Category Archives: Maneviyat

Grubuma Sorunlarımı Anlatmalı Mıyım?

Soru: Hayatımda olumsuz etki olarak gördüğüm bir şey olduğunu varsayalım. Gruba geliyorum ve bu olayın detaylarını onlarla paylaşıyorum. Grup ne yapmalı? Grubun desteğini nasıl hissedebilirim? Bana yardım etmek için, içsel bir şekilde Yaradan’a mı dönmeliler?

Cevap: Gruba sorunlarınızdan bahsetmemelisiniz bile. Sizi gruba ve grup aracılığıyla O’na bağlamak için her şeyin Yaradan tarafından yapıldığına dair gruptan sadece güven almalısınız.

Size bu tatsızlığa neden olması için, O’nun başka bir nedeni yoktur. Yaradan bunu yalnızca tek bir amaç için yapar: gruba ve O’na olan ihtiyacı hissetmeniz için çünkü grup içinde, daha sonra aranızda O’nu ifşa etmek için, kendinizin dışında O’na karşı doğru tavır üzerinde çalışırsınız.

Bu yüzden gruba sorunlarınızı anlatmanıza gerek yok. Esas olan, Yaradan’ı grup içinde ifşa etmeye çalışmak ve sonra grup aracılığıyla O’na dönmektir.

Twitter’da Düşüncelerim / 10 Ekim 2020

Musa’nın niteliği bizi Yaradan’la denkliğe, O’na yapışmaya getirir.

Musa bir kişi değil, tamamen Yaradan’a adanmış bir arzudur. Musa, örnek gösteren, bize değer veren ve yukarının ihsan etme niteliğini çeken güvenilir bir rehberdir, böylece içimizdeki bu niteliği açığa çıkararak, Yaradan’ın formunu içimizde inşa edeceğiz.

Kabala Bilgeliğinde Gizlenen Sırrı Nasıl İfşa Edebiliriz?

Soru: Bir Kabalist olursam, her Kabalistin tarif ettiği duygusal bir durumu yeniden yaratabilecek miyim? Ya o durumu kaydederken yanılmışsa ne olur?

Cevap: Her şeyi göreceksiniz. Kabala bilgeliği bir yandan herkese ifşa edilen bir bilimdir, diğer yandan da gizlenmiştir ve bir sırdır.

Soru, bir bilimin nasıl sır olabileceğidir. Tehlikeli bir silahın veya zehrin geliştirilmesinin gizlenmesi gibi gizlenebilir mi? Ve neden şimdiye kadar bir sır olarak kaldı?

Sır, gerçek Kabala bilgeliğindedir. Örneğin bir çocuğa atom bombası yapmak için bir formül gösterirseniz, bu formülle ne yapabilecek? Hiçbir şey. Kabala bilgeliğinde de aynıdır. Size harika bilgiler içeren ve okumanız söylenen bir kitap verildiğinde, bu bilgilerle hiçbir şey yapamayacaksınız.

Yine de kitapta olanı edinmek istiyorsanız, onu anlamak için kendinizi değiştirmeniz gerekecektir. Bu bilgiye sahip olduğunuzda, zaten kitabı yazan Kabalist gibi olacaksınız ve size doğanın büyük güçlerini anlatan formülle kötü bir şey yapamayacaksınız. Onlarla dilediğiniz gibi oynayamayacaksınız.

Bu, yalnızca doğa seviyesindeyseniz onu ifşa edebileceğiniz ve eğer değilseniz, hiçbir şeyi ifşa edemeyeceğiniz anlamına gelir. Yani bir Kabalist kimseye zarar veremez. Çünkü seviyesinden düştüğü anda derhal her şeyi unutur ve artık bu konuyu kontrol edemez. Bu konu onu manevi durumuna göre doldurur.

Sağlık ve Tıp, Bölüm 6

Virüs – İnsanın Dostu

Soru: Virüsler bugün açık ara insanın en tehlikeli düşmanıdır. Bir zamanlar bizim için en büyük tehdit büyük yırtıcılardı, ama bugün insanın kendisi korkunç bir avcı hayvan haline geldi. Bununla birlikte, insan zeki varlıklar gibi davranan bir DNA molekülü ve bir protein kılıfındaki RNA’dan oluşan minik virüslere karşı güçsüzdür. İlaç neden bunlarla baş edemiyor?

Cevap: Virüslerin insanın dostu olduğuna inanıyorum. Üstelik virüsler toplumun da dostudur. Bizi, hem insanları hem de toplumu değiştirmeye zorlamak için gelirler.

Bu nedenle virüse düşman olarak değil, çok hoş olmasa da, hatta tehdit edici olsa da yardımcı olarak bakmalıyız. Ama bir virüsün bizi neye götürdüğünü ve neyi hedeflediğini ciddi olarak araştırsaydık, bir hastalık olarak içimizde ortaya çıkmasına izin vermezdik. Virüsün toplumumuzda meydana getirmesi beklenen değişikliklere doğru koşardık.

