Category Archives: Aile

İdeal İlişki

Soru: Erkek ve kadın arasındaki ideal ilişki nasıl olmalıdır?

Cevap: Erkek ve kadın arasındaki ideal ilişki, tıpkı iki erkek ya da iki kadın arasındaki gibi, iki tarafın da eşit haklara sahip olduğu manevi bir ortaklık olmalıdır, o zaman birbirlerini tamamlarlar ve ortak bir kap (Kli) yaratırlar.

An Ideal Relationship

ERKEK VE KADININ MANEVİ YOLU

Soru: Bir Kadın maneviyata nasıl ulaşır? Bir kadının ağırlıklı olarak kocasını desteklemesi, ailesine bakması ve dağıtıma katılması gerektiğini okudum, ama tam olarak bir kadının kocasını (ve erkekler grubu) destekleyerek maneviyata nasıl ulaşacağını anlamıyorum?

Cevap: Yaradan ile ilgili bir erkeğin yolu, kadının ailesi ile ilgili ya da grubun erkek kısmıyla ilgili yoluyla aynıdır. Bir kadın ailenin ve evin reisidir; çünkü o bunun için çalışır ve hizmet eder. Erkeğin Yaradan ve grup ile ilgili çalışması da aynıdır. Biz dünyamızda kadınların çalışmasını örnek alarak bir erkeğin maneviyatta nasıl çalışması gerektiğini öğrenebiliriz.

The Spiritual Path Of A Man And A Woman

Bugün Çocuklara Kimin, Ne İçin İhtiyacı Var?

HABERLER: Hayvanların büyük çoğunluğu civcivlerini, köpek yavrularını, kedi yavrularını, kuzularını vs belli bir yaşa kadar (Kural olarak her birinin belli bir boy, kilo olgunluğuna göre ) büyütür ve sonra birden bire tüm aile hissini kaybeder. Bir kedi için, bir yaşındaki yavrusu artık herhangi başka bir kedidir.

Akrabalık ilişkilerini hesaba katmayı öğrenen sadece insanlardır ve onlar,  yavrularına isim koymayı ve sadece evlilik konusunda değil, daha yaşlı ve daha genç arasında da, kan bağına dayalı insanlarla genel ilişkilerde de, sayısız kural ve yasağı ortaya koymayı  icat etmişlerdir.  Şimdiyse toplumsal yapının temeli çatırdamaya başladı.

Çocuk haklarının genişlemesi, insanlara çocuk tacizlerine karşı büyük bir uyarı vererek aynı zamanda açık tek taraflı anlaşmalara önderlik ediyor. İlişkiler, çocukların önemli ölçüde daha çok hakka sahip olduğu, bir ebeveynin daha çok sorumluluğu olduğu bir şekle dönüşüyor.

En azından endüstrileşmiş, gelişmiş ülkelerdeki çocuklar, anne babaları için uzun vadeli yaşlılık garantisi olmaktan çıkıyorlar.

Bazı insanlar da doğal olarak bir soru oluşuyor: “Çocuklara neden ihtiyacımız var? Onları yetiştirmek neredeyse çeyrek yüzyıl alıyorsa ve sonra da gidiyorlarsa neden onlara sahip oluyoruz? O halde neden? Kimin çocuklara ihtiyacı var? “

Çok zengin ve çok fakir insanlar sorunu kendi başlarına çözerler. Zenginlerin umursamaları ve yaşlılıklarında desteklenmeleri gerekmez. Onlara moral desteği sağlayan çok sayıda torunu vardır ve seven insanları satın almak ya da kiralamak da onlar için mümkündür… Çok fakirler de genelde ailede, karşılıklı sorumluluklardan oluşan geleneksel yapı içinde daha büyük bağlılık ve kökleşmiş çok kuşaklı aileler olarak neredeyse topluluk olarak yaşarlar.

Ama orta sınıf, çocuğa fiziksel ve manevi bir sevgi kaynağı olarak ihtiyaç duyar. İlk gülüş, ilk “anne” sözü, ilk adımlarla çocuk, çok güzel biçimde ışık saçar… İlk sınıf, ilk defter… O’nun için kişi her şeyini verebilir!

Ancak son yıllarda ebeveyn sevgisinin, koşulsuz sevginin bedeli ekonomik olarak, zaman bakımından ve en önemlisi sonraki duygusal  hayal kırıklığı, içerleme ve yalnızlık bakımından çok ağır.

Tüm kültürel kırıklık zemininde başka bir ilginç, kültürel değişimin ortaya çıkması mümkündür. Ebeveynler büyüyen çocuklarını anne kedinin yavrusunu algıladığı gibi “büyümüş kediler “ olarak algılayabilirler.

