Category Archives: Maneviyat

Saran Işığı Nasıl Hissederiz

Soru: Etkisi altında olduğumuz Saran Işığı nasıl hissederiz ?

Cevap: Mümkün olduğunca genel bir arzuda -Işık Kabında- birleşmeyi arzuladıkça Onu hissedebiliriz. Işık tek kaynaktan gelir ve biz ona benzer hale gelme ihtiyacı duyarız.

Verilmiş bir derecede , Yaratıcı ile yaratılan tek olmak üzere birleşirse, bir bağ kurulur ve bir his-duygu yükselir. Bu nedenle biz, birlikte olma arzusuna ihtiyaç duyarız ve bu sayede Işığı ifşa edebiliriz.

Işık  değişmez veya dönüşmez. Biz Ona yönelerek onu farkederiz ve bu onun bizi etkilemesini sağlar. Biz Işığı hissetmek için kendimizi keşfederiz fakat Işıkta birşey değişmez. Sonuçta, biz daima var olanı ifşa ettik. Buda bizim işimizi şekillendirdi.

Yaratıcıyı arzulayan biri için, vakit yoktur. Böyle biri kendisinin önüne, git gide artan resimler ifşa eder, kuşkusuz bu resimle her zaman vardır. Şu söylenebilir ki kişide ilk olarak içsel bilgiler (Reshimo) açığa çıkar ve sonra çalışmayla o bu bilgileri (Reshimo) gerçek bir resme dönüştürür.

MANEVİ YOLCULUKTA İLK ADIM

“Kötü” olduğunu keşfetmen için çok büyük çaba harcaman gerekiyor. Ancak çok güçlü, bir yükselme arzusu içinde olup, koşulsuz  ve kendimiz için olmayan sevgi ve ihsan temin etmek istediğimizde bunların zıddına sahip olduğumuz ifşa olur bizlere.

Gerçek doğamızı ifşa etme çalışmamızın ilk basamağında (hazırlık-safhası), kötü niyetlerimizi keşfederiz. Kişinin Gruba katılmasının ve doğru bir tarzda çalışmasını hemen ardından, arzusu diğerleriyle karşılıklı aravut içinde bağlanmak ve onları sevmek olmasına rağmen, hiçte manevi birşeyler istemediğini, onlardan nefret ettiğini ve herkesi boşverdiğini ifşa eder.

Bireyselliği Ötekinin karşısında ifşa olur, buna “Gerçeğin İfşası” denir. Kişi kötü niyetlerini keşfetmediği sürece Mahsomu (sınırı) aşması olanaklı değildir. Mahsom, bende var olan kötü dürtünün bilincine ulaştığımın simgesidir.  Artık ötekilerle birleşebilmem veYaratan’a benzeyebilmem için ıslah eden Işığın bana ulaşması gerekecek ve o zaman tüm sistem bir olacak: Üst Işık –Nur, bizim genel arzumuza kıyafetlenerek onu birleştirecek.

Nur – Bizim bütünleşme kriterimiz. Bize izlenimler ve haz veren olarak çağrılan Işık.

Yaratan  Arzu içinde hissedilen sevgiye ve birliğe ulaşmak. Bu nedenle (Yaratan) Bore deniyor “BoUre” (gel ve gör).  Arzu içinde İhsan niteliğini edinmeye Nur ve Yaradan deniyor.

Dolayısıyla, manevi dünyaya girmek için yapmamız gereken tek şey bütünleşmek. Ancak önce nefreti ifşa etmeliyiz ve sonra da, ötekini , tüm kusurlarıyla, bana olan nefretine rağmen sevmek istiyorum! İşte o zaman, başkalarına olan nefretimden, bana bir yarar olmadığını ve aslında o nefretin kendime olduğunu ifşa ederim! Bu bizim içsel temel yapımız ve onu ifşa için çok güçlü Işık gerektirir. Bu nefrete Sina (nefret) Dağı denir, eteklerinde Toranın (Yaşam Kılavuzu) Kabulunun yaşandığı yer.

03-02-10-Zohar Kitabına Önsöz dersinden alıntıdır.

