Category Archives: Dağıtım

Dağıtım ve Birlik

Soru: Kongrenin her üç gününde dedik ki, insanlığın yalnızca %99’una yapılan dağıtım grubu gerçek anlamda birleştirmeye yardımcı olacaktır. Dışarıda dağıtım yapmak için mi birleşiyoruz, yoksa birlik olmak için mi dağıtım yapıyoruz?

Cevap: Bu karşıt olarak oluşur. Şayet bizler dağıtım içine dahil olmaz isek, o zaman bağ kurmaya ve grup içinde içsel çalışma yapmaya devam edemeyiz; hepsi ortadan yok olur. Fakat diğerleri ile çalışmaya başlarsanız, bütün bunları tartışmaya başlarsınız, ”doğum yapınız” ve bütün bunları aranızda birleştiriniz. Onlara her şeyi kendiniz örnek olarak gösteriniz; nitekim aslında öğrenciler de eğitmeni oluştururlar.

Diğer yandan, onlara neyi öğretecekseniz, kendi içinizde de bu doğumu yapmanız gerekir. Bu nedenle, bireyin ve kitlelerin ilerleme sağlayabilmesi, birbirine karşılıklı olarak bağımlı olan karşıtlık içindeki olaylardır. Sizler onlar için, onlar da sizler için vardırlar.

16.6.2013 tarihli  Krasnoyarsk kongresinden, 5. Ders 

Bir Çoğu için Rol Model

Soru: İçimizde bu kadar darbe almış ve tamamen karanlık durumdaysak nasıl olur da bizler tek olarak birleşebiliriz? Herşeye rağmen, alma arzusu herşeyi yok ediyor. İçimizde sadece nefret varken, Yaradan’a nasıl bir talepte bulunabilir, nasıl bir dua edebiliriz? Bunun hakkında ne yapabiliriz? Evet, bir grupta olmam gerektiği konusunda hemfikirim ancak Fransa’da bu işler biraz karmaşık…

Yanıt: Hepimiz insan gelişiminde herşeyin daha sadece başlamakta olduğu bir safhadayız. Bizler herkesten önce yürümekte olan öncüleriz. Bu tabi ki çok zor. Etrafımızda bizim gibi düşünmekte olan kişiler bulabiliriz, birşekilde problemleri çözmemiz gerektiğini anlayan ancak bunu nasıl yapacağımız henüz bilmeyen. Bu biraz zaman alacaktır.   

Asıl soru şudur: Bizim gibi düşünmekte olan insanlarla gerçekten fiziksel olarak yakın olmaya ihtiyacımız var mı? Tüm dünyada bizimle çalışmakta olan ve birbirlerine paylaşımlar konusunda yardım etmekte olan birçok öğrencim var. Birlikte çalışmamız bizi birbirimize bağlar. Bu nedenle bir grup ve topluluk kurmamız gerekmekte.

Fransa’da bizim öğrencimiz olmayanlardan oluşan bir bölgede yaşıyor olabilirsin ama yine de bizimle bağlantıda olabilirsin. Diğer insanlar ile direk temas içinde olman gerekmiyor. Bu tabi ki önemli ancak bu olmadan da çalışmalarını yönetebilirsin.

Örnek olarak, İsviçre’de grup olmadan başarı ile gelişmiş olan bir arkadaşımız var. Mükemmel bir öğrenci! Ondan deneyimlerini sizinle paylaşmasını isteyebilirsiniz; o gerçekten birçoğu için rol model.

Almanya’daki Avrupa Kongresinden Ders 2 , 22 Mart 2013

Eğer Siz Dünya’ya Gelmezseniz, Dünya Size Gelecek

Baal HaSulam, “Bir hizmetçi, metresin varisidir“ der: Bizim Yukarısı olarak açıkladığımız, dışsallık olarak adlandırılan Yukarı Köklere  genellikle “hizmetçi” ve “köle” denir. Bu, yüzeysel bir gözleme dayalı olabileceğinden dolayı, kötülük etmeye niyetlenmediğini göstermeyi amaçlar. Bunun yerine, köle ve hizmetçinin efendisine hizmet etmesi gibi içselliğe hizmet ederler.