CEVAP: Gelecekte bir insanın dikkati, ilişkilerin dünyasal bağlarla tanımlanmadığı bireysel ruhlar  arasındaki  bağlantılara değil , daha yüksek seviyeye ve tek bir genel ruha ulaşmaya odaklanacak.

http://laitman.com/2016/06/who-needs-kids-today-and-for-what/

ERKEK VE KADIN – BÖYLESİNE FARKLI DÜNYALAR – 3. BÖLÜM

SORU: Birbirine bağlanabilen iki nitelik vardır: Erkek ve kadın. Buna üçüncü bir faktör ekler misiniz?

CEVAP: Bu faktör en önemli olandır. Erkek ve kadın onunla birleşmek ve onun derecesine ulaşmak için özellikle onun için bağlanırlar. Dünyada bu amaç için var oluruz, farklı ıslahlar yaparız ve birbirimizle bağ kurarız.

Üçüncü faktör dediğimiz, Yaratan veya sevgi olarak adlandırılır. Sevgi duygusu, her birey kendisini tamamen eşine adadığında, karşılıklı tamamlamaya doğru ulaşır. Sadece birbirimizi tamamlamak adına varsak, sevgi gücünü ediniriz.

SORU: Bu, hayatımız boyunca aradığımız aynı güç mü?

CEVAP: Sevgi gücünü hayal ederiz ama onu ruhlarımız arasında değil, bedenlerimiz arasında bulmayı umut ediyorsak hata ederiz.

SORU: Kadın ve erkeğin bir araya gelmekten zevk alması iyi bir şey değil midir?

CEVAP: Seksüel zevk, önem sırasında yemekten sonra, en temel bedensel zevklerdendir ve o olmadan var olmak mümkün değildir. Kişi bir kere varlığını güvence altına aldı mı, seks hakkında düşünür.

SORU: Üçüncü üst gücü de içeren, gerçek sevginin gücünden, zevki ayıran şey nedir?

CEVAP: Gerçek sevginin zevkine CENNET denir. O kadar birbirimize adanmış durumdayızdır ki Yaratan denen aramızdaki sevgi gücünü uyandırmak için sadece diğerini nasıl tamamlayacağımızı araştırırız. Ve günümüzde sevgiyi birbirimizden, sevginin tamamen zıddı olan egoistik biçimde talep ediyoruz. Egolarımızın üzerine yükselmek zorundayız ve böylece birbirimizden sevgi talep etmektense onu gösteriyor olacağız , alma arzusu niyetiyle değil ihsan etmeyle seveceğiz.

“Adam” üst gücün benzeri, mükemmellik içinde olan Yaratan’ın benzeri demektir. Ve bir erkek ancak kadınla bağ kurarsa mükemmeliğe erişebilir. Her biri diğeri önünde kendisini ve egoizmlerini iptal ederlerse karşılıklı ihsan etmede birleşirler.
Bu her tür işbirliği eyleminde ifade edilebilir ama burada biri, bir diğerine Yaratan’ın ifşasının aralarında gerçekleşmesi için “vermeyi” hedefler. “Bir erkek ve bir kadın ve aralarında kutsallık” denildiği gibi… Sadece bu tür bir yapı ile mükemmelliğe ulaşabiliriz ve bu bize Kabala Bilgeliği’nin öğrettiği şeydir.

SORU: Normal bir adam çevresinde gördüğü tüm kadınlara sahip olmayı hayal eder ve manevi bir adam da bunu istemez mi?

CEVAP: O da aynısını ister ama sadece bedensel biçimde değil. O evrende var olan tüm dişil gücü ve eril gücü almak birini diğeri ile tamamlamak ister.

Sonuçta tüm erkekler ve kadınlar sadece birbirlerini tamamlamak için çalışırlar ve bu karşılıklı tamamlama ve bağda, insanlığın merkezinde manevi dünya, manevi güç, Yaratan’ın üst gücü ifşa olur.

http://laitman.com/2016/06/man-and-woman-such-different-worlds-part-3/

Aile Ticareti Dengenin Bir Göstergesidir

Soru: Yarının aile şirketlerine ne olacaktır? Bizler görüyoruz ki, dört yüz yıl boyunca var olmuş Avrupa’daki fırınlar, bütün krizlerden geçerek bugüne kadar işlevlerini sürdürmeye devam etmişlerdir.

Cevap: Aile var oldukça aile ticareti de sürecektir. Nitekim aile, insan toplumunun kurucusudur. Yok olacağını düşünmüyorum. Bizler şimdi zor bir aile entegrasyon yoksunluğu sürecinden geçiyoruz. Fakat aile şirketleri, hem belli başlı firmalar ve küçük özel girişimler de sistemin temelidir.

