Category Archives: Yaradan

İllüzyon İle Savaşta

Şu an Hanuka Bayramının özel bir zaman dönemidir. Fakat özünde Hanuka, ıslahın sonuna kadar var olan ve her yeni derecenin başlangıcında yaşanan bir süreçtir.

Her seferinde, kırılmadan dolayı yeni bilgi kayıtları (Reşimot) içimizde ifşa olur, her birini Hanuka ıslahının esası olan kısıtlama, perde ve yansıyan ışık yapmalıyız.

Her zaman mantık içinde kalmaya, dünyevi akıl ve tecrübemize, bu dünya tarafından kabul edilen alışılmış egoizmimize göre yaşamaya çalışıyoruz. Fakat aksine, farklı bir form oluşturmamız gerekiyor. Kalplerimiz ve akıllarımızla gördüğümüz, yaşadığımız ve anladığımız her şey, sadece bizim egoist algı organlarımızda ifşa olur, yazıldığı gibi: “Gözleri var görmezler; kulakları var ama duymazlar.”

Bizler ‘mantık ötesi inanç’ olarak adlandırılan ihsan etme arzusunda neler olduğunu deneyimlemek isteriz, her şeyin bir üst güçten geldiğine ve iyi ve iyilik yapan olduğuna karar vermek isteriz. Ve bunu her an isteriz.

Bunu yapabileceğimiz anlar vardır ve diğer zamanlarda başarılı olamayız, fakat bu savaş sürekli devam eder. Esasen, bu Makabiler’in Yunanlılar’a karşı savaşıdır. Bu savaş mantığımızda, bu dünyadaki deneyimlerimizde, akılcı zihinlerimizde ve felsefelerimizde, aramızda çok sayıda bağlantı sistemi kurduğumuz egoist zihnimizin içinde sürmektedir.

Tüm duyusal deneyimlerimizin ve algılarımızın yanlış olduğunu kabul ederek, farklı bir varoluş biçimi oluşturmak için savaşıyoruz. Bu sahte bir resimdir, gerçekliğin yanlış bir algısıdır; çünkü egoist akıl içinde ortaya çıkmaktadır.

Akılcı zihinlerimizdeki gerçeklik algısı vasıtasıyla, her şeyin sadece tek, tamamen iyiliksever üst güçten geldiğini hissetmeye çalışmamız gerekir. Ve akılda algılanan her form bize, yalnızca bizi farklı algıya, mantık ötesi inanca yükseltmek için verilir.

Başka bir deyişle, her şeyin Yaradan’dan geldiği ve bunun, Yaradan’ın bizi realitenin gerçek algısına, hakikatin dünyasına getirebileceği belirli bir form olduğu konusunda hemfikir oluruz. Şüpheye yer bırakmadan, yani mantık dahilinde, kişinin dünyevi hisleri ve akılcı zihnindeki tüm izlenimlere rağmen, her gün 24 saat gerçeği tesis etmeye çalışmalıyız.

Ayrıca, bu mantıksal algıdan da kaçmayız çünkü ‘‘…O, birini diğerine karşı yarattı.” Biz hiçbir şeyi iptal etmiyoruz, sadece doğru bir şekilde yönlendirmeye çalışıyoruz: Biri diğerine karşıdır; ta ki bizler mantık içindeki her bir anlayış için mantık ötesi bir anlayış geliştirebilene kadar.

Manevi gerçeklik algısını bu şekilde kazanır ve iki seviyede çalışmaya başlarız: bu dünyadaki insanlar arasında kabul edilen, onun tüm yasa ve kurallarını gözeterek materyal seviyede ve ayrıca gerçek manevi realitede.

Daha sonra üst Işık ifşa olur, çünkü artık tüm koşullara göre yağ kabını yakabiliriz ve bu şekilde Yaradan’ın ve üst dünyanın ifşasına ulaşırız.

