Category Archives: Yaradan

Herkesi Çekmek

Soru: Neden bir Kabalist, siz, eylemlerin kapsamını/amacını gerçek manevi bir realiteye aktarabilecekken, hayali realitede bu kadar çok eylem yapıyorsunuz?

Cevap: Sizi özümün bir parçası olarak, kendimle birlikte çekmek için.

Soru: Bu sizin insanlardan sorumlu olduğunuz anlamına mı geliyor?

Cevap: Hepsi benim birer parçam! Bu yüzden onlara bağlıyım. Ve her birimiz de öyleyiz. Burada herkesin her şeye karşılıklı olarak dahil olması vardır. Bu nedenle, hepimiz diğerlerini çekeriz ve birlikte ölümsüzlüğün, sonsuzluğun dünyasına yaklaşırız.

Başkalarına yardım ederek, sonunda kendinize yardım edersiniz, çünkü diğer herkes sizin manevi parçanızdır. Bütün bunlar tek bir Adam’dır.

Soru: Kendime ihsan ederim, başka birine ihsan etmez miyim?

Cevap: Evet, ama bu size, başkalarına ihsan ediyormuşsunuz gibi görünür. Gerçek şu ki, Adem adı verilen koşul, birçok parçaya bölündü, böylece diğerlerine bağlı olan her bir parça, kendi egoizminden özgeciliğe geçebilir ve böylece Yaradan’ın niteliği olan ihsan etme ve sevgi niteliğini edinebilir.

Eğer bu sistem kırılmasaydı, Yaradan’ın niteliği nasıl elde edilebilirdi? Nasıl hareket ederdi? Oysa bizler kırıldık ve aramızda egoizm var, karşılıklı reddetme var, bunun üstesinden gelebilir ve başkalarıyla bağ kurabiliriz. O zaman, üstesinden gelme gücü, Yaradan’la olan bağımızın ve benzerliğimizin gücü haline gelecektir. Bu koşula ulaşmamız gerekiyor.

Bu Yaradan’ın düşüncesidir: yıkımın bir sonucu olarak, yaratılmış olan varlık egoist olur ve ışığın tüm gücü, Yaradan’ın gücü, O’nun sevgisinin gücü, aramıza girip, egoizme, kine dönüşür. Şimdi bizler, bunu tekrar bağlantı ve sevgiye geri döndürmeliyiz ve o zaman Yaradan’la benzer hale geleceğiz.

To Pull Everyone Along

Makabiler Ne Zaman Geri Dönecekler?

Soru: Hanuka bayramının Kabalistik anlamı nedir?

Cevap: Hanuka bayramının Kabalistik anlamı, kendimizin manevi dünyayla hiçbir bağlantısı olmayan ve yalnızca hayvansak hayatlarını yaşayan mutlak egoistler olduğumuzu keşfettiğimizde, egoizmin tozunu kendimizden silkelememiz gerektiğini ve kalpteki Işık ile – birbirimizle yürekten bir bağlanma arzusuyla yaşamaya başladığımızı fark etmemizdir.

Sadece aramızdaki bağlantıda üst dünya, üst güç ifşa olabilir. Aramızda küçük bir kıvılcım yakma – ihsan etme ve karşılıklı sevginin niteliği- “Hanuka” olarak adlandırılır. Nefeş denilen bu küçük Işıktan sonra, tüm karşılıklı dostluk ilişkileri olan Ruah, Neşama, Haya ve Yehida yavaş yavaş gelişmeye başlar. Bu, aramızdaki tüm niteliklerimizi ve arzularımızı birbirine bağlamamıza meydan verir ve birbirimizi destekleyici, yardımsever tek bir aile olarak hissetmeye başlarız.

Bu yavaş yavaş olur. Manevi dünyada yedi aşama vardır: Hesed, Gevura, Tiferet, Netzah, Hod, Yesod ve Malhut. Sadece aşağıdan, Malhut’tan en yükseğe, Hesed’e, kendimizi her zamankinden daha büyük bir ışıkla tutuşturarak yükseliyoruz.

Hanuka’nın (İbranice “hanu-kah”, “hanaya” dan, mola/durma) temsil ettiği şey budur. Bu mola sonrasında, Hesed’in üzerindeki Sefirot’lara ulaştığımızda: Bina, Hohma ve Keter’e, Purim’e kadar geçen bir dönem vardır. Daha sonra, mutlak bütünlük ve tam aydınlanma ile karşılıklı bağımızın kutsanmasına ulaşılmış olacaktır, gerçekte tek bir bütün olarak, tek bir ruh haline geldiğimizde, buna “Adam” adı verilir.

