Yorum: Kadim Çin bilgeliği şöyle der: “Her zaman olayların aydınlık tarafına bakın. Ve eğer aydınlık tarafa yoksa, karanlık olanları parlayana kadar cilalayın.”
Cevabım: Çünkü dünyadaki her şeyin arkasında üst ışık vardır. Ve size karanlık varmış gibi göründüğü yerde, o olgu parlamaya başlayana kadar kendinizi “cilalamalısınız”. Çünkü her olgunun içinde, onun içinde, üst ışık vardır.
Soru: Yani bunun karanlık değil, aydınlık olduğunu görmek için kendimi mi parlatmalıyım?
Cevap: Evet. Egoizminizi silin ve etrafınızdaki dünyanın sadece basit üst ışıktan oluştuğunu göreceksiniz.
Yorum: “Hayatın sırrı genç ölmektir ama mümkün olduğunca geç.”
Cevabım: Evet, çünkü genç olmak her zaman ileriye doğru çabalamaktır. Gençlik yıllarla ilgili değildir. 200 yıl yaşayıp yine de genç kalabilirsiniz ya da 20 yaşında bile yaşlı, tükenmiş bir insan olabilirsiniz.
Her şey sizin özleminize bağlıdır! Hayatın anlamını edinme arzusuna sahipseniz, o zaman daima gençsinizdir. Bu en önemli şeydir. Bu hem size hem de içinde bulunduğunuz topluma, çevrenize bağlıdır. Ama hiçbir koşulda özleminizin yok olmasına izin vermemelisiniz. Bu çok önemlidir.
Soru: Öğretmeninize “koşucu” deniyordu. Sizin için o gerçekten genç miydi?
Cevap: Onun yanında, yaşlı olan bendim. Aramızda kırk yaş bir fark vardı. O 1906’da doğmuştu, ben ise 1946’da. Çok güçlü, kuvvetli, enerjik, sürekli ileriye doğru çabalayan biriydi ve işte bu yönüyle gençti.
Yorum: “Vazgeçme isteği, zaferden hemen önce en güçlü hâlini alır.”
Cevap: Evet, durum her zaman böyledir. İnsan hedefe yaklaşırken, tuhaf bir şekilde bir zayıflık belirir: “Neden? Niçin? Yoruldum. Olamaz. Asla.”
O anda, kişi hedefe yönelik arzusu için sınandığını anlamalıdır. Bunu başarmak için, kişi yeni bir şey, daha da büyük bir istek eklemelidir. Daha fazla dürtü, tutku, değerlerin takdiri ve hedefin önemi aşılanmalıdır. Ve sonra hedefe ulaşacaktır.
Soru: Yani pratik olarak yakındır, ancak önünde tırmanamayacağı bir dağ mı vardır?
Cevap: Evet. Bu yüzden, o dağa koşarak çıkmak, tırmanmak için şimdi hedefin önemini artırmalıdır.
Soru: Peki, bu nasıl olur?
Cevap: Bu, hedefin önemi sayesinde içsel gücün harekete geçirilmesidir.
Soru: Ama mantıken, insan hedefe yaklaştıkça daha fazla güce sahip olmaz mı?
Cevap: Hayır, bu bir koşucu gibidir; son aşamada gücü sanki tükenmiş gibi gelir. İşte o anda, yeni bir kaynağı, ikinci bir nefesi devreye sokmalıdır. İnsan bunu öğrenir ve o zaman başarılı olur.
Yorum: “Kusursuz bir dost yoktur. Eğer kusur ararsan, sonunda dostsuz kalırsın.”
Cevabım: Elbette. İnsan bunu anlamalı ve dostu kusurlarıyla birlikte sevmelidir. Ve bu kusurlar dostunuzda olsa bile, aslında onlar sizin kusurlarınızdır.
Soru: Yani bir dosta baktığınızda, aslında kendinize mi bakıyorsunuz?
Cevap: Evet. Bu kusurların, sizin içinizde olduğunu anlamalısınız.
Yorum: Ama biz tam tersini yapıyoruz. Genelde çevremizdeki dünyayı eleştiriyoruz.
Cevabım: Kesinlikle, eleştiriyoruz. Ama aslında her şeyi kendi içimizde algılamamız gerekir. Bu çok zor!
Yorum: Başarısız olan işletmelerin çoğu, arkadaşlarla kurulanlardır. Sonrasında birbirlerinden nefret ederler.
