Category Archives: Bayramlar

Günlük Kalp İçi Temizliği

Soru : Pesah’ı kutlamak ve onun koşullarını gözlemlemek niçin önemlidir ?

Cevap : Bu yahudi bayramı, tarihteki belli bir günü anmak için değildir. Aksine, her bir günde sizin bütünüyle yeniden Mısır’dan çıkıyormuşsunuz gibi hissetmeniz gerekir.

Sürgünden çıkmak, bir daha hiç gerçekleşmeyecek olan kadim bir olay değildir. Her bir günde sizin iyilik bağları sayesinde gitgide daha fazla bağ kurarak, bencilliğinizin üzerine yükselmeniz gerekir.

Pesah süresince bizim kutladığımız şey, bizim böyle bir fırsatımızın olduğu gerçeğidir. İsrail dışındaki hiçbir ulusun kendi bencilliği üzerine yükselebilme, birleşebilme ve kendi tabiatımızın üzerine nasıl yükselebileceğimizi gerçekten hissedebilmeye başlama fırsatı yoktur.

Soru : O zaman bayramlar bu tarz şeylerin hatırlatıcısı mıdır ?

Cevap : Bayramlar bizim gün başından gün sonuna kadar çalışmamızı gerektiren bir programdır. Bunun hepsi kişinin hangi seviyede olduğuna bağlıdır. Bizler her zaman Pesah, Sukot, Şavuot, Tu Bişvat, 9. Av olarak adlandırılan ve bunun gibi özel içsel seviyelerden geçeriz.

Soru : Nesilden nesile geçen, babaların oğullarına Mısır köleliğinden çıkışı anlattıkları Pesah yemek ziyafeti geleneği niçin vardır ?

Cevap : Çünkü bizim öğrenmemiz gerekir-ve diğerlerine öğretmemiz-Mısır’dan çıkışa ilişkin düzen hakkında veya bencilliğimizin üzerine nasıl yükseleceğimize ve diğerleri ile birleşeceğimize ilişkin düzeni, eninde sonunda karşılıklı garantörlüğü başarmayı ve Sina Dağı (karşılıklı nefret dağı) etrafında birliği.. Babanın oğluna diğerleri ile doğru şekilde birleşebilmeyi öğretmesi gerekir.

Hem baba hem de oğul (benim dünkü seviyem ve benim bugünkü seviyem) her gün benim içimdedir. Her şey kişinin içinde ve ulusun içinde gerçekleşir.

Soru : Günümüzde bulunan modern, bu dünyada kendisi ve cep telefonu dışındakini göremeyen bir kişiye ne anlatırdınız ? İnsanlar arasındaki bağ, değişik tarzdaki ilişkiler hakkında ne söylerdiniz ? Nasıl bir yeni yaşamı ona vadederdiniz ?

Cevap : Bu evrensel bir ahenk, insanlar arasında mükemmel şekilde koordine edilmiş, birbirine yakın örgü ağları ile bağlanmış futbol takımına veya hatta mafyaya benzer şekilde.. Bu bağ kişinin her zaman öz güven içinde, mutlu hissetmesini sağlar; kişiye iyi bir birlik hissiyatını ve diğerlerinin arzuları içinde karşılıklı dahil etmeyi mümkün kılar. Kişi öyle büyük çaptaki bir birliğe ulaşabilir ki, içinden diğerlerinin bildiği her şeyi bilebilecek hale gelecektir.

Çünkü hepimiz tek bir sistemin içerisindeyiz, hiçbir sınırlama olmadan bütün dünyanın hissiyatı aramızda akabilir. Bilim adamları, bir modem gibi beynimizin, bizleri havada bulunan ortak bir bilgi deposuna bağladığını ifşa ediyorlar.

Soru : Niçin günümüzdeki çocuklar o kadar mutlu değiller ?

Cevap : Bu böyledir, çünkü onlar bencilliklerini doyuramayacak kadar büyük bir seviyeye ulaşmışlardır. Geçmişte, bir ailenin şayet tek bir odası bulunuyorduysa, bu onları mutlu etmeye yeterdi. Fakat günümüzde her bir kişinin kendi başına ayrı bir konuta ve ayrı bir vasıtayı kullanmaya ilişkin gereksinimi vardır. Bizler hep kendimizi izole ediyoruz ve her bir kişi de kendi içinde kapalı halde olur.

