Category Archives: Çevre

Karakteri Kontrol Etme

Facebook’umdan soru: Olumsuz karakter özelliklerini nasıl kontrol altına alacağız?

Cevap: Kişi karakter özelliklerini, onu destekleyecek ve onun üzerinde olumlu etkisi olacak, doğru ortamda bulunarak kontrol edebilir. Başka yolu yoktur. Bir kişinin karakterini değiştirmek için kullanılabilecek başka bir karşıt güç var mı? Son zamanlarda ne kişisel eğitim ne de kendi kendine ikna işe yaramıyor.

Tüm karakter özellikleri olumsuzdur, çünkü kişi yaptığı her şeyi sadece kendisi için yapar. Bu nedenle, yalnızca doğru ortam, kişiye kendisini nasıl dengede tutacağını anlamasına fırsat tanıyabilir.

Soru: Doğru ortam olumsuz karakter özelliklerini nasıl etkiliyor? Örneğin, cimri olan birine ne dersiniz?

Cevap: Cimrilik kötü bir özellik değildir. Bu sizin bakış açınıza bağlıdır. Bu kişi cimri değil, temkinli, düşünceli ve ihtiyatlı olabilir. İsraf etmek veya her şeyi ayrım yapmaksızın vermek daha mı iyi olur? Kesinlikle olmaz.

Bununla birlikte, öncelikle çevre, kişiyi eğitmeli, adamı ya da kadını kişisel egolarından çıkarmaya yönlendirmeli ve birlikte onun üzerinde birleştirmelidir. Böylece çevre, kişiye eylemin doğru, orta çizgisini verir.

Şu an bulunduğumuz toplumdan daha üst bir seviyede olan doğru toplumun yaratılması, iyi ve kutsal bir çevredir. Görevimiz bu seviyenin üstüne yükselmek.

Controlling Character

Aşağılanmalara (Hakaretlere) Dayanıklı Hale Nasıl Gelinir?

Soru: Kişi “göze göz, dişe diş” (Eksodus 21:24) prensibiyle nasıl ilişkili olabilir?

Cevap: Biz genellikle bu alıntıyı, açıkça bana zarar verdiği için başkasına zarar verme zorunluluğu olarak anlıyoruz. Aksine bana zararlı bir özelliği öğrettiği için ona minnettar olmalıyım. Eğer ıslah olmuş olsaydım, hiçbir şey benim üzerimde etki edemezdi; her türlü “oklara” kesinlikle dayanıklı olacaktım. Beni rahatsız etmesi imkânsız olurdu ve içerlemiş ya da aşağılanmış olmazdım çünkü mükemmel bir koşulda, içimde diğerlerinin dokunabileceği hiçbir şey olmazdı.

Ve bu yüzden, birisi bana hakaret edici bir şey söylediğinde ya da beni yaralayan ve şahsen bana yönelik bir şey gördüğümde, bu sadece benim ıslah olmamış durumumu gösterir. Eğer kendimi ıslah edersem, bu yolla etrafımdaki dünyayı da ıslah ederim ve onun içinde olumsuz özellikler görmem biter.

Bu korkunç dünyamız yerine, kendimi aniden manevi bir dünyanın içinde, Olam Eyn Sof’da (sonsuzluk dünyası) görmeye başlarım. Bu sadece benim kişisel özelliklerimin ıslahına bağlıdır, diğerlerinin ıslahına değil, çünkü dünya içimde henüz ıslah etmediklerimi bana gösteren, benim karşı tarafımdır.

Soru: Bu benim aynı “aynı ölçüde” karşılık vermek zorunda olmadığım anlamına mı geliyor?

Cevap: Bunun için bir cevabım yok. Hemen kendinize dönmelisiniz. Eğer birinden olumsuz bir şey görür, duyar ya da hissederseniz, bu içinizde ıslah olmamış özellikleriniz olduğu içindir. Düşünmeli ve bunların size kendi içinizde tam olarak neyi ıslah etmeniz gerektiğini gösterdiklerinin farkına varmalısınız.

