Category Archives: Yaradan

Nefret Nedir?

Facebook’tan bir soru: Nefret nedir?

Cevap: Sevgi ve nefret dünyayı yöneten ve kişiyi sürükleyen güçlerdir. Izdırap çekmeme neden olan şey ızdırabın kaynağından nefret etmeme neden olur. Haz almama neden olan şey ise hazzın kaynağını sevmeme neden olur. İşte egoizm altında bu güçler bu şekilde ifade edilir. Dolduğum hissiyatın sonucu olarak karşılaştığım her şeyi bendeki iyi veya kötün hissiyata göre değerlendiririm.

Soru: Bir kişi “nefret” kelimesini duyduğunda genellikle ürküp korkuyor ve onu cinayet, savaş gibi uç durumlarla ilişkilendiriyor?

Cevabım: Kişi biraz filozofik seviyeye yükselmek zorunda, çünkü bizler bizi sürekli yöneten sevgi ve nefret, acı ve haz gibi iki duygunun olduğu bir doğanın parçasıyız ve bu iki zıt durumdan ötürü olmasaydı bizler var olamayacaktık. Sürekli bir Sevgi ve nefret hissiyatından ötürü olmasaydı, hayatı da hissedemezdik.

Soru: Neden sıklıkla gerçek nefret sadece sevgiye giden yolda ortaya çıkar diyorsunuz?

Cevap: Çünkü bu, bu şekilde oluyor. Haz arzumuz doyurulmazsa acı çekeriz, doyurulursa, zevk alırız. İşte bu her şeyin üzerine kurulu olduğu temeldir.

Çok basit: Küçük bir hücre var ve biz onu doldurmaz isek acı çekiyor ve onu doldurmayan kaynaktan nefret ediyor. Acı geçinceye kadar onu değiştirmek, dönüştürmek ve onu yok etmek istiyor. Fakat onu dolduran bir kaynak ortaya çıkarsa ona karşı olan davranışın adı değişerek sevgi oluyor.

Bundan başka bir durum yok.

Fakat yine de aramızdaki ilişkiyi inşa eden çeşitli hafıza ve yenileme sistemleri var.

Soru: Bu Yaradan’a karşı sürekli sevgi ve nefret hissettiğimiz anlamına mı geliyor?

Cevap: bu dünyada hissettiğimiz her şey yaradan hakkında hissettiğimiz şeydir çünkü ondan başkası yok prensibi geçerlidir. Etrafımızdaki her şey, bize kıyasla onun ifşası demektir. Hissettiğimiz nefrete göre acı hissiyatı veya sevgiye göre haz hissiyatı verir.

Soru: Eğer birinden nefret ediyorsak bu Yaradan’dan nefret ettiğimiz anlamına mı gelir?

Cevap: Tabi ki. Çünkü ondan başkası yok. Bizim için her şeyi organize eden o, tüm hesaplamalarımız Yaradan’ı hesaba katarak yapılmalıdır.

Eğer bir kişi sadece Yaradan’a odaklanmaya başlarsa ve önünde sadece onun var olduğunu anlarsa, her şey sevgi dolu ve iyi olacaktır çünkü artık Yaradan’la ilişkisini nasıl sürdüreceğini biliyor. Onun Yaradan’ı iyi, hoş, nazik ve güzel hissetmesi için nasıl davranması gerektiğini biliyor. İşte bu Kabala Bilgeliğinin konusudur.

What Is Hatred?

Kişi Yaradan İle Hangi Dilde Konuşmalı?

Soru: Kabala’nın dili neden neslimiz için daha uygun? Bunun nedeni, uyanmanın ve doğanın olumlu gücünü onun yardımıyla toplamanın mümkün olması mı?

Cevap: Evet. Kabala’nın dili, zamanımız için en doğru olanıdır, çünkü kesin bir dildir. Kişi onu kullandığında, duygularının doğru şekillenmesine yardımcı olur.

Kişi uyanır ve yüksek kuvvetlerin etkisini sözler aracılığıyla değil, duygularla çağırır. Bu duygular işlendiğinde, konuşulduğunda ve manevi dünyanın yapısına uygun, belirli kalıplar içsel olarak şekillendirildiğinde, manevî formlarda mutlak kesin bir tutum kazanılır. Böylece o uyanır ve Üst Işığın, Ohr Makif’in (Saran Işık) etkisini maksimum yoğunlukta kendi üzerine toplar.

