İnsanlar Çocuklarının Daha İyi Olacağına İnanmıyor

Alıntı (Dünya Ekonomi Formu): Finansal kriz insanoğlunu ruhen olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Onlar krizin yalnızlığı ve milliyetçiliği yükseltip toplumsal bir şok oluşturacağını düşünüyorlar. Bu durum insanlık tarafından elde edilen tüm ilerleyişe zarar verebilir.

Tüm nesiller boyunca ilk defa insanlar çocuklarının kendilerinden daha iyi yaşam süreceklerine inanmıyorlar. Büyük bir güven ve cesur fikirlerin kaynağı olan edindikleri egoizmin düzeyine rağmen bu endişe çoğunlukla sanayileşmiş ülkelerde ortaya çıkıyor.

Bu zor zamanların bizi yokladığı dönemde hayal kırıklıkları daha da büyüyor ve devlet ile yurttaşlar arasındaki toplumsal anlaşmayı tehdit ediyor. Hükümetler ve yurttaşlar genel durumun (ruh halinin) daha da düşeceğine ve ortaya çıkacak risklere yararlı çözümler bulmaya hazır olmalılar.

Referansım: Bu durum daha da büyüyerek ilerleyecek! Çünkü genel krize yönelik (ekonomik, eğitim, aile, uyuşturucu, sağlık gibi krizler) evrensel sorumluluğun edinilmesinden başka bir çözüm yok! Bunu sadece hükümetlerin yönetebileceği (düzenleyeceği) entegral eğitimin yardımıyla edinebiliriz.

Ölüm Uykusundan Uyandığın Zaman

Kişinin kalbinde bir arzu yoksa o kişi uykuya dalar ve maneviyatta ölü olarak kabul edilir. Tüm bunlardan sonra, kişinin kalbinde arzu uyandığı zaman maneviyat başlar. Arzu asla kendiliğinden gelmez.

Hatta kişi Yukarıdan uyandırılır ve aniden kalbinde bir özlem, farklı bir arzu hissetse bile bu Üst’ün hesabınadır. Yukarının dışında başka bir yerden bize birşey gelmeyecektir. Hatta bununla beraber kişiye Yukarıdan verilmiş olan arzu ile kişinin ilerleyebileceği, kendi başına ilerleyemeyeceği kişiye daha net hale gelir. Bu durum neredeyse hiç bir iz bırakmadan ortaya çıktığı şekilde devam edecektir.

Arzularımızın nereden geldiğini açığa çıkarmak için her an çaba harcamalıyız. Arzularımız sadece, gruptan, bir dosttan, bir etkileşimden, belli bir olaydan ve belli bir hatıradan gelir. Kişi tüm bunları kendisi ile ilişkilendirir çünkü bunların dışından geldiğini hissedemez ve bilemez. Ancak kişi bu arzuyu edinmek için gerilim içinde çaba harcadığını, ortaya çıkmadan bir an önce araştırmış olup olmadığını hesap ve kontrol etmeli. Eğer bu arzunun ortaya çıkmasını önceki ana bağlayacak hiçbir şey yok ise, bu arzu o kişinin değildir ancak bu durumda bu arzu basitçe ondan geçer ve onun hesabına kaydedilmemiştir.

Bu arzu ona ıslah getirmez daha ziyade bir çocuğa öğrenmesi için verilmiş bir pratik gibidir. Ancak bu adamın kişisel ilerlemesi olarak kabul edilmez. Bir çocuk için bir örneğin yeterli olup bizlerin açısından bu örneğin yetersiz olduğu gibi. Tüm ilerleyişimiz sadece kendi arzumuza şükretmektir.

Bu demektir ki önceki hiçbir arzuya sahip olmadığım ve bunu yapamadığım durumun olduğu yerde çabamı çevrem ve kitaplarla ilişkili olarak harcamalıyım. Bu durumlar çaba sarf etmem gereken ve uyandırmam gereken koşullardır.

Buradaki çalışma alışkanlığının net bir plana göre olması çok önemlidir öyle ki ne yapmam gerektiğini şimdi bilmeliyim. O zaman hatırlayacağım ve kendimi yapmam gerekene yönelik zorunlu kılacağım. Bu yüzden bize sürekli amacı hatırlatan gruba şükretmeliyiz.

