Category Archives: Maneviyat

Dostların Rızası İçin Mi, Yaradan Rızası İçin Mi?

Soru: Benimle dostlarım arasında ve benimle Yaradan arasında emirler vardır. Lişma koşulunda, niyetim dostlarıma mı yoksa Yaradan’a mı yönelik olmalıdır?

Cevap: Hem dostlara hem de Yaradan’a.

Soru: Diyelim ki ben herkesi seviyorum ama başkalarının beni sevmesini sağlayamıyorum. Lişma herkese mi bağlıdır ve pek de bana bağlı değil midir?

Cevap: Herkese ve sana bağlıdır; sadece çalışmaya devam etmelisin.

Dostlarınıza Güvenin

Bir şey için yeni bir arzu duyduğumda, buna düşüş denir. Gerçekte düşüş diye bir şey yoktur: “Kutsallık yükselir, düşmez.” Ancak, içimizde yeni bir bozuk arzu ortaya çıktığında, bunu bir düşüş olarak algılarız.

Her birimiz yeni egoist arzuların ortaya çıkışını deneyimleriz. Eğer birbirimize, doğru bir şekilde bağlıysak, bu arzular bizi otomatik olarak birbirimize bağlar ve içgüdüsel olarak onlara karşılık veririz.

Bu da benim dostumun arzularını kendi arzularım olarak algıladığım, onların da benimkileri kendi arzuları olarak algıladığı anlamına gelir. Bu şekilde birbirimizi sürekli yukarı çeker ve birlikte yükseliriz. Bir düşüş koşulunda oyalanmamız, Yaradan’ın merhametinin bizi bu durumdan çıkarmasını beklememiz için bir ay ya da bir hafta bile gerekmez. Bu gerçekleşmez.

Eğer bir grubun parçasıysak, tüm Kli‘nin (kabın), tüm arzunun ifşası için gerekli olan her yeni düşüş, herkes tarafından muazzam bir avantaj, büyük bir keşif olarak hissedilir. Bu yüzden yaşlı bir adamın kaybettiği bir şeyi arıyormuş gibi eğilerek yürüdüğü söylenir. “Arzularım nerede? Yerden kaldırabileceğim, yükseltebileceğim ve böylece kendimi yükseltebileceğim ıslah olmamış niyetlerim nerede?”

Ancak bu, yalnızca bir grubun parçasıysanız, dostlarınıza güveniyorsanız ve onlara bağlı olduğunuzu kesin olarak biliyorsanız mümkündür. Bu şekilde onlar sizi destekler ve siz de onları desteklersiniz.

Üst Işığı Yakalamak

Soru: Kaba giren ışığı yakalamanın imkânsız olduğunu hissediyorum. Bununla nasıl çalışabiliriz? Onu nasıl tutabiliriz?

Cevap: Hiçbirimiz tek tek ışığı alamayız, ancak bir araya gelirsek alabiliriz. Her birimiz ayrı ayrı hazneye, kaba sahip değiliz. Alıcı ve ihsan edici niteliklerimizi birleştirerek kabı oluştururuz. Onların kesiştiği noktada bir ağ yaratırız ve bu ağda üst ışığı, Yaradan’ı yakalarız.

Soru: Onludan ne alıyoruz?

Cevap: Onlunun önünde kendimizi iptal ederek, her birimiz Malchut‘u temsil ederiz. Diğer dostlar, her birimizle ilişkili olarak, ilk dokuz Sefirot’tur, ihsan etme nitelikleridir.

İnanç, Hakikat Demektir

Soru: Eğer kişi hakikati bilmek istiyorsa, manevi çalışmada inanç neden önemlidir?

Cevap: Manevi anlamda inanç, hakikat demektir. Yani kimin sorduğu ya da nasıl sorduğu önemli değildir.

Önemli olan, hedefe doğru daha fazla ilerlemeniz için gerçekten neyin gerekli olduğunu sormanızdır. Ve sonra hiçbir sorun olmayacaktır.

Üst Olan İle Bağ Kurmayı Talep Edin

Soru: Başlangıçtaki durumumuz ile şu anki durumumuz arasındaki farkı görmemiz gerektiğini söylediniz. Bu farkı gördüğümü hissediyorum. Ancak bunun sadece benim yanılsamam olmadığından ve gerçek ilerlemenin olduğundan nasıl emin olabilirim?

