Category Archives: Grup

Grubun Merkezinden Akan Güç

Soru: Neden bağ kurma bilgeliğinin metodu ile olan paylaşılmış katılım, içsel dayanıklılığı uyandırır?

Cevap: Eğer aranızda küçükte olsa bir bağ uyandırırsanız o zaman Üst Gücün ışıması anında bu bağın içinde ortaya çıkar. İçten çıkan ve zarfının içine sizi kapayan müthiş bir gücü keşfedersiniz. Ve artık hiçbirşey size korkutamaz; tıpkı bir kozanın içinde gibisinizdir.

İşte grubun merkezinden gelen budur. Kendinizi, meyveyi çevreleyerek onu destekleyen yumuşak tabakası ile meyvenin içindeki küçük çekirdekler gibi hissetmeye başlarsınız. Bu, Yaradan’ın sevgisinin sizi kuşatması ve sizin de onu hissetmenizdir. Fakat, bu sadece ciddi gruplar içerisinde gerçekleşir.

Umarım ki, sizler de bu şekilde bir grubun merkezini inşa edeceksiniz, hem bölgesel hem de global olarak ve içerisinde de meyvenin yumuşaklığını ve kutsamasını hissedeceksiniz, o sıcak ve yumuşak sizi çevreleyen görünürdeki sis. Hepbirlikte bunun ile, kişi tamamen yeni bir boyuta giriş yapar ve ölümsüzlük hissiyatını edinir.

10 Mayıs 2014’de yayımlandı

Bariyer’den (Mahsom’dan) Geçiniz

Soru: Gruba geldiğimiz zaman tam olarak açıklanamayan bir özelliğe doğru büyük bir özlem duyuyoruz. Sonrasında bazı tatlar almaya başlıyoruz ve anlıyoruz ki, ihsan etmenin karakteristik özelliklerine doğru çekiliyoruz. Ancak, “Tüm bunları Bir olarak hissetmeye çalışın” dediğiniz zaman son derece korkuyoruz. Kaçmak için bir arzu duyuyoruz, ancak nereye doğru olduğu belirsiz çünkü bu durum bizi arkadan itiyor.

Cevap: Bu gerçekten çok güzel çünkü, kendi doğamıza, ihsan etme ve sevmeden daha zıt durumda olan başka hiçbir şey yoktur. Bundan feci derecede korkarız, bunu istemeyiz ve ona ulaştığımız zaman da arkamızı döner ve geriye gideriz.

Soru: Aslında kendimize bile yardım edemezken, birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Sadece grup sizi Mahsom’u geçmeniz için yönlendirebilir. Harry Potter filminden bir örneği çok seviyorum. Platform 9 ¾. Buraya ulaşabilmeleri için 9. ve 10. platformları birbirinden ayıran bir bariyerden geçmeleri gerekmektedir. Bu sırada orada bulunan çocuklardan birinin annesi Harry’e şunu tavsiye eder. “Yapman gereken tek şey, direkt olarak bariyere doğru gitmek. Sakın bariyere çarpacaksın diye durma ve korkma, bu çok önemli.” Bu şu demektir, bu engeli görmemelisiniz, o aslında mevcut değil ve bu sayede de onun içinden geçebileceksiniz.

Soru: Fakat, onu görmemek nasıl mümkün olabilir ki?

Cevap: Bağınızda eksiklik var. Eğer kendi aranızda bağlanır ve birleşirseniz, engel ortadan kaybolacaktır. 10’lu gruplarda da kendinizi erittiğiniz zaman, engel olarak gördüğünüz duvar eriyecek ve ortadan kalkacaktır.

21 Mart tarihinde yayımlandı.

Dünya Zohar Haftası’ndan  İntegral Eğitim Kongresi 4 Şubat 2014, Ders 1

 

Kontrol için Düzeltilmiş Arzu

Soru : Dostlarımı kontrol etmek istiyorsam ve aynı arzuyu da diğerlerinde görüyorsam ne yapmam gerekiyor? Bu arzuyu amacın ve grupun faydasına nasıl kanalize edebilirim?