Bunu çok istemek zorundayız; çünkü bu bizim hayatımızın, varlığımızın amacı, yaratılışın amacıdır.

Soru: Bu yolda Yunanlılar nerededir?

Cevap: Yunanlılar aramızdadır, bunlar bizi ayıran, bir araya gelmemizi engelleyen, bizi daha önce Mısırlıların yaptığı gibi birbirimizden uzaklaştıran güçlerdir.

Başka bir deyişle, seviyeye bağlı olarak, birliğimizi ve yapışmamızı engelleyen her şey Mısırlılar, Romalılar ya da Yunanlılar olarak adlandırılır. Ancak, prensip olarak, bu bizim egoizmimizdir.

Şimdi bile Mısırlılara, Romalılara ve Yunanlılara (içimizde var olan sözde “dünya ulusları” olarak adlandırılan) bizi kontrol eden egoist güçlere itaat ediyoruz.

Soru: Yani şimdi onlarla savaşta değil miyiz?

Cevap: Katiyen. Ne savaşı? Aksine, tüm dış düşmanlarımızı bize davet ediyoruz. Onları düşman olarak görmüyoruz bile. Biz elitistiz. Onların kültürü, bilimi ve eğitimi bizim için en iyisi olan şeydir diye düşünüyoruz. Birlik olmak üzerine plan bile yapmıyoruz.

Soru: Başka bir deyişle, onlar (diğer dünya ulusları) gibi yaşamak istiyoruz, fakat İsrail ulusu gibi mi yaşamak istemeliyiz?

Cevap: İsrail halkı gibi yaşamak, sabahtan akşama kadar oturup Tora’yı okumak anlamına gelmez. Herkesin dostluk ve sevgi yasalarıyla bağlandığı doğru toplum türünü inşa etmeliyiz. “Komşunu kendin gibi sev” Tora’nın itaat etmeye başlamamız gereken ana kanunudur.

Soru: Makabiler ne zaman gelecekler ve savaşı başlatacaklar?

Cevap: Elimizden geldiğince bunu yapmaya çalışıyoruz.

Soru: Bu aniden mi olacak? Son anda, her şey bir çıkmaza geldiğinde, acı içinde mi olacak?

Cevap: Umarım böyle gerçekleşmez. Makabiler başka alternatif olmadığı zaman geldiler ve Yehuda Makabi haykırdı: “Her kim Yaradan içinse, beni takip etsin!”

Her şeye rağmen, Kabala’nın yayılmasıyla yavaş yavaş, insanların bizi anlamaya başlayacağı ve bu fikre yaklaşmak isteyeceği bir zamana geleceğimizi umalım.

Soru: Maddi dünya açısından konuşuyorsak, o zaman Makabiler Kabalistler miydi?

Cevap: Elbette “Yaradan için olan herkes benim içindir!” Kabalistik bir çağrıdır, yani: “Birleşelim! Bağın merkez noktası olmayı kabul ediyoruz.” Yehuda Makabi büyük bir alimdi, büyük bir bilgeydi, bir Kohendi ve bu yüzden bunu yapabildi. Manevi seviyesinde, bütün ulusu kendine çekme gücüne sahipti.

Soru: Başka bir deyişle, Yaradan esasen, birlik midir?

Cevap: Evet. Birliğin deneyimi ya da Yaradan’ın deneyimi tek ve aynıdır. Yaradan, bizim dışımızda var olan bir şey değildir, elde ettiğimiz birliğin ve sevginin gücüdür. Biz buna Yaradan diyoruz.

When Will The Maccabees Return?

Dünyada, Yaradan Hakkında Bilgi Yaymak

Soru: Bir kişiye Yaradan’dan ve üst dünyalardan bahsetsem, bu onu sevdiğim anlamına mı gelir? Bu kişiye bu konu hakkında anlatmanın amacı bilinmemektedir. Bu o kadar basit değildir.

Cevap: Öncelikle, onun ne duymak isteyeceğini anlamak için hazırlık yapmalısınız. Öğrencilere de aynı şekilde öğretirsiniz: sizden ne duymak isteyeceklerini ya da istemeyeceklerini hissedersiniz. Onları zaten anlarsınız. Yaratılan varlıklara duyulan sevgi ve Yaradan’a duyulan sevgi bu şekilde ifade edilmektedir.

Siz, Yaradan ve yaratılan varlıklar arasındasınız, Yaradan hakkındaki bilgiyi onlara aktarıyorsunuz: Üst güce nasıl yaklaşılır, onunla nasıl dolmaya başlanır, O’na benzer hale gelme ve sonsuzluğa ve mükemmelliğe ulaşma.