ÖNEMLİ OLAN KÜÇÜK BİR ADIMA İSTEK

Soru: Yaratan’ın bizlere iyilikle yaklaşmasından kasıt nedir?

Cevabım: Eğer Yaratan bize iyilikte bulunmasa idi asla kendimizi ıslah etmemiz mümkün olmazdı. Başından itibaren bulunduğumuz koşul gereği iyi ve kötüyü ayırt edemediğimiz gibi özümüzün doğası da tabii olarak kötüye meyillidir. Eğer Üst Yönetim, iyi ve kötüyü her zaman eşit güçle uygularsa, her zaman seçimim kötü taraf olacak ve Yukarısı da tüm kötülere yaptığı gibi beni reddedecek ve asla amaca ulaşamayacağım.

Dolayısıyla doğal niteliklerim kaale alınarak, ilave bir ıslah yapılır Yukarıdan. Kötü-Dürtüyü veren Yaratan, doğama ve niteliklerime uygun olarak nasıl sömüreceğimi bildiğinden, bunu gerçekleştireceğim araçlar (grub, eğitmen, kitaplar) sunarak, en azından ıslah için küçük bir adım atmamı sağlar. İşte buna, Yaratan sana iyilikle yaklaştı denir.

03-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

TÜM DÜNYA BANA AİT

Defolu yaratılışım nedeniyle çevremde birçok dışsal arzular görürüm. Ancak bunların, hiçte üstesinden gelemediğim kendi içsel arzularım olduğunu ifade etmeliyim. Aynen kötü dürtülerime hakim olamadığım gibi ve bu nedenle de dışsalmış gibi görünürler. Onları eğer tekleştirebilir ve niteliklerime de egemen olabilirsem,tüm dışsallığın sadece bana ait olduğunu görebileceğim.

İçimde, onlara hükmedemediğim onlarca nitelikler, arzular, tutkular var olduğundan, dışımda da insanlar ve dopdolu bir dünya görürüm; yıldızlar, gezegenler, cansız, bitkisel, canlı, konuşan ve hepsi de bana karşı olarak işleyenler. Ve ben onları kendi yararıma kazanmaya ya da olduğunca çok uzaklarına kaçmaya çalışırım. Fakat tüm bunlara neden benim içsel yapım ve onun neticesi olarak dünyayı bu tarzda algılayışımdır.

Eğer yukarıdan, arzularıma mukavemet etme gücü lütfuna nail olabilirsem, tüm dünyanın bana ait olduğunu, ötekilerin benden ayrık olmayıp dışımda bulunmadıklarını, dolaysız bir şekilde keşfedip kendi gücümü hissedeceğim.

01-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

CEHENNEM YERİNE CENNET, KARANLIK YERİNE AYDINLIK

Karanlıkta olduğumuzda Yaratan’ın arzusunu ifşa edip bu koşulun onun tarafından ne kadar istenilen ve saygı görülen olduğunu anlamalıyız. Çünkü maneviyatta zaman ve koşul değişimi yoktur. İnsan yaklaşımını değiştirir ve aniden cehennem yerine-cenneti, düşüş yerine yükselişi, karanlık yerine, aydınlığı keşfeder. Değişen sadece insanın yaklaşımıdır, Yaratan tarafından değişen hiçbir şey yoktur, tersine  yaratılanın, onun için oluşturulan koşula nasıl yaklaştığı onu nasıl algıladığıdır söz konusu olan.

Yaratan’ın, O’nun için hazırladığı koşul değişmez ve sabittir. O sadece, bizlerin onunla daha ve daha çok uyum içinde olmamızı, bize hazırladıklarını sevgiyle ve taktirle kabullenmemizi, oluşan koşulları, beklenen ve hayrımıza olduklarını anlamamızdan başka birşey istemez.

Bu şekilde bizim kabulümüz büyür ve genişler, sevgimiz, anlayışımız ve teslimiyetimiz. Yaratan bizden bunu inatla keşfetmemizi diler-içinde bulunduğumuz koşul karşısında takındığımız tavrın sadece bizim kendi algımıza bağlı olduğunu farketmemizi. Bu realitede benim yaklaşımım dışında hiçbir şey mevcut değildir.