Cevap : Eğer dostlarınıza karşı bir anne ve baba gibi olmak istiyorsanız o zaman tıpkı çocuklarınız için olduğu gibi her dakika onlar için de endişe duymalısınız. Tıpkı küçükler ile birlikteymişsiniz gibi onların kontrolünü alın lütfen. Ancak bu sadece, tamamen küçüklerin faydasına, onların arzularına, ihtiyaçlarına  ve eksikliklerine göre ki bunlar sizin düşüncelerinizi, hareketlerinizi ve arzularınızı belirler, hareket etmeniz koşulunda olabilir.

Onlar sizin başınız ve siz onlar ne istiyorlarsa onu gerçekleştiriyorsunuz. İşte bu Baba ve Anne (Aba ve Ima) olmak olarak adlandırılır. Lütfen, kontrolü ele alın!

28 Şubat 2014’de yayımlandı

Günlük Kabala Dersi, 2.Bölüm, 14 Şubat 2014 , Rabaş’ın Yazıları

Hararetli Bir Tartışma

Soru: Eğer grupta pek çok farklı görüş varsa ve herkes öğretmeni farklı duyar ve farklı anlarsa ve temel değerler konusunda bile anlaşmaya varmak zorsa, grup kişiye üst gücün eşsizliğini görmesi için nasıl yardımcı olabilir ki?

Cevap: Herkes Talmud’u duymuştur, ancak herkes bu kitabın Kabalistik bir kitap olduğunu ve kişinin Yaradan’la bir olmaya erişmesi için uyması gereken kuralları tüm ayrıntıları ile açıkladığını bilmez. Bu kitap büyük Kabalistler tarafından yazılmıştır ve kitabın tümü tartışmalar ve karşılıklı konuşmalar biçiminde yazılmıştır. Birisi bir şey söyler ve bir diğeri başka bir şey söyler, on kişi bir odada toplanmış ve sürekli birbirleri ile tartışıyor gibidir.

Ancak, meseleyi bilen kişi hepsinin aynı şeyi konuştuğunu ve hepsinin de manevi erişim sahibi olduğunu anlar. Herbiri kendi doğasını açıklamaktadır. Doğamızda kişinin aynı şeye bakabileceği ve böylece aynı kavramı kendi bireyselliği yoluyla görebileceği en az on ayrı konum vardır. Bu sadece kimin haklı olduğu konusundaki bir tartışma değil ama ortaklaşa bir birlik kurma konusudur, tüm görüşlerin bileşimi konusudur. Böylece, birbirleri ile tartışıyor gibi görünseler bile bu çalışma sonucunda birbirlerine daha çok bağlanırlar. Bu bağla sonuçta birliğe erişirler.

Elbette, grup içinde her zaman kendinizi birbirinizden farklı hissedeceksiniz. Eğer bu izleniminizi yani herkesin birbirinden farklı olduğunu kabullenirseniz, o zaman birbirinizle tartışıyor gibi hissetmeyeceksiniz.  Boş yere “Yüzler farklıdır, fikirler de farlıdır,”  denmemiştir.  Bu konuda yapabileceğimiz bir şey yoktur.

Ancak herkesin aynı biçimde düşünmesi arzu edilen bir şey midir ki? Bu neye yarar ki? Bu durum onları, insan değil ancak birbirinin aynısı olan vidalar veya birbirinin aynı olan taş parçaları yapar. Herkes eşsiz olmalıdır. Gerçekte, daha gelişmiş kişi diğerlerinden daha çok farklıdır. Tüm bu farklılıklarımızın ötesinde bağ kurmalıyız, çünkü gerçekte bu farklılıklarımızı ötesindeki bağımız sayesinde birliğe varabiliriz. Her kişi belli bir niteliği ifade eder ve bu niteliklerin hepsi ortak olarak birbirine dâhil olduğu zaman genel ve ortak bir tek oluştururuz. Bu “bir tek” kendiliğinden oluşmaz; bunu biz kurmak zorundayız. Bu kırılmanın gerekçesidir. Sonsuzluk dünyasında birlik duygusu yoktu. Bu birliği hissedebilecek hiç kimse yoktu. Ancak kırılmadan sonra dünyalar aşağıya indiğinde ve bu dünyaya düştüğünde herkes birbirinden farklı oldu. Bu birbirimizden farklı olmamız olgusu sayesinde ve bu farklarımızın ötesinde bağ kurmamız sayesinde, kendiliğinden var olmayan bu birlik kavramını kurmaya başlarız.

