Erdemli Bir İnsan Dünyanın Temelidir

“Panim Meirot Masbirot Kitabına Giriş” Madde 22: Her nesilde erdemli ve kötü eşit ağırlıkta olmalıdır. Ancak bu böyle değildir ve her bir erdemliye karşılık binlerce yararsız kişiye rastlıyoruz. Bilmelisiniz ki yaratılışın içerisinde iki çeşit yönetim vardır: a) niteliksel bir güç; b) niceliksel bir güç

Sitra Ahra’nın ayaklarında gezinen bunların gücü yetersiz, adi ve alçak, istenmeyen ve amaçsızdır ve saman çöpü gibi rüzgarda savrulur. Öyleyse bunlar gibileri, yolları arzu ve hedefle açık olan ve kalplerine ufacık eğilimler getirmek için Üst ışığın bir ayağının önlerinde yeterli derecede gece gündüz parladığı alim kalpli insanlara nasıl herhangi birşey yapabilirler?  Bu yüzden niceliksel güç herhangi bir niteliğe ihtiyaç duymadığından, O Yaratılış’ta niceliksel gücü sağladı (ve herhangi bir niceliğe ihtiyaç duymayan niteliksel gücü).

Bütün insanlar farkında olmasalar da ruhları aracılığıyla tek bir sistemde bağ içerisindeler ve bir Kabalist’in tek başına tüm dünyayı ıslah etmeye muktedir olmasının nedeni budur. Erdemli bir kişi, onların sıradan dünyevi arzuları büyük tek bir egoist arzuda (Kli) toplandığından ötürü her nesilde milyarlarca sıradan insana ihtiyaç duyar. Bir Kabalist bununla çalışır ve bunun üzerine “İhsan etme rızası için” niyetini inşa eder.

Daha sonra Kabalist onların katılımları olmadan onların arzularını kullanır ve ıslah eder. Dünyanın her yerindeki milyarlarca insanın ortak arzularını onun ihsan etme rızası için niyetiyle birleştirmelerine zorunlu kılar. Böylece onları ıslaha doğru ilerletir. Bu dünyada meydana gelen herhangi bir ilerleyiş (teknoloji, toplum ya da kültür) bu dünyaya Islah Eden Işığı çeken bir kişiden kaynaklanır. Başka türlü “Işık yarattığı arzuyu yönetir ve onu harekete geçirir” koşulundan ötürü bu dünya cansız ve değişmeden kalırdı.

Dünyamızı gelişiminin programı gereğince Işığı bu dünyaya çeken Kabalistler olmadan düşünmek imkansızdır. Şöyle yazar “Erdemli bir insan dünyanın temelidir.” Bu kesinlikle doğru. Erdemli kişiler ortak ruhların isteklerini kullanarak Işığı kitlelerin arzularının içerisine çekerler. Bu dünyamıza hayatta kalması ve manevi ilerleme için uygun olana dek nesilden nesle gelişmek için bir şans verir. Ve bizim neslimizde gerçekleşen şey tam olarak budur.

İnsanoğlunun bu dünyadaki gelişimi erdemliler tarafından çekilen Işıktan kaynaklanır. Yaşamımız sanki bu dünyadaki fiziksel çalışmamıza bağlıymış gibi gözükür: yeni şeyler yaratmakla başlayarak, çevre araştırmaları yada yeni elektrik istasyonları inşa etmek. Fakat eğer bir Kabalist  tarafından çekilen, bu dünyada beliren Işık olmasaydı hiçbirşey bize ifşa olmazdı.

Bu Işık kendini diğer herkesin arzularında kıyafetlendirir ve onları açığa çıkarır, herhangi bir harekete, ilerleyişe, keşiflere ve dünyadaki evrime neden olur. Aşağıdan cereyan eden bir değişiklik yoktur; herşey bize Yukarıdan iner.

– 22/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (“Panim Meirot Masbirot Kitabı’na Giriş”) dördüncü kısmından alıntıdır.

