Category Archives: Kabala

Erkek ve Kadın, Bölüm 6

Diğer İnsanlarda Ne Görürüz?

Soru: Günümüzde giderek daha fazla insan bir aile olmadan yaşayabiliyor. Ama  henüz kimse aileyi tamamen iptal etmedi.

Gerçeklik algısı açısından Kabalistler, kişinin, eşinde aslında kendisine ait olmayan olumsuz nitelikleri görmemeyi öğrenmesini, bunların benim ona karşı tutumumdan kaynaklandığını anlamayı tavsiye ederler.  Bu prensibi pratikte nasıl uygulayabiliriz?

Cevap: Birçok kaynakta yazılıdır ki kişi, diğerlerinde kendisinin yansımasından başka bir şey görmez. Yani ben, asla başka bir kişinin, hatta hayvanların, bitkilerin veya herhangi şeyin niteliklerini asla görmüyorum.

Her zaman, herhangi bir nesne üzerinde,  özellikle de karşımda olan, birlikte yaşadığım kişide niteliklerimin izlerini görürüm.   Bu doğaldır. Bu nedenle, bunu dikkate almamız gerekir.

Yorum: İnsanların bunu doğal olarak algıladıklarını düşünmüyorum.

Benim Yorumum: Herkes bunda hemfikir olabilir ama bununla yaşayamazlar. Teorik olarak hepimiz hemfikiriz.

Soru: O zaman ne olacak? Buna gerçekten nasıl ulaşırız?

Cevap: O zaman, bu işe yaramaz. Şimdilik bu soruyu bir kenara bırakalım ve sonra tüm bu problemlerin tek bir çözümü olduğunu göreceğiz.

 

Arzuların Gelişimi, Bölüm 6

Arzuların Benmerkezci Yönelimi

Soru: Tüm arzular benmerkezci bir yönelime mi sahiptir?

Cevap: Kesinlikle! Her şeyi sadece sevgili kendim uğruna yapıyorum. Başkası uğruna bir şey yapsam bile, bu sadece o kişi benim için değerli ve önemli olduğu içindir.

Soru: Yani arzularımızın, bu arzuları bir insanda doldurmayı amaçlayan belirli bir niyeti mi vardır? Kabalistlerin dediği gibi arzularımızın programı, minimum çaba ile maksimum hazdır.

Cevap: Bu bir doğa yasasıdır. Başka bir deyişle optimizasyon, mümkün olan en düşük maliyetle ve her düzeyde mümkün olduğunca haz almak istediğim zamandır.

Nasıl oturduğumuza, nasıl bir şeyler yaptığımıza bakın. Zihinsel veya fiziksel herhangi bir hareket, ne düşünürsek ya da yaparsak yapalım, bize maksimum faydayı, hazzı ve doyumu sağlayacak şekilde yapılır. Bu esnada çok fazla enerji harcıyor olabiliriz, örneğin futbol oynarken olduğu gibi, bu önemli değildir. Önemli olan, çabalarımı her zaman yararım için optimize etmeye çalışmamdır.

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 8

Realitenin Algısı Nedir?

Soru: Doğanın amacı, tüm parçalarını kutupsal zıtlıkların durumuna göre geliştirmek ve sonra onları birleştirmektir. Bu neden böyledir? Böyle bir gelişimin anlamı nedir?

Cevap: Sadece bu şekilde her şeyi ifşa ederiz. Bizim edinimimiz, gözlemlediğimiz tüm parçaların ayırt edilmesi ve birleştirilmesinden oluşur.

Yorum: Doğamızın, alma arzumuzun sürekli geliştiğini, daha güçlü, daha egoistik hale geldiğini görüyoruz.

Benim Yorumum: Aynı şekilde, bunu entegre etme, tüm parçalar arasındaki bağlantıyı yakalama yeteneği de içimizde gelişir. Gerçeklik algımız bundan meydana gelir.

