Daily Archives: Aralık 17, 2016

Yaradan, Duygularımızın Üstündedir

Soru:  O’nunla ilişki kurarak (O’nu hissetmeye başlayarak), Yaradan’a memnuniyet veriyor muyuz?

Cevap: Kesinlikle ve bu tek yoldur.

Soru: Yaradan’da yarattığı varlıklarını sevme arzusu olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu arzu gerçekleşmediği için acı çektiğimizde, O acı çekiyor mu?

Cevap: Hayır, bu terminolojiyi kullanıyoruz çünkü Yaradan hakkında konuşmanın başka yolu yok. Tora’nın insan dilini kullandığı söylenir. Yaradan, doğal duygularımızın üstündedir.

http://laitman.com/2016/11/the-creator-is-above-our-feelings/

Ulusların Manevi Gelişimi

Soru: Manevi olarak gelişmeyen ve Yaradan’a erişemeyen uluslara ne olacak?

Cevap: Hepsi yavaş yavaş maneviyata kavuşacaklar, fakat manevi gelişmenin farklı seviyeleri vardır. Tıpkı dünyamızda teknolojik olarak daha gelişmiş olan ülkelerin olması, maddesel olarak daha ileri olan ülkelerin olması gibi, her ulus farklı seviyede ve farklı yönlerde gelişiyor. Fakat sonunda hepsinin manevi olarak gelişmesi gerek. Ayrıca, en hızlı biçimde ilerleyen uluslarda daha açık bir biçimde ifadesini bulmasına rağmen daha küçük bir egoizm vardır. Öte yandan, Afrika ülkeleri veya Okyanusya gibi daha sonra maneviyata kavuşacak olan uluslarda daha büyük bir egoizmi var ve daha yüksek bir manevi seviyeye ulaşacaklar.

Aslında, insanlığın başında ilerleyen Yahudiler, en düşük manevi seviyeye ulaşacaktır. Görevleri, Üst Işığı kendileri aracılığıyla iletmektir ve bu yüzden ona daha yakındırlar. Fakat gerçekte, günümüzde hayatın anlamı hakkındaki sorudan uzak olan ve ıslaha en son başlayacak olan uluslar var ki bunlar en kuvvetli ve en güçlü Işığı alacaktır.

The Spiritual Development Of The Nations

Tora Ve Kabala Bilgeliği

Soru: Neden Tora’yı çalışan her insanın Kabala bilgeliğini de çalışması gerektiğine inanıyorsunuz?

Cevap: Bu zorunludur, çünkü Kabala bilgeliğini öğrenmeksizin, Tora’yı çalışan herkes için gerekli olan Lişma’ya (O’nun Adı için) ulaşmak mümkün değildir. Sorun, “Lişma” kavramının yorumlanış şeklindedir.

Lişma’nın zaten sadece Tora’yı çalışarak yaşandığını düşünmek alışagelmiştir. Hatta bir grup Yeşiva öğrencisinin Torah Lişma’ya 20 yaşında ulaştığını duydum. Bu yüzden öncelikle “Tora Lişma” kavramının tam tanımını açıklığa kavuşturmalıyız. Buna ilişkin olarak, On Sefirot’un Çalışmasına Giriş’e bakınız.

Torah And The Wisdom Of Kabbalah

Tanrıların Simgeleri

Torah, Deuteronomy 12:3: Ve onların sunaklarını söküp, anıtlarını parçalayıp, abidelerini ateşle yakacak, tanrılarının oyulmuş resimlerini devireceksin ve onların adını o yerde yok edeceksin.

“Tanrıların simgeleri” benim içimde. O, ibadet ettiğim, ona değer verdiğim, amaç olarak düşündüğüm şey. Bu nedenle, tamamen imha edilmesi gerekir.

Bunların hepsi bir amaç için hedeflediğim referans noktalarıdır. Bunu yapmalı, bunu başarmalı ve bunu uygulamalıyım. Bununla birlikte, kendim için tek bir hedef belirlediğimde ve tüm özlemim yalnızca onu başarmak için yönlendirildiysem, geriye kalanların hepsi yok edilmelidir.

Bu konuda; “Siz kendiniz inşa ettiğiniz tanrıların simgelerini kırın” diye yazılmıştır.

Soru: Bu “tanrılar” kazançlarımız, kariyerimiz, emeklilik fonları vb. midir?

Cevap: Hayır, bir kişinin fiziksel varlığı için gerekli olan her şey kalmalıdır. Bunu düşünmeli ve elbette kendisi için ihtiyaçlarını karşılamalı ve toplumun eline düşmemelidir. Geri kalanlarının hepsini sadece ortak bir amaca ulaşmak için vermelidir.

Soru: Onların adını o yerde yok edeceksin,” ne demektir?

