Category Archives: Yaradan

Üst Sistemin Kuvvetler Ağını Canlandırmak

Soru: Neden bizlere bu dünyada bağımsız varoluş hissiyatı verildi? Bu tamamen kafamızı karıştırıyor ve kendi başımıza bir şey yapmamıza izin vermiyor.

Soru: Aksine, sizlere Yaradan gibi olmak için her şeyi yapma, O’nun seviyesine ulaşmak için fırsat verildi! Bu muazzam bir iştir.

Belki de size öyle geliyor ki: “O’ndan başka bir şey yok” derseniz, her şeyden/sorumluluktan kurtulursunuz: “Sorunlarınız mı var? İlahi yönetimle temasa geçin, ancak onunla hiç bir ilgim yoktur. ”

Hayır! Kendinizi değiştirmek zorundasınız böylece üst sistemi kendiniz için tamamen anlayacak, hissedecek ve keşfedeceksiniz ve kesinlikle her şeyin son derece ince bir ağ üzerinden nasıl çalıştığını göreceksiniz. Sadece zıt varlıklar arasındaki duyguları, düşünceleri ve çeşitli bağları yöneten tüm güçler ağını edinerek, bunun gerçekten hakkında : “Ondan başkası yok” dendiği gibi bir bağlantı ağı olduğunu söyleyebileceksiniz.

Bir Bilgenin Meyveleri kitabında Baal HaSulam şöyle yazar: “Bir insanın aklında ortaya çıkan tüm düşünceler Yaradan’ın eylemleridir. Kişi, görünüşte onları bir yerden çeker veya onun içinde doğarlar – bu bir aldatmacadır ve tüm aldatmacaların kaynağıdır. Her hangi bir düşünceyi, en önemsiz olanını bile, Yaradan kişinin aklına gönderir ve O, insanın, hayvanın ve yaşayan her şeyin itici gücüdür. ”

Bunu açıkça hissetmemiz ve ona göre davranmamız gerekir. Bizler doğrudan bu güçler ağına katılmalı, onun içinde yaşamalı, onu hayata geçirmeliyiz. Biz ona bağlıyız.

Reviving The Network Of Forces Of The Upper System

Dünyayı Yaradan’ın Tezahürü Olarak Algılamak

Soru: Manevi ve maddi olaylar önceden düzenlenip, yaşamın önceden yönetilmiş bir senaryosu olarak mı ortaya çıkar?

Cevap: Elbette. Bu şekilde ortaya çıkarlar. Onları gerçekleştiren biz miyiz? Dünya bize yeni formlarında görünür ve onları anlamayı, onları edinmeyi, kendimizi onlarla ilişkilendirmeyi ve böyle bir ilerleme göstermeyi öğrenmek zorundayız.

Her an size dünyanın belli bir resmi sunulur, ona uyum sağlamanız, onu anlamanız, onunla bağ kurmanız ve onu daha iyi hale getirmeye çalışmanız gerekir. Etrafınızı saran dünyayı anlama şekliniz, ilerlemenizi belirleyen şeydir.

Prensipte, dünyayı her seferinde, Yaradan’ın bir tezahürü olarak görmelisiniz. Bizi çevreleyen dünyayı berbat şeyler, depresyon ve korkunç gerilimlerle dolu olarak görmek için, ne kadar kusurlu olmamız gerektiğini hayal edebiliyor musunuz?

Soru: Diyelim ki bize bir şey ifşa oldu. İlk tepkim ne olmalı? “O’ndan başkası yok” mu demeliyim?

Cevap: Her şeyden önce, Yaradan’ın her şeyi belirleyen, etki eden ve dolduran üst güç olduğunu anlamalısınız. Bu gücün size gösterdiği şey mükemmelliktir, ancak siz bu resmi egoizminizin merceğinden, “gözlük” olmadan görerek sizin bayağılık derecenize göre bozarsınız/çarpıtırsınız.

Soru: O halde, her şeyi haklı çıkarmak zorunda mıyım?

Cevap: Sadece haklı çıkarmak değil, bu mükemmelliği görmek ve hissetmek zorundasınız. Siz ondan sonra, bu edinim yoluyla, bayağılığın mükemmellik seviyesine düzeltilmesiyle, O’na bağlı kalmak zorundasınız, böylece Yaradan’la birleşeceksiniz. Perdenin bir tarafında siz varsınız, diğer tarafında O.

