Eğer ben ölürsem Dünya’ya ne olacak?

Aldığım bir soru: Ben bundan önceki hayatım veya gelecekteki var oluşum hakkında birşey bilmiyorum ve hatırlamıyorum ve bu dünya mevcut çünkü ben şu anda yaşıyorum. Öyleyse, eğer ben ölürsem ne olacak?

Cevabım: Eğer sen ruhun ifşasına erişirsen, en küçük manevi niteliğe, bir noktadan ruhun en küçük gelişimine, onun gerçek var oluşuna, sonrasında bedenin öldüğü zaman, sen ruhunu idrak etmeye devam edersin, ta ki içinde hacim ve Işık sahip olunana kadar. Ve sonrasında o tekrar bir bedenin içinde var olur, bir kadın tarafından doğurulur, gelişiminin bütün 125 adımını tamamlamak için bu bedenin içinde var olmaya devam eder, Çünkü bu sadece bizim dünyamızda fiziksel olarak bulunulduğunda yapılabilir.

Ama sen noktadan ruhun ifşasına erişemezsen, sonrasında bu dünyada yeniden belirirsin, tıpkı bu seferde de yaptığın gibi ve ifşa edip geliştirmek için başka bir şansın (kalpte bir nokta) daha olur.

Zamanda Yolculuk, Auralar, Şeytan ve Ay

Doğaüstü fenomenler hakkında aldığım dört soru

Soru: Neden biz her zaman ayın sadece aynı yüzünü görüyoruz?

Cevabım: Çünkü bu Atzilut Dünyasında, Malchut’un ilgili Zeir Anpin ile nasıl yer aldığıdır. Güçler bize buradan alçalır ve bu şekilde bizim dünyamızda maddeyi belirtirler. Nihayetinde, bizim dünyamızda olan herşey Üst Güç tarafından belirlenir ki, bu kaynağını Atzilut Dünyasının ZO”N’dan alır. Bu gücün bir mikro-dozu bizim bütün evrenimizin var oluş sebebidir, Üst Seviye’den bizim materyal seviyemizde birden gelişir. Bu aşama aşama yalınlaşır ve faaliyetinin hızı düşer ve buna bağlı olarak sebep olan enerji ve sonrasında da madde. Öyleyse madde sadece Üst Enerji onun içinde bulunduğu için var olmaktadır veya başka kelimeler ile anlatmak gerekirse –  “Tanrı kelimesi ile”. Ve o sadece maddede “Tanrı kelimesi”ni fark etmek için var olmaktadır – bu, kişi iki türlü enerjiyi birleştirdiğinden beri, manevi ve maddi,  insanın yapması gerekendir. Ve bu gerçekleştikten sonra, evren onun mevcut var oluşunu kavrayacaktır ki bu o enerjilerin egoistik bir anda var oluşudur (veya karşıtlığı). Aklıma gelmişken, bilim artık evrenin sonsuz veya ebedi olmadığını onaylıyor (her ne kadar ben okulda iken bize öğretilen onun sonsuz ve ebedi olduğuydu).

Soru: Şeytan kavramı Kabala’da var mı?

Cevabım: Bütün güçler bizim içimizdedir; onların hepsi bizim – bizim için aziz ve sevilen ve egoist. Ve Şeytan bunlardan biri. “Şeytan partiyi sürdürüyor!”

Soru: Bir Kabalist olarak, zaman yolculuğunun mümkün olup olmadığını söyleyebilir misiniz?

Cevabım: Fiziksel olarak mümkün değil. Ama manevi alanda, ki orası tamamen zamanın mekanın ve hareketin ötesinde, bu normal bir fenomen, – tıpkı Einstein’ın söylediği gibi, çünkü o bizim ışığımızdan daha yukarıda, ve manevi Işık’ta bulunur.

Soru: Kabala kişinin bir aurası olduğu ile hem fikir mi?