How To Become Impervious To Insults

Sorularımızın Yanıtlarını Nerede Bulabiliriz?

SORU : Soruların içimdeki yanıtlarını araştırmamı sağlayan mekanizma nedir?

CEVAP: Soruların yanıtlarını asla içimde bulmayacağım, asla. Ben kimim ki “hazır cevaplara” sahip olayım? Ben sadece sorular sorarım ve onlara yanıtlar bulmak yerine dikkatlice direktifleri takip etmeliyim.

Kabala Bilgeliği benim üzerimde üst gücün etkisini ortaya çıkarır. O halde bu bilgeliği kullanmalıyım ve bu sayede üst gücü keşfedebileceğim ve yanıtları bulacağım ama sadece ben bulacağım, başkası değil.

Dünyadaki Anlaşmazlıklar ve Çözümleri

thumbs_laitman_253Dünyadaki Anlaşmazlıklar ve Çözümleri, 1. Bölüm – Dünya Ne Arıyor?

Dünya savaş arıyor. Gereksiz ve fazla boğazları ve hatta gereksiz olmayanları bile doyurmaktan kurtulmanın başka bir yolu yok.  Dünyanın savaşları hoş karşılamasının nedeni budur. Örneğin, Amerikalılar son altı ay içinde Suriye’nin bombalanması sırasında on binler ISIS üyesinin öldürülmesinden gurur duyuyorlar.

Askeri anlaşmazlıklar kasıtlı olarak başlatılır ve hızlı nüfus artışı ve buna bir çözüm bulma gereği nedeniyle, gelecekte bu anlaşmazlıkları daha da sık göreceğiz. Bu nedenle insanlık fazladan yer kaplayanları yok etmeye özlem duyacak.

Avrupa nihayet şimdi büyük sayıda göçmeni sınırlarına sokmakla ne büyük bir hata yaptığını farkına varıyor. Bu hata şimdi nasıl düzeltilecek? Nihayette artık orta çağda yaşamıyoruz, insanlar St. Bartholomew katliamında olduğu gibi yok edilemezler. Bu mümkün değil!

Dünya çok ciddi sorunlarla karşı karşıya ve insanlar barış arayışında değiller! Herkes bir şey yapılması gerektiğinin farkında ve gelişmiş olan ülkeler üzerinde giderek artmakta olan İslami baskı ile başa çıkmanın bir yolu yok. Bu nedenle de Avrupa, Amerika ve Rusya’nın giderek İslam tarafından ele geçirilmesi devam edecek. Tek fark, Rusya’da bu Tataristan, Çeçenistan ve hatta kısmen Türkiye tarafından, Avrupa’da ise Kuzey Afrika ve Arap devletleri tarafından sızılarak yapılacak. Göçmenlerle dolup taşan Amerika’da da artan baskı ile ortak nefret giderek büyüyecek. Amerika Birleşik Devletlerinde neler olduğunu, siyahlar ve polis arasında ne türlü sorunlar olduğunu şimdiden görüyoruz. Anlaşmazlık kasıtlı olarak alevlendirildi. İnsanlık barış aramıyor. Bu şekilde var olamayacağının farkına vardı.

Devam edecek ….

KabTV “Michael Laitman İle Sohbetler”, 03.06.15

 

Dünyadaki Anlaşmazlıklar ve Çözümleri, 2. Bölüm

Soru: Dünyadaki bu anlaşmazlıklar için bir çıkış yolu var mı?

Cevap: Bir çıkış yolu yok. Gelişmiş ülkeler insanların birbirini öldürmesi kabul ediyorlar, ama kendi “bahçelerinde” değil, uzak bir yerde,  Avrupa’da, Amerika’da veya Rusya’da değil, ama mesela Orta Doğu’da, Uzak Doğu’da ya da Afrika’da.