Kimse kendisini mutlu hissetmez ve bunun sebebi de bizim izole olmamızdır. Mutluluk, yalnızca enerjinin, gücün ve sıcaklığın birbirimiz ile bağın içerisinde akabildiği sürece hissedilebilir.

Yalnızlık, Mısır köleliğidir ve bunun dışına çıkma zahmetine değerdir.

Köle Özgür Olan Birisini Anlayamaz

Soru: Pesah, Mısır’dan, kölelikten göç, neden yeniden doğumu andırır? Hikâye Musa’nın doğum hikâyesi ile başlar ve doğum sırasındaki kasılmalara benzeyen Mısır felaketleri ile biter. Bundan sonra, sanki yeni bir dünyaya doğmuş gibi, son denizi geçerler.

Cevap: Yeni hayat ana rahmine düşmüş ve Mısır denilen dev bir kabın içinde pişmiştir. Bizim algı ve sezgilerimiz, bencil doğamızı anlama ve bununla başa çıkma çabalarımızın dışında biçimlenir.

Sonunda, bencilliğimize direnmekten aciz olduğumuzu, kaçmaktan yani bencilliğin üstüne yükselmekten başka hiçbir seçeneğimiz olmadığının farkına varırız. Bu niteliksel değişiklikler gerektirir: Tüm alışkanlıklarımızın, ilişki biçimlerimizin ve Babil’de edindiğimiz yetiştiriliş tarzımızın tamamen değiştirilmesini gerektirir.

İbrahim’in metodunu kullanarak birlik olmaya başladığımızda, hayata dair, yeni alışkanlıklar, birbirimize karşı yeni bir tutum ve her şeyin birliğin gözlüklerinden algılandığı, yeni bir bakış açısı kazanırız. Bu yeni bir doğuma işaret eder, çünkü ben, kendine, ailesine, ulusuna, dünyaya ve tüm hayata birliğimiz aracılığıyla bakan yeni bir kişiye dönüşürüm.

Daha sonra eğer önceki benle İbrahim metoduna göre yetiştirilmeden ve başkaları ile birlik olmadan önceki benle karşılaşsaydım, zaman biz birbirini anlamayan iki farklı insan olurduk: Bunlardan biri köle ve diğeri ise bencil doğasından bağımsız, özgür bir insan. Çünkü bu edinilen yeni bir doğadır; nefretin doğası yerine sevginin doğası.

 

Son Deniz – Yam Suf

SORU: Son Deniz (Kızıl Deniz) neyi temsil eder?

CEVAP: Son Deniz (İbranicede Yam Suf) ego ve egodan kurtuluş arasında bir sınırdır. O henüz özgecilik, sevgi ve ihsan etme  değildir ama egodan çıkıştır.

Egoizm ve özgecilik arasındaki sınır hattında, sudan bir set durur. Su iki niteliğe sahiptir; bir yandan sözde Gevurot’un niteliği olan değişmez yasalar, sert güçler ve diğer yandan merhamet ve sevgi güçlerine…

Bu iki gücü bir araya getiren su, Mısır’ı yani egoistik dünyayı bölen sınır hattını ve özgecil dünyayı temsil eder. Bu nedenle suyun Mısır’ı koruyan sert güçlerini temsil eden ve ondan çıkmaya izin vermeyen bölümünü  geçmek gereklidir.

Bir kişi bu sudan duvarı geçerse, amniotik sıvının (cenini çevreleyen zarın sıvısı)  içine girer ve kendisini bir cenin gibi annesinin rahminde geliştirmeye başlar. Ancak ondan kurtulmaya muktedir olması için egodan çok fazla nefret etmesi gerekir. Ve sonra sular ayrılır…

http://laitman.com/2016/04/the-final-sea-yam-suf/

Pesah: Mayalı Ekmek Satışı

Soru: Pesah öncesi mayalı ekmek satışı ne anlama gelir? Bugün, birinin internet üzerinden bir form doldurarak iki saniyede hamur satması mümkün.

Cevap: Mayalı ekmek satışı, sadece bir süre için satıyorum ve sonra geri alıyorum anlamına gelir. Bunu sadece, egomdan, başkalarına zarar vermek için kullandığım “kötü eğilimimden” çıkmak için yaparım.