01-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

YAŞAMI TESPİT EDEN BÜYÜK ARZU

Azu her zaman haz-alma arzusu olarak kalır. İçinde birbirinden farklı ve birbirlerine hiç benzemeyen ve bağımlı olmayan bir çok parçaları barındırır. Aynen, insan bedeninde olduğu gibi. Kalbin, ciğer ya da akıl veya böbrekler arasında hiçbir fonksyon benzerliği olmadığı gibi, her organın kendine has yapısı ve fonksyonu mevcuttur. Hatta birinden diğerine aktarma yapıldığında zehirlenme ya da ölümüne neden olabilmektedir. Organlar bu derecede birbirlerine yabancı ve farklıdırlar. Aralarında ortak bir çalışma ile kurdukları armoni birlikte oluşturdukları tek bedenin fonksiyonu içindir.

Ruhsal bedende bulunan büyük manevi sistemi de bu şekilde okuduğumuzda, aynen Paro, Yisrael, Avraam, Eyüp misali bize birbirleri ile çelişkili gibi görünürler. Ancak hiçbir nitelik iptal edilmez! Sadece ıslah edilir, nihayetinde tek bir niyete, Yaratana bağlanmak için.

O zaman hem Paroya, Bilama ve Balaka ve hatta hem Amelek için de yer bulacağız. İhsan Etme niyetinde olmayan hiçbir arzu kalmıyacak. Arzular ayrı olarak kalacaklar ancak hiçbiri aralarındaki farkı hissetmeyecek! Sistemin tüm bölümleri armoni içinde bulunup, Yaratana benzemek, Onun gibi olabilmek için, aralarında bağ kurup çalışacaklar. Ona benzemekten kasıt ise, Zohar kitabının bize sunduğu gibi sistemi kopyalamak.

Dünyamızda nasıl davranılacağını, oluşturduğumuz modelle, çocuklarımıza gösterdiğimiz ve onların da bizlere olan benzeme özlemleri gibi, tüm arzu ve düşüncelerimizi Zohar kitabında okuduğumuz bu sisteme nasıl birleştireceğimize özlem duymalıyız. Aslında çok azıcık anlıyoruz, aynen annesinin dediklerini zorlukla anlayabilen çocuk misali, o henüz hiçbir şey bilmiyor ve sadece bilmenin özlemini çekiyor! Çocuk annesini anlamakta ne kadar zorlanıyor ve ne büyük çaba sarfediyor! O, konuşulan lisanı ve kullanılan semboller alemini tanımıyor, bulunduğu dünyayı bilmiyor, hiçbir şey tanımıyor! İşte kendinizi onun yerine koyun. Bu aynen Zohar kitabının bizlere anlattığı tablodur.

Şu an, ermiş insanların, uluların, kabalistlerin önündeyim. Bana hiç bilmediğim, tanımadığım bir dünyayı anlatıyorlar, ancak benimle bu dünyanın çocuğu arasında fark var. Çocukta dünyamızı tanıma, bilme arzusu güdüsel olarak mevcut! Yaşamını vareden büyük arzu bu.  Oysa ben, ruhsal dünyayı anlıyabilme ve tanıma arzusunu kendim oluşturmalıyım. Demek ki aynı bedenin farklı organlarını, neşamanın bölümlerini, sistemi tanıma adına birleştirir ve teklerim.

17-01-10-ZoharKitabı-Dersinden alıntıdır.

RUHSAL DÜNYA-ÇOK KOLAY BU

Tüm dünya o, arzumun parçaları, benim parçalarım! Ancak ben onları bana ait değillermiş gibi hissediyorum. “Tüm Dünyaya Lanet”, hiçte yazık gelmiyor bana bu!

