Category Archives: Maneviyat

Dışsal Eylemden İçsel Eyleme

Soru: Kötü eğilime karşı savaşta, esasen bu arzunun Efendisinin, Yaratıcısı’nın iradesine karşı savaşıyoruz. Sonuçta alma arzusu tamamen O’nun kontrolündeki bir fonksiyon. Öyleyse kötü eğilime karşı savaşmak, onu yaratan Yaradan’a karşı savaşmak anlamına mı gelir? O halde O’na karşı nasıl savaşabiliriz?

Cevap: Yaradan’dan kötü eğilimlerimizin üstesinden gelmemize yardım etmesini isteyerek.

Yaradan, dışsal bir eylemle bunu yaptı, böylece bu dışsal eylem sayesinde içsel bir eyleme ulaşabilelim.

Kötü Eğilime Karşı Savaş

Soru: Kötü eğilime karşı savaşmam ne demektir?

Cevap: Bu, birliğe, Yaradan’a doğru yükselmeye karşı olan, tüm düşünce ve arzularla savaşmak, onları silmek ve onlara kulak asmamak istediğiniz anlamına gelir.

Soru: Çalışmalarımız belirli bir programa göre düzenli olarak yürütülüyor: dersler, Zoom toplantıları ve dağıtım. Bunu gerçekten kötü eğilime karşı bir savaşa dönüştürmek için buna ne ekleyebiliriz?

Cevap: Bu, düşüncelerinize ve hedeflerinize, gerçekten bir şey yapıp yapmayacağınıza bağlıdır. Ve eğer yapacaksanız, o zaman hangi niyetle ve nasıl ifade edeceğinize bağlıdır.

Bu nedenle, içimizde kötü eğilime karşı savaş hiç bitmez. Yaradan, biz buna ikna olana kadar bekler. Ancak o zaman, O’ndan, bizi kötü eğilimin üzerimizdeki gücünden kurtarmasını, bizi özgürleştirmesini içtenlikle isteyebiliriz.

Görevimiz Kötü Eğilimi Yenmek

Soru: Sürekli olarak kötü eğilimle olan savaştan bahsediyoruz ve bizim görevimiz kazanmak. Ancak aynı zamanda, kötü eğilim olmadan doğru çizgiyi oluşturamayacağımızı da açıkça anlıyoruz.

Kötü eğilim olmadan ilerleyemiyorsak, “yenilgi” kelimesinin sınırları nerede?

Cevap: Kötü eğilim olmadan ilerleyemiyoruz çünkü ilerlememiz, onu kontrol etmek için giderek daha fazla güç kazanmakta yatıyor.

Bu nedenle, o zafer için mümkün olan her şeyi yapmalıyız: uyanmak, uyumak ve gün boyunca sürekli kendimizi yükseltmek.

Ayrıca, grup içinde karşılıklı destek olmalı, birbirimizi desteklediğimizden emin olmalıyız. Yaradan, egoizmimize karşı koymak için bize iyi bir eğilim vermeyi kabul edene kadar, bu şekilde ilerlemeliyiz. Ve sonra, bu iyi eğilim sayesinde, tüm dünyayı görmeye başlayacağız.

En İyi Koşula Dönüş

Yorum: Kişi maneviyata girdiğinde, arzu, Aviut yoktur, sadece Masah ve yansıyan ışık vardır demiştiniz.

Cevabım: Evet, tüm boş alan yansıyan ışıkla doludur. Fotoğraf filminde olduğu gibi, Yaradan’ı size ifşa etmeye başlar ve bu boşlukta ilahi güçleri, mutlak iyiliği keşfedersiniz.

Tüm bunlar, sanki geniş bir uzayda, anne karnındaki bebek gibi, içeride bulunan tüm ruhlar etrafında tezahür eder. Bu en iyi koşula dönüş, tüm insanlık için hazırlanmıştır.

Ne yazık ki, insanlar bunu acı çekerek hissetmeye başlayacaklar ve bu, onları istem dışı olarak “doğum sancıları” olarak adlandırılan şeye itecektir. Bundan kaçış yoktur; insanı doğurmak, onu bu koşula itmek için baskı gereklidir.

Bunu hissetmeye başladığımızda, Kabalistlerin çalışmalarının pratik olarak tamamlandığını düşünebiliriz. Bu tür durumları deneyimleyen insanlık, kendi kendine ilerleyecektir.

Kişiye Yaşam Gücünü Veren Şey Nedir?

Soru: “Doğru Hisaron” (doldurulma eksikliği) nedir? Bu, kişinin kendini kötü hissetmesi anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, Hisaron iyi de hissettirebilir. Kişi bir şeyin nereden geldiğini ve ne olduğunu anlamadığında, nedenlerini ve sonuçlarını, sebeplerini görmediğinde, o zaman bu elbette bu kötüdür. Ancak genel olarak, bu durum söz konusu değilse, Hisaron’a sahip olmak iyidir.