Sonra onu, başkalarının iyiliği için kullanacağım. Böylece bu, sadece belli bir süre için, yedi gün için yapılan bir satıştır. Eski değerlerden kurtulmak, dünyaya karşı kötü tutumumdan sadece kendi tutumumdan kurtulmak ve bundan kurtulduğum zaman da tüm arzularımı, dünyaya karşı iyi bir tutum içinde olmak için kullanırım. Bu nedenle yedi gün sonra bu hamura geri dönerim.

Her şeyden önce eski, daha önceki ilişkilerimizden kurtulmamız gerekir. Hadi hep birlikte “iyi çocuklar” olmak için bir karar alalım. Mısır’dan göç hikâyesindeki gibi varlığımızı tehdit eden bir dünyanın içindeyiz, ama eğer bizler egomuzun üzerine çıkabilir ve İsrail’in gerçek topraklarına, tamamen iyi olan bir koşula ulaşabiliriz.

Soru: Siz bir iyimser misiniz?

Cevap: Evet, bu hiç şüphesiz gerçekleşecek. Tek soru, bizler bunun için ne bedel ödemek zorundayız? Bunu hızlı ve güzel bir yoldan ya da uzun ve acı dolu bir yoldan elde edebiliriz. Ancak, her halükarda buna geleceğiz.

Biz Köle miyiz?

Soru: Mısır’dan çıkışın hikâyesi, Pesach Haggadah, “Biz Mısırda köleydik…” sözleriyle başlar.

Cevap: Biz hala köleyiz ama bunu farkında değiliz. Biz kendimizi “İsrail topraklarında” yaşayan özgür bir ulus olarak düşünüyoruz ancak bu “İsrail toprağı” değildir. Bu henüz Mısır bile değildir. “Mısır”ın anlamı, Firavun’un üzerimizdeki otoritesini kabul etmek demektir. Ancak, biz farklı düşünüyoruz.

Bakın neler oluyor! Egomuz İsrail halkı ile ne tür bir oyun oynuyor! Sonu gelmeyen tartışmaların, kavgaların içine batmışız. Her türlü problemin içine tamamen dalmışız. Hükümetimiz ve bütün ülkeler sayısız parçalara bölünmüş. Neredeyse bir iç savaş ile karşı karşıyayız!

Pesah’tan çok uzaktayız! Biz hala Mısır’lı köleliğin yedi “açlık yılının” en derin ve en karanlığının içindeyiz. Biz egonun bizi yönettiğinin, bizimle oynadığının ve bizi birbirime düşürdüğünün farkında değiliz.

Pesah, kölelikten kaçmaya, egoizmin gücünden çıkmaya, birbirimizi “yeme” koşulundan “İsrail’in çocukları çabalamaktan haykırdı…” koşuluna yükseltmeye karar vermek hakkındadır.

Soru: Biz bugün köleler miyiz?

Cevap: Hayır, değiliz, “köle,” kişi köleliğini hisseder, kötü doğasını ve ona olan bağımlılığı fark eder anlamına gelmektedir. Biz komşumuzdan nefret ettiğimizi ve onunla tartışmaya ve kavga etmeye zorladığımız zaman kabul ederiz. Bu arzunun nereden geldiğini bilmeyiz. Bu içerde yükselir ve biz ne bunu kabul ederiz ne de bizi yöneten gücü kendimize yabancı hissederiz. Bu şekilde davranmayı tercih edenin kendimiz olduğunu düşünürüz.

Birçok kişi kötü şeyler yapar ama bunları yanlış kabul etmez. Ancak, kabul eden insanlar var: “Ben kötülüğümden yoruldum. Bu bedenimle, doğamla, sinirli, ruh hallerimle ne yapacağımı bilmiyorum… Ben başkalarına bakıyorum ve onları yok etmek istiyorum. Ne karımı ne de ailemi seviyorum. Bu dünyayı terk etmek istiyorum. Bırak yansın tamamen. Bu hayattan nereye kaçacağım hakkında hiçbir fikrim yok! Issız bir adada yaşamayı bile dert etmezdim.”

Kabala bilgeliği, insan doğasının, kendi doğasının kötülüklerini anlama durumuna gelmesi için bilerek kötü yaratıldığını açıklar. En önce, biz kötü olduğumuzu hissetmeyiz. İnsanların kötü olmasının doğal olduğunu düşünürüz. Sonra yavaş yavaş kendi aramızdaki ilişkileri ve doğamızı fark etmeye başlarız ve anlarız ki iki güç tarafından; “biz” ve zıttımız “Firavun” denilen kötü eğilimimiz olarak inşa edilmişizdir.