Soru: Milyonlarca farklı virüs var. Bazıları gerçekten insanın dostudur. Vücudumuza fayda sağlarlar. Ancak bir noktada bu virüsler de zarar verebilir. Bu neye bağlıdır?

Cevap: Bu insana bağlıdır. Kişi kendisini ciddi bir şekilde değiştirmezse, o zaman doğa bize çeşitli sorunları ortaya çıkartarak hatırlatır.

Çevremizdeki dünyaya ne yaptığımıza bakın! Çalışmadığımız iki ay boyunca doğa yeniden canlanmaya başladı, parklarda hayvanlar belirmeye başladı, havadaki ozon konsantrasyonu arttı, her şey parlamaya ve ışıldamaya başladı! Şimdi her şeyin gitmesini mi istiyorsunuz?

Soru: Birbirimize karşı egoist tavrımızın mı sorunlara neden olduğunu düşünüyorsunuz?

Cevap: Sadece birbirimize karşı tutumumuzun değil, aynı zamanda dünyaya karşı endüstriyel tutumumuz da. Bitkisel ve hayvansal doğaya karşı tüketici yaklaşımımızla, onun içindeki bazı güçleri uyandırıyoruz ve çeşitli bozulmaların tezahürü ile bizi dengelemeye başlıyor; şimdiki durumda, bunu bir virüs yoluyla yapıyor.

Sevgi Ne Üzerine İnşa Edilir?

Soru: Konuşmalarınızda sık sık karşılıklı çekiciliği sevgi olarak düşünmenin yanlış olduğunu, sevginin karşılıklı tavizlerle inşa edilmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Çekim, neden partnerime karşı hisler geliştirmeme engel olmalı?

Cevap: Çekim size engel olamaz. Ancak sevgi cinsel çekime dayanmaz. Bu, ayrılmaz bir parça olarak gereklidir, ancak kesinlikle yeterli değildir. Matematikte olduğu gibi – koşul gerekli ama yeterli değil.

Sevgi, eşler arasında belirli bir tür manevi temas olduğunda, birbirlerini tamamladıklarında, yavaş yavaş bir yakınlaşma, karşılıklı manevi doygunluk olduğunda ortaya çıkar. Bu nedenle cinsel ilişkiler burada birincil bir rol oynamaz.

Twitter’da Düşüncelerim / 7 Ekim 2020

 

Yaradılış amacına bu formda ulaşamazsınız, çünkü İbrahim’in niteliğinde yaratılış niteliği yoktur, haz alma arzusu …

Sukot bayramı, ruhun inşasının başlangıcıdır. Ruh, İbrahim’in (Hesed, ihsan etme) niteliğinden başlar, tüm yaratılanlar için sevgiye yönelik açık bir kalp, onların faydası için.

İbrahim, Hesed niteliği, Yaradan’ın yarattığı tüm alanı doldurur. Yaradan, tüm yarattıklarını O’nun ile sevgi ve birlik içinde birleşmiş görmek ister. Yaratılış, ancak İshak’ın doğumundan sonra ortaya çıkar – İbrahim’in ihsan etme niteliğine bağlı haz alma arzusu.

Ardından, İbrahim’in niteliği olan Hesed’i, mantık üstü inanç yoluyla İshak’ın niteliği olan Gevurah ile birleştirmek.

İnsan, içinde tüm değişiklikleri yaşamalıdır: Hessed niteliğinden önce kendisini tamamen iptal etmek. Eleştirel düşünceyi biraz uyandırmak ve haz alma arzusunun tezahür etmesine izin vermek.

Sadece ona ihsan etme arzusunun otoritesini dayatmak için haz alma arzumuzu kullanırız. Sadece bu formda kendimize, egomuzla çalışma izni veririz. Ve bunu bu şekilde ıslah ettiğimizde, orta çizgi, Yakup ortaya çıkacak.

Yakup, en önemli manevi niteliktir. İbrahim Yaradan’dan ihsan etmeyi sembolize eder, İshak ise yaratılıştan haz alma arzusunun açığa çıkmasını ifade eder. Yakup, bu iki niteliğin birleşimidir: ihsan etme ve alma, sağ ve sol çizgiler insanın içsel çalışmasının bir sonucu olarak. Kişi iki çizgiyi birleştirdikçe, Yaradan gibi olur.

Bunlar, Yaradan’ın yaratılışta ortaya çıkan nitelikleridir.

İnsan (Adam) Yaradan’a “benzer” (Dome) anlamına gelir. Yakup, Yaradan’a benzerliği ölçüsünde insanın içinde ortaya çıkan nitelikler olan üç Patrik arasında en önemlisidir. Yakup’un niteliğine Tiferet (güzellik, büyüklük, şeref) denir.