Bu nedenle grup içinde tartışmalar olması doğaldır, doğrudur ve iyidir. Sormamız gereken soru bu tartışmaları, aramızda birliğe erişmek amacıyla nasıl algılamamız ve kullanmamız gerektiğidir. Birliğimiz içinde “Tek” olan üst gücün eşsizliğini keşfederiz.

14/2/2014 Tarihli Günlük Dersin Hazırlık Bölümünden Alınmıştır

El Yapımı Gerçeklik

Maneviyatta hazır formlar ve tapılacak putlara yer yoktur. Kişi maneviyatı kendikendine inşa eder. Tüm gerçekliği dolduran, iyi ve yardımsever üst güç, sonsuzdur. Sadece tek bir özelliği vardır bu da, iyi ve iyilikseverliktir, sevgi ve ihsan etme.

Ancak sadece bu gücü ifşa eden kişi iyilik ve yardımseverliği, sevgi ve ihsan etmeyi hissedebilir. Bu yüzden, onu ifşa edecek olan yaratılan olmadan, Yaradan hakkında konuşmak imkansızdır. Herşey, sadece yaratılan varlığa bağlı olarak netleştirilir, sadece maneviyatı edinen kişiye bağlı olarak.

Bizler her zaman iki güç sayesinde gelişiriz: alma gücü ve ihsan etme gücü. Gerçeklikte bunun dışında başka birşey yoktur. Sadece üst gücün bize ihsan etme arzusu vardır ki bu da, O’nun yaratılışı belirlemiş olduğuna ve amaca, tanımlara uygun olarak tüm iyiliği bize getirmesi anlamına gelmektedir ve altta olanın gücü vardır bu da alma arzusu anlamına gelmektedir. Bu güç, üst güce zıt durumdadır fakat bu iki birbirine karşı gücün birleşiminden oluşur, onun için ve ona karşı olan, bu iki güç onları gözlemleyenin gözünde birbirini dengelerler.

Bu yüzden, bizim gerçekliğimiz içselliğe ve dışsallığa bölünmüştür. İçsellik bana, kendime ve dışsallık da beni çevreleyen dünya anlamına gelmektedir. Çeken kuvvet ve reddeden kuvvet; artı ve eksi; siyah ve beyaz. Her özelliğin bir zıt özelliği vardır ve eğer gelişmek istiyorsak bu koşulları kurmamız gerekmektedir: onun için olan ve ona karşı olan. Yaratılan varlık olmadan, Yaradan yoktur ve Yaradan olmadan da, yaratılan varlık yoktur. Sadece ikisi olduklarında birbirlerine tutunabilirler.

Bu yüzden, Ubar (embriyo) dediğimiz gelişimimizin ilk şeklini ve onun içinde gelişebileceği rahmi oluşturmamız gerekmektedir. Bu, hem yaratılan varlığın hem de Yaradan’ın şeklini kurmamız gerektiği anlamına gelmektedir. Bu iki güç, bu iki özellik, bizler tarafından sürekli olarak dengelenmelidirler. Bizler bu görevi grup içerisinde yerine getiririz. Tıpkı, gruba göre kişi, genele göre birey ya da annenin rahmine göre embriyo gibi. Grup kendini insanlığa göre bir embriyo gibi dengelemelidir, tıpkı içselliğin, dışsallığa göre olduğu gibi.

18 Şubat 2014’de yayımlandı

Günlük Kabala Dersi’ne hazırlıktan 14/02/14

Grup Arındıran bir Güçtür

Soru: Sürekli olarak sevgi ve ihsan etme üzerine nasıl odaklanabiliriz?

Yanıt: Sevgi ve ihsan etmek üzerine ancak kurtuluşumuz olan doğru bir çevrede odaklanabiliriz. Bu yardımın ne kadar etkili ve eşsiz olduğunu hayal bile edemeyiz, bu tıpkı her niteliğe ve ruhun her bağına kendimizi ayar edebileceğimiz  bir akord cihazı gibidir.