Bunun hakkında herkese anlatmaya çalışın. Bir insan için Yaratan’ın seviyesine ulaşabileceğini ve ona fırsatların, araçların ve yöntemin verildiğini anlamaktan daha iyi ne olabilir? Bu insanlar için yapabileceğiniz en büyük şeydir.

Spread The Knowledge About The Creator In The World

Yaradan Neden Kişiyi Cezbeder, Fakat Haz Almasına İzin Vermez?

Soru: Yaradan bir arzu veriyor ve bir doyum veriyorsa, neden kişiyi sadece cezp eder fakat haz almasına izin vermez?

Cevap: Sadece tatlılarla kaplı bir masaya bağlandığınızı ve hayatınızın geri kalanında bu şekilde bırakıldığınızı düşünün. Peki, sonrası nedir? Kişinin zıtlığa ihtiyacı vardır. Şekerleme endüstrisinde çalışan insanların ringaya ve tersine çok düşkün oldukları bilinmektedir.

Zıtlık yoksa ne tatlı ne acı ne tuzlu ne de ekşiyi hissederiz. Bu nedenle, sadece iyi ve kötü vasıtasıyla, onların arasındaki doğru dengeyle, bizler geliştirmeye ve Yaradan’ı edinmeye başlarız.

İyilik, Yaradan’ın mutlak niteliğidir ve kötülük, O’nun tam karşıtıdır. Yaradan’ı hissettirecek, bu niteliklerin doğru birleşimlerini kendi içimizde yaratmalıyız.

Prensip olarak, önce Yaratan’ın dış tarafına ve sonra O’nun Kendisine ulaşmak için iyi ve kötü bize verilir: O’nun bizimle ilgili niyetleri, O’nun asıl düşüncesi, yaratılışın amacı ve hatta sonra sırların zaten ifşa olmaya başladığı daha da derinleşir.

Why Does The Creator Lure But Does Not Allow To Enjoy?

Kibirlinin Koltuğunda Oturmayın

Ayet der ki: (Psalms/ Mezmurlar 1), “ne de kibirlinin koltuğuna otur”. “Kibirlinin koltuğu”na ilişkin yasağı anlamalıyız. Eğer kişi iftira ederse veya boş sözler söylerse, o zaman yasak “kibirlinin koltuğu” yüzünden değildir. O halde “kibirlinin koltuğu” bize ne verir? (Rabaş, “Dostunu Kendin Gibi Sev ile İlgili Olarak” makalesine göre)

Görünüşe göre, bu yasak, ilk ikisinden bir şekilde farklıdır.

Kibirlinin koltuğunda olma yasağı, bir insanın, tüm toplumun, tüm dünyanın ve tüm evrenin gelişiminin tamamen farklı bir yönüdür. Her şey, araştırmanın altında yatan küçük bir niyetle başlar: Neden ve ne amaçla bu topluluk ortaya çıkar. Bu niyet, diğerlerine radikal bir şekilde karşı/zıt olmalıdır.

Bu nedenle, ilk ve son gelişim noktasını bulmak, onları açığa vurmak ve bu temelde ilkten sonuncusuna nasıl ulaşılabileceğini anlamak gerekir. Bu bir problemdir.

Manevi olarak ilerlemek için, nelerden uzaklaştığımızı bilmek gerekir.

Kibirli ve düşmanlar, bizim içsel niteliklerimizdir. Bu nedenle, bastırmamız gereken, uzaklaşmamız ve bir şekilde kendimizi korumamız gereken bu niteliklerin tanımlanması gereklidir.

Ya da bazen, anlayabilmek amacıyla onları uyandırmak, bu niteliklerin tersi olanları tanımlayabilmek için çalışırız: hedeflerimizin artıları ve eksileri. Böylece ilerleriz.

Soru: Kibirlinin koltuğunda oturmamak, her zaman Yaradan’ı düşünmek anlamına mı geliyor?

Cevap: Sadece düşünmek değil, tüm eylemlerinizi, düşüncelerinizi ve duygularınızı Yaradan olarak adlandırılan konseptle birleştirmektir.

Don’t Sit In The Seat Of The Scornful

Bütün İnsanlar, Ne Zaman Manevi Bir Uyanış Hissedecekler?

Soru: Manevi çalışmalarla ilgilenen bir kişinin “komşunu kendin gibi sev” kuralına içsel bir tepki hissetmeye başlamasından önce uzun yıllar geçeceğini biliyoruz. Grubun dışındaki insanlar da bu duyguya ulaşmak için aynı zamana ihtiyaç duyacaklar mı?

