Category Archives: Kabalistler

Yeni Bir Koşula Geçiş

Tora’da, bazı kötü karakterlerin ağaçlara asıldığı hikâyeler vardır. Kural olarak, daha iyisini hak etmedikleri için asılırlar.

Kişinin muhtemelen dünyamızdan alması gereken iyi tavrı tükettiği ve artık ortadan kaldırılması gerektiği gerçeğinden bahsediyoruz. İnsanlar için iyi bir şey yapacağına dair ümidi kalmamıştır ve bunun sembolü olarak bir ağaca asılır.

Yorum: Kabalistler her şeyin, en olumsuz olanın bile bir tür anlamı ve amacı olduğunu söylerler ama bu yıkımla ilgilidir.

Cevabım: Hayır, ölüm ya da asılma henüz nihai yıkım değildir. Onu yaksalar ve külleri rüzgârda savursalar bile, yine de son değildir. Bunu bir sonraki safha olan ıslah izler. Örneğin: su ısıtılırsa gaz haline gelebilir; donarsa katılaşır, başka bir duruma geçer. Ölüm de aynıdır, sadece farklı bir koşuldur, bir ıslahtır.

Bir Kabalist Neden Ölümden Korkmaz?

Soru: Bir Kabalist’in ölüm seviyesinin üzerinde var olurken, sıradan bir insanın ise bu seviyenin altında olduğunu söylüyorsunuz. Bu ne anlama geliyor?

Cevap: Bir Kabalist ölümden korkmaz ancak sıradan bir insan sürekli bu korkuyu yaşar, kendini unutmaya çalışır ve hayatının sona ereceğini unutabilmek için çeşitli eylemlerde bulunarak kendi oyalar. Korku, ortadan kaybolmanın anlaşılmaz bir özelliği, yaşamın sona ermesi, “O zaman neden varım, neden yapıyorum tüm bunları?”

Ve bu sorular bizimle çok ilgili de olsa, hayatımızın dışında çözülmeden kalırlar. Biz sadece onları kendimizden uzaklaştırır, ikincil ve üçüncül faaliyetlerle meşgul olarak en önemli şeyi yokmuş gibi bir kenara bırakırız.

Ancak bu soruları bizim için en önemli şey olarak belirlersek, o zaman diğer her şey onları çözene kadar bir anlam ifade etmeyecektir. “Neden çocuk doğuruyorum? Neden varım? Hayatta her türlü küçük doyumun peşindeyim, ne için?!”

Ve Kabalist tüm bunları ifşa eder ve bu nedenle kesinlikle açık ve gerçek bir akış içinde var olur. Onun için her şey yerli yerindedir. Yarım ipuçlarıyla meşgul olmaz, doğumdan ve ölümden, bu hayatın sona ermesinden saklanmaz.

Her bir koşulun önemini anlar. Bu hayatta rasyonel davranır çünkü her olguyu mevcut perspektifinde, mevcut boyutunda, şimdiki öneminde – yaşam, hareket, ölüm, reenkarnasyon, belki de birkaç yaşamda olacak olan nihai bir hedefe ulaşılması ile uyumlu olarak ele alır. O tüm bu perspektifi görür.

Ve onun için bu küçük hayat, aslında birçok hayatın bir parçasıdır. Her hareketinin, her eyleminin nerede olduğunu anlar. Yani, bugünü ve yarını, bir sonraki anın anlayışı olmadan, olup olmayacağını düşünmeden –  “Ne olacaksa olacak,  ben ne yapabilirim ki?”- diyen sıradan bir insan gibi hareket etmez.

İlk Sayfadan

Kabala üzerine en temel kitap olan On Sefirot’un Çalışması, hayatın anlamı sorusuyla başlar. Bu kitap, yaratılış anından ıslahına ve en eksiksiz hale gelmesine kadar tüm evren hakkında bilgiler içermektedir. Çok spesifiktir, her şeyi kapsar ve yalnızca Kabalistlere yöneliktir.

On Sefirot Çalışmasına Önsöz”, bir kişinin neden Kabala’ya ve tüm dünyalar, bunların yapısı, etkileşimi ve işleyişi hakkında bilgiye ihtiyacı olduğunu açıklar.

İlk sayfadan itibaren okuyucu çok basit bir soruya yönlendirilir. Hayatınızın anlamının ne olduğunu merak ediyor musunuz? Kendinizi neyle dolduruyorsunuz? Memnunsanız, yaşadığınız gibi yaşamaya devam edin.

Ama bu soruyu kendinize soruyor ve kendinizi boşlukta hissediyorsanız, hayatın anlamını sorguluyorsanız ve bunun ne için olduğunu anlamıyorsanız ve bu soru sizi öylesine çok zayıflatıp depresyona sokuyorsa, herhangi bir şey yapmak için motivasyon eksikliği veriyorsa bu kitap tam size göredir. Size gerçekte nerede olduğunuzu, amacınızın ne olduğunu, şimdi gerçekten neyi gerçekleştirebileceğinizi ve neyi başarabileceğinizi söyleyecektir.

