Category Archives: Egoizm

Mısır’a Giriş

Soru: Birleşme için çabalayan bir kişi, doğasını araştırmaya başladığında, onun buna direndiğini görür. Bu koşula Mısır’a giriş mi denir?

Cevap: Evet. Bir yandan birleşmeye doğru gitmesi gerektiğini anlar. Bu niteliğe Yusuf (Yosef) denir. Ama kardeşlerinin temsil ettiği geri kalan nitelikleri bencildir. Onlar bununla kesinlikle aynı fikirde değildir.

Sonuç olarak, herkes Mısır’a (egoizmin içine) düşer ve bir şekilde birbiriyle çalışmaya, birleşmeye, çoğalmaya yani bağlarını artırmaya başlar. Kişi ne kadar bencil olduğunu ve egoist arzularının onu nasıl mahvettiğini anlamaya başlar.

Yakınlaşmanın Tek Yolu

Soru: Kültürlerarası ideoloji, her bireyin kişisel manevi gelişimine nasıl yardımcı olur?

Cevap: Tüm farklılıkların üzerine yükselmemize yardımcı olur. Los Angeles’taki öğrencilerle dersler düzenledim ve birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını merak ettim. Onlardan biri siyah, diğeri sarı, üçüncüsü beyazdı, birisi Müslüman başörtüsüne sarılı ve diğeri Davut Yıldızı ile dolaşıyordu. Sorularıma “Biliyorsunuz, bunu önemsemiyoruz” diyerek cevapladılar.

Bugün artık durum bu olmayabilir. Ancak o yıllarda, “Birbirimize o kadar alıştık ve birbirimizle o kadar yakın iletişim kuruyoruz ki, tüm bu dışsal özellikler bizi rahatsız etmiyor” dediler.

Yorum: Bu tür bir toplumun avantajlarından biri, göçmenlerin bir bilgi kaynağı ve nitelikli bir işgücü olmasıdır. Yeni tatlar, tarzlar, müzik, kültür ve farklı dilleri ve dinleri öğrenme fırsatı getiriyorlar.

Ancak farklı ülkelerdeki tüm bu kültürel ve bilimsel meraklar, çatışma ortaya çıkar çıkmaz ortadan kalkar. Onlara ne engel olmaktadır? Görünüşe göre milyarlarca doların yatırıldığı bir çocuk bakımı ve eğitim dönemi var ve yine de şu anda örneğin Amerika’da neler olduğunu görebiliriz.

Cevabım: Bu yetiştirme tarzı yanlıştır. Hiçbir şey yardımcı olmayacak. Hata, birbirlerine doğru bir şekilde nasıl yakınlaşacaklarının öğretilmemiş olmasıdır. Herkese, her bakımdan özgürlük verilir ve bu yolla birbirlerine yaklaşmanın doğru yolunu bulduklarına inanırlar. Bu yanlıştır.

Doğanın, yakınlaşma ile ilgili tek bir yolu vardır, bu da kişinin doğasının üzerine çıkması ve egoizminin üzerinde, komşusuyla bağ içinde olmayı tercih etmesidir. Bu öğretilmelidir. Bu aşamalı olarak gösterilmelidir.

İnsan doğasını değiştirmeden, her hangi bir şeyi çözmek imkânsızdır. Günümüzde bu olasılığa yaklaşıyoruz. Bizler, insan doğasını anlamalıyız, yoksa hayatta kalamayız.

İbrahim – Büyük Reformcu

Soru: İbrahim’e kim öğretti? Neden bu kadar bilge bir adam oldu?

Cevap: İbrahim, Adem’den başlayarak müritler dizisinde yirminci sıradadır. Adem, 5,781 yıl önce yaşadı ve İbrahim’e ulaşıncaya kadar yirmi nesil boyunca müritleri vasıtasıyla manevi metodu aktarıldı.

İbrahim ile ilgili olarak, kendisini çeşitli kabilelerden oluşan tüm Babil halkının birdenbire egoizm patlaması hissettiği ve insanların birbirinden nefret ettiği bir durumda bulması dışında, özel bir şey yoktur.

