Category Archives: Eğitim

“Çocuklar, Ebeveynlerinden Yaşadıklarını Öğrenirler”

Görüş (Dorothy Law Nolte, Ph.D. ; Amerikalı yazar ve aile danışmanı):

Eğer çocuklar eleştiriyle yaşarlarsa, suçlamayı öğrenirler.

Eğer çocuklar düşmanlıkla yaşarlarsa, kavga etmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar korkuyla yaşarlarsa, endişeli olmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar acınarak yaşarlarsa, kendileri için üzgün hissetmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar alayla yaşarlarsa, utangaç olmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar kıskançlıkla yaşarlarsa, haseti hissetmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar utanma ile yaşarlarsa, suçlu hissetmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar yüreklendirilerek yaşarlarsa, kendine güvenmeyi öğrenirler

Eğer çocuklar hoşgörü ile yaşarlarsa, sabırlı olmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar övgü ile yaşarlarsa, takdir etmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar kabul edilme ile yaşarlarsa, sevmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar onaylanma ile yaşarlarsa, kendilerini sevmeyi öğrenirler.

Eğer çocuklar tanınma ile yaşarlarsa, bir hedefinin olmasının iyi olduğunu öğrenirler.

Eğer çocuklar paylaşma ile yaşarlarsa, cömertliği öğrenirler.

Eğer çocuklar dürüstlükle yaşarlarsa, doğruculuğu öğrenirler.

Eğer çocuklar adalet ile yaşarlarsa, adaleti öğrenirler.

Eğer çocuklar şefkat ve önem verilerek yaşarlarsa, saygı duymayı öğrenirler.

Eğer çocuklar güvende yaşarlarsa, kendilerine ve kendileri hakkında olanlara inanmayı öğrenirler.

Eğer çocuklar dostlukla yaşarlarsa, dünyanın yaşamak için güzel bir yer olduğunu öğrenirler.

Yorumum : Tüm bu araştırma, bin yıllık Kabala’nın, kişinin oluşumunun, tamamen içinde yetişmiş olduğu çevre tarafından belirlendiği yönündeki bulgularını onaylamaktadır.

30 Temmuz 2012’de yayımlandı.

Tüm Farklılıkların Üzerindeki Bağ

Soru: Yuvarlak masa tartışmalarına katıldığımızda, bunun tüm farklılıkların üzerinde bir bağlantıya ulaşmaya değer olduğunu nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: İnsanlar tartışmayı genellikle severler; fakat ben onlara argümanlar yerine bağın, her şeyin üzerinde olduğunu ifade etmek istiyorum. Artık tartışmayı bir kenara bırakalım; onun içine dalmayalım ama onun üzerinde yükselelim. Açık konuşmak gerekirse, eğer bağ kurarsak, her şeyi düzelten Üst Işık’ı üzerimize çekeriz. Ama tüm varoluşun bu olduğunu bile daha bilmeyen birine bunu nasıl açıklarım?

Bunun izahı çok basittir. Dünyada mutlak bolluk bulunmaktadır. İnsanların bir bağ içinde olmadığı ve bu şekilde devam edemeyeceği gerçeği olan sorun dışında başka bir sorun yoktur. Onlar aralarında olması gereken zenginlik ve bolluğu bölemezler; aksi olduğunda, böylelikle herkesin arasında öyle büyük bir sürtünme olur ki tüm dünya bunun acısını çeker.

Bizler sadece insan egosundan dolayı acı çekeriz. Ama bağ kurduğumuz zaman her şeyi düzelteceğimiz yolu aniden keşfedeceğiz; öyle ki herkes, herkesle birlikte ve eşit olarak verdiği kadar almaya layık olacaktır. Bu nedenledir ki bağ, tüm problemlerin çözümüdür.

Bir taraftan doğadan tüm bolluğu alıyorsak ve diğer taraftan dünya hala daha böyle kötü ve acı dolu bir yerse, bunun nedeni insanın bunu düzeltememesidir. Bağ kurduklarında gerçek refaha ulaşacaklardır.

20 Haziran 2012 tarihli Toronto’daki Çalıştay’dan.

Krizler Eğitim Üzerindeki Harcamaları Kamçılıyor

Euronews’in haberinde yer aldığı üzere: “Tüm dünyada ekonomik krizin eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Kamu harcamaları kamçılanıyor ve okullar bundan kaçınmıyor. Şu an öğrencilerin sokaklarda yer almasıyla beraber hükümetler eğitimi temel bir hak olarak sürdürmeye çabalıyorlar.”

