifade edilir? Dış dünyaya nasıl aktarılır?

Cevap: Bir Kabalistin özgüveni, sadece Yaradan’la olan bağından gelir. Yaradan’la olan birliktelikleri ölçüsünde, hata yapmayacaklarından, insanlara ihtiyaç duydukları şeyi ileteceklerinden ve böylece onlara yardım edeceklerinden emin olurlar.

Bir Kabalistin Istırabı Nedir?

Soru: Bir Kabalist ıstırabı nasıl tanımlar? Onun için ıstırap nedir?

Cevap: Bir Kabalistin ıstırabı, Yaradan’ı memnun edememektir. Böyle bir koşula ulaşmak için düşünmeniz, akıl yürütmeniz, dostlarınızla bağda olmanız ve birbirinizle daha da fazla birleşmeye çalışmanız gerekir.

Soru: Pişmanlıklar olmadan, ıslahlar da olmaz. Kabalist pişmanlıkların yalnızca gelmesini mi bekler yoksa bir şekilde onlara sebep mi olur?

Cevap: O, onları çağırmaz. Onlar gelir.

Dünyanın Kabala’ya Neden İhtiyacı Var?

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş gibi Kabalistler, Kabala üzerindeki baskıyı azaltmak için mi Kabala’yı dünyaya yaymaya çalıştılar?

Cevap: Hayır, bu nedenle değil. Kabalistler, Kabala’yı dünyaya anlatmaya çalışırlar ki hızlı bir şekilde, iyi bir şekilde Yaradan ile bağ kurulsun çünkü bu, dünya için en iyi koşuldur. Ama en önemlisi, bu Yaradan için arzu edilen bir şeydir.

Ve her ne kadar dünya için çok üzülseniz de, bu ona olan sevginizden değil, öncelikle Yaradan’a olan sevginizdendir çünkü O’na haz verme arzusuyla daha fazla çalışmalısınız.

Aynı benmerkezci mücadele burada da yaşanıyor; ne için? Kesinlikle artık kendiniz için değil. Dünyanın iyiliği için mi yoksa Yaradan’ın iyiliği için mi? Ve burada böyle bir ikilik ortaya çıkıyor. Sonuçta, tüm bileşenler – ben, dünya, Yaradan – doğru ambalajda bir araya getirilmeden tutarlı bir eylem inşa etmek imkânsızdır çünkü ancak o zaman sonuç verirler. Dolayısıyla bunların doğru kombinasyonu üzerinde çalışmak gerekir.

Bu nişan almaya benzer; gözünüzün, arpacığınızın ve nesnenin aynı çizgide olması için tüm eksenleri hizalamanız gerekir. Sonra hedefi vurursunuz. Burada da durum aynıdır.

Kalbinizin Gizli Köşeleri

Soru: Rabaş ile çalıştığınızda size kesinlikle şöyle dedi: “Soru sorma. Zamanı gelecek ve her şeyi kendin anlayacaksın.” O zamanda, manevi edinime ulaşabileceğinize inanıyor muydunuz?

Cevap: Bir kişinin üst dünyayı edinmiş olanlara güvenmekten başka seçeneğinin olmadığı bir “bilgelere inanç” konsepti vardır. Buna inanmayabilirsiniz ve gidip başkalarına danışabilir veya kendiniz bir şeyler yapmaya çalışabilirsiniz; bu sizin seçiminizdir.

Bizim dünyamızda, askıya alınmış bir durumdasınız. Şu soru ortaya çıkıyor: nasıl ilerleyeceksiniz? Kendi aklınızla mı? O zaman tüm hayatınızı sürekli hareket eden bir makine icat ederek, herkes gibi ya da çeşitli mucitler, meraklılar ve deneyciler gibi darbeden darbeye giderek geçireceksiniz.

Kalbinize güvenmekten başka seçeneğiniz yok: o ne öneriyor ve kendinizi neye bağlamalısınız? Dünya bilgelerle dolu, hepsi birbirine karşı ve hepsi haklı ve hepsi sizden daha zeki. Siz ne yapabilirsiniz? Elinizde tek bir şey var, kalbiniz. Zihniniz kim bilir nelerle dolu! Kalbinizin de kafası karışık!

Bu nedenle, gerçeğin nerede olduğunu ve neye ihtiyacınız olduğunu kalbinizin en gizli köşeleriyle, tüm benliğinizle hissetmeye çalışmanız gerekir. Ama aynı zamanda, kendinizi hayatın dayattığı her türlü katmandan arındırmaya çalışın ve içinizden hissedin: benimki nerede?