Avrupa’yı zorlayan sorun, bütün bu anlaşmazlık ve çekişmeleri ve bunların kızıştırdığı olayları ve bunlara getirilen sözde çözümleri mümkün olduğunca kendinden uzağa taşımaktır. Amerikalılar da aynı şekilde düşünüyor ve aynı şeye çaba gösteriyorlar; bu nedenle de Irak, Yemen ve diğer ülkelerdeki anlaşmazlıkları kızıştırıyorlar ve böylece de bir dünya savaşı yerine on tane bölgesel savaş çıkartıyorlar; şu anda dünya işte böyle varlığını sürdürüyor.

Geliştikçe insanlık sürekli evrim geçiriyor. Kendisi için uzun vadeli planlar kurmuyor, ancak her şeyi, yarınlar bu günden daha beter olmasın diye düzenliyor. Dünyayı yönetenler ne kadar sınırlanmış olduklarını anlıyorlar, bu nedenle onlar için hiçbir şeye girişmemek önemli.

Nihayetinde, insanlık bu mutlak başarısızlığının farkına varacağı duruma erişecek ve doğanın bu nasıl yönetildiğini ve nereye doğru yönlendirdiğini bilmediği, evrimleştirişi gücünün etkisinde olduğunu kavrayacaktır.

Geçmişte bu gücü kabul ederdik ve yapabildiğimizce hep onunla anlaşmaya çalışırdık. Ancak son zamanlarda giderek, olup biten üzerinde çok daha az etkimiz var. Bir zamanlar Amerikalıların dünyayı yöneteceklerini düşünürdük, ancak şimdi onlar da Avrupalıları ve Rusları vb. izleyerek sahneden iniyorlar. Bunun anlamı, bu duruma ekonomik güç fazla etkili olmuyor demektir.

Devam edecek ….

KabTV “Michael Laitman İle Sohbetler”, 03.06.15

Dünyadaki Anlaşmazlıklar ve Çözümleri, 3. Bölüm – Ve Her şeye Rağmen Bir Çıkış Yolu Var!

Arka planda süregiden küresel anlaşmazlıklarda büyük sorun İsrail gibi görünüyor, çünkü herkes içgüdüsel ve kaçınılmaz olarak suçlu olarak bizi işaret ediyor. Peki, ne yapılabilir?

Kısaca insanlığa nereye gelinmesi gerektiğini açıklamamız gerekli, burada tek bir çözüm var; birlik. Tüm dünya, kendimizi oradan bir yere kaçmanın imkânsız olduğu bir her yandan kuşatılmış bir kalede gibi hissedene kadar İsrail’e karşı boykotlar düzenleyecek. Bizimle ticareti durduracaklar. Bize mal vermeyecekler, bizim mallarımızı almayacaklar, sanki biz yokmuşuz gibi davranacaklar. Tüm ülkeler buna katılacaklar ve bu ülkelerde yaşayan Yahudiler bu boykotları destekleyecek ve bizim can düşmanımız olacaklar.

Her şey İsrail halkının ondan bekleneni, kurtuluşunun neye bağlı olduğunu anlamasına dayanır. Dahası, bu yalnız boykottan kurtuluşu değil ama var oluşunun anlamıdır da. İsrail herkese yaradılışın bir amacı olduğunu, bir sonraki var oluş seviyesinde erişilecek olan dünyayı gösterebilir. Gelişimimizin cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerden geçmiş bulunuyoruz, halen hâlâ hayvansal seviyede olsak da bir sonraki seviyenin, insan (Adam, Edom l’Elyon, yukarıdakine benzeyen) seviyesinin ilk belirtileri içimizde belirdi ve bu seviyeyi edinmek zorundayız.

Bu noktada, bir sonraki seviyeyi edinme ve bunu pratikte gerçekleştirme yöntemini dünyaya açıklamamamız gerekli bunu öncelikle tam olarak kendimiz uygulayarak tüm dünyaya ve herkesin birbirine karşılıklı yardım etmesiyle İsrail’i tüm dünyaya insanlığın doğru var oluş örneği olarak göstermeliyiz.