Eğer ben kendi etrafımda bana daima maneviyatın önemini hatırlatan ve tekrar analiz yapmamı sağlayan bir sistem inşa edersem ek destek alabilirim.
Ancak yine de Yukarıdan anlamadığım bir şekilde amaç bana hatırlatılırsa “Yaratan’ın direkt veya dolaylı etkisi ile” saklı şekillerde Yaratan’ın üzerimizde işlediği gibi kendi arzumu keşfedene kadar devam etmeliyim.

11.01.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, Zohar

Okul Toplumun Yozlaşmasının Göstergesidir

Soru: Bizler yetişkin insanların eğitimi hakkında konuştuğumuz zaman bu biraz endişe verici görünüyor. İnsanlar, günümüz gerçekliğinden kopuk eylemleri teklif ettiğimizden dolayı bizleri suçlamaya başlıyorlar.

Cevabım: Buna tamamen katılıyorum! Günümüz dünyası ve bizler onlara tamamen ters ve karşıt önerilerde bulunuyoruz. Gerçekçi gözlerle bakmalıyız. Gerçektende böyle. Burada kısmi çözümler olabilir. Ben, günümüzde olduğu gibi yarısı egoistik yarısı insancıl olacak şekilde bir okul yapamam.

Küçük bir çocuk için okula geldiği zaman, dayak atabiliyorlar, O’ndan çalışıyorlar, Onunla her türlü şeyi yapıp her türlü şeyi yüklüyorlar, çocuğa baskı yapıp tüm olumsuz değerleri aşılıyorlar. Ve Onu birçok iğrenç örneklerle herkes gibi olması için zorluyorlar. Çocuklar sSigara ve alkol kullanmaya başlıyor ve sonrasında daha başka uyuşturucu maddeler. Okul adeta yozlaşmanın, kibrin ve çöküşün okulu. Bazısı okula araba ile gelirken bir başkası yürüyerek geliyor!

Modern toplumun tüm yozlaşmaları ve okul arasında kalan çocuklar kendilerini daha sert ve acımasız bir ortamda buluyorlar. Bu ortamda kavga etmek zorunda kalıyorlar. Bizler bununla bir şeyler yapmaya başlamalıyız. Bunlar bizim çocuklarımız!

Bu egoistik halimizde tüm hissiyatımız eksik ve çocuklarımızla da ilişkilerimiz de bu biçimde olup onları kendimizden itip; “Okuluna git. Orada seni eğitmeliler. Git kendi başına idare et!” diyoruz.

Çocuğun eğitim yeri O’nu normal bir insan yapmalı, O’nu geleceğe ve gelecek topluma yönelik hazırlamalı. Bizler, bireyden bireye bir toplum oluşturmak için bir şey yapmıyoruz.

Ne olacağı bizler için önemli değil. Bu yüzden çocuk yapmak da istemiyoruz. Bariz bir şekilde bir derede yüzüyoruz, büyük bir şelaleye ve uçuruma doğru.

Bütünsel Eğitim Hakkında Konuşmalar 13.12.2011

Niyetin Uç Noktası

Bu dünyada bunun içinde yaşamak için yaptığımız herşey ve bizleri hayatın anlamını sorgulamaya getiren tüm izlenimlerimiz aşama aşama daralır bir küllah gibi ta ki en uç noktaya ulaşana kadar ki bu da niyettir: Tüm bunlardan ne istiyoruz? Burada en önemli olan şey niyettir.

Fiziksel dünyada niyet doğal olarak yükselir ve kişinin doğası, arzusu tarafından belirlenir. Bu yüzden, bununla ilgilenmiyoruz. Ancak sadece birisinin bize yalan söylediği konusunda şüphelenirsek niyeti hakkında sorgulamaya başlarız. Şöyle ki gördüğümüz davranış  gizli niyetinden ayrılmıştır.

Ancak eğer basitçe hareket edersek, materyal dünyadaki aldatma olmaksızın o zaman niyet ve aksiyon beraber giderler. Ancak , manevi dünyada bu daima zıttıdır. İlk önce, bu bize sanki maneviyatta birşeyler yapıyormuşuz gibi görünür. Materyal dünyada, aksiyonlar dünyasında daha fazla bir şeyler yaparsak daha fazla ilerleriz gerçeğine alışmışız, yani birşeyler inşa etmek, oluşturmak gibi. İyi veya kötü sonuçlarla bitirebiliriz ancak sonuçlar aksiyonlar vasıtasıyla edinilir.

