Category Archives: Yaradan

Evrenin Yapısı, Bölüm 1

Yaratılışın Planı – Yaratılanlara Haz Vermek

Soru: Yaratılışın amacı nedir?

Cevap: Yaratılışın amacı son derece önemlidir. Şimdi bulunduğumuz yerdeki yaratılmış olan her şeyden önce gelir.

Yaratılışın amacı, yaratılanlara haz vermektir. Bunu başarmak için, yaratılanlar haz alma arzusuna sahip olmak zorundaydı. Bu nedenle, öncelikle yaratılanlarda bir eksiklik, yaratılanların ne istediğine dair bir hissiyat olmalıydı. Yaratılış meselesinin temel niteliği, bir şeylerden yoksun olduğu hissidir. Buna “haz alma arzusu” denir.

Bu arzu, kademeli olarak gelişmelidir çünkü yaratılanlar, kendisi için neyin arzu edilebilir ve edilemez, hangi aşamalarda, hangi biçimde, vb. olduğunu; ancak arzu yavaş yavaş gelişirse belirleyebilecektir. Başka bir deyişle, yaratılış hemen yaratılamaz. Kişi, hızlıca belirli bir işlevi yerine getirecek bir makine inşa edebilir, ancak yaratılanların bağımsız olması için, Yaradan’ına benzer olması için arzu, gelişimin belirli aşamalarından geçmelidir.

Soru: Bundan, belirli bir gelişim aşaması olmadan, Yaradan’ın bile bir anda yaratılışı yaratamayacağı sonucu mu ortaya çıkar?

Cevap: Cevap hayır. Yaratılış aşamalı bir gelişim sürecinden geçmeseydi, o zaman bu bir yaratılış olmazdı. Programlamasını boşuna ve kendi adına bağımsız katılımı olmadan otomatik olarak gerçekleştiren, cansız, bitkisel ve hayvansal doğa seviyelerine benzer bir robot gibi olurdu.

Bir insanı yaratmak, bir bağımsızlık noktasına olan arzusunu geliştirmek; kendisinde kim olduğu, ne olduğu, kendisini kimin kontrol ettiği, neden ve nasıl özel olarak yaratıldığı gibi konularda bir farkındalık yaratmaktır. Bir taraftan, bu arzunun Yaradan’a zıt niteliklere sahip olması, diğer taraftan da Yaradan’ın niteliklerini elde etme fırsatına sahip olması gerekir. Bu, yaratılışın en nihayetinde mükemmelliğe nasıl ulaşabildiğidir. Bu nedenle her şey, Yaradan’ın yaratılış üzerindeki etkisiyle başlar.

The Structure Of The Universe, Part 1

 

Yalnızlık Ne İçin Verilir?

Facebook’tan soru: Neden bize yalnızlık veriliyor ve onu nasıl düzeltiriz?

Cevap: Yalnızlık size, her şeyin sizin elinizde olduğunu hissetmeniz için verilir, kimse size baskı yapmaz, durumunuzdan siz sorumlusunuz ve her şeyi yapabilirsiniz.

Yalnızlığınızı doğru bir şekilde kullanmaya başlayın ve bunun ne kadar iyi olduğunu göreceksiniz çünkü realitede bu durum, size Yaradan tarafından verilir böylece O’na dönebilirsiniz.

What Loneliness Is Given For?

 

Anlayış Nedir?

Soru: Aniden anlamaya başladığınızda bu olayı nasıl açıklarsınız?

Cevap: Anlamak, önceki ve şimdiki durum yani sebep ve sonuç arasındaki bağlantının farkındalığıdır. Sebep ve sonuç arasındaki bağlantıya anlayış denir.

Soru: Yaradan’ı anlamak ne demektir?

Cevap: O’nun bizim üzerimizdeki eylemlerinden O’nu anlamaya başlarız.

What Is Understanding?

 

Manevi Cansız Seviye

Soru: Cansız seviyenin kendisini korumak istediğini biliyoruz. Kişi, bu koşuldan bitkisel seviyeye nasıl geçebilir? İki arzuyu nasıl birleştiririz?

Cevap: Cansız seviye bütün doğayı ifade eder. İçimdeki manevi cansız seviye, içsel bir manevi hareketin olmadığı hissidir, ihsan etmenin, birini tamamlamanın, Yaradan’a biraz benzer olmanın imkânı yoktur. Aksine, Yaradan’ın bana verdiği egoist arzularımın kontrolü altında var olduğumu ve Yaradan’ın onları kontrol ettiğini anladığım bir anlayış vardır.

