Monthly Archives: Kasım 2011

Simulatör Maneviyat

Simulatör maneviyat çünkü simulatör, ortak manevi koşulumuzu elde etme arzusu ile aramızda birşey inşa ediyoruz anlamına geliyor. Her zaman kendisiyle bağ kurabileceğim aramızdaki bağın dışsal bir noktası gibi bu koşul dışımızda mevcut. Ona sürekli bağlanabilirim ve elimden gelen herşey ile sürekli ona katkıda bulunabilirim. Daha sonra ondan manevi gücü, hayatı alabilirim.

Bu yüzden simulatör Bina gibi manevi bir nitelik. Ona karşı tam anlamıyla böyle bir ilişki içinde olmalıyım. Bu sanal yeri bu yüzden bizim içsel, manevi yerimize dönüştürmemiz gerekiyor. Tüm arzularımızı, umutlarımızı ve kaygılarımızı onun içine “atmalıyız.” Grup nedir ve karşılıklı garantörlük nerede? Orada! Herşeyi oraya, bu “posta kutusu”nun içine at. Eğer hepimiz çabalarımızı ve maneviyata olan arzularımızı bu tek yere koyarsak ve manevi hayatı yalnızca ondan alırsak o zaman ihtiyacımız olan şey tam anlamıyla bu.

Dışsal algıda bu yer sanal fakat içsel algıda o tüm arzularımızın, isteklerimizin ve niyetlerimizin yoğunlaştığı yer. Bu yer bu yüzden manevi ve Yaratan onun içinde ifşa olur. Yaratan’ı kendimiz inşa ediyoruz: O dışımızda değil. Tüm bunlar son derece ciddi. Ciddi pratik çalışma yapmaya başlamamızın zamanı geldi.

Bütün soru şu: Kişi aynı maneviyat gibi bu “simulatör”ü hayatındaki en önemli şey olarak görüyor mu? Başka bir yer yerine ondan ilham almayı arzu ediyor mu? Eğer evet ise o zaman hissettiği ilham manevi çünkü orada, o simulatörde vücut bulan aramızdaki bağdan etkileniyor. Günün sonunda onu ortak kaygımızın odak noktası ve herkes için hayatın kaynağı olarak görmek zorundayız.

Bu Sadece Bir Oyun Değil

Yaratan kendini bizden gizliyor, eğer gizlemeseydi asla egoizmimizin dışına çıkamazdık. O’nunla olan bağımızla tamamen egoistçe gurur duyduğumuzu hissederdik. Bize Kendisinin yerine bu dünyayı vermesinin nedeni budur. Şöyle diyor: “Onları sevmeyi öğren ve bu Beni sevdiğini gösterecektir!” Ve sonra sen ve Ben bir olacağız ve birbirimizden zevk alacağız! Ve bil ki sana bu oyunu diğer insanlarla olan bu ilişkilerinde ilerleyişin büyük araçlarını görebilesin diye veriyorum, zira sen ve Ben arasında bunlar olamaz! Neticede ben sonsuz ve mükemmelim: Bana bugün belli bir yaklaşımla ve yarın başka bir yaklaşımla gelemezsin. Ben mutlak ihsan etmenin kanunuyum ve bugün bunun için yetersizsin. Bu yüzden Bana yaklaşmak için bir şansın yok ve beraber olamayız! Ama aynı zamanda bu dünya ile oyna. Onu seni, insanların ve senin değiştiğinize inandıracak şekilde düzenledim. Sana seninle aynı amaca sahip ve bana ulaşmayı arzulayan dostlar veriyorum. Bu belki bir oyun olabilir fakat onlar senin içinde Bana bir özlem uyandırabilirler. Sen onlarla oynayacaksın, onlar seninle ve onları Beni arayacakları şekilde organize edersen eğer bu Bana götüren yolda olduğunu gösterecektir. Diğerleriyle olan bağını düzeltmeye başla ve onları sevmeyi edin ve birden bunun Yaratan’ı sevmek ile aynı şey olduğunun farkına varacaksın. Ben seninle bugün içinde olduğun haldeyken oynayamam. Ama tüm dünyayı senin için senin seviyende hazırladım! Herşey sadece bunun için tasarlandı!” Eğer dünyayı böyle algılarsam tüm dünya benim için Yaratan’a ulaşmak için araçlara dönüşür. Diğer türlü dünyaya karşı yaklaşımım ne olursa olsun daha kötüye gider. Kendimi Yaratan’a yöneltmem için beni uyandırmaya çalışmaya devam eder. Benim dostum olmak ve benimle birlikte Yaratan’a doğru yürümek yerine bana karşı hareket eder. Neticede ne derecede Yaratan’la bağdan yoksun olduğumu ve bu dünyayı buna yönelik kullanmak istemediğimi bana ifşa etmeli. Hayat beni hırpalamaya ve silkelemeye devam eder ve şunu der: “Sen ne yapıyorsun? Beni doğru şekilde kullanmaya başla artık!” Bu yüzden görüyoruz ki bu dünyayı düzeltmeye yönelik dünyevi seviyedeki tüm girişimler onu daha da beter hale getiriyor.

