Category Archives: Kabala

Yaradan’a Uyum Sağlamak

Çalışma boyunca kişi şöyle demelidir: “Ben kendim için değilsem, kim benim için?” Çalışmanın o anında, kendi yükseliş ve düşüşlerini kendilerinin yaptığını, Tzava yani “kudretli adamlar” olarak adlandırılan, savaş adamları olduklarını düşünür. Daha sonra kurtuluşa erdiklerinde, orduların Efendi’sinin (Tzevaot) Yaradan olduğunu yani yaşadığı tüm düşüş ve yükselişleri Yaradan’ın yaptığını idrak ederler. (RABAŞ, Makale No. 6, “Çalışmada Mantık Ötesi Nedir?”)

Soru: Yaradan neden savaşçı olarak adlandırılır? Sonuçta her şeyi O yapıyor; hem düşüşleri hem de yükselişleri O veriyor.

Cevap: Bir insanın ve insanlığın hareketine katılabilmemiz için, bir şekilde Yaradan’la uyumlu olmamız gerekir.

Bu nedenle, burada söylenir ki, bu sürece aktif olarak katılmalı, keşfettiğimiz yetersiz katılımımızın olduğu her konuda kendimizi dua yoluyla incelemeli ve ıslah etmeliyiz.

Hem Almada Hem De İhsan Etmede

Soru: Malhut’un Keter’e dönüşmesi, çok ince bir nüanstır. Hissetmek istediğimiz geçiş bu mudur?

Cevap: Her şey yalnızca niyete bağlıdır. Eyleminizle ya ihsan etmek istersiniz ya da almak.

Gerçekte, ihsan etme yeteneğiniz yoktur. Bunu ancak, hem almada hem de ihsan etmede çalışabilecek bir niyete sahipseniz yapabilirsiniz.

Onlu’da Olmaktan Daha İyisi Yoktur

Soru: Yakın zamanda aramıza yeni bir dost katıldı. Onun onlunun bir parçası olmasını içtenlikle istedik. Ancak bir süre sonra çalışmamızı eleştirmeye başladı. İşlerin “doğru” şekilde nasıl yapılması gerektiğini söylemeye başladı ve sonunda ayrılmak istediğini açıkladı. Ne yapmalıyız? Onu tutmaya çalışmalı mıyız?

Cevap: Onu tutmaya çalışmanız gerektiğini düşünmüyorum. Eğer çalışmanızı eleştiriyor ve ayrılmak istiyorsa, bırakın gitsin.

Yine de, kendi aranızda durumu netleştirmeli ve onluda olmaktan, onlu ile birlikte sürekli yükselmekten daha iyisi olmadığını anlamalısınız. Hangi yolu izlediğiniz veya hangi soruları tartıştığınız o kadar önemli değil. Önemli olan, aranızda ve onunla birlik yönünde ortak bir niyete sahip olmanız ve bu şekilde birlikte ilerlemenizdir.

Yaradan’a İhsan Etmeye Çabalamak

Soru: Yaradan ile bağın derinliği, dostlarla bağın derinliğiyle orantılı mıdır?

Cevap: Dostlarla ne ölçüde bağ içindeysek, derinliği de o ölçüde hissederiz ve aynı ölçüde onu Yaradan’a yönlendirebiliriz.

O zaman O’nunla aynı “dalga boyunda” oluruz: biz alanlar, O ise ihsan eden olarak.

Soru: Onlu aracılığıyla Yaradan’a ihsan etmeye çabalamamız gerektiğini söylediniz. Hangi eylemlerin ihsan etme, hangilerinin ise Yaradan’dan alma olduğunu nasıl ayırt edebiliriz?

Cevap: Anladığınız şekilde hareket edin. Bu yine de sizi ,sizinle Yaradan arasındaki doğru bağa götürecektir.

Üstesinden Gelme Sorunu

Soru: Her zaman üstesinden gelme durumunda olmamız gerektiği yazılmıştır. Peki, bir grupla, bir onluyla çalışırken birden haz ve keyif hissettiğimde yolumun doğru olup olmadığı sorusu ortaya çıkıyor. Bu, hata yaptığım ve tam tersine, üstesinden gelmem gereken şeyler bulmam gerektiği anlamına mı gelir? Bu doğru mu?

Cevap: Eğer sürekli olarak Yaradan’ın ışığıyla daha büyük ölçüde dolmak istediğinizi hissediyorsanız bu doğrudur. Aynı zamanda, dostlarınızla da bağ içinde olursunuz çünkü onlar size güç ve hacim verir; siz de Yaradan’dan onlara ışığı ileten bir iletken gibi bu hacmi doldurabilirsiniz. Bu şekilde herkes yükselecektir.