Yukarıdan iki nitelik alıyoruz: iyi ve kötü eğilimler. İyi eğilim, İbrahim aracılığıyla Yaradan’dan gelir. Yaradılışta tezahür eden kötü eğilim, onu yaratan Yaradan’dan gelir. Bu iki kuvveti doğru şekilde birleştirmek bizim işimiz ve bunu gerçekleştirmeliyiz.

İhsan etme kuvveti ve alma kuvveti, orta çizgide birbirini güçlendirerek uygun formda birleştiğinde, insanda sadece basitçe sağ ve sol çizgilerin toplamı olarak tezahür etmez, daha ziyade her çizgi diğer çizginin zıtlığını ortaya koyar ve onu yüceltir.

Kötülük Neden İyiden Önce Gelir?

Soru: Kötülük neden iyiden önce gelir?

Cevap: Yaradan kötüyü yarattı ve onu dengelemek için iyiyi de yarattı. Bunun nedeni, egoist bir kişinin olumsuz etkiler tarafından sarsılabilmesidir. Ve kişi kötü olanları dengelemek için olumlu etkilerin peşine düşecektir.

Bu, kişinin hem sol çizginin olumsuzluğunu hem de sağ çizginin olumluluğunu biriktirip, akıllıca büyümesinin tek yoludur.

Bunu yapmanın başka yolu yok! Tek bir nitelikten oluşamayız. Yalnızca Yaradan tek bir nitelikten oluşur.

Bu, Kabala bilgeliğinin arzu ve niyet üzerinde çalışmasının sebebidir. Yaradan sadece ihsan etme arzusu sahipken,  hepimiz sadece alma arzusundan oluşmuşuz. Ama alma arzusu üzerindeki niyeti değiştirmemiz gerekiyor ki bu, edinebileceğimiz, yukarıdan alabileceğimiz, Yaradan’a ihsan etmek için olan bir niyet olacaktır. O zaman bizler, O’na benzeyeceğiz.

Bu Dünyayı İncelemek

Yorum: Yüzlerce filozof ve bilim adamı, tüm insanlığın tek bir aile, tek bir organizma olduğunu yazdı. Yani, bir şekilde bizim ortaklığımızı hissettiler.

Cevabım: Birçok insan bugün hala bu ortaklığı hissediyor. Bunun için Kabalist veya bilim adamı olmanıza gerek yok. Dünyayı inceleyen bir kişi olmak yeterlidir. O, doğanın içindeki her şeyin birbirine bağlı olduğunu – cansız, bitkisel, canlı ve insan seviyelerinin tek bir ortak organizma, tek bir ortak sistem olduğunu görür.

Ancak kişi onu nasıl hissetmeye başlar, onu kontrol eden gücü hissetmek için bu sistemle nasıl çalışılır? Bunu sadece Kabala öğretir.

Üç bin beş yüz yıl önce yaşayan İbrahim, bu ortaklığı ilk hisseden kişiydi. O, tezahür eden üst güçleri Yaradan olarak adlandırmaya başladı.

Kalpteki Noktayı Nasıl Büyütebiliriz?

Soru: Kalpteki nokta, egonun içindeyse ve onun tarafından yönetiliyorsa onu nasıl büyütebiliriz?

Cevap: Manevi yaşamımızın temeli olan bu nokta, şimdi ego tarafından esir alınmıştır. Kalpteki noktanızı onun üzerine yükselterek egodan çıkmalısınız.

Ancak bunu yaptığınızda egoizminizi kaybetmezsiniz. Ego kalır ve hiçbir şekilde ortadan kaldıramazsınız. Ama onu kontrol etmek için üzerine çıkabilirsiniz.

Soru: Ego içinde noktanın kendisinin bir hareketi var mıdır?

Cevap: Evet. Kalpteki nokta, manevi kabımızın, ruhumuzun temelidir. Fakat aynı zamanda, embriyonun geliştiği bir damla meni gibidir. Bu nedenle, onu geliştirmeye başlamalıyız ve o yavaş yavaş egomuzun üzerine çıkacaktır.

Bu noktanın egodan ayrılışına alegorik olarak Mısır’dan çıkış, Firavun’un yönetiminden, egoizmimizden ayrılış denir. Özgür olabilmemizin tek yolu budur. Kalpteki noktayı geliştirmeye devam edersek, büyüyecek ve onun içindeki manevi dünyayı hissetmeye başlayacağız.

Ruhun Kıvılcımı Nerededir?

Soru: Ruhun kıvılcımı bedenin neresindedir? Gerçekten içimde olduğunu nasıl hissedebilirim?

Cevap: Kıvılcım bir kişinin vücudunda değildir. Vücutta kesip çıkarabileceğiniz böyle bir yer yoktur.

Fiziksel bedende olmayan ruhsal bir güçtür. Bedeniniz var olmasa bile, kıvılcım hala kalacak ve yeni bir fiziksel bedene sahip olacaktır. Kalıcı olarak var olan ve bir yaşamdan diğerine geçen ruhsal gendir. Değişen tek şey onun fiziksel taşıyıcısıdır.