– 07/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Karanlıktan Işığı Edinmek

Soru: Karanlıktan ışığı edinmenin prensibi nedir?

Cevap: Işığın edinilmesi ortaya çıkan karanlıktan gerçekleşir. Işık ihsan etme niteliği ve karanlık egoist doğamızın farkına varılmasıdır. (Itron Ohr Mi Toch Hosheh – Işık karanlığa kıyasla değerlendirildi) Arkadaşına özel malların satıldığı bir dükkandan üç bin dolara satın aldığı çakmağı gösteren modern rus bir adam hakkında bir şaka vardır. Diğeri şöyle der”Bu hiçbir şey! Aynı çakmağı ben köşedeki dükkandan altı bin dolara aldım!” Haz nesneye göre değil onu değerlendirdiğin yönteme göre değerlendirilir. Eğer bir şeyi özel bir dükkandan satın aldıysan yada onu büyük zorluklarla edindiysen daha fazla haz alırsın. Ebeveynler çocuklarına daha fazla yatırım yaptıkça onu daha da çok severler. Biliyoruz ki geçmişte bir şeye ulaşması ne kadar zor idi ise onu yad etmesi daha fazla zevk verir ve daha değerlidir. Bunun nedeni bizim Işıktan ziyade arzuyu (Kli-Kap) hissetmemiz ve tamamlanma hakkındaki değerlendirmeleri arzuya dayanarak yapmamızdır. Arzu ve ızdırap ne kadar büyükse tamamlanmayı o kadar güçlü hissederiz. Bu yüzden anlamalıyız ki, çabalarımız vasıtasıyla yeterli ızdırap biriktiğinde kötülükten kurtarılmayı hissetmeye layık oluruz.

Yolda İlerlerken Düşürülmek Yada İleri İtilmek

Soru: Eğer Üst güç bizi kasıtlı olarak doğru niyetten saptırıyorsa kişi doğru niyette nasıl kalır?
Cevap: Üst Güç bizi doğru niyetin dışına çıkarmıyor sadece bizi üzerine çıkıp ıslah edebileceğimiz daha büyük bir arzu ile yüklüyor. Yukarıda herşey tüm sistemle uyum içinde, eksiksiz olarak hesaba katılır. Ne kadar çaba ortaya koydun, ne kadar güç toplandı ve saklandı. Bu ölçüde ek arzu şimdi sana ifşa oldu. Bu esnada yolda sallandığını düşünüyorsun. Fakat ondan sapmadın aksine sana ilerlemek için bir şans verildi. Lakin onu engeller olarak görüyorsun zira çalışmayı istemiyorsun. Çalışmaya hevesli olsaydın bu yükten keyif duyardın.
Herşey kendimi ne kadar iyi hazırlamış olduğuma bağlı. Çalışmak için gayret edersem ve onun hep daha fazlasını yapma fırsatını bir ödül olarak görürsem o zaman tüm bu sözde düşüşler gözümde bu şekilde olmaz. Bunun ilerleme ve başarı için bir fırsat olduğunu görebilirim. Islah olan kalbe yüklenen bu külfet için minnet duyarım çünkü Yaratan’a olan sevgimi göstermek adına bu benim için yeni bir fırsattır.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Kişi Bir Kıvılcım İle Başlar

Soru: Neden Kabala ilmi odak noktasını sadece tek bir eylemde – birlik – kısıtlıyor?