Cevabım: Evet. Aura ister durağan, ister bitkisel veya ister hareketli olsun her yaratılan varlığın çevresini saran bir enerji alanıdır. Dahası, Kabala çalışarak ihsanın niteliğine ulaşmamış bir insan için maneviyatı görmek, ihsanın niteliğini görmek imkânsızdır, ama herhangi bir insan veya kamera aurayı görebilir ve resmini çekebilir.

GERÇEKLİĞİMİZDEKİ METRİKS

Kabala bilgeliğine Tora’nın İçselliği deniyor. İçselliğin Bilgeliği. Neticede, Kabalanın bahsettiği hep içimizde olup bitenler sadece. Aslında bedenlerimiz ve tüm madde dünyası yok, bu yüzdende bu dünyaya ilüzyon, hayal dünyası deniyor. Realiteyi doğru algılamaya başladığımızda aslında tüm olup bitenlerin arzumuzun içinde gerçekleştiğini hissetmeye başlıyacağız. Arzumuz bize, dışımızda birşeylerin: cansız, bitkisel, canlı ve insanlardan oluşan, birşeylerin olduğu hissini yaşatmakta ancak aslında tüm bunlar sadece arzumuzun içinde vuku bulan farklı fenomenler.

Matriks içinde yaşıyoruz, anlamak zorundayız ki oluşan ne varsa hepsi hislerimizin içinde oluşuyor. Sadece haz-alma arzusudur tüm bu oluşan fenomenleri hisseden ve bunun hiç unutulmaması çok önemlidir çünkü gerçeğe olan bu yaklaşımımız “herşeyin bana bağlı olduğu ve dışımda olana değil” bizleri kendi içsel ıslahımıza yönlendirir.

Biz kendimizi, arzularımızda, ancak ÜstIşığın fonunda algılayabiliyoruz, herşey yalnızca ÜstIşık sayesinde! Neticede ÜstIşık Sonsuzluk Dünyasıdır. Orada kendimizi, benzer gerçekliği ve koşulları edinmedikçe, ışıkta olan nitelikleri edinmedikçe görmemiz mümkün değildir.

Düştüğümüz 125 basamak, bizleri indikçe artan bir mesafede ÜstIşıktan uzaklaştırdı ve biz o konumun koşullarında kendimizi görmekteyiz. Dolayısıyla çevremizde gördüğümüz herşey, sadece, içinde farklı seviyeler barındıran kendi arzumuz: Cansız, bitkisel, canlı ve konuşan seviyelerde, bayağılığın dört seviyesi (KabaArzular). Bunlar bizim ÜstIşıkla olan farklılıklarımızın göstergeleri, bizim realitemizin resimleri, bu dünya görüntülerimizin fotoğrafları.

Dolayısıyla hakiki realiteyi ifşa ve gerçek olan resimle örtüşebilmek için göstereceğimiz çaba bizi daha rafine olmaya ve hepimizi birtek olarak görmeye zorlayacak. Neticede aramızda ne kadar çok birlik sağlayabilirsek o kadar çok Işık içine dahil olur ve böylece sonsuz yaşamda, EinSof da ilerlememiz mümkün olur.

Yaşanan tüm bu fenomenler, ki onları dışımızdaymışlar gibi algılıyoruz, rüya misali yok olurlar, çünkü aslında biz yalnızca Işığın içinde var oluyor, yaşıyoruz. Bu öncül temelin iyi anlaşılması Kabala Bilgeliği için çok önemlidir çünkü tüm diğer felsefi, dinsel ve farklı metotlardan ayrıldığı noktadır.

Kabala Bilgeliği insana sadece kendi arzusunu ıslah etmesini ve Işığa benzemesi gerektiğini söyler ve fiziksel hiçbir eylem buna dahil değildir.

24-02-10 “Halk için Zohar” kongresinde 7.dersten alıntıdır.