Kabala Bilgeliğinin bize öğrettiği realiteyi ifşa etmek; herşey benim, benim arzum. Benim görünmediğim ya da benim sanki dışımdaymış gibi görünen resimler, benim için birtek arzuya birleşmek zorundalar. Yaratan sadece Arzu yarattı. Onun içinde varolur ve dışında ise hiçbir şeyi ne hisseder ne de algılarız. Bizler Yaratanı arzumuz yoluyla ifşa ederiz. Bu yüzden Yaratan-Bore deniyor, “Bou-Gel ve Re-Gör”. Bu dünya benim şu anda hissettiğim, gelecek dünya ise bir an sonar hissedeceğimdir. Herşey, benim daha ve daha çok diye hissettiğim herşey, hep aynı arzu içinde oluşur. Zaman, mekan ve harekete bağımlı olmadan, sayısız ve sonsuz bir şekilde ebedi izlenimler oluşurlar yolumda.

Dışarıda olan birşey gerçekten yok, herşey arzumun içinde beliren farklı fenomenlerden ibaret. Bu yer-hayal ve bu dünya-hayal ve tüm gerçeklik ve sonradan bunlara: “Rüyada Gibiydik” diyeceğiz. Demekki uyanıcağız, aynen bilincini yitiren kişinin tekrar bilincine kavuşması gibi ve gerçekte neler olduğunu farketmeye başlıyacağız.

Kabala Hikmetinin amacı da tam olarak bu. Bizleri bilinçle tanıştırmak. Kişi bilinçten yoksun olduğunda onunla konuşmanız faydasız, önce uyandırılması, farkındalığını kazanması gerekir. Dolayısıyla Zohar kitabını açtığımızda arzumuzun dışında hiçbir şeyin olmadığını hayal etmeliyiz. Bu dünya yok, ben yokum ve aynen dışımdakiler de yok, tüm bunlar, sadece benim hayalim, ilüzyonumdan ibaret! Var olan tek şey arzu, haz-alma arzusu ve herşey onun içinde oluşuyor: Bu dünya ve gelecek dünya, yaşam ve ölüm, cansız, bitkisel, canlı ve konuşan.

Zohar kitabı bizlere, RuhsalDünyayı hissetmemizi sağlıyacak yolu açar!

15-01-10-Zohar Kitabı- dersinden alıntıdır.

Optik Yanılma

Dünyayı algılayışımız Arzuya bağlı. Arzu yaratılan yegane şey. Kendi içinde yaşar ve sadece kendini hisseder. Ancak hissedişi iki formatta oluşmakta: Resmin bir bölümü kendi tarafından görüntülenirken, diğer bölümü sanki dış dünya tarafından şekillenmekte.

İşte dünyayı, bu şekilde bölünmüş arzumuzla algılıyoruz. İçsel ve Dışsal, kendimize ve çevremizde olanlara diye. Gerçeğin resmi içimizden dışımıza yayılan daireler halinde bölünüyor: Neşama, Guf, Yakın Çevre, Uzak Çevre, tüm bu katmanlar içimde, arzumun içinde bulunmaktalar.

Sonuçlar: *Arzum dünyayı değiştirmekse, bana düşen arzumu değiştirmektir. *Dışımdaymış gibi görünen dünya o sadece bir yanılsama, o tümüyle arzumun içnde. Ne ki ben bunu henüz hissedemiyorum. Dünyaya büyük zarar veriyorum onu içimde hissedemediğim, insanları kendime yabancı sandığım, onları kaale almadığım için. Oysa gerçek onların içimde olduğu.

Dünyayı arızalı ve feci şekilde algıladığım için ıstırab içinde yaşıyorum. Optik Yanılgı! Kabala Bilgeliğinin misyonu bu ayrık bölümleri, dışsal ve içsel olanları birleştirmek. Ben buna muktedir değilim ancak Işığa yönelip beni ıslah etmesi için onu davet edebilirim. İşte o zaman, tekgerçeklik, tek algı ve içimde tek kap, tek Işık göreceğim. Bu amaçta birliğe ulaşmak için çabalıyoruz. Zoharı okuma sürecinde, dünyanın, içimde olduğu hissini sabit bir şekilde tutmalıyım. Okumada tüm söylenenler içimde, hepsi benim niteliklerim, arzularım, güçlerim. Tüm manevi dünyalar insanın içinde,dışında olan hiçbirşey yok aslında.