Cevap: Kendisini içinizde kıyafetlendiren ve sizi ileriye götüren üst Partzuf ile bağ kurmayı ısrarla talep etmelisiniz.

Soru: Kişi düşüncelerini doğru bir şekilde Yaradan’a nasıl yönlendirebilir?

Cevap: Bence bunun hakkında çok fazla düşünmeye gerek yok. Sadece Yaradan’a nasıl bağlı kalacağınızı anlamanız gerekir. Ve eğer bunu yapabilirseniz, başka hiçbir şeye ihtiyacınız olmaz.

Yaradan’ın Işığını Kabul Etmeyi Seçin

Tora’mızın verildiği zaman olan Şavuot bayramı yaklaşıyor. Yaradan’ın kalpte kıyafetlendiğini, yani o zaman Tora’nın tüm İsrail’den her bir kişinin kalbinde kıyafetlendiğini kasteder (RABAŞ, Mektup No. 52).

Tora kişinin kalbinde kıyafetlendirilir yani kişi bu günlerde, Yaradan’la diğer zamanlarda deneyimlenmeyen bir bağ olduğunu hisseder. Bu günlerde, Yaradan halkına yaklaşır ve herkes bunun bir bayram olduğunu hisseder.

Eğer bayramı hissetmiyorsak, o zaman Yaradan’ın halkının içinde yaşadığını hissetmek için kalplerimizi açmalı ve bu günlerde edinilebilecekleri almalıyız. Eğer bayram çok az hissediliyorsa, bayrama hazırlığımızda, yani Tora’yı almaya hazır oluşumuzda neyin eksik olduğunu incelemeliyiz.

Tora kendini kalpte kıyafetlendirdiğinde ve kişi Tora’nın ışığını içinde hissettiğinde, Tora’yı bu içsel giysiye göre yerine getirmeye başlar. Yani, Yaradan’ın arzusu kişinin kalbine girer ve artık kalbin kendisi, kişiyi Tora’yı sevgi ve sevinçle yerine getirmeye zorlar.

Pesah’tan Şavuot’a kadar tüm günler boyunca kendimizi Tora’yı almaya hazırlarsak, o zaman bu bayramda onu kabul etmeye hazır oluruz. Başlangıçta insan kalbi egoisttir, ancak kişinin içinden geçtiği koşullarla dönüşür ve nihayetinde Yaradan’ın ondan talep ettiklerine yaklaşır. Tora’nın kişinin kalbinde kendini kıyafetlendirmesinin anlamı budur.

Kişinin Tora’yı almaya hazır olduğunun işareti, kişinin kalbini açmaya ve Yaradan’ın kalbine nasıl yerleştiğini hissetmek için kendisine gelen tüm ışığı almaya istekli olmasıdır.

İnsanlar, Sina Dağı’nın eteklerinde toplandıklarında, Yaradan’ın onlara bir koşul sunduğu söylenir: ya Tora’yı kabul edersiniz ya da burası sizin mezarınız olur. Başka bir deyişle, önlerine bir seçim konur: ya Yaradan’a bağlanırsınız ya da ayrılık içinde kalırsınız; seçim yapma zamanıdır. Ve biz birliği ve bağı seçeriz ve bu karar sayesinde bayram gelir!

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 56

Toplumdan Ne Gibi Ek Arzular Kazanabiliriz?

Toplumdan Tanrısallık için ek bir arzu kazanabiliriz. Ruhun pek çok parçaya bölünmesi meselesinin tamamı budur. Eğer kolektif ruh bölünmemiş olsaydı, hiçbir şey belirleyemezdik. Orijinal halinde ruh ışıkla dolu, tamamen mühürlenmiş, her şeyin yukarıdan geldiği –Reşimot (kayıtlar), ışıklar ve arzular- tek bir kaptır. Işık ayrıldığında, kap olduğu gibi kalır ama ışık ya da arzu olmadan. Tek bir parça olarak bile düşer ve bozulur. Sonra ışık geri döner, kabı uyandırır ve hareket etmeye başlamasına neden olur.

Bununla birlikte, kolektif ruhun pek çok parçaya bölünmesi bize (üzerinde değil ama kendi seviyemizde) özgür seçim eylemi yapma imkânı verir. Eylem bizim seviyemizde olduğu için, diğer parçalardan ek arzu alabiliriz; yani onlardan ilham alabiliriz. Diğer parçaların orijinal arzusunu almak mümkün değildir.