Gün boyunca, bir günden ertesi güne ve her an, mantık içerisindeki resmi ve ona karşı olan mantık ötesindeki resmi yan yana koyup hayal ederek, bu savaşta kendimizi görmeye çalışmalıyız. Bu, Makabiler’in Yunanlılar’a karşı savaşıdır: Yunanlılar mantık içinde ve Makabiler onun üzerindedirler.

At War With Illusion

Hedefin Tutulması

Soru: Dostlarımı kendimden daha aşağıda gördüğüm zaman, bu benim normal egoistik durumumdur. Bütün çalışmam dostlarımdan daha küçük hissettiğim zaman mı gerçekleşir?

Cevap: Hayır, çünkü bu içsel çabalardan geçmemizin gerekli olduğu bir çalışma meselesidir. Sürekli diğerlerinden aşağıda hisseden insanlar vardır. Her zaman üstün hisseden insanlar vardır. Başkalarına hiç dikkat etmeyenler, onları fark bile etmeyenler vardır.

Tüm çalışma ilk önce hedefe, Yaradan’a tutunmaktır ve bundan şimdiki koşulumuzu belirlemektir. Hedefe birlikte tutunmaya çalıştığımız gerçeği, bizi eşit yapar.

Grab Hold Of The Goal

Tüm Aşamalarda Çalışma

Soru: Dostlara nasıl bakmalıyız: onlar benden daha mı yüksekler, yoksa hepimiz eşit miyiz?

Cevap: Daha yüksek veya daha düşük olmaları umurumda değil; ben bütün aşamalarda çalışmaya hazırım! Onlarla farklı bir şekilde ilişki kurmak zorundayım.

Sonuç olarak, birliğe ulaşmamız gereken alma ve ihsan etme koşullarında, daha yüksek ve daha düşük yoktur. Orada, her birimiz kendi özel niteliklerimize sahip olduğumuzdan, her birimiz diğerlerinden daha yüksek ve daha düşüktür. Bu özellikleri bütün büyük Kli’ye (kaba), tüm ruha vermeliyim ve doğru işleyiş için ihtiyacım olanı almalıyım.

Bu nedenle, sadece Adem ya da Yaradan olarak adlandırılan ruhun genel durumunu dikkate aldığımızda (ne hakkında konuştuğumuza bağlı olarak – sistemin kendi yapısı hakkında veya doldurulması hakkında) doğru çalışma hakkında konuşabiliriz. Sadece Yaradan’la bağ ya da bu bağ için özlem, bize doğru çalışma için temel oluşturur.

Soru: Dostların Yaradan’a duydukları özlemin benimkinden daha güçlü olduğu gerçeğine dikkat etmem gerekir mi?

Cevap: Bir kişi bu şekilde hissederse, bu onu ileri götürür.

Şöyle yazılmıştır: “Bir eylemin sonu, ilk düşüncededir”; yani, eylemin başlangıcını belirler. Bu nedenle, benim için asıl mesele Yaradan’ı belirlemektir: o nedir, ben ne arıyorum, nereye gidebilirim, neye özlem duyuyorum, hedefim olarak hangi koşulu görüyorum ve bunlara dayanarak, zaten bu hedefe ulaşmak için neye ihtiyacım olduğuna bakıyor olacağım.

Soru: Önümde bir hedef tuttuğumda, gruptaki manevi çalışmada dostlarımdan neden daha düşük seviyedeyimdir?

Cevap: Eğer büyük bir Kabalist kendisini en küçük grupta bulursa, hala onlardan daha düşük bir seviyede olacaktır; çünkü onlarla bir bağa sahip olması gerekir, böylece onların arzuları, umutları ve düşünceleri onu etkileyecektir. Onlardan arzularını ve özlemlerini almalıdır.

Bu olmadan, o en iyisi olsa bile, aktif olarak gruba katılamayacaktır. Onların Yaradan’a olan özlemlerini alıp onlara hizmet etmek için onlardan daha düşük olması gerekir. O zaman, bu arzularla çalışabilecektir.