Bizler aramızda işbirliği ve karşılıklı sorumluluğu yönetebilecek durumda bulunmamıza karşın, dünyanın çatışmalarla, savaşlarla, nefretle ve sorunlarla dolu olduğu görünmektedir, en nihayetinde ise her şey tek bir şeye yönelmektedir: Bugünkü durum mevcut olsa bile aslında herkes diğerine hizmet etmektedir. Bunu kabul etmek çok zordur ve halen daha yol bu şekildedir. Aramızdaki ilişkiler hoşnutsuz ve korkunç olabilir ancak herkes diğerine hizmet ediyor.

Tabii ki böyle bir şeyi tamamlamayı kabul edemiyoruz; aksi durumda ise aynı olumsuzluğa daha hızlı, daha iyi ve daha rahat bir tutum içinde katlanabiliriz. Yüksek Bir İlahi Takdiri kabul etmek zorundayız: Ne olduğu mühim değil, her şey karşılıklı ıslahın amacı için meydana gelmekte..

Soru: Bugünlerde haberlerde İran liderlerinin İsrail’i vurmayı istediklerini duyuyoruz. Şimdi kendi kendime sormak zorundayım: “Bu iyi bir şey ve bize hizmet ediyor öyle mi?”

Cevap: Bize hizmet ettiğinden hiç şüpheniz olmasın, ancak ne olduğuyla doğru biçimde bağ kurarsak, gelişimimizin şimdiki sahasını daha memnun ve rahat şekilde kabul edebiliriz. Sorun bizde, kalbindeki noktası uyananlarda ve kendimizi dostça bir tutum yerine dışsal baskının bu formuna özel olarak getiriyoruz.

Kendimizi onları doğru olarak kabul etmek için hazırlamadığımızdan dolayı gelişim güçleri bu şekilde ifade edilir. Bunun için kendimiz dışında kimi suçlayabiliriz ki? Bu, kalp noktası uyananların ithamlarından geldiği yerdir..

Tüm bunlardan sonra ilk adımı atmak bizim ellerimizde, metoda ve neye ihtiyaçları olduğunu bilmediğimizden, bize tehditlerle yaklaşan sevgi sembolleri ve hediyeleri yerine  “Neden Islahla birlikte gelmiyorsunuz?” diye haykıran arzulara sahibiz.

Dünya, bütünün üzerinde dengededir ve bu Ein Sof (Sonsuzluk) dünyasıdır. Eğer bu dengeyi, değerinin ölçüsüne, yükselen suçların ölçüsüne göre dünyayı yargılamayarak, sorumluluğumuzdan kaçmayarak sağlayamazsak. Kabalist Kuk bunu hakkında şöyle yazar: “Eğer temiz bir şeyi solumak imkansızsa, Kefaretin Şofar’ı olan  düşman hemen gelir. Amalek gibi, Hitler veya diğerleri gibi ve kulaklarımızda bir felaket yer eder ve kefareti çağrıştırır. Amalek veya Hitler gibilerinin kefaretin çağrışımı olduğunu söylemektedir.

Daha da ileri giderek şöyle söylemektedir: “Milliyetçilik kalpteki noktası uyananların sorunlarının dalının bir parçasıdır.” Burada da kefareti görmekteyiz ancak bu Şofar’ı kutsayamazsınız.

“Kutsayamazsınız”; ama o yine de Şofar’dır.