Soru: Ve eğer bu gücü “O’ndan başkası yok”a bağlayamadığımı görürsem, onu haklı çıkaramaz mıyım?

Cevap: Sizler dua etme, O’ndan sizi ıslah etmesini isteme fırsatına sahipsiniz, böylece dünyayı mükemmel olarak göreceksiniz.

Ama bunu iyi hissetmek için isterseniz, hiçbir şey elde edemezsiniz. Bununla birlikte, size acı verdiğinden dolayı Yaradan’a lanet okumamak için dünyayı mükemmel görmek isterseniz, o zaman iyi bir şey göreceksiniz. Yaradan’dan, size O’nu olduğu gibi görme gücünü vermesini istiyorsunuz: İyi olan, iyilik yapar.

Perceiving The World As A Manifestation Of The Creator

En Üst Işığı Nasıl Çekebilirsiniz?

Soru: Üst Işığı olabildiğince çekmek için ne yapabiliriz?

Cevap: Sadece Rabaş’ın tavsiyelerine uyarak, grupta doğru bir şekilde çalışın ve etkileşime geçin, yani kendinizi grubun bir parçası yapmak için her türlü çabayı gösterin. Esasında doğru toplumu aramızdaki doğru bağlarda ortaya koyarız.

Dahası, ben bir egoist olduğumu ve kesinlikle alçakgönüllü olmak ve başkalarıyla bağ kurmak için kendimi kısıtlamak istemediğimi bilirim ama bunu yaparım.

Soru: Işığın bir kişi üzerinde etkili olduğuna dair herhangi bir nesnel işaret var mı?

Cevap: Bir yandan, kişi ne kadar düşük, kötü olduğunu ve diğerleri kadar akıllı olmadığını hisseder. Diğer yandan, bu onu mutlu eder çünkü başkalarının kendisinden daha yüksek olduğunu anladığında bu onu gerçeğe yakınlaştırır. Genel olarak, çevresindeki her şeyi Yaradan’ın ifşası olarak gördüğü bir koşula ulaşmak zorundadır. Bunda yanlış bir şey yoktur ve kendini kaybetmeyi umursamaz.

Soru: Kişi bu hissiyata geldiğinde, bu kişiyi etkileyen ışığın bir sonucu mudur?

Cevap: Evet, bu zaten Işığın daha güçlü bir etkisidir çünkü sonsuzluğa doğru, bir dereceleme vardır.

How Can You Attract The Most Upper Light?

Kabalistik Bakış Açısından Günahların Kefareti

Soru: Kabala’da “günahlar için kefaret” kavramı var mıdır? Yaradan her şeyi kontrol etmekteyse ve kişi tamamen O’nun yönetimi altındaysa, kim suçlu? Bir suç için kişinin sürgün şehirlerinde kalma süresini kim belirleyebilir?

Cevap: Mesele şu ki, Tora, Zohar Kitabı ve diğer Kabalistik kitaplarda yazılı olan her şey yalnızca üst dünyadan bahseder.

Rabaş’la çalıştığım zamanlarda, Babil Talmud’undan ona bir bölüm okurdum ve o, kitabı yazanların, manevi açıdan ne anlatmak istediklerini açıklardı. Çok ilginçti, çünkü her şey tamamen farklı görünüyordu: onlar üst kökleri ima ederken, dünyamızın dallarının dilinde yazdılar.

Örneğin, suç işleyen insanlar altı yıl boyunca iltica/sığınma şehirlerine gönderilirdi. Her ne kadar dünyamız manevi dünyadan ayrı gibi görünse de altı yıl, yedinci yılda Malhut’tan Bina’ya ilerlemek için kişinin geçmesi gereken HGT NHY’nın altı Sefirot’unu temsil eder ve bu altı yıl bizim dünyamıza yansımıştır.

Bunlar maddesel dünyanın yılları olmasa da; yine de bir insan kendisi üzerinde çalışırken, manevi dünyanın altı derecesinde ilerlerken, bu altı yıl boyunca izole edilmek zorundadır. Buna “Islah” denir.

Atonement For Sins From The Kabbalistic Point Of View

Acı Çekmek İstemiyorsanız

Soru: Eğer dünyada bir ceza yoksa o zaman ıstırap ve acı nedir?