İnsanlık bunu memnuniyetle kabul edecek ve bunun sorunların çözümü olduğunu anlayacaktır, çünkü zaten halen Yahudilerin ve İsrail’in bu rolü gerçekleştirmesi için dünyada büyük bir talep var. Bu talep herkesin içinde saklı olarak var, bunu hiçbir zaman hissetmemiş olsa bile. Bunu tüm dünyaya açmalıyız. Ancak bundan sonra dünya huzur bulacaktır.

Tüm bunları dünya çapındaki boykotun sonucu olarak görüyorum. İçtenlikle, bunun başlamasından çok mutluyum, bu insanları uyandıracak, harekete geçirecek, bize karşı olan bu bir araya geliş tüm dünyadaki Yahudileri sarsacak, uyandıracak. Bizden uzaklaşmak isteyecekler ve biz tecrit edilmiş olacağız.

Yalnızca aramızda üst gücü bize çekecek olan bağ bizi değiştirecek. Bizi tüm dünyanın gözünde istenir kılacak ve insanlığa örnek yapacaktır.

Bizim yolumuzla, insanlık bir sonraki seviyeyi görecek ve anlayacak. Böylece savaşlar çıkartmaya ve insanlığı yok etmeye gerek kalmayacak. Krizlerden kurtulmak için yeni bir ekonomi icat etmeye çalışmaya gerek kalmayacak. Sonuçta, tüm dünyada gözlenecek olan durum evrensel olacak. Bu dünya seviyesinde doğru bir var oluş biçimine başlayacağız ve aynı zamanda da tamamen bir üst dünyaya yükseleceğiz ve ölümlü bedenimizi de tamamen bu dünyada bırakacağız ve o tümüyle yok olacak. Kabala bilgeliği bundan söz eder ve gerçekten de bu gün bu aşamanın eşiğinde duruyoruz.

Devam edecek ….

KabTV “Michael Laitman İle Sohbetler”, 03.06.15

Dünyadaki Anlaşmazlıklar ve Çözümleri, 4. Bölüm – Gerçek Dünyayı Görmek

Yorum: Mevcut savaşlar doyurulacak fazla boğazları ortadan kaldırıyor, eğer böyle olmasaydı, Dünya nüfusu sürekli artmaya devam edecekti.

Cevap: Bu boğazları doyurmada bir sorun yok. Eğer herkes rahatça manevi gelişimi ile meşgul olmaya başlarsa, “doyurulacak fazla boğaz” kalmayacaktır. Bu dünyada herkese yer var! Dahası herkes istenir. Her şey insanlar arasındaki ilişkiye bağlıdır.

Çünkü bu durumda, hiç kimse birbirini rahatsız etmeyecektir, sanki yanımda hiç kimse yokmuş gibidir, çünkü herkes kendi içinde ve aynı zamanda da birbiri ile ve Yaradan ile karşılıklı anlaşma ve anlayış içinde olacaktır. Bundan sonra, şimdi bize duyularımızla tasvir olunan bu dünya tamamen ortadan kalkacaktır, duygularımızı son seviyeye yükselttiğimiz zaman, yükselttiğimiz seviyeye göre giderekten bu dünya ortadan kalkmaya başlar, bu böyle çalışır.

Bu gün fizikçiler ve psikologlar Kabala Bilgeliğinin yaklaşık 5000 yıl önce sözünü ettiklerini doğruluyorlar. Dünyamız holografik bir imajdır; yalnızca bizim hissiyatımız içinde, bize bağlı olarak mevcuttur. Kendi içinde böyle değildir, bu bizim algıladığımızdır. Kendi içinde hiçbir şey değildir, mevcut değildir. Tıpkı bir televizyon ekranındaki gibi bizim içimizde çeşitli resimler tasvir eden güçler vardır. Ancak bu resimler bizimle ilişkili olarak ve önümüzde belirir, yalnızca güçlerdir. Onları algılamak için kendi içsel ekranımızın olması gereklidir. Şimdi bu ekran yerine, gerçek dünyayı görmek için yeni bir ekran yaratmak gereklidir.

