Category Archives: Karşılıklı Sorumluluk

Nesiller Arasındaki Çelişkiler Nasıl Telafi Edilir?

Soru: Nesiller arası çatışmalar, küresel, birbirine bağlı bir dünyada tüm sistemi nasıl etkiler? Bu fark artacak mı azalacak mı?

Cevap: Nesillerin kendi aralarında ve kendi içlerinde etkileşim sorunlarını nasıl çözdüklerine bağlı olarak fark artacaktır. Bu durumda, doğanın genel resmini etkileyecekler ve bu da dolayısıyla onları etkileyecektir.

Umarım ki aynı zamanda insanlığın aklı gelişecek ve böylece nesiller arası çelişkileri telafi edecektir.

Twitter’da Düşüncelerim / 4 Kasım 2020

Dünyada panik var – çünkü insanlar nasıl davranmaları gerektiğini anlamıyorlar. Ancak çözüm basit: Sadece birbirinize yaklaşın, herkesi birbirinden uzaklaştıran egoizme karşı gelin. Ve en önemlisi, eylemlerde yaklaşmak değil, pandemi özellikle onları durduruyor, ama düşüncelerde – niyetlerde. O zaman her şey güzel olacak!

Ve sürekli olarak ihsan etmeyi, dostlarla bağ kurmayı kendi düşüncelerinin üstüne koyarak işletmeye çalışır. Yaradan’ın dilediği gibi düşünün – ve O’nu hissetmeye başlayacaksınız.

Manevi dünya, mantık inanç ölçüsünde açığa çıkar – yani, kişi egoizmi-bilgiyi Yaradan’ın iradesinin, inancının altında resmettiğinde.

Twitter’da Düşüncelerim / 1 Kasım 2020

Maskelerin, sizin enfeksiyon kapmasından kaçınmaya değil, mikroplarınızı başkalarına geçirmekten kaçınmaya yardımcı olduğunu söylüyorlar – Doğa bilinçsizce bize doğru ilişkileri böyle dayatıyor.

Doğrusu, insanlar bilinçsizler ve farkında değiller, ama bu da etkilidir ve karşıtlığın farkına varmamızı sağlayacak …

Doğanın İyi Öğrencileri Olun

Ancak tüm insanlar tam bir ıslaha ulaştıktan ve son basamağa yükseldikten sonra, egoizmimiz içinde algıladığımız bu dünya, duyumlarımızdan kaybolmaya başlayacaktır. Hala egoist arzu içinde olan insanlar ve gruplar, Adam HaRishon’un ortak ruhunun parçaları olduğu sürece, hepimiz bu dünyanın çerçevesi içinde olduğumuzu hissedeceğiz.

Fiziksel bedenlerde doğmaya ve ölmeye devam edeceğiz ve haz alma arzusunu ihsan etme olarak, ıslah etmenin son aşamasına girene kadar bu çemberden ayrılamayacağız. Ve sonra bu dünya duyularımızdan kaybolmaya başlayacak çünkü egoist arzu yok olacak ve ihsan uğruna niyetine dönüşecek. Ve bu dünya erimeye başlayacak.

Kabalist Şimon gibi yüzde yüz ıslah olabilirim, ancak dünyanın geri kalanı, Adam HaRishon’un ortak bütün Kli’si, henüz ıslah olmadığından, kaçınılmaz olarak bu maddi dünyanın ortak hissinde onlarla birlikte olacağım.

Geçmişin tüm büyük Kabalistleri, büyük erdemlileri, her şeyi sadece ihsan etmek için yaptılar, ama onlar kırık Kli ile bağdaydılar ve bu yüzden bu dünyayı hissettiler. Örneğin, Baal HaSulam tam bir kişisel ıslaha erişti, ancak bu onu diğer insanlarla olan bağının sonucu olan, ciddi hastalık ve ölümden korumadı.

Bu, tüm Kli’mizin genel ıslahı elde etmesine kadar devam edecektir. Bu süreç şimdi, tüm ortak Kli ortaya çıktığında ve tüm insanlık ıslah olduğunda başlar. Bu, bize karşı tutumu ve gerçekliğe yaklaşımımızı tamamen değiştirir. Yeni bir programa katılıyoruz ve eski durumda var olamayacağız.