Cevap: Dünyada ceza yoktur ve Yaradan’ın eşsizliğinin sizin tarafınızdan ve sizin içinizde ifşasından başka bir ödül yoktur.

Soru: Peki ya acı çekmek istemezsem?

Cevap: Bundan kaçmayacaksınız. Eğer acı çekmek istemiyorsanız, o zaman Yaradan’ı, O’nun sizi buna zorlamasından daha hızlı ifşa etmelisiniz.

If You Do Not Want To Suffer…

Fırtınalı Denizde Bir Sal- Onlu

Onlu, fırtınalı denizde sizi kurtaran bir saldır. Öncelikle, onu tutmalı ve gitmesine izin vermemelisiniz. Zaten onu tutuyorsanız ve hatta bu tahta parçasının üzerinde oturuyorsanız, Rabbi Akiva’nın batan gemiden kaçarken yaptığı gibi, her gelen dalgadan önce başınızı aşağı indirerek tüm yükseliş ve düşüşlerden geçersiniz.

Ne tür dalgalar oldukları önemli değildir: hissiyatta veya anlayışta, daha büyük veya daha küçük – onlara sadece tahta ile olan bağımı güçlendirmek için katlanırım/razı olurum. Sonuçta, sadece ona bağlıyım; eğer gitmesine izin verirsem öleceğim.

Salı avuçlayarak tutmak, onlunun merkezine tutunmak ve gitmesine izin vermemektir, dostlarla bağ kurmak ve yaratılışın amacını onlarla en güçlü, en içsel bağda görmeye çalışmak demektir. Yaradan oradadır ve hayatımın sırrı oradadır.

Ne olursa olsun, dostlarımla olan bağı bırakmayacağım. Önümden geçen tüm bu görüntüler: İsrail, Tora ve Yaradan birdir koşulundan ayıramaz. Yaradan’a onlu vasıtasıyla bağlıyım ve gerçekleşen her şey yalnızca bu bağı güçlendirmek için tasarlandı: Ben – grup – Yaradan.

Yükselişlere ve düşüşlere eşit davranmamız ve üzerimizden geçen bütün koşullara rağmen grubun merkezine tutunmamız gerekir.

Ders, bırakmaya gerek yoktur! Çalışma yerinden fiziksel olarak çıkarız, ama gerçekte çıkmayız. Yaradan, hayatlarımızı farklı zamanlara ve her türlü koşullara sahip olacak şekilde düzenlemiştir. Her şey ıslah amacıyla verilir. Ancak derste olduğumuzda ıslah için sadece üç saat atfediyoruz. Bu yanlıştır. Peki ya diğer saatler?

İnancı güçlendirmek, kendimizi ihsan etme gücünde güçlendirmek anlamına gelir. Önceden, gruba belirli bir ölçüde bağlı kaldığım ihsan etme gücüm vardı. Şimdi, bir bozukluk olduğunda, alma arzusu büyür ve gruptan ayrılırım, dostlar hakkında düşünmem, onları fark etmem. Kalbimde ve aklımda onlar için yer yoktur.

Şimdi onları, yeni egoizmin yüksekliğinin üstünde yeni derecede, kalbime ve aklıma geri getirmek için çalışmam gerekir. Bana yeni bir inanç gücünü getirecek olan ıslah eden Işığı tekrar çekene kadar grubun içinde çalışmaya, dostların yardımıyla karanlıkta her türlü eylemi öğrenmeye ve sergilemeye başlarım, yazıldığı gibi “her biri dostuna yardım etti.” Eski inançtan ayrıldım; onu çoktan tükettim.

Bir kişinin gizlilik koşulları altında grupta çalışmasına izin veren güce “tuz antlaşması” (Brit Melach), karşılıklı garanti adı verilir. Düştüğümde ve her şeyi kaybettiğimde, grup bana güç verir. Ve yükseldiğimde, düşen kişiye ben güç veririm: Onu uyandırırım, desteklerim, cesaretlendiririm, ona örnek olurum, onu kışkırtırım ve kıskandırırım. Tüm grupla birlikte, sanki birbirimize bağlıyız, yanıyormuşuz ve Yaradan’ı her an ifşa etmeye hazırmışız gibi sürekli hareket etmeliyiz/eylem yapmalıyız.