KabTV “Michael Laitman İle Sohbetler”, 03.06.15

Modern Dünyanın Korkuları

İlya Pluznikov’un görüşleri (Moskova Devlet Üniversitesi Nöro-psikoloji ve Anormal Psikoloji Fakültesinde Yardımcı Doçent)“Korku evrimin bir ürünüdür. Tüm korkular evrim sırasında sabitlenmiş ve yaralı kabul edilmiştir ve bizimle yaşar.

Modern Batı Avrupa toplumu ruhsal çöküntünün yüksek olduğu bir toplumdur; narsisttir, her şeyin mükemmel olması gerektiği, kişinin en iyi olmak zorunda olması anlamına gelir; bu da kişi ile standartlar arasında uyumsuzluk oluşturarak endişeye neden olmaktadır.

Benim Yorumum: Çevre herkesin yaşam amacını tanımlar ve belirler. Bir ormanda gelişmiş olsaydık en iyi savaşçı olmak için çabalıyor olurduk. Bu nedenle kişinin değil, çevrenin ve nevrozların tedavi edilmesi gerekir.

En kısa zamanda toplum kalkınma vektör eşitliğini değiştirdiğinde, eşitlik, kardeşlik, maneviyat ve karşılıklı desteğin ideallerini varsaydığında ve kişiyi topluma vericiliği ile değerlendirdiğinde; herkes sanki iyi bir annenin kollarındaymış gibi hissedecektir.

Zararsız Bir Bakteri Et-Yiyen Canavar Haline Geldiğinde

Haberlerden (The Conversation): Bakteriyal hastalıklar her yıl milyonlarca ölüme sebeb olmaktadır. Bu bakterilerin bir çoğu evrimsel geçmişlerinin bir döneminde iyi huylu idi ve hastalığa sebeb olacak patojenler haline dönüşümlerinin ne zaman olabileceklerini anlayamamaktaydık. Yeni bir çalışmada, araştırmacılar bir bakterinin et yiyen bakteri haline geçişinin ne zaman olduğunun izini sürdüler.

Musser’in söylediğine göre ‘Literatürde bir çok yerde Streptococcus salgınınlarına denk gelen tarih zamanında tarafımızdan azaltılmıştır. Buna bir örnek olarak, İngiltere’de Streptoccus infeksiyonları 1983 ve 1985 yılları arasında sayısı ve şiddetinde  artma göstermiştir.

İsveç, Norveç, Kanada ve Avusturalya ile diğer bir çok ülkede hastalığa kurban olma hikayesi artık kıtalar arası bir salgın olmaktadır. Belirtileri faranjitten et-yiyen hastalık olan necrotizing fasciitis arasında değişmektedir.

Benim Yorumum: Bir bakteri çevreye ölüm taşıyan bir canavara dönüşebilir, şöyle yazılmıştır, insanın düşmanları evini doldurmaktadır. Ama düşman haline dönüşme insanlarla düşmanlar olarak arasında ki ilişkiye bağlıdır.

Sonuçta, benciliğimiz gelişimizin en yüksek aşamasındadır ve bu yüzden  rasyonel ve bilinçli olarak davranışımız,  doğanın düşük seviyeleri (durgun, vejetatif, animasyon) ile aralamızda benzer bir  ilişkiyi kurmayı gerektirir.

Eğer ilişkilerimizi dostane bir şekilde düzeltebilirsek, manevi öğretilerdeki gerçeğin doğru olduğuna ikna olacağızdır, ki bu da gelecekte kurt kuzu ile yaşayacak ve bir çocuğun onlarla oynayacağını anlatmaktadır.

Yayım tarihi: 18 Nisan, 2014

Avrupa ve İklim Değişikliği

New Scientist’taki Haberlerden: “Kasırgalar genellikle Atlantik’in tropik batı kısmında oluşmakta ve kuzeybatıya doğru Amerika’ya yönelmektedirler. Sonraysa yükseklerde yer alan hızlı rüzgarlar ile Avrupa’ya taşınmaktadırlar.