Koronavirüsün, herkes diğerlerinden ayrı ayrı kendi başının çaresine bakarken, tüm insanlığı ne kadar çabuk önceki durumdan yeni bir duruma geçirdiğini görün. Virüs herkesi vurmaktadır, böylece kendimizi bağlı hissederiz. Bu bağ kötü olsa da, daha sonra onu düzeltmeye çalışacağız. Ve her şeyin ötesinde, hepimizin ortak bir sorunu olduğunu hissediyoruz.

Bu sorun bizi o kadar etkiliyor ki hepimizin acı çektiğini hissettiriyor. Ortak talihsizlik karşısında, aramızda ayrım yapmayı bırakacağız çünkü herkes acı çekiyor, herkes hastalanıyor, herkes ölüyor, herkes çaresiz ve bu sorunlardan nasıl kurtulacağını bilmiyor.

Virüs bizleri eşit bir temelde birbirine bağlar, birini yukarı birini aşağıya koymaz.  Onun amacı, bizi aynı derecede eşitlemektir. Bu nedenle sadece bizim birliğimiz, doğru ve tek ilaçtır.

Yaradan bize mutlak iyilikle davranır ama bizler kötüyü hissederiz çünkü durumumuzu O’na göre hizalamayız. Bu sanki çok çalışması gereken bir öğrenciyim ama çalışmaya çabalamıyormuşum gibidir. Bu nedenle darbeler ve cezalar alırım.

Bizler tek bir yönetim altındayız ve O’na yakınlaşmaya ve O’nun isteklerini yerine getirmeye başlamalıyız. Her aşamada onun önündeysek ve istekleri yerine getirirsek, o zaman çok daha yükseğe ilerlerken kendimizi iyi hissederiz.

Ancak istekleri yerine getirmek istemiyorsak ve bizim için asıl mesele, gösterilerde biraz gürültü yapmak ve hiçbir şeyi değiştirmeden yurtdışında eğlenmek için uçmaksa, o zaman daha da kötü hissedeceğiz. Doğa, babamız ve annemiz gibi bize öğretmeye çalışır, ancak bizler sadece eğlenmek isteyen inatçı bir çocuk gibi hiçbir şey duymayız.

Ve bu bir problemdir çünkü doğanın taleplerini dinlememiz ve bunlara karşılık vermemiz gerekiyor. Aksi takdirde, doğa bizi bir sonraki sınıfa aktaracak ve darbeler daha da ciddileşecek ve daha çok acı çekeceğiz. Bizi bekleyen başlıca darbeler, bizi yok edecek iklimsel felaketleridir. Tüm hastalıklardan ve açlıktan acı çekmek zorunda kalacağız.

Doğa, programa göre hareket eder ve bizler, birbirlerini doğru anlamaları ve bizim aracılığımızla bağ kurmaları için, Yaradan ile yaratılanlar arasında bağ kurmakla yükümlüyüz. Bu sorunun farkında mıyız ve düzeltmeye çalışıyoruz muyuz? Bu en önemli şeydir.

Sağlık ve Tıp, Bölüm 7

İnsanlığı Hissetmek

Soru: Bir virüs, kişinin komşusuna karşı kötü tutumu nedeniyle kişide hastalığı tetikler mi ve ardından fiziksel bedenimiz zarar gördüğü için komşumuza yönelik kötü düşüncelerden ve davranışlardan korkmamıza neden olabilir mi?

Cevap: Bunun olacağını sanmıyorum çünkü doğa bizim duyarlı, mantıklı olmamızı, yetişkinler olarak yaptıklarımızla ilişki kurmamızı ve bununla doğada hangi değişikliklere neden olduğumuzu anlamamızı istiyor. Bunu hastalık yoluyla anlamamıza gerek yok. Bu insana yakışmaz.

Doğa, neler olduğunun farkına varmamızı ve kendimizi, küçük gezegenimizi, çevremizdeki dünyayı değiştirmemizi istemekte, böylece kapalı bir alanda yaşadığımızı ve ona bakmamız gerektiğini anlarız. O zaman gerçekten efendiler gibi, insanlar gibi hissedeceğiz.