Eğer Yaradan ile konuşuyorsak, daha üst seviyelerde anlamak için, İbranice konuşmak gerekiyor.

In What Language Should One Speak With The Creator?

İnsanlar Neden Yaratılışın Tacı Olarak Görülüyor?

Soru: Özellikle insanlar neden yaratılmış olan her şeyin tacı olarak adlandırılıyor?

Cevap: İnsanlara yaratılışın tacı deniyor, çünkü tüm yaratılış “Adem” – Adam olarak adlandırılan bir yapıya göre yaratılmıştır ve yaratılışın tüm parçaları bu sistemin bileşenleridir.

Kişi yaratılışı anlamaya başladığında, o içinde, onun bileşen parçaları gibi ortaya çıkar. Kişi yalnızca onun yaratılmış olduğunu ve geri kalan cansız, bitkisel, hayvansal ve insanın, kendi içinde bulunduğunu anlamaya başlar.

Yaratılışı edinmiş her insanın hissetme şekli budur, hatta mantığımıza göre bir insanın her şeyin kendisi içinde olduğunu hissetmesinin bir anlamı yoktur. Bu tam olarak gerçekleşen şeydir, çünkü yaratılış pek çok bağlantıdan oluşan bir sistemdir ve içinde, her insan kendi içinde bütün yaratılışı içerir.

Why Are Humans Considered The Crown Of Creation?

İnsanın Ana Çalışması

Soru: Yapmam gereken çalışma, ışık, üst güç, Yaradan’ın yaptığı iş nedir?

Cevap: Yapmam gereken çalışma, üst ışığı beni düzeltmeye zorlamaktır.

Çalışmalarıma dua, istek denir. Doğal olarak yapamayacağım bu hareketi, gerçekten yapmaya ihtiyacım var. Çünkü doğamız mutlak egoizm olduğundan, kendim için hiçbir şey almadan tamamen ihsan etmek imkânsızdır.

Yapabiliriz, bununla birlikte, bu fırsatı yukarıdan alabiliriz ve ona Üst Işık, Hasadim Işığı denir. Ancak, yalnızca üst Işık beni etkilerse. Işık’ı beni etkilemesi için ikna etmek benim gücümde ama bu sadece grupla, onlu ile çalışarak yapılabilir.

O zaman, karşılığında her hangi bir ödül veya bir şey istemeden ihsan edebilirim.

Man’s Main Work

Tora’nın İki Seviyesi

Soru: Eğer Tora’yı Musa yazdıysa, neden Yaradan dünyaları yarattığı zaman Tora’ya baktı denir?

Cevap: Aslında Tora, Yaradan’ın tam tersi olarak yaratılan arzunun, O’na tamamen benzemesi yönünde hareketidir.

Böylece Yaradan, yaratılanları yaratmaya “karar verdiğinde”, maddesel dilde söylediğimiz gibi, O, ilk olarak onu Kendi zıttı olarak yaratmalıydı, aynı zamanda yaratılanın Yaratan’a benzer olmaya doğru ilerleyeceği tam bir mekanizma yaratması gerekiyordu.

Bu niyetle, görünüşe göre Tora’yı yazdı, O’nun yarattığı arzuyla gerçekleştirilmesi gereken bir komuta ve talimat sistemi. O, O’nun yarattığı arzuyu, O’nun ile nasıl daha çok ve daha çok benzer olmaya getirdiğidir. Musa, Tora’yı kendisi yazdı, fakat Yaradan’ın yönetimi açısından değil, çünkü Torah Ein Sof (Sonsuzluk) dünyasının başında kalmaktadır.

Musa için o, Atzilut dünyasının başında bir eylem olarak kaydedildi. Yani aynı şeyden bahseder, fakat farklı seviyelerde.

Two Levels Of The Torah

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 167

Soru: Derslerinizi büyük bir zevkle dinler ve okurum. Söylediğiniz şeyle alâkalı birçok şeyi fark ettim, ancak belirsizliğini koruyan şeyler var.