A Raft In A Stormy Sea—The Ten

Yaradan’dan Ne Talep Etmeliyiz?

Soru: O’ndan başkası yoksa Yaradan neden bir şeyin eksikliğini doldurmuyor? Örneğin, O, tedavi edilemez bir hastalığı olan bir kişiye yardım etmiyor.

Cevap: Hastalığı gönderen O’dur! Her şey Yaradan tarafından yapılır.

Her gün, şafaktan karanlığa kadar çeşitli sıkıntılar verir ve bir şekilde onlardan kaçmak için çaba sarf etmek zorundayız.

Kaçmanın imkânsız olduğunu anlarız, ancak bu arada hala O’na yalvarırız ve her şeyin arkasında nerede saklandığını bulmaya çalışırız. Aldığımız darbelerin amacı budur. O, bizim dikkatimizi çekmek için bize sıkıntılar gönderir.

Soru: Bu, O’ndan tüm bunları değiştirmesini istemenin hiçbir anlam ifade etmediği anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, sadece bir şey hakkında talep etmemiz gerekiyor: O’nun Birliğini dünyaya ifşa etmek.

What Should We Ask The Creator?

Duanın Gücü

Dua, yaratılıştan Yaradan’a, en aşağıdan en yükseğe yükselen bir arzudur. Fark, Yaradan yaratılan varlıklara sebepsiz yere değil de onların istekleri üzerine verdiği zaman; bu yaratılan varlıkları hayvan seviyesinden insan seviyesine yükseltir. Bu nedenle, bir arzunun, duanın, isteğin, minnettarlığın – Yaradan’a yapılan herhangi bir yakarışın – ifşası çok önemlidir. Bu manevi çalışmadaki tüm ıslahları ve gelişmeleri belirler.

Duanın gücü muazzamdır. Dünyamızda, küçük bir çocuğun bile bir düğmeye basıp, tüm dünyaya zarar verebilecek veya fayda sağlayabilecek devasa bir sistem başlatabildiğini görmekteyiz. Bu nedenle, dua çok mühimdir. Ne de olsa, özellikle arzuları almak için tasarlanmış, büyük bir sistemde yer alan en küçük arzu bile; sistemi uyandırabilir, değiştirebilir ve ağır değişikliklere neden olabilir.

Teknolojide, bu tür sistemler amplifikatör (yükseltici) olarak adlandırılır: mekanik, hidrolik, elektriksel ve elektronik. Kişi küçük bir eylemle büyük sistemleri çalıştırabilir. Bu, giriş darbesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ayrıca, sistem ne kadar güçlü, büyük ve akıllı olursa, çok fazla hazırlık gerektiren, ihtiyaç duyduğu dürtü de o kadar ince ve hassas olur.

Doğru dua ile insan cenneti uyandırabilir ve tüm dünyaların sistemini başlatabilir. Ne de olsa, yüksek sistem üzerindeki etkimiz, sonsuzluk dünyasına aktarılır ve bir cevaba neden olur.

Dua muazzam bir güce sahiptir. Bu maddesel örneklerde de belirgindir. Son zamanlara kadar, insanlar, reaksiyonun mekanik hareketin gücüyle orantılı ve aynı nitelikte olduğu yay ve oklar gibi basit cihazlar kullandılar. Ancak son zamanlarda, insanlık elektrik, elektronik, hidrolik ve bilgisayar sistemleriyle çalışmaya başladığında, transistöre gönderilen en zayıf sinyalin, minimum giriş darbesinin, su akışı için büyük bir elektrik akımını veya vanasını açtığını görmekteyiz.

Bir musluğun nasıl açılacağını anlarsam, tüm dünyayı sulayabilirim. Bu, duanın gücüdür. Ancak dua sadece kelimeler değildir; o kendini daha yüksek sisteme uygun hale getirmektedir, yazıldığı gibi: “Arzunu, O’nun arzusu gibi yap”. Ve o zaman en küçük arzularım bile işe yarayacaktır: Ben ne kadar küçüksem ve sistem ne kadar büyükse, benim zayıf etkim kozmik kuvvetin güçlerini uyandırabilir.

En önemli şey, ne kadar mükemmel bir sistemde olduğumu ve onu nasıl harekete geçirebileceğimi anlamaktır ve sonra dünyanın efendisi olacağım. Yaradan bana evrenin tüm dev sistemini yönetmem için anahtarları verir. Ancak bu tamamen karanlıkta yapılmalıdır.