Cevabım: Onlar eğitimli değillerdir. Bütün sorun bu, insanlığa birbirleriyle doğru bir şekilde nasıl ilişki kuracakları öğretilmiyor. Ve bu konuda hiçbir şey yapamıyoruz.
Her insan tam bir egoist! Ve insanlar bu şekilde yetiştirilmeye devam ediyor. Ne kadar fazla egoizme sahipsen, başkalarının önüne geçme şansının o kadar fazla olduğuna inanılıyor. Ama sonunda gerçek başarının, başkalarıyla doğru ilişki içinde olmak anlamına geldiğini anlamıyoruz.
Dünyanın egoizm yüzünden yanıp tükendiği bir koşula çoktan ulaştık. Artık egoistçe ilerleyemez hale geldi. Tüm büyük hayallerimiz ve diğer her şey sönüp gidiyor.
Ve geriye tek bir şey kalıyor — nasıl var olmaya devam edeceğiz? Bu, ancak birbirimizle olan bağımıza değer vermeye başlarsak mümkün olur. O bağın içinde bir amaç, boyutlar ve bambaşka bir dünya keşfedeceğiz.
Soru: Bir dostluğu sonuna kadar nasıl sürdürebileceğinize dair en önemli tavsiyeyi verebilir misiniz?
Cevap: Başkalarında gördüğünüz kötülüğün tamamen içinizde olduğunu anlamalısınız. Çevrenizde kötü olan hiçbir şey yoktur; sadece kendinizsiniz. Çevrenizdeki her şeyde güzel bir dünya görene kadar kendinizi ıslah etmeye çalışmalısınız. O zaman kendinizi manevi dünyada, Aden Bahçesi’nde bulacaksınız. İçinizdeki cehennemi cennete dönüştürün ve cennette olduğunuzu göreceksiniz.
Ama içinizdeki cehennemi değiştirmezseniz, cehennemdeymişsiniz gibi görünecektir.
Başkasında cehennem görüyorsanız, o sizin içinizdedir. Kendinizi değiştirin, harika bir dünyada olduğunuzu göreceksiniz.
Yorum: “Benim erdemlerimden söz ettiklerinde benden çalıyorlar. Kusurlarımdan söz ettiklerinde ise bana öğretiyorlar.”
Cevabım: Evet, bu doğru. Kabala’da denir ki, bir dost, kusurlarınızı onun aracılığıyla keşfettiğiniz kişidir. Çünkü bu şekilde ilerlemenize yardımcı olur.
Sizi öven kişiler yolunuzu zayıflatır; sizi gereksiz bir üstünlük, mükemmellik vb. duygusuyla doldururlar. Hiç yardımcı olmazlar.
Olumsuz niteliklerinizi hissettiğiniz kişiler arasında gerçekten gelişirsiniz.
Bu, bir dostun, yanında kendini rahat hissettiğin “Seninle kendimi iyi hissediyorum, çok hoş,” dediğin biri olmadığı anlamına gelir. Hayır, tam tersine. Gerçek dostlar, sizi uzaklaştırıyor gibi görünen ve yakınlaşmak için çaba göstermeniz gerektiğini hissettiğiniz kişilerdir. Sizi kendinizin ötesine geçmeniz için harekete geçirenler, gerçek dostlarınızdır.
Yorum: “Görünmez bir kırmızı iplik, zamana, mekâna veya koşullara rağmen kaderde buluşacak olanları birbirine bağlar. İplik, uzayabilir veya dolaşabilir, ancak asla kopmaz.”
Cevabım: Elbette. Çünkü başından beri hepimiz birbirimize bağlıyız. Herkes zaten kendi koşulu içinde var olur. Ve eğer ortak ruhun ıslahı sonucunda bir şekilde birbirimizle karşılaşmamız gerekiyorsa, bu zaten manevi genlerimiz tarafından önceden belirlenmiştir.
Bu yüzden, karşılaşmalarımız veya ayrılıklarımızda tesadüfi değildir. Endişelenmeyin.
Önemli olan, gelişiminizin her aşamasında başkalarıyla karşılaştığınızda olabildiğince nazik, dostane ve samimi olun. O zaman asla hata yapmaz ve her zaman ruhunuzun ıslahı yönünde ilerlersiniz.
Hiçbir şey tesadüf değildir. Tüm karşılaşmalarımız önceden belirlenmiştir. Bu kaderdir!
Filed under:
Birlik, Egoizm, Kabala, Maneviyat, Uncategorized
|
Çin’in Kadim Bilgeliği için yorumlar kapalı