Yoksa başka kime itimat edeceksiniz? Kime güvenebileceksiniz? Bunlar bir şeyler vermek ve yardım etmek istediğiniz akrabalar ve yakın kimselerdir. İşte bu yüzden aile şirketleri, dengenin bir göstergesi olarak kalmayı sürdürecektir.

Kadınlar da buna da dahil olabilir; nitekim onlar ticareti daha bile fazla güçlendirirler. Kadın bunun ayakta durması için bir anahtardır.

20.3.2013 Kab TV, ”Zaman İçinden”

Barış için Umut

Dünya Erdemlik Konseyi’ne hazırlık için yazılmış bir makale, İsviçre, Ocak 2006.

Kötüliğin nedenini arıyoruz. O sadece bizim içimizde.
Jean-Jacques Rousseau

Yaratılışın alma arzusu ihsan etme yönünde değiştirilmediği sürece dünya varolmaya devam edemeyecektir. Dünyadaki tek yıkıcı güç bizim egomuzdur. İnsan egosu dışında dünyada olan tüm güçler kendi içlerinde mükemmel uyumda olan doğanın güçleridir.  Bunların arasında, ‘Pozitif veya ’negatif’ diye kendi anlayışımıza göre değerlendirdiğimiz güçler bulunuyor. Fakat bütün hepsi doğanın tek kuralı ile başlayıp, sürekliliğini korur.  Cansız, bitkisel, hayvansal ve madde seviyelerinde bütünsel bir uyum içinde varolurlar.

Geçmişte böyle bir uyumun varolmadığını düşünüyorduk. Doğanın ‘zararlı’ gibi görünen inandığımız kısımlarını yıkmak için istekliydik. Doğaya müdahale etmemiz ile yaşadığımız acı tecrübe bize gösterdi ki doğadaki herşey birbirine bağlıdır, herssey özdenge durumununda varolur veya arzu eder- diğer bir deyişle maddenin tüm halleri ve biçimlerindeki etkileşimin bütün aşamalarında uyum olmasıdır. (daha&helliip;)

Acı Olan Her Şey Kötü Demek Değildir

Acı Olan Her Şey Kötü Demek Değildir

Tarihimize bakacak olursak, sürekli olarak geliştiğimizi görürüz. Bitkisel ve hayvansal seviyeler yüzyıllardır zorlukla değişirken, biz birbiri ardına gelen nesiller vasıtasıyla, hatta tek bir nesil süresince geliştik.

Örneğin ben yaşamıma geçen yüzyılın ilk yarısında başladım ve şimdi 21.yüzyılda dünyanın nasıl değiştiğini görüyorum. Eskiden insanlar köylerine, kendi topluluklarına ve küçük kasabalara bağlıydılar, bugün ise her şey dinamik ve düşünce biçimi, hayata yaklaşım gibi konularda çok daha farklı.

Dolayısıyla şöyle bir soru akla gelebilir: Doğmuş olmamız ve yaşamamız yeterli değil mi? Neden değişmek zorundayız? Şu gerçektir ki, yeni doğmuş bir bebek anlamlı bir yetişkin hayatı yaşamaya başlamak, bir aile kurmak, çocuk sahibi olmak ve edindiği tecrübeleri onlara geçirmek için büyümek zorundadır. Neden insanlar hayvanların nesil zincirinden ayrı olarak, ek bir gelişime gereksinim duyarlar? Bu mücadele nerden kaynaklanmaktadır? İnsan gelişiminin amacı nedir? Bu bizim fark edemediğimiz bir şeydir.  (daha&helliip;)

Yeni Bir Dünya

Doğumun Mutlu Sancıları

İşsizliğin daha çok artacağı yeni bir döneme doğru yaklaşıyoruz. Halen dünyada iki milyon işsiz insan var. Gelecek yıl içerisinde bu sayı daha da artacak. Bu insanlar, hem kendileri hem de bütün olarak toplum ve hükümetler açısından depresyondan kanlı devrimlere ve savaşlara kadar, geniş bir yelpazede büyük sorunlara yol açacak.

Bu sebeple organizasyonumuz integral eğitim fırsatlarını araştırmakta ve işsiz olan insanları eğitecek bir kurs programı hazırlamaktadır. Bu kursun değişen dünyaya uyum sağlamalarında onlara yardım edeceğini ve arkadaşları, ailesi, toplum arasında, ülkesi ve çağdaş dünyada kendilerini daha iyi anlamaları ve hissetmelerine olanak vereceğini, umuyoruz.