Bu noktada, içimizde yaşayan Firavunu kötü eğilim olarak hesaba katarız ve söyle düşünürüz: “Belki gücünden kaçınmaya çalışmalıyım. Hadi herkese iyi davranmayı deneyeyim. Bu girişimlerimin nasıl sonuçlanacağı önemli değil ama ben kendimi nasıl kontrol edebileceğimi öğrenmek istiyorum!”. Firavun bizim “kendimizin” ve “onun” yarımını yapan “bu ikili görüş açımızı” sürekli olarak kapatır. O, bizi diğerlerine kötü bir şekilde muamele ettirtir.

Sonunda biz, Firavunun bir kötü ve düşmanca bir güç olduğunu, bizi esir eden bir yabancı olduğunu anlamaya başlayacak ve böylece ondan kaçmak arzusu duymaya başlayacağız. Onunla savaşmak elimizde değil ama ondan ayrılmamız mümkündür. Kötü güçten ayrılmaya “Mısır’dan kaçış” denir. Kötülük bozulmadan kalır: biz kendimizi onunla ilişkilendirmekten vaz geçeriz.

Kötülük hala içimizde, en derin katmanlarımızda bir yerdedir ama biz dışarıya “atlama”sına izin vermez; onu baskılar ve ondan ayrılırız. Kötülükten, onun üzerine çıkarak ayrılmaya “Mısır’dan çıkış, Firavun’un gücünden kaçış” denir. Bu noktada kurtuluşa ulaşırız. Henüz özgür topraklarda özgür insanlar değiliz. Henüz kölelikten özgürlüğe geçmiş değiliz. Biz sadece kölelikten kaçtık, ancak henüz özgürlüğü elde edemedik.

Bu noktada, umutsuza Firavun’dan ayrılmaya ihtiyacımız vardır. Bu koşula “Pesah” denir. Firavun ve Mısır ile ilişkili nitelikleri düzeltmeye başlarız. Başka bir doğamız yok. Tüm sahip olduğumuz şey; ıslah etmemiz ve iyi niyete çevirmemiz gereken şey, kötü eğilimimizdir. Mısır’dan çıktıktan sonra bu koşula ulaşmak için, kendi kendimizi düzeltme yönünde, arınma yapmamızı sağlayacak özel bir güce ihtiyacımız vardır. Bu döneme “Ömer’in günlerini geri saymak” denir.

Mısır’da bizim için ekmek boldu. Biz Mısır’dan çıktıktan sonra ilk hafta boyunca “Matza” denilen “sade ekmek” yedik. Daha sonra normal ekmeye döndük. Bu döneme “Ömer’in günlerini geri sayma” denir. “Ömer” tahıl demetidir.

Biz kötü arzularımızın hepsini 49’unu birden kontrol ederiz. Bu arzular “Sefirot” olarak adlandırılır. 7 sefirot ya da arzularımızın 7 parçası “Hesed, Gevura, Tifferet, Netzah, Hod, Yesod ve Mahlut” olarak adlandırılır. Her biri 7 bölüme ayrılır. Bu yüzden, düzeltmek için hazır olduğumuz, 7×7=49 farklı arzuya sahibiz.

Biz bu arzuları Mısır’dan göçümüz sırasında “terk ettik” yani onları kullanmayı durdurduk. Şimdi onları tekrar denemeye başladık. Her arzuyu kontrol eder ve onları başkalarını incitmek, iftira atmak, kavga vs. de kullanıp kullanmadığımızı değerlendiririz. Aynı arzuları başkaları yararına kullanmanın bir yolunu bulmalıyız.

Biz arzularımızın her birinde, kötüyü iyi eğilime çevirmeliyiz. Kötülüklerimizin bir “envanter”ini yapmak zorundayız. Arzularımızı ihsan etme niyetiyle kullanmanın bir yolunu bulmalıyız.

Buraya kadarı, henüz önceki koşulumuzdan ayrılmakla ilgili değil. Pesah akşamı boyunca, bütün arzulardan kaçar ve saklanırız. Onları kontrol eder ve arzularımızın şimdi neye benzediğini anlamaya çalışırız. “Mısır’ın dışında” ve Firavun’un gücünden halen uzak olmanın bu yeni seviyesinden onlar üzerine düşünürüz.