Kişiye sonsuzluk ve mükemmellik sunulur, aksi takdirde yaşamaya değmez.

Kabalistlerin Edinimleri

Soru: Yeşu (Peygamberler) Kitabı’nın on dokuzuncu bölümünde, fethedilen toprakların adlarının çok doğru tasvirleri verilmiştir. Bu tanımlar kimlere yöneliktir, sıradan insanlara mı yoksa Kabalistlere mi?

Cevap:  Onlar, toprağın, Eretz (Ratzon – arzu kelimesinden)  ne olduğunu anlayabilen ve bu arzuları nasıl bölebileceklerini, fark edebileceklerini, anlayabileceklerini ve kendi içlerinde hissedebileceklerini, her biri ve hepsi üzerinde nasıl çalışabileceklerini ve onları nasıl birbirine bağlayabileceklerini anlayabilen, böylece yavaş yavaş ilerleyip egoist bir ilişkiden özgecil arzulara kısmi bir ıslah gerçekleştirebilen insanlar için verilmiştir.

Soru: Bir Kabalist böyle farklı isimleri duyduğunda ne olur?

Cevap:  Bu Kabalistin edinimine bağlıdır. Onların gimatrialarını, isimlerini, neden, nasıl sorularına cevaplarını ve her şeyin hangi sırayla gerçekleştiğini ve buna benzer şeyleri anlamaya başlar. Bunu yapmak için tüm bu koşullardan geçmeniz gerekir.

Ancak bu konu karmaşık değildir. Basitçe, arzularınızın özüne kendi üzerinizdeki çalışma vasıtası ile ulaşarak derece derece edinim sağlarsınız. Her şey kolaydan zora doğru gider.

“Kahramanlarınız Kimler? Size Kim İlham Veriyor?” (Quora)

Benim büyük olarak kabul ettiğim büyük insanlar,  Kabala bilgeliğini geliştiren büyük Kabalistlerdir. Onlar bunu eski Babil’den, yani insanlarda kötülüğün ilk ortaya çıktığı zamanlardan aldılar ve onu 5.000 yıldan fazla bir süredir bir nesilden diğerine taşıdılar.

Bunlar arasında 2. yüzyılda yaşamış olan Zohar Kitabı’nın yazarı Rabbi Shimon Bar Yochai; modern Kabala biliminin kurucusu—15. yüzyılda yaşayan Haham Isaac Luria (Ari); ve zamanımızı göz önünde bulundurarak Kabala bilgeliğini geliştiren son Kabalist – 20. yüzyılda yaşamış olan Kabalist Yehuda Aşlag (Baal HaSulam) yer almaktadır. Özünde, tam olarak o bizim kuşağımıza Kabala bilgeliğini ifşa etti ve onun yardımıyla şimdi gerçekliğin, doğanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu temel sorunun anlaşılmasına ilerliyoruz.

Ayrıca, bu bilgeliği bana aktaran öğretmenim Baal HaSulam’ın büyük oğlu Rav Baruch Shalom HaLevi Aşlag’a (Rabash) büyük saygı duyuyorum. O, bunu bana teslim etti ve onu insanlığa yaymam için beni görevlendirdi – ki ben de tüm gücümle bunu yapmaya çalışıyorum.

Bu yüzden büyük kabalistler – Rashbi, Ari, Baal HaSulam ve Rabaş – benim örnek olarak gördüğüm insanlardır. Bana göre onlar dünyanın kahramanlarıdır.

Manevi Dünyaya Benzerlik İçinde

Yorum: 12. yüzyılın büyük Kabalisti, filozofu ve doktoru Rambam, tıbbi çalışmalarının çoğunu yemek ve gıda tüketimine ayırmıştır. Kişinin yemek sırasında beş duyusunu da kullanmasının en iyisi olduğunu söylemiş. Yani yemeğe koku, müzik, tütsü/buhur vb. eşlik etmelidir.

Cevabım: Kabalistler arasında solumak için tütünlü küçük enfiye kutuları çok popüler olmasına rağmen artık tütsü/buhur kullanmıyoruz.

Soru: Kişinin beş duyu organını da kullanması gerekmesinin nedeni nedir? Bu tam olarak bir tören.

Cevap: Evet, gerçekten öyle. Rabaş ile çalışan eski Kabalistler beni yemeklerine katılmaya davet ettiklerinde, bu benim için gerçek bir tören haline geldi. Büyük bir içsel heyecanla buna hazırlandığımı hatırlıyorum. Benim için anlamı büyüktü.

