Category Archives: Baal HaSulam

Zohar Kitabı’nı Keşfedin

Soru: Zohar Kitabı ana Kabalistik Kitap olarak kalacak mı?

Cevap: Evet, çok ilgi çekici bir şekilde yazılmış güçlü bir bilgi kaynağıdır. Öyle bir tarz kombinasyonunu bir araya getiriyor ki, bundan daha çekici bir şey olduğunu sanmıyorum. Bir insanı bu kadar tatmin edebilecek başka bir şey düşünemiyorum. Eğer kişinin önünde bu kitap varsa, aslında daha fazlasına ihtiyaç yoktur.

İhtiyacınız olan tek şey onu okumak, onunla bağ kurmak ve kendinizi onda bulmak için hazırlık yapmaktır. Ama bir kez onu elde ettiniz mi, size her haliyle sonsuz derinlikler ifşa eder.

Bu kitap, dünyamızla ilgili her şeyi ifşa ediyor. Gerçekten her şeyi: trajediler, komediler, bilim, felsefe, toplum, kişisel yaşam, uzay, genel olarak her şey. Üstelik öyle bir anlatıyor ki, sanki bir tuvali dokuyor ve siz o çok yönlü ve tuhaf görünen bağlantıları hissetmeye başlıyorsunuz: “Birdenbire nereden çıktı bu?!”

Bu çok yönlülük, bu bağlantıların şaşkınlığı hayranlık uyandırıyor! Bunu başka hiçbir kitapta göremiyorum. Baal HaSulam ve Rabaş, bizi Zohar Kitabı’na yaklaştırmak için her şeyi yaptılar ama asla onun yerini alamazlar. Bu nedenle, bu kitabı anlamanız ve kendiniz için keşfetmeniz gerekir.

Kritik Bir Kitle, Tarihin Seyrini Etkileyecek

Soru: “Son Nesil” makalesinde Baal HaSulam, eğer insanların çoğunluğu tüm dünyanın tek bir aile olduğu fikrini kabul ederse, hemen komünist özgeciliğe katılacaklarını yazıyor. Peki ya azınlık?

Cevap: Önce fikirler birbirine karışır, özellikler netleşir ve ancak o zaman ne yapılması gerektiğine karar verilir. İnsanlar belirli davranış normlarını veya yasaları benimsemeye başlayacaktır.

Yani, insanlar arasında sadece çoğunluk olmayacak, ulus içinde tarihin akışını etkileyecek kritik bir kitle oluşacaktır.

Öğretmenle Bağ Kurmanın Gücü

Soru: Kendimizi öğretmene karşı hükümsüz kıldığımızda, sanki onun perdesine dahil oluyoruz. Bunun maddenin dışında gerçekleştiğine, fiziksel bedenin acısının bile bu yapı kadar önemli olmadığına dair bir his var.

İnşa etmekte olduğumuz bu güç manevi, maddesiz, doğru mu?

Cevap: Bu sizin öğretmenle, genel olarak bir sonraki dereceyle olan bağınızın gücüdür.

Öğretmenle bağ kurarak onun bilgisine ve inancına bağlanmış olursunuz. Yani, küçük olanın büyük olanla bağ kurması gibi, mantık ötesi bir inançla ona bağlanırsınız.

Soru: Siz bizim öğretmenimizsiniz. Ama Rabaş, Baal HaSulam, Yaradan da var, bu durumda bizim direkt öğretmenimizi mi kastediyoruz?

Cevap: Siz bağ kuruyorsunuz, örneğin benimle,  bu da ben sizi Rabaş’a, Baal HaSulam’a ve Yaradan’a bağlıyorum demektir.

Dünyanın Kabala’ya Neden İhtiyacı Var?

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş gibi Kabalistler, Kabala üzerindeki baskıyı azaltmak için mi Kabala’yı dünyaya yaymaya çalıştılar?

Cevap: Hayır, bu nedenle değil. Kabalistler, Kabala’yı dünyaya anlatmaya çalışırlar ki hızlı bir şekilde, iyi bir şekilde Yaradan ile bağ kurulsun çünkü bu, dünya için en iyi koşuldur. Ama en önemlisi, bu Yaradan için arzu edilen bir şeydir.

Ve her ne kadar dünya için çok üzülseniz de, bu ona olan sevginizden değil, öncelikle Yaradan’a olan sevginizdendir çünkü O’na haz verme arzusuyla daha fazla çalışmalısınız.