Bir Soru Bir Cevap

Soru: Eğer Grup Hocasını kaybederse ilerleyebilir mi?

Cevap: Grubun ve senin manen ilerleyebilmesi için gerekli her şey arşivlerde tutulan on binlerce derste mevcut. Ne kadar güçlü bağ kurarsanız, o derslerde o kadar fazla derece ifşa edersiniz. Her şey Kli’ye bağlı, kimin doldurduğuna değil.

Daha fazla birlik edindikçe, tüm derslerde yeni şeyler ifşa edeceksiniz. On yıl sonra, o dersin on yıl öncesindeki derslerden çok daha yüksek dereceler ifşa edeceksiniz. Her şey bunu kullanan kişiye bağlı hassasiyetine ve açıklığına. Aynı materyalde yeni katmanlar keşf edersiniz. İçsel değişim sürekli daha derin yeni ifşalara gelmenizi sağlayacak. Daha güçlü birlik daha önceki derslerdeki koşulları görmenizi sağlayacak.

Bir hocanın gitmesi son değildir. Hayat devam eder, Yukarıdan yeni bir form gelir ve grup ilerlemeye devam eder. Gelişimin süreci böyle olmalıdır.

Örneğin, aynı prensibe göre, çocuğumuza olan yaklaşımımızı değiştiriyoruz büyüdükçe. Zamanla, kendisi ayrılmak için bir ihtiyaç duyar. Aynı şekilde kişiye bir öğretmen belli bir zaman için verilir, sonra o hoca ondan alınır. Hocanın başka bir görevi olur, öğrencinin de. Bu değişimler sürekli Kelim arasında ki bağın akışının sonsuz değişimleridir.

Gelişimin basamağı daima aynıdır

Soru: Gelecek kongreye hazırlık doğadaki her gelişim gibi aynı seviyelere bitkisel, hayvansal, konuşan- bağlı olarak mı pekiştirilir?

Cevap: Evet, bu arzuların evrimini de içeren herhangi bir gelişim gibi olur. Bunlar direkt ışığın dört aşamasından geçerek ilerler, HaVaYah (Yoh-Hey-Vav-Hey), aynı şeyler kongreye de uygulanır. Kişi kongreyi düşünmeye ve hazırlanmaya başlarsa inişler ve çıkışlardan geçer.Bazen kongreye katılmak ister, bazen katılmamak. Fakat bunların hepsinin sonunda katılmaya karar verir ve ardından doğru hazırlanmış olarak kongreye gelir.

Neden gittiğini, vazgeçiren şeyin ne olduğunu, onunla ilişkili olan tüm işini, ailesini ve sağlığı dahil dünyanın kalanının nerede olduğunu anlaması gerekir. Her şeyi hesaplamalı ve “hayatımın manası nedir?” sorusuna gelmeli. Bu soru da kabala’ nın dışında bir şeylerle cevaplanamaz. Deneyimleri ona günün sonunda hayatındaki her şeyin bazı bilinmeyen faktörlere bağlı olduğunu göstermesi gerekir ve bunların kaynakları ancak kabala bilimi tarafından açığa çıkarılabilir. Bu kaynak Üst Güçtür, ve ona bağlı olarak kişi hayatındaki ve maneviyatındaki birçok şeyi düzeltebilecek bir araç kazanır.

Kişi her şeyin HaVaYah yapısına bağlı olduğunu fark ederse, kongreye gelmekle ilgili hiç şüphesi kalmaz.

BU KONGRE KAÇ ÖĞRENİM YILINA BEDEL?

Soru: Eğer, Ruhsal terazinin bir kefesine, şubat ayında gerçekleşecek olan Zohar kitabına adanmış kongreyi yerleştirirsek, bu acaba kaç öğrenim yılına eşdeğer olurdu?