Manevi açıdan cansız seviye, bütün arzularımın Yaradan’dan geldiğinin, O’nun tarafından dikte edildiği ve onun tam otoritesi altında olduğumun fark edilmesidir. Ben bir egoistim çünkü O beni böyle yarattı ve o zaman Firavun’ un kontrolünde olduğumu söylerim. Bununla birlikte, bu aynı zamanda Yaradan’dır, sadece tersidir.

Yaradan’ın bana verdiği egoizm tarafından yönetildiğimi hissederim. Tüm arzularımı, tüm eylemlerimi, yaptığım her şeyi- nasıl oturduğumu, yürüdüğümü, davrandığımı ve düşündüğümü – Yaradan içimde oluşturmaktadır.

O zaman manevi olarak cansız seviyede olduğumu söyleyebilirim. Bu manevi bir seviyedir çünkü Yaradan ile bağlantılıdır ve cansız bir seviyedir çünkü eylemlerim benim değil, her şey sadece O’nundur.

Bu çok ilginç bir koşuldur. Bu, dünyamızdaki hiçbir insan için geçerli değildir çünkü onlar genel olarak manevi değildir.

“Maneviyat”, Yaradan ile bağ anlamına gelir. Dahası, net bir bağ: Yaradan’ın kollarımı, bacaklarımı, düşünceleri, duygularımı nasıl hareket ettirdiğini hissederim; etrafımda hissettiğim her şey aynı zamanda O’dur. Hayatım boyunca tüm “kuklalar” sayesinde, O benim üzerimde böyle bir etkiye sahiptir. Bütün bunlar manevi olarak cansız bir seviyedir.

Bu, evrenin ve Yaradan’ın edinilmesinde kolay bir adım değildir.

The Spiritual Inanimate Level

 

Yaradan’ın Özünü Neden Hissedemiyoruz?

Soru: Yaradan’ın özünü neden hissedemiyoruz?

Cevap: Bunun için araçlara sahip olmadığımızdan Yaradan’ın özünü anlayamıyoruz.

Bir hayvanın insan seviyesini anlayamadığı gibi, insan da Yaradan’ın seviyesini anlayamaz. Bunu yapmak için gerekli araçlardan, yani niteliklerden yoksunuz.

Artı ve eksi üzerine inşa edilmiş niteliklerimiz, Yaradan tarafından öyle bir yoğunluk ve O’nu anlayabileceğimiz bir düzeyde, ancak sadece O’nun biz yarattığı niteliklere dayanarak yaratılır. Onların üstünde olanı, anlayamayız.

Soru: Gerçekten neden bu mu yoksa başka bir şey olabilir mi?

Cevap: Belki başka bir şey vardır.

6.000 yılın sonunda ve belki de daha erken bir zamanda, niteliklerimizi tamamen düzeltiriz ve hem olumlu hem de olumsuz özellikleri doğru kullanırız, o zaman Yaradan’ın bizim için belirlediği seviyeye ulaşacağız: Bu 6.000 yıl içinde O’nu edinmek.

O zaman anlayabileceğimiz bir sonraki yoğunluğu, bir sonraki boşluğu keşfetmemiz oldukça mümkün çünkü biz kendimiz hakkında hala hiçbir şey bilmiyoruz.

Why Can’t We Sense The Essence Of The Creator?

 

 

İyiliğin Ortak Noktası

Soru: Yaradan her insan için her zaman farklıysa O, insanlar için nasıl bir bağlantı noktası olabilir?

Cevap: Meselenin gerçeği, bağlantının, Yaradan’ın bize karşı iyiliği noktasında gerçekleşmesidir. O’nun yaptığı her şeyin kesinlikle doğru, makul ve iyi olduğunu anlamaya başlarız.

İşte O’na dair izlenimimizin bu noktasında birleşir ve O’na benzer hale geliriz. Bu nedenle, bu iyilik noktası bizim için ortak hale gelir.

Daha sonra, yine farklı yönlere dağılırız, yeni egoizmle, birbirimizden tekrar nefret ederiz ve tekrar toplanmaya başlarız ama bir sonraki, daha yüksek seviyede.

The Common Point Of Goodness

 

Üst Dünyayı Birlikte İfşa Edin

Soru: Bir dostun, kendisinin üzerine yükseldiğini, onlu içinde aramızdaki bağı ve Yaradan’ın ifşasını hissettiğini varsayalım. Diğer dost, şu anda bunu hissetmemektedir, farklı düşüncelere sahiptir.