Cevap: Kabala kendini kısıtlamıyor. Tam tersine birlik dışında başka hiçbir şey olmadığını bize anlatmak için tüm evreni, Üst Dünyaları ve alt seviyede olanları kuşatmak için genişledi. Seçilmiş eylemlere odaklanmaktan ziyade var olan herşeyin bir sentezini yapıyor. Bizi herşeyi kapsayan tek prensibe getiriyor. Bilim size şunu söylüyor: Gerçekleştiklerinde her probleme ayrı ayrı bakma çünkü bu dar görüşlü bir inceleme olur. Bütün problemlerin sadece tek bir sebebi ve açıklaması var: birliğin eksikliği. Problemin üzerine çıkmak istiyorsan daha büyük bir birliği amaç edinmelisin. Bu yönde gidiyorsan bu doğru şekilde hareket ediyorsun demektir. Her bilim bir temel prensibe dayanır. Fizikte herşey maddenin temeli vasıtasıyla, kendilerinden herşeyin yapıldığı birbirinden farklı temel parçacıklar aracılığıyla edinilir. Geçmişte mükemmel bir anlam ifade ediyordu: ortada bir elektron, proton yada nötron var, yani bir artı, bir eksi ve aralarında nötr bir parçacık ve hepsi bu. Fakat daha sonra birden keşfettiler ki yüzlerce temel parçacık var ve bu yüzden tüm teori tarumar oldu. Bunun nedeni bir bilim adamının doğada var olan gerçeğe göre tek bir prensibi tutmaya çalışmasıdır. Bilim daima birleşmiş bir resmi arzu eder. “Basit bir yorumlama” (Pshat) araştırma ve edinişin en son, en yüce seviyesidir. Sonsuzluk Dünyasını edindiğimizde herşey çok basitleşir çünkü basit Üst Işık tüm evreni, ıslah edilmiş arzuyu doldurur. Bu tek prensibi gerçekleştirmek olarak adlandırılır. Diğer yandan eğer tüm problemlerimiz birbirine bağlı değilmiş gibi gözüküyorsa, o zaman her şeyi birleştirecek Üst Işığı çekerek ıslah etmemiz gereken şey budur. Aynı zamanda zihinlerimizde, kalplerimizde ve tüm eylemlerimizde büyük bir karmaşıklık hakim. Bana, bu dünyaya, aileme ve dostlarıma ve hayatıma ve ölümüme ne olduğu açık ve net değil. Herkes bunu görmemek yada bunu düşünmemek için gözlerini yummayı çok isterdi. Ancak Kabala’nın yolu tam tersidir: tüm bunları kırılmanın ifşası olarak kabul etmek ve bizi birliğe getirmek. Kabala ilminin kişinin içinde manevi bir kıvılcım, Yaratan’ın bize verdiği, birliğe yönelik bir çağrı uyanmadan ifşa olmamasının nedeni budur. Manevi gen bir zamanlar sahip olduğumuz perdeden bir kıvılcım olarak içimizde konuşmaya başlamalı. Bu kişinin doğumunun başlangıcıdır.

– 05/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Grup Benim Gölgem

Ben nasıl Yaratan’ın gölgesiysem, grup ta benim kopyam, gölgem. Dostlarımdan onlara kattığımdan çok daha fazlasını alıyorum. Bu onlara yada onların davranışlarına bağlı değil sadece benim onlara olan tutumuma bağlı. Bu çevre de Yaratan. Bu O’nunla çalışmam için O’nun bana verdiği fırsat, benim için bir illüzyon yarattı, sanki benim dışımda bir şey varmış gibi ama gerçek şu ki dışımda sadece Yaratan var. Onun vasıtasıyla Yaratan ile bütünleşmek için onunla bağ kurmayı arzulayayım diye çevrenin beni etkilediği koşulu edinene kadar sürekli çevreyi uyandırmak zorunda olmamızın nedeni bu. Yaratan’ı çevre olmadan edinemem çünkü çevre, onun aracılığıyla Yaratan’ın imajını göreceğim dışsal bir araç. Eğer grupla bütünleşmeyi arzulamıyorsam o zaman amacı, Yaratan’ı hiçbir şekilde niyet etmiyorum. Nihayetinde komşum kim? Maneviyatta meydana gelen kırılmanın gücü beni iki parçaya ayırdı: ben ve komşum. Ne için? Bu Yaratan’la bütünleşmek için bende neyin eksik olduğunu algılamam içindi. Bana yabancı gibi görünse de bu çevreyi kendime mümkün olduğunca çok yaklaştırabildiğim kadarıyla Yaratan’a o kadar çok yakınlaşabilirim. Kendimden bir parçayı yabancı ve nefret dolu görebileyim diye kasıtlı olarak iki yönlü bir algı ile donatıldım. “Dostunu kendin sev”‘in Tora’nın ana kuralı olmasının sebebi budur. Işığın ıslah ettiği yegane şey budur ve bunun dışında ıslah edilecek hiçbir şey yoktur. Bu ıslahı talep etmediğiniz takdirde tüm çabalarınız boşunadır. Diğer her şey boşluğa doğru nafile haykırışlardır.