Bir yanda, genel ruha ait kırılmanın sayesinde tüm partiküllerin derinliklerine gömülmüş ihsan etme özellikleri varken diğer yanda bu ihsan etme niteliğinin uyanışını alan ve onunla çalışmaya ve birbirleri ile bağlanmaya başlamaya hazır kişiler vardır. Bağlanmaya ve bir olmaya hazır olmak bağlı oldukları topluluğu, kendini doğru yönde arındırmak ve güçlendirmek isteyenlerin olduğu manevi bir mekanizmaya çevirir.

Fakat bu topluluk sürekli olarak  daha başka nelerin geliştirilebileceğini aramalı ve temizlemelidir. Bu sürekli olan grup çalışmasıdır; herkes diğerleri ile olan bağlantı üzerinde çalışır.

Bütün toplu egoistik, tek birleşmiş topluluk ile yer değiştirir ve sonrasında herkesin içinde çözünmüş olduğu, bu tek sevmenin ve ihsan etmenin birleşmiş niteliği, birçoktan oluşmuş tek bir dev ünite, Üst Gücün yanına gelmesi sayesinde, arındırma gücü haline gelir. Yaradan’a benzer ve O’nunla, O’nun gücü ile, O’nun belirsiz varlığı ile ve sonrasında da O’nun açık ve net varlığı ile tam olarak Grup olarak adlandırılan bu sistem sayesinde formların eşitliği haline gelir.

Ve şimdi onun temsilcileri, bütün grubun gücünü taşıyanlar, halka gidip herkes ile bağlantı kurmak için çalışabilirler.
18 Şubat 2014’de yayımlandı

From KabTV “Sonsuzluk Kitabı’nın Sırları” 9/11/13

Kişisel ve Ortak Kurtuluşumuz

Sadece kendimiz için dua etme dürtüsünden, egoistik olarak taleplerde bulunmaktan, geçmişimizden dolayı mutlu olmamaktan ve yaşadıklarımızdan dolayı kendimizi suçlamaktan nasıl kurtularak özgürleşebiliriz? Herşeyden ötesi, bunu yaparken aslında Yaradan’ı suçlamış oluyoruz.

Geçmişte başımıza gelmiş olan herşey gerçekleşmesi gereken şeylerdi, Yaradan bunların olmasını sağladı. Ve bu yüzden aslında geçmişimizle mutsuz olduğumuzda bizleri bu koşulların içine koymuş olduğundan dolayı O’nu suçlamış oluyoruz.

Sadece gruba konsantre olduğumuz zaman, bu konsantrasyon, geçmişimize, şu anda yaşamakta olduklarımıza dair doğru olmayan yaklaşımımızdan, kendimiz için dua etmemizden,  özgürleşmemiz konusunda bizlere yardımcı olur.

Bu, doğru niyete sahip olabilmemiz için kendimize getirebileceğimiz tek yoldur. Ve bu şekilde, bizler bu ağın içerisindeyken, sisteme yakın bir şekilde kalmış olur ve bu ağı ters yönde çekmemiş oluruz. Herkes için dua etmeye konsantre olduğumuz  ve sürekli olarak bu koşulda kaldığımız zaman, bu bizleri kişisel olarak kurtarır ve tüm sistemin bizim sayemizde ilerlemesine yardımcı olur.

Sabahleyin gözümüzü açar açmaz ve akabinde her zaman için nasıl böyle bir arzuya sahip olabiliriz? Sadece bu! Aksi takdirde, diğer düşüncelerimiz, arzularımızdaki ve aklımızdaki hareketler negatif olacaktır ve bizleri amaçtan uzaklaştıracaktır.

Eğer bu şekilde gelişirsek, kesinlikle inişlerimiz ve negatif dürtülerimiz olacaktır, fakat sadece bu şekilde onları daha büyük bir ileri hareketle doldurabilirim. Başka bir deyişle, eğer sürekli olarak diğerleri için dua ederek gelişirsem onları da geliştirerek, sonrasında tüm negatif dürtüler sadece daha ileri gelişimime doğru yönlendirilecek  ve gitmem gereken bu yönü ve nasıl hareket etmem gerektiğini anlayacağım.