Work In All Stages

Sorularınıza Cevaplar – Bölüm 229

Soru: Kendimi psikolojik olarak değersiz hissediyorum; insanlarla iletişim kurmak benim için zor. Kabala bilgeliğini kendi başıma çalışmayı düşünüyorum. Eğer ışık aniden bana akarsa üst dünyaya girebilecek miyim yoksa sadece benim için daha mı kötü olacak?

Cevap: Çalışın ve ışık sizi yönlendirecektir.

Soru: Eğer Yaradan’ı kendi yararım için kullanamazsam, eğer O’ndan hiçbir yararım yoksa neden O’na ihtiyacım var?

Cevap: Işık’tan fayda, onu herkesin yararına kullanabilme ve Yaradan’ın yararı için kullanabilme fırsatıdır -ve bununla sizin yararınızı ve gerçekleştirdiğiniz şeyi göreceksiniz.

Answers To Your Questions, Part 229

Her Bir Kişinin Manevi Çalışması

Bizler, ruhun kırılmasının sonucuyuz yani Yaradan’a benzerlik kazanması gereken Adem’in sisteminin.

Yıkımın özü, her bir parçanın kendini başkalarından ayırdığını hissetmesidir, bu bireysel bozukluk koşulunun neyle ilgili olduğunu anlamaya başlar ve başkalarına karşı olan karşıtlığını/düşmanlığını incelemek ve onları bölen çelişkilerin üzerine bir araya gelmek için diğerleriyle birleşmeye çalışmanın gerekliliğini fark eder.

Bu, içinde kırık ruhun (arzu) bir parçasını taşıyan her insanın manevi çalışmasıdır.

Bu arzuları bir araya getirerek, bu arzuyu, aklı ve nitelikleri yaratan gücü edinmeye başlarız yani Yaradan’ı. Bu, sadece bizim çalışmamız değildir, aynı zamanda varoluşumuzun anlamı, bu dünyadaki varlığımızın sebebidir. Bu nedenle, her şey sadece evrensel bağlantıyla çözülür.

The Spiritual Work Of Each Person

Yaradan’la Nede Hemfikir Olmalıyız?

Soru: Kişi Yaradan ile nasıl ve neden hemfikir olmalıdır ve kişi nerede kendi isteğinde ısrar etmelidir?

Cevap: Bir özellik dışında her şeyde Yaradan’la hemfikir olmak gerekir: Yaradan’ı sürekli olarak takip, böylece O, sizi manevi olarak yükseltecektir.

Bunu, Yaradan’a olan arzunuzu göstererek yapmak en iyisidir. Örneğin, grupta dostlarımla birlikteyim ve O’na, aramızda saf, manevi, egoist olmayan karşılıklı bir bağ kurmasını istediğimi gösteririm. Bu şekilde O’ndan ayrılmam. Ben O’ndan bir arzunun gerçekleşmesini talep ederim, O’na bunu yapması için seslenirim.

Soru: Bu, tüm dünyanın ve onun tüm sorunlarının sadece kişiyi böyle bir ilişkiye zorlamak için gerekli olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Sadece bunun içindir. Her şey tek bir sisteme –ortak ruha- bağlanmak için bir araya gelmek amacıyladır. Tora’da belirtildiği gibi, söylenilen düşüş sırasında milyarlarca küçük parçaya ayrılan bu ruhu, üst Işık’ın yardımıyla bileştirmeliyiz.

Fakat Işık, bu parçaları toplayıp bir araya getirmeye başladığında, onlar kesen, keskin kenarları ile birbirlerine sürtünürler, kazırlar ve yeniden bir araya gelmek istemezler. Bu, Işığın bizi bir araya getirme yöntemidir.

