Bir izleyiciden mektup var:
Karım programlarınızdan çok memnun ve onları sürekli bana zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Çoğunlukla saygı duyduğum için izliyorum. Bazılarını beğeniyorum ama bazen nasıl karşılayacağımı bilemediğim şeyler söylüyorsunuz. Örneğin, herkesin tüm dünyadan sorumlu olduğunu söylediniz. Bunu neden söylediniz? Bu açıkça imkânsız. Ancak beni şaşırtan şey eşimin bundan memnun olması.
Cevabım: Gerçek şu ki, herkes kendini tüm dünyadan sorumlu hissettiğinde, gerçekten de yeni bir dünya göreceğiz.
Soru: Bu mektuptan açıkça anlaşılıyor ki, eşi çok sevinirken kendisi bunun nasıl mümkün olduğunu anlamıyor. Yani her birimizin bunu kabul eden ya da etmeyen belli noktaları var.
O tüm dünyayı sekiz milyar insan olarak hayal ediyor. Yani “tüm dünya” dediğinizde, tüm bu sekiz milyar insandan, Somali’de olanlardan, açlıktan ölen Afrika’dan ve diğer yerlerde olanlardan bizim sorumlu olduğumuzu söylediğinizi düşünüyor. Bundan biz mi sorumluyuz?
Cevap: Evet.
Yorum: Bu ifade biraz daha açıklama gerektiriyor.
Cevabım: Mesele şu ki, eğer her insan aniden, diyelim ki büyülü bir emirle, diğer herkesi dostu olarak görmeyi dileseydi, dünya değişirdi. Kuşkusuz! Ancak çok gerçekçi görünmediği için buna inanmadığımızdan, olduğumuz gibi devam ediyoruz.
Soru: Ama biz gerçek insanlarız. Bu koca, kesinlikle gerçek bir insan. O evde, arkadaşlarıyla işleri yoluna koymak istiyor ve siz diyorsunuz ki: bütün dünyayla işleri yoluna koyun, ondan sorumlu olun.
Bu düşünce, bu eylem ancak “büyülü bir emirle” gerçekleşebilir, değil mi? Yani, bizi tekrar Yaradan’a mı gönderiyorsunuz?
Cevap: Yaradan’a.
Soru: Sürekli mi?
Cevap: Evet.
Soru: Yani, kişi içinde bu acıyla geliyor. Birçok kişi bu empatiyi hissettiğini yazıyor. Bir kişi Yaradan’a nasıl dua etmelidir? Her şeyi değiştirmesini mi istemeli yoksa başka bir şey mi?
Cevap: Yaradan’ın en azından bu kişiyi değiştirmesini.
Soru: Bu kişiyi mi?
Cevap: Evet, böylece tüm dünyanın acısını hissedebilir ve buna dayanarak dünyayla farklı bir şekilde ilişki kurabilir.
Soru: Kişi bu acıyı hissederken alt üst olmaz mı? Patlamaz mı, bu yüzden ölmez mi?
Cevap: Bu mümkündür.
Soru: Kabalistlerin bunu arzuladıklarından bahsetmiştik, amaçları dünyayı, dünyanın acısını hissetmekti.
Eğer bir kişi dünyanın tüm acısını hissederse, eylemlerinin ne olması gerektiğini söyleyebilir misiniz?
Cevap: Yaradan’dan dünyayı daha iyi hale getirmesini istemek. Hepsi bu, başka bir şey değil. Dünyayı kötü yapan onu iyi yapmalıdır.
Filed under:
Kabala, Maneviyat, Yaradan
|
“Karım Sizden Çok Memnun Ama Ben Değilim” için yorumlar kapalı