Ancak Kabalistik gerçekliğin bir sonraki farkındalığı, böyle bir gerçeklik olmadığıdır. Sadece içsel özelliklerimizi üst ışığa yansıtırız ve kendi hislerimizle yarattığımız bu tabloyu, içinde bulunduğumuz dünya olarak hissedip düşünürüz.

Soru: “Üst Işık” yeni bir terim. Kabalistler neden kaynaklarında “Yaradan” kavramı yerine onu kullanıyorlar?

Cevap: Yaradan / Üst Işık ihsan etme ve sevginin niteliğidir ve bu nedenle onu güneş ışığıyla, zihnin ışığıyla, daha yüksek bir şeyle ilişkilendiririz.

Üst ışığın arka planına, ihsan etme ve sevgi niteliğine karşıt olarak, tüm egoist arzularımız bu dünyanın üç boyutlu, canlı bir resmini çizer. Ama aslında bu mevcut değildir. Sadece içsel özelliklerimi gözlemliyorum.

Bu nedenle, üst ışığın özelliklerine daha yakın hareket ettiğim ölçüde; bu dünya, kendimi mutlak ışıkta bulana kadar yok olur ve anlaşılması zor hale gelir.

 

Dünya Gerçeklik Mi? İllüzyon Mu? Bölüm 8

Üst Işığa Ulaşmak

Soru: Eğer dünya güçlere bir tepki ise, bu benim sadece bir tepki olduğum anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse, o zaman tüm bunlara ulaşan ben neyim?

Cevap: Gerçekten, ürettiğim şeye bir tepkiyim. Kendimi şu ya da bu şekilde hissediyorum.  Başım, bedenim, hislerim, kalbim ve diğerleri,  beni etkileyen şeylere otomatik, doğal, içgüdüsel tepkilerimdir ve nihayetinde bana kendimin, bedenimin, düşüncelerimin ve duygularımın hissiyatını verir.

Kim olduğumu bilmiyorum. Yaradan’ın akıl almaz olduğu gibi akıl almazım. Sadece çevremizdeki bir şeye karşı tepkilerimize ulaşırız.

Sonra, daha fazlasını elde ettiğimizde, aslında, üst ışığa ulaştığımızı göreceğiz. Bu bize kendimizin ve çevremizdeki dünyanın hissiyatını verir. Yavaş yavaş bize gelecektir.

 

Öğretmen Öğrenci Bağlantısı

Soru: Diyelim ki bir öğretmen seçtim ve iki ya da üç yıl sonra ondan öğrenecek hiçbir şeyim olmadığını ve hatta ondan daha fazlasını bildiğimi gördüm. Dünyamızda böyle şeyler müzik, spor vb.de olmakta. Kabala’da da olur mu?

Cevap: Evet, burada da aynı şey olabilir. Öğretmeni değiştirmeye değmesi, oldukça mümkündür. Ancak burada kimi değiştirdiğinizi anlamanız/bilmeniz gerekir. Ya daha fazla çaba göstermek istemediğiniz için ya da eski öğretmenle daha fazla ilerleyemediğinizden buna acil ihtiyaç duyduğunuz için öğretmeninizi değiştirirsiniz.

Soru: Öğretmen ve öğrenci arasında belirli bir bağ var mı?

Cevap: Öğretmen, öğrenciye daha yüksek enerjinin, daha yüksek ışığın ve daha yüksek bilginin iletkenidir. Bu nedenle, öğrencinin öğretmenine bağlı olması bizim için önemlidir çünkü bu bağ yok olmaz.

Yorum: Daha önce gruplar çok küçüktü ve bu nedenle öğretmen ve öğrenci arasında gerçekten yakın bir ilişki vardı. Bugün milyonlarca öğrenciniz var ve doğal olarak, sadece az bir kısmını biliyorsunuz.

Benim Yorumum: Kimi tanıdığım önemli değil, hangisinin kendini benim öğrencim olarak gördüğü, kişinin bana karşı tutumu/düşüncesi önemlidir. Bu kapsamda öğrenci içsel hareketiyle bana doğru koşar ve benim aracılığımla kişi daha yüksek bir güçle temasa geçer.