Aynı benmerkezci mücadele burada da yaşanıyor; ne için? Kesinlikle artık kendiniz için değil. Dünyanın iyiliği için mi yoksa Yaradan’ın iyiliği için mi? Ve burada böyle bir ikilik ortaya çıkıyor. Sonuçta, tüm bileşenler – ben, dünya, Yaradan – doğru ambalajda bir araya getirilmeden tutarlı bir eylem inşa etmek imkânsızdır çünkü ancak o zaman sonuç verirler. Dolayısıyla bunların doğru kombinasyonu üzerinde çalışmak gerekir.

Bu nişan almaya benzer; gözünüzün, arpacığınızın ve nesnenin aynı çizgide olması için tüm eksenleri hizalamanız gerekir. Sonra hedefi vurursunuz. Burada da durum aynıdır.

Büyük Öğretmenler İle İçsel Bağ

Soru: Bize iletmek istedikleri şeyi anlamaya yavaş yavaş yaklaşmak için büyük öğretmenlerle – Baal HaSulam, Rabaş ve sizinle ve onlar aracılığıyla Zohar Kitabı’nın yazarlarıyla – nasıl bir içsel bağ kurmalıyız?

Cevap: Şu anda aramızda, birbirimizle karşılıklı yardımlaşma ve bağ içinde var olan bağ türlerinden başlayarak birliğimizi inşa etmeliyiz.

Tek bir bedendeymiş gibi var olduğumuz bir koşula ulaşabiliriz ve bu koşulda manevi ışığı -Zohar Kitabı’nın ışığını- almaya başlayabiliriz.

Ve böylece yavaş yavaş bu kitabın bize ne anlatmak istediğini anlamaya yaklaşacağız.

Öğretmenlerimizi olabildiğince yakından, sanki içimizi dolduruyorlarmış gibi algılamamız gerekir. Ve onlar için ne kadar çok çabalarsak, bize o kadar yaklaşacaklardır. Sonunda onların doğrudan içimizde var olduklarını hissetmeye başlayacağız.

Eşsiz Makale

Baal HaSulam’ın “Son Nesil” makalesi, son yüzyılın 50’lilerinde yazılmış eşsiz bir makaledir. Bu makaleyi özellikle, insanlığın manevi gelişimi için bir program olarak, geçmişten geleceği göstermek için yazdı.

Bu makale, ne için var olacağını, nereye gittiğimizi ve bizi neyin çektiğini seçmek zorunda olan bir nesil için hazırlanmıştır. Baal HaSulam’ın ilgilendiği şey de tam olarak budur. Manevi yasaların hayatımızın her alanında nasıl tezahür ettiğini ve şu anda oluşmakta olan son nesil hakkında birlikte düşündüğümüz bir duruma ulaşmamız gerektiğini göstermeye çalışır.

Baal HaSulam büyük bir vizyoner ve elçiydi. Bir elçi, üst güçle, Yaradan’la, dünyalar sistemiyle ve aynı zamanda dünyamızla bağı olan kişidir. Bu nedenle, bizim dünyamız ile üst dünya arasında bir bağlantı görevi görebilir.

Yaradan’ın Kapısını Bizim İçin Açan İki Ruh

Baal HaSulam ve Rabaş’ın yüceliğini abartmak zordur, çünkü onlar bize yardım eden ve bizi bu dünyadan, en alt seviyeden, üst dünyanın manevi seviyesine yükseltmek için ellerinden geleni yapan insanlardır. Onların dışında, bizim ölüm seviyesinden hayat seviyesine çıkmamızı, neden yaşadığımızı ve ne sayesinde var olduğumuzu anlamamızı umursayacak başka kimse yoktur.

Onlar bize Yaradan’ı tanıtırlar ve O’nun kapısını nasıl açacağımızı, O’na nasıl yaklaşacağımızı öğretirler. Bu nedenle, Rabaş ve Baal HaSulam sadece iki insan değil, bizimle ilgilenen ve bu nedenle bize diğer tüm yaratılmış varlıklardan daha yakın olan iki üst, özel manevi güçtür.

Rabaş’ın, kutsal babası Baal HaSulam onuruna yazdığı satırları okuyarak, tüm kalbimiz ve ruhumuzla onlarla bağ kurmaya çalışacağız ve bu özel ruhlarla bağın bize bahşedildiğini anlayacağız.