Cevap: Eğer bu insanlar içsel bir dürtüye sahip değillerse ve üst takdir-i ilahi bunu gerçekleştirmek için onları gruba getirmezse, hiçbir şey yapamazlar.

Gerekli iki koşul vardır: Kalpteki nokta ve Yaradan’ın bir kişinin elini iyi bir kısmetin üzerine koyması ve bunda ona yardım etmeye başlaması koşulu. Aksi takdirde hiçbir şey işe yaramaz.

Dünyadaki pek çok insanın kalpteki noktası vardır, ama bazı sebeplerden ötürü aramıza getirilmezler. Belki hala erkendir ya da bilmediğimiz başka bazı durumlar vardır.

When Will All People Feel A Spiritual Awakening?

Kendinizi Yaradan’dan Ayırmayın

Soru: Bir düşünceyi veya durumu Yaradan’a bağlamak ne anlama geliyor? Bu içsel eylemin nasıl yapılacağına dair bir örnek vermek mümkün müdür?

Cevap: Başlamak için, en azından, her an kafanızda ve kalbinizde, akılda ve arzuda olan her şeyin Yaradan’dan geldiğini düşünün. Sadece O’nun düşüncelerini, O’nun arzularını hissedersiniz.

Tüm düşüncelerinizi ve arzularınızı, ne olursa olsun, kendinize değil, yalnızca O’na bağlayın. Ardından, bu arzu ve düşüncelere tutumunuzun nasıl değiştiğini, onların kendi kendilerine nasıl değiştiklerini ve onların vasıtasıyla dünyanın nasıl değiştiğini göreceksiniz. Bu çok ilginçtir.

Doğal olarak, O’nu sürekli olarak unutacaksınız, kendinizi Yaradan’dan ayıracaksınız. Tamamen O’nun tarafından kontrol edildiğinizi hissedemezsiniz. Sadece her şeyi Yaradan’a bağladığınızda ve tüm düşüncelerinizin ve arzularınızın O’ndan geldiğini kabul ettiğinizde, yaratılmış bir varlık olarak kabul edilirsiniz. Aksi halde yoksunuz!

Soru: Bu, tamamen özgür olmadığım koşula ulaştığımda, yaratılmış bir varlık olarak kabul edildiğim anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet. Başka bir koşul söz konusu değil. Yaradan’dan gelen düşünce ve arzulardaki bu tam akış, bir kişiyi sistemden siler.

Don’t Cut Yourself Off From The Creator

Kabala İpuçları – 5/13/18, Bölüm 2

Soru: Üst Işığın olumlu ihsan edişini kendi üzerimde ortaya çıkarmak için gerçekleştirmem gereken eylemlerin sırası nedir? Bu, örneğin, bir rüyada ya da çalışırken ya da sadece çalışma sırasında yapılabilir mi?

Cevap: Çalışma sırasında en iyisidir, ancak diğer aktiviteleri gerçekleştirirken de mümkündür. Bu öğrenilmelidir. En kesin ıslah, bir grup içerisinde çalışma sırasında gerçekleştirilir.

Soru: Eğer Kabala Bilgeliğini çalışmaya başlarsam, içimde ortaya çıkacak ve durdurulacak olan arzuları yönetip belirleyebilecek miyim?

Cevap: Hayır. Bu ruhunuzun köküne bağlıdır ve bu yüzden onu yönetemezsiniz. Ve neden yapasınız ki? Bilakis, ışığın yukarıdan, ruhunuzda, arzularınızın toplamında ortaya çıkmasına göre gelişeceksiniz.

Soru: Bir Kabalist olarak kendinizi yönetir ve Or Makif’i (Saran Işık) çağırır mısınız? Düşünceler, arzular veya insanlar size nasıl gelir?

Cevap: Ben sadece ilerlemeye hazır olduğumu ifade ederim ve Işık her şeyi yapar.

Soru: Eğer bütün dünya benim içimde ise, ben kimim?</p

Cevap: Hayal ettiğiniz gibi sizler tüm dünyanın kaynağısınız. Sonuçta, yaratılan varlık tüm dünyadır.

Soru: Eğer kişi ıslaha yaklaşırsa, genel durumu olumlu, hoşnut, huzurlu hatta coşkulu/mutlu mudur?

Cevap: Ya da tersi. Bizler baştan sona hareket halinde, çok ciddi uçlarda sürekli hareket ediyoruz: yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı. Ama genel olarak, hepimizin doğru yolda olduğumuzdan eminim. Yakında bunu uygulamada/çalışmada keşfedeceksiniz. Her şey güzel olacak.