Soru: Peki, o zaman neyin üstesinden geliyorum?

Cevap: Sizi aşağıya çeken egoizminizin üstesinden geliyorsunuz.

Yaradan’ın Kudretli Eli

Yaradan’ın, ihsan etme çalışmasını bu kadar zor kılmasının sebebi, kudretli elin ortaya çıkmasını istemesiydi. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Kudretli el ile onları gönderecek ve kudretli el ile onları kendi diyarından çıkaracak” (RABAŞ, Makale 14, “Pesah, Matsah ve Maror Arasındaki Bağlantı”).

Soru: Yaradan’ın kudretli elini ortaya çıkarmak istemesi ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan bize, bizi O’ndan, ihsan etme niteliğinden ve Yaradan’a benzerlikten uzaklaştıran belirli bir güç verir ve biz hiçbir şey yapamayacağımız bir koşulun içinde oluruz.

Yavaş yavaş direnç güçlerini biriktirdikten sonra, hepimiz bu güçlerin tamamına karşı çalışmaya başlarız. Yani, belirli bir onluda bulunmam gerekir—bu zorunludur—ve bu onluda kendimi bir ihsan eden olarak ortaya koymalı ve herkesi tek bir güçte toplamalıyım.

Böyle bir onluda olduğumuzda, Yaradan’a yaklaşmaya gayret edebiliriz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 71

Yaratılışın Amacı Nedir: “O’na Yapışmak” Mı Yoksa “Yarattıklarına İyilik Yapmak” Mi?

“Yarattıklarına iyilik yapmak” bir koşul iken, “O’na yapışmak” bir eylemdir. “O’na yapışmak” vasıtasıyla, O’nun yarattıklarına iyilik yapmak olan, yaratılış düşüncesini ediniriz. Eğer hedefe doğru, doğru bir biçimde ilerlersek, orta çizgiyi takip ederiz; bu ne sağ ne soldur, ikisinin birleşimidir. Soldan arzuları alırız; sağdan onları ihsan etme niyetiyle ıslah ederiz; her ikisinden de orta çizgide yükseliriz.

Baal HaSulam, “17. Mektubu”nda bu eylemin nasıl yapılacağını şöyle açıklar: “Size orta sütunun anlamını açıklayayım; bu, ‘Tora, Yaradan ve İsrail birdir’ anlamına gelir.”

  • “Tora” – ışık, manevi ilerleyişin yasaları ve kuralları.
  • “Yaradan” – hedef.
  • “İsrail” – Yaradan’a yapışma derecesine geri dönmeyi özleyen kişi, ruh.
  • “Bir” – 1. ve 3. durum birdir; kişi kendi çabalarıyla bu duruma yükselmelidir.

“Ruhun bedene gelmesinin amacı.” Neden bu dünyada bedenden ve ruhtan oluşuyoruz? Böylece ruh, bu dünyadaki yaşamımız boyunca “bedenle giyinmişken ödüllendirilecek” (Kabala ahiretten asla bahsetmez, sadece bu dünyadaki yaşamımız boyunca elde etmemiz gerekenlerden bahseder), “O’na yapışarak köküne dönecektir.” Bu yaşamda, iyiliğin ve hedefin zıttı olan “bu dünya” denen dereceden başlayarak, manevi merdivenin tüm basamaklarını tırmanmalı ve ıslahın sonuna ulaşmalıyız. Yolu bir yaşamda tamamlamayanlar, bunu birkaç yaşamda tamamlayacaktır.

Tüm nesiller boyunca, aynı ruhlar tekrar tekrar reenkarne olur ve bu dünyaya döner; süreç sonunda 3. duruma ulaşırlar. “Tanrın Rabbi sevmek, O’nun bütün yollarında yürümek, O’nun emirlerini tutmak ve O’na yapışmak” diye yazıldığı gibi. Nihai hedef, ruhun bedene girmeden önceki hali gibi “O’na yapışmak”tır.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 70

Bu Orta Noktadan, İyi İle Kötü Arasındaki Seçim Nasıl Yapılır?

“Orta” demek, iyi ve kötünün eşit göründüğü durum demektir. Peki, aralarındaki farkı nasıl ayırt edebiliriz? Bizim dünyamızda arzulara, cazibelere veya eylemlere “iyi” ya da “kötü” etiketi yapıştırılmış değildir. Eğer böyle etiketler olsaydı, özgür seçimimiz olmazdı. Biz, her türlü olasılığın ortasında ve bunlar tarafından eşit şekilde kuşatılmış durumdayız.