– 05/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

Uygun Çevre

Manen ilerlerken ihsan etme niteliğine egoistçe değer vermeye başlarız. O özgürlüğü ve tamamlanmayı verir ve kişinin bağımsız olmasına imkan sağlar. İhsan etme niteliğine karşı olan bu tutum “Lo Lishma” olarak adlandırılır. Fakat daha sonra Işığın etkisi altında ihsan etme niteliğinin kendisi bizim için değerli olur. Ona karşı olan bu tutum “Lishma” olarak adlandırılır.

Bu koşulu edinmemiz için yapmamız gereken tek şey Kabalistlerin tavsiyelerine uymak. Kalpteki nokta bizi yeni bir çevreye, gruba getiriyor ve bunu isteyip istemediğimizi önemsemeden diğerleriyle bağ kurmaya başlıyoruz. Bu eylemler Saran Işığı (Ohr Makif) üzerimize çekmekte bize hemen yardımcı oluyor. O hep etrafımızda, fakat bu sefer onu kasten, bile bile çekiyoruz.

Diğerleriyle bağ kurmak için ne kadar çok çaba gösterirsem Işığın üzerimdeki etkisi o kadar güç kazanır ve yeni izlenimler almaya başlarım. En sonunda ihsan etmeyi iyi bir şey olarak değerlendiriyorum ve onu yüce ve özel bir şey olarak kabul ediyorum. Çevrenin etkisi budur.

Çevre insanlar değildir. Çabalarımız, ortak arzularımız Islah eden Işığı uyandırmamıza olanak sağlıyor. Hepimiz Işığın okyanusu içindeyiz ve onu çekebiliriz. Uygun çevre budur: Işığı ve aynı zamanda gerçek Işığı çekmemde bana yardımcı olan bir çevre. Hiçbirşey yapmadığımızda bile bizi etkiliyor fakat böyle bir durumda süreç yavaş işler, Reshimot’un (manevi genler) gelişiminin doğal hızıyla gerçekleşir.  Fakat dersler, dağıtım ve dostların birliği vasıtasıyla Işığın çevresinin üzerimizdeki etkisini uyandırıyoruz.

– 29/9/10 tarihli dersten alıntıdır.

Bugünkü Ve Yarınki Koşulumuz

Soru: Kasım’daki kongrenin öncesinde, şu an içinde bulunduğumuz durumu nasıl tanımlardınız?
Cevap: Bir sıçrayış için hazırlık koşulunda olduğumuzu düşünüyorum; güçlerimizi ve taleplerimizi birleştirmeliyiz ve manevi baskı altında hazırlanmalı ve birleşmeliyiz. Eğer iyi şekilde hazırlanırsak kongrede içsel bir ifşa tecrübe edeceğiz. Yeni öğrenciler gerçek bir ifşa hissetmiyorlarsa bile onlar da en azından bir algı tecrübe edecekler. Kabala’nın özünü, birliğe olan ihtiyacı anlayacaklar; illüzyonlar solacak, kafa karışıklıkları ortadan kaybolacak ve her şey tek bir bütün, tek ortak bir resim olacak; tek işleyen Güç belirecek ve tüm “dekorasyonlar” sadece aramızdaki bağlantılar olarak kalacak. Bunun nedeni dünyanın bir illüzyon, gizlilik olmasıdır ve ben Yaratan ile bağ içerisinde olmadığım yerde farklı görüntüler görüyorum.
– 24/09/10 tarihli gruptaki birlik üzerine konuşmadan alıntıdır.

