Daily Archives: Mayıs 29, 2012

Hislerin Yenilenmesi

Soru: Birkaç çalıştaydan sonra ortaya çıkan şey artık her şeyin söylenmiş olduğu, konuşacak daha fazla bir şey kalmadığı, sadece aynı kelimelerin tekrarı. Bu normal bir durum mu?

Cevap: Hayır normal değil. Tamamen farklı yeni hissiyatları görmek için sürekli çaba harcamalıyız, aynı kelimelerin içinde yeni bir anlam. Buradaki gerçek on Sefirot daima tekrarlanır fakat koşulların değişmesiyle, tamamıyla yeni seviyeleri deneyimliyoruz, şöyle ki yeni doyumlar, tecrübeler, olaylar ve tüm bunun arasındaki içsel bağlantılar. Sabit olarak aynı konu hakkında konuşuyor olsam bile bu aynı olmamalı. Durum tamamen farklı olmalı çünkü ben sürekli değişiyorum. Eğer bu durum bana sanki değişmiyor görünüyorsa sorun benim içimdedir. Eğer bir kişi değişmiyorsa, kişi kendisine sormalı, sorun nedir?

20.05.2012 Tarihli Sanal Dersten, Kabala’nın Temelleri

Dostum Yaratan’ın Bir Temsilcisidir

Soru: Bir çalıştay esnasında nasıl çalışırız, bir diğerini nasıl dinleriz?

Cevap: Dostum anlayabileceğim veya anlayamayacağım bir şeyler söyleyebilir. Benim çok yüce veya salakça olarak düşündüğüm şeyler söyleyebilir. Her ne durum olursa olsun, ben şimdi onu Yaratan’ın bir temsilcisinin tecellisi olarak algılarım. Yaradan beni onun vasıtasıyla etkiler.

Eğer ben dostumun davranışı, tavrı tarafından bir itilme hissedersem onun sözlerinin veya herhangi başka bir şeyinin gerçek anlamı, benim onu algılayamadığım veya istemediğimdir. Ve işte bu muhteşem bir eksersizdir! Bunun üzerine yükselmem gerekir! Eğer o Yaratan’ın temsilcisi ise, zira “O’ndan başkası yok”, özellikle böylesi bir olayı paylaştığımızda, o zaman dostumu yüceltmeliyim ve bana sunulan her şeyin temsilcisi olan onun vasıtasıyla manevi özü idrak etmeye çalışırım ki bunların tümü bana bu şekilde sunulur ve aynı zamanda kendisini de bu yolla sunar. Her şeyi mutlak kutsallık, mutlak ihsan etme, mutlak manevi nitelikte algılayacağım bir durumda kendi üzerime yükselmeliyim – içimde hissettiğime, sahip olmadığım gerçeğe rağmen.

İçimde bu iki niteliğin ortaya çıkması çok iyi bir durumdur: Dostumda gördüğüm her şeyi hiç bir surette dikkate almadığım zaman dostuma karşı göstermiş olduğum egoistik yaklaşımım ve diğer bakımdan, tam zıttı, dostuma Yaradan’ın temsilcisi olarak mantık ötesi davrandığım zaman çünkü dünyada kötü, fena, kusurlu olabilecek birinden hiçbir şey gelmeyecektir. Ve eğer bu içimde var olursa, o zaman o benimdir; ona kendimin gibi bakarım.

İşte bu yüzden, eğer bu iki durumu kendi içimde fark edebilirsem o zaman belli bir manevi çalışma yapmışımdır. En üst ve en düşük tüm kritik koşulları birbiriyle ilişkili olarak beraber tutmalıyız ve ortak bir kaba sahip olacağız – Malhut ki temeldedir ve sadece hoş olmayan şeyleri kapsar – ve bu içimizde daha net kötüyü görmeye başlayacağız ve Keter’e doğru bunun üzerine yükselebileceğiz. O zaman bunlar arasında öylesine bir mesafe ve gerilime ulaşacağız ki Saran Işık İç Işığa dönecek ve oraya yansıyacaktır. Ve bizler ilk manevi seviyeyi edineceğiz.

Bu ne yapar? Bizleri birbirimizle bağlayan Atzilut dünyasının Malhut’una doğru MAN yükseltiriz ve orada kendimizi yeni doğumlar olarak ilk kez için tesis ederiz. Ve bir kişi tek başına doğmaz ancak en az on kişi olarak doğar.