Topluma vermeye çalışırım, ancak bunu istemediğimi ve böyle bir tutum için yetersiz olduğumu anlarım. Ne kadar uğraşsam da iyi niyetlerim sadece bir saniyeliktir ve sonra onları tekrar unuturum. Tüm denemelerimin ardından, dayanılmaz bir yük ile kendimi yüklediğim ortaya çıkar. Onu taşımaya çalışırım ve bunun mümkün olduğunu düşünürüm, ancak her seferinde yükümü düşürürüm.

Bu çantayı tekrar tekrar doldururum ve hepsi düşer ve sonra çaresizlik içinde haykırırım. Buna, bana yardım edecek, çantayı destekleyecek ve işimi yapacak, üst kuvveti uyandırabilen dua denir – sadece her zaman istemem gerekir. Eğer bu işi yapamayacağımı hissedersem, o zaman Yaradan benim için bitirecek ve duam gerçek olacaktır, O’nu, bana yardım etmesi için uyandıracaktır.

The Power Of Prayer

Üst Işığı Uyandıran Oyun

Rabaş, “Toplantının Gündemi 1”: Dost sevgisinde de bu şekilde davranmalıyız: Kendimizi inceledikten ve dua için bildik tavsiyeyi izledikten sonra, duamız cevaplanmış gibi düşünmeli ve tüm dostlar tek bir bedenmiş gibi onlarla beraber sevinmeliyiz. Ve bedenin tüm organlarının keyif almasını dilemesi gibi, biz de tüm dostlarımızın keyif almasını istemeliyiz.

Soru: Rabaş, bir kişinin duasının kabul edilmiş gibi davranması gerektiğini söyler. Fakat eğer henüz duam oluşmamışsa ve ilerlememişsem ne yapmalıyım?

Cevap: Ne yaşadığının ve neye sahip olmadığının önemi yok. Her zaman, arzuladığınız koşula ulaşmış gibi yapabilirsiniz.

Soru: Başkaları için mi yaparım?

Cevap: Ve kendin için de yaparsın. Onu oynuyorsunuz ve sonuç olarak sizi değiştiren üst kaynağı harekete geçirirsiniz.

Yaradan’ın duanızı duyduğundan ve derhal cevap verdiğinden emin olmalısınız. Cevabı aldığınızı anlamanızın bir önemi yoktur. Duanızın kabul edilip edilmediğini bilmezsiniz. Sadece onun işe yarayacağına tam olarak güvenmelisiniz.

The Game That Awakens The Upper Light

Işığın Etkisi Nasıl Kontrol Edilir?

Soru: Bir kişi Işık’ı çekip çekmediğini nasıl kontrol edebilir? Işığın hissedilmeyen radyasyon gibi olduğunu biliyorum, ancak semptomlarını hissedebiliyorsunuz.

Cevap: Birbirinizin kalplerine yaklaştığınızda, sizi sıradan egoizminizin üstüne çıkaran bir duygunun ortaya çıktığını hissetmelisiniz.

Aynı zamanda, sizi engelleyen düşünceler ve diğer birçok bozukluklar hemen ortaya çıkar. Ancak, tüm bunların paralel olarak hareket ettiğini anlamalısınız. Biri yükselirken diğeri düşer ve bu böylece tüm bu dalgaları yaratırken, dönüşümlü olarak dalgalarda gibi dans edersiniz: yükseliş, düşüş, yakınlaşma ve uzaklaşma.

Birbirine yakınlaşmak, kendi hesabınızdır ve uzaklaşma size kasıtlı olarak verilir. Bu, Yaradan’ın ifşasına götüren dürtülere neden olan özel bir manevi enerji oluşturmaya başlamanızdır.

Ayrıca, Twitter’da tweetlerimi okumanızı tavsiye ederim: eski, yeni – hangisi olursa olsun. Her birinde belli bir his ifade ederim. Bu “seni yakalamalı”, içinde bir şeyi değiştirmeli/etkilemeli. Bunu atlamayın. Twitter ve dersler – özellikle her gün sabahları yaptıklarımız – gereklidir. Bizimle kalmaya çalışın.

How To Check The Impact Of Light?