“Ben ”in anlamını ve soruların cevaplarını biz belirlemiyoruz: “Ben kimim?” “Ben neyim?” ve “Yaradan bana nasıl veriyor?” Onlar bir kaptır. Kabın içeriğini değiştiremeyiz veya içine girecek ışığı belirleyemeyiz. Kabın içindeki ışık bizim koşulumuzu, düşüncelerimizi ve arzularımızı belirler. Sahip olduğumuz tek özgür seçim, yakındaki kaptan ilham almaktır zira kökten bağlıyızdır. Eğer kökten bağlı olmasaydık, bir dostumuzdan ilham almamız mümkün olmazdı.

Kökten bağlı olan iki kap, maddesel dünyaya indiklerinde birbirlerinden ayrılmışlardır. Bir şekilde bağ kurmaya çalıştıklarında, kökteki bağlarına benzer bir birleşme eylemi gerçekleştirirler. Görünürde iki arzuyu tek bir arzuda birleştirirler. Eğer kişi görünürde ıslah olmuş bir arzuyu – maneviyata duyulan bir özlem, Yaradan’a duyulan bir arzu – bir dostundan alırsa, ne kadar ıslah olmuş olduğuna bakılmaksızın, sanki yukarıda iki kabı birbirine bağlamış gibi olur.

Bu bize özgür seçim olarak verilen tek eylemdir ve sonuç olarak kendi içimizde iki kap yaratırız ve aynı zamanda dostun arzusunu da alırız. Daha sonra yukarıdan her iki ruha ait olan ışığı çekeriz. Bu şekilde, her dostun arzusunu bütünleştirmek mümkündür.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 55

Kişiden Yapması Beklenen İlk Eylem Nedir?

Eylemde bulunmaya zorlanamayız çünkü her eylem gönüllü olmalı ve içsel çabadan kaynaklanmalıdır. Bu çaba ya da gerekli eylem, doğuştan gelen doğamızdan ve yukarıdan alınan ışığın kapsamından doğar.

Bu, kabın aniden kendi isteğiyle değişimi arzuladığı anlamına gelmez. Bunun yerine, kap Aviut (“kalınlık” veya “bayağılık”) ve Reshimo’ya (‘kayıt’ veya “manevi veri”) sahiptir ve bunlar onun yönüne ve seçimlerine rehberlik eder, değişimi sağlamak için ışıkla uyum içinde çalışıyor gibi görünür.

Ancak, gerçekte, ne yapmak isteyeceğimizi dikte edemeyiz. Her an önceden belirlenmiştir. Bize tanınan tek seçenek öğrenmeyle meşgul olmaktır. Destekleyici bir çevrede çalışarak, gruptan ek arzular alırız; aslında bizim olmayan arzular.

 

Yaradan’ın Niteliklerini Edinmek

Soru: Yaradan Kendisini iki kısma ayırdı: algılayan ve algılanan. Bu durum her zaman devam edecek mi?

Cevap: Algımız bu şekilde yapılandırılmıştır; algılayan ve algıladığı şeyden oluşur.

Ancak gerçek şu ki, bizim durumumuzda, Yaradan’ın ifşasıyla uğraşırken, ilginç bir niteliğe sahibiz. Kişi, Yaradan’ın niteliklerini edinmeye başlar. Onun ediniminin sınırı yoktur, ta ki sonsuzluk dünyasının hissine kadar.

Soru: Nihayetinde, edindiğimiz Yaradan, aynı anda her yerde, en uzak parçalarda bile var olabilen Yaradan mıdır?

Cevap: Kesinlikle!

Yaradan Her Zaman Hazırdır

Soru: Kişi Yaradan ile nasıl konuşabilir ki bu konuşma insanlar arasındaki iletişim gibi sürekli hale gelsin?

Cevap: Bu size bağlıdır. Yaradan her zaman hazırdır. O’nun sabah ya da akşam, gece ya da gündüz diye ayrılmış bir programı yoktur. O her zaman açık ve aktif bir durumdadır.

Birbirinizle birleşmeyi amaçlayan egzersizlere ne kadar sık katılır ve bu birlik içinde kendinizi Yaradan’a doğru yönlendirirseniz, O’nun koşulunu ve sizi nasıl algıladığını hissetme arzusuyla, O’nunla yakın ve doğrudan bir bağ kurmanız o kadar hızlı olacaktır.