Eylemin Sonucu Başlangıçtaki Planda Yatar

Zohar, Bölüm “Lekh Lekha (Çık)” Madde 116: Dünyadaki herşeyin Yaratan’dan geldiğini, sadece O’nun yaptığını, yapıyor olduğunu ve dünyadaki bütün eylemleri O’nun yapacağını bilmeyen ve anlamış gibi gözükmeyen dünyanın kötü insanlarına yazıklar olsun. “Sonucu baştan açıklamak” diye yazdığı gibi O herşeyin sonuçta gözler önüne serileceğini önceden biliyor. Ve O seyrediyor ve onları tekrar etmek ve belli bir süre sonra onları kusursuzca yapmak için başlangıçta işler yapıyor.

Eylemin sonucu başlangıçtaki planda yatar. Herşey Bina’dan Keter’e ve Keter’den Bina’ya geri döner. Onların arası, Üst Seviyedekiyle bağlantı kuran bir Partzuf’un üst kısmı, Bina’nın ZAT’ından ve aşağıya Malchut’a kadar olan Partzuf’un alt kısmı üzerindeki tüm çalışmanın meydana geldiği yerdir.

Biz Malchut’un içindeyiz ve bulunduğumuz yerden ne Bina’da meydana gelen eylemlerin sebeplerini ne de tüm bunların yol açması gereken amacı – Keter’den gelen – görmüyoruz. Zıt niteliklere sahip olduğumuz için onlara zıtız. Malchut Bina’nın niteliklerini edinmediği sürece Keter’i, Üst Yönetim’i anlayamaz.

– 22/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Tüm Dünya Yaratan’ın Bilgisiyle Dolacak

Dünya Kabala ilminin kitlelere ifşa olduğu bir zamanı, “Mesih’in zamanı” diye adlandırılan yeni bir dönemi geliştiriyor ve bu çağa adım atıyor. Birçok insan kendilerinin ve dünyanın ilerleyişi için oluşturulan planı anlamaya başlıyor. Artık kitlelerin rızası olmadan arzuları geliştiren bir Kabalist yok. Şimdi insanlar tıpkı yetişkin çocuklar gibi kendi bilinçli gelişimlerini talep ediyorlar. Hochma’nın Işığı (Yaratan’ın yaratılanlara ifşası) dünyada ifşa olmaya başlıyor.

Eskiden yalnızca bir Kabalist  ve diğer birçok birey vardı ama şimdi bir araya gelmeye başlıyorlar. Geçmişte bir Kabalist kendi seviyesinde kitlelerin arzularını ıslah ederdi ama şimdi onlarla beraber çalışmak için onların seviyesine inmesi gerekli. Kabalistlerin onların arzularının ön ıslahını yapmaları sebebiyle insanlar yükseliyor ve Kabalist onu anlayabilmeleri için onlara doğru alçalıyor.

Örneğin Baal HaSulam Yaratan’dan kendisini insanların onu anlayabileceği dilde konuşabileceği bir seviyeye alçaltmasını talep ettiğini önceden bildiriyor. Şu anda Kabalist ve kitleler ortak çalışma aracılığıyla birbirleriyle bağ kurmuş olsalar da kitlelerden gelen bilinçli bir arzudan dolayı Üst Işık hala yalnızca onun kanalıyla gelir. Bunun sonucu olarak dünyada pozitif değişiklikler meydana gelir. Üst Işık olmadan dünya hiçbir şekilde var olamaz. Bu nedenle Kabalistler (Yechidei Segula) nesilden nesle ayrı şekilde çalıştılar.

Ancak şimdi herşey farklı. Bugüne kadarki bütün nesiller boyunca yapılan tüm hazırlıklar sebebiyle “Küçükten büyüğe herkes Beni bilecek” dizesinin gerçekleşmesi için ortak bilinçli eylemlere başlamamız gerekli. İnsanoğlunun Israil halkının Kabala ilmine sahip olduğunu öğrenmeye ihtiyacı var. Bunu hep birlikte ifşa etmek için ortak kırık ruha yardım etmeliyiz ki böylece “Dünya milletleri Israil’in oğullarını Üçüncü Tapınağı inşa etmeleri için omuzlarında taşıyacaklar.”