Üst Işığın Sırrı

Zohar’ı okuduğumuzda unutmamamız gereken şey, kitapta anlatılan sadece aramızdaki bağın kendi içindeki farklı formlarıdır. Zohar her defasında bu bağı kullanarak nasıl yüksek seviyelere yükselebileceğimizi, ‘üç çizgi’, yeni Reşimot (anımsayış), uyanışlar, İbur (anlayış), Yenika (bakım) ve Mokhin’in (yetişkinlik) ve devam eden seviyelerindeki aydınlanmaları vasıtasıyla bu bağı nasıl güçlendirebileceğimizi izah eder.

Bunların tümü aramızdaki bağı sıkılaştırmak içindir yani kırılmayı düzelterek kaplarımızı daha ve daha fazla sıkı bir şekilde sıkılaştırmak ve bağın yoğunluğu ölçüsüne göre ayrılmış olan parçaların arasında duran karşılıklı ihsan etmenin yaklaşımını keşfetmek ve şimdi olduğu gibi egolarımızın üzerinde bağ kurmak. Buna aramızda ifşa olan Üst Işık denir.

Eğer ki bu parçalar bağ kurmak için kendilerini iptal ederlerse buna Hassadim (Merhamet) Işığı denir ancak bu parçalar bağ kurmak için aynı zamanda egolarıyla da çalışırlarsa buna Hohma (Erdemlik) Işığı denir.  Bu bağdır ve bundan başka bir şey de yoktur.

21.05.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, Zohar

Dönüş Noktası

Soru: Grupta kesin bir tartışma olduğu zaman, kişinin yolunda duran farklı direnç mekanizmaları vardır.  Bu, zamanımızın çoğunda bu direnç mekanizması ile ilgilenerek meşgul olacağımız anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır. Bence bu burada olmamalı. Hazırlık safhasında, kişi egosu ile çalışmaktan umutsuzluk duygusunu hissetmeye ulaşmalıdır. Kişi bunun içinde bir yaşam olmadığını anlamalıdır.

Şunu anlamalıyız ki, eğer gelişimimin bir sonraki seviyesine,  sonraki boyuta, doğa ile uyum seviyesine çıkışa ulaşmak istiyorsam, egoistik gelişimim ile hayal kırıklığına uğramalıyım ve egomu büyütmemeliyim. Aksi takdirde, o basitçe beni öldürecektir. Benim diğerleriyle birleşik olarak iletişim içinde olmama izin vermeyecektir; bana, onunla, doğanın uyumunu hissedebileceğim ve bu boyuta, seviyeye girebileceğim kabı vermeyecektir.

Gelişimin tüm önceki aşamalarındaki egoyu terk etmeliyim. Dönüş noktası, çatallaşma noktası, ayrılma, kriz, bugün üzerlerine gideceklerimiz bizleri gerçekten, egomuzu “kıracağımız” ve aşağıda bırakacağımız gerçeğine yönlendirirler. İnsanlık, büyük bir problem ile yüzleşiyor: Ulaştığımız o çok büyük egoyu hissediyor, onunla hayal kırıklığına uğruyor ve onu terk ediyor çünkü buna mecbur bırakıldık. Bu, “kötülüğün tanınması” safhası olarak adlandırılır. Bunun üzerine gitmeliyiz.

Eğer, zaten insan gelişiminin bir sonraki seviyesini hissetmeye başlamış bir gruptan bahsediyorsak, bunlar egoyu terk etmeye hazır kişiler olmalıdırlar. Şunu anlamalıdırlar ki, tamamen içsel olarak değişmelidirler, tıpkı bir bilgisayara yeni bir programa sahip bir disk koymak gibi, eski programı silmek ve tamamen yeni bir program yüklemek. Baştan “çalıştırılmaya”, tamamen “yükseltilmeye” hazırım. Bunun için hazırım, çünkü kötülüğün tanınması seviyesinde, egomun sadece bana zarar verdiğini keşfederim; bunu kötü olarak algılarım.

İnsanlar kötülüğün tanınmasına ulaştıklarında ve egolarının üzerine yükselmeyi denemeye teorik olarak olsa da hemfikir olduklarında, bunu grup içerisinde, onları az da olsa yönlendirecek ve aynı zamanda onlarla birlikte çalışacak iki rehber ile yaparlar. Grup, yavaş yavaş, bu psikolojik “çıkışları”nın nerede, egolarının üzerinde, yeni özgecil psikolojiye, “doğa” olarak adlandırılan seviyeye olduğunu hissetmeye başlarlar.

6 Mayıs 2012’de yayımlandı.

“Entegral Eğitim üzerine Konuşma”