(01-01-10-Zohar Kitabı)Dersinden alıntıdır. 13-01-10

Gerçeği Resminden Nasıl Ayırt Edeceğiz?

Arzum, kırılma sonrası iki bölüme ayrıldı. Galgalta Eynayim ve Ahap. Bir bölümünde, sanki dışımdaki dünya ve tüm arzuları içimde hissetmeme rağmen onları dışımda, aynada görür gibi algılamam ve diğer bölümde ise tüm dünyayı içimde, arzumun beş bölümünün algısı ve izlenimlerinden oluşan herşeyi içimde hissetmek ve bundan öte birşey yok!

Her an yeni izlenimler kıpırdar arzumun içinde ve yeni hayranlıklara neden olurlar. Bu demektir ki aniden başka bir dünya görürüm. Tüm hayatım, tüm gerçeklik, vasıtamla oluşturduğum ve gerçekleştirdiğim izlenimlerimdir. Işık bana, arzuma işler ve aracılığıyla izlenimlerim, aynen film şeriti misali, sinemada projekt edilen film gibi önümden geçer. Ben bunu sanki kendi hayatımmış gibi görür vehissederim. Ancak gerçekten benmi yaşadım? 20, 30, 40 yıl öncesine baktığımda gördüğümün ben olduğuna inanmak mümkünmü? Sanki bir film seyrettim, birçok insanın hissiyatıdır: “Bunlar yaşandımı gerçekten, yoksa rüya mı idi tüm gördüğüm?”

Bunlar kesinlikle benim hayatım değil, hepsi vasıtamla rüya gibi geçti, ben yapmadım, ben etmedim. IşıkVakfının koyduğu filmde oynadım, görevimi yaptım ve onu gördüm. Orada olan herşey; izlenimler, Işık ve benim hoşnut olduğum arzu. Geçen tüm izlenimler arzuyu ikiye böler. İçsel ve Dışsal ve ben filmde hem kendimi hem de dışımda olanları hissettim ağaçlar, güneş, ay, insanlar, evlendim, çoluk çocuk sahibi oldum, çalıştım çabaladım.

Tüm bunların bu şekilde tecelli etmesinin nedeni, gerçekliğin ikiye bölünmüşlüğünü ve de benden başka, dışımda, bir gücün var olduğunu hissedebilmem için. Yaratanı, beni onu aramaya zorlıyanı. Dış gerçekliği içselleştirdiğimde Yaratanı elde ederim.

(07-01-10-Zohar Kitabına Giriş) dersinden alıntıdır.

Kırılma Zorunlu İdi

AlmaArzusu ve İhsanEtme Arzusunun ayrı kalmamaları ve birbirlerini anlıyabilmeleri için Kapların Kırılması zorunlu idi. Birbirleriyle karışmaları ve birbirlerini anlamaları için. Aslında Kırılma bir hata olmayıp, tüm yaratılanlarda algılamalarında yanıldıklarını gösterebilmek için planlanmıştı.

Üst Alem için bu, Arzunun, Neşemanın kırılması olmayıp, Alt Aleme, kutsal bir işlemi ifşa etmek, Yaratandan ne kadar zıt olduğunu göstermek içindir sadece. Islahı elde edebilmek için gerekli bir koşul yalnızca yukarısı için. Aşağıya göre, bizler için sanki birşeyler bozuldu ve de kazara oldu oysa Yukarısı için bu zorunlu idi.

Kendinize bir bakın, beni anlıyabilmeniz için benim seviyeme inmeniz gerekecek. Ben bir hırsız ya da katil veya hertürlü kötülüğe sahip biri. Beni anlamanız olanaksız, ancak seviyemin niteliklerine uyarlandığınızda benimle bir bağ kurup, bu koşuldan  nasıl beni çekip çıkaracağınızı anlıyabilirsiniz. Başkaca bir yolu yoktur. Kutsal Olana söylendiği gibi: “Murdarlığınızda Komşu Oldum”. Sadece, bu durumdan başlıyarak beni sizinle birlikte yüceltebilirsiniz.

(05-01-10-Kabala Bilgeliğine Açılış)Dersinden alıntıdır.

Toplam 58 sayfa, 56. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...5455565758