Belki meditasyona, Scientology’ye, yeni psikosomatik buluşlara ya da her neyse ona ihtiyacınız olduğunu göreceksiniz. Ya da belki kendinizi burada Kabala’da denemeniz gerekir. Bir kişiye yerini göstermesi gereken kalptir. Başka bir şey değil.

Kimseyi hesaba katmayın. Dünyamız zaten dahi olmadığını öğrendi. Herhangi bir zeki insanla konuşursunuz ve aynı gün olmasa bile birkaç gün sonra ve aynı sohbette, hepsinin sınırlı olduğunu ve yarı aldatma, yarı tahminler ve yarı inançlar üzerine inşa edilmiş bazı kaynaklardan türetildiğini anlamaya başlarsınız.

İnsan zihninin icat ettiği birine ya da bir şeye neden güvenesiniz ki? Yalnızca kalbinize güvenmelisiniz.

Ne de olsa kalbin ötesinde ne Kabalistler, ne filozoflar, ne Budistler, hiç kimse yoktur; onun derinliğinde yatana güvenin.

Kabalist Araştırmacının Dili

Soru: İbraniceniz sınırlı bir kelime dağarcığına mı dayanıyor?

Cevap: Evet, gerçekten de öyle ama daha fazlasına gerek yok.

Geçen yüzyılda iki büyük Kabalistik bilge vardı: büyük öğretmenimiz Baal HaSulam ve büyük Kabalist Rav Kook. Rav Kook, Baal HaSulam’a her zaman onun devasa bilgi, his ve içgörü katmanlarını aktarabildiği, küçük kelime dağarcığına gıpta ettiğini söylerdi.

Rav Kook’un kendisi, deyim yerindeyse, manevi sözün, edebi dilin ustasıydı. Onun dili çok süslü, ayrıntılı, karmaşık ve kafa karıştırıcıdır. Leo Tolstoy gibi bir buçuk sayfa uzunluğunda tek bir cümleyi okuduğunuz sürece, neredeyse hiçbir şey anlayamazsınız. Ancak o kendini böyle ifade ediyordu. Bu aynı zamanda kişinin karakterine de bağlıdır.

Bana gelince, özümde hala bir araştırmacı, bilim adamı ve sistematikçi olduğum için, gereksiz hiçbir şeye tahammülüm yok. Bu nedenle konuşmalarımda, açıklamalarımda her şeyi somutlaştırmaya çalışıyorum.

İnsan eğitiminde en önemli şeyin bu olduğuna inanıyorum. Ve duygular zaten kişinin içsel çalışmasına bağlıdır.

Neden İnsanlık Kabalistleri Duymaz?

Soru: Yaradan neden bir kişinin ıstırap ile Tora’nın yolu (egoizmi ıslah etme yolu) arasında bağlantı kuramayacağı şekilde düzenlemiştir? Bu, bunu yapmanın imkânsız olduğu anlamına mı gelir? Kişi zihninde bir şekilde bu bağlantıyı kurabilir; bir şeyler duyar, bir şeyler okur. Ancak kalpte değil. Yanlış bir şey yaptığımda bunun için aniden cezalandırıldığımı görmüyorum.

Cevap: Eğer kötü eylemlerimiz için anında ceza alacak olsaydık, bu irade özgürlüğü, bilincimiz ya da seçimimiz değil, sadece zorlama olurdu. Belli bir şekilde hareket etmeye zorlanırdık ve bunun özgür bir yanı olmazdı. İnsanların farklı davranmak için herhangi bir fırsatı olmazdı.

Soru: Bunun bizi seçme özgürlüğünden mahrum bırakacağını anlıyorum. Yine de dünyanın herhangi bir ülkesinde sokağa çıkıp bin kişiyle anket yapsanız: “İnsanlığın çektiği tüm acıların birlik olmamamızdan, birbirimizi sevmememizden ve kötü davranışlarımızdan kaynaklandığını söyleyebilir misiniz?” Eminim ki insanlar şöyle demeyecektir: “Evet, durum budur ve doğal afetlerin ve felaketlerin nedeni de budur.”

Yani bunları birbiriyle ilişkilendirmezler. Ve bu binlerce yıllık insan gelişiminden sonra oluyor. Neden?

Cevap: Çünkü içinde bulunduğumuz doğayı araştırmak istemiyorlar. Kendilerini haklı çıkarmak ve uygun gördükleri gibi davranmak onlar için daha kolay.