Bu benim hareketimin tarzını ve şeklini belirleyecektir. Sonrasında Yaradan bana yardım edecektir: biraz sola, biraz sağa, başkası hakkında düşün, şunu bunu iste, v.b. Eğer doğru bir şekilde gelişirsem o zaman O’nun talimatlarını kesinlikle hissetmeye başlayacağım.

Dünya Zohar Kongresi Haftasından  “İntegral Eğitim Kongresi” Üçüncü Gün 4/2/14, Çalıştay 5

17 Şubat 2014’de yayımlandı.

Sanki Her Seferinde Yeniden Başlarcasına

İsrail yaşamın tadını arzu eden, yaşamın sırlarını ve yaşamın kaynağını keşfetmek isteyen kalpteki bir noktadır. Bu kişinin Üst Güç ile olan içsel bağını tayin eder. Kişi bu bağı hayal edemese de, bu zaten vardır. Bundan dolayı, buna İsrail, Yashar-El (Yaradan’a doğru) denir; nitekim Yaradan’a doğru bu meyili vardır. Fakat bu kuvvet ona ait değildir; aksine bu kalp noktasından kaynaklanır, yani kişinin içindeki Üst Gücün bir parçasıdır. Yukarıdakine ait ve  ondaki bu nokta sayesinde geliştireceği şeyden başka bir şey onda yoktur.

Bizler 125 seviye yükseldikçe, bizler 613 kaplarımızı keşfederiz.  Bu kişinin tarafında olandır. Yaradan’ın tarafında ise, bizlere kalp noktası ve Islah Eden Işık verilmiştir. Bizler  bunların ikisini kullanabilir ve kırılmış kaplarımızı ıslah etmek için çalışırız.

Öyle bir hale gelir ki, benim maneviyata meyilim olup, 613 de bencilce arzum vardır. Şayet ben Işığı çekmek istersem Islah Eden Işık da vardır. Yani neyim eksiktir ? Benim 613 arzumu karşılayabileceğim bir grubum eksiktir. İşte bu nedenden dolayı ben gruba getirilmişimdir.

Yani benim kalbimde nokta vardır; ihtiyacım olan her şey, 613 kırılmış arzu, bir grup, Islah Eden Işık. Ben eğer bütün bu unsurları bütünselleştirirsem, Işık benim 613 arzumu etkiler ve üzerinde işlevini sürdürür. Bunlar sayesinde kalpteki noktam güçlenerek, bu 613 arzunun içerisinde Işık ifşa olabilir. Buna Yaradan’ın yaratılmışa ifşa olması denir.

Nitekim bizler bir seviyeyi bitiririz ve her şey yeniden başından itibaren başlar. Kalpteki nokta da yine yenilenmiştir. Çünkü bir önceki seviye 613 düzeltilmiş arzular vasıtasıyla daha da güçlenmiştir. Aydınlanmaya ve daha güçlü bir şekilde yanmaya başlar; nitekim ona karşı olan 613 yeni biçimde ortaya çıkan bencilce arzular, daha öncekilerden daha da dayanılmaz olur. Bunlarla karşılaştırıldığında, şayet kullanmak istersem, Islah Eden Işık daha da güçlü bir şekilde vardır. Bu arzulara karşı grubum vardır; yeni egoma istinaden, oluşan durumun eskisinden daha da kötü olduğu ortaya çıkar. Bütünüyle duruma baktığımızda, benim yapmam gereken bütün şey şudur: tüm bu dört unsur arasındaki doğru ilişkileri inşa etmek.

30.6.2013 tarihli  Kabala dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın yazıları

Maneviyatı Fiziksellik ile Karıştırmayınız!

Soru: Grup içerisinde erkek ve kadın arasındaki en iyi bağ şekli nedir?