Bu aynı anda mı yoksa sırayla mı olmalıdır; örneğin, bugün – biri, yarın – bir diğeri, yarından sonraki gün – ben şeklinde?

Cevap: Hep birlikte birliği hissetmeye başlayana kadar, herkes bunu farklı zamanlarda hissedecek ve ancak o zaman, Yaradan Kendisini birliğin içinde ifşa etmeye başlayacaktır. Kendi içinizde sürekli olarak, bu kolektif birlik içinde yaşadığınız o noktaya gelmelisiniz. Bu gruptur.

Sonuçta grup sadece yan yana oturan on kişi değildir. Grup, onların egoizmlerinden ayırdıkları şeydir; onun üstünde olmak, bunun içinde birleşmek ve O’na ihsan etmek için Yaradan’ı hissetmek, kendilerinin dışına çıkmak, birlikte bir olmayı hissetmek isterler. Şimdi, sanki O’na on tane gül buketi veriyormuş gibi, her şeyi O’na ihsan etmek için, O’nun nerede olduğunu arıyorlar.

Zohar Kitabı’nda, bu durum dikenler arasındaki bir güle benzetilir. Gül (İbranice: Shoshana) Malhut’tur. Shoshana, “dişleri tekmelemek” kelimesinden gelir çünkü tıpkı bir insanın dişlerine vurulması gibi, kendinizden çıkmak çok zordur. Dikenler, birbirleriyle bağ kuramayacağınız diğer niteliklerdir. Genel olarak, bu büyük bir iştir.

Ama bunun bugün seninle, yarın başka bir dostla, daha sonra bir üçüncü dostla, vb. olması mümkün olamaz. Üzerinde sürekli olarak birlikte çalıştığınız bir koşula gelmek zorundasınız ve topluluğunuz ve onun Yaradan’a olan yönü sizin için en önemli şeydir. Bu, varlığınızın, hayatınızın özüdür. Sadece bunun için yaşamaya değer. Geriye kalan her şey, öneme küçük bir katkı gibidir!

Soru: Onludaki günlük çalışmamızda, her birimizin bu konuda nasıl hissettiğini ve buna nasıl gelineceğini tartışabilir miyiz?

Cevap: Genel olarak yapabilirsiniz. Sadece birbirinize sevgiyle yaklaşmaya çalışın çünkü bir dost onluyla nasıl bağ kurmak isteğinden bahsederse, o zaman herkesin bunu hafife almamaya çok dikkat etmesi gerekir çünkü grubun müşterek çabalarını iptal edebilirsiniz.

Reveal The Upper World Together

 

Kabala İpuçları – 12/30/18

Soru: “Bir an” nedir?

Cevap: Bir an bir kapanıştır, Zivug de Hakaa’nın (çarpışarak çiftleşme) noktasıdır yani Yaradan’ın yaratılana olan niyetinin ve yaratılanın Yaradan’a olan niyetinin temas noktasıdır. Aralarında bu karşılıklı temas meydana geldiğinde: Benimle O ve O’nunla ben, işte bu özel temas “an” olarak adlandırılır.

Soru: Tam bir manevi koşulun döngüsü bir yıldır. Bir yıl neden oluşmuştur?

Cevap: Fiziksel bir yıl, fiziksel dönüşlerini tamamladıklarında Dünya’nın, Ayın ve Güneşin tam bir döngüsünden oluşur. Bu döngülerin her birinin ne kadar zaman alacağını ve birbirlerine nasıl bağlı olduklarını hesaplamak mümkündür. Bu astronomidir.

Soru: Hangi zamana göre hayatlarımızı düzgün bir şekilde ölçmeliyiz?

Cevap: İçsel zamana göre. Böyle yapın ki daima Yaradan’a doğru yönlendirilmiş olacaksınız. Bunu Şamati kitabından ve diğer makalelerden öğrenmekteyiz. Bunu yaparsanız, hayatınızı gerçekten fark edeceksiniz.

Soru: Cehalet ve zaman yasalarına uymamak, fiziksel veya manevi yaşamımızı ve onun akışını ve gelişimini nasıl etkiler?

Cevap: Bu, çabalarınıza bağlı olarak, yüksek yönetimin sizi az çok yönlendirdiği bütün bir sistemdir. Ayrıca, bu aynı zamanda ruhunuzun yapısına, ruhların geri kalanının gerçekleştirilmesine ve ıslahına ne kadar katılabileceği ve katılması gerektiğine de bağlıdır. Bu kolay değildir.