Sonra İbrahim bu olguyu araştırmaya başladı ve bunun egoizmdeki keskin bir artıştan kaynaklandığı ve bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği sonucuna vardı. Egoizmin üzerinde bir bağ kurma sistemi inşa etmenin gerekli olduğu, ıslah metodunu ortaya çıkardı. Bütün Babillileri buna çağırmaya başladı.

Büyük bir lider olduğu için bazı Babilliler onu dinledi ve takip etti. Daha sonra onları Babil’den İsrail ülkesine götürdü, ancak insanların çoğu orada kaldı ve daha sonra dünyanın dört bir yanına dağıldı.

İbrahim büyük bir reformcuydu. Aralarındaki bağda, doğanın tek gücünü ifşa etmeye çalışan bir grup topladı ve içinde bu ihtiyaç gelişmemiş olan kişiler Babil’de kaldı.

Otoriteler Değişir

O’nu anlamasak ve hissetmesek de, başka bir deyişle, bunu ne zihnimizde  ne de yüreğimizde kabul etmesek de; bizler her zaman Yaradan’ın otoritesi altındayız. Bu dünyaya geliyoruz ve sanki üzerimizde hiçbir kontrol yokmuş ve dünyayı kendi kendimize yönetiyormuşuz gibi; bize aldatıcı bir resim gösteren, özel bir güç tarafından, köleleştirilmiş egoizmimize tamamen dalmış olarak, büyümeye başlıyoruz.

Bir bebek önce bir çocuğa, sonra da bir yetişkine dönüşür, ama dünyanın kendisi gibi insanlar tarafından kontrol edildiğini düşünmekten vazgeçmez. Bu iktidar mücadelesinde sadece başkalarını yenmek için gereklidir.

Ancak, Yaradan’ı ifşa etmek istersek; kontrol etmekten vazgeçmeli, dünyayı yönetmeyi veya idare etmeyi istemediğimize, içimizdeki bu egoist eğilimi bastırmayı istediğimize karar vermeliyiz. O zaman egoizmin de bize ait olmadığını, üst güce ait olduğunu keşfederiz. Eskiden egoizmin ben olduğumu düşünürdüm: Kontrol etmek ve kararlar vermek isterim, her şey ben-ben-ben!

Bunun öyle olmadığı ortaya çıktı. Şayet biraz bile “ben” duygumdan çıkmaya çalışırsam, bunun ben değil Yaradan olduğunu hissederim. Bu, pek de hayal etmeye alışık olduğum gibi değildir. Bu nedenle, egoizmime ve Yaradan’a karşı tutumum değişir. Kendimi ikisi arasında konumlandırmaya başlamalı, egoizmimi, birinci üst gücü iptal etmeli ve onun yerine ikinci güç olan Yaradan’ın yönetmesini dilemeliyim. İkisinin arasında, onların zıtlıklarının içinde, ben, kendimi inşa ederim.

Eğer grubun ve çalışmanın yardımıyla, kendimi iptal etmek istersem, o zaman onluya ve Yaradan’a gittikçe daha fazla dahil olmuş olurum. Bu iki güç, egoist gücün kontrolünü, ihsan etme ve sevginin gücünün kontrolü ile değiştirmem için bana yardım etmek amacındadırlar.

Bizler son nesilde yaşıyoruz; bu nedenle, dünyadaki tüm bu güçleri açığa çıkarmalı ve onun içindeki yönetimi, egoizmin yönetiminden, bizim için hala bilinmeyen bir yönetime değiştirmeliyiz. Çevremizdeki tüm dünya, hali hazırda yaptığımız veya yapmak üzere olduğumuz içsel değişikliklerimize göre değişiyor.

Son nesil özeldir çünkü bu değişiklikler Bnei Baruch dünya grubunda, geniş bir insan kitlesi içinde gerçekleşiyor. Dünya da daha düşük düzeyde de olsa benzer değişimlerden geçiyor. Bu tıpkı ebeveynler iş yerinde ve toplumdaki her türlü yetişkin sorunuyla ilgilendiklerinde, bunların, çocuklarını da etkilemesine, dünyalarını ve evdeki koşulları değiştirmesine benzer.

Bu nedenle, son nesilde herkes, kendi seviyesine göre niteliksel değişimler tecrübe ediyor. Dünya büyük değişimler geçiriyor, hatta medya bile kopukluğun bir aracı haline geliyor. Bizi manevi doğuma yaklaştıran, kötülüğün genel farkındalığı gerçekleşiyor.

