Category Archives: Yaradan

Adım Adım İlerleyen Bir Süreç

Soru: Kusursuz kolektif dua, tüm dostların yüreklerinden aynı anda yükselen bir haykırışla mı elde edilir, yoksa adım adım ilerleyen bir süreç midir?

Cevap: Kolektif dua, adım adım ilerleyen bir süreçtir. Sonuçta, her grubun, her onlunun veya her bireyin gerçek çalışmasının ne olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle, hedefi seçerken ve onu edinmeye gayret ederken, mümkün olan her çabayı göstermeliyiz.

Tek Bir Dua İçinde

Soru: Yaradan’a memnuniyet vermek ve tek kalp tek adam olmak için, duadan önce, dua sırasında ve sonrasında,  tek bir dua içinde nasıl hissetmeliyiz?

Cevap: O’na sımsıkı sarılmalı, O’nu kucaklamalı, O’na tutunmalı ve her zaman bu koşul içinde kalmaya çalışmalısınız.

Çabalarınızı Durdurmayın

Soru: Kişi, Yaradan’ın tepkisini onlunun Kli’sinde mi yoksa küresel Kli’de mi hisseder?

Cevap: Genellikle onlunun Kli’sinde.

Soru: Ama Yaradan’ı hissetmenin kapılarının, tam da küresel Kli’nin ortak kalbinde açıldığını söylediniz. Bunu onlunun içinden nasıl doğru bir şekilde hissedebiliriz?

Cevap: Bunun için, tüm gruplardaki, tüm onlulardaki dostlarınıza daha yakın olmalı, onların içinde bulundukları durumu hissetmeli, onlarla birlikte olmaya çalışmalı ve aralarındaki bağın ve Yaradan’la bütünleşmenin önündeki engeli hissetmelisiniz.

Tüm bunlar yavaş yavaş içinizde organize olur. Zaten mevcuttur ve giderek daha fazla ortaya çıkmaktadır, ancak çabalamaya devam etmelisiniz.

Dostlarınızın Kalplerini Yanınıza Alın

Soru: Kişi, Yaradan’ın, dostları arasında mevcut olduğunu nasıl hissedebilir?

Cevap: Bunu hissetmek için, kişinin, dostlarının arasında yaşayan Yaradan ile birleşme niyetinde olması gerekir.

Önce dostlarınızı tanıyın, sonra onların ortak faaliyet alanlarını, ortak arzularını bulun ve ardından içindeki Yaradan’ı bulmak için, o ortak arzuya bağlanın. Birlikte Yaradan’a doğru ilerleyin, dostlarınızın kalplerini yanınıza alın, o zaman mutlaka yükseleceksiniz.

Yaradan Kalplerimizdedir

Soru: Bağımızdan dolayı, Yaradan’ı içimizde mi yoksa dışımızda mı hissediyoruz? Yoksa dua koşulundan önce mi, sonra mı? Şu anda Yaradan nerede?

Cevap: Yaradan’ın nerede olduğunu söyleyemeyiz. O’nun olduğu veya olmadığı bir yer yoktur. Her şey, hisseden ve ifşa eden biriyle ilişkilidir.

İşte bu yüzden Yaradan kalplerimizdedir ve O’nu edinme ve O’na bağlanma arzusuyla herkesin kalbinde Kendini ifşa eder.

Soru: Öyleyse bu, Yaradan için çabalamanın ve birleşme arzusunun ortak bir koşulu mudur?

Cevap: Evet.

Cevabı Anlayın

Soru: İnsanlar, Yaradan’dan bir karşılık alamıyorlarsa, dualarının başkaları için mi yoksa kendileri için mi olduğunu nasıl anlayabilirler?

Cevap: Yaradan’dan, duanın başkaları için mi yoksa kendileri için mi olduğunu anlamalarına yardım etmesini istemelidirler. Öyle ya da böyle, sadece isteyin, Yaradan cevap verecektir.

Soru: Öyleyse kişi Yaradan’dan bir cevap beklemeli mi?

Cevap: Bunu doğrudan alamayabilirsiniz, ancak sizin için daha önemli olan başka bir şey bulabilirsiniz. Genel olarak, cevabı anlamayı öğrenmelisiniz.

Bir Melek Nasıl İnsan Oldu?

İlk insan (Adam HaRishon), küçük ve gelişmemiş bir koşul içinde, bir melek olarak yaratıldı. Ancak iyi ve kötünün bilgi ağacıyla işlediği günahtan sonra insan olmaya başladı.

İşte o zaman, aralarında bir mücadelenin başladığı iki güç ortaya çıktı: alma ve ihsan etme, küçülme ve büyüme. Sonuç olarak, doğanın tüm seviyeleri gelişti: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan.

Nihayetinde, bu varlık -insan-, iyi ile kötü, İhsan etme ve alma, ışık ve karanlık arasında durarak ortaya çıktı, kendini onlara göre bağımsız bir yaratılan olarak hissediyordu. İşte bu biziz!

Ondan önce, “üçüncü” yoktu; yalnızca doğanın bu iki gücü tek bir üst güç olarak birlikte hareket ediyordu. Ancak gelişimlerinin zirvesine ulaştıklarında, içlerinden, cansız seviyeden başlayarak, bitkisel, hayvansal ve nihayetinde kendinin ve Yaradan’ın farkındalığına, yani insan olma bilincine ulaşan, var olma ve evrimleşme yeteneğine sahip üçüncü bir varlık ortaya çıktı.