Arzularımıza bakar ve daha önce onlara sahip olduğumuz için dehşete düşeriz. Ancak, şimdi onları zaten kendimizden uzaklaştırdık; artık onları bizim olarak düşünmeyiz. Kendimizi Mısır’dan çıkışta ve her türlü bencil arzunun dışında olma noktasında tanırız.

O zaman, yeni bir “seviye”den, her arzuyu birer birer, 49 unun hepsini kontrol ederiz. Henüz edindiğimiz bu yeni seviyeden itibaren, buna “Ömer’in 49 gün sayması” denir, bütün arzularımızı saymaya ve test etmeye başlarız ve onları değiştirmemizin mümkün olup olmadığını ve daha önce kötüye kullandıklarımızı, iyi amaçlar için kullanıp kullanamayacağımızı görürüz.

Bu, kötülüğümüzü bize gösteren Firavun nedeniyle mümkün olur. Şimdi yavaş yavaş kötüyü iyiye çevirebiliriz. Ömeri’in 49 gün sayması, “Şavot” (Tora’nın verilmesi) denilen 50. gün için hazırlıktır.

Bir yanda bütün arzularımızı saydığımız ve onların envanteri yaptığımız için “Şavot” denir, öte yandan Islah Eden Işığını edindiğimiz için de buna “Tora’nın Verilmesi” denir. Yaradan şöyle söyledi: “Ben kötü eğilimi yarattım ve ona şifa için Tora’yı yaptım.”

Şu anda, arzularımızın bir dökümünü yaptığımız için açıkça kötülüğü görmekteyiz. Şimdi, Tora’nın en önemli yasası “Komşunu kendin gibi sev” olduğu için, arzularımızın hepsini birbiri ardına, ihsan etmek ve başkalarına yardım etmek için kullanmamıza yardımcı olacak belli bir güce, “Tora” denilen özel bir ışığa ihtiyacımız var. Sonunda ulaşacağımız seviye budur.

 

Sizlere Özgürlük Ve Sevgi Diliyorum!

Soru: Bizler, sizin Yahudi olmayan Kabala öğrencileriniz, Pesah ve diğer bayramları kutlamak zorunda mıyız? Birçoğumuz Matza (mayasız ekmek)  almak ve Pesah Sederi yapmak için acele etmemiz gerektiğini söylüyorlar.

Cevap: Sevgili öğrencilerim, bunu bir kez daha anlatmaya çalışacağım, kısaca ve son kez, çünkü zaten birçok kez bu soruya cevap verdim.

Bütün Yahudi kaynaklarını çalışmalısınız çünkü onlar Kabalistler tarafından yazılmıştır. Biz bunları, kendi otantik Kabalistik yorumuyla çalışırız; 1.yy. dan sonra onları çalışmaya başlayan Yahudiler gibi dünyevi bir şekilde, sanki bu kitaplar bizim dünyamızdan bahsediyormuş gibi değil.

Açıktır ki bu Mısır’dan göç hakkındaki Pesah Haggada’yı (Haggadah şel Pesah) çalışmayı da içerir çünkü bu metin Mısır topraklarından çıkışı değil ama egoizmimizin üzerine çıkıştan bahseder. Bizimle birlikte geleneğe uyabilir, bayram masasında oturabilir, gerçekten bizimle olabilirisiniz, Matza ve balık köftesi ya da domuz eti ve ekmek yiyebilirsiniz, nasıl isterseniz.

Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları’nda, son ıslahta bile olsa, her ulus, eğer isterse kendi dinini ve geleneklerini koruyacaktır diye yazar. Sadece insanlar arasındaki ilişkiler, Mısır’dan göç olan, nefretti sevgiye dönüştürür. Hepinize böyle bir bayram diliyorum!

 

Pesah Özel Bir Bayramdır

Soru: Musa denilen gücü nasıl edinebiliriz? Doğamızda mevcut olmadığını söylemenize rağmen.

Cevap: Musa (İbranice “Moşe” – çekmek) bizim içimizde uyanan bir niteliktir ve bizi Sina Dağı’nın dibinden, genel nefretin en yoğun olduğu duruma Sina Dağı’nın zirvesine yükseltir. Kişi onun tepesine tırmandığı zaman, zirvede olan Yaradan’a ulaşır.