Twitter’da Düşüncelerim / 27 Ocak 2021

İnsanlık ıslah yolunda ilerledikçe, belirli halkalar, maskeler ve benzeri şeylere karşı o kadar güçlü yükselir. İnsanlığın gelişimi, egoizmin ıslahına doğru bunu yapmaya zorlar. Çünkü onlar genel egoizmin temsilcileridir.

Twitter’da Düşüncelerim / 13 Ocak 2021

Sürekli ortaya çıkan rahatsızlıklara seviniyorum, çünkü tam olarak onların üzerinde, tekrar tekrar dostlarla ve onların aracılığıyla – Yaradan ile bağ kurmaya çalışıyorum. Egoizmin bitmesini istemiyorum.

Onun var olduğunu görmekten mutluyum ve onun üzerinde tavrımı / Yaradan’a olan sevgimi gösterebilirim.

Neden Yaradan İle Bir Anlaşmaya Varamıyoruz?

Soru: Neden Yaradan ile bir anlaşmaya varamıyoruz?

Cevap: Bu, anlaşmaya varmak istediğiniz şeye bağlıdır. Eğer O’nun size iyilik yapmasını ve ayrıcalıklar vermesini istiyorsanız, bu gerçekleşmez. Hepimiz çok katı bir karşılıklı bağ sisteminin içindeyiz. Bu sistemde:  “Neden benimle oynuyorsun? Neden bana bu kadar uzun süre kötü davranıyorsun? Bak ne kadar acı çekiyorum !? ” gibi talepler olamaz. Bunların hiç biri yardımcı olmaz. Sonuçta, insanlığın nasıl Yaradan’a yalvarmaya çalıştığını ve sanki bizden bu tür fedakârlıklar bekliyormuş gibi, O’na kurbanlar sunduğunu görüyorsunuz. İşe yaramıyor.

Tüm egoist arzuların, özgecil bir bağ sistemi içinde tamamen doğru, sağlıklı bir karşılıklı bağ sistemi vardır. Bu sistemi mümkün olan en iyi şekilde öğrenmemiz, anlamamız ve sonra onun içinde var olmamız ve onu bu dünyada yaşarken ifşa etmemiz gerekiyor.

“İnsanlığın Birleşik Devlet(ler)i” (Linkedin)

Amerika derin bir inceleme durumu içinde. İnsanlık da öyledir.  Günümüz Amerika’sı, insanlığın gelecekteki durumunu sergilemekte: dünya Amerika’nın ilerlediği şekilde ilerlerse, ideolojik olarak – hayata yaklaşım, kültür, eğitim ve diğer her şekilde – birbirimizden her anlamda nefret eden iki blok arasında bölünmüş olacağız. Bugünkü bölünmüş Birleşik Devletler’de, Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında bağ kurmak imkansız olduğu gibi, düşmanları birbirine bağlamak da imkansız olacak.

Vaziyette olduğu gibi, sakinlik olmayacak. İşler kontrolden çıkmış gibi görünüyor, ama olmadı. Bu, basitçe ego yönetmek istediğinde ve bundan daha azını duymayacağında olan şeydir. Bağ kurmak istemez; hakimiyet ister.

İzlemek dehşete düşürebilir ama biz yalnızca doğal sürece tanık oluyoruz. Her şey kimin daha fazlasına ve kimin daha azına sahip olduğu etrafında döndüğünde ve ego şiddetlenmeye devam ettiğinde, egonun her şeyi istediği ve diğer tarafa kesinlikle hiçbir şey bırakmadığı bir duruma geliriz. İnsanları eğitmediğinizde elde ettiğiniz şey budur.

Yardım paketlerine ve yardım programlarına ne kadar yatırım yaptığınız önemli değil, ego ya hep ya hiç durumuna geldiğinde, hiçbir şey yardımcı olmaz. Bu nedenle, kendi pahasına, bize verdiği örnek için Amerika’ya teşekkür etmeliyiz. Aramızda birliği sağlamazsak geleceğimizin nasıl olacağını gösteren bir örnek oluşturdukları için Amerikan halkına teşekkür etmeliyiz. Başka bir deyişle, insanlıkta birleşik bir devlet elde edemezsek, insanlık bugünün Birleşik Devletleri gibi olacaktır: Birbirinden ölesiye nefret eden ve nefretlerini gidermek için ellerinden gelen her şeyi yapan çeşitli milletler, renkler, ırklar ve inançlar.