Kabala’da, “kötü” diye bir kavram yoktur. Her şey onu nasıl kullandığınıza bağlıdır.

Hiçbir arzusu olmayan bir insanı düşünün – o kişi ölüdür. Kaç kişinin depresyonda olduğunu, nasıl acı çektiğini bir düşünün.

Aynı zamanda, hiçbir şeyi olmayan ama gözleri parlayan ve arzu ettikleri şeyin önlerinde olduğu insanlar, bu onlara yaşam gücü verir. İçsel yaratıcılığa sahip bir insanın, “tutkusunu” sıradanlıkla takas edip, hiçbir şey yapmadan öylece yatacağını mı düşünüyorsunuz? Hayır.

Dolayısıyla, bir hedef varken duyulan eksiklik, özlem ve arzu hissi her zaman olumludur. Hedef bilinmediğinde, neyi nasıl yapacağınızı bilmediğinizde, bu sizi yiyip bitirir. Bu kötüdür. Ancak yine de duygusuzluk ve kayıtsızlıktan iyidir.

Yaradan’a Benzerlik Yeri

Soru: Yaratılışın, aldığı hatta verdiği yerde değil, ne alabildiği ne de verebildiği yerde Yaradan’a benzediğini söyleyebilir miyiz? Ve bu güçsüzlük içinde, ışıkta bile var olmayan bir şey yaratılır mı?

Cevap: Kişi, ne alabilen ne de verebilen biri olduğunu hissediyorsa, kendini iptal etmeli ve gruba katılmalıdır. Bununla birlikte, yine de bir şekilde Yaradan’a yaklaşacak ve oradan da veren biri haline gelebilir.

Soru: Hangisi daha önemli, hangisi daha derindir: ihsan etmek için almak mı, yoksa almadan ihsan edememenin acısını çekmek mi?

Cevap: Acı çekmek bir amaç değildir. Ve genel olarak, acı çekmek gibi bir arzumuz da yoktur.

Yaradan’a ihsan etmek ve O’ndan bize ihsan etmek istediği her şeyi almak ve O’na verebileceğimiz her şeyi ihsan etmek hissinde olmaya çalışmalıyız.

Bir Bütün Olarak Hissetmek

Soru: Kendimizi bir bütün olarak hissedip, böylece benim hissettiklerim ile dünya Kli’sinin hissettikleri arasında hiçbir fark kalmayana kadar hazırlığımızı derinleştirmemiz gerektiğini söylediniz. Bu koşula nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Egoist arzularınızdan çıkıp sadece Yaradan ile olan hesaplaşmanıza sahip olduğunuzda, kendinizi ayrı ve yalnız hissetmezsiniz; kendinizi var olan, güçlü ve tüm dünya Kli’si için bir şeyler yapabilecek durumda hissedersiniz.

Bu dünya Kli’si aracılığıyla, Yaradan da sizin herkes için arzuladığınız şeyi hisseder. Ve sonuçta, tüm dünya Kli’sine ve Yaradan’a karşı tutumunuz bir ve aynı hale gelir. O zaman her şey ortak bir bağa gelir.

O Zaman Çocuğun Hiçbir Sorunu Olmayacak

Bir çocuğa nasıl tepki verdiğiniz, Yaradan’ın ona nasıl tepki vereceğini belirler.

Soru: Yani Yaradan, benim aracılığımla çocuğa tepki veriyor mu? Bu farkındalıkla yaşarsam, buna eğitim denir mi?

Cevap: Evet, böyle yaparak çocuk ile Yaradan arasında bağ kanalları açarsınız.

Soru: Yaradan, benim aracılığımla çocukla bağ mı kuruyor? Yaradan’ı çocuğa açmam mı gerekiyor?

Cevap: Evet.

Yorum: Bu inanılmaz bir sorumluluk!

Cevabım: Sanki onları birbirleriyle tanıştırıyormuşsunuz gibi.

Soru: Harika! Söyler misiniz, bu farkındalık çocuk daha doğmadan önce bile ebeveynlere gelmeli mi?

Cevap: Genel olarak, evet. Bunu birden fazla kez konuştuk.

Soru: Evet konuştuk, ancak ondan sonra milyonlarca sorumuz var. İnsanlar için bu sadece ilginç değil, hayati önem taşıyor. Ama aslında, bunu hiç sizin az önce: “Çocuk için kendim aracılığıyla bir kanal açıyorum.” dediğiniz gibi söylemedik.

Böylesine sıcak ve sevgi dolu bir yetiştirilme tarzından sonra, çocuk nasıl bu kadar soğuk bir dünyaya çıkabilir?

Cevap: Çocuk dünyayı doğru algılarsa, hiçbir sorunu olmaz. Dünyanın, en azından kendisi, ebeveynleri, evi vb. ve yabancılar olarak çok katmanlı olduğunu hissedecektir. Tüm bunları doğru bir şekilde nasıl ilişkilendireceklerini bilecekler.

Soru: Bu, ebeveynlerin çocuğa Yaradan’ı başarıyla ulaştırdığı anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet.

