Category Archives: Aile

Aile İçi Şiddeti Bitirmenin Yolları Nelerdir? (Quora)


Aile içi şiddeti sürekli olarak sona erdirmenin tek yolu, hayatta kalabilmemiz için günümüzde ihtiyaç duyduğumuz ciddi eğitimi uygulamaktır: Egoist insan doğamızın her an üzerimizde nasıl işlediğini, içimizde ve bir bütün olarak insanlıkta nasıl büyüdüğünü, bölücülük, nefret ve şiddet gibi fenomenleri nasıl ortaya çıkardığını, geçmiş eğitimimizin artık yerine getiremediği yeni yöntemlere ihtiyacın nasıl zirve yaptığını ve aile içi şiddet gibi korkunç durumlarda patlamanın nasıl durdurulacağını öğrendiğimiz yeni bir eğitim türü.

Her insanda şiddet eğilimleri vardır.  Aile içi şiddetin çoğu, erkeklerin kadınları şiddetle taciz ettiği düşünülürken, bugün annelerin de çocuklarını şiddetle taciz ettikleri ve hatta tam tersine çocukların annelerine karşı bunu yaptıkları gibi durumları da görüyoruz.

Doğa bizleri neden çoğumuzu kendi aile üyelerimize saldıracak kadar vahşi bir duruma getirdi?

Egoist doğamızın kötü bir eğilim olduğu sonucuna varmamız için.  Başkalarının pahasına haz alma arzusu olan egomuz, nihayetinde ona fayda sağlamayan herhangi birinden veya herhangi bir şeyden nefret eder.

Üstelik günümüzde her zamankinden daha fazla, aile içi şiddet, insanlarda biriken muazzam nefretin önemli bir örneğini oluşturuyor ve bunların hepsi nefreti – net olarak hiçbir olumlu sonuca yol açmayan – bir kenara bırakıp birbirimizi sevmeye başlamamız içindir.

Bu nedenle, şiddet ve ıstırap ne kadar fazla olursa, umutsuz bir değişim çığlığına ulaşmak için o kadar fazla potansiyel kazanırız: doğamızı egoist ve nefret dolu olmaktan, özgecil ve sevgi dolu olmaya dönüştürmek.

Bu, bize doğanın – insan doğası dahil – nasıl çalıştığını ve içimizde istem dışı olarak ortaya çıkan nefretin ötesinde, birbirimize nasıl olumlu tavırlar geliştirebileceğimizi öğretmeye odaklanan yeni bir eğitim biçiminin öneminin devreye girdiği yerdir.

Bağlarımızı zenginleştiren böylesi bir eğitimle insanlığa büyük ıslahlar getirebileceğimiz konusunda iyimserim.  Onlarca yıldır kendimi bağları zenginleştiren eğitime adadım ve doğam gereği çok egoist ve otoriter olsam da, insan doğasının nasıl çalıştığını öğrenerek ve onunla birlikte olumlu özgecilik, sevgi ve önemseme örnekleriyle dolu olumlu bir çevre çizerek,  sonra günden güne daha iyi bir insan olmak için sürekli umut ve motivasyon geliştiriyorum.

Aile içi şiddetin ve bugün dünyamızda giderek artan diğer birçok nefret dolu patlamaların sonunu görmek istiyorsak, topluma yaymamız gereken türden bir dürtüdür bu.

Yetişkinler Çocuklara Ne Verebilir?

Soru: Büyükanne ve büyükbabaların torunlarının gelişiminde özel bir fonksiyonu var mı? Bu, ebeveynlik işleviyle nasıl karşılaştırılır?

Cevap: Ebeveynler çocukları için maddesellik sağlar. Büyükanne ve büyükbabalar torunlarını daha çok manevi olarak desteklerler.

Soru: Günümüzde yetişkinlerin gençlere ayak uydurması zor. Çocuklara ne öğretebilirler? Bu nedenle çocukların ebeveynlerini ihmal ettiğini görüyoruz. Eğer geçmişte ebeveynler çocuklarına nesilden nesile bazı becerileri aktarmışsa, bugün çocuk hayatını kendi başına kazanabilmektedir.