Bu nedenle, sadece keskin/kırıcı hislerin üzerinde, bağ içinde ve sevgiyle yükselmeyi arzu edersek bunu yapabiliriz. Eğer yapmazsak, o zaman yalnız parçalar olarak kalacağız ve üst Işık her zaman üzerimizde zorlamaya devam edecektir. Bunu, dönen bir tambura atılan ve içinde dönmeye başlayan cam parçaları olarak hayal edin.

Soru: Kişinin seçimi nerededir?

Cevap: Bir seçime sahip misiniz? Kendi seçiminizle mi doğdunuz? Seçtiğiniz yerde mi yaşıyorsunuz? Hayatta neyi seçtiniz? Hiçbir şeyi.

Seçim sadece “dönen tambur”un içindedir: Başkalarıyla gönüllü olarak bağ kurmak istediğiniz bir koşula ulaşmak.

Yorum: Maneviyatta zorlama olmadığını söylüyorlar…

Benim Yorumum: Eğer gönüllü olarak birleşmek isterseniz, zorlama durur.

Soru: Bir insanın kendi isteği ile bunu arzu etmesi için ne olması gerekir?

Cevap: Üst Işığı çekmek. Bu geldiğinde, kötü hissettirir, o karanlık ve büyük acıdır. Onu çektiğinizde, bu iyidir.

In What Should We Agree With The Creator?

Dünyanın Gerçek Resmini Görün

Soru: Benim arzularım aynı zamanda bir sınav mı?

Cevap: Arzularınız manevi bir Kli (kap) inşa ettiğiniz temeldir. Dünyada gereksiz, düşmanca hiçbir şey yoktur.

Her şeyin içinde Yaradan’ın niteliğini, O’nun hazırlığını, O’nun yardımını görmeye çalışın, bu, size karşı yardım olarak gönderilen anlamına gelir. Daha sonra, kişinin tüm dışsal ve içsel problemlerine, bunların yalnızca Yaradan tarafından yapıldığını fark etmesi için ihtiyacı olduğunu göreceksiniz.

Her şeyin Yaradan’dan geldiğine hemfikir olmaya başladığınızda, aniden tüm bu problemler vasıtasıyla O’nunla olan bağınızı hissetmeye başlayacaksınız. Burada kötü hissediyorum, orada kötü hissediyorum, ama bu aynı zamanda farklıdır: Yaradan tüm bunları yapar, böylece kendinizi O’na yönlendirirsiniz.

Dünyamızın ve manevi dünyanın zaten doğru resmini oluşturduğunuz ortaya çıkar. Bu yüzden her an bu şekilde davranmaya çalışın ve her şeyin içinizde nasıl tezahür edeceğini göreceksiniz: dünyamızın gerçeği gizleyen resminin nasıl çözülmeye başlayacağını göreceksiniz. Bunların hepsinin, Yaradan’ın bilerek sizin önünüzde canlandırdığı bir yalan, bir tiyatro olduğunu ve tüm bu kuklalar aracılığıyla, üzerinizde oynayanın O olduğunu görmek zorunda olduğunuzu anlayacaksınız.

See The True Picture Of The World

Her Şey Üst Programdan Aşağı İnmektedir

Soru: Tüm yenilemelerin kaynağı, aynı zamanda yenilemelerin yeri midir?

Cevap: Yenileme yeri daima yukarıdan belirlenir ve tek bir kaynaktan gelir. Üst dünyada var olan her şey, yavaş yavaş bulanıklaşır, iner ve bize ulaşır.

Söylenildiği gibi, ‘güneşin altında yeni bir şey yoktur’; başlangıçta ayarlanmış, yaratılışın başlangıcından sonuna kadar olan her şey, üst programdan iner. Bu programı, ya diğer insanlar gibi istemeyerek ya da hali hazırda onu anlayan, kendini ona adapte eden Kabalistler olarak yerine getiriyoruz ve daha sonra onu kendimize uyarlıyoruz ve böylece ilerliyoruz.