Cevap: Ad, yanlış yoldan yürürken, daha önce elde etmiş olduğunuz şeydir ve siz onu manevi başarı olarak değerlendirmiştiniz. Şimdi bundan ayrılmak gerekli; sizi bir şeye yönlendirdiğini düşündüğünüz ama şimdi önünüzde tamamen başka bir şey – ıslah olmuş arzunuzun içindeki manevi imaj – görmektesiniz.

Öncelikle, kısmi imgeler, ardından da Yaradan’ın, ihsan etme ve sevgi niteliği olan eksiksiz görüntüsünü göreceksiniz. Sadece bu nitelik tüm arzularımızı doldurmalıdır ve arzular sadece bu niteliği yayacak şekilde biçimlendirilmelidir.

http://laitman.com/2016/11/images-of-gods/

Sonsuz Haz Ve Dünyevi Hayat

Soru: Nerede ve nasıl sonsuz hazzın patentini alabiliriz? Onu maddesel hayatımızda edinmek mümkün müdür? Fiziksel beden ölünce haz alma kabiliyeti kaybolur mu?

Cevap: Sonsuz hazza yalnızca maddesel hayatımız sırasında erişebiliriz. Ve bu fiziksel beden ölünce değişmez.

Hala fiziksel bedenimizdeyken fiziksel olarak dışsallıktan zevk alabilir ve bu arzuyu, bu dünya tarafından ve bizim realitemiz tarafından tasvir edilen sınırlayıcı çerçevelerin ötesinde geliştirmeye devam edebiliriz. En azından fiziksel bedenin ölümünden önce ruhsal hazzın başlangıcına erişmeliyiz ve b,ylece onu sonsuza dek devam ettirebiliriz.

Eternal Pleasure And Corporeal Life

“Ruhunun Her Arzusunda”

Soru: “Ancak, ruhunuzun her arzusuyla et kesebilir ve yiyebilirsiniz …; bu nedenle kirli ve temiz yenebilir, geyik gibi ve ceylan gibi”(Deuteronomy 12:15) ile ne kastediliyor?

Cevap: Et, Hohma Işığını gerçek alma arzusunun içine almayı simgeler – bir insanın en egoist arzularıyla tükettiği şeyi- ama ihsan etmek için. Geyik ve ceylan, evcil hayvanlardan başka yollarla öldürülebilen hayvanlardır (örneğin, geyik yay ile öldürülebilir), yine de hala koşer kalırlar.

“Temiz”, tamamen ıslah olmuş koşulda olan bir kişidir ve “kirli”, henüz ıslah olmadığını anlayan, ancak yine de arınmış olmaya çalışan kişidir.

Tora, yalnızca Yaradan’a benzer olmak ve O’nu ve bütün evreni gerçek durumda görmek için muazzam arzusu olan insanlar hakkında konuşmaktadır.

“In Every Desire Of Your Soul”

Ruh Nerede Bulunur?

Soru: Size ruhu sorduğumuzda bunun var olmadığını söylüyorsun. Ruh var mı yok mu? Ruh nedir?

Cevap:  Eğer bu sıradan insanlardan bahsediyorsa, o zaman kimsede ruh yoktur. Fakat belirli bir şekilde, bir dereceye kadar bir araya gelen insanlardan söz ediyorsak, o zaman onların egoizmin üzerinde yarattıklari bağlantıya Ruhun Kli’si denir. Böyle bir durumda, Ruhun Işığı olarak adlandırılan Kli’ye eşsiz bir dolgu girer.

Diğer bir deyişle, egoizmin üstüne yükselme girişimi, ruh olarak adlandırılan bir koşulu yaratır; ancak, bireysel ruh olmadığından bu yalnızca insanlar arasındaki bağda olur. Ruhun bireysel formu, tek bir kolektif ruhun içine dahil olmak demektir ve bir kişinin bundan uzaklaşmasıyla anında ortadan kalkacaktır.

Bir insan için hayvansal durumdan başka bir şey yoktur. Başkalarına genel ve iyi bir karşılıklı bir bağ ile bağlanırsa, ruh bu birlikte ortaya çıkar . Eğer koparsa, orada ruh yoktur. Bağlantının amacı, kendinizi genel birliğe teslim etmektir ve bu da ruhtur.

Where Is The Soul Found?

Ruh Nasıl Gelişir?

Soru: Ruhun gelişimi, hayal gücünün yarattıklarından hangi yönden farklıdır ve doğru yolda olup olmadığımı kontrol etmem nasıl mümkündür?

Cevap: Ruhun gelişimi, çok dar ve kesin çerçeveler içinde, kişi bir gruba dâhil edildiğinde gerçekleşir ve sevgi karakterine ulaşana kadar grup üyeleri ile birlikte ihsan etme özelliğini geliştirmeye başlar ve onunla olan ilişkisi ruhu geliştirir. Ruh, bir insanda var olamaz,  yalnızca bir grup insanın içinde bulunabilir.