Benim Görüşüm: Eğitim sistemi, yetiştirme sistemi ile bağlantılı olmadığından dolayı meyve veremez ve bu olmaksızın krizler toplumun tüm katmanlarında daha derinden hissedilir.

Artık işletmelerin bile çalışanlarını karşılıklı sorumluluk içinde tüm çalışanlarını bir ekipte birleştirmeksizin çalıştırabilmesinin mümkün olmadığı zaman gelecek.

Birleşmenin bir dokuma metodu tüm meslekler içinde her geçen gün daha belirgin hale geliyor.  Tüm eylemlerin başarı için gerekli bir şart olacağı, bireyselliğin yanı sıra bir grup olunacağı ve birliğin sağlanacağı bir zaman gelecek ve bu yöndeki eylemler öne çıkacak.

Böylece üst otorite insanlığı eylemlerden önce niyetleri öğrenmeleri için zorlayacak ve buna ulaşmada herkese yol gösterecektir.

Yalnız İnsanlar, Bize Katılın!

Haberlerden (BBC Haberler): ”Finlandiya’daki bir çalışmaya göre, çalışma yaşında olup yalnız yaşayan insanların depresyon geçirme riskleri aile içinde yaşayanlara oranla %80 artmış durumdadır.” Buradaki temel nedenler, hanımların yetersiz durumdaki barınacak ev şartları ve erkekler için sosyal desteğin eksikliği olup, bahsedilen her iki kesim de bu durumdan eşit derecede etkilenir.

Bu çalışmada Finlandiya’da antidepresan kullanan 3500 kişi izlendi.

Bir zihinsel sağlık yardım derneği, yalnız yaşayan insanların kendi problemleri hakkında konuşabileceği, bunları dışarıya aktaracağı ortamların bulunması gerektiğini belirtti.

Çalışmayı yürüten yazarlar son otuz sene içinde bir kişinin yaşadığı evlerin oranının batılı ülkelerde her üç kişiden biri şeklinde A.B.D. ve İngiltere’de arttığına dikkat çekti.

Böyle bir çalışma genelde ortadaki riskleri olduğundan daha az hesaplar çünkü depresyon geçirme riski yüksek olanlar pek böyle bir çalışmaya dahil olmazlar veya çalışmayı tamamlamazlar. Bizler aynı zamanda depresyonun ne kadar alışılagelmiş ve tedavi edilmemiş olduğunu muhakeme edemedik.

Bu çalışmaya göre yalnız yaşamanın, kendini diğer kimselerden uzak tutma hisleri, sosyal bütünleşme eksikliği ve güvensizlik gibi zihinsel sağlık açısından risk oluşturan bağlantısı olabilir.

Beth Murphy, zihinsel sağlık yardım derneği Mind’ın istihbarat başkanı, yalnız yaşayan kimselerin sayısındaki artışın, ulusal zihinsel sağlığında kesin bir şekilde etkisinin olduğunu belirtti.

Bu sebeple yalnız yaşayan insanlara uygun tedavi gerekir, konuşma terapileri, güvenilir ve destek veren ortamların yaratılarak, problemleri tartışarak ve üzerinde çalışarak; sadece antidepresanlara bağlı bırakılmış olmak yerine problemler üzerinde çalışılması gerekir.

Benim Yorumum: İşte bu sebepten dolayı onların bütünsel yetiştirme sınıflarında çalışmaları gerekir-her üyesinin olumlu bağ, yakınlık ve sevgi dalgaları yarattığı özel toplumu kişinin kazanması gerekir. Daha sonra bizler bir araştırma çalışması yönetip onların mutluluk, özgüven, psikolojik ve fiziksel sağlık seviyelerini ne kadar arttırdığımızı ve şuç, intihar oranının ne kadar düşmesini başardığımızı göstermeliyiz.

Bizlerin toplumunda, bizler yalnız olan insanlara uzanmalıyız ve kendi dairelerimiz içinde sıcaklık ve çevre desteği bulacaklarını onlara açıklamalıyız. Evlilik kurumunun yıkılışından niyetlenerek insanlara ilişkilerini farklı bir seviyede inşa etmeleri gerektiğini, ilişkilerin hayvani çekim yerine, karşılıksız ihsan etme ve sevgi üzerine kurulması gerektiğini göstermeliyiz.