 

Erkek ve Kadın, Bölüm 5

Kadın Erkek İlişkilerinin Gelişimi

Soru: Kabala bir erkek ve bir kadın arasında ilişki kurmaya nasıl yardımcı olabilir?

Cevap: İnsanlık geliştikçe bunun gittikçe zorlaştığını görmekteyiz. Eskiden erkek ve kadın arasındaki ilişkiler toplum tarafından düzenlendi: bir köy, küçük bir kasaba, dinler, yerleşik gelenekler vb.

Örneğin, erkeklerin hakları vardı, kadınlar yoktu ve her şey bu şekilde düzenlendi.  Her şey çok basitti. Bir kadın amacının ne olduğunu biliyordu. Bir erkek amacının ne olduğunu biliyordu.

Prensip olarak, ikisi de ne için var olduklarını ve nasıl yaşamaları gerektiğini anlamışlardı. Yeni bir aile türü icat etme, “taviz” veya başka bir şey gibi yeni işbirliği türleri konusunda hiçbir şansları yoktu. Her şey sakin ve açıktı.

Kız ailesinde, genç adam ailesinde büyüdü. Ebeveynlerinin ilişkisinden, bir aile hayatı yaşamanın ne anlama geldiğini gördüler. Bunun için büyüdüler, evlendiler ve bu şekilde var oldular.

Bütün bunlar insanlık, kendi çerçevesinin ötesine geçene kadar devam etti.

Egoizmin gelişiminde seviyeler vardır: yemek, cinsellik ve aile gibi temel arzular ve zenginlik, onur, güç ve bilginin toplumsal arzuları. Arzuların gelişimi temel olanların ötesine geçmediği sürece her şey sakindir; bu tür toplumlar normal bir şekilde var olabilir. Yüksek dürtülere sahip değillerdir.

Toplum, servet, güç ve bilgi ile ilgilenmeye başladığı seviyeye girer girmez sorunlar ortaya çıkar çünkü insanlardaki bu arzular yemek, cinsellik ve aile arzularından çok daha güçlüdür.

Bu nedenle, kişi daha yüksek hedeflere ulaşmak için aileden ayrılır. Genel olarak burada, zamanımızda gördüğümüz kafa karışıklığı vardır.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 4

Onlu’nun Yapısı

Yorum: İbrahim’den sonra, Musa manevi metodu geliştirmeye devam etti. Yahudi halkını onlulara, herkesin bir şekilde ihsan etme ve sevgi niteliğini ifade edebileceği küçük gruplara ayırdı.

Kitaplar bile Kabalistler tarafından bireysel olarak değil, onlularda, gruplarda yazıldı. İlginç bir şekilde, onlu, fiziksel on beden değil, bir grup arzu anlamına gelir. Bu nedenle iki kişi de onlu olarak kabul edilebilir.

Cevabım: Onlu tam bir ortak arzudur. Bu şekilde Zohar Kitabı yazılmıştır. Bizler son nesilde, son ıslahta olduğumuzdan, Zohar Kitabı’nı yazanlar gibi aynı grubu inşa etmeye çalışmalıyız.

Soru: Siz ve öğretmeniniz de bir onlu, bir grup muydunuz?

Cevap: Evet, ama bugünün aksine tamamen farklı bir koşuldu.

Arzuların Gelişimi, Bölüm 5

Arzularımızı Dengelemek Mümkün Mü?

Soru: Doğu yöntemlerinde alışılageldiği gibi arzularımızın dengelenebileceği söylenmekte. Çok az istemek için ne yapılabilir? Sonuçta, ne kadar az istersen, o kadar az acı çekersin.

Cevap: Bu doğrudur ama sadece arzularımı haz veya ıstırap açısından değerlendirmeye başlarsam. O zaman daha az acı çekmeye istekli olduğum sonucuna varabilirim. Bu, daha rahat bir koşula ulaştığım, belirli  istemli bir uygulamadır.