Niyet Geleceğe Uzanan İpliktir

Soru: Niyet nedir, bir düşünce yada duygu mu?

Cevap: Niyet eylemin sonu ile olan bağlantımdır. Bağlayıcı ipliği benden eylemin sonuna kadar uzatmaya ihtiyacım var: Şu anda form eşitliğini edinerek Yaratan’ı ifşa edeceğim yeri açığa çıkarmayı niyet ediyorum.

Diğer bir değişle, şu an başarabildiğim ölçüde içimdeki ihsan etme gücünü ifşa etmeyi niyet ediyorum ve elde ettiğim bu gücün içinde O’nu ifşa edeceğim. Daha sonra ihsan etme gücü benden yayılacak ve Yaratan ifşa olacak. Aramızda “çiftleşme, eşleşme” (Zivug) , birleşme yada yapışma diye adlandırılan bir bağ yükselecek.

Bu istenilen koşulu kendim için tasavvur ediyorum ve bu niyetim olarak adlandırılır. Bu elde etmeyi niyet ettiğim şeyin tam olarak ne olduğu, gelecekte kendimle alakalı kafamda ne tür bir resme sahip olduğum ve kendim için gerçekleşmesini istediğim şeyin ne olduğudur.

– 26/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

Sürgündeki Şekhina İçin Üzüntü Duymak

Manevi sürgünü hissetmek çok zordur. Bunun için kişinin manevi kurtarmanın zıt koşulunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Ve bunun gerçekleşmesi için kişi Saran Işığı (Ohr Makif) – Bina’nın niteliğinin üstü kapalı bir algısı – hissetmelidir. “Shechina (Kutsallık) sürgünde” ne demektir? Onun için nasıl üzüntü duymalıyım, Yaratan’ın ifşasının gerçekleşeceği yerin yokluğu için nasıl yas tutmalıyım. Daha doğrusu O’nu göremediğim için kendimi kötü hissetmek yerine O’nu bulmaktaki acizliğim ve kifayetsizliğim için nasıl üzüntü duymalıyım. Şüphesiz herkes Yaratan’ı görmeyi istiyor. Fakat yalnızca Ohr Makif’i üzerine çekmiş bir insan O’na uygun olamamaktan ötürü ızdırap duyabilir. Kimse Shechina için bir ihtiyaç duymuyor. Eğer Yaratan varsa, bırakayım O Kendini bana ifşa etsin zira şüphesiz ki bu daha iyi bir durum için! Ancak kimse bu ifşanın gerçekleşmesi gereken yer adına üzüntü duymuyor. Ortada devasa bir farklılık var. Yaratan’ın ifşası egoistçe almak olarak algılanıyor. Ancak O’nun ifşasının olacağı yer, O’nu bulma arzusunu bunu “O’nun rızası” için yapma niyetine çevirerek Yaratan’ı egoistçe ifşa etmeye duyduğumuz özlemden inşa edilmek zorunda. Bu niteliğinin Yaratan’ın Kendini bize ifşa etmesine imkan vereceği yerin hazırlanmasıdır. Bizim dünyamızdakine benzer: İçimde ortaya çıkan herşey benim niteliklerime göre olur. Sadece algımı dışsal etkiye ayarladıktan sonra onu niteliklerimizin (onun açığa vurma organı ve benim algı organım) aynı olduğu ölçüde teşhis edebilirim. Herşey algının araçlarının ıslahına bağlıdır. Shechina, Yaratan’a olan arzularımızın toplamından yaratmamız ve onu ihsan etme niyetimizde ıslah etmemiz gereken yerdir. Her şeyden önce kişinin kendi menfaati (Lo Lishma) için Yaratan’ı ifşa etmesi için muazzam bir arzuya ihtiyacı vardır. Sadece belli bir müddet sonra ıslahın gerekliliğini anlar ki bu çevreyi kullandığı ve grupla beraber çalışarak Islah eden Işığı çektiğinde meydana gelir. Bu, başarının sadece onun Yaratan’ın ifşasına, ihsan etme niteliğine adapte olmasını sağlayan form eşitliğinde yada ihsan etme niyetinde yattığını anlamaya başladığı zamandır. Şimdi ıslah etmesi gereken bir şey var, ıslah süreci başlıyor.

– 27/01/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.