Bu makale Dr. Laitman’ın blogunda 11 Mayıs 2012 tarihinde, 16:50’de yayınlanmıştır.

Sıfırdan Sonsuzluğa

Soru: Her pratik çalışmada belli başlı safhalar vardır: Başlangıç, ortası ve bir son. Birlik sürecinin safhaları nelerdir? İnsanları nereye doğru götürmeliyiz?

Cevap: Birliktelik nerdeyse Ein Sof (sonsuzluk)’tur. Bir entegrali nasıl hesaplamanız gerektiğini bilirsiniz: Sıfırdan sonsuzluğa. Yani her seferinde puzzle’ı biraraya koymaya çalıştığınızda, soruları düzenlemek için ve bu sorulara çözümler ve yanıtlar bulmak için, neler olup bittiğinin daha derin bir katmanın anında keşfedersiniz.  Doğa, kendi derinliğinde sonsuzdur ancak biz sadece ilk katmanını kaldırırız ve sonrasında ikincisini v.b. ve her seferinde daha derin ve derin bir şekilde ifşa olurlar.

Görürüz ki, önceki katmanlarda iyi ve sistematik olarak ve en önemlisi dönemsel olarak ne çalıştıysa (bir dönem, tekrar, net ya da statik olsun, bu bilimsel tabanlı her sürecin ve her planın sonucudur) o zaman daha derin katmanlarda, nitelikleri, kanunları, geçmiş modelleri keşfederiz, bir bütün olarak artık işlemez, fakat işleyen başka bir şey vardır.  Eğer bir önceki modele geri dönersek, bunun orada çalıştığını görürüz fakat daha derin bir seviyede bu çalışmaz çünkü, orada giriş ve çıkış arasında tamamen yeni ilişkiler doğar. Bu gerçekten insan bilincinin psikolojisinin derinliğindeki müthiş bir keşiftir.

6 Mayıs 2012’de yayımlandı

“Entegral Eğitim üstüne Konuşma”

Dr. Laitman’ın CNN Şili Kanalındaki Söyleşisi

http://www.youtube.com/watch?v=b2Fy4hDCg3I

Gazeteci : Merhaba Şili. Profesör Michael Laitman, UNESCO eğitim danışmanı. Dr. Laitman dünya içinde  şimdilerde karşılaştığımız sorunları aşmamız konusunda bağ ve ahenk konularını bir metot olarak işleyen akademik bir sistemi destekliyor.

Kendisi ziyareti esnasında konferansta konuştu ”2012, Bizler nereye gidiyoruz?”, bütünsel bir toplum oluşturabilmek için insanlar arasında olması gereken düzgün ilişkilerin nasıl kurulacağı konusunu ele aldı. Bunu ve diğer konuları araştırabilmek için, CNN Şili, Dr. Laitman ile sohbet edecektir.

Dr. Laitman, bizlerle bu akşam bir arada olduğunuz için teşekkürler. Öncelikle, size Başkanımız Sebastian Piñera’nın verdiği eğitim ile ilgili ve vergi reformları hakkındaki önemli bilgiyi size aktarmak isterim. Bu reformların %100’ü eğitimi düzeltmek yönündedir. Başkan, gelişmemizde eğitimin önemi ve bunun etkisi ile ekonomide ve ekonomi bilgisinde iyi bir seviyeye ulaşmamız konusunda konuştu. Sizce Şili bu görüşü gerçekleştirmesi için hangi adımları atmalı, kendisini nasıl dönüştürmelidir ki barındırdığı yetenekleri ile bilgi toplumu arasına dahil olsun ?