Yorum: Koronavirüsün bizi bunu yapmaya nasıl ittiğine bakın. Başkalarına bulaştırmaktan gerçekten korkuyorum. Neden? Çünkü onlar da sonra akrabalarıma ve arkadaşlarıma bulaştırabilirler. Hoşuma gitse de gitmese de dolaylı olarak çevremdeki insanların sağlığını önemsemeliyim.

Benim Cevabım: Siz bu şekilde mantık yürütüyorsunuz. Ama ne yazık ki çoğu insan, başkalarına bulaştırmak istemedikleri için değil kendilerine bulaşmasından korktukları için maske ve eldiven takıyor.

Soru: Öyleyse, kişi seçme özgürlüğüne sahip olamayacağı için, kötü eylemlerin ve düşüncelerin kişinin sağlığı üzerindeki etkisi açıkça ortaya çıkmamalı mıdır? Diyelim ki birine zarar verdi ve hemen hastalandı ya da birisi hakkında kötü düşündü ve aniden bir hastalığa yakalandı?

Cevap: Hayır. O zaman hayvanlar olarak kalırdık. Bizler özgür iradeye sahip olmalıyız.

Twitter’da Düşüncelerim / 29 Ekim 2020

Ego (arzu) öldüğünde, kendim için talep etmeyi bırakır ve özgürleşirim. Gözlerim açılır, daha önce hissetmediğim, engellenen hisler de ve üst dünyayı hissetmeye başlarım. Birliğimiz yoluyla egonun üzerine çıkmalıyız ve Yaradan’dan O’na yapışmak için bize ihsan etme gücünü vermesini istemeliyiz.

Arzumuzla savaşmaya çalışmamalıyız – buna asla karşı çıkamayacağız. Sadece Yaradan’dan talep etmemiz gerekiyor ve her şey hallolacak. Yaradan’ın içimizde ihsan etme niteliğini açmasını, yani Kendisini ifşa etmesini istiyoruz. O zaman adam Yaradan gibi olacaktır.

Yaradan’dan uzak olmaktan veya bağımızın kopmasından korkmamalıyız. Şimdi bile Yaradan’ın içinde, O’na bağlıyız. Öyleyse şimdi, bu safhadan Yaradan’a yakın olma hissini, tüm düşüncelerimizle kalplerimiz ve aklımızla O’na yapışma arzusunu inşa edelim.

Kişinin bilinçli farkındalığı dışında hiçbir şey değişmez.

Biz bu dünyada doğduk, tüm dünyaların en kötüsünde. Haydi daha iyi bir safhaya yükselelim! Yaradan, bizden neşe içinde olmamızı istiyor, böylece birlik yoluyla mutlak iyiye, ışıkla dolu ve kötülükten yoksun üst dünyaya ulaşabilelim.

Grup neşe ve iyi bağlarla dolup taştığında Yaradan yaklaşır.

Tüm dünyada aramızda bir bağ kurmalıyız. Bu bizi koruyacak, güven ve neşe ile dolduracak ve Koronavirüs ve diğer tüm hastalıklara karşı bağışıklığımızı artıracaktır. Hiçbir zararlı faktör bize yaklaşamayacak, çünkü her şey sadece bizim bağımıza bağlı.

Aramızda bir Klipa (egoist arzu) varsa, virüslerin girebileceği yer burasıdır. Ama aramızda kutsallık için bir boşluk varsa, birbirimizle iyi bir bağ varsa, o zaman hiçbir zararlı virüs içeri giremez. Bu, doğanın kanunlarına aykırı olur.

Koronavirüs, manevi bir virüstür. İnsanlar arasında yaşayan ruha tepki verir. Aramızdaki nefretle beslenir. Onun içinde gelişir ve yaşar. Aramızda ne kadar düşmanlık, çatışma ve reddedilme olursa, virüs bu besleyici ortamda çoğalırken o kadar rahat hisseder.

Karşılıklı yakınlık, virüsün yaşadığı yeri, birbirimize olan nefretimizin içinde dezenfekte edebilmektedir. Birbirimize yaklaşamayacağımız zorunlu bir mesafe ile ayrılıyoruz – bu alan şikayet ve çekişmelerle dolu. Bu virüs için uygun bir ortam.

