Category Archives: Maneviyat

Taşları Dağıtma Zamanı Ve Taşları Toplama Zamanı

Soru: Gruptaki rolümün dostlarımın Yaradan’ı ifşa etmelerine yardımcı olmak olduğunu söylediniz. Dostlarımın içinde erimek için ne yapmalıyım?

Cevap: Bir yandan dostlarımın içinde eriyorum, diğer yandan da sanki onların üstündeyim, onların hareketlerini, kaderlerini belirlemeye çalışıyorum.

Soru: Hangisi tercih edilir?

Cevap: Burada bir tercih söz konusu değildir, zira her ikisi için de bir zaman vardır. Taşları dağıtmak için bir zaman ve taşları toplamak için bir zaman vardır.

Bu iki taraf, sağ ve sol, çalışmalarımızda her zaman mevcut olmalıdır. İkisini de ihmal etmemeliyiz. Eksi olmadan artı olmaz. Bu şekilde hareket etmeliyiz.

Arzuyu Yaradan’a Odaklayın

Eğer kişi Yaradan’la sohbet ettiği gerçeğini takdir ederse… Yaradan’la konuşmanın bağı ona hayat verir. (Rabaş, Makale 3, 1988, “Yaradan’ın Adının ‘Hakikat’ Olması Ne Demektir”).

Soru: Yaradan’ın değerini yükseltmek ve Yaradan’la bağı güçlendirmek için ne eklemeliyiz?

Cevap: Sadece birleştiğinizde Yaradan’la olan bağınızın daha güçlü, daha derin hale geldiği ve başka hiçbir şeye ihtiyacınız olmadığı gerçeğini düşünün.

Gruptaki her bir kişi, kendini bununla ilişkili olarak ifade ettiğinde, hepiniz birleşip arzunuzu Yaradan’a odaklayabildiğinizde, böylelikle O’nun yanıtını alacağınız kabı (Kli) oluşturursunuz.

Yaradan’ı Tüm Yaratılışa İfşa Edin

Soru: Yaradan’ın tüm yaratılışa kendiniz aracılığınızla ifşa edilmesi gerektiğini söylediniz. “Kendiniz aracılığıyla” ne anlama geliyor? Bu nasıl uygulanabilir?

Cevap: Sevgi aracılığıyla diğer yaratılanlarla bağ kurarsınız ve Yaradan’da ifşa ettiğiniz şeyi, kendiniz aracılığıyla tüm yaratılışa aktarmak istersiniz.

Bu, sizin aracılığınızla tüm yaratılışla arasında bir bağ yaratır. Bu şekilde tüm yaratılışı ıslah eder, Yaradan’a yardım eder ve O’nun ortağı olursunuz.

Dostlarınızla Paylaşın

Soru: Yaradan ile bağ koşulu harika bir koşuldur. Bunu dostlarımızla paylaşabilir miyiz ve bu ilerlememizi nasıl etkileyebilir?

Cevap: Sürekli olarak Yaradan’ın daha büyük bir ifşasına doğru ilerleyebiliriz. Bu ana emirdir, varoluşumuzun ana edinimidir.

Bunu yaptığımızda, doğadan edinmeye başladığımız izlenimlerimizi paylaşmak için de çaba göstereceğiz.

Aşağıdan Uyanış, Nereden Gelir?

Soru: Aşağıdan uyanış, nereden gelir?

Cevap: Aşağıdan uyanış, Kli’den, parçalanmış koşulundan yavaş yavaş uyanan aynı sistemden gelir. Bu nedenle içimizde giderek daha fazla parçalanmış koşullar ortaya çıkar; bunları ıslah etmemiz için küçükten büyüğe doğru ilerlerler.

Tüm uyanmış koşullar bize parçalanmışlığımızı, birbirimizden ve Yaradan’dan ayrılığımızı ifşa eder. Bu koşulların ötesinde, onları silerek ya da düzelterek değil, onlara rağmen aramızda bağ köprüleri kurarak, aramızda bir bağ yaratmalıyız. Islahın özü budur.

Bu süreçte, sol çizgiye (yukarıdan uyandırılan koşullar), sağ çizgiye (üst ışığın yardımıyla bizim tarafımızdan uyandırılan ıslahlar) ve bu iki çizginin birleştiği ve ortak bir sonuç ürettiği orta çizgiye yani Yaradan’a olan tutunmamıza sahip olacağız.

Duyularımızın Sınırlarını Genişletin

Soru: Yaradan hissinin bizlere bilgi, edinim ve bağlanmaktan sonra geldiğini ve daha sonra bize bağlı olan bu gücü doğal olarak ifşa ettiğimizi söylediniz. Bu duyguya ulaşmak için ne tür bir çalışma yapmalıyız?

Cevap: Algımızın sınırlarını genişletmeye çalışırız ki daha büyük bir Yaradan hissiyle dolsunlar. Başarabileceğimiz şey budur ve Yaradan bu süreçte bize yardımcı olur.

Soru: Kişi Yaradan’ı hissetmenin sınırlarını nasıl genişletebilir?

Cevap: Deneyin. Tıpkı dünyamızda tüm duyularınızı kullanarak bir şeyi anlamaya, duymaya veya görmeye çalıştığınızda olduğu gibi, Yaradan’ın içinizdeki tezahürünü her seferinde daha geniş bir şekilde algılamaya başlarsınız.

Yaradan – Doğanın Birliği

Soru: Kişi yaratılışın her unsurunda Yaradan’ı keşfettiğinde evrende ne olur?

Cevap: Eğer kişi yaratılışın her unsurunda Yaradan’ı keşfederse, Yaradan’ı ifşa etmiş olur. Yavaş yavaş, onlar için Yaradan tüm doğanın tek tezahür eden gücü haline gelir.