Profesör Laitman: Açıkçası, Şili’nin gelişimi ve eğitimsel seviyeler arasında doğrusal bir bağlantı vardır ve bu nedenle olağan eğitimsel sistemin içinden eğitimsel gelişimin ayrı tutulması gerekir. Bu paralel sistem ulaşılabilinmesi için herkese açık olmalıdır. Yurttaşların toplum ile bağının nasıl olması gerektiğini ve onların diğer insanlar ile ahenk içinde nasıl ilişkide bulunabileceklerini göstermelidir. Böyle bir sisteme ihtiyaç duymamız fevkalade bir gereksinimdir  ve bizim organizasyonumuzun da sebebi budur: Yeni bir insan ortaya çıkarmak, toplumun içinde yer alan ve çevresi ile ilişkilerine hakim bir insan, global değişiklere karşı nasıl davranmasını bilen bir insan; birbirimiz ile bağ içinde olduğumuzu bilen yani yalnızca kendileri ile ilgilenmeyen insanlar ortaya çıkarmak. Kimse ülkenin diğer tarafındaki insanlarla veya dünyanın diğer tarafındakileri ile ilgilenmez fakat bu da insan olmanın bir parçasıdır.

Gazeteci: Profesör, yani bu sistemde önemli olan, demek istediğiniz, bu eğitim toplumun tüm seviyesindeki insanlar için herkese açık mı olmalı yoksa sadece belli bir grup için mi ?

Profesör Laitman: Bizler en temel seviyede başlayacağız, 3 yaşındakiler ile diyebiliriz. Daha sonra bunu takip eden seviyelere üniversitelere ulaşıncaya kadar devam edeceğiz. Açıkça temel ve oradan itibaren bunun devamı olarak başlayarak sıkı kurumlar ortaya çıkarmalıyız. Eğer bir ülke bunu idare edebilirse bu en çok hemfikir olunacak bir şey olur. Herkese açık olan eğitim yani 3 yaşından başlayıp üniversiteye gelene kadar olan eğitimi bir ülkenin üstesinden gelebilmesi gerçekten zordur.

Gazeteci: O zaman başkan Piñera’nın bahsettiği, sosyal eşitliğin okul öncesi eğitimde, çocuklar çok küçük olduğu zaman bir hedef  ile  başlangıçta ekilmesi  hususunda  aynı fikirde misiniz?

Profesör Laitman: Evet, katılıyorum, herşey eğitime bağlıdır. Bizler kişiyi iyi olması için eğiteceğiz, toplum ile doğru şekilde bağ içinde olmasını global krize göre ve onun gördüğümüz gelişim yolu şeklinde ve evet, bu eğitim ile çocuklarımıza diğerleriyle  beraberce ahenk içinde yaşamayı öğreteceğiz. Bunun da üzerine bizler bir meslek, bir kapasite sağlayacağız toplum içine sunulan mükemmel bir dünya yurttaşı olacaktır. Bu istenen birşey ve eğitim sistemini geliştirmeliyiz çünkü ardından da tüm dünya sorunlarını çözebiliriz.

Gazeteci: Bu düşüncelerimiz ile devam edersek, Başkan  Sebastian  Piñera bugün bir vergi reformunu duyurdu. Halka açık bildiriminde bizlerin vergilerinde indirim olacağını, yaklaşık  %50 civarında indirim diyebiliriz bu da zaten düzgün eğitimin genellikle finansmanının zor olduğu  orta halli geçinen aileler için olacak. Sizce vergi indirimleri doğru bir yöne doğru ilerleme midir yoksa daha fazla imtiyazlara gereksinimimiz var mıdır?

Profesör Laitman: Sizler böyle şeyler yapan bir ülke için şükretmelisiniz. Bu şekilde gelişip, ilerleyip insanların iyiliği için doğru adımları takip etmeliyiz. Bu gerçekten çok iyi!

Gazeteci: Profesör, geçmiş makalelerinizde sık sık bahsettiğiniz önemli bir konu, sosyal hareketlerde büyüme hakkında ve onların dünyadaki önemi- örneğin- bugün duyurulan vergi reformu bile geçen sene belirginleşen öğrencilerin baskısı sonucu ortaya çıkmıştır. Burada ve dünyanın her yerinde gerçekleşen sosyal hareketleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Profesör Laitman: Tabii ki bu insanlar için büyük bir ayrıcalık yani bu zamanda sokaklara çıkabilmeleri ve hükümetlerinden değişiklik talep etmeleri! Olan budur ve bizi bu korkutur, hükümet ise gerçekte ne olduğu hakkında geribildirim alır. Bu insanlar ve hükümet arasında bir diyalog meydana getirir. Bizler şimdi burada bunun olduğunu görüyoruz ve gelinebilmesi kolay bir nokta değil. Bizler bunun boş yere olmadığını görüyoruz çünkü yapılan değişiklikler var ve bu da istenilendir.