Tüm husus, bizim Ein Sof dünyasında olduğumuzdur ve onun parçalarının bize “ak” mı yoksa “kara” mı görüneceğine karar verecek olanlar yine bizleriz. Yani aslında bunun hakkında ağlayıp sızlanacak bir durum yok. Ahmedinejad aslında bizi ıslaha çabucak gelebilmemiz için uyandırmaktadır. Ayrıca yaşadığımız global kriz de bizi buna itmektedir. Söz konusu kriz farklı yerlerde başlamışsa ve bize henüz ulaşmışsa, bu demek oluyor ki bizler gelişimimizin ve dünya uluslarına ıslahın metodunu sunma konusundaki yeterliliğimizin gerisinde kalmışızdır. .

En kötüsü ise probleme uygun olan tüm yollarla çözüm sunmak konusunda dünya uluslarına koşmak yerine sorunların çözümü olarak şuursuzca umut etmektir. Biz sunmamız gereken yöntem hakkında endişe etmiyoruz. Yapmamız gereken çok şey var ama olanların suçlusu olduğumuzu hissetmemek suretiyle sorumsuzca davranıyoruz fakat dertler artık yanıbaşımızda. Bu insanları endişeye sevk etmekle olmaz, aksi halde en kötüsünü yapmış oluruz.

Gelecek, Ağdadır

Bugün, dağıtımımızın ana hedefi, internettir. Yuvarlak masalar ve benzer durumlar organize ediyoruz, bir gazete basıyoruz, insanlar için kurslar düzenliyoruz ve böylece olabileceği kadar genişlikte istikrarlı, yekpare bir iletişim ağı kuruyoruz. Bizler sanal alanın dışındaki tüm dünyayı kucaklayamıyoruz; bütün geleceğimiz internet ağında.

Haydi şimdi online dağıtım için bütünleşelim. Basitçe, başka bir seçeneğimiz yok. Her şey bununla gelmekte. Haydi hep beraber internet ağı üzerinden bütün insanlara, bütün dünyaya ulaşmak için bir yol bulmaya çalışalım.

Sadece Yukarıya Doğru Çaba Göstermeliyiz

İhsan etmeye doğru daha güçlü olarak çekilirken, kendimiz için olan alma kablarımız genişler. Eğer alma kablarımız büyürse aniden düşer ve kendimizi karanlığın içinde buluruz ve bu arzuları düzeltmemiz gerekir. Ve işte bu yüzden tekrar ihsan etme kablarına ihtiyacımız vardır.

Böylece eğer bizler ihsan etmenin içine doğru bağlanmayı özlemlersek, bu bir salıncakta sürekli aşağı yukarı doğru salınmak için yeterlidir: Bir alma kabında ve bir ihsan etme kabında. Her seferinde ihsan etme ve alma kablarının her ikisinin de genişlemesi sonucu ilerlersin.

Ancak sen sadece kendi alma kablarını ve sürekli bu kabların içini kontrol ederek, bunların suistimalini düşünürsen, bu durum seni hiçbir yere götürmez. Bunların daha büyük boşluklarını sadece keşfedersin; daha başka bir şey bulamazsın.

Kırılmanın gerçekleşmesinin sebebi, ıslah için hiçbir umut olmaksızın egoistik alma arzularımıza düşmemiz değildi. Öyle ki sonuç olarak bu alma arzularının içerisine ihsan etmenin kıvılcımları girdi. Şükür bu kıvılcımlara, alma arzuları ihsan etme arzularına bağlanabilir ve kendi huzurunu rahatsız eder. Böylece onlar kendi egolarının içerisine ihsan etme arzularını, yani Galgalta ve Eynaim’i yerleştirirler.

Bu şekilde alma arzusu yani AHAP, aynı zamanda ıslah olmak için bir şans yakalar. Bunun sonucunda, Kabala Bilgeliği’nin esaslı dağıtımının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

30.08.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, Şamati 45

Yeni Evimiz

Sevgili Dostlar

Sizlere, öğrencilerime, dostlara ve bize yardım edebilecek diğer insanlara, şahsım ve Bnei Baruch Yönetimi adına sesleniyorum.