Gruba Dönmeye Hazırlık

Nasıl gruba gelip, bana hedefe ulaşmanın önemini hissettirmelerini sağlayabilirim? Sonuçta, gruba bunu bana vermelerini zorunlu kılma ihtiyacı hissetmiyorum. Öyleyse nereden başlamalıyım?

Bu zorunluluğu hissetmesem bile gruba gelmeliyim. Buna “arzunun yokluğundaki arzu” denir ve tam da bu yüzden her şey gizlidir. Gruba gelip şöyle diyebilirim: “Dostlar, ben hiçbir hedef istemiyorum. Ama sizinle bir sözleşme imzalıyorum; beni etkileyin ki ben de bunu isteyeyim!” Her insan bu yeteneğe sahiptir!

Örneğin, diyabetin tehlikeli olduğunu biliyorum. Ne olmuş yani? Ara sıra tatlılar, pastalar yiyeceğim ve sorun olmayacak.

Hedefin önemini henüz hissetmeden gruba gelirim. Evet, bunun hakkında konuşurlar, bana bir şeyler gösterir, örnekler verirler ama ben bunu kendim hissetmem. Bu yüzden bir grup bulurum, onlara para öderim ve şöyle derim: “Hedefin önemini ve gerekliliğini fark etmemi sağlayın, böyle devam etmenin acı verdiğini hissettirin, vazgeçmek istememi sağlayın, zira aksi takdirde kendimi mahvediyorum.”

Kişi bu şekilde gruba dönebilir. Bu olmasaydı, bu metodun tamamı var olmazdı çünkü metodun tüm amacı, darbe gelmeden önce sanki çoktan almışım gibi acı çektiğimi hissetmektir.

Bir Kabalistin Ruhuyla Bağ Kurma

Zohar Kitabı’nın yazarı Rabi Şimon’un (RAŞBİ) mezarını, sanki orada özel bir enerji varmış gibi ziyaret etmek neden gelenekseldir? Böyle bir yer, en büyük Kabalist olan RAŞBİ ile bir “bağ kurma noktası” görevi görür.

Kişi onunla bir bağ kurmak isterse, bu gibi yerler ona daha büyük bir şans verir. RASHBİ’nin ruhuyla gerçekten bağ kurmayı arzulayanlar ve gerekli çabayı gösterenler bunu başarabilirler.

Bağ kurmak, sadece mezarlıkta değil, herhangi bir yerden mümkündür, ancak “kök ve dal” manevi yasasına göre, oradaki fırsat daha büyüktür. Bir Kabalist, kendisine egoizm ekleyen biyolojik bedeninden kurtulduğunda, daha da kutsallaşır, Yaradan’a daha da yakın hale gelir. İşte bu yüzden insanlar mezara gelir. Bu, tüm Kabalistler için geçerlidir, ancak RAŞBİ kıyaslanamaz; O, diğerlerinin çok üstündedir.

Bir Kabalistin ruhu ile bağ kurma, onun yazılarını çalışarak da kurulabilir ve neyin daha güçlü bir şekilde işe yarayacağı, kişinin ruhunun köküne bağlıdır. Ama tabii ki kişi Kabalist ‘in eserlerini hiç çalışmaz ve sadece mezarını ziyaret ederse, gerçek bir bağ kurulamayacaktır. Orijinal kaynağa bir bağ gereklidir.

Bir Kabalist artık fiziksel bir bedende değilse, kişi onun mezarına gidebilir ve ona daha yakın olmak isteyebilir. Aynı istek, Kabalistik metinleri çalışırken de yapılabilir. Sonucun ne kadar güçlü olacağı, kişinin manevi köküne ve Kabalist ile bağ kurma arzusunun ardındaki niyete bağlıdır.

Bir ruhun kökü, Yaradan tarafından belirlenir ancak kişinin ne kadar içtenlikle dua ettiği ve bağ noktasına ulaşmak için ne kadar çaba gösterdiği kişiye bağlıdır. Sadece dua, Yaradan’ı kişinin ruhunun kökünü gerçekleştirmeye ikna etmeye yardımcı olabilir. Kişi, RAŞBİ’nin manevi kökü ile bağ kurma fırsatını istemelidir.

Birçok Kabalist vardır, ancak RAŞBİ Yaradan ile yakından bağlantılı ve tüm ruhlarla ilişkili eşsiz bir ruhtur. Eğer dua eder ve kendi içinizde özel bir manevi Kli (kap) oluşturursanız, onun eşsiz manevi kökünden aydınlanma alabilirsiniz.

Pek çok şey, kişinin ruhunun köküne, Kabalist ile olan bağlantısına, onun yazılarına, kutsal mezarının bulunduğu yere bağlıdır, ancak kişi kendi ruhunun kökünü nasıl bilebilir? Yaradan’dan anlayış isteyin, belki bir cevap alacak ve ruhunuzu kökünü ifşa edeceksiniz.