En uygun durumda, on kişi toplanıp ve doğru kullanımı yoluyla egonun üstüne inşa etmeye başlarlar ve aralarındaki bu ego üstü bağlantı, egonun karşıtıdır.

Onu bu şekilde kullandıklarında, ters yönde, onların arasında çok ilginç bir olgu meydana gelir. Gösterdikleri çaba ölçüsünde ve egonun bastırılması yoluyla değil ama onu doğru kullanarak, onun üzerinde sevgi ve bağ kurma nitelikleri yaratırlar.

Egonun üzerine yükselmelerine ve doğru kullanmalarına yardımcı olacak güçten yoksun olduklarını hissetmeye başlarlar. Bu gücü yaratılışın derinliklerinden alırlar. Aralarındaki birliktelikte aniden aralarındaki bağın merkezinde, girdap gibi bir güç onların arasında keşfedilmeye başlanır. Fakat içeriye doğru çekilmez, bunun yerine dışa doğru yayılır ve Üst Işık, ihsan etme gücü, karşılıklı bağ, sevgi iyilik ve işbirliği oradan yükselir.

Aralarındaki doğru bağlantıyı tamamladıklarında ve bu güç onları doldurduğunda, o zaman eriştikleri ortak koşula, ruh denir.

How The Soul Is Developed

Ölümden Sonra Ruh Nereye Gider?

Soru: Ölümden sonra kişinin ruhu nereye gidiyor?

Cevap: Ölümden sonra, ruh hiçbir yere gitmez, çünkü ruh kişide değildir!

Soru:  Ancak insanlar genellikle “ruh acıtır” der.

Cevap: Genel olarak, kast ettikleri, üzüntü ve özlemin bir insanı kemiriyor olmasıdır.

Eğer demek istediğin, bir insandaki fizyolojik ve psikolojik durumlarsa, gerçekten bedenimize eşlik ediyorlar ve beden ölünce yok oluyorlar. Ancak temel olarak, bu, enerjinin korunumu kanunu, entropi uyarınca bir maddenin diğer bir madde türüne geçişi hakkında konuşmaktadır. Dolayısıyla endişelenecek bir şey yok. Hiçbir şey hiçbir yerde kaybolmaz. Sadece bir formdan diğerine geçer.

Bu aynı zamanda bir insanla da böyledir. Eğer bu dünyada var olurken belirli bir içsel değişim insanda ortaya çıkarsa, kendisinin başka bir koşulda, başka bir boyutta var olduğunu hissetmeye başlayacaktır. Buna “bir dünyadan diğerine geçmek” denir, ancak yalnızca Kabala bilgeliği bunu yapmayı mümkün kılar.

Bir kişinin bedeni öldüğünde ruhunun bir yerlerde kaybolduğunu düşünmek alışılagelmiştir. Ancak bu bir ruh değildir ama Reşimo (hatırlama) olarak adlandırılan bir formda, yalnızca manevi bir formda varlığını sürdüren, vücudumuzu canlandıran hayati bir güçtür.

Bu manevi parametre, vücudun özelliklerini belirler, çünkü vücudun, ruhu ve hareket etmesi gereken gelişme seviyeleri ile tam uyumlu olması gereken misyonunu görmesi gerekir. Her birimiz Reşimo’ya sahibiz, yalnızca insanlar değil, tüm canlılar, cansızlar, bitkisel ve hayvansallar. Ancak, sonuç olarak, bu bir Reşimo’dur.

Kaydedilen manevi bilginin bu noktasından hareketle, manevi bir koşul, bir ruh ya gelişebilir ya da gelişemez. Bu kişiye, kendini nasıl gerçekleştireceğine bağlıdır.

Ancak vücudumuz bağımsız olarak var sayılmaz. Ruhun gelişiminde ona eşlik etmesi ve yardım etmesi dışında hiçbir değere sahip değildir.

Where Does The Soul Go After Death?

Neden Acı Çekiyoruz?

Soru: Eğer bizler bir Işık Okyanusunda varsak, neden fiziksel bedenimiz bu hayata katlanmalı? Bunların hepsi üst dünyaya çekim duymamız için mi?

Cevap: Elbette, hayatımızdaki örnekleri görüyoruz, çocuklara eğitimlerinde nasıl baskı uyguluyoruz. Onların sessizce yaşamalarına, eğlenmelerine ve kolay oyunların keyfini çıkarmalarına izin vermiyoruz. Onları öğrenmeye zorluyoruz, onlara katı çerçeveler belirliyoruz, vb.

Benzer şekilde, vücudumuza baskı yapmak zorundayız, böylece onun yardımıyla ve özellikle direnci sayesinde, ruhun gelişimine ulaşırız.

Why Do We Suffer?