Bu dağa tırmanmadan kestirmeden gitmek imkânsızdır; ona tırmanmamız gerekir. Bütün dünya için yol budur. Bugün, bütün insanlık, bizi ayıran muazzam nefretle çevrilmiştir; Sina Dağı’nın dibindedir. Ancak, aynı zamanda Tora denilen metot ifşa olmuştur. Tora, Dağın zirvesindeki Islah Eden Işık’tır.

Herhangi bir özel çaba göstermemiz gerekmez ve korkacak bir şey yoktur. Bu büyük nefreti edindiğimiz zaman, bu yöntemi alacağımız dağın dibindeyizdir ve böylece karşılıklı yardım ve bütünleşme ile yavaş yavaş yükselebileceğiz.

Ardından, Sina Dağı tapınak dağı haline gelir, tepesinde Yaradan’ın ifşa olduğu yerde tapınağın olduğu.

Temel olarak Pesah’ın özü budur. Bu ulusun, yeni insanlığın takviminin bu bayramla başlamasının nedeni budur.

Tora’nın alınmasından önce, insanoğlu hayvanlar gibi gelişti ama o andan itibaren, Yaradan’la bağımız oluştu, bu güç bize sürekli olarak egonun üzerine yükselebilmemiz ve birbirimize daha çok yakınlaşarak nefret dağına tırmanmamız için yardım eder.

Aynı zamanda, daha büyük bir derecede Yaradan’ı ediniriz çünkü bu iki güç zaten içimizde ortaya çıkar, bencil güç ve özgecil güç. Kendimizi bu iki güçten inşa ettiğimiz zamanki koşula Yaradan’ın ifşası, ya da ruh onların arasında ifşa olur denir.

Bu iki güç yukarıdan gelir, biz bunları karşılıklı olarak iptal etmek yerine aralarına kendi direncimizi koyarak onları birleştirmeye çabalarız, bütün bağlantısız parçaları ekleyerek ve birleştirerek aralarındaki uyumu yeniden canlandırmaya çalışırız. Sonra bu uyum, bizim ruhumuzu, üst varlığımızı oluşturur.

Pesah’ı en önemli ve en büyük bayram olarak kabul etmemizin nedeni şu: Çünkü adamın, Adem’in (İbranicede “domeh” –Yaradan’a benzemek) yaratılışını sembolize eder.

Orada tabiî, sevgi niteliğiyle egoyu tamamen nasıl örteceğimizi söyleyen birçok incelikler, kanunlar ve farklı nüanslar vardır, hepsi bu. Her şey aşağıya buna göre gelir!

Biz bu bayramı en küçük ayrıntısına kadar çalışabiliriz, neden bazı şeyleri yemeye izin verilip, diğer şeyleri yemenin yasak olduğu hakkında, Pesah’ın neden yedi gün olduğu hakkında, neden dört bardak şarap içeriz ve Haggadah’ta açıklanan kostümler neden var hakkında.

Ancak bunlar sadece, nefret ve sevgi, alma ve ihsan etmenin nitelikleri olan, her seviyede artı ve eksi arasındaki doğru bağlantıyı yaratmak için uygulamamız gereken eylemlerdir. Biz nefreti sevgiyle örteriz ve birlikte onlar bize edinim duygusunu, Yaradan’a bağlılık duygusunu verecekler.

Böylece, biz sadece küçük bir egodan çıkıp sevgiye gelmeyiz ama bizim dünyamızdan çıkıp mükemmel sonsuz bir dünyaya geliriz. Pesah’ın gerçekten özel bir bayram olmasının nedeni budur.

Pesach Is A Special Holiday

Firavun – Kötülüğün Kaynağı

Soru: Ben egoizmin olumlu bir nitelik olduğunu düşünüyorum, o olmadan kişi gelişemez. Eğer bir çocuk egoizme sahip değilse, öğrenmek ve gelişmek için çabalamaz.

Cevap: Bilgi, eğitim, kültür, dünyayı görme, uzaya gitme arayışlarına kötü egoizm denmez. Kötü eğilim, aramızdaki kötü ilişkiler, başkalarını kullanmak, onları baskı altına almaktır.

