Monthly Archives: Ekim 2024

Dikensiz Bir Gül

“Dikenler arasındaki zambak” dünyadaki tüm zambaklardan daha güzeldir çünkü dikenler, yani kötülerden çektiği acılar, ona her seferinde yukarıdan yeni güçler almasına neden olur ve bu sayede ruhu büyür (Rabaş) , Makale No. 22, 1991, “Çalışmada ‘Dikenler Arasındaki Zambak’ Nedir?”)

Soru: Manevi yolda sürekli bizi rahatsız eden, bizi Yaradan’la olan bağımızdan uzaklaştıran dikenlerle karşılaşıyoruz. Yaptığımız çalışmanın sonucunda güle dönüşen şey nedir?

Cevap: Gül, özellikle dikenlerin arasından ona doğru yol aldığımız için, onu en iyi şekilde idrak ettiğimiz Malhut‘u sembolize eder. Malhut, Yaradan’ı bize ifşa eden ortak arzumuzdur.

Soru: Bu gül (Malhut) bize Yaradan’ın hediyesi olarak mı verildi, yoksa bizim çabalarımızın sonucu mu?

Cevap: Hayır, bu bizim tüm egoist niyetlerimizden ıslah ettiğimiz egoist arzumuzdur ve geriye kalan şey saf bir güldür.

Malhut, Keter ile birleştiğinde ve aralarında hiçbir fark kalmadığında, kişi bütünlük içerisinde Yaradan’a dahil olur ki bu da kişinin doğru hedefidir.

 

Seven Bir Kalbi Açın

Soru: Yaradan’dan aldığımız şeyleri idrak etmek için, kendimizi sevgi dolu bir kalbi harekete geçirmeye zorlamalı mıyız?

Cevap: Elbette, ancak O’ndan ne aldığımızı nasıl hissedersiniz? Normal halimizdeyken kalp devrede değildir. Bu nedenle varoluşumuzun her anında Yaradan’a göre nerede olduğumuzu belirlemeli, cevabı almalı ve devam etmeliyiz.

Mümkün olduğunca kendimizi Yaradan’a açmalıyız ve buna dayanarak eylemlerimizin ne olması gerektiğini bileceğiz.

Soru: Birlik olma arzusunu alevlendirmekten bizi alıkoyan nedir? Kendimizde neyi iptal etmemiz gerekiyor?

Cevap: Egonuz. Bizi geride tutan tek şey egodur.

Korkmadan Yaşamak Mümkün Mü?

Soru: Sevgi, neşenin bir niteliğidir. Buna inanç demek mümkün mü?

Cevap: Hayır, bunlar tamamen farklı kategorilerdir.

Soru: Etrafınızdaki her şeyin sevgi olduğuna ve korkacak hiçbir şeyin olmadığına inanıp bundan keyif alırsanız, korkmadan yaşamak mümkün müdür?

Cevap: Evet, ancak bunu neden yaptığınızı anlamalısınız. Bu, acaba korkudan kaçmak için mi?

İnsanlığın Islahının Özü

Soru: “Son Nesil” makalesinde Baal HaSulam, insanlar da dahil tüm doğa türlerinin nasıl geliştiğini anlatıyor. Bütün hayvanlar aynı seviyede kalıyor ama insan sürekli gelişmeye devam ediyor. Gelişimimiz hangi seviyeye ulaşmalı?

Cevap: Yaradan seviyesine ulaşmalıdır. Öncelikle dünyamız seviyesinde gelişmeliyiz ve sonra manevi gelişimimiz bizim dünyamızdan Assiya, Yetzira, Beria, Atzilut, Adam Kadmon dünyalarından Sonsuzluk dünyasına yükselmeye başlar.

Fizyolojik bedenimiz nihai gelişimine ulaştığında, yalnızca o zaman kişinin içsel özü gelişecektir.

Makale, kişinin kendi ıslahının anlamını görebileceği ve anlayabileceği bir tür “aynaya” sahip olduğunu söylüyor. Bu ayna, içimizde, tabiri caizse beynimizin içinde yer alıyor ve bize kendi özelliklerimizi, çevremizdeki dünyanın özelliklerini ve onunla bağımızı doğru bir şekilde belirleme fırsatı veriyor.