Soru: Neden bir kongrede zaman binlerce kez sıkıştırılır ve üç gün “sıkıştırılmış” yıllar gibidir?

Cevap: Sıkıştırılmış olan zaman değildir, ancak algının yoğunluğu artar. Bir kongre boyunca algıladığınız şey, tüm bir çalışma yılına eşittir. Bu doğaldır.

Blitz Of Kabbalah Tips – 12/30/18

 

Işık ile Bağ


İnsan gelişiminde iki basamak vardır: en yüksek ve en düşük. Üstelik bizler (BİZ) yüksek olanı temsil etmekteyiz çünkü kalpteki noktaya sahibiz. Gelişim için endişeleniriz; onun önemini hisseder ve anlarız; umursarız; kayıtsız değilizdir; kendimizle ilgili bilmediğimiz, Işık ile bir bağa sahibizdir.

Öte yandan, insanlığın Işık ile doğrudan bir bağı yoktur ve insanlar medeniyetimiz çerçevesinde yaşamakta ve yiyecek, cinsellik, aile, para, onur, güç ve bilgi için ortak ihtiyaçlara dikkat ederler. Başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur.

Ancak, günümüzde özel bir durum vardır: Dünya krizin içine girmektedir.  Neredeyse herkes bunu hissetmekte ve hiçbir şey yapamamaktadır. Burada bu krize, içimizde beliren, aile kurumunu sarsan, çocukların eğitimini yok eden, insanlar arasındaki ilişkilerde empatiden bizi yoksun bırakan ve bizi zayıflatan, Işığın sürekli yaklaşımının neden olduğunu anlamalıyız. Genel olarak krizin birçok yönü, bizi eski refah ve eski umutların “parmaklarımızın arasından su gibi kayıp gittiği” bir noktaya getiriyor. Bu oluyor çünkü gittikçe daha fazla ifşa olan Işık ile bağlantılı olarak, bizler bağ içine giremiyoruz.

Bu yüzden insanlara ulaşmak ve neden kendilerini kötü hissettiklerini açıklamak için bir sebebimiz var. Baal HaSulam bu konuda, insanlara ulaşmak ve onlara durumu nasıl düzelteceklerini, krizle nasıl başa çıkacaklarını söylemek için “önderler krallığı” olmalıyız, diye yazar. Sonuçta bunun çıkışı, integral eğitim (∫) yöntemiyle birlik (Σ) içindedir.

Eğer birleşirsek, kriz yok olacaktır çünkü birliğimizin içinde Işığı ifşa etmeye başlayacağız. Şu anda biz ona uygun değiliz biziz; o daha da gizlenmiştir ve sonuç olarak, büyüyen karanlığı hissediyoruz. Eğer Işığa uygun hale gelirsek, o zaman onu asıl niteliğinde tezahür ettiririz, hayatı iyilikle aydınlatırız, bu da aramızdaki tüm bağları inşa eder ve bizi tamamlar.

Bunun için sadece iki basit fırsatımız vardır:

  • Ya birleşmek, Işığa benzer olmak, böylece o bizim içimizde ifşa olur;
  • Ya da birleşmemek, o zaman yine de ifşa olacaktır, ancak onun zamanında, o ve bizim aramızda artan uzaklaşmanın sebep olduğu acı ve ıstırabın yolunda.

Bununla birlikte, insanlığın kendisi, ıslah metodunu anlayamaz veya bir şey hissedemez çünkü en önemli şeye, kalpteki noktaya sahip değildir.  Bu nedenle bu bize bağlıdır: kalpteki noktadan dolayı, Işık ile bir bağa sahibiz. Bu yüzden kesinlikle o ve insanlığın tümü arasında bir bağlantı hattı olmak zorundayız.

Dahası Adem’den bugüne kadar geçen tüm nesiller boyunca, Kabalistler sadece belirli grupları yarattılarsa da, günümüzde bu yeterli değildir. Geçmişte, grubun manevi gücü Işığı ifşa etmek için yeterliydi. Grupların yalnızca birkaç erkekten veya düzinelerce, yüzlerce veya binlerce kişiden oluştuğu çeşitli zamanlar olmuştur. Ancak, küçük gruplarımızı diğer herkesle birleştirmek zorundayız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bizler, grubumuz, tüm insanlığı hesaba katmazsak Işık ile bağı edinemeyiz. Çok büyük bir arzumuz var, ancak henüz onu fark edemiyoruz. Yıllar geçiyor ve bizler görünüşe bakılırsa “yararsız” gibiyiz. Gruplarımızda, kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan bir köpek gibiyiz. Çok fazla çaba var ve çok az etki var.