Bizler 20 senelik bir geçmişe sahibiz. Bu zaman zarfında birçok şey yaptık: Bugün dünyanın en büyüklerinden biri olarak kabul edilen bir web sitesi geliştirdik; çok sayıda dile çevrilen günlük dersler icra ettik; 24 saat yayın yapan bir televizyon kanalı açtık; öğrenim merkezimizde binlerce kişi kursları tamamladı; kitaplar, broşürler ve gazeteler bastık ve dağıttık; filmler üretiyoruz ve dünya çapında kongreler yapıyoruz. Dünya’nın Birliği hakkında daha yüksek bilgiyi yaymak için özgecilce (hiçbir menfaat olmaksızın) çaba harcıyoruz.

Bu yirmi boyunca, 10 kişilik bir gruptan, dünya çapında birçok merkeze ve büyük gruplara varıncaya kadar büyüdük.

Küçük bir yerden, 10 seneliğine kiraladığımız ve iki hikayesi olan bir yere taşındık. Burası, Kabalistik bilginin yayılması ve yaratılış için, yarattığımız, ürettiğimiz, yayın yaptığımız ve sürekli artan sayıdaki dillere çeviri yaptığımız ve 3 saat süren günlük (sabah) Kabala dersleri için ofis olarak bizleri ağırladı.

Şimdi büyüme kapasitesi olarak öyle bir noktaya gelmiş bulunuyoruz ki artık bu binayı terk etmek zorundayız. Hükümet organları tarafından yangın güvenliği, elektrik ve sağlık açısından baskı altında olduğumuzdan, artık burada daha fazla kalamıyoruz. İletişim sisteminin kurulması, yeni bir yere yerleşmek gibi taşınma maliyetini hesaplarken, gördük ki sadece bunun için toplam maliyet 1 Milyon Dolar’ı ve gelecek 10 yıl için yeni binanın kirası da ilave olarak 3.5 Milyon Dolar’ı bulacak.

Böylelikle, daimi bir bina edinme fikrinin rasyonalitesi, gün ışığına çıktı. Bununla, hepimizin, buraya gelip çalışma yapacak, buraya gelip staj imkanı kazanacak herkes için bir dünya merkezi oluşmuş olacak. Bu yeni bina, bizimle birlikte kalmak isteyen herkes için kalacak yeri de kapsıyor. Herkes: “Benim bir evim var” diyebilecek.

Herkes için bir ev hakkında konuştuğumuzdan dolayı biz bu ricayı yapmakta mahçubiyet duymamaktayız. Yeni evimizi “satın almak” için fonları artırmaya başlamış bulunuyoruz. Herkes yapabileceği oranda bağışta bulunabilir.

Ancak tahliye tehdidi altındayken, en azından ihtiyaç duyduğumuz miktarın yarısını en kısa sürede toplamamız gerekmekte. Yerel yöneticilerin baskısı altında olduğumuz için, en geç 2012 senesinin sonundan önce yeni binaya taşınmamız gerekiyor. Gerçekten dünyanın birliği bilgisinin yayılmasının merkezi konumunda olacak yeni merkezimizin açılışını kutlayalım.!

Kabala’nın yayılması için olan ihtiyacı ve evimizi bulmamıza yardımcı olacak Arvut’u; karşılıklı güveni anlayan herkese rica ediyorum.

Bu konunun parçası olan herkese teşekkür ediyorum. Bu, bizi birleştirecek!

Michael LAİTMAN.

Dünya’nın Tek Şansı

Soru: Bizim çalışmalarımızın etkisi, bilim insanları ve araştırmacıların sağduyuları üzerinde ne zaman bir etkiye sahip olacak?

Cevap: Onların resmin bütününü görmelerine yardım etmemiz gerekir. Onlar da şimdiden integral bir dünyanın emareleri üzerine konuşmaktadırlar; ancak kişisel gözlemlerini tek bir sistem, tek bir metodoloji içinde bir araya getiremiyorlar.