Soru: Peki bu arzuları nasıl kontrol ederim?

Cevap: Prensip olarak, onları kontrol etmiyorum, ancak daha az haz alma veya daha az acı çekme arzusu, arzularımı ne kadar azaltabileceğimi kontrol eder ve belirler.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 3

En Yüksek Arzu — İsrail

Soru: Evrim, doğanın bazı kısımlarını sürekli olarak ayırmaktadır. Belli bir gelişim yoluna sahip olan “İsrail” adı verilen bir grup insanın evrim tarafından seçildiği ortaya çıkıyor. Daha sonra “Onlular” adı verilen her türlü küçük gruplar, bu grubu oluşturur.

Tüm insanlıkla çalışmak neden imkansızdır? Neden küçük bir grup insanda kilitlenmek/kenetlenmek gerekir?

Cevap: Gerçek şu ki ruh yani Yaradan’ın yarattığı genel arzu, birçok farklı seviyeye ve alt seviyeye ayrılmıştır. Örneğin, arzunun en yüksek, en hassas seviyesini alırsak, o zaman o, en egoisttir ve aynı zamanda ışığa ve ileri-geri etkisine en yakındır. Yani o, ışığa yönlendirilir ve ışık ona yönlendirilir. Işık, Yaradan’ın bir arzu üzerindeki etkisidir.

Bu nedenle, ilk etapta, Yaradan’a olan arzusu nedeniyle “İsrail” olarak adlandırılan, “Yaradan’a doğru” anlamına gelen, bu en yüksek arzu gelişmeye başlar. Ona en yakın varlık/yapı, önce Yaradan ile temasa geçmelidir ve sonra onun aracılığıyla Yaradan’ın etkisi diğer arzulara geçer.

Açıklama: İsrail grubunun,  eski Babil’in çeşitli kabilelerinin en az egoist temsilcilerinden toplandığından, bunun milletlerle ilgisi olmadığını biliyoruz.

Benim Yorumum: Daha az egoist olduklarını söylemem. Aksine, her türlü kötü duruma karşı daha bağımsız ve daha duyarlı hissediyorlardı. Bunun bir sonucu olarak, hayatın anlamını edinmek zorunda olduklarını ya da alegorik olarak, onun nereden geldiğini, onları kimin yönettiğini ve hayatlarını nasıl değiştirebileceklerini edinmek zorunda olduklarını hissettiler.

Bu nedenle, onları manevi edinime çağıran İbrahim’in etrafında toplandılar. İbrahim, onlara bunun ancak kendi aralarında birlik içinde, birlikte çalışmaya başladıklarında mümkün olacağını açıkladı.

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 7

Egoizm Tarafından Bozulmamış Edinim Yöntemi

Soru: Tüm doğa yönetimi teoriler çok çeşitlidir ve zıtlıkların bir birleşimidir. Zıtlıkların birleşiminde, tam olarak aralarında, dünyamızın ya da Yaradan’ın hissiyatı ifşa olur mu?

Cevap: Hayır, ben öyle düşünmüyorum çünkü tüm bu teoriler egoistiktir. İnsan, egoizmini ıslah etmeden onu temel alarak; tek Tanrıcılığı, çok Tanrıcılığı, vb. icat etti.

Var oluş hakkına sahip olan tek teori, kişinin kendisinin dışına çıkması, kendisinin üzerine yükselmesi, kendisi yerine başkalarını hissetmeye başlaması, başkalarının içinde, kendi dışında neler olduğunu hissetmesidir. O zaman, kişi gerçekten; kim olduğu, nerede olduğu ve etrafındaki şeyin ne olduğu ile ilgili nesnel bir izlenim edinir. Bu “teori” egoizmimiz tarafından bozulmayan, evrenin doğru bir izlenimini edinmemizi sağlayan “Kabala metodu” olarak adlandırılmaktadır.