Peki, olasılıklar eşitse, nasıl seçim yapabiliriz? Yarı iyi yarı kötü olan Klipat Noga durumunda, hangi yönde ilerleyeceğimizi bilmezsek nasıl bir seçim yapabiliriz? Sonuçta, önümüzde ne olduğunu bilmeyiz. Önceden bilseydik, hangi seçimden bahsedebilirdik? Peki, o zaman seçimi nasıl yaparız?

Bu, yalnızca düşüşler ve yükselişler, başarısızlıklar yoluyla olur. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Yeryüzünde hayır işleyen ve günah işlemeyen erdemli bir insan yoktur.” Başarısızlıklardan ve durumun manevi dereceye, mükemmelliğe, Yaradan’ın durumuna nasıl zıt olduğunu hissetmekten, Yaradan’ı olumsuzluk aracılığıyla tanımaya geliriz ve O’nun kim ve ne olduğunu öğreniriz, nitekim şöyle yazılmıştır: “Işığın avantajı karanlıktan gelir.”, işte o zaman O’na özlem duyarız.

Bu özlemleri, Yaradan’a güç için yalvarmamıza ve böylece O’na yapışmamıza yol açacak gerçek bir arzuyu oluşturana kadar toplarız. Bu, yalnızca başarısızlık hissiyle olur.

Kutsal Kitap’ta bahsedilen Amalek, Klipot ve birçok fetihle ilgili savaşlar, İsrail Toprakları’na ulaşmak için yapılması gereken ayırımların araştırılmasıdır. (“Toprak” [Eretz], “arzu” [Ratzon] anlamına gelir; “İsrail” ise “doğrudan Yaradan’a” [Yashar-El] demektir.) Bu, arzumuzun Yaradan’ın arzusu ile tam olarak uyumlu hale geldiği bir durumdur. Bu, Ein Sof seviyesine kıyafetlenen, ışık seviyesinde perdeyi edindiğimiz bir koşuldur.

 

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular — 238

Soru: Kötü eğilimle olan savaşı kazanmak için doğru bağa gelmemiz gerektiğini sık sık duyuyoruz. Doğru bağ nedir?

Cevap: Aramızdaki doğru bağ, kimsenin öne çıkmaya çalışmadığı; aksine, herkesin diğerlerini birliğe doğru itmek istediği bağdır.

Soru: Dünyanın şeffaf hale gelmesi ne demektir?

Cevap: Bu, başkalarıyla olan bağımızı, anladığımız ve hissettiğimiz bir şey olarak, doğrudan hissedeceğimiz ve bu bağın her birimiz için en büyük başarı olarak önümüzde duracağı anlamına gelir.

Soru: Çatışan taraflar arasındaki sorunun, her iki tarafın da Yaradan’ın elini, diğerinin eylemlerindeki yönetimini tanımamasından ve bu algıda her iki tarafın da karşılıklı olarak birbirine bağlı olduğundan kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?

Cevap: Elbette. Ama mesele şu ki, bunu herkesin anlamasını sağlamalıyız ve tüm insanların, ortak bir sonuca ulaşmak için hepimizin birlikte ne yapmamız gerektiğini hissetmeleri gerekiyor. Keşfetmemiz, anlamamız ve kabul etmemiz gereken şey budur.

Soru: Gerçek manevi çalışma, sabit bir Kli aracılığıyla değil, onun formunun kaybolduğu ve yalnızca ışığa ulaşma niyetinin kaldığı anda mı gerçekleşir? Bu, yeni bir şeyin doğumundan önce formun iptali midir?

Cevap: Hayır, tam olarak belirttiğiniz gibi değil. Ancak bu, bizim uyandırdığımız genel ışığın etkisi altında yavaş yavaş şekillenecektir.

 

Dostlarınızın Hisaron’unu Nasıl Doldurabilirsiniz?

Soru: Dostlarımın Hisaron’unu (eksiklik) nasıl doldurabilirim?

Cevap: Onlara, eylemlerinizle yardımcı olarak. Ne istediklerini öğrenin ve o konuda onlarla birlikte olmaya çalışın.

Siz bir verici olursunuz çünkü dostunuzun neye ihtiyacı olduğunu görür ve onun bunu başarmasına yardım edersiniz. İşte böyle işler.