Manevi dünya hakkında şöyle yazılır, “Hareketin sonu başlangıçtaki planda yatar.” Bu durum şu şekilde açıklanabilir: Sadece hareketlerden sonra neyin olduğunu düşünmeye ve anlamaya başlarsın. Manevi dünyada hareketler,  hiçbir şey üretmedikleri, işleyen ve yaratıcı olan tek gücün Işık olduğu anlayışına bizleri getirir öyle ki bizlerin tüm yapması gerekenin bizim kendimizin birşeyler yapmasının yerine bunu harekete geçirmek için talep etmektir.

Bir kişi, manevi çalışması, yaptığı çaba vasıtasıyla iyi bir şeyler yapabileceğini, içsel basınç ve konsantrasyonuna verdiği değer vasıtasıyla kendi içinde ihsan etme niyetini bulabileceğini, manevi istekler, dost sevgisi ve iyi bir yaklaşım edinebileceğini düşünür. Kişi bu çalışmada eğer kendisine daha fazla baskı uygularsa o zaman bunun içinde manevi güçleri ve manevi dünyayı bulacağını düşünür.

Ancak çalışma gerçekten bunun zıttıdır: Manevi çalışma Yaratan’ın çalışmasını, yukarıdan bir aksiyonu talep etmekte yatar, yazıldığı gibi, “seni Araştıranı çağır!.”

04.01.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Şamati

Ruhun İçin Çalışmaya Ne Kadar Zaman Ayırdın?

Soru: Eğer ıslah için talepte bulunamadığımı ve dostlarıma ilham veremediğimi hissediyorsam daha fazla ne yapabilirim?

Cevap: Hayatını idame etmen için her sabah kalkıp işe gidiyorsun. Niye gittiği sormuyorsun çünkü biliyorsun ki eğer çalışmazsan hayatını geçindiremeyeceksin.

Neden manevi çalışmanı soruyorsun veya bu olmaksızın da birşeyler alabileceğini düşünüyorsun?

Maneviyat için çalışma yapmadan yaşabileceğin ve bu çalışma için de çaba harcamakta tembel hissedebileceğin durum, her ne şekilde olursa zaten burada ilerleyeceğin düşüncesi sana kasıtlı olarak verilir çünkü bunun içinde senin özgür seçimin yatar.

Dünyevi hayatında, tembel olamazsın çünkü hiç kimse sana ekmek vermez. Yaşamak için kazanmaya zorlanırsın ve bu yönde çaba harcarsın. Aynı prensiplerin de manevi hayatın için  geçerli olduğunu düşünmüyormusun?

Fiziksel bedeninin ihtiyacını karşılamak için günde 8 saat çalışıyorsun ancak  ruhunun manevi hayatını doldurması ve manevi besenini sağlaması için kaç saat çaba sarf ettin?

Eğer bunu yapmazsan o zaman fiziksel bedeninin seviyesindekalmaya devam edeceksin. Ne yapılması gerektiğini bilmiyorsan eğer, şöyle denir: ‘Elinden geleni yap!’

01.01.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. Bölümünden ‘On Sefirot’un Çalışılması’

Günlük Kabala Dersi

1. Bölüm: Şamati Makalesi, No: 189: Eylem Düşünceyi Etkiler

Video –   Mp3

2. Bölüm: Zohar Kitabı – Yaratılış Bölümü Sayfa 66

Video –   Mp3

(Bu bölümün çevirisi olmadığından İbranice linkleri verilmiştir.)

3. Bölüm: Talmud Eser Sefirot – Sayfa 322

Video –   Mp3

(Bu bölümün çevirisi olmadığından İbranice linkleri verilmiştir.)

4. Bölüm: Baal HaSulam’ın Yazılarından – Özgürlük Makalesi

Video –   Mp3

Kendi Üzerime Yükselişin Manevi Noktası

Eğer bizlerin ihsan etmek niyetiyle bu hayatın üzerine yükselmeye ihtiyacı varsa o zaman bu düzlemdeki hayatın ne kadar kötü olduğuna bakmayarak, bunun üzerinde Yaratan’la en uygun ilişkiyi yaratabiliriz. Bu durum şimdiden fiziksel, hayvani hissiyatların seviyesinden manevi niyetlerin seviyesine yükselişin birincil noktasını gösterir.

İki seviye vardır: Hissiyatın seviyesi ve niyetin seviyesi ki bu aynı zamanda hissi bir seviyedir ancak bu Veren’le bağlanır. Hissiyatın içinde, arzunun içinde, kendimi iyi ya da kötü hissedebilirim. Oysa ki niyet olduğunda, bu durum ya benim kendimin içindir veya Yaratan içindir.