“Ben Mükemmelim! Berbat Olan, Diğer Herkes” (Linkedin)

Başlığa bakın; hepimizin düşündüğü bu değil mi? Dünya çok kötü durumda; sadece bu yıl ne olduğuna bakın: İnsanlar kaba, düşmanca, güvensiz ve kavgacı bir hale geldi. Başkanlık seçiminde neler olduğuna bakın; Covid-19 ile neler olduğuna bakın; sokaklarda, Siyahlar ve Beyazlar, süper zenginler ve diğer herkes arasında,  polis ve siviller arasında, işsizlik ve teşvik paketleri ile neler olduğuna bakın ve bu liste sonsuzdur. Nereye bakarsanız bakın, iyi bir şey bulamazsınız. Elbette tek istisna benim. İnsanlar berbat, ama ben? Bende yanlış bir şey yok. Hepimizin düşündüğü bu değil mi? Ve eğer hepimiz böyle düşünüyorsak, belki çok azı hariç, dünyamızın olduğu gibi olması bir mucize midir?

Kabala bilgeliğinde, olaylara oldukça farklı bakarız: Mişna’da (Sanhedrin 4: 5) şöyle yazılmıştır, “Her bir kişi ‘Dünya benim için yaratıldı’ demelidir.” Likutei Moharan kitabına göre, “Bütün dünya benim için yaratıldıysa, her zaman dünyanın ıslahına bakmalı ve derinlemesine araştırmalı, dünyanın ihtiyaçlarını karşılamalı ve onlar için dua etmeliyim.”

Başka bir deyişle, dünyanın kötü olduğu gerçeği, diğer insanların kötü olması ve iyi olan tek kişi benim olmamdan dolayı değildir. Aksine,  kötüdür çünkü ben “Dünyanın ıslahına her zaman bakmak ve derinlemesine araştırmak, dünyanın ihtiyaçlarını karşılamak ve onlar için dua etmek” görevimde ihmalkar davranmışımdır. Yani, kötüdür çünkü görevimi yapmıyorum; insanların acı çekmesi benim hatamdır.

Ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yapmamız gereken çalışmanın türüne baktığınızda, tek işimizin bağlılığımızı güçlendirmek olduğunu göreceksiniz. Birbirimizle ve bir bütün olarak doğayla ilişki kurma şeklimiz dışında, dünyada başka hiçbir şey yanlış değildir. Kabala bilgeliği, her bir kişiyi dünyanın durumuna karşı, tamamen sorumlu olarak görür, hiç kimseyi hariç tutmaz. Neden dünya hakkında hiçbir şey yapamadığımız, güçlü insanların veya ülkelerin bağ kurmamızı engellediği veya onların dünyanın gerçek yıkıcıları oldukları hakkında, kendimize milyonlarca hikaye anlatabiliriz. Bu hikayeler doğru olabilir, ancak yine de kendimize, bir fark yaratabileceğimiz bir yerde elimizden gelenin en iyisini yapıp yapmadığımızı sormalıyız. Çünkü eğer yapmadıysak, o zaman dünyanın kötü durumunun suçlusu biz oluruz. Hepimiz bu önermeye göre hareket etseydik, dünya kesinlikle harika bir yer olurdu ve hiçbir iş adamı veya medya patronu onu daha kötüye doğru değiştiremezdi. Dünyamızın gelişmesi için gereken tek şey, bunu yapma kararlılığımızdır.

Yeni Yılınız kutlu olsun.

2020’nin Dersleri

Koronavirüs salgını, sanki dünya savaşı çıkmış gibi dünya çapında öylesine bir patlama yaptı ki ekonomik krize, umutsuzluk ve korku hissine yol açtı. İnsanlar neden toplumda önemli değişiklikler yaparak, dünyayı yeniden inşa etme ihtiyacını hala anlamadılar?