Açıkçası bu diyalog derin, sanki özel yuvarlak masa gibi önemli şeylerin kararının alındığı ve bizler iyi bir yolda ilerleme sağlıyoruz. Ben sadece eğitim hakkında konuşmuyorum. Ben baş netice konusunda konuşmak istiyorum yani bizler sadece bir meslek sağlamıyoruz fakat insan olacak bir çocuk geliştiriyoruz. Bizler, bunun, kişinin hem ülkesine hem de tüm dünyadaki insanlar için ne kadar faydalı olacağını göstereceğiz. Bu en önemli olan şey, bütünsel bir alanda hissedilebilir yaşam duygusunu tamamıyla birbirine bağımlı ve bağ içinde yapabilmek. Önemli olan budur. Bu, insanlara sağlıklı bir aile ile gerçekten sağlıklı bir yaşam sürme fırsatını sağlar. Psikoloji sayesinde nasıl herkesin arkadaşı olabileceğimizi öğrenmemiz gerekir; farklılıklara nasıl yaklaşmamız gerektiğini ve kendimizi toplum ile nasıl bütünselleştireceğimizi öğrenmeliyiz. Bu çok önemlidir.

Gazeteci: Ve bu sistemin içinde bütünsel gelişimi tüm alanlar içinde desteklemeyi tasarlıyor musunuz-bu demektir ki, yalnızca okul ve üniversitede değil fakat teknik eğitimde de mi? Bu eğitimsel planda toplumun tüm hallerini dahil ediyor musunuz?

Profesör Laitman: Evet, bizlerin herhangi bir yerde öğretilen tüm meslekleri dahil etmesi lazımdır. Bizler küçük yaşlarda takviyede bulunmalıyız ve çocukların farklı düşünmelerinin gerekliliğini anlamalarını sağlamalıyız, nefret ve çekişme üzerinde yükselip tüm bunların üzerinde sevgiyi inşa edebilmelerini sağlamalıyız. Bizler tüm farklılıkların üzerinde birleşip bağ kurarız ve çekişmelerle farklılıklarla dost olabileceğimizi anlamalıyız; yani bu ikilemde bile bizler birliği bulabiliriz.

Gazeteci: Daha önce bizler sosyal hareketler hakkında konuşmuştuk. Öğrencilere, Şili liderlerine, ulusal bildiriler ve hareketlerde seslerini yükseltmiş liderlerine, masaya mesajlar getiren ve uluslararası seviyede isminden bahsedilenlere ne gibi mesaj gönderebilirsiniz, sizin dediğiniz gibi, bu dünyada, bizim global alanımızda, daha fazla bağ kurmak mı?

Profesör Laitman: Beni iyi anlamanızı istiyorum. Bana kalırsa bu tarz yollar pek  işe yaramaz, baskı yolu ile yapılanlar uzun zamanda iyi neticelere ulaşmaz. Bizlerin oturup tartışması gerekir. Her insanın gayesi hakkında konuşmalıyız, ne yapılabilir ve nasıl yapılabilir. Her kişi masasını tartışmaya açmalıdır çünkü hepimizin insan kaynakları konusunda sınırlamaları vardır. Bizler herkesin başarmak istediğini yapmaya müsait değiliz. Bu nedenle sokaklara çıkma konusunun tümü iyi fakat tüm niyet ve gayeler için oturup tartışılması lazım ve nelerin yola koyulabileceği de görülür. Ben tüm bu tartışmalar içinde birçok başka organizasyonlar içindeyim ve bu baskının önemli bir nokta olduğu konusu doğru fakat toplumun iyiliği için kolay ve sıcak olan tartışmalarımız olsun. Umut ederim ki bunu Şili başarır.

Gazeteci: Profesör, çok teşekkürler! Son sorumuz internet sosyal paylaşımda yaşanan patlamalar, twitter, facebook vs. ve dediğiniz gibi sadece finansal değil sosyal bir birlik de oluşuyor. Buna nasıl bakıyorsunuz?