Eğer ki özgür seçime ulaşmak istersem, niyetin seviyesinde çalışmaya ihtiyacım vardır. Arzumun seviyesinde ne olacağı önemli değildir – sadece niyet hakkında endişe etmem gerekiyor. Aşağıda, çok kötü bir hayat olabilir, niyetin seviyesinde kutsallığı edinirim ve Yaratan’a şükrederim. Eğer bunu yapabilirsem, ihsan etmek niyetini, ”Lişma”yı edindiğimin işaretidir.

Arzumun üzerine yükseldim, kendimi arzumdan ayırdım, arzumu kısıtladım ve kendimle ilişkili olarak iyi veya kötü her ne varsa herşeyi durdurdum. Kendime dışarıdan bakarım ve bu makinenin nasıl kendisini, kendi parametrelerini ve koşullarını hissettiğini görürüm. Ve daha sonra bu makinenin başka birşeylerin niyeti için nasıl çalışmaya ihtiyacı olduğunu anlarım. İşte bu duruma kendimden kopmak denir.

20.12.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. bölümünden, “TES’e Giriş”

Bir Grup Aramaya Başladığın Zaman

Hiç kimse kendi başına bir Kabalistik grubu aradığı ve arkadaşa ihtiyacı olduğu için gruba gelmez. Eğer bir kişi bir arkadaş grubuna veya birlikteliğe ihtiyacı olursa onu ya bir meyhanede veya bazı klüplerde arar ancak Kabala bilgeliğini çalışan insanların olduğu bir grubun içinde aramaz.

Bir kişi bu gruba içsel talebi doğrultusunda ulaşır. Kalbinde bu arzu uyanır ve bu arzu burada içsel çağrısına cevap bulabileceği hissiyatını kişiye verir. Kişi hisseder ki burada farklı birşeyler var bununla beraber bunun kesin olarak ne olduğunu bilmez yinede kişi bunu bilinçsiz bir şekilde hisseder.

Kişi bunun içsel arzusuna bir şekilde bağlı olduğunu hissettiği zaman bu yere gelir. Bir kişi neden geldiğini bilmez; o Yukarıdan oraya getirilir. Denildiği gibi, Yaratan adamın elini hayırlı bir kısmetin üzerine koyar ve ona,”Al bunu!”der.

Ancak, kişi bir müddet çalıştıktan ve farklı koşullardan geçtikten sonra (ki bu aylar ve hatta yıllar alabilir) kişi nihayetinde kendi başına ilerleyebileceği güce sahip değildir ve bunun ancak dostlarının içinde olan aynı arzularla bağ kurabilirse mümkün olabileceğini anlar.

Bu andan itibaren, bu kişi bir grup arıyor denir yani arzulanan amaca kendi başına ulaşamayacağını daha iyi anlar ve böylece tüm diğer dostlarına ihtiyaç duyar. Kişi gruba, dost sevgisine ihtiyacı olduğunu hisseder. Buna göre, kişi kendisiyle birlikte çalışan dostlarıyla özel bir bağ kurmaya başlar öyle ki bu durumda onların bir grup olarak anılacağı mümkün olacaktır denir.

Bu ana kadar onlar bir grup değildir sadece belli bir sayıdaki insanın beraber oturduğudur… Seninle beraber olanlarla bağını hissetmiyorsan, onlar olmaksızın amacı edinemeyeceğini anlamıyorsan o zaman senin hiçbir dostun ve grubun yoktur. Eğer ki başarmak istiyorsan bu ilişkileri inşa etmeye ihtiyacın vardır.

Tüm bütün bunları netleştirmen gerekir ve bu durum zaman alır. 20 yıldır beraber çalıştığın ve onlarla dersleri dinlediğin ve hatta bunun hakkında konuştuğun insanlar var ancak halen içsel arzuya, kalbin anlayışına sahip değiller bu yüzden dostlarla bir bağ olmalıdır çünkü aksi halde sen kendini dolduramayacaksın. Onlar bu içsel karara ve amaca sahip değil ve bu durumda grup bağ kurmaz.

20.12.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

İnsanlığın Geleceğini Gören Adamın Vizyonu

Bizler Baal HaSulam’ın ”On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş” adlı makaleyi çalışmaya başladık ki bu makale diğer tüm makaleler arasında benim için onun en önemli makalesidir. Ari’nin öğrencisi olan Haim Vital tarafından yazılmış olan Ari’nin Oracles Kitabından kısmen alıntıları içerir. Gerçekte bu giriş, amaca ulaşmamız için geçmemiz gereken tüm yolu kapsar.