Blitz Of Kabbalah Tips – 5/13/18, Part 2

Kabala İpuçları 5/13/18, Bölüm 1

Soru: Bir kişide maneviyat arzusunun ortaya çıkması, bir şans meselesi midir? Kişinin ne zaman uyanacağına Yaradan mı karar verir?

Cevap: Evet, bu Yaradan’a bağlıdır. Kesinlikle bu bir kişi için bir şans meselesidir, bir piyangodur. Bir insanı etkileyen Üst Işık, onun içinde bu arzunun ortaya çıkmasını belirleyen şeydir.

Soru: Eğer arzularım daha yüksek seviyede ise, konuşan seviyesinde, dünyada manevi fenomenleri görmeye mi başlayacağım?

Cevap: Sadece manevi fenomenleri görmeyeceksiniz, aynı zamanda sistemi, sizi ve dünyamızı etkileyen kuvvetler ağını da hissedeceksiniz. Ağın etkisinin sonuçlarını görmeye başlayacaksınız ve bu kuvvetler ağı ile karşılıklı bağ halinde olduğunuzda, geleceği belirleyebileceksiniz.

Soru: Kabala bilgeliğini öğrenmeye başlayan herkesin kendini bir öğretmen olmaya hazırlaması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Cevap: Eğer Yaradan, kişiyi geliştirmeye başlarsa, bu kaçınılmazdır. “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş” başlıklı makalede de belirtildiği gibi: “Yaradan, kişinin elini iyi bir kısmetin üzerine koyar,” yani onu, kişinin gelişebileceği bir topluma getirdiği anlamına gelir ve ona şöyle der: ‘‘Bu kısmet senin için.”

Soru: Yaradan’a yaklaşmak hoş mu, tehlikeli mi, yoksa her ikisi de mi?

Cevap: Yaradan’a yaklaşmak tehlikeli olamaz, çünkü çok kesin yasalar vardır. Yaradan’a yalnızca ıslahınızın derecesine göre yaklaşırsınız. Kişisel ıslahınız, O’na yaklaşmayı belirler.

Soru: Kabala bilgeliğinde realite nasıl adlandırılır?

Cevap: Kabala bilgeliğinde, realite, içimde çalışmakta olan arzu ve onu belirleyen Işık olarak adlandırılır. Yaratılan varlıkta sadece bu iki element vardır ve biz onların arasındaki bağlantının kalitesini ve yoğunluğunu ayarlayabiliriz.

Soru: İhsan etme arzusu, alma arzusu içinde nasıl var olabilir?

Cevap: Öyle bir şey yoktur. Alma arzusu yoktan var olan bir şey gibi ortaya çıkar. Bu yaratılan tek şeydir. Diğer her şey bundan türetilmiştir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 5/13/18, Part 1

Kök ve Dal Arasında Doğrudan Bir Bağlantı Var Mıdır?

Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılması 1. Kısım, 3. Bölüm, Histaklut Pnimit: O’nun içinde olmayan ve doğrudan O’ndan uzanmayan ve de yaratılışın tam tersi olan her şey, bizim doğamıza aykırı olacaktır ve katlanmak bizim için zor olacaktır.

Soru: Doğrudan üst güçten gelmeyen bazı nitelikler vardır. Mademki “O’ndan başkası yok” , o zaman bu nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Yaratan’ın tüm iyi nitelikleri, egoizmimize uygun olarak bizim içimizde tersine tezahür eder.

Örneğin, Yaradan’da hiçbir çaba yoktur, yani, bizim kökümüzde ağır çalışma yoktur. Bu nedenle, mutlak bir dinlenmenin içinde olmaya özlem duyarız, çünkü herhangi bir çaba, acı çekmemize neden olur. Çok fazla kalori harcayabilirim, fakat sadece iyi hissetmek amacıyla. O zaman her şey yolundadır.

Soru: Kök ve dal arasında doğrudan bir bağlantı var mıdır?

Cevap: Hayır, o bir çeşit filtreden geçer. Bu, her şeyin ters olarak gerçekleştiği perdeyle aynıdır. Üst ışık manevi Partzuf’a geldiği zaman, Partzuf, üzerinde bir kısıtlama yapar, onu yansıtır, hesaplama yapar ve ancak ondan sonra ışığı alır.

Aynı şey aşağıdan yukarıya doğru yükselme sırasında da olur. Yaradan’a yakarışa gelmek için de aynı şekilde davranmalıyız. Bu muazzam bir çalışmadır. Bizler, üst ışığı isteriz, ama bunun için çaba gösteremeyiz.

Is There A Direct Connection Between Root And Branch?