Yorum: Rambam ayrıca yiyecekleri dikkatli bir şekilde çiğnemek gerektiğini yoksa bize zarar vereceğini yazmış. Bunun için de dişlerimiz var.

Cevabım: 32 diş, yiyecekleri tasnif etmek, tüketime hazırlamak ve sonra yutmak için öğüten 32 değirmen taşı gibidir. Çiğneme aparatının mekaniğini, neden dudaklarımız, dilimiz, yanaklarımız olduğunu, ağzın nasıl düzenlendiğini ve tüm hareketlerimizin neye yol açtığını anlamamız gerekir.

Bizler manevi dünyaya göre düzenlenmişiz. Biyolojik bedenimiz, ruhsal güçlerin birbiriyle ilişkisinin bir sonucudur. Ve yukarıdan, ışığın arzularımıza böyle bir alımı olması gerektiğinden, bedenimiz yiyecekleri emmek ve manevi alıma doğru ilerlemek üzere tasarlanmıştır.

Büyük Kabalistlerle Bağlantı

İnsan gelişiminin tarihi boyunca, aynı ruhlar dünyamıza iner ve Kabala metodolojisini yayar. Büyük Kabalist Baal HaSulam’ın ruhu, kendisinin de söylediği gibi, Ari’nin ruhunun bir sonucuydu. Ve Ari’nin ruhu, Raşbi’nin ruhunun bir sonucuydu.

Baal HaSulam’ın takipçileri onun öğrencileriydi ve özellikle en büyük oğlu Baruh Aşlag (Rabaş) ve Rabaş’ın bir öğrencisi olarak ben, bu çalışmayı sürdürüyoruz.

Soru: Öğretmeniniz Baal HaSulam’ı hissediyor musunuz?

Cevap: Baal HaSulam’ı bir dereceye kadar, ama öğretmenim Rabaş’a kendimi çok yakın hissediyorum; onunla bağlantı halindeyim.

Kokusunu, sesini, alışkanlıklarını, onunla saatlerce ve yıllarca süren iletişimi hatırlıyor olsam da fiziksel bir duyudan bahsetmiyorum. Ki bunlar da geride kalan, birlikte iletildiği ve Rabaş’la beraber olma ve onun iç dünyasını hissetme arzusuyla güçlendirildiği için çok canlı duyulardır. Manevi seviyede bu tür sürekli bağlantı bazen tamamen dünyevi anıları da kışkırtır.

Milyonlarca dünyevi anıyı koruyabilirim ama onlara ihtiyacım yok. Rabaş ile daha içsel bir bağlantım var, bu yüzden dünyevi duyguların ve anıların bir anlamı yok. Bu onun sözlerini veya görünümünü özlediğim anlamına gelmiyor çünkü aramızda akan içsel bilgiler var.

Ve bunu Baal HaSulam ile ilgili olarak söylemem. Bir duyum var; onunla ilgili içsel seviyede bir anlayış var. Ama bu daha çok ruhu anlamakla ilgilidir, onunla birleşmekle değil; bağlantı, duygulardan çok zihin düzeyindedir. Ve öğretmenim (Rabaş) ile bu, daha çok duygu düzeyindedir.

Zohar Kitabı’nı Hissedin

Yorum: Kadim bilginler, Zohar Kitabı’nda bizi düzeltebilecek ve mümkün olan en iyi duruma getirebilecek olumlu bir güç olduğunu söylediler. Siz, bu kitabı biraz da olsa hissetmemize yardımcı oluyorsunuz ki içindeki güç bizleri olumlu yönde etkilesin.

Benim cevabım: Zohar Kitabı’nın değeri içeriğini açıklamamaktadır çünkü en azından bir şekilde hissedene kadar üst dünyanın nasıl çalıştığını hala anlayamazsınız.

Bizler onu sadece sizi düzeltebilecek, sizi üst dünya seviyesine yükseltebilecek üst ışığı çekmek adına okuyoruz ve hepsini orada hissedeceksiniz. Tıpkı bizim dünyamızda olduğu gibi: Sadece on yaşındaki bir çocuğun görüp anlayabileceği şeyleri bir yaşındaki bebeğe anlatmak mümkün müdür? Yani onu on yaşında bir çocuk seviyesine geliştirmelisiniz ve büyüdüğünde gördüğü şeyi açıklayabilirsiniz.

Ancak kişi gelişene kadar, bu kitap onun için hala bir gizem olarak kalacaktır. Onu yüz yıl okuyabilir ve yüz yıl hiçbir şey anlamayacaktır. Belki bir şeyler hayal etmeye başlayacaktır, ama bu hala gerçekte olduğu şey değildir.

Bu nedenle, Zohar Kitabı’nın her an üzerinizde çalışmasını ve sizi geliştirmesini beklemelisiniz. Sonuçta, bizim dünyamızda bir yaşında bir çocuğa eğitici oyunlar veriliyorsa, o oyunlarla meşgul olmaya devam eder ve bedeni otomatik olarak büyür o zaman bizler de manevi dünyada büyümemizi her an uyandırmalıyız, yoksa büyümeyeceğiz.