Yenilemeler dünyada değil, insanlar içinde ifşa olur. Yine de içsel değişikliklerimize uygun olarak, her seferinde farklı bir dünya görürüz. Bu sanki önümüzde beyaz bir ekran var ve yola bağlı olarak düşüncelerimizi ve arzularımızı yansıtır, onun üzerinde herhangi bir resmi görebiliriz gibidir.

Everything Descends From The Upper Program

Hedefe Ulaşmak İçin Yetenek Gerekli Değildir

Rabaş, ‘‘Dost Sevgisi- 2’’: Şimdi, yukarıda bahsedilen üç şeyin bizi neye hazırladığını anlamalıyız. Güven de dâhil, inanç bize O’nun yarattıklarına iyilik yapmak amacıyla ilgili ilk anlayışı verir. Biz de aynı şekilde amaca ulaşacağımıza kesinlikle inanmalıyız.

Başka bir deyişle, yaratılış amacı sadece seçilmiş bir grup için değildir. Aksine, yaratılış amacı, istisnasız tüm yaratılanlara aittir. Bu güçlü ve becerikli ya da cesur olanlar üstesinden gelebilir demek değildir. Aksine, o tüm yaratılanlara aittir.

Hepimiz, Adem’in genel sisteminin parçalarıyız ve bu nedenle, her birimiz, bu sistemin içinde olduğumuz ölçüde, tüm sistem için bağ kurma, ihsan etme ve destek olmayı başarmak zorundayız ve bununla kişi görevini yerine getirmiş olur.

Her birey, bir dereceye kadar Yaradan olarak kendini gerçekleştirmek zorunda kalacaktır. Kimse bundan kaçamaz.

To Achieve The Goal, Talent Is Not Needed

Korku İle İhsan Etme Arzusu Arasındaki Fark Nedir?

Soru: Rabaş, Yaradan karşısında korku, kişinin O’na memnuniyet getiremeyeceğinden korktuğu zaman ortaya çıkar diye yazar. Yaratan önünde korku ve ihsan etme arzusu arasındaki fark nedir?

Cevap: İhsan etme arzusu zaten sahip olduğum ve onu kullanabildiğim şeydir.

Dünyamızda böyle bir arzu olmadığı için bunun nereden geldiği belli değildir. Eğer birisine bir şey verirsek, bu bir ihsan değil, gizli bir almadır. Örneğin, çocuğuyla ilgilenen bir anne aslında ona ihsan etmez, çünkü anne çocuğu için her şeyi yapmaya hazır olduğundan, çocuk ona böyle bir tatmin sağlar. Bu, manevi dünyada öyle değildir.

Manevi dünyada, üst Işığın etkisi altında, ihsan etmenin gerçek niteliğini alırız ve ihsan etme, kendimizden çıkma ve kendimizin üzerine yükselmenin hazzını hissetmeye başlarız. İlk başta, bu egoistçedir: Kendimi iyi hissederim, çünkü kendimi aşar, ihsan eder, haz duyar ve bilinçsizce bunun uğruna çalışırım, yani ihsan etmek için çabalarım.

Bu henüz egoizmimden bir çıkış değildir, ama aslında ihsan etme eylemini kavramaya başladığım ara bir koşuldur, çünkü bu bana belirli bir kar getirmektedir.

Soru: Bir sonraki derece korkudur. Eğer Yaradan’ın önünde korkuyla titreyip, O’na ihsan etmek istersem, bu neden henüz son aşama değildir?

Cevap: Bu tam bir arzu değildir, çünkü bu bir niyettir. Niyet arzuyla bağlantılı olmalı ve sonra gerçekleştirilmelidir. Burada sadece korku yeterli değildir, Yaradan’ın önünde korku ile çalışabilecek net arzuları ifşa etmek gereklidir.

What Is The Difference Between Fear And The Desire To Bestow?