Doğa bizi yeni bir safhaya götürüyor. Neler olduğunu anlamak ve kendimizi buna uygun hale getirmek zorundayız. Bunu yapana kadar hiçbir şey değişmeyecek. Çocukları okula ve yetişkinleri işe döndüremeyiz – yeni bir şekilde davranmamız gerektiğini anlayana kadar evde oturacağız…

“Pandemik Yorgunluk – Virüsün Bir Belirtisi Mi Yoksa Anlamsızlığın Bir Kanıtı Mı?” (Linkedin)

Görünüşe göre aşı ya da kesin bir tedavi olmadan ne kadar çok zaman geçerse, sabırsız insanlar o kadar artıyor. Karantina ve sokağa çıkma yasağı emirlerini reddediyorlar, virüs yokmuş gibi umursamazca toplanıyorlar, sosyal mesafeyi korumadan veya maske takmadan protesto ediyorlar ve restoranları, barları ve diğer eğlence yerlerini dolduruyorlar.

Ancak virüs değişmiyor. İnsanlar pervasızca davranırsa bulaş artar. Ve gerçekten de, tüm dünyada eve kapanmayı gevşeten tüm ülkelerde ve şehirlerde enfeksiyonlar yeniden yükseliyor. Görünürde virüsün sonu olmadığını anlamakla kalıcı bir karantinada kalamamak arasındaki gerilim artarken, insanlar umutsuzluğun ve çaresizliğin çökme noktasına doğru sürükleniyor. Bu noktada, sosyal düzen çökecek ve kargaşa sokakları ele geçirecektir.

Görünürde tıbbi bir tedavi olmadan, sahip olduğumuz tek çare birbirimizdedir. Bu aynı zamanda denemediğimiz tek tedavi. Bu, 6 fit uzakta durma emirlerine uymamak değildir ama. Aksine, sağlık yönetmeliklerine uyma konusunda çok katı olmalıyız, ancak bunun virüsü öldürmeyeceğini de unutmamalıyız. Ayrı kalırsak enfeksiyonlar azalacaktır; bağlantılarımızı sürdürürsek enfeksiyonlar artacaktır. Şu anda olan budur ve insanlar bu bir içeride bir dışarıda olma modunu daha uzun süre sürdüremeyecek. Aslında, zaten bunu yapamamaktalar.

Ancak bu örneğin bize gösterdiği şey, sorunun bağlantılarımızda yattığıdır. İyilik için ayrı kalmak çözüm değildir, bu yüzden enfeksiyonları devam ettirmeyecek bir şekilde bağ kurmanın bir yolunu bulmalıyız. Bunu yapmak için düşüncemizi tersine çevirmeliyiz. “Virüse yakalanmaktan kendimi nasıl koruyabilirim” diye düşünmek yerine, “Virüsün başka birine geçirmesini nasıl engelleyebilirim” diye düşünmeye başlamalıyız.

Dikkatimizin merkezini “ben” den “biz” e çevirmek her şeyi değiştirir: Davranışlarımızı, kendimize ve başkalarına karşı dikkatli olmamızı, başkalarına karşı tutumumuzu ve hatta başkalarına karşı duygularımızı bile. Daha önceden yapıp da bugün yapamayacağımız hiçbir şey yoktur; bunu yapmamızı engelleyen tek şey, başkalarına karşı tutumumuzdur. Tutumumuzu olumsuzdan olumluya çevirirsek, çevremizdeki herkesin sağlığını garanti altına alacağız ve onlar da bizim sağlığımızı garanti altına alacaklar ve o zaman yapamayacağımız hiçbir şey olmayacak. Sonuç olarak: Birbirimizi düşünelim; sağlıklı olan budur!

İbrahim’in Başarısının Sırrı

Merhamet niteliği, Hesed, İbrahim’in Yaradan hakkındaki bilgiyi başarılı bir şekilde yaymasının sırrıydı çünkü insanı tüm dünyaya açan şey sevgidir.