Sık sık söylediğiniz şu; insanlık şu anda düşük bir egoist düzeyde yaşıyor ve durumu değiştirmek için Yaradan’ın bizi kapsamlı bir birliğe veya küreselleşme dediğimiz şeye doğru ittiğini tamamen kabul ediyorum.

Bunu, hayatın kendisinin ya da doğanın bizi bu birliğe doğru yönelttiğini söyleyerek açıklıyorsunuz, ancak doğanın kendisine bakarsak, hayvanların birlikte yaşadıklarını görmüyorum, aksine, kurtlar kurtlarla, koyunlar koyunlarla yaşar, birlikte değil.

Elbette bizler hayvan değiliz, fakat Babil Kulesi hikâyesine bakabiliriz, burada Yaradan’ın kendisi insanlar arasında bölünmeye neden olmuştur. Öyle görünüyor ki, Yaradan ve doğanın nerede bölünmeye yol açtığına dair birçok örnek var ya da daha doğrusu belki de insanları birbirinden O ayırdı. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Cansız, bitkisel ve hayvansal doğa, insan seviyesine bağlıdır ve onunla iner ve yükselir.

Answers To Your Questions, Part 167

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 165

Soru: Yatmadan önce onlu grupta Zohar Kitabı’nı okumak iyi midir?

Cevap: Deneyin, bunun sizi güçlendireceğini düşünüyorum.

Benden bir buçuk ay gizlendikten sonra, manevi dünyanın bana yüzünü göstermeye başladığını hissediyorum. Bence bu, mikro düzeyde içsel değişikliklerin bir sonucudur. Her şey plana göre gidiyor, fakat çaba, Yaradan için gerçek içsel özlem, yaratılış planını hızlandıran şeydir.

Soru: Bana daha önce açıklananları unutamıyorum. Artık herkese söyledikleriniz konusunda kendimi ikna etmeye çalışmam gerekmiyor. Daha önce hissettim. Artık bana gereken, tek şey var gibi görünüyor; hayatı çevreleyen “putlardan” uzaklaşmak ve gerçekten Yaradan için özlem duymak. Bu doğrumu?

Cevap: Kesinlikle doğru!

Answers To Your Questions, Part 165

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 166

Soru: Yaradan’ın var olmadığını ve haz verecek hiç kimsenin olmadığını belirtmişsinizdir. Ayrıca sizden de duydum ki, Yaradan bizden daha çok acı çeker; bu olgu nereden geliyor? O, acı çeker ya da acı çekmez ve aynı zamanda mevcut olmadığı nasıl ortaya çıkıyor?

Şahsen, Yaradan’ın hayatımda var olmasını isterim, çünkü eğer yoksa ve yaşamıyorsa, tüm Kabala’nın bilgeliği, sevimsiz hayatımız gibi ilginç olmayan ve neredeyse boş görünürdü.

Eğer benden başka kimse yok ise, bir üst dünyaya ulaşmadan, bu illüzyonda yaşamayı tercih ederim. Daha 24 yaşındayım ve her ne kadar Kabala bilgeliğini 18 yaşında bulmuş olsam da, kendimi Yaradan’a, var olan, yaşayan ve beni hisseden biri gibi odaklamak isterim, çünkü diğer kazanımlar beni ilgilendirmiyor.

Aslında Yaradan’ın var olmadığını keşfetmekten korkuyorum. Bunun anlamı Kabala bilgeliğinin benim için olmadığı mıdır? Şu anda çalışmayı istemiyorum, çünkü Yaradan’ın gerçekte var olduğunun ve canlı olduğunun garantisi yok, fakat Yaradan’ın hayatta olduğunu ve var olduğunu sizden duyarsam (ki bu benim için en önemli şey), o zaman Kabala bilgeliğini çalışacağım.

Cevap: Yaradan hakkında söylediğimiz her şey O’nun gerçek özü değildir ve O’nun hakkında hiçbir şey söylememektedir, yalnızca duyumlarımızda ifade edebileceğimiz şeylerle ilgilidir. Daha sonra duygularınız değişecek ve dünyanın karmaşıklığını algılayacaksınız ve karşıt görüş birbirlerini geçersiz kılmayacak, ancak aslında birbirlerini tamamlamaya başlayacak. O zaman başka sorularınız kalmayacak.