Sadece gelişmeyi ve iyi bir adam olmayı arzulamak egoizm değildir çünkü bununla ben insanlığa yarar sağlamak isteyebilirim. Egoizm, başkalarına boyun eğdirme, onları köleleştirme arzusudur.

Mısır Kralı Firavun, tüm kötülüklerin kaynağıdır. Doğası gereği her insanda doğuştan gelen bu özel güç, bizim birbirimizle olan ilişkimizi zehirleyen, kötü eğilim olarak adlandırılır. Biz sadece bunun hakkında konuşuyoruz, insanın gelişme arzuları hakkında değil.

Firavun, Mısır Kralı diye adlandırılır çünkü o, bizim arzularımızı dikkate almadan, üzerimizde kesin bir hüküm sürer. O sadece bize ne yapacağımızı emreder – ağır işleri sırtımıza yükler.

Firavun bize inşa etmeyi yani birleşmeyi emreder. Ama biz birleşmeyi ister istemez, o aramızda durur ve birbirimizle kavga ettirir ve bundan zevk alır.

Günümüz insanlığı Firavun denen özel bir gücün kölesidir. Doğada, tüm dünyayı evrim süreci içinde geliştiren bir kuvvet vardır. Bu, teknoloji, bilim, kültür ve eğitimin genel gelişimine yol açar.

Ama bu gelişim içinde, bizi birbirimize kötü ve bencilce davrandıran, diğerlerinden üstün, daha başarılı olmaktan ve onları rahatsız etmekten zevk alan bir güç vardır.

Herkes Firavun olmak ve diğerlerini kontrol etmek ister. Eğer başkalarını kaçacak hiçbir yerleri kalmaksızın aşağılama yeteneği varsa bundan haz alır. Yani Firavun hepimizin içinde yaşar.

Pharaoh—The Quintessence Of Evil

Farklı Bakış Açılarına Göre Pesah

Soru : Bizim dünyamız ve Pesah hakkında Kabala bakış açısından yapılan açıklamalar ile çocukluğumuzdan itibaren öğrenmiş olduğumuz malum açıklamalar arasındaki fark nedir ?

Cevap : Birçok seviyede onun içerisindeki hakikat, varoluş, evrim, gelişim ve içindeki amaç anlatılır. Bizler Pesah hakkında konuştuğumuzda, örneğin, bizler şunlar hakkında konuşabiliriz :

  1. Ulusumuzun Mısır’da geçirdiği tarihi kölelik devri.
  2. Kişinin Mısır’daki egosuna ilişkin, Firavun’una yönelik köleliği
  3. Yaratılmış olan canlı varlığın, arzunun, Işığın etkisi altında, Yaradan’ın, karanlığın, Mısır’ın ve Firavun’un etkisi altındaki gelişimi 

Bizler aynı zamanda değişik seviyeler hakkında konuşabiliriz :

  1. Dilimizde Mitsvot (sevaplar, ıslahlar) olarak adlandırılan ritüellerin kurallara uygun şekilde yerine getirilmesi
  2. ”Dostunu kendin gibi sev” emrinin psikolojik açıdan yerine getirilmesi ve bunun Yaradan’ın genel emri ve düzeni olarak ele alınması, aynı zamanda da tüm diğer emirleri ve öngörülen düzeni de dahil etmek, Tora’da bahsedildiği gibi : ”dostunu kendin gibi sev” olarak Tora’da geçen yüce kuralda olduğu gibi.
  3. Üst Işığın Kabala tanımıyla, dünyalar üzerinde ve onların vasıtasıyla gelişimin değişik safhalarından geçen ruhların üzerindeki etkisi ve onların manevi ıslahı.

Mısır Karanlığından Kaçış

Soru : Pesah, Pesah Seder (düzen) gecesi ile başlar- birçok ayrıntıyla dolu bir kutlama. Gece neyi simgeler ?

Cevap : Seder, Mısır’dan çıkışın düzeni, kişinin kendi bencilliğini kırabilmesine ve bunun üzerine yükselebilmesine ilişkin hareketin rotası ve sonrasında Omer‘i (Sefirat Omer) sayma günlerinde buna geriye dönmesi, bütün bencilce arzularını düzeltmesi adına bunu yapmasıdır.

Soru : Ben eğer sizin torununuz olsaydım, Pesah bayramının ışığı içinde bana nasıl bir tavsiyede bulunurdunuz ?