Neden? Çünkü biz ihtiyaç, eksiklik duygusu yoksunuyuz. Işığa ulaşabileceğimiz o büyük eksiye sahip değiliz. Ve ne kadar büyük bir gayretle çalışıyor olursak olalım, buna sahip olmayacağız.

Bu yüzden gruplar yıllarca “havanda su dövüyorlar”. Tüm insanlığın onlara bağlı olmaları gerekir, birdenbire milyarlarca insan değil, ancak bu yönde çalışmaya başlamak gereklidir. “Kitlelere gitmeleri” ve onları bize bağlamaları gerekiyor.

O zaman karşılık olarak büyük bir arzu ve büyük bir ihtiyaç elde edeceğiz. Evet, bu sıradan ihtiyaçlara dayanan, sadece basit bir  “dünyasal” doğal ihtiyaçtır; ancak bunu manevi bir dürtüye dönüştürürüz ve manevi tatmin için Yaradan’a talep ederiz. Onların arzularını yükseltir ve isteriz: “Bize Işık ver! Bize birlik ver!” Bu manevi arzu, yanıt olarak bizi etkileyen Işığı uyandırır, içimizde ifşa olur ve onu insanlara getiririz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Böylece, bu Işık tüm sorunları çözer. Dünyamızda insanlar arasındaki bağdan başka hiçbir eksikliğimiz yok. Doğru karşılıklı bağ sayesinde her şeyi düzeltebileceğiz. Tek şey, aramızdaki ilişkileri doğru bir şekilde inşa etmektir.

Connection With The Light

 

Düşüş Koşullarını Takdir Etme


Soru: Dostlarla çalışmaya gayret ediyoruz,  onluya girmek için ihsan etmek istiyoruz. Maneviyat için büyük arzu duyduğumuz ve tüm düşüncelerimizin ona yönelik olduğu yönünde bir his vardır.

Sonra aniden bu hissiyat kaybolur; her şeyi unuturuz ve bu koşuldan hiçbir şey kalmaz. Bu neden oluyor?

Cevap: Bunun nedeni egoizminizin sadece küçük bir kısmının size ifşa olmasıdır ki yukarıya yükselirsiniz ve en azından maneviyatta olup bitenlere kulak vermeye başlarsınız. Daha büyük bir egoizmi ifşa etmek için onu eklemek zorundasınız. Bu nedenle, egoizm size eklenmiştir ve buna bir düşüş hissi eşlik eder.

Diyelim ki belli bir koşuldan geçiyoruz, grup hakkında konuşuyoruz, bir şeyler hissediyoruz. Bir sonraki seviyeye yükselmek için, ek bir egoizm parçasına ihtiyacımız var. İlk egoistik seviyemizde 10 kg egoizmimiz varsa, o zaman 10 kilogram daha eklenir. Bu egoizm henüz ıslah olmadığından, eksi 10’un düşüşünü hissederiz.

Ama aslında bu bir artıdır. Egoizm olmadan büyümek mümkün mü? Şimdi, grup içinde çalışırken, bu egoizmi yükselişe çeviririm ve böylece bir sonraki basamağa çıkarım.

Bu nedenle, düşüş koşullarından geçeriz ve onları takdir etmeliyiz! En önemli şey, egoizmimizi takdir etmektir. Orada olmasaydı yükselemezdik, Yaradan’ı hissedemezdik. Bizim eksi sonsuzluk koşuluna ulaşmamız gerekir.

Sonsuzluk dünyasının bütün Malhut’unu, tüm muazzam Kli’yi (ruhun kabını), Yaradan’ın yarattığı her şeyi hissetmeliyiz. Ulaşmamız gereken büyük egoizmi hayal edebiliyor musunuz? Aksi halde bizler kendimizi, Yaradan’a karşı hissetmeyeceğiz. Sonuçta O’nun ile olan bağ yalnızca bizim egomuzdan geçmektedir.

Firavun’un, İsrail’i, yani Yaradan’a yönelen insanları, onlara egoizmlerini veren Yaradan’a yakınlaştırdığı söylenir. Bu nedenle, ifşa olan egoizmi en etkin biçimde uygulamak için düşüşün bütün koşullarının üstesinden gelebilmeliyiz.

Appreciate States Of Descent