“Gelecek olan kasırgaları simule etmek için,  Hollanda Meteoroloji Enstitüsü’nden Reindert Haarsma ve meslektaşları, sera gazı emisyonlarının küçük bir artış göstereceklerini varsayarak detaylı bir iklim modelini  2094 ile 2098 yılları aralığı için çalıştırdılar.

“Gelecek kasırgaların, tropikal Atlantik’in  yeteri kadar ısınması ile birlikte, kasırgalara yeterli  ısı ve nem sağlaması ile onları güçlendirerek, daha doğusunda oluştuğunu buldular. Sonuç olarak, kasırgaların birçoğu Amerika’yı değil yerine Doğu Avrupa’yı vurdular. Kasırgalar, tropik alanı terkedince zayıfladılar ancak soğuk ve rüzgarlı bölgelere girince tekrar güçlendiler ve Sandy gibi, kış fırtınaları ile kasırgalar arasında melez kasırgalar haline geldiler.”

Yorumum: Feci klima değişiklikleri bu yüzyılın sonunda değil, yakın gelecek yıllarda ortaya çıkabilirler. Doğa ile olan dengeyi bozmak büyük kayıplara yol açacak. Burada problem çevrede değil, doğanın, duran, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerinin hepsinden dolayı insanoğlundadır. Sadece insanoğlu, sosyal davranışları ile teknolojinin etkisinden daha çok, sistemin dengesini etkilemeye muktedirdir. Daha iyisi ya da daha kötüsü için.

Kıskançlık Bir Kusur Değildir

Soru: Kabalistler, kişinin bu dünyayı terk edip, manevi dünyaya adım atması konusunda kıskançlığın yardımcı bir özellik olduğunu atfeder. Tabii, neden diğerlerini kıskanmalıyım ki? Sonuçta, herkes özeldir ve her birimiz kendi yolunda ilerler. Niçin diğerinin eşsiz oluşu beni kıskandırmalıdır ve  neden yolumda ilerlerken buna müsaade etmeliyim ?

Cevap: Kıskançlığımı, nefsimi, bana saygı duyulması için oluşan arzumu bilerek uyandırdım. Bu, diğerlerinin başarılarını kıskananlar veya saygı arayan sıradan insanlar konusu değildir. Bu dünyada bizler  her türlü anlamsız ve saçma şeylere karşı kıskançlık duyarız. Ben ise aksine yaşam için gerekli temel olanı dikkate alıp, diğer şeylerle ilgilenmem. Temel gereksinimlerimi karşıladıktan sonra, kendimi manevi çalışma için inşa eder, kıskançlık gibi konuları da araç olarak kullanırım.

Nitekim başka türlü ilerleme sağlamak için başka bir şeyim olmaz. Kıskançlık, nefis ve saygı üç bencilce yaklaşım olup, içimde bu özellikler bulunmadan nasıl çalışmamı yaparım? Bu özelliklerin konusu beni bu dünyadan dışarıya çıkaracaktır; bu BYA dünyalarını terk edip, Atsilut (O’nun yeri, gelişimin başlangıç yeri)  dünyasına geçmek gibidir.

Manevi şekilde çalışma yapmak istersem, diğerlerinin çalışmalarına bakar ve onların önünde kendimi sıfırlarım. Daha sonra onları neslin en yüceleri olarak görürüm: Onlar daha mesafe sarfederek ilerlemişlerdir, onlar ıslahın son haline erişmişlerdir ve ben onları kıskanırım. Eğer kıskanmaz isem, gücüm olmaz ve ilerleyemem. Egoma karşı ilerleme sağlamak için tüm kuvveti kazanırım. Doğru ilerleme doğru niyet ile yani maddenin üzerine takınmış olduğu formu Işık bana sunar, nitekim yükselmeye çalıştığım konu ise başlı başına benim kendi egomdur.

Soru: Doğru niyetimi, kıskançlık özelliğinden nasıl koruyabilirim?