Profesör Laitman: Son senelerde bu yöne doğru geliştik fakat bizler birbirimizden daha da fazla ayrıldık. Günümüzde cep telefonları bizleri birleştirmek yerine ayırıyor. Twitter ve Facebook gibi şeyler birine fiziksel olarak yaklaşıp ulaşmak yerine, birine anında mesaj göndermemizi kolaylaştırıyor. Bu tarz bir bağ doğru olanı değildir. Zannedersem ki bu değişecektir. Bizlerin sanal ilişkiler ve fiziksel ilişkiler arasında dengesi olmalıdır. Birkaç sene bekleyelim ve denge kendini ortaya çıkarır eminim, şu anda birçok şey dengesini kaybetmiş durumda, bu da tüm yeniliklerde olduğu gibi fakat yavaş yavaş  değişecek ve bizler kendimizi dengede hissettiğimiz noktaya erişeceğiz, bilgisayarların ve cep telefonlarının arkasında saklanmayacağız.

Gazeteci: Doğru, bu önemlidir, Profesör. İşte bu sebepten dolayı bizler birbirimizin karşısında böyle önemli konuları, ulusal ve uluslararası seviyede eğitim gibi konuları konuşuyoruz. CNN Şili adına bize ayırdığınız zamanınız için teşekkür ederiz.

http://www.youtube.com/watch?v=b2Fy4hDCg3I

Kendi Kendimin Eğitmeni Olmak

Bizler derece derece toplumda bir anlaşma seviyesine, bir duruma ulaşmayı umarız ve insanlar arasında iken, insanlar başkalarının onları değiştiremeyeceğini ve yalnızca kendilerinin değişmesi gerektiğini anlamaya başladıkları zaman; dünyayı değiştirmelerinin, kendilerini değiştirmeden mümkün olamayacağını yani dünyanın, bir insanın kendini algılayışı, kendi yansıması olduğudur ve işte bu yüzden sanki gelecekteymiş gibi rol yapması gerekir ki böylece gelecek bugün haline gelsin. Kozma Prutkov’un bir keresinde dediği gibi: ”Eğer mutlu olmak isterseniz, mutlu olun.” Genelde bu böyledir.

Bu sebepten dolayı bir eğitmen de aynı zamanda bir psikoterapist gibi olmalıdır. İnsanları çok iyi anlamalı ve bunların tümünü bilmeli. Eğitmenler kurslar tamamlamalı ve birçok deneyim sahibi olmalı. Onlar doğru davranış formüllerini, değişimi ve insan reaksiyonlarını öğrenmelidir. Yani başka bir deyişle, onların tecrübelerinin esasında doğru girdi ve çıktılar ile belli senaryolar yer almalı. Onlar insanlar ile ne yapacaklarını anlamalılar ve insanların nasıl reaksiyonları olabileceğini, çıktıyı başarabilmek için tam olarak neye ihtiyaçları olduğunu bilmeleri gerekir.

Bunun yanında, yetişkinler ile çalışırken bizler onlar ile birlikte çalışırken onları da eğitmene dönüştürmeliyiz çünkü her insan genelde kendi kendisinin eğitmenidir. Diğerleri ile etkileşim içinde iken görülür ki herkes hem diğerini hem de kendisini eğitir. Başka bir deyişle, bu çalışma iki taraflıdır, tüm insanlar arasındaki ortaklık çalışmasıdır.

Aslında eğitmenler, öğretmenler ve yöntembilimciler grup ile başta çalışma yapmalarına rağmen grup tüm metodu; deneyimlemesi gereken tüm değişimler zincirini, tüm programı, tüm belli davranış kurallarını, aralarındaki etkileme ve mübadele (değiş tokuş) kurallarını onlardan alır. Sonunda gruptaki herkes öyle bir noktaya erişir ki bu metodu hem kendilerinde hem de diğerlerinde uygulayabilirler, diğerleri ile aktif bir şekilde etkileşimde bulunup, grubun etkisi altında kendilerini nasıl değiştirmeleri gerektiğini tam olarak idrak ederler.

Başka bir deyişle, eğer bir kişi herhangi bir duruma hatta beklenmedik bir kaza senaryosu gibi bir duruma düşerse, tam olarak nasıl davranması gerektiğini, bu durumu nasıl düzene sokacağını, nasıl etkileyeceğini ve kendisi üzerinde doğru etkiyi bırakmasını nasıl sağlayacağını hemen hisseder.  Bu şekilde, kişi çevresi ile her zaman nasıl düzgün çalışacağını, bunu kendisi ve etkileyeceği grubu için de eşzamanlı şekilde nasıl vasıta haline getireceğini bilir.