Kabalistler, Adam HaRişon’un ortak ruhunda bulunan ve zaten ıslah edilmiş olan bağ sistemidir. Kendini ıslah eden kişi bu sisteme katılır ve tüm Kabalistlerle birlikte, diğer tüm ruhları yükselten bir ağ kurar: onları alır ve Yaradan’a giderek daha fazla yakınlaşmalarına yardımcı olur.

Kabalistlerin bize makalelerini bırakmış olmaları gerçeğinin yanı sıra, hala hepsi aramızdalar ve çalışmalarımıza katılırlar. Kabalistlerin ne bu dünyada ne de gelecek dünyada dinlenmedikleri söylenir çünkü onlar, bize ıslahın sonuna kadar yardım ederler. Sonuçta, bütün ruhlar birbirine bağlanmıştır, hepsi birbirine bağlıdır ve birbirlerine yardım ederler. Kendileriyle kimin, nasıl ilgilendiğini anlamayan bebekler gibi, biz de hissetmesek bile yine de bu böyle olur.

 

Baal HaSulam’ın İfşaları Sayesinde

Bugün dünyada kaç kişi gerçek bir korku ve çaresizlik duygusu içinde? Çektikleri acıya bir gerekçe bulamıyorlar, ne yapacaklarını, yarın ya da birkaç ay sonra kendilerini nasıl besleyebileceklerini bilmiyorlar. Bazıları, milyarlarının hali ne olacak diye endişelenirken, diğerleri ise son kuruşları bittiğinde nasıl hayatta kalabileceklerini bilemiyorlar.

Herkes kendi hayatında kendince acı çekiyor ama kimse var olmaya nasıl devam edebileceğini anlamıyor. Ve bizler, birdenbire yukarıdan öyle bir hediye aldık ki, bu dünyaya küçük ve mutsuz, bitap düşmüş hayvanlar olarak değil, insan bakış açısıyla bakabiliriz. Ve tüm bunlar, Baal HaSulam’ın ruhu aracılığıyla bizlere ulaşan ifşaları sayesinde oldu ve Rabaş, bizimle Baal HaSulam arasında bir geçiş adaptörüydü.

Baal HaSulam, son ıslahına ulaşmış olan mükemmel ruhu aracılığıyla, sonsuzluk dünyasından bize gelen ışığın kanalıydı. Ama kendini bizim seviyemize alçaltmak istedi çünkü aksi halde insanlarla bağ kuramazdı. Ve ancak birçok derece alçaldıktan sonra, On Sefirot Çalışması’nı ve Zohar Kitabı’na Giriş’i yazabildi. Daha önceden sahip olduğu dereceyi, olabilecek en yüksek seviyeyi, kelimelerle hiçbir şey söylenemeyecek yerden geldiği için idrak edemeyiz.

Bunun anlamı, o, ışığın arzularla örtülmediği Atzilut dünyasının GAR derecesi ve yukarısında olduğuydu. Oradan, insana hitap edemedi ve duyulamadı ve bu nedenle kendini alçaltmak istedi. Ve aslında Yaradan’ın kendisinden beklediği görevi, bilinçli şekilde isteyeceğini ve yerine getireceğini bilerek, tamamlamış oldu.

Ve bizler Rabaş, Baal HaSulam ve insanlık arasındaki bir orta seviyedeyiz. Bir taraftan, Baal HaSulam’ın ne dediğini anlamak için yükselmemiz gerekiyor. Öte yandan, insanlara inip bizden neye ihtiyaçları olduğunu ve mesajımızı hangi biçimde kabul edebileceklerini anlamamız gerekiyor. Bu iki kutba, yukarıya ve aşağıya ulaşabilmemiz gerekiyor.

Baal HaSulam ve Rabaş bizlere üst seviyelerden konuştular. Ve bizler, dünyaya dokunabilmek ve onu uyandırabilmek ve sonra tüm insanlıkla birlikte, Mahsom aracılığıyla yükselip, üst Malhut’a bağlanabilmek için, en altta, Parsa’nın altındayız. Bu bizim görevimizdir.

Kabala’nın Dili Kişiyi Nasıl Etkiler?

Soru: Baal HaSulam, her aşamayı düzinelerce sayfada ayrıntılı olarak açıkladığı “Kabala Bilgeliğine Önsöz” makalesini yazdı. Bu, tüm Kabala’nın temelidir.

Kabala dili, doğanın kendisinden ortaya çıkmıştır. İlk kez büyük Kabalist Ari tarafından edinildi. Bunun nedeni, kendisinden önce hiç kimsenin “kısıtlama, sarma, ayrılma”, “form eşitliği” gibi kavramlarla hareket etmemiş olması mı?