Bu, kişiye ifşa etmesi için verilen şeydir. Bu sayede, Yaradan’ın içinde var olan her şeyin birliğini hissetmeye başlarlar.

Yaratılışın Gelişimini Nasıl Hızlandırabilirsiniz?

Soru: Bu derste benim için ilginç bir şeyi ortaya çıkardınız: Yaradan’ın dışarıdan gözlemlediğim tüm tezahürleri meğer benim içimdeymiş. Kendim aracılığıyla Yaradan’ı tüm yaratılanlara ifşa edebileceğimi söylediniz. Bu nasıl yapılabilir?

Cevap: Yaradan’ı edinerek, O’nun tüm yaratılanları doldurma arzusunda birleşiriz. Bu tamamlanma bizim gelişimimize bağlıdır. Ne kadar çok gelişir, birbirimizle bağ kurar ve yaratılışın içsel gücünü hissedersek, Yaradan’ın içimizde tezahür ettirdiği şeyi o kadar çok ediniriz.

Soru: Birliğimiz aracılığıyla, Yaradan’ı ifşa etmek amacıyla tüm yaratılışın gelişimini hızlandırabilir miyiz?

Cevap: Elbette. Bunu yaparken, sadece hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda yaratılışı farklı bir şekilde ifşa ederiz. Gelişimimiz yoluyla yaratılışı ilerletmek istemediğimiz zaman başka bir şeydir, Yaradan’ın bizi çeşitli sorunlarda yönlendirmeye ihtiyacı olmadığı zaman başka bir şeydir. Bunun yerine, bu sorunları ortaya çıkarmayı, incelemeyi, ıslah etmeyi ve tamamlamayı kendimiz isteriz.

Yaradan’ın Düşüncesini İfşa Edin

Yaradan, mucit, üst güç değişmez bir kavramdır. Tüm gerçeklik tek bir düşünceyle yaratılmıştır. Ancak şu soru ortaya çıkmaktadır: bu bir noktada mı oldu yoksa her zaman orada mıydı?

Bizler, yaratılanlar, zaman çerçevesi içinde yaşıyoruz ve bu nedenle bize gerçeklik değişiyormuş gibi geliyor. Ama aslında, her şeyin, hem en yüksek hem de en alçak olanın son ıslah koşulunda olduğu sabit bir gerçeklik içindeyiz. Ve ifşa etmemiz gereken de işte bu gerçekliğin tamamıdır.

Gerçekliğin kendisi zaten mükemmeldir; içinde hiçbir gelişme yoktur ve yeni hiçbir şey ortaya çıkmaz. Değişiklikler yalnızca bir kişiyle ilgili olarak meydana gelir. Gerçekte kim olduğumuzu bularak ifşa etmemiz gereken gerçeklik budur. Gerçekten bu kadar çok muyuz, yoksa hepsi farklı düşünce, arzu ve eylemlere sahip tek bir kişi mi?

Yaradan’ın bakış açısına göre gerçeklik, tıpkı O’nun yarattığı gibi sabittir. Ancak kişi bu gerçekliğin ifşasına katılma ve ifşasının hızını ve doğasını belirleme fırsatına sahiptir ve en önemlisi, bu gerçekliği ifşa etmeye çalıştığımızda kimin için çaba sarf ediyoruz?

Başlangıçta tek bir düşünce faaliyet gösterir: yaratılış düşüncesi.

“Gerçekliğin tamamı tek bir düşünceyle yayılmış ve yaratılmıştır. Operatördür; operasyonun ta kendisidir; aranan ödüldür ve çabanın özüdür“ (Baal HaSulam, On Sefirot Çalışması, ”İçsel Gözlem”).

Yani, düşünce her şeyi içerir ve bizim sadece ona katılmaya çalışmamız, ona dahil olmayı istememiz gerekir. Tüm çalışmalarımız ve çabalarımız buna yöneliktir.

Yaradan bize yaratılış düşüncesini yani O’nun bize karşı tutumunu ifşa etmiştir; O’nun açısından her şey tamamlanmıştır. Fakat kendimizi yaratılış düşüncesiyle özdeşleştirmek için çabalarsak, o zaman bu sayede Yaradan’ı ediniriz. Yaradan’ın düşüncesini ifşa etmeye çalışarak, O’nu tanımaya, O’nu hissetmeye, O’na dahil olmaya, O’nunla birleşmeye başlarız.

O, bizden bu düşüncenin tamamını ifşa etmemizi ister. Eğer aşağıdaki yerimizden onun yüksekliğine, yaratılış düşüncesinin köküne, bu düşüncenin Yaradan’da ortaya çıktığı noktaya yükselirsek, o zaman bu şekilde O’na yaklaşırız, düşünceye değil, Yaradan’ın Kendisine yaklaşır ve O’nu ifşa ederiz.

Yeni Bir Derece Nasıl İfşa Olur?

Soru: Yeni bir derece hangi noktada ifşa olur? Form eşitliği anında mı yoksa tam tersi bir koşulda mı?

Cevap: Yeni bir derece, bir önceki derecenin düşüşünde ifşa olur.

Kişi daha yüksek bir koşula ulaştığında, bu koşulun on Sefirot’u kendisinde tam olarak gerçekleşir (onları hissetmese bile) ve bir sonraki derece hemen ortaya çıkar.

Bir sonraki derece, doğal olarak, kendini zıt taraftan göstermeye başlar yani bir düşüş olarak hissedilir. Aslında bu bir düşüş değil, en düşük haliyle bir sonraki dereceye yükseliştir.

Dolayısıyla, bizi bekleyen şey sadece dereceden dereceye bir yükseliştir. Ve biz (bunu anlayarak) sol çizgide sözde düşüşleri, yükselişler olarak karşılamalıyız.