Toplumun Beni Hürriyetimden Yoksun Bırakma Hakkı Var mıdır?

Baal HaSulam, ”Hürriyet”: Bizler, bireyin hürriyeti konusundaki cümleyi şimdi açık bir şekilde anlama noktasına ulaştık. Tabii ki bir soru oluştu: ”Topluluk bireyin hürriyet hakkına el koyma yetkisini nereden aldı ve yaşamındaki en değerli şeyini, hürriyetini, nasıl esirgedi?” Görünen şu ki, buradaki zorlayıcı kaba kuvvetten başka bir şey değil.

Toplu ilgi alanları bireysel ilgi alanlarından daha önemli ise ne yapmalıyız? Toplum beni bu şekilde yapmaya zorlamalı mı? Bunu zorla yaptırmanın bizlere faydası olur mu? Bu yüzden eğitime ihtiyacımız var.

Ebeveyn, çocuklarının hangi inanca ait olacağına dair kararlar alır, hangi okula gideceğine, nasıl bir eğitim alacağına dair ve hangi bakış açısı ile yontulacağına karar verir. Aslında onların yaşamlarını önceden belirleyip tanımlarlar. Böyle bir hakka sahip midirler?

Aynı zamanda, anne ve baba çocuklarının var olmasından itibaren onların geleceğini önceden belirlerler; daha fazlası, onlardaki belli karakter özelliklerini harekete geçirirler.

Aile, çocuk yuvası, okul ve çevre tüm bu faktörler birlikte bir bireyi oluşturur ve bu suretle, 15-20 yaşına gelen birey, herşeyin kendisi için önceden karar verilmiş kimse olur. Toplumun benimle ilgili ve kendilerinin benden talep ettiklerini benden elde etme konusunda hangi hakları vardır: Çörek, pasta, ekmek parçası veya simit gibi? Nitekim bu böyle yürür ki.

Bu tarz kurallar çoğunluğa uyma kanunundan ortaya çıkmıştır. ”Çoğunluk” bilinçli, hisseden ve anlayan bir toplum; genel refahın, her bireyin tüm bireylerin toplandığı bir bütün ile ilişkisine bağlı olduğunu kavrayan toplum anlamına gelir. Yani anlatılmak istenen, birey kendi bencilliğini ortadan kaldırır ve toplum ile bir bütün halinde bağ kurar.

Bu durumda, herkesin toplum veya ailenin kollektif ilgi alanları konusunda çalışma yapmasına ihtiyaç vardır. Daha fazlası, toplum, içinde barındırdığı üyelerine bu kurallar konusundaki eğitimi sunmakta da sorumludur. Bu nedenle, denir ki babası oğluna bir ”zanaat” öğretmelidir. Bizler burada aynı sistemden yani ihsan etmeyi öğretmekten bahsediyoruz.

Nitekim evrensel karmaşık sistemin kanunu kaçış olmaksızın gözlemlenir. Birey ne olduğunu başından bilir ”çarklar”dan biridir ve düzgün şekilde görevini yapmalıdır. Fakat kötülüğe meyilli olmasına rağmen ”çark” görevini yapan bireyin, tüm sistemi ifşa etme, gücünü elde etme, bilgelik kazanma ve  tüm çevreyi tamamıyla büyük bir kanalı idrak edebilme fırsatı vardır. Bu suretle Yaratan’ın seviyesine doğru yükselir.

Özünde ”çoğunluğa uyma” Yaratan’a uyma anlamına gelir. Çevre ve Yaratan aynıdır: Genel ihsan etme kuralı, herkesi kuşatan ve veren kuvvet. Fakat başlangıçta bizler, kırılamayan global bağ konusundaki açıklamalarımızı kısıtlarız; bu da bize bütünsel birlik dışında başka alternatif bırakmaz. Bizler Yaratan’a ihsan etme çalışmasını, şu anki şeklinde olduğu gibi, topluma ihsan etme çalışması olarak tanımlarız.

5.1.2012 tarihli Günlük Kabala Dersi’nden 4. Bölüm, ”Hürriyet”

Bu makale Dr. Laitman’ın blogunda 7 Ocak 2012,  19:10’da yayınlanmıştır.