Bir de bu konunun daha da derinine girmekten korkuyorlar çünkü integral bir dünya düşüncesi onları iktidarlarla yüzleştirmeye götürmektedir. Mevcut hükümetler kendi kendilerine zarar verdiklerini kavramada o kadar başarısızlar ki egoistçe ve bireysel bir şekilde davranmaktalar. Politikacılar bütünleyici bir sezgiden yoksunlar. Onların aksine bilim insanları doğayı gözlemleyip ne gördükleri hakkında konuşuyorlar. Onların sesine kimlerin kulak verdiği ise ayrı bir konu.

Bir başka sorun da şu: Çeşitli uzman ve bilim insanı tarafından söylenen harikulade sözler olmakla birlikte aramızdaki bağlantıdan ve birliğe ne kadar ihtiyaç olduğuyla ilgili söz ettikleri konu yok; uygulama konusunda isteksizler. Para ve ordu burada yardım edemez. Dünyadaki tüm insanlar “Evet, biz global bir köy olmak istiyoruz” diye haykırsa bile, bu ittifak halindeki iradelerin bildirilmesinden sonra ne olacak? Bir dünya savaşı haricinde hiçbir şey. Onları birbirine bağlayan bağı çok şiddetli biçimde hissettikten sonra bile bu bağı kesmek için bir dünya savaşı çıkaracaklar.

Bilim insanlarının bir çözümü yok; insanı nasıl değiştireceklerini bilmiyorlar. Bir ilacınız yoksa egoizmin ne kadar da zararlı olduğunu haykırsanız ne yazar? Geçmişte, doktorlar ölümcül hastalarına bu durumu söylemezlerdi. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatma konusunda bile bir niyet yoktu ve bu nedenle kişi karanlıkta bırakılırdı ki daha az acı çeksin. Tora: “Kör bir adamın önüne engel koymayın” der. Bir insanla ilgilenemeyecek kadar acizseniz gerçeğin ifşasına ne gerek var?

Yani Kabala Bilgeliği olmaksızın, bizlerden karşılıklı davranış güvencesi mesajı çıkmaksızın, insanlığın herhangi bir şeyi düzeltmek için tek başına şansı yok! Ve şimdi problemimiz şu ki: İnsanlarla bağlantıyı nasıl sağlayabiliriz ve egoizmi düzeltmenin, dolayısıyla dünyayı düzeltmenin mümkün olduğunu onlara nasıl izah edebiliriz?

Biz insanın düzelmesi gerekliliği hakkında çok açık konuşuyoruz. Başka hiçbir şey yardımcı olamayacak. Birçokları tüm kötülüğün insanın doğası içinde var olduğunu anlamış durumda. Bununla birlikte ellerini havaya kaldırıyor: “İnsan egoistik bir varlıktır ve bunun hakkında yapılacak hiçbirşey yok” diyorlar. Eğer bizler egoizmin düzeltilmesi yöntemini insanlara sunmazsak, eğer bunun gerçekten de mümkün olunabilirliğini açıklamazsak, dünyanın hiçbir şansı yok. Bununla beraber, şimdiye dek yarı-gönüllü olarak çalışmış durumdayız.

Doğa ve İnsanlık Arasında Bir Tampon

Soru: Birleşme ve yayılma konusundaki çabalarımız dünyanın geri kalanında değişimler yaratmakta. Bu bize geri etki yapar mı? Mesela; kitleler için kurslar yaratır ve bu insanlarla iletişimi başlatırsak, onların sayısı büyüyecek. Bu, ilerlemek ve çabucak birliğe gelmek için yapabileceklerimiz üzerinde bir etkiye sahip olur mu? Bu süreç, bağlantılı mı?