Yanıt: En iyi bağ, diğer arzularımız için değil, sadece Yaradan için arzularımızı birleştirmeye olan ortak özlemimizdir.  Birlikteyken en iyi olan, bedenlerimize dikkat etmemektir. Erkek ya da kadın, kiminle iletişimde olduğum önemli değil ancak eğer bu beni rahatsız ediyorsa bunu beni rahatsız etmeyecek hale getirmem gereklidir. Aslında, manevi dünyada, erkek ve dişi arzular hepimizin içinde mevcutturlar.

Bir alma arzusu vardır, AHP ve ihsan etme arzusu, GE. Bu, manevi dünyalarda olayların, fiziksel dünyamızda fiziksel bedenlerimizdeki gibi meydana gelmediği anlamındadır. Orada, sadece arzular birleşirler. Yaradan için olan arzular ve başka hiçbir arzu değil. Tüm diğer arzular egoistiktirler ve bu yüzden maneviyatta mevcut değillerdir.

Bir kişi öğle yemeğinde iki öğün birden yemek isterse, bu manevi gelişim yolunun önünde bir engel olmadığından bunu yerine getirebilir. Eğer belli bir kızı beğeniyorsa bu da onun manevi gelişimini engellemez. Asıl önemli olan, O’nun ana arzusunun neye odaklanmış olduğudur. Eğer arzuları Yaradan’a doğru odaklanmışsa diğer herşey bunun parçası haline gelir.

Grup içerisinde erkek ve kadın arasındaki ilişki öyle organize edilmeli ve düzenlenmelidir ki, hiç bir şekilde birbirlerinin manevi gelişimlerini rahatsız etmemelidirler.

Soru: Diyelim ki bay bir arkadaşımı kucaklıyorum fakat kendimi bunu doğru bir şekilde bir bayana yaparken hayal edemiyorum.

Yanıt: Bayanlar ile olan ilişkiniz onların manevi gelişimlerine zarar vermeyecek şekilde kurulmaldır. Bu sayede, manevi olan ve fiziksel olan birbirine karışmayacaktır. Manevi olan manevidir ve fiziksel olan fizikseldir.

Avrupa Kongresi, Almanya, 23 Mart 2013, Ders 5

Bir Çoğu için Rol Model

Soru: İçimizde bu kadar darbe almış ve tamamen karanlık durumdaysak nasıl olur da bizler tek olarak birleşebiliriz? Herşeye rağmen, alma arzusu herşeyi yok ediyor. İçimizde sadece nefret varken, Yaradan’a nasıl bir talepte bulunabilir, nasıl bir dua edebiliriz? Bunun hakkında ne yapabiliriz? Evet, bir grupta olmam gerektiği konusunda hemfikirim ancak Fransa’da bu işler biraz karmaşık…

Yanıt: Hepimiz insan gelişiminde herşeyin daha sadece başlamakta olduğu bir safhadayız. Bizler herkesten önce yürümekte olan öncüleriz. Bu tabi ki çok zor. Etrafımızda bizim gibi düşünmekte olan kişiler bulabiliriz, birşekilde problemleri çözmemiz gerektiğini anlayan ancak bunu nasıl yapacağımız henüz bilmeyen. Bu biraz zaman alacaktır.   

Asıl soru şudur: Bizim gibi düşünmekte olan insanlarla gerçekten fiziksel olarak yakın olmaya ihtiyacımız var mı? Tüm dünyada bizimle çalışmakta olan ve birbirlerine paylaşımlar konusunda yardım etmekte olan birçok öğrencim var. Birlikte çalışmamız bizi birbirimize bağlar. Bu nedenle bir grup ve topluluk kurmamız gerekmekte.

Fransa’da bizim öğrencimiz olmayanlardan oluşan bir bölgede yaşıyor olabilirsin ama yine de bizimle bağlantıda olabilirsin. Diğer insanlar ile direk temas içinde olman gerekmiyor. Bu tabi ki önemli ancak bu olmadan da çalışmalarını yönetebilirsin.

Örnek olarak, İsviçre’de grup olmadan başarı ile gelişmiş olan bir arkadaşımız var. Mükemmel bir öğrenci! Ondan deneyimlerini sizinle paylaşmasını isteyebilirsiniz; o gerçekten birçoğu için rol model.

Almanya’daki Avrupa Kongresinden Ders 2 , 22 Mart 2013