Hepbirlikte ruhlarımızın ıslahının metodunu (birleşme) edinmeliyiz ki böylece Yaratan İfşa oluşuyla bizi doldursun. Bunun için karşılıklı çalışma gereklidir ve bu yüzden ortak görevimizi anlatmak için dünyanın tüm milletlerine dönmeliyiz. Kabala ilmini onların talebi doğrultusunda gizlilikten ifşa etmeliyiz ve hep birlikte – onlar bizim ve biz onların sayesinde – bu metodu gerçekleştiriyoruz. Bu yüzden bugün dünya çapında Kabala çalışan insanlardan oluşan bir grup var. Gerçekte dünyanın bütün sistemindeki bu doğru ilişkiye bizi onlar getirecek. Bugün bizimle çalışan herkes kalpteki noktaları olduğundan “Israil”  (“Yashar El” – Yaratan’a doğru yönelen) olarak anılacaklar. Ancak onlar sayesinde dünyanın gerçek milletlerine, kendi başlarına maneviyata uyanamayanlara doğru ortaya çıkacağız. Baal HaSulam’ın dediği gibi “Kabala bilgeliği Israil’in sınırlarını aşacak ve tüm dünyayı dolduracak.”

– 22/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş) dördüncü kısmından alıntıdır.

Kırık Melekler

İlk insan yalnızca ihsan etme Kelim’i Galgalta ve Eynaim ile yaratıldı. Alma arzularına, AHP’a sahip olmadığı için hala onları edinmeye ihtiyacı vardı. Ve sadece başlı başına alma arzularına değil ıslah olmaya hazır arzulara yani içinde ihsan etme kıvılcımlarını barındıran arzulara ihtiyacı vardı.

Galgata ve Eynaim bir kişi değil Cennet Bahçesinde bir melek olduğu için Galgata ve Eynaim’i ıslah etmeye gerek yoktur. Gerek duyulan şey ıslah olmak için tüm hazırlıklarıyla birlikte kırık bir ruha sahip bir insandı ve kırılmanın meydana gelmesinin sebebi budur.

Ancak kişi kırık (bozuk) olduğunu hissetmediği için – kişi bu şekilde doğdu! – yalnızca kırılma yeterli değildi. Kırılma, kişinin kendini ölçmek ve içinde bulunduğu koşulun farkına varmak için kıstas olarak alabileceği Işık ile bir bağlantısı yok. Şimdi bozuk olduğunu anlaması için yavaş yavaş kendi içindeki açıklamaları toplamalı. Ve bunu iki bileşen sebebiyle yapıyor: kendi zevk alma arzusu ve ihsan etmenin kıvılcımı. Her ikisinin de geliştirilmesi gerekli.

Kişi hayal kırıklığı koşuluna ulaşana kadar birini diğerine kıyasla inceleyerek bununla meşgul olur. Ondan sonra insan olmak için ıslaha başlayabilir.

– 19/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (“Panim Meirot u Masbirot Kitabı’na Giriş) dördüncü kısmından alıntıdır

İyiyi Sen Yapacaksın!

Soru: Eğer İbrahim ve Lot’un her ikisi de kişinin içindeyse nasıl oluyor da biri kusursuz ve Yaratan’ın mekanında ikamet ediyor iken diğeri kötü olanla kalıyor?

Cevabım: İbrahim Lot olmadan Elon Moreh’e (Yaratan’la birleşmenin yeri,  Brit – Yaratan’a yapışma – seviyesi) ulaşabilir mi? Eğer kişi evvela bir Klipa’ya (egoist arzu) sahip değilse kutsallığı (ihsan etme niteliği) nasıl edinir?

Şöyle yazar: “Kötü eğilimi Ben yarattım ve onu ıslah etmek için Tora’yı verdim.” Dünyada kutsallık yok. Yaratan Klipa ya da bayağı, kötü bir niyet yarattı. O iyiyi yaratmadı. O “Kötü ve iyi eğilimi Ben yarattım. İyi olanını seç.” demiyor. Aksine “İyiyi sen yapacaksın (Benim yarattığım kötülüğü ıslah ederek). Ama kötülüğü yaratan Benim.” diyor.