Cevap : Egonuzu nasıl kırabileceğinizi öğreniniz.

Soru : Ama egoma ilişkin yanlış olan şey nedir ?

Cevap : Sizin tüm yaşamınızı o gölgeler ve sizin onu terk etmeniz ve ondan kaçmanız gerekir. Siz bunu nasıl yapabileceğinizi öğrenemezseniz eğer, ondan kaçabilmenizi size öğretecek darbeleri alacaksınız ama bu çok zor, acı ve uzun bir çalışmadır.

Soru : Ego nedir ?

Cevap : Ego, diğer insanlara yönelik kötü tutumunuzdur. Siz günde on kez yemek yiyebilirsiniz, bir aile ve çocuklara sahip olabilir, kendiniz için bir saray inşa edebilir ve milyarder olabilirsiniz- bu ego olarak sayılmaz.

Ego, sizin gibi olan bir kişiyi, ona zarar verecek şekilde, onun üzerine yükselebilmek için, onu bastırabilmek için kullanmanız anlamına gelir. Egonun ölçüsü yalnızca, başkalarının nasıl kötü şekilde kullanıldığına ilişkin niceliğe göre tespit edilir.

Soru : ”Pesah Sederi gecesi” nedir ?

Cevap : ”Pesah Sederi gecesi” bir kırılma, diğerlerini kötüye kullanmaktan kaçmaktır. Bu gece bizim Mısır karanlığının içerisinde yaşama geldiğimizi ve egomuz yüzünden darbeler aldığımızı temsil eder. İçimizdeki firavun, darbelerin içinden geçer.

Bedeninizin darbeler, hastalıklar, hayal kırıklıklarına maruz kaldığını, çocuklarla, ailelerle, akrabalarla, ebeveyn ve torunlar ve mevcut olan her şey ile alakalı problemler yaşadığını hayal ediniz. Kötü firavun, örneğin, doğanız o kadar çok ıstırap içinde olur ki, ondan kaçmayı istersiniz: ”Öyle bir yaşama sahip olmak yerine, ölmek daha iyidir !”. Bu bir Mısır karanlığıdır.

Aniden bu karanlığın içinden, bu karanlığın üzerine yükselebileceğimize ilişkin hakikat ifşa olur- ve sonrasında ben kaçarım. Ben aceleyle kaçarım ve hiçbir şey beni ilgilendirmez. Bu Mısır’dan kaçıştır. Bizim kutladığımız şey, budur: çıkışın gerçeği, bir iğnenin deliği gibi, bize doğru açılmıştır ve onun içerisinden, bizler oradan kaçabiliriz. Öyle güç bir şeydir ki !

Fakat bizler bu zor yaşamla karşılaşırız, nitekim düşünürüz, anlarız ve çalışma yaparız ve sonrasında küçük bir birimin içerisindeki büyük kötülüğün farkına varırız. Buna benzer şekilde, insanlar sigara içmenin zararlarına ilişkin seminerleri dinlerler ve kendilerini zehirlememeleri ve çeşitli hastalıklara yakalanmamaları gerektiğinin farkına varırlar; onlar bu kötülüğü önceden fark ederler ve kaçarlar. Bizler de aynı şeyi ”Mısır” ile yapabiliriz. Eğer yapamazsak, o zaman yaşamımızın mutlak karanlık içinde olduğunu hissederiz; özellikle de İsrail insanları..

Haydi kendimizi araştıralım ve egomuzun idaresi altında olduğumuzu ifşa edelim. Buna ”Firavun” adı verilir ve bu sebeple, bizler şayet buna uymaya devam edersek, iyi bir yaşamımız olmayacaktır. Bundan kaçmamız gerektiğine mümkün olduğu kadar çabuk şekilde karar verelim; her birimizin içerisinde mevcut olan Firavun gücünden, egomuzun gücünden, en azından ondan kopmaya ilişkin kaçışa..

Bizler şayet bu kararı birlikte kabullenebilirsek, o zaman bu bizim için çok kolay olacaktır. Çünkü bütün insanlar Mısır’dan çıkar. Haydi ortak anlaşmaya varalım, bu kaçışı yapalım ve birbirimize yönelik bu kötü tutumun üzerine yükselelim. O zaman ülke içindeki yaşamımız tamamıyla farklı bir hale dönüşecektir. Mutlu bir Pesah zamanı geçiriniz!