Islahın özü, tüm doğanın küresel olarak karşılıklı etkileşime girmesidir.

 

Böylece Manevi Kap Kaybolmayacak

Soru: Bir Kli (manevi kap) inşa etme konusunda hangi çabalardan bahsediyoruz?

Cevap: Tüm onlu için bir Kli inşa etmeliyiz ki böylece hep birlikte ona uyum sağlayabilelim ve Yaradan’a dönebilelim. Bu ancak bağ kurarak yapılabilir.

Soru: Eğer gerekli çabayı göstermezseniz Kli‘nin yok olacağı söyleniyor. Bu ne anlama geliyor? Sonuçta maneviyatta hiçbir şeyin kaybolmadığını biliyoruz.

Cevap: Yaradan’a çekilme, O’na yakınlaşma arzusu, dostlarla birlik olma ve hepsini bir araya getirme arzusu insandan kaçar. Bütün bunlar ortadan kaybolabilir.

Soru: Ama ne olursa olsun insan onu sonsuza kadar kaybedemez; yine de Yaradan onu bu Kli‘yi edinmeye yönlendirecektir.

Cevap: Sonunda elbette. Ancak nasıl ve ne zaman, bilinmez.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 88

Soru: Kutsal Şehina ile Adam HaRishon arasındaki bağlantı nedir?

Cevap: Aralarında önemli bir fark vardır. Şehina Yaradan’ın bir parçasıdır, Adam HaRishon ise tüm yaratılmış varlıkların genel formudur.

Soru: Emirleri yerine getirmeye her zaman biraz günahla başlıyoruz. Bu emre, niyet ekleme imkânımız olduğunda ne değişir?

Cevap: Eyleme karşı tavrınız değişir, niyetin ıslahı olur ve sonra da eylem bir emir haline gelir.

Soru: Uygulamada üst bolluğu edinmek ne anlama geliyor?

Cevap: Üst bolluk, Yaradan’ın ifşasıdır. Eğer diğer ruhların bunu sizin aracılığınızla almasını istiyorsanız, onlar bunu sizin Yaradan’dan aldığınız ışıkla yaparlar.

Soru: Maneviyatta iyi ve kötü güçlerinin karşı karşıya geldiğini ve bir şekilde eşit olduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Hayır, çünkü egoizmin en küçük zerresi bile her şeyi tamamen bozar.

Soru: Eğer Yaradan yarattıklarını memnun etmek istiyorsa, neden kaynaklarda O’nun gerçek farkındalığa ihtiyacı olmadığını söyleniyor?

Cevap: Yaradan’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, bizi tamamlamaya bile. Yaradan gibi olabilmek için, buna bizim ihtiyacımız var.

Fedakarlık Hakkında Sorular

Soru: Fedakarlığı narsisizmden nasıl ayırt ederiz?

Cevap: Kendine aklı başında bir şekilde yaklaşmalısın, tüm eksikliklerine bakmalı, güçlü yönlerini tartmalı ve kendi başına bu eksiklerin üstünden nasıl geleceğini değerlendirmelisin.

Soru: Fedakarlık yapmak için ne kadar çaba sarf edersek, ızdırap o kadar artıyor. Bu neden oluyor?

Cevap: Şu anda bu şekilde hissediyorsun. Büyük bir sevinç ve Yaradan’a bağlılık hissedeceğimiz yer özveridir.

Soru: Tek seferlik bir hareket olduğunda fedakarlık kolay görünür. Ancak bu oldukça uzun ve ciddi bir süreç. Bunu nasıl hissedeceğim? Bir kez kılıcınızı çektiğinizde ayağa fırlamak kolaydır. Kişi fedakarlığın içinde nasıl yaşar?

Cevap: Her saniye, her dakika, içsel düşmanlarına karşı kılıçla fırla.

Soru: Fedakarlık kişisel mi yoksa grubun koşulu mu?

Cevap: Bu kişisel bir koşul.

Soru: Yaradan’a bağlanmak için her şeyimi feda etmem ile dostlarımın bunu yapması için her şeyimi feda etmem arasında bir fark var mı?

Cevap: Burada büyük bir fark var. Dostların uğruna kendini feda ettiğinde, bu gerçekten de büyük bir fedakarlık ve büyük bir eylemdir.