Bu nedenle İbrahim, Babillilere, Yaradan’ın seviyesine çıkmak için bu hayatta ne yapılması gerektiğini açıklamayı başardı. Onu işitenler peşinden gitti ama İbrahim herkesi kurtarmak istedi. Aynı şekilde, bugün bizler İbrahim’in işine devam etmeliyiz.

İbrahim’in yaptığı gibi kendimizi herkese açmak ve herkese, yaşamın amacını, yaratılışın amacını, insanın yapması gereken ıslahı anlatmak zorundayız. Bu, İbrahim’in başardığı, her insanın, tüm dünyanın ıslahının başlangıcıydı. Ve aynı şekilde devam etmemiz gerekiyor.

Bu merhamet olacaktır çünkü bizler herkese sonsuza dek yaşama, mükemmelliğe, sağlık ve bilgiye ulaşma, kişinin dileyebileceği her şeyi, tüm nimetlerle doldurma fırsatı olduğunu açıklayacağız. Ve her şey Hesed, merhamet niteliğiyle başlar. Bu, haz alma arzusunun ilk ıslahıdır.

Herkes, neden var olduğumuzu, hangi forma gelmemiz gerektiğini ve tüm bunları nasıl uygulayacağımızı öğrenmeli ki şimdi hissettiğimiz tüm darbeler bizi geçip gitsin.

 

Koronavirüs Sonrası Meslekler

Soru: Özellikle Koronavirüs sonrası dönemde gençlere ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz? Hangi meslekler kalacak ve çabalarını nerede yoğunlaştırsınlar?

Cevap: Gelecekte en önemli şeyin tüm toplumun ihtiyacı olan şey olacağını düşünüyorum. Bu odak noktası olacaktır.

Herkes, kendisi için doğru işi, doğru becerileri ve eğitimi sağlamak için toplumun neye ihtiyaç duyacağını bilmelidir. Bu nedenle, uygun bir şekilde yetiştirilmekten ve başkalarını eğitebilecek bir kişi olmaktan daha önemli bir şey yoktur.

Başka bir deyişle, toplumun tüm üyelerini birleştirmeyi, toplumu bütünsel, doğru bir sisteme dönüştürmeyi amaçlayan sosyal hizmet en önemli şeydir. Böyle insanlara her zaman ihtiyaç duyulacaktır. Gençlere ve her yaştan insana, tam olarak bunu öğrenmelerini tavsiye ederim.

Bu, herkesin kişisel olarak ihtiyaç duyduğu bir meslektir, sadece iş için değil, kendilerinin ve diğer herkesin topluma uygun şekilde katılımı ve entegrasyonu için.

Twitter’da Düşüncelerim / 21 Ekim 2020

Gelecek dünya, içinde aramızdaki Yaradan’ı açığa çıkardığımız karşılıklı ihsan üzerine inşa edilmiş bir dünyadır. Bir nefret tarlasında yaşamak yerine, bir sevgi tarlasında yaşayacağız. Bu sevgi, aramızdaki Yaradan’dır. İnsanlık varoluşun farklı derecelerine yükseliyor.

Sorunların çözümü burada yatıyor.

Cirit atan ve birbirimizi nasıl ısıracağını, tekmeleyeceğini ve hatta yiyeceğini arayan hamamböcekleri gibiyiz.

Başkalarına karşı tavrımızı düzeltmeliyiz, kimseye kötülük dilememeliyiz. Bu kolay değildir çünkü doğamız ifşa olduğunda bilinçsizce birbirimize zarar vermenin yollarını aradığımızı görürüz.

İyi düşünceler virüsleri etkisiz hale getirebilir ve tayfunları bastırabilir. Kuvvet alanının tam da temelinde düşünce yatar. “Her şey düşüncede çözülür” diye yazılmıştır. Düşünceden, ardından bilgi taşıyıcıları olan virüslere ulaşana kadar daha düşük derecelere iner.

Düşüncelerimizle tüm evreni, tüm dünyaları etkileyebiliriz. Ve düşüncelerimiz birbiriyle bağlantı kurduğunda, üst güce ulaşır ve böylece tüm doğayı sonsuz ve sınırsız bir şekilde aktive ettiğimizi hissederiz. Yaratılış amacından saklanamayız, buna ulaşmak zorundayız.