Cevap: Kıskançlık, nefis ve saygı arzusunun derecesine göre niyet inşa olur. Kıskançlık duygusunu, Yaradan’ı kıskanmaya, Yaradan’a saygı duymak için saygı arzusuna, O’nunla bir olma dürtüsü oluşacak şekildeki nefsinize dönüştürürsünüz. Böyle olmaz ise, neyin ıslahını yaparsınız ki? Ne inşa edersiniz ki, bulutlar arasında havalı bir şato mu ?

Soru: Fakat hala, kıskançlık  hissi duyarsam, onun ateşi beni tüketir.

Cevap: Hayır, kıskançlık hissinin uyanmasına izin veriniz, nefsiniz, saygı duyulması için arzunuzun belli sınırına kadar. Bu sınır aşıldıktan sonra, sizin için bunun önemi kalmadığı zaman, bunu anlamanız için ”çalışma sahasını” belirlemelisiniz. Herşey kontrol altında olmalıdır; nitekim böyle olmayacaksa, başlamamalısınız.

Kısaca, deneyiniz. Kıskançlık durumuna düşeceksiniz diye korkmayınız. Bunun üzerinde çalışınız. Dostlarınızı kıskanırsanız şanslısınız; bu iyidir. Sonuçta, ilerleme sağlayabilmek için başka kuvvetimiz yoktur. Eğer ben çevre olmaksızın yaşasaydım, hayvan gibi olurdum. Diğer yandan, eğer toplum devamlı dostlarımı bana örnek göstererek bendeki noksanlıkları ortaya çıkarır, beni  kışkırtır ve teşvik ederse, bu benim yaşamda ilerleme sağlamama yardımcı olur. Benim yalnızca iyi örnekler sunan, kıskanmamı sağlayacak, özel bir çevreye ihtiyacım vardır.

12.9.2012 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin 4. Bölümü’nden, ”Dünyada Barış”
Bu makale Dr Laitman’ın blogunda 16 Eylül 2012 tarihinde, saat 12:03’te yayınlanmıştır.

Tüm Problemlerin Sebebi Kimdir?

Soru: Genel bir mekanizmanın değişik parçaları yeterince işlev görmedikleri zaman değişik zararlara yol açabiliyorlar. Toplum için hayati parçalar nelerdir?

Cevap: Yaklaşımımız basittir: Hayati parça benim çünkü tüm diğer parçalar kesinlikle ıslah oldu. Bunun üzerinde düşünecek bir şey yok; sadece bu bakış açısından olaya yaklaşırsan ıslah resmini görebilirsin.

Genel sistem işlemekte; bu sistem, ihtiyaç duyulan her şeye sahip ve doğru bir istikamete hareket etmektedir. Bununla birlikte “herkes diğerinin hatasına göre yargılamakta” ve bir çözüm aradığımda, ben ıslah olmamış bir dünya görüyorum.

Ve görüyorum ki bu çözüm televizyonda değil; benim hislerimde: Maaş yeterli değil; banka hesaplarında limit aşımı söz konusu, sağlık bozuluyor, insanlarla ilişkiler kötüye gidiyor, evdeki aletler bozuluyor… Kısaca ben bozuk bir dünyada olduğumu hissediyorum.

Kendime şunu söylemek zorundayım: Bu tamamen, benim diğer dişli çarklarla beraber hatalı olarak etkileşimde olduğum anlamına gelen hatalı şekilde dönüp durmamdan kaynaklanmaktadır. Problem, politikacılarda ya da kodaman iş adamlarında değil; problem sadece benim içimde! Diğer insanların arzularını ve niteliklerini bağlayamaya teşebbüs etmeye yarar, sistem içindeki diğer problemler konusuna bakışta hiçbir hissiyat yok!  Her şey mükemmel. Problem benim.

Günlük Kabala dersi, 4’üncü bölümden, 10.9.2012, “Dünya’da Barış”

Toplumun Beni Hürriyetimden Yoksun Bırakma Hakkı Var mıdır?