Kişi eğer ne Lot’a ne de Sodom’a sahip değilse Yaratan’la ilk birleşmesinin yeri olan Elon Moreh’e nasıl ulaşacak? Kişi bu seviyeye ancak ıslahlar yaptıktan sonra ulaşacak. Bu yüzden ayrışacakları zamana dek Lot İbrahim’e yakın olmalı. Ancak Lot pek çok zaman geri döner. Bu şekilde kişi ayırt eder.

Tefrikler (ayırt etmeler) ve ıslahlar olmadan kutsallığın (ihsan etme niteliği) yoktur. Kutsallık kendi kendine var olmaz –biz onu inşa ederiz. Başaracağımızı umut edelim!

-19/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Yeni Hiçbir Şey Yaratılmadı

Soru: Eğer herşey önceden hazırlanmışsa bu süreç içerisinde yaratılanın katılımı nerede işin içine giriyor? Herşeyi Yukarıdan alıyormuşuz ve herşey önceden belirlenmiş gibi görünüyor…

Cevabım: Tabii ki! Eğer oğluma inşa etmesi için bir Lego verirsem yada yemesi için mama getirsem, fabrika ve labaratuvarlarda yaratılmış bu iki şey önceden hazırlanmamış mıydı? Herşey önceden hazırlandı ama aynı zamanda bir çocuk önceden hazırlanmış bu araçlar sayesinde büyüyor ve bağımsızlaşıyor. Büyümeye çalışıyor ve bundan dolayı önceden onun için hazırlanmış olan herşeye bağlı olarak kendi kişiselliğini geliştirip olgunlaştırıyor. Bu şekilde gelişiyoruz.

Buna nedenle “Ambarda bizim için uzun zamandır bekletileni yiyeceğiz” diye yazdığı gibi, burada yeni birşey yapamayız. Herşey önceden içimize aşılanmış Reşimot’a (bilgilendirici manevi gen) göre vuku bulur. Ancak içimizde bu Reshimot ifşa olsun diye Işıkları çekeriz. Ne yapmamız gerektiğini anlamak ve açıklığa kavuşturmak için Saran Işığı çekeriz.

Yaratan’ın eylemlerine bir ortak gibi iştirak ederiz. Bu nedenle işimiz Yaratan’ın işi diye adlandırılır. Ancak bu işten O’na benzemeyi öğreniriz ve “gebelik” seviyesinden “beslenme” seviyesine ve sonrasında da “olgunlaşma” seviyesine ilerleriz.

Ve sonra “sevgi yoluyla geri dönmek” seviyesinde Yaratan’ınkine benzer eylemler gerçekleştiririz. “Yaratan’a benzer” ne demek? Güçler O’nun ve biz sadece ne yapılması gerektiğinin ve nasıl yapılması gerektiğinin farkına varıyoruz. Mutlak Islaha (Gmar Tikkun) ulaştığımızda bu Yaratan’ın bizim üzerimizdeki tüm eylemlerini bu eylemlerde aktif ortak olarak ifşa ettiğimiz ve onların yerine getirilmesini arzuluyoruz anlamına gelir. Hepsi bu kadar daha fazlası değil.

Ve ıslahın sonunun ardından her yönden Yaratan’a benzediğimde orada daha büyük bir ölçüde kendi kendime, Üst Güçten bağımsız bir şekilde gerçekleştirdiğim başka eylemlerin olması mümkündür. Ancak bunun anlayışına sahip değiliz. Kabala ilmi daha ileriki safhalara dair bize birşey söylemiyor.

Bu nedenle kendimizi ıslah ediyoruz diye yazar. Gerçekleştirilen her eylemle kendimi ıslah ediyorum, yani hemfikir oluyorum, arzuluyorum ve o aynı eylemle tüm kalbimle kaynaşıyorum . Bu şekilde son ıslaha ulaşıyoruz.

– 15/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Manevi Kurtarılmanın Zamanı

Geçmişteki Kabalistlerin yaptıkları herşey, herbiri kendi koşullarına ve yaşadığı zamana göre hareket ederek, şuan içinde bulunduğumuz koşul için bir hazırlıktı. Bunun sayesinde ilerlememize imkan kılan bugün ihtiyaç duyduğumuz tüm ana kaynaklara sahibiz: ARI’nin yazıları, Sulam Yorumu ile birlikte Zohar Kitabı, Baal HaSulam ve RABASH’ın yazıları.