Bu tarz konuşmaların gerekli olduğuna ve bunlar söylenmeden dünyanın hızla bir felakete doğru sürükleneceğine inanıyoruz. Hükümetleri ikna ettiğimizi ve tüm dünyanın zorunlu olarak bu dersleri öğretmeye başladığını düşünelim. Bazı ülkelerin, pratik faydaları sebebiyle bu projeyi uygun gördüğünü ve başka bir çıkış yolu olmadığını anladıklarını, farz edelim. Diyelim ki, hükümet bursu alarak bu dersleri çalışan, 30-40 yaş aralığında bir grup işsiz insan var. İlk toplantımızda etraflarında olup biten değişimleri anlamalarına yardım etmek için, onlara ne derim? Hayatlarını yeniden düzenlemeleri ve anlamaları için, onlara ne öğretirim?  (daha&helliip;)

Kadınların Şikâyetleri Hakkında

Soru: Aile içinde sık sık olan bir durum vardır: Kocanın karısına olan şikâyetinden çok kadının kocasına olan şikâyetleri vardır.

Cevap: İşte bu tatminsiz hissetme durumunun sürekli olması tipik kadın doğasından dolayıdır. Bir çift burada dengeyi aramamalıdır. Doğal olan bir şey ne kınanmalı ne de övülmelidir.

Tabi ki bir kadın büyük tatminsizlik hisseder. Adamın genellikle şikâyeti ‘‘sadece beni yalnız bırak’’ olan basit bir cümleyle sınırlıyken, şikâyetlerin %90’ı kadından gelir.

Yolumuz budur ve bu niteliklerle bizler birbirimizi tamamlamamız gerekir. Buna göre erkek ve kadının farklı rollere sahip olduğu anlaşılıyor.

Adam ne parça sağlamalıdır? Kadın bağı korumak, erkeğin ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlamak ve onun için her şeyi yapmayı hazır olduğundan, kadının tüm isteği erkeğin ilgisidir. Bütün bu olanlar kadının doğasıyla alakalıdır. Buna göre adam sürekli sıcak ve ilgili olan doğal tutumunu, dürüstlüğünü göstermelidir. Bu bir kadın için çok kolayken, bir adam için çok daha zordur. Bir adam kadına özen gösterdiğinde, kadının çabası için yakıt sağlamış olur.

Bu yüzden, bir adam kibarlığını açığa vurmalıdır ve bu onun için zordur. Eğer kadın ondan gelen doğru tutumu hissederse, kadın birçok şeyi değiştirmelidir ki bu onun için kolay olandır.

Bunlar manevi köklerin sonuçlarıdır ve bununla ilgili yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.

16/7/12 Tarihli Yeni Hayat Konuşması’ndan Alıntı

Neden Birbirimiz İçin İyi Bir Eş Değiliz?

Soru: İntegral eğitim kurslarındaki tartışmaların odağında ailesel ilişkilerle ilgili olarak sorular ortaya çıkmakta çünkü insanlar aile için problemlerden yorgun düştü ve insanlar ailelere ihtiyacı olmadığını hissediyorlar. Bir kişiye bir ailesi olması gerektiği fikri nasıl açıklanabilir? Bir kişinin gelişimi için bu tür ilişkinin sağlayacağı yarar nedir?

Cevap: Yakın zamana kadar insanlar çok ilkel yaşarlardı: Kasabalarımızı terk etmezdik, kişisel ilişkilerimizin yanı sıra cinsel hayatımızda ilkeldi – hiç bir şey talep etmezdik.

Bugün insanlar her geçen yıl hatta daha hızlı frekanslarda değişiyorlar. Eski aynı şeylerle tatmin olmuyoruz. Eğer sevdiğim bir kızla evlenirsem ve gerçekten yirmili yaşlarımızda birbirimize yakışsak bile daha sonra otuzlu yaşlarımda bu aynı kızı artık sevmiyorum. Ve ellili ve altmışlı yaşlarımda ise ikinci kadını da artık sevmiyorum. Ne yapılabilir? Bakış açılarımızın benzemediğini hissediyoruz ve bu hiç kimsenin suçu değil.

Bugün deneyimlediğimiz şey içsel gelişimimizin şiddetidir ve bu ne kadar hızlı değişiyor olduğumuzdur.

Bu sebepten dolayı, hiç kimse uzun – zaman evliliğini insanlara dayatamaz, özellikle şimdiki bu zamanda. Evlilik için çok ciddi teşvik edici bir sistem bulunmalı öyle ki insanlar evliliğin net bir yararını görebilsinler zira onlar alışkanlıkların, sorumlulukların, manevi ve fiziksel uyumsuzluklarını eşiyle beraber geçirdiği on veya on beş yıl sürecinde geçersiz kılmalıdırlar. Bu nasıl olabilir?

Daha yüksek bir düşünce var olmalıdır, bu dünyamızdan daha yüksek bir şeyler olmalı öyle ki sadece evliliğin içinde edinilebilecek bir ödül.

24.09.2012 Tarihli Kabala TV’den, ‘‘Bir Sosyal Çevre İnşa Etmek’’