Cevabım: Bunu ancak kongre bitiminde değerlendirip söyleyebilirim. Bunu şu anda bilemem, aslında herşey sizlere bağlı! Sizin hangi güçte birbirinize bağlanacağınıza koşullu! Hangi güçte içsel değişimi arzulayacak ve ne ölçüde bireysel egoizminizin üstüne çıkmak isteyeceksiniz? işte tüm bu şartlara bağlı olacak ıslahınız. Yukarıda hiçbir sınır mevcut değil, tüm engeller sadece içimizde ve oradan çıkıyorlar.

08-02-10-Zohar Kitabına Giriş dersinden alıntıdır.

Kötülük serbest kaldığında

Zohar; Miketz bölümü, kısım 85: İsrailde yargının yerleştirildiği yer neresi olursa olsun, “yük”, israil’i cezalandırmak için Yaratandan gelen bir yük gibi görülür. Bu onları cezalandırsa da cezalandırmasa da, O’nda yük olması zor olmakla birlikte iki taraflı bir yüktür. Eğer onları cezalandırmasa kötülüğün pisliğinde kalacaklar. O onları cezalandırırsa, onlar İsrail’in derdinden acı çekiyormuş sanırlar. Bu onların aklını karıştıran “yük” kelimesinin neden kötü anlaşıldığının sebebidir.

Yararlanmak için; geleceği ifşa etmek dışında manevi bir gelişim sağlamak imkansızdır. Alma arzumuz sonsuzdur. Fakat o içimizde saklıdır. Eğer bu arzular düzeltilmeden, kendiliğinden ortaya çıkarsa, problemlerle karşı karşıya kalmaya başlarız. Kalplerimiz düzeltme işini yüklenmeye başlar;  ve ilerleme daha da zorlaşır. Gittiğimiz yol kaçınılmazdır, çünkü yararlanmak için yaptığımız düzeltme, arzularımızın üzerinde olur. Bu yüzden kötü bu yolla açığa çıkmalıdır.

Düzeltilmemiş arzularımızın açığa çıkması; düzelmeye hazır olduklarının bir işaretidir. Bu arzularımızın ortaya çıkma sebebi onlardan faydalanmamız içindir ve onların üzerine çıkmamızı sağlarlar. Bu nedenle iyinin ve kötünün değerini bilmeliyiz.

Kötü diyeceğimiz bir şey yoktur, bu sadece kötülüğün açığa çıkmasıdır. Daha önce bastırılmış bencil arzular açığa çıkmaya başlarsa; onları düzeltme imkanı doğar.

Memnuniyetliğin Yolları

Zohar “Sonunda” bölümü; 100. kısımda: Bu nedenle, Şabat başlarsa; cehennemdeki kötülük uzaklaşır, özgürdürler ve uzak. Ve Şabat bittiğinde, diğer zamanlarda verilmiş cezadan kurtulmak için üzerimizdeki üst hazzı çağırmalıyız. Ve uyanıp demeliyiz ki “Yaratanın memnuniyetliğini üzerimizde kıl”. Bu tüm haz, Mochin de Yeshut, daha yüksek memnuniyetliktir. Ve denir ki “Onun yolu memnuniyetliğin yollarıdır”.

“Kötü”, bize cehennemdeymişiz gibi hissettiren arzularımızı işaret eder.  Bu bizi utandırır; çünkü kendi kendimize bağışlanmaya uygunluğumuzu ve tersini farkederiz; ve düzeltilmemiş özelliklerimizi görürüz. Böyle bir durumda tüm özelliklerimizi görmeyi öğrenmemiz gerekir. Yaratana zıt olan özelliklerimiz içinde, cehennemi hissetmeden arzularımızı düzeltmek olanaksızdır. Bu yüzden Yaratan’a zıt özelliklerimizi fark ettiğimizde tüm yollar “memnuniyetliğin yolları” ‘na çıkar. Biz sadece bunun böyle olduğunu görenleriz.