Gerçek şu ki, herkes kendi kişisel, bireysel egoizmiyle hareket eder. Bu nedenle, dünyada ve diğer insanlarla ilgili neler olup bittiğini hiç kimse umursamadı, önemli olan sadece onu kişisel olarak ilgilendiren şeydi. Başkalarının nasıl acı çektiğini izliyorduk ve pek etkilenmedik. Asıl önemli olan, kendimizi iyi hissetmemiz ve kendimizden emin bir şekilde var olup başarılı olabilmemizdir.

Ama işte aniden kendimizi farklı bir dünyada buluyoruz ve toplumun, çevrenin, ülkenin, insanların ve dünyanın, her şeyin birbirine bağlı ve birbirine bağımlı hale geldiğini hissediyoruz. Birbirimize ölümcül bir virüs bulaştırıyoruz, özgürce seyahat edemiyoruz ve karantina emirlerine uymak zorunda kalıyoruz.

Bir taraftan, daha önce var olan ve dünyanın etrafında uçmamıza, seyahat etmemize ve birbirimizi tanımamıza izin veren faydalı bağları koparmak zorunda kaldık. Bunun yanı sıra, kendimizi daha da izole etmeye, maskeler takmaya, eldivenler giymeye ve aramızda iki metrelik mesafeyi korumaya mecbur bırakıldık.

Çok hoşumuza gitmeyen bazı yeni zorunlu kurallar uygulamaya konuldu. Sanki doğa bize şunu diyor: “Eskisi gibi davranamazsınız, kendinizi birbirinizden uzaklaştırmalısınız. İstediğiniz yere gidemez ve dünyayı gezemezsiniz, çocuklarınızı okula ve anaokuluna gönderemezsiniz.”

Doğanın aramıza bir kama yerleştirdiğini ve aramızdaki bağın ne olması gerektiğini bize öğrettiğini hissediyoruz. Bağın, yeni, iyi ve doğru olabilmesi için, Koronavirüsün bize öğrettiği yeni yasalara uyması gerekiyor. Bu yasalara uyarsak, o zaman birbirimizle iletişim kurabiliriz ve eğer uymazsak, o zaman birbirimize yaklaşmamalıyız.

Doğa bizlere insanlar arasında yeni iletişim biçimleri öğretmeye başlıyor ve yakında bunun bizim yararımıza olduğunu anlayacağız. İnsanlarla ancak, kendi çıkarım için değil onların çıkarları için hareket edersem bağ kurabilirim. Doğanın bize öğrettiği ders budur. Karantina vasıtasıyla, iletişim kuramama, uçma ve seyahat edememe vasıtasıyla, bizlere ancak birbirimizi önemsememiz ve başkalarının iyiliğini düşünmemiz durumunda iletişim halinde olabileceğimizi göstermekte.

Yürüyüşe çıkabilir, başkalarını ziyaret edebilir, iletişim kurabilirsiniz ancak sadece birbiriniz hakkında iyi düşünürseniz ve kendinize değil, başkalarına önem verirseniz. Doğa bizlere yavaş yavaş iyi ilişkileri bu şekilde öğretecektir.

Eğer medya, doğanın, insan toplumunu değiştirmesine yardımcı olmak, onu bir sonraki aşamaya taşımak ve hangi tür ilişkilere gelmemiz gerektiğini tüm insanlara iletmek için nasıl davranılması gerektiğini anlayan Kabalistlerle işbirliği yaparsa, bu hızlı ve acısız bir şekilde gerçekleşecektir.

Aramızda nefretin üstünde bir bağ kurmak için “Her insan komşusuna yardım edecek”, böylelikle iyi ilişkiler olmadan, geleceğin imkânsız olduğunu anlarız. Onlara kısa ve kolay bir yoldan mı yoksa dünya savaşı da dahil olmak üzere, ıstırabın uzun yolundan mı ulaşacağımız bize bağlıdır.

İnsanlığın geçiş döneminden ne kadar çabuk geçeceği ve insanlar arasında nasıl yeni bağlar kuracağı, Kabalistlere ve medyaya bağlıdır, böylece doğa üzerimizde baskı yapmayı ve bizi sınırlandırmayı bırakır. Herhangi bir dışsal baskıya ihtiyaç duymayacağız çünkü bizim için neyin iyi olduğunu kendimiz anlayacağız.