Baal HaSulam, ”Hürriyet”: Bizler, bireyin hürriyeti konusundaki cümleyi şimdi açık bir şekilde anlama noktasına ulaştık. Tabii ki bir soru oluştu: ”Topluluk bireyin hürriyet hakkına el koyma yetkisini nereden aldı ve yaşamındaki en değerli şeyini, hürriyetini, nasıl esirgedi?” Görünen şu ki, buradaki zorlayıcı kaba kuvvetten başka bir şey değil.

Toplu ilgi alanları bireysel ilgi alanlarından daha önemli ise ne yapmalıyız? Toplum beni bu şekilde yapmaya zorlamalı mı? Bunu zorla yaptırmanın bizlere faydası olur mu? Bu yüzden eğitime ihtiyacımız var.

Ebeveyn, çocuklarının hangi inanca ait olacağına dair kararlar alır, hangi okula gideceğine, nasıl bir eğitim alacağına dair ve hangi bakış açısı ile yontulacağına karar verir. Aslında onların yaşamlarını önceden belirleyip tanımlarlar. Böyle bir hakka sahip midirler?

Aynı zamanda, anne ve baba çocuklarının var olmasından itibaren onların geleceğini önceden belirlerler; daha fazlası, onlardaki belli karakter özelliklerini harekete geçirirler.

Aile, çocuk yuvası, okul ve çevre tüm bu faktörler birlikte bir bireyi oluşturur ve bu suretle, 15-20 yaşına gelen birey, herşeyin kendisi için önceden karar verilmiş kimse olur. Toplumun benimle ilgili ve kendilerinin benden talep ettiklerini benden elde etme konusunda hangi hakları vardır: Çörek, pasta, ekmek parçası veya simit gibi? Nitekim bu böyle yürür ki.

Bu tarz kurallar çoğunluğa uyma kanunundan ortaya çıkmıştır. ”Çoğunluk” bilinçli, hisseden ve anlayan bir toplum; genel refahın, her bireyin tüm bireylerin toplandığı bir bütün ile ilişkisine bağlı olduğunu kavrayan toplum anlamına gelir. Yani anlatılmak istenen, birey kendi bencilliğini ortadan kaldırır ve toplum ile bir bütün halinde bağ kurar.

Bu durumda, herkesin toplum veya ailenin kollektif ilgi alanları konusunda çalışma yapmasına ihtiyaç vardır. Daha fazlası, toplum, içinde barındırdığı üyelerine bu kurallar konusundaki eğitimi sunmakta da sorumludur. Bu nedenle, denir ki babası oğluna bir ”zanaat” öğretmelidir. Bizler burada aynı sistemden yani ihsan etmeyi öğretmekten bahsediyoruz.

Nitekim evrensel karmaşık sistemin kanunu kaçış olmaksızın gözlemlenir. Birey ne olduğunu başından bilir ”çarklar”dan biridir ve düzgün şekilde görevini yapmalıdır. Fakat kötülüğe meyilli olmasına rağmen ”çark” görevini yapan bireyin, tüm sistemi ifşa etme, gücünü elde etme, bilgelik kazanma ve  tüm çevreyi tamamıyla büyük bir kanalı idrak edebilme fırsatı vardır. Bu suretle Yaratan’ın seviyesine doğru yükselir.

Özünde ”çoğunluğa uyma” Yaratan’a uyma anlamına gelir. Çevre ve Yaratan aynıdır: Genel ihsan etme kuralı, herkesi kuşatan ve veren kuvvet. Fakat başlangıçta bizler, kırılamayan global bağ konusundaki açıklamalarımızı kısıtlarız; bu da bize bütünsel birlik dışında başka alternatif bırakmaz. Bizler Yaratan’a ihsan etme çalışmasını, şu anki şeklinde olduğu gibi, topluma ihsan etme çalışması olarak tanımlarız.

5.1.2012 tarihli Günlük Kabala Dersi’nden 4. Bölüm, ”Hürriyet”

Bu makale Dr. Laitman’ın blogunda 7 Ocak 2012,  19:10’da yayınlanmıştır.