Kendinizin Üzerinde Olun

İyi, kötü veya ilgisiz; Zohar Kitabını okurken kendimizi nasıl hissettiğimiz önemli değildir. En önemli şey ne hissedip, hissetmeyeceğimizi düşünmeden çabamızı devam ettirmek. Biz onun telkin gibi, içimize işlemesine izin verirsek; O işini yapacaktır. Bencil arzumuzun ne hissettiğine aldırmadan; bu bencil duyguların üzerine yükseliriz. Korku içinde veya eğlenceli de hissetsek; rahatsız olsak da; kafamız karışsa da onun üstündeyiz.
Yaratan bilerek, zevk için  bizi egolarımız ve arzularımızla eğitir. Bununla birlikte sürekli olarak bu duygunun üzerine çıkmalı ve hiçbir şey olmuyormuş gibi yürümeye devam etmeliyiz. Yaratan’ a “benim için önemli olan Senin hediyelerin değil; ihtiyacım olan Sensin; diğer duygularla beni şaşırtma” dememiz gerekiyor. Sonucu; ancak böyle bir sebat getirecektir.

MANEVİ “ALAŞIM”

Manevi entegrasyon, Yaratan tarafından gelen güç vasıtasıyla oluşur. Bunun, bizim niteliklerimizde var olmasına rağmen, gerçekleşmesi sadece dışımızda, yukarıdadır ve bizim seviyemizde oluşması mümkün değildir. Ben iki ayrı niteliği elime alıp önümdeki masada karıştırarak bir tabağa koyamam. Onları yukarıya yükseltip kendi kaynaklarına, entegre olup birleşecekleri yere, Yaratana ve orada ben onların entegresine çalışırım.

Nitelikleri birleştirme arzusu, burada, benim sahamda, bu dünyada bulunur. Ancak onların entegrasyonunu oluşturmak için kaynaklarına yükseltmem gerek Keter’e, birlikte çalışıp birleşerek tamı oluşturacakları yere. Tabii bu fiziki bir birleşme olmayıp, birkaç atomun bir molekülde birleşerek bir nevi “alaşım” oluşturması gibidir, aynen erime sonrası misali.

Manevi birleşmede, sağ çizgiden ve sol çizgiden geriye hiçbir şey kalmaz ve dışarıya orta çizgi çıkar yepyeni bir şey. İçinde kısmen sol çizgiyi ve kısmen de sağ çizgiyi içeren, ancak entegrasyon sonucu eski niteliklerin karmaşasından oluşmuş yepyeni bir nitelik.

Haz alma arzusu, ihsan amaçlı çalışabilmek için Masah ve Or Hozerle birleşir. Görünen o ki arzu masah (perde) ile altta (niyet ihsan etmek için). Üstte ise sanki niyet ve arzu birbirlerinden ayrı ve bütün değillermiş gibi algılanırlar. Fakat bu doğru değildir! Dünyamızda kullandığımız kavramlar maalesef böyle bir izlenim veriyor, oysa maneviyatta arzu ve niyet ayrılmazdırlar ve birbirlerine bağlanmış olup entegre durumundadırlar.

Niyet, aynı arzuda bir uçtan diğerine değişimler yaratarak, onu almaya ya da ihsana yönlendirebilir. Dolayısıyla “üçüncü gün” de çalışmamız, birlikte entegre olmak, ortak, tek bir vücut oluşturmak ve içsel çalışma yapmaktır. Hem sol yanın hem de sağ yanın niteliklerinden orta çizgiyi oluşturarak tek bir bütüne bizi Yaratan’a entegre olmak.

Sonuç itibariyle, Yaratan’da tüm bu zıtlıkların kaynağı mevcut olup, orada birlik halindedirler. Bu bakımdan üçüncü gün, Yaratan’a ulaştıktan sonra ancak, Yaratan’a olan manevi zıtlık ifşa olur. Arzunun bir nevi manevi ölümü.

01-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

Toplam 188 sayfa, 178. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...176177178179180...Son »