Soru: Fedakarlık hayali olabilir mi? Sonuçta yaptığımız her şey bir oyun.

Cevap: Hayır, fedakarlık bir oyun değil. Nispeten senin için değerli olan bir şeyi gerçekten feda ediyorsun.

Soru: Gerçek sevgi, fedakarlıktır diyebilir miyiz? Dostlarım için hiçbir fedakarlıkta bulunmuyorsam, bu onları gerçekten sevmiyorum anlamına mı gelir?

Cevap: Onları sevmediğin gibi onlardan nefret de ediyorsun zira onlara sevgiyle yaklaşma fırsatın var ama sen bu fırsatı elinin tersiyle itiyorsun.

Ne Tür Bir Dua Olmalı?

Soru: Dünyamızda bilindiği gibi korkunun temelinde arzu vardır. Yani, eğer bir şeyden korkuyorsam, bu gerçekleşecektir. Eğer tüm korkular, onluda duanın yardımıyla, Yaradan’ın önünde titremeye dönüşürse, kaderi değiştirmek mümkün müdür? Bu ne tür bir dua olmalı?

Cevap: Kişinin yapabileceği en yüksek seviyede desteklediği sıradan bir talep olmalıdır.

Sonra Yaradan kişinin içinde uyandırdığı korkuyu iptal eder ve onu daha olumlu bir hisle değiştirir. Sonuçta kişinin artık korku hissetmeye ihtiyacı yoktur çünkü dostlarıyla ve Yaradan’la bağ kurmak için korku derecesinin üstüne çıkmak için her şeyi yapar.

Kalbini Eylemlerine Bağla

Emirler üst ışığı üzerimize çeken eylemlerdir. Bu yüzden hangi eylemlerimizin emir olarak kabul edildiğini ve hangilerinin Yaradan’la hiçbir ilgisi olmayan ve engelleyici olarak adlandırılan eylemler olduğunu bilmeliyiz.

Soru: Ne zaman emirleri yerine getirmeye başlarız? Perdeyi edinmiş olduğumuzda mı?

Cevap: Hayır, perdeyi bile edinmeden önce. Perdenin ne olduğunu bilmesen bile, manevi amaca yönelik eylemlerini emir olarak düşünebilirsin.

Eğer arzularımız Yaradan’ın arzuları ile örtüşürse, o zaman üst ışık manevi eylemleri gerçekleştirmemize yardımcı olur.

Üst ışığı uyandırmamıza ve onun etkisi altında O’na yaklaşmamıza izin verdiği için Yaradan’ı kutsamalıyız. Kişi daha büyük bir tatminle onurlandırıldığı için, kutsamalar kişiyi Yaradan’a yaklaştırır.

Soru: Dünyamızdaki bazı eylemlerin mekanik uygulamasına düşmemek için, emirlerin uygulanmasında nasıl kalabilirim?

Cevap: Kalbini eylemlerine bağla. Onu başkalarında harcayacağını düşünerek açgözlü olma. Tam tersine, bu durumda o büyür ve genişler.

İhsan Etme Uğruna Korku

Beden bu korkudan tam olarak nasıl etkilenirse cennet korkusu da öyle olmalıdır. (Baal HaSulam, Şamati 138, “Bazen Kişiye Gelen Korkuya Dair”)

Soru: “Cennetin önü” nedir? Bu yer neresidir?

Cevap: Yaradan’ın önüdür.

Soru: Ama herkesin kendi Yaradan’ı var. Ayrıca bu onluda çalışma aracılığıyla nasıl gerçekleşiyor? Sonuçta, dostlarla olan bağı kaybetme ya da onlara yeterince verememe korkusu var.

Cevap: Haklısın! Bu korkuları yavaşça ortadan kaldırmalısın ve bunun yerine sevgi, şefkat ve yakınlık hissini hissetmeye çalışmalısın.

Soru: Eğer onlu için değil ama kendiniz için, darbe almamak için Yaradan korkusuna sahip olduğunuzu görüyorsanız, bu korku nasıl ihsan etme uğruna korkuya dönüştürülebilir?

Cevap: Sadece talep et ve buna doğru ne kadar ilerlediğini göreceksin.