Büyük Kabalistler Grubunun Sonuncusu

Yorum: Derslerde ağırlıklı olarak Baal HaSulam ve en büyük oğlu Rabaş’ın yazılarını inceliyoruz. Görünüşe göre tüm büyük Kabalistler zincirini daralttık.

Cevabım: Geri kalan Kabalistlerin yazıları her ikisinde de yoğunlaşmıştır. Bu nedenle Baal HaSulam ve Rabaş’ın yazılarını inceleyerek hiçbir şeyi kaçırmıyoruz. Birincisi, onlar bize en son ve en yakın olanlardır. İkincisi, onlar gerçekten yirminci yüzyılın modern Kabalistleridir.

Üçüncüsü, birçok nesiller boyunca önceki tüm Kabalistler bir şekilde Baal HaSulam ve Rabaş’ın yazılarında toplanmış ve yoğunlaşmıştır ve bu nedenle hiçbir şey kaybetmiş değiliz.

Baal HaSulam ve Rabaş, yazılarında Zohar Kitabı, Sefer Yetsirah ve benzeri gibi daha eski Kabalistik kaynaklara güvendiler. Kendi yazdıkları yazılar da var. Onları okumak ve çalışmak bizim için daha kolaydır.

Prensip olarak, bundan daha fazlasına ihtiyacımız yok. Ayrıca, onların yazılarının çerçevesini aşmadan, Kabala bilgeliğini tam olarak edinebilir ve onu ıslahımız için gerekli bir şekilde uygulayabiliriz.

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş güneş ışınlarını yoğunlaştıran bir mercek gibi mi?

Cevap: Evet, Baal HaSulam kendisinden önceki her şeyi bizim için topladı. Zohar Kitabı’nı ve Ari’nin yazılarını açıkladı. Dünyayı daha yüksek bir davranış sistemi aracılığıyla yönetme bilgeliği olan Kabala ilminde, onun açıklığa kavuşturmadığı önemli bir konu yoktu.

Baal HaSulam her şeyi açıkladı, bilgeliği bize yaklaştırdı ve bizim anladığımız bir dilde ifade etti. Onun yazılarını çalışmazsak, gerçekten dünyadaki hiçbir şeyi, onun davranışını ve amacını anlayamayacağız.

Karşıtlıkların Bütünleşmesi Bize Ne Verir?

Bizim dünyamızda önce bir şeyi, sonra başka bir şeyi yani bir şeyi diğerine karşı hissedebiliriz  ama aynı anda değil. Ve Kabala, hem kötü hem de iyi durumları aynı anda çekmenize, aynı anda onlara hakim olmanıza, onları birbirine bağlamanıza ve iyi durumları birçok kez daha canlı hissetmenize olanak verir.

Ek olarak, aynı anda iki yerde olamayacağımız için maddi dünyada bazı fiziksel fenomenlere ulaşmak mümkün değilse, eksi ve artı ile aynı anda birleşemeyiz, kuantum fiziğinde genellikle olduğu gibi bazı anlaşılmaz, imkansız kombinasyonlarımız var, o zaman Kabala tüm bunları çok basit bir şekilde çözmemize olanak sağlar.

Soru: Ve şöyle bir durum hayal edin: bir anne çocuğu cezalandırır; çocuk elbette acı çeker ama aynı zamanda annesinin onu sevdiğini ve onun iyiliği için yaptığını anlar. Böylece annesini haklı çıkarır. Prensip olarak, dünyamızda bu gerçekçi değil. Ancak bunu karşıtların bütünleşmesine bir örnek olarak alabilir miyiz?

Cevap: Bu tam olarak doğru örnek değil çünkü mantık ötesi inançla gitmek isteyen bir kişi, hem olumsuz hem de olumlu nitelikleri eşit olarak çeker. Kişi, bunların ancak birbirleriyle kombinasyon halinde doğru şekilde tezahür edebileceklerini ve ona tam bir hissiyat ve edinim ölçüsü verebileceklerini anlar.

Bir Kabalistin görevi, olumsuz ve olumlu nitelikleri doğru bir şekilde değerlendirmektir, başka bir şey değil. Doğada olumsuzluk olmadığını anlar ama henüz olumlu ile bütünleşmediği için öyle hissedilir.

Soru: Yani bir Kabalistin kendisi veya başkaları için hiç korkusu yok mudur?

Cevap: Neredeyse hiç.

Tabii ki, çeşitli koşullardan geçer. Farklı seviyeler arasında iken, her türlü olumsuz etkiyi hisseder, ancak bu sadece iki seviye arasında bir durumdayken kısa bir süre içindir.