Bununla beraber yeteri kadar diğer materyalimizde vardır ancak hiçbirisi sürekli, adım adım, metodik ve gönüllü şekilde değişmemiz ve ilerlememiz için tek başına yolu açıklayamaz. Diğer makaleler ve girişler bizlere Kabala bilgeliğinin genel bir bakış açısını verir veya buna bazı özel açılardan bakmamızı sağlar.

Ancak bu metot çok dar bir yolu seçer, ister dindar veya laik bir kişi olsun, bu yoldaki tüm zorluklar ve incelemelerle beraber mutlak realizasyonu nasıl edineceğini, hayatının anlamı hakkında soru sormaya başlayan kişiye hedeflenen çizgiyi gösterir.

İşte bu yüzden bu giriş alışılmadık derecede derindir ve yeni başlayanlar için kolay değildir. Kişinin bunu hazmetmeye başlaması, anlaması ve kendisini bunun içinde bulması yıllar alır. Kişinin büyüyene ve daha fazla ifşa edebilene kadar küçük parçalarla dikkatli bir şekilde çalışmaya başlaması gerekmektedir. Şunu anlamalıyız ki bu giriş bilinçsiz gelişimden bilinçli gelişime gitmiş, insan gelişiminin son safhası olan yeni bir çağın başında duran bir insan tarafından yazılmıştır.

Şimdi bizlerin insan bile diyemeyeceğimiz ancak sadece gelişmiş hayvanlar gibi içgüdüleriyle hareket eden ve doğanın güçleri tarafından yönetilen bu safhadan yeni bir seviyeye yükselmeye ihtiyacımız vardır. Bu yaratılanın içinde Yaratan’la benzer olmak için dizayn edilmiş olan bazı şeyler gelişmeye başlar.

Bu sürecin başlangıcındaki bu insanı, yaklaşımını ve bakış açısını anlamalıyız ve ona benzemeye çalışmalıyız.

18.12.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. bölümünden, ”On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş”

Manevi Çalışma Karşıtların Kombinasyonu Üzerine Dayanır

Soru: İki durumu, bunların içerisinde birinde dostlarım için birlik olmak için talep etmem gerektiği zaman ve diğerinde de gruba yönelik küçük olmam gerektiğinde, nasıl bağlayabilirim?

Cevap: Kişi aynı anda iki durumun içerisinde görünmelidir. Bir taraftan, düşünüyorum ki ben büyüğüm ve dostların kurtuluşu benim elimde. Diğer taraftan ise, küçük olduğumu düşünüyorum ve ben tamamen onlara bağlıyım. Bu iki durum karşılıklı olarak birbirini elimine etmemelidir. Maneviyat her zaman iki durum üzerine inşa edilir, ancak bizim bununla bir problemimiz var.

İşin gerçeği tek bir güç, almanın gücü dünyamızda işler. İşte bu yüzden bizler sağ ve sol çizgilerin kombinasyonun, bu iki gücün yaratmış olduğu üst dünyayı hissedemiyoruz. Ve bizler ihsan etmenin ve almanın gücünü içeren orta çizgiyi ekliyoruz. Bunların arasındaki denge, birliğimizin noktasının içindeki içsel doyumu yaratır.

Nihayetinde, sürekli olarak tüm çabamız bu iki gücün arasında olmak – Ben, Yaratan ve grubun çelişkisi içerisinde, hepsi bir arada veya ayrık olarak – bunları bağlamak ve bunların arasında özgür bir şekilde döneceğim yer olan kendi içimdeki bir sisteme birleştirmektir.

Dünyamızdaki herşey bu iki gücün etkileşimi üzerine inşa edilir, genişleme ve daralma, artı ve eksi. Ancak buradaki problem ise bu iki güç egoistik algıya aittir. İçimizde tamamen farklı bir yapı oluşturmaya başlamalıyız, almanın ve ihsan etmenin gerçek anlamda birbirine zıt olacağı bir yapı. Bu iki çelişkili durumun üzerine yükselerek ruhun yapısını oluştururuz.

Bu yüzden bu iki güçten birini iptal etmek hakkında endişelenmenize gerek yok. Bunun yerine, zıtlığın içinde yaşamalısınız, birçok problemin varoluşunun yanı sıra diğerleriyle mutlak birlik içinde olmaya çalışmalısınız.

11.12.2011 Tarihli Pazar Sanal Dersinden