Cevap: Evet, bu süreçler kesinlikle bağlantılı. Biz ilerlemek için öyle bir fırsat yakaladık ki tüm insanlığa liderlik yapabileceğiz. Eğer doğanın bakış açısından bakarsak, bizim yaratılışımıza hiç ihtiyaç yok. Bizler, doğayla ve insanlığın geri kalanıyla koordineli biçimde çalışmak zorunda olan bir tampon gibi hizmet ediyoruz; çünkü, kendi kendine ilerleyemez.

Bu sebeple yedi milyar insanla beraber olmalıyız. Bizler, onlara anlaşılabilir bir metot yaratmayı ve her şeyi çok kolay, keyifli, uygun ve bir haz alınacak şekilde tek bir yöntem içinde organize etmeyi denemeliyiz. Bizi izlemeleri için onların ilgisini harekete geçirmek zorundayız. Bu asla zorlayıcı olmamalı zira ilerlemeleri için gönüllü ve uyanık olmaları gerekir.

Onları gelişimlerinde sıklıkla cesaretlendirmeliyiz; öyle ki daha da ileri hareket etmenin öneminin farkına varacaklardır. Dolayısıyla gelişeceklerdir. Esasen, bizim eğitimimiz insanları, kişisel gelişimlerinin gerekliliğinin idrakine varmaya getirme üzerine yönetilir.

Doğa Kanunları Dirençlidir

Soru: Rabaş’ın, “Toplumun Amacı(1)” makalesinde şöyle yazar: “Biz burada doğanın kanunlarını çalışmayı ve takip etmeyi arzu eden herkes için bir toplum oluşturmak amacıyla bir araya geldik.” Doğanın bu kanunları nedir?

Cevap: Gematriya’ya (numeroloji) göre “Tanrı”, “doğa”dır. Yaratan’ın arzusunu çalışmak ve uygulamakla, doğa kanunlarını çalışmak ve uygulamak aynı şeydir.

Dünya çözümü olmayan bir krizin içinde ve neler olduğunu anlamak zorundayız. Neden doğayla uyum içinde olamıyoruz? Neden her geçen gün üzerimize yeni felaketler getiriyoruz? Hayvanlar ve bitki türleri yok oluyor; ormanlar yok oluyor; insanlar kirlenme sebebiyle ölüyor… Açık söylemek gerekirse, doğayı bozuyoruz. Doğanın buna nasıl karşılık verdiğini görüyorsunuz.

Peki ya kazancıma ne oluyor? Bankada birkaç milyonum olsa bile, onunla ne yapacağımı bilmiyorum. Bugün kimse bana güvenli bir yatırım önerisi veremiyor.

Dolayısıyla gelecek karanlıkta. Çocuklarım ve torunlarım için ne bırakacağımı bilmiyorum, yiyecek bir şeyimizin olup olmayacağını ve bunu nasıl sağlayacağımızı bilmiyorum. Hepimiz güvenlik ve doyum istiyoruz ve yarın için kimse bana doyum vaat etmiyor. Tersine herkes çöküşten bahsediyor.

Neden? Şu açıktır ki bugün kimse bunun sebebini bilmiyor. Krizin idrakine vardık ve şunu anladık ki dünyada bize gerçekte neler olduğunu açıklayacak tek kişi bile yok.

Bu durumda, elbette eğer mümkünse, doğaya dönmek ve ondan öğrenmek gereklidir.  Kendim için daha iyi bir gelecek sağlamak için, bana gerekli bilgiyi verecek bir bilimden ve fırsatlardan bahsedildi. Bende çalışmaya başladım; belki işler bu kadar da karmaşık değildir? Aynı şekilde bir işadamı, altın almak ya da fabrikasını satmak için ona doğru tavsiyeyi verecek danışman şirketlerine yönelir.

Bu aynı zamanda basit arzulara da işaret eder: Sağlıklı olmak, yaşayacak bir yerimin olması, ailemi geçindirmek, çocuklarıma iyi eğitim vermek, güvenli ve genel olarak iyi olmak. Bu normaldir ve kişinin taleplerinin makul bir seviyesidir. Fakat bugün bunlar kriz nedeniyle elde edilemez gözükmektedir.