Answers To Your Questions, Part 166

Kabala Neye İnanır?

Soru: Bir insanın düşüncesini etkilemek mümkün müdür? Kabala bilgeliği buna inanıyor mu ve onda bunun için bir eğitim yöntemi var mı?

Cevap: Kabala bilgeliği hiçbir şeye inanmaz. Sadece tek bir uygulama vardır: Ohr Makif’i (Saran Işık) çekmek.

Bu bilgelik çok basittir, çünkü iki kuvvetin etkileşimine dayanır: İhsan etme ve sevginin daha yüksek gücü ve egonun ve almanın daha düşük gücü. Başka bir şey yok.

Üst kuvvet (Işık) daha düşük kuvveti (arzu) kontrol eder ve Kabala bilgeliğinde olan her şey onlar arasında gerçekleşir. Daha düşük kuvvet, üst kuvvet tarafından oluşturulur ve Yeş mi Ayn (yokluğun varlığı) adı verilir. Bu tıpkı içinde sıfır ve sıfırdan farklı bir şey olan matematik gibidir – bu bilimin başlangıcıdır. Burada da aynı şey var.

Üst Işık, tamamen onun kontrolü altında bulunan arzumuzun üzerinde hareket eder ve etkiler. Bizler arzuyuz: her birimiz ayrı ayrı ve hepimiz birlikte.

Işığın bize nasıl döndüğünden bile haberimiz yok ve biz her şeyi kendimiz yapacağımızı düşünüyoruz. Ancak, aslında, her birimiz basitçe küçük bir makineyiz. Işığın ekstra etkisini uyandırma fırsatımız var. Akıllıca gelişmek için onu çektiğimiz derecede, Işık’ın bizi nasıl etkilediği ve bizim içimizde belirli eylemler gerçekleştirdiğinin anlayışına sahip oluruz. Bunu çalışmaya başlarız ve böylece onu ve kendimizi yönetiriz.

Bu konuda “Oğullarım beni yendi” diye yazılmıştır. (Baba Metzia 59b).

Hızlı Kabala İpuçları – 8/21/16, Bölüm 1

Soru: Bir Kabalist olumsuz duyguların üstesinden nasıl gelir?

Cevap: Kabalist, Yaradan’a olumsuz duygular getirir, çünkü Yaradan onları uyandırır, böylece kişi O’nunla olumsuz duyguların üzerinde bağ kuracaktır.

Soru: Kişinin kendi içinde geliştirmesi, yetiştirmesi gereken duygular nelerdir?

Cevap: Bunlar esas olarak “O’ndan başkası yok” ve Yaradan’ın yaptığı her şeyin kesinlikle iyi olduğu duygularıdır. Bu dünyada, şu anda, Yaradan’ın iyiyle dolu tek güç olduğunu keşfetmeliyiz.

Soru: “Yaratıcıyı hissetmek” ne demektir? Bu nasıl bir şeydir?

Cevap: Yaradan’ı hissetmek, tüm dünyayı ve sizi tamamen kontrol eden olağanüstü, her şeyi kapsayan tek muazzam güç olduğu duygusu gibidir. Ve siz bunun içindesiniz; bunu görüyorsunuz! Bu, bir insanın yaşayabileceği en harika histir. Bu hissi yakalamalı ve her an içine dalmış olmalıyız.

Soru: On kişiden oluşan bir grupta, Işığı çektiğimizi nasıl hissedebiliriz?

Cevap: Onu kendi içinizde hissetmelisiniz.

Soru: Maneviyatta “hislerin geliştirilmesi” ifadesi ne demektir?

Cevap: Dünyamızdaki hiçbir metodun duygusal eğitimle ilgisi yoktur. Bu, ben uyandığımda ve Üst Işık’ın belirli kısımlarını topladığımda ve sonrasında, ben ve duygularımın onların etkisi altında nasıl değiştiğini hissettiğim bir süreçtir.

Soru: Akıl ve hisler arasında bir denge olmalı mıdır?

Cevap: Şüphesiz zihin ve duyular arasında bir orta çizgi olmalı ve her ikisi de sürekli dengeli olmalıdır.

Blitz Of Kabbalah Tips – 8/21/16, Part 1