Daha önce şu an içinde bulunduğumuz gibi bir zaman hiç olmadı. Geçmişteki Kabalistlere bugün sahip olduğumuz koşullara benzer imkanlar verilmemişti: antik Babil’dekine benzeyen ve Üst dünyadaki ortak ruhun kırılmasını yansıtan global bir kriz.

Yaklaşık 80-90 yıl önce, Baal HaSulam  Mesih’in neslinde, manevi kurtarılma çağında yaşayacağımızı yazmıştı. İsrail halkı topraklarına kavuştuğu ve bir devlet kurduğundan dolayı bu şimdi tek bir manevi halk olarak birlik kuracak ve dostunu kendin gibi sev manevi kuralına göre herşeyi inşa edecek fırsata sahip olduğumuz anlamına geliyor.

Ancak kötülüğün farkındalığına gelmeden bu koşula ulaşmamız mümkün değil ve bunun için ya büyük bir ızdıraba ya da içimizdeki kötülüğü ifşa edecek Işığa ihtiyacımız var. Bugün bu Işığı çekmek, sevgi ve ihsan etmeye zıt olduğumuzu görmek için ve millet ve toplumla bütünleşerek ıslaha başlamak için bir fırsatımız var. Umut edelim ki bu yakında gerçekleşsin!

– 15/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Pri Hacham, Igrot (Mektuplar), Mektup 38) dördüncü kısmından alıntıdır.

Kırılma Önceden Tasarlandı

Dünyaların kırılışı nasıl meydana geldi? Alt seviyedeki, Malchut (kendini dolduramayan ama onsuz da son ıslahın imkansız olduğu) onu ihsan etmek uğruna almak için Üst seviyedekinden (anne, Ima) Işık talep eder. Üst dünyaların tüm sistemi alt seviyedekine bu Işığı vermek için hazırdır.

Şimdi herşey herşeyin ziyafet için hazır olduğunu anlayan alt seviyedekine bağlıdır. Hiçbir utanç duymadan onu alabilir ama yalnızca ihsan etme rızası için. Gerçekten ihsan etmeyi istiyor! Yukarıdan ona şöyle denildi “Bunu al; bunu yapabilirsin.” Yakında olacak düşüşü önceden kestirebilmenin hiçbir yolu yoktur…

İlk kısıtlamada (Tzimtzum Aleph) bir yerlerde yılanın dili gizlenir ama kendisine daha önce hiç ifşa olmadığından onu buradan görmek imkansızdır. Bu daha önce açıkça hiç gösterilmemiş, yaratılanın bağımsızlığının gizli bir noktasıdır. Yaratılan kendisini yaratan Işığa, Yaratan’a tümüyle boyun eğdi ve birşeyin mutlak ihsan etmede olmak için ona engel olacağını söylemek imkansızdı.

Ancak diğer taraftan bu nokta var olmalı. Başka türlü yaratılan bağımsız olamazdı. Eğer Yaratan’ın bana söylediği herşeyi yaparsam o zaman sanki ben, kendim yokum gibidir. Kişiselliğim yoktur. Kendi “Ben”’im özellikle Yaratan gibi olmayı istemem gerçeğinde ortaya çıkar ama içimde birşey bunu yapmama izin vermez. Büyük arzuma rağmen Yaratan’a benzememe izin vermeyen bu nitelik beni bağımsız yapan şeydir.

Kırılışın kökü Yaratan’a zıt duran yaratılanın bağımsızlığını ifşa etmesidir. Eğer yaratılan tüm arzuları şimdi alırsa – yukarıdan Işık, aşağıdan uyandırılış ve ihsan etmek için eylemi yerine getirmek – bir makine olurdu. Aynı zamanda kırılma onun Üst seviyedekinden, Yaratan’dan kopmasına imkan veren ondaki o noktayı geliştirir ve tekrar ele geçirir.

