Doğa Bizi Yalnız Bırakmayacak
Soru: Büyük “N” ile “Nature”ın (doğa) Yaradan kavramına eşdeğer olduğunu söylediniz. Bu iki İbranice kelimenin Gematria’sı (sayısal değeri) aynıdır. Yani Yaradan’dan bahsediyoruz, değil mi?
Cevap: Evet.
Yorum: Ve diyorsunuz ki, eğer biz Yaradan ile iyiysek, O da bizimle iyi olacaktır.
Cevabım: Elbette. O’nun emirlerini yerine getirin, O’nun sizinle de aynı şekilde nasıl ilişki kurduğunu göreceksiniz! Emirler, Doğa’nın kanunlarıdır.
Doğa kanunları, bilimden bildiğimiz fizik, matematik vb. değildir. Doğa kanunları, kişinin dünyaya karşı tutumunun seviyesiyle ilgilidir: insanların birbirleriyle nasıl ilişki kurduğu, kişinin cansız, bitkisel ve hayvansal doğayla nasıl ilişki kurduğu, kişinin evrenle, her şeyle nasıl ilişki kurduğuyla ilgilidir. İnsanın Yaradan’a karşı tutumundan kastedilen budur.
Genel olarak, bu sadece sevgi olmalıdır; sizin dışınızdaki her şeye karşı doğru ve içten bir tutum.
Yorum: Yani, zaten kendime karşı sevgim var, bundan kaçış yok.
Cevabım: Bu sizin egoizminizdir.
Soru: Peki ya benim dışımda olanlara, başkalarına olan sevginin var olmadığını mı söylüyorsunuz?
Cevap: Hayır, elbette hayır.
Soru: Ya da belki de yeterli değil?
Cevap: Hayır! Hiç yok.
Soru: İnsan nasıl kendinden çıkıp etrafındaki bir şeyi sevebilir? Kişinin atması gereken adımlar var mıdır? Temelde, Doğa’nın bize açtığı bu savaşa nasıl direneceğimizden veya onu nasıl durduracağımızdan bahsediyoruz. Mümkünse, lütfen somut bir tavsiye verin. İnsan nasıl kendinden çıkıp kendisi dışındaki bir şeyi sevebilir?
Cevap: “Komşunu kendin gibi sev” ifadesi tam olarak bu anlama gelir. Bu, tüm Tora’nın temel ve genel emridir.
Soru: “Komşu” derken başka birini mi kastediyorsunuz?
Cevap: Genel olarak, etrafınızdaki her şeyi ifade eder. Bu sevgiyi kendi içinizde geliştirmeli ve vermeye başlamalısınız. Sadece “bunu biraz daha çok, şunu biraz daha az sev” gibi mantıklı bir şekilde değil. Sevmek! Sevmek, kalbinizin size nasıl ilişki kuracağınızı söylemesi anlamına gelir.
Yorum: İşte sorun tam olarak bu. Kalpten sevmenin ne anlama geldiğini gerçekten anlamıyoruz.
Cevabım: Bunun üzerinde çalışmalısınız. Bu, bir düğmeye basmak gibi değildir. Kendinin dışındaki birini sevmek bütün bir süreçtir.
Soru: Sevmek ne anlama gelir?
Cevap: Sevmek, bir başkasıyla kendinmiş gibi ilişki kurmak demektir. Bundan daha basit ne olabilir ki?
Yorum: Doğru. Ve bu adımı atamayız.
Cevabım: Hayır, nasıl olduğunu bile bilmiyoruz.
Soru: Peki bunu nasıl yapabiliriz?
Cevap: Bilmiyorum. Belki önce bir insanın kendini nasıl sevdiğini anlatan bir film izlemeliyiz ki, başkalarını nasıl sevmem gerektiğini ondan öğrenebileyim.
Soru: Kopyalamayı mı kastediyorsunuz?
Cevap: Evet. Bana bir filmde, kendimi hiçbir filtre olmadan nasıl sevdiğimi gösterin. Ve bundan, başkalarını nasıl sevmem gerektiğini anlayayım ki bu örnek her zaman önümde olsun.
Yorum: Yani, sürekli tatlı, iyi, sıcak, nazik, içten bir şey almayı isteyerek yaşıyorum; başkalarının bana böyle davranmasını istiyorum.
Cevabım: Esas olarak, her zaman haklı olmak istiyorsunuz.
Soru: Birdenbire bunu bir kenara bırakıp “Sen haklısın” mı demem gerekiyor?
Cevap: Evet.
Soru: Bu ciddi bir iş. Doğa o zaman sakinleşecek mi?
Cevap: Elbette sakinleşecek! Çünkü tüm bu olumsuzlukların esas başlatıcısı olan siz, basitçe kendinizi resimden çıkaracaksınız. Doğa bizi ıslah eder ve tam olarak bu farkındalığa götürür.
Soru: Doğa gerçekten böyle midir?
Cevap: Evet. Doğa bize karşılık verir. O dünyayı, bu yeryüzünü, insan ellerine verdi: “İstediğini yap.”
Yorum: Ama özünde, Doğa’nın kendisi veriyor, ihsan ediyor.
Cevabım: Sizin verdiğiniz ve ihsan ettiğiniz ölçüde o da veriyor ve ihsan ediyor.
Yorum: Yani, burada eşittir işareti koyuyorsunuz, eğer ben de ona benzersem her şey yoluna girecek.
Cevabım: İnsan, Yaradan’la eşitliğe gelmelidir. Bu yüzden Doğa bu konuda boyun eğmeyecektir.
Soru: Yani kısacası, Yaradan’a denk olmalıyız, öyle mi?
Cevap: Evet. Başka ne var?
Soru: Ancak bunu nasıl başarabiliriz ki! Doğa, biz buna ulaşana kadar sakinleşmeyecek mi?
Cevap: Hayır! Tam olarak yazılan bu: “Yaradan’ın seviyesine yükselin.”
Yorum: Anlaşıldı. Ama biliyorsunuz, sismologlar bunun durmayacağını, sarsılmaya, sarsılmaya ve sarsılmaya devam edeceğini şimdiden öngörüyorlar. Dünya’nın çekirdeğinde bir şeyler oluyor. Teknik detaylara girmeyeceğim ama giderek daha fazla yerin ciddi şekilde sarsılacağı söyleniyor. Onların söyledikleri bu.
Cevabım: Yaradan, Dünyamızla bir topla oynuyormuş gibi görünüyor.
Soru: Peki, dediğiniz gibi, bu kararı verip Yaradan’a doğru ilerlemeye başlayana kadar bu böyle mi devam edecek?
Cevap: Evet.
Soru: Sadece kararı vermemiz mi gerekiyor? Bizden istenen tek şey bu mu?
Cevap: Anlaşmak! Kabul etmek, hemfikir olmak demektir. Bu, herkesin oybirliğiyle karar alıp eve gittiği bir toplantı gibi değildir. Burada, “Komşunu kendin gibi sev” ilkesine göre yaşamak için tüm insanların oybirliğiyle anlaşması gerekir.
Soru: Bu emirde 613 veya 620 emrin tamamının yer aldığını söyleyebilir miyiz?
Cevap: Elbette.