Umut, Eğitimdedir

Fikir (B. Dalinger, Profesör, Doğa Tarihi Rus Akademi Üyesi): “İnsanın misyonu doğaya adapte olmak değildir, fakat onu harekete geçirmek, oluşturmak ve değiştirmektir. Eğitimin amacı, bilgiyi, yetenekleri ve pratik becerileri transfer etmek ve öğrencilere “usta’’ görüşleriyle ve sosyal olarak önemli değerlerle yardım etmek değildir; fakat adamın içinde insan görünüşünü geliştirmek için koşulları yaratmaktır. Okullar, öğrencinin, elde ettiği dünyanın resminin, tüm ve anlamlı olacağını garanti etmeye ihtiyaç duyar.’’

Benim görüşüm: Dünyanın, eğitimin onun etrafında yarattığı ve insanoğlunun ıslahı için tek yol olduğu  inancı artıyor.

Öğrencilerler Bir “Kafeste”

Soru: 20. Yüzyılın başlangıcında özellikle Rusya’da, cahilliği ortadan kaldırmak için yaygın bir seferberlik vardı. Bugün bu durum kusursuz derece doğal görünürken eskiden düşmanlıkla karşılanıyordu. Birçok insan, çocuklarını okullara yollamayı reddetti ve çocukların kendilerince öğrenmelerini istemediler çünkü bunun gereksiz bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorlardı. Biz integral bir eğitim sistemi önerdiğimiz zaman, gereksiz, kullanılmaz bir şey olarak algılanabilir, bugün ona benzer bir durum ortaya çıkabilir. Bu direnişin üstesinden nasıl gelebiliriz?

Cevap: Şunu düşünüyorum ki bugün, eğitmenlerin büyük bir çoğunluğu, psikologlar ve sosyologlar kuvvet kazanmaya hazır olan problemi farkındalar ama bu problemle nasıl başa çıkabileceklerini bilmiyorlar. Gerekli olan şey onlara mümkün olduğu kadar geniş açıklamalar ile yaklaşmaktır.

Öğretmenler, öğrencileriyle empatik olurlar ve üstelik zamanla öğrencilerinden daha fazla ıstırap çekerler. Sonuçta, öğretmenler çocukların devamlı olumsuz baskıları ile sınırsız ve çocukların onlara karşı gelip, kısıtlanamayan şeytanca bencillikleri ile yine de var olmaya zorlanmışlardır. Her öğrenci onlara karşı kendi bağımsızlığını ispat etmek ister ve kendisini teyit edebilmek için gayret eder.

Ben, öğretmenlerin ve eğitmenlerin çocuklarla normal olarak çalışması için onlara izin verecek olan, onların faydası için bir şey, en azından yeni bir metodolojide ayırt edebilmesi için burada bazı eğitime ihtiyaç olduğunu düşünürüm.

Bugün bir eğitmenin işi daha zor ve ciddidir, hatta ben riskli olduğunu bile söyleyebilirim. Bir kişi öyle koşullara maruz kalır ki söz konusu bu manevi baskı içindeki bu çalışmaya ”zararlı” olarak nitelendirilebilir. Çocuklarla birlikte kırk beş dakika sınıfta olmak birçok stres yaratır ve muazzam derecede öğretmeni zorlar.

Eğitmenlerle beraber biz ilk olarak, çocukların anlaması için onlara yardım edecek olan metodolojik bir kaynağı hazırlamaya ihtiyaç duyarız ve her şeyden önce biz henüz sınıfı değiştirmeden sınıftaki atmosferle ilgileniriz.

Öğrenciler henüz gerekli konuşmaya alışamaz çünkü birisiyle herhangi bir şeyi tartışmak imkansızdır. Bu, bağırma, birbirlerini susturma, küfür durumuna yol açar ve kim bilir başka nelere.

Şimdi eğitimci en azından onları oturtur, onları sakince bir arada tutar ve bir şekilde gereklilik getirdiği için onları pasifize eder. Öğrenciler oturur iken, hepsi perişan kendi yerindedir ve tüm bu işkencenin sona ermesini beklerler.

Burada yavaş ve düzgün bir geçişe ihtiyaç duyulur. Ben, eğitmenlerin aşamalı olarak bunu kabul edecek olduğunu düşünürüm. Onlar şimdiden mevcut olan sistemin, yeni nesilde var olmasının pek doğru olmadığını hemen görürler.

Toplam 7 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.« İlk...23456...Son »