Cevap: Evet, Ari, Kabala ilminin temelini oluşturan tüm bu evreleri, nitelikleri ve yayılmaları açığa çıkardı ve ilk kez o bunları açıkladı.

Esas olarak, onlar Zohar Kitabı’nın yazarı Raşbi tarafından da biliniyorlardı. Ancak Raşbi bunu Ari’nin yaptığı gibi tarif edemedi. Daha az bildiği için değil. Tüm bunların açıklanamayacağı bir zamanda yaşadı. Açıklama vasıtalarını henüz almamıştı. Bu Kabalistler arasında neredeyse 1500 yıl vardı.

Yorum: Anladığım kadarıyla en özel şey, insanlar tam olarak anlamadıkları bu tanımları okuduklarında dahi bu onları zaten etkiliyor.

Cevabım: Evet. Bu çok önemli. İnsan hiçbir şey yapmasa da, sadece dinlese bile onda bazı değişiklikler olur çünkü biz, köklerimizle ilgili şeylerden bahsediyoruz.

Zohar – Mitler ve Efsaneler

Soru: Zohar Kitabı etrafında pek çok hikâye var. Onlardan hangisi güvenilirdir?

Cevap: Bu bilinmiyor. Bu Kitap uzun bir süre gizli kaldığı için, gerçek Kabalistlerin – Ari ve Baal HaSulam’ın, söyledikleri dışında hiçbir varsayıma inanmıyorum.

Rabbi Şimon, Meron Dağı’na gömüldü. Olan şey bu. Tek bir şey biliyorum: Rabaş, Rabbi Şimon’un mezarına gitti ve ben ondan, kaynağa bağlı kalarak ne kadar yükseldiğini hissettim.

Asla başka bir yere gitmedi: Ağlama Duvarı’na ya da Rambam, Ramchal veya Rabbi Akiva’nın mezarlarına gitmedi; sadece Rabbi Şimon. Onun için bu sadece yaslanmaktı.

Soru: Rabbi Şimon, Rabbi Akiva’nın öğrencisiydi. Kaç yaşında onunla çalışmaya başladı?

Cevap: O zamanlar çok küçük yaşta başlarlardı. Prensip olarak hayatı boyunca çalıştı ama kaç yaşında başladığını bilmiyorum. Kural olarak, çocuklar üç yaşından itibaren Tora’yı ciddi bir şekilde çalışmaya başlarlardı. On Sefirot Çalışması’na Giriş‘te ve kutsal yazılarda yazılan budur, bir adam oğluna üç yaşından itibaren ihsan etme niteliklerini öğretmekle yükümlüdür.

Yorum: Rabbi Şimon’un nasıl Rabbi Akiva’nın öğrencisi olduğuna dair iki versiyon duydum. Birincisi, henüz erken çocukluk döneminde olağanüstü yeteneklere sahip olmasıydı. İkincisi, evliyken okumaya geldi ve Rabbi Akiva onu kabul etmek istemedi. Sonra Rabbi Şimon, iddiaya göre onu Tora çalışmalarını Romalılara anlatacağı konusunda tehdit etmeye başladı ve daha sonra onu kabul etti.

Cevabım: Şahsen ben bunu okumadım ve okumak da istemem. Benim için ne fark eder? Biz, bir kişinin içsel ediniminden bahsediyoruz.

Bu dünyaya hayvan kabukları içinde bakmıyorum. Onların içlerinde ne olduğunun ne önemi var?! Ben bu dünyaya sadece onu yöneten ve her şeyi belirleyen güçlerin bakış açısından bakıyorum. Hiçbir anlamı olmayan ve kendi başına var olmayan bir şeye neden bakayım?

Yorum: Ancak bu hikâyeler Kabala öğrencilerine Meron Dağı’nda tura çıkarıldıklarında anlatılıyor.

Cevabım: İnsanları daha fazla içsel bir çalışmaya çekmek için böyle söyleniyor. Ne yapabilirsiniz? Bir kişi yavaş yavaş edinime çekilmelidir. Yeni başlayanlara kuantum fiziğini öğretmeye başlayın ve onlara zamanın, mesafenin, hareketin olmadığını, her şeyin sonsuzluk, sınırsızlık olduğunu söyleyin. Onlara kuantum dünyasını açıklamaya çalışın. Dünyada kaç kişi bunu anlar? Ve maneviyat bundan daha da yüksektir.