Öyleyse bundan nasıl çıkacağız? İçinde bulunduğumuz doğanın kanunlarını çalışmak zorundayız. Her şeyden evvel bununla ve insanla ilgili fazla şey bilmiyoruz. Muhtemelen insanlar bunu daha az kötü, yıkıcı ve zararlı hale getirmeye yardım eden niteliklere ve yeteneklere sahipler ve bu dünyayı daha iyi hale getirecektir.

Aslında, tüm bu talihsizliklerin kaynağının  sadece insan olduğu açıktır. Herkes bununla hemfikir fakat, bunu önemli bir soru takip ediyor: “Öyleyse ne yapabiliriz?” Neticede insanın nasıl ıslah olacağını açıklayan bir bilim var. Onu yap ve her şey çözümlenecek.

Aksi halde dinozorların yolunu takip ederiz. Türler hızlıca yok oluyor ve biz bunu gelecek yıllarda “merdivenin dibine geri dönmek” haline getirebiliriz. Toplumundaki panikten kaçınmak için, bize her şey söylenmedi bile. Gerçekten, yaklaşan tehdit eğer akıllarını kaybetmelerine sebep olacaksa, neden insanlar tüm gerçeği bilmek zoruna olsunlar ki?  Eğer onu durdurmayı bilmiyorsak, yaklaşan felakete gözlerimizi kapatmaya hemen hazırız. Bununla ilgili şöyle yazar: “Yarın öleceğimizden, yiyelim, içelim.”

Bu sebeple ıslahın metoduyla ilgili mesajının dağıtımı gereklidir ve herkesin ulaşabileceği şekilde açık ve keyifli olmalıdır.  Eğer doğa için ve insan için işleyen kanunlardan haberdar olursak ve eğer onların birbirleriyle etkileşiminin yolunu anlarsak, iyi yöne doğru değişimlerin anahtarı bizim ellerimizde olur. Eğer bu olmazsa, kriz yayılmaya devam eder. Bunu durduramayız; tersine her şey daha da kötüye gider.

Günlük Kabala Dersi 4:Bölüm 11/03/2012

Dünyaya Bir Çözüm Vermek

Bağlantıların ağını oluşturarak dünyaya kılavuzluk ederiz; bizler dünyanın ‘ihsan etmenin merkezi’ haline geliyoruz. İnsanlık acı çekiyor ancak bu acının arkasındaki sebebi ifşa edemiyor ve işte bu yüzden bu acıdan nasıl kurtulacağını bilmiyor. Aslında bu görünür bir durum ve daha ve daha fazla hissedilecek. İşte bu yüzden bizler mümkün olduğunca kısa bir zamanda  insanlara bu krizin sebebini, krizin doğasının ardındaki sebebi ve nasıl bundan kurtulabilecelerini anlatmalı ve açıklamalıyız.

Bunu yapmadan dünyaya ihsan ediyoruz diyemeyiz. Tüm gücümüzle insanların acılarına ortak olmalıyız, ızdıraplarını hissetmeli ve kendimizden daha çok onlar için talepte bulunmalıyız. Bizim esas işimiz budur. Biz bunun için varız. İşte bu yüzden olabildiğince en kısa zamanda dünyaya neler olduğu hakkında bir açıklamayla ortaya çıkmalıyız. Dünya kendi çözümünü muhakeme edemeyecektir. Bu durum bizleri, eğitmenler hazırlamak, içerik oluşturmak ve benzeri hazırlıklar için ağ oluşturmak için zorunlu kılar.

Bizim işimiz budur. Şükür buna ki, sadece dağıtım ve dost sevgisine olan endişemizle kendimizi daha ileriye taşıyacağız.

28.02.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, ‘Sorular ve Cevaplar’