Cevap: Siz mutlak egoizm açısından konuşuyorsunuz: Bir çocuk para kazanabilir. Ama bundan daha fazlasına ihtiyacı vardır. Onun duygusal, zihinsel, manevi ve psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Ebeveynleri olmadan ve hatta büyükanne ve büyükbabası olmadan, bunu kendi içinde bulamaz.

Soru: Ebeveynler bugün çocuklarına duygusal desteğin yanı sıra hangi becerileri aktarabilirler?

Cevap: Çocuklar kendi çocuklarına sahip olmaya başladığında, o zaman ebeveynler, çocukların kendileri için gerekli hissettikleri şeyi onlara verebilir.

 

Aile Kurmanın Temeli

Soru: Daha öncesinde bir aile kurmanın temeli, kişi için gerekli ihtiyaçları sağlamaksa, bugün tüm bu ihtiyaçlar karşılandığında, bir aile kurmak için daha yüksek bir hedef aramak gerekir. Böyle bir hedef ne olabilir?

Cevap: Bunu modern dünyada göremiyorum. İnsanlık da öyle.  Ancak Kabala ilmi, ailenin,  daha yüksek bir güç gibi olmak için gerekli olduğunu belirtir. Bir aile kurma, doğurma ve çocuk büyütme yükümlülüğü bize daha yüksek gereklilik tarafından dikte edilir, böylece Yaradan gibi oluruz.

Hayvanları yönlendiren içgüdülerimiz olmadığı için ve ailelerin sorunlarını bağımsız olarak yoluna koyabildiğimiz için, kendimizi belirli değerlere bağlamalıyız. Onlar, daha yüksek bir doğanın gücüne olan benzerliğimizden gelir.

Soru: Yaradan, doğanın tamamını geliştiren bir ihsan etme niteliğidir. Bu nedenle, bu niteliğin benim içimde tezahür etmesi için ve nerede ve kiminle bağlantılı olarak uygulanabileceğini anlayabilmem için, bir ailem olmalı. Bunu kendi evimde içgüdüsel olarak öğreniyorum ve sonra bunu başka insanlara uygulayabilir miyim?

Cevap: Evet. Ve sonra onu doğru bir şekilde tüm topluma aktarırsınız.

Çocuk Yetiştirmede Temel Şey

Soru: Günümüzde çocuk yetiştirmek için kısa ipuçları internette çok popüler. Ebeveynlik konusunda en iyi tavsiyeleri verebilir misiniz?

Cevap: Çocuk yetiştirmedeki en önemli şey onları doğru organize etmektir, böylece günümüz okulunun ve hatta anaokulunun çerçevesine sıkışmasınlar, böylece yetişkinlerden alınan doğru örneklere dayanarak birbirleriyle daha iyi bir bağ içinde yetiştirilirler.

Çocuklar her şeyi büyüklerinden öğrenirler. Onlara hayatın her alanında, insanlar arasındaki doğru ilişkiyi gösterirsek, o zaman birbirleriyle ve doğayla da doğru bir şekilde ilişki kurmaya başlayacaklardır.

Soru: İnternette sık sık garip bir soru soruluyor: Çocuk yetiştirmek gerekli mi?

Cevap: Herkes çocuk yetiştiriyor, hayvanlar bile, dahası insan yetiştiriyor. Bunu yapmak zorundalar! Eğitim olmadan, bir insan hayvandan daha kötü büyüyecektir.

Ebeveynlerin ve Çocukların Ebedi Sorunu

Soru: Neden çocuklar yetişkin olduklarında,  bizden memnun kalmıyorlar ve ideal ebeveynler olmadığımıza inanıyorlar?

Cevap: Çünkü onları egoist olarak yetiştiriyoruz.

Ben de kendim ebeveyn olana ve aynı şeyi çocuklarımdan talep edene kadar, ailemden memnun değildim, onlardan daha fazlasını istedim. Ne yapabiliriz ki?

Dünya değişene ve iyileşene kadar böyle olacak.

Birliğe Karşıtlık, Bölüm 5

Aile Soyunun Devamı – Manevi Parçanın Aktarımı

Soru: Yahudi halkının atalarının birçoğu – Musa, Davut ve Süleyman – dünya milletlerinden eşler aldılar. Ve sadece Yahudiler, Babil sürgününden döndüklerinde bilgeler, diğer milletlerle karışmamalarını özellikle şart koştu. Bunun nedeni neydi?

Cevap: Bu, kırk yıllık çölde dolaşma sürecinde bir ulus yaratan Musa’dan geldi. Onları onlulara böldü ve her kabilenin yasalarını açıkça belirtti. Ve sonra Yahudiler bu şartları yerine getirmeye başladılar.

Soru: Manevi bir yükselişteyken her türlü insanı absorbe edebilecekleri söylenebilir mi? Geri kalanı kendi ideolojisini benimsedi ve ona katıldı. Neredeyse hiçbir dış nitelik yoktu. Ve sonra bu kayboldu.

Cevap: Evet. Ayrıca aile soyu baba tarafından devam ettirildi. Ve ancak altıncı yüzyıldan itibaren anne tarafından devam edilmesi düşünülmeye başlandı.

Soru: Bunun sebebi nedir?

Cevap: Prensip olarak, bunların tümü koşullara bağlıdır çünkü önemli değildir. Baba veya anne tarafından, bir insanın manevi parçasının nasıl aktarıldığına bağlıdır. Bu, üst gücün çocukta kaldığı ve onu yaradılış hedefine, birliğe götürdüğü koşullar ile ilgilidir.

Sonuç olarak, tarihin sonuna bakarsak, evrensel birlik, İsrail ile dünya milletleri arasında ve İsrail içindeki tüm kabileler ve toplumun diğer kısımları arasında hiçbir farkın olmayacağı bir koşula ulaşmalıdır çünkü herkes birleşmeli ve bir olmalıdır. Bütün bunların hepsi hala yolda.

Hayatı Nasıl Uzatabiliriz?

Soru: Bir deneyde yaşlı evleri, yetimhanelerle birleştirildi ve araştırmacılar, çocukların varlığıyla yaşlıların günlük işleyişlerinin iyileştiğini ve daha önce çocuklarda gözlenen korku, güvensizlik, ilgisizlik ve kısıtlamanın ortadan kaybolduğunu belirterek, sıradan çocuklar gibi sesli ve hareketli olduklarını bildirdiler. Bunu nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: Bu, iki tarafın da bunlardan yoksun olması nedeniyle oldu. Yaşlılar, hareketli genç çocuklardan yoksundu ve çocuklar, yetişkinlerin onlara verebileceklerinden yoksundu. Hayatın kendini tamamlamasının en iyi yolu budur.

Yetimler, dünyaya ve hayata karşı doğru ve net bir güvenlik ve şefkat duygusu kazanır. Yaşlılar, dünya hissini birçok yönden yumuşatır.

Özel bir bağları olmasa bile, enerjinin aktarımı, dışsal bağlantı ve hatta böyle bir olgunun var olduğuna dair iç görü, tamamen farklı bir resim ve atmosfer yaratır.

Aslında, doğaya göre üç kuşak ile birlikte yaşamak üzere yaratıldık – çocuklar, ebeveynler ve büyükanne ve büyükbabalar. İki nesil yeterli değildir.

Bir çocuğun, ebeveynlerinin onu yaratmış olduğu gibi, ebeveynlerini de onların ebeveynlerinin yaratmış olduğunu görmesi/anlaması gerekir. Böylece sürekliliği, akışı, evrimi görür. Ebeveynlerinin kendi ebeveynleriyle nasıl ilişki kurduğunu görür ve bu, ebeveynlerine nasıl davranması gerektiği konusunda ona bir model teşkil eder.

Büyükanne ve büyükbabasından çok şey öğrenmesi gerekir, çünkü “İsrail, Saba (büyükbaba) ve bilgeliğin” manevi bağlantımızda bütün bir sistem olduğunu biliyoruz ve bu nedenle çok önemlidir. Burada yetimler hakkında konuştuğumuzda, sonuçlar inanılmaz olmalı.

Kabala Eleştirisine Nasıl Cevap Vermeliyiz?

Soru: Karantina döneminde Kabala’ya yönelik olarak, aileden gelen sert eleştirilere nasıl cevap vermeliyiz?

Cevap: Ailenize Kabala’nın insanlar arasında nasıl iyi ilişkiler kurulacağını, çocukların doğru bir şekilde nasıl yetiştirileceğini, araba kullanırken başkalarına çarpmamaya veya önünüzdeki arabaya çarpmamaya ve başkalarına yol vermeye nasıl dikkat edileceğini anlattığını söylemelisiniz. Kişi, toplumun bütünsel olduğunu ve iyi ilişkilerle, bağ kurmanın onun için ne kadar yararlı olduğunu anlamalıdır.

Kabala, her şeyin tek bir organizma gibi sorunsuz bir şekilde çalıştığı, doğru toplumsal yapıyı açıklar. Böyle bir organizma yaratmak, kesinlikle buna zıt olan, egoizmimize tamamen aykırıdır. İçinde bulunduğumuz durum budur, ama yine de kendimizi ıslah etmenin bir yolunu bulmalıyız. Kabala bunun nasıl yapılabileceğini anlatır.

Doğada olumlu bir güç vardır — özgecilik. Olumsuz gücü (başlangıçtan içimizde var olan egoizmi) dengelememize yardımcı olması için onu çekmeliyiz. O zaman dürüst, dostane, iyiliksever bir toplumda yaşayacağız. Aksi takdirde, kendimizi karşılıklı yıkıma sürükleyeceğiz.

Bunu ailenize söyleyin. İtiraz edebilecekleri pek olası değildir.

Kabala, bizim ayrı ve uzak olma egoist niteliğimize karşı, doğanın olumlu gücünü, ihsan etme niteliğini, bağın niteliğini nasıl kullanacağımızın bilimidir.

Bu, insan toplumundaki iki karşıt gücün dengelenmesi bilimidir: olumlu ve olumsuz. Onları dengeleyerek, aileyi, toplumu ve çevreyi iyi ve olumlu bir şeye dönüştürürüz.

Düşen Doğum Oranları İnsanlık İçin Ne Anlama Geliyor? (Medium)

Şimdi bu dünyaya daha fazla çocuk getirmek doğru mu? Bu, ekonomik, sosyal ve çevresel belirsizliğin kadınları annelik hakkında iki kez düşündürdüğü günümüzde, her zamankinden daha fazla alakalı görünen bir soru. 2019’da yapılan resmi bir araştırmaya göre, ABD ‘ de doğum sayısı son yirmi yılda en düşük seviyelere ulaştı. Koronavirüs salgınının neden olduğu sıkıntıların rekor kıran istatistikleri daha da düşüreceği tahmin ediliyor. Ama rakamların ötesinde, asıl endişemiz dünya nüfusu için yaşam kalitesini, toplum yararına ilişkilerimizin kalitesini yükseltmek olmalıdır.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayınlanan son bir rapora göre, bir neslin yerini almak için gereken kadın başına doğurganlık oranı şu anda karşılanmayan bir düzey olan 2.1 çocuktur. Ön araştırmada ortalama olarak Amerika ‘ da kadınların sadece 1.71 çocuk doğurması bekleniyor. Ayrıca, geçen yıl toplam doğum sayısının 2018’den yaklaşık % 1 daha az olan 3.7 milyona düştüğünü de ortaya koyuyor.

COVID-19 karantinasının sonucunda tahmin edilen bebek patlaması gerçekleşmeyecek. Tam tersi: Amerika ‘ da virüs salgını nedeniyle doğum kontrol istekleri neredeyse iki katına çıktı. Yükselen işsizlik ve ekonomik baskı sonucunda ekonomistler, önümüzdeki yıl Amerika ‘ da yaklaşık 500,000 daha az doğum görmeyi bekliyor.

Günümüz toplumu çocuk sahibi olma arzusu geliştirmiyor. İnsanlık geliştikçe, insanların egoları büyüyor, hayatın her yönüyle ben merkezli bir yaklaşım üretiyor, çocuk sahibi olmak konusunda giderek isteksizleşiyor. Ego günden güne, nesilden nesile büyüyor ve insanları, bugün birçok gencin evlenmek bile istemediği noktaya kadar, kendilerini memnun etmeye odaklanmasına neden oluyor. Çiftler hayata karşı yeni bir yaklaşım geliştirdiler, kendini tatmin etme etrafında merkezli ve birçok kişi neden özgürlüklerini kaybedip çocukların ihtiyaçlarını gidermek için kendilerini bağlamaları gerektiğini sorguluyorlar.

Aynı zamanda, tıbbi gelişmeler bize doğumlar üzerindeki kontrol hissi verdi. Kadınlar artık çocuk isteyip istemediklerini, ne zaman ve nasıl olacağını, kariyerlerine veya yaşam önceliklerine bağlı olarak seçebilirler. Bebeğin cinsiyetini bile gebe kalmadan önce seçebiliyorlar. Hamilelik ve doğum hakkında çok az bilgi sahibi olan geçmiş toplumun naif çiftinden, iyi planlanmış ve dikkatle hesaplanmış bir doğum toplumuna dönüştük.

Doğurganlık oranlarındaki ani düşüş, çalışmaların teyit ettiği gibi birçok ülkede küresel bir eğilim olarak gözlendi. Ama bu illa olumsuz bir durum değildir. İnsan şu soruları sorabilir: ′′ Zaten dünya çapında 8 milyarlık bir nüfusumuz olduğuna göre, bunu neden artırmamız gerekiyor? Ne için?”

Aslında kişinin amaca, sadece yaşamaktan daha yüksek bir amaca ihtiyacı vardır. Bir insana doğurganlık ne verir? Her insanın yeryüzündeki hayatı amaçlıdır. Her insan kendi egoist doğasını düzeltmek içindir. Bu hedefe, yeni bir insanlık, karşılıklı sorumluluk ve birliğe dayanan bir insanlık doğana kadar, aşamalı olarak başkalarıyla bağ kurma süreci ile ulaşılabilir.

Dünyanın şu anda ihtiyacı olan şey nitelikli bir değişimdir, nicel bir değil. Her insanın kendi egoist doğasının üzerine yükseldiği ve çevresine fayda sağlamayı amaçladığı bir toplum, milyarlarca insana ihtiyaç duymaz. Bu, niceliksel bir değişiklik yerine, niteliksel bir değişikliği özetler.

Aklımızı işgal etmesi gereken şey doğum sayısı değil, çocuklarımızı nasıl eğiteceğimize dair endişedir. Çocuklarımızı başkalarını sevme, hayatın amacı, insanlar arasındaki doğru bağı keşfetme yönünde eğittiğimizde, bu mümkün olduğunca çok sayıda çocuğu dünyaya getirmenin zamanı olacak.  Küresel ve bütüncül bir sistemde, her çocuk tüm insanlığın gelişimine muazzam faydalar getirir.

Erkek ve Kadın, Bölüm 9

Her Gün Yeni Bir Başlangıç

Soru: Kabalistik grubun ilkelerinden biri tavizler ve kendi iptaldir. Aile içinde, genellikle kavgaya yol açan durumlardan kaçınmaya çalışarak, ertesi güne sanki dün hiçbir şey olmamış gibi başlama konusunda hemfikir olmak mümkün mü?

Cevap: Dün bir takım kavgalar edilmiş olması gerçeğine rağmen, her gün yeniden başlamalıyız. Hem grupta hem de ailede, sanki hiçbir şey olmamış gibi sürekli olarak yeniden başlamalıyız.

Soru: Bunu nasıl yaparız?

Cevap: Bu, hem çok basit hem de çok zordur.

Soru: Diyelim ki bugün hemfikiriz, “Hadi bunu bu şekilde yapalım.” dedik.  Ya yarın böyle başlayamazsam ne olur, beni ne mecbur kılacaktır?

Cevap:  Böyle bir anlaşma imzaladıysanız, bunu yerine getirmekten gurur duyacaksınız. Egoizminiz acı çekmez ve onun üzerine gitmek sizin için daha kolay olacaktır.

Aslında, onun üzerine bile gitmezsiniz; bunun yerine, sadece ne kadar adam olduğunuzu gösterirsiniz, “İstemesem de bunu yapmam gerek, çünkü söz verdim.” Ve gurur duyacağınız bir şeye sahip olacaksınız.

Karınıza gelince, sizin yeni tutumunuzla hem fikir olması gerekecektir.

Soru: Bir kadının egoizmi ile bir erkeğin egoizmi arasında herhangi bir fark var mı?

Cevap: Bunlar tamamen farklı egoizm türleridir. Hiçbir şekilde birleştirilemezler.