Tüm bunlar, bu iki zıt, parçalanmış gücün etkileşime girip bütünleşmeye başladığı günahın sonucudur.

Baal HaSulam, gezegenimiz Dünya oluşurken, yaklaşık 30 milyon yıllık dönüşümlü dönemlerden geçtiğini, içeriden ateşli lavlarla ısınıp püskürdüğünü, ardından dışarıdan soğuyup katılaştığını yazar. Bu, bir sonraki seviyelerin -önce bitkilerin, sonra hayvanların- gelişimini mümkün kılan istikrarlı bir duruma ulaşana kadar devam etti.

Tüm bu evrim, bu iki gücün mücadelesi sonucunda gerçekleşti. Dolayısıyla, ancak şimdi bu sürecin tamamlanmasına ve insanın gerçek işine başlıyoruz. Bizden önceki tüm nesiller “melek” olarak var oldular. Ancak zamanımızda, İsrail halkının diğer tüm uluslarla parçalanıp birleşmesinin bir sonucu olarak hareket ediyoruz. Şimdi ıslahı başlatan ilk biziz.

İlk insan Adam HaRishon, insanın bir damla tohumdan geliştiği manevi bir Partzuf’tu. Ve tüm bu gelişimimizin ve çalışmalarımızın bir sonucu olarak, kişi, Yaradan’a benzer bir yaratılan olmaya mahkûmdur. Bu, gelecek koşulu için ona “Adem” (Yaradan’a benzer anlamına gelen “Domeh” kelimesinden) denir.

Ondan önce, o yalnızca bir melekti; kendi başına hiçbir bağımsızlığı olmayan, Yaradan’ın elleriyle yaratılmış bir varlıktı.

Bu nedenle, insan yaratılırken melekler Yaradan’a “Neden bu kötü eğilimi yaratıyorsun?” diye sordular. Ancak Yaradan, kötülüğün gerekli olduğunu, çünkü nefret ve sevgi gibi iki gücün birleşeceğini ve böylece Yaradan’ı edineceğini söyledi. Yazıldığı gibi: “En küçüğünden en büyüğüne kadar hepsi Beni bilecek.” Zira Yaradan’ın memnuniyeti, yarattıklarının O’nun mükemmelliğine, bütünlüğüne ve yüceliğine ulaşmasındadır.

Birlikte Yaradan’a Doğru

Soru: Dua her zaman bir minnettarlık duygusu taşır, ancak bunu ifade etmenin imkânsız olduğunu hissedersiniz. Bu minnettarlığı nasıl ifade edebilirsiniz? Bunu kendinizden nasıl çıkarabilirsiniz?

Cevap: Başkalarıyla birlikte şarkı söylemeniz, onları tebrik etmeniz ve onlarla konuşmanız yeterlidir; bunu yürekten yapmaya çalışın, başaracaksınız.

Kongredeki dersimizin, bugün her grubun veya bireysel dostlarımızın diğer gruplara yaptığı konuşmalarla çok iyi ve yol gösterici olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde devam edersek, kesinlikle hızlı bir şekilde başarılı olacağız. Hatta şu anda bile olabilir çünkü zaten o kadar bağlıyız ki birbirimizi anlamaya başlıyoruz.

Tüm bunlar zaten içimizde mevcut; sadece bunu daha fazla ifşa etmemiz, diğer gruplara karşı tavrımızı o kadar güçlü bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor ki, onlar da bunu hissedebilsin ve onlar da aynı hareketi yapsınlar.

Tüm gruplarımızın, yalnızca ortak çalışmalarının, yalnızca ortak eylemlerinin bizi yakında ortak bir görüşe, ortak bir arzuya, ortak bir niyete ve tek bir eyleme -Yaradan’a doğru – ulaştıracağını hissetmeye başlamalarını diliyorum.

Yaradan’a Dönün

Soru: Kongreye, Yaradan’dan bize yarattıklarını memnun etme fırsatı vermesini talep ederek geliyoruz. Bunu talep etmek için Yaradan’a nasıl döneriz?

Cevap: Gerçekten doğru bir arzuya sahip olsaydık, hiçbir şey talep etmemize gerek kalmazdı. Bu arzuya göre, hepimiz Yaradan’a dönerdik ve O da ortak arzumuzu hisseder ve onu gerçekleştirirdi; yani, Kendisini bu arzunun içinde ifşa ederdi.

Bu nedenle, devam edelim. Önemli olan, hep birlikte ve Yaradan ile birleşmektir.

Yaradan’la Yakınlık Noktasına Nasıl Ulaşabiliriz?

Soru: Onlunun, Yaradan’la yakınlık noktasında kendilerini bulabilmeleri için duamız nasıl olmalıdır?

Cevap: Üzerinde çalışın. Düşünün! Eylemlerinizi ve düşüncelerinizi Yaradan’a doğru birleştirmeye çalışın ki sizi bir araya getirsinler. Eğer bir bütün halinde birleşirsek, o bütün Yaradan’dan her şeyi alacaktır.

Soru: Aramızda, her bir kişiden ayrı ayrı değil, onlunun ortak ruhundan gerçek bir kolektif duanın doğması için neyimiz eksik?

Cevap: Bunun hakkında yazın. Sizi ve hepinizi Yaradan’a doğru yükseltecek birleşik bir arzu bulana kadar birbirinize yazın.