Kırılmadan önce yaratılan sadece makinadır. Kırılma esnasında bağımsızlığı ifşa oldu. Kırılmadan sonra bu noktanın ıslahının sistemi yaratıldı ve bağımsız olarak hareket etme fırsatını sağladı. Yaratılanın ıslahı kırılmadan sonra yaratılanın kişinin bağımsızlığı noktasına dayanarak tüm kararları vermesidir. Böylece kişi aynı zamanda kendini inşa ederken yavaş yavaş aşağıdan yukarıya, Yaratan’a doğru yükselir.

– 14/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Talmud Eser Sefirot) üçüncü kısmından alıntıdır.

Gerçek Realiteye Uyanmak

Zohar kitabını okurken iki sistem içerisinde var olduğumuzu düşünmeliyiz. Biri “Sonsuzluk Dünyası” diye adlandırılan, Yaratan tarafından yaratılan değişmez ve var olan tek sistem.

Baal HaSulam’ın “Zohar Kitabı’na Önsöz”’de anlattığı gibi bu koşul daimidir. Yaratan tüm yaratılışı bir anda tek bir düşünceyle son koşulunda yarattığı ve şekillendirdiği için orada, “yaratılanları mutlu etmek” olan O’nun yaratılış planında yaşıyoruz. Baal HaSulam ayrıca On Sefirot’un çalışılması, 1. Kısım, “İçsel Yansıma” bölümünde yaratılışın planının onu yaratması için Yaratan açısından yeterli olduğunu açıklıyor.

Yaratan herşeyi bir eylem aracılığı ile gerçekleştiriyor. Bu realite kusursuz ve devamlı ve orada arzulanan koşula ulaşmak için basamaklar yok. Yaratan’ın başlangıçta olmamızı planladığı şekilde, tüm kusursuzluğumuzla bu mükemmel koşulda yaşıyoruz.

Ancak bu kusursuz koşula ilaveten kendimize göre başka bir realitede daha yaşıyoruz. Biz sanki bilincimizi kaybettik, Yaratan’ın bizi içinde yarattığı o kusursuz realiteyi artık idrak etmiyoruz.

Bu iki koşul birbirlerine paralel mevcutturlar. Kendi çabalarımızla gerçek realitenin algısına gelmemiz lazım. Bunu çevreyi kullanarak yapıyoruz: kitaplar, hoca ve grup.

İçinde yaşadığımız ama bayağı algılarımız ile hissetmediğimiz o gerçek koşula geri dönmeli, bilince geri kavuşmalı, uyanmalıyız. Kabala ilmi bize “bu dünya” diye adlandırılan bilinçsiz koşulda yaşarken o kusursuz realiteyi öğrenebilmemiz için verildi. Karşılıklı çabalarımızla ona benzemeye çalışarak, onda bizi oraya geri götürmeye kadir olan bir gücü uyandırabiliriz.

Bu güç ıslah eden ışıktır. Bu güç bizi iyileştirecek ve egoizmimizi ıslah edecek. Yavaş yavaş sanki varolmamış gibi gerçek yaşamı hissetmeye başlayacağız. Önceden “sanki bir rüyada” olduğumuzu keşfedeceğiz.

07/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Zamanında Doğmak

Soru: Dünyamızda bir cenin zamanında doğmak için günden güne doğru hızda büyümeli. Eğer daha erken yada daha geç doğarsa bu onun için zararlı. Kalpteki noktamızın doğru hızda büyüdüğünü ve manevi doğumuna zamanında ulaşacağını nasıl bilebiliriz?

Cevabım: Doğru hız sürekli tek bir amaca yönelmek demektir. Amaç maneviyatta doğmak için büyümek ve olgunlaşmak, Aba ve Ima, Hochma ve Bina gibi tamamen Yaratan’a eşit olana dek gelişmeye devam etmektir.

Eğer bu tek amaca tutunursanız, tüm niyetlerinizi ve arzularınızı yalnızca ona uydurur ve onları amaca yaklaşmak için araçlar olarak kullanırsanız doğru hızda gelişirsiniz. Ancak, eğer amaçtan saparsanız gelişiminizi sekteye uğratırsınız. Maneviyatta zaman yaptığınız eylemlerin niceliğidir, mekanik bir ölçü değil.

–  07/07/2010 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin dördüncü kısmından alıntıdır, “Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş”