Daily Archives: Kasım 7, 2024

Gelecek Dünyanın Büyüyeceği Alan

Onlu (on dosttan oluşan Kabalistik bir grup), belirli bir çalışmayı yapmak zorunda olduğumuz bir alan olarak algılanabilir.

Eğe çalışmamız doğruysa, gelecek dünyamız bu alanda, doğru, güzel bir şekilde büyüyecektir. Bu alanda, bu alanı kutsayan Yaradan’ı bulacağız. Bu şekilde manevi yolda ilerleyebiliriz.

Hayatımızda Yaradan’ı arıyoruz, O nerede? O’nu ifşa etmek, O’na yönelmek, O’nunla buluşmak ve nasıl olursa olsun, Yaradan’la birlikte olduğumuz sürece O’nu takip ederek veya O’nun yanında olarak yaşamlarımızda ilerlemek istiyoruz. Bu tıpkı nereye gideceğini bilmeyen ama hemen yanındaki annesine yapışıp onunla birlikte yürüyen küçük bir çocuk gibidir.

Eğer kişi dostlarıyla bağ kurar ve tüm onluyu tamamlarsa, bu grup, kişinin sonunda Yaradan’ı bulacağı kutsal bir toplum haline gelir. Bütün bu grup Yaradan tarafından kutsanmış bir tarla gibidir ve onlarla birlikte kişi yaratılış hedefine doğru ilerleyebilir.

Yaradan size bu grubu, yaratılışın amacına ulaşabilmeniz için verdi. Ancak bu tarla çıplak ve tohumsuz kalabilir, hatta yabani otlar ve dikenlerle büyümüş olabilir ve yararlı meyveler vermeyebilir.

Ya da belki tam tersine, tüm dostlarınızla bağ kurar, onları güçlendirir ve bu tarlada tüm dünyanın, tüm insanlığın ihtiyacını karşılayabilecek güzel bir hasatın yetişmesini arzu edersiniz. O zaman deve dikenleriyle kaplı bu alan, Yaradan’ın kutsadığı verimli, ekilebilir bir araziye dönüşecektir.

Bunu yapmak için birlik olmalı ve bizimle ilgilendiği ve bizi ıslahın sonuna götürdüğü için Yaradan’a teşekkür etmeliyiz. Ve içsel olarak ne kadar birleşir ve birbirimize yakınlaşırsak, Yaradan’ın kutsamasına ihtiyacımız olduğunu anlayana kadar, alan adı verilen bağımızı o kadar güçlendireceğiz. Ve Yaradan’ın yardımı olmadan topraktan tek bir tohum bile filizlenmeyecektir.

Bu nedenle, tüm çalışmamız, Yaradan’a bağlanmak ve O’na dönmek, O’ndan bu alanda düzgün bir şekilde çalışmamıza ve tüm yaratılanları doyurabilecek ve doldurabilecek bir hasat yetiştirmemize yardım etmesini istemekten ibarettir.

İyilik Talep Etmek Küçültücüdür

Size bir kez iyilik yapan kişi, iyilik yapmak zorunda bıraktığınız birine göre daha fazlasını yapmaya hazır olacaktır. (Benjamin Franklin).

Cevap: Bu iyi, bu doğru.

Soru: Bu, “İyilik yaptığınız birinden iyilik beklemeyin” demenin başka bir şekli midir?

Cevap: Evet.

Yorum: Ama ben gizlice iyi şeyler beklerim.

Cevabım: Evet, sanki ödeme yapmışsın ve şimdi geri istiyormuşsun gibi.

Soru: Evet, ben sana iyilik yaptım, sen de bana iyilik yap. Bu yanlış mı?

Cevap: Bu yanlış değil, bu küçültücü.

Soru: Peki bu bizim doğamızda var, değil mi? Pis bir doğamız var.

Cevap: Kesinlikle.

Soru: Peki eğer birine iyilik yaparsam, Franklin’e göre bu bulaşıcı mı olur ve bunu tekrar tekrar yapabilir miyim?

Cevap: Evet, genellikle alışkanlık olur. Ve kişi hali hazırda iyilik yapma ihtiyacını geliştirir.

Soru: Peki onu bir kas gibi geliştirebilir misiniz? Basitçe egzersiz yaparak?

Cevap: Evet.

Soru: Bir kişiye bunu yapmasını tavsiye eder misiniz?

Cevap: Elbette, neden olmasın?

Soru: “İyi” dediğinizde bu ne anlama geliyor? Bir başkasına iyilik yapmak, onun için iyi olan nedir?

Cevap: Onun için neyin iyi olduğunu bilmiyorum! Onun için iyi olan ne ise onu yapmalıyım.

Soru: Ama bunu yapmadan önce, onun için neyin iyi olduğunu bulmam gerekir mi? Yoksa algıma göre mi karar veriyorum?

Cevap: Yine de öğrenmeniz gerekiyor. Karşınızdaki kişiyi tanımanız ve kendinizi onun yerine koymanız gerekiyor. Ve o kadar iyi bir şey yapmanız gerekiyor ki, öylesine iyi bir eylem ki, tam olarak uysun.

 

 

Kalbi Nasıl Koruyabilirsiniz?

Soru: Kalbi bencil hazlardan nasıl korursunuz?

Cevap: Kalbinizin ne hissettiğini takip etmeye başlamalısınız. Tam olarak ne istiyor? Yaradan ile nasıl bağ kurmaya çalışıyor? Bu doğru bir bağ mı?

Yorum: Doğru niyet kaybolur ve “kendin için”e dönüşür.

Cevabım: Bahane yok, bunu kontrol etmelisiniz.

Yaradan’dan ruhunuzu açmasını, ıslah etmesini ve doldurmasını istemekten başka amacınız yok. İhtiyacımız olan şey bu; üç eylem: açmak, ıslah etmek, doldurmak. Yaradan’dan bunu istemelisiniz.

 

Hayatı Uzatacak Mıyız?

Soru: Bir kişi hayatı ile ilgili Tanrıya şikâyet eder: Bu iyi değil, şu da iyi değil; iş yerinde sorunlarım var, ailemle sorunlarım var, borçlarım var ve sağlığım kötü. Tanrı Kendisini ona gösterir ve şöyle der: “Bunların hepsi anlaşılabilir. Ama bana bir şeyi söyle: Hayatı uzatacak mıyız?”

Bu hayatı uzatmalı mıyız?

Cevap: Bence, eğer Tanrı bir insana soruyorsa, o zaman o kişi “Elbette, bana daha fazlasını ver” diye cevap vermeli.

Soru: Yani bu kötü, şu da kötü diye şikâyet etsek de, yine de devam etmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Eğer hayattaysak, yaşamak zorundayız.

Tüm Korkuların Üstesinden Gelin

Soru: Bütün korkularım, alma arzumun tatmin edilmemesinden kaynaklanıyor ve bu da kaygıya neden oluyor. Ancak endişemi Yaradan’a memnuniyet verip veremeyeceğime ve bunu doğru yapıp yapmadığıma yönlendirmek istiyorum. Bu geçişte her birimiz için en önemli destek nedir? Bunun gücünü nerede bulabiliriz?

Cevap: Genellikle başka çarenin olmadığını, yanımızda aynı düşünen, aynı durumda olan dostlarımızın olduğunu anlamaktan güç alırız. Bizi hedefimize giden yoldan alıkoyan bu korkuların, belirsizliklerin ve şüphelerin üstesinden gelmeliyiz. Bunları kesinlikle aşmalıyız.

Soru: Bu engelleri aşıp sevgiyi uyandırmak mümkün mü?

Cevap: Hayır, tüm bu engellerin bizi ıslah etmek için tasarlandığını anlamalısınız. Bunları hissetmeden, onları ıslah edemeyiz ve dünya bir denge hissine ulaşamaz.

Uyum Yolunda

Üzerimizden geçmesi gereken darbeler olmadan ilerleyemeyiz! Bütün sorun, bunların ne tür darbeler olacağı ve hangi düzeyde olacağıdır; kaba hayvansal, maddesel, duygusal veya zihinsel düzeyde mi olacak?

Bu darbeler küçük ve hedefe yönelik olabilir, birbirini takip edebilir ve takip sistemi içerisinde hareket eden bir roket gibi beni doğru bir şekilde düzeltebilir. Şöyle, böyle nabız sistemi çalışır ve beni her zaman ileri götürür.

Ya da bunlar önce bir yanağıma, sonra diğer yanağıma çarpan büyük darbeler olabilir ve ben nereye gideceğimi bilemem.

Her şey içimdeki kötülüğün hassasiyet eşiğine bağlıdır. Bunu o kadar incelikli hissedebilirim ki, dakikada yüz defa bir ıslah yaşarım ve rotadan çok fazla sapmadan, düzgün bir şekilde ilerlerim. Şöyle, böyle, kilometrelerce yan tarafa sapmadan, beni hedefe götüren düz bir eksen etrafında döner ve ardından bum: “Bir hata yaptım. Rotana geri dön!” ve bu böyle devam eder.

Bu nedenle Kabala bilgisini yaymak için elimizden geleni yapmalıyız ki insanlar ellerinde başka hiçbir şey olmadığını görüp, bu konuda ustalaşmaya başlasınlar. Başka çıkış yolu olmadığını anlamalılar. Çevremizdeki dünya ile uyum içinde olmamız gerekiyor.