Category Archives: Yaradan

Uzlaşma Yoksa Grup Da Yoktur

Rabaş, Rabaş’ın Yazıları, Makale ‘‘Toplantının Gündemi 2’’: Bu Midraş’ta yazılı olana benzer (Vayikra Rabba, Bölüm 4): “İki kişi bir tekneye bindi. İçlerinden birisi kendi oturduğu yerin altında, teknede bir delik açmaya başladı. Diğeri dedi ki, ‘Neden delik açıyorsun?’ O cevapladı, ‘Neden senin umurunda olsun ki? Kendi altımda delik açıyorum, senin altında değil.’ Diğeri cevap verdi, ‘Aptal! Tekneyle birlikte ikimiz de boğulacağız!’”

Grup için neler yaptığınızı, her zaman göz önünde bulundurmalısınız – yalnızca toplantı ile ilgili olarak ölçülebilen pozitif veya negatif bir eylem.

Düzen şöyle olmalıdır; eğer birisinin dost sevgisini geliştirebilecek bir önerisi varsa, bu konuşulmalıdır fakat bu tüm dostlar tarafından kabul edilmelidir. Böylece burada hiçbir zorlama söz konusu değildir.

Konuşma çok net, kesin ve kapsamlı olmalıdır, böylece herkes uygulama için hem fikir olur ve kabul eder. Başka türlü olamaz. Eğer rıza yoksa, grup da yoktur.

Soru: İçsel çalışmada onu görselleştirebilirim. Fakat böyle bir koşul dışsal olarak nasıl ortaya çıkabilir ki herkes grubun verdiği kararı kabul eder?

Cevap: Bu, içsel çalışmanın konusudur. Yaradan’ın Kendisini ifşa edeceği bir sistem olacak on unsuru bağlarsınız. Eğer en az bir element aynı fikirde değilse, o zaman bu, Rabaş’ın yazdığı gibi: “Teknede bir deliktir”.

No Agreement, No Group

Yaradan’ın Hükmünü Anlamak

Soru: O’nun yönetiminin kötü olarak kabul edilmesinden ziyade neden Yaradan’ın hükmünün reddi kötülük olarak algılanıyor? Eğer O hükmediyorsa, kötüyü hissetme sebebim nedir?

Cevap: Mesele bu değil. Yaradan için ve hatta kendiniz için bile neyi ve nasıl hissettiğiniz önemli değildir. Asıl mesele, üst yönetimi kötü olarak algılarsanız, onun doğru anlayışına sahip olmadığınızdır. Bunun için, üst yönetim ile form eşitliğinde olmalısınız.

Şimdi ailesi tarafından bir şeyler yapmaya zorlanan küçük bir çocuk gibisiniz ve çocuk onların kötü olduğunu düşünür. Ona nasıl davranmasını önerirsin? Ona şöyle söylersiniz: “Senin için en iyi olanı istediklerini anlamak zorundasın. Eğer sana ‘iyi’ davranırlarsa, bu senin için gerçekten kötü olurdu.”

Yaradan’ın kuralını anlamamız gerekir. O zaman dünyayı doğru bir şekilde göreceğiz ve neden böyle davrandığını ifşa edeceğiz. Bizler, televizyonu açıyoruz, gazeteyi açıyoruz, internette giriyoruz ve haberler ve dedikodular yağmuruna tutuluyoruz…

Bunu anlamamız mümkün değil, ama hepsi Yaradan’ın yönetimi. Resmin tamamını görebilseydik bütün insanlığı nasıl yönettiğini ve ailesinin ondan ne istediğini anlamak isteyen bir çocuk gibi O’na bu konuda nasıl yardım edebileceğimizi anlardık.

Understanding The Creator’s Rule

Islahın Faydası Nedir?

Soru: Tüm olaylar önceden planlanmışsa, o zaman benim değişmemin faydası ne? Ne olması gerekiyorsa, zaten olacak.

Cevap: Hayır. Dünya, onun doğal seyrini yönetmesine izin vermememiz için yaratılmamıştır: “Her ne olacaksa, olacak”. Bunu bu şekilde kabul etmemeli ve onunla böyle ilişki kurmamalıyız.

Soru: Yani bir senaryo var, fakat önceden belirlenmiş değil mi? Ya da bu gösterinin katılımcıları için bir tür özgür seçim var mı?

Cevap: Eğer kendi üzerimde bir dereceye yükselebilseydim, içimdeki her şeyin oradan belirlendiğini bulurdum: gördüklerim, hissettiklerim, nasıl davranmaya karar verdiğim ve ulaştığım şeyler. Her şey bu derecede bulunmaktadır.

Ancak bunu bilmiyorum. Bu nedenle, varsayılan bu yüksek dereceye uygun olarak, görmeden, anlamadan ve bilmeden, ona olan inancım ve ihsan etme niteliğimin ölçüsünde hareket etmeliyim.

Eğer vermek, Yaradan’a bağlanmak, O`nun gerekli gördüğü şeyleri yapmak niyetine sahipsem, o zaman bu dereceye yükselirim, O`nun içinde yazdığı her şeyi gerçekleştiririm ve her şeyin bu şekilde hazırlandığını ifşa ederim; güneşin altında yeni bir şey yoktur.

Fakat ıslah olmuş bir dünya görmek için kendimi ıslah etmem gerektiği kararına varırım; Bunu önümde tasvir ederim ve o gerçekleşir.

What Is The Benefit Of Correction?

Olayları Etkileme

Facebok’tan Soru: Kontrol edildiğimiz ve olayların seçiminde özgür olmadığımız bilinci beni üzüyor. İçinde var olduğumuz ve işlevimizi yerine getirdiğimiz, programlanmış zaman çizelgesini kesinlikle etkileyemiyoruz. Öyleyse, kullanamıyorsak neden bu kadar çok bilgiye ihtiyacımız var?

Cevap: Gerçekten de birçok bilgi kişiyi boğar ve onda üzüntüye ve acılara yol açar.

Ancak, doğru, iyi bilginin tüm üzüntülerimizi azalttığını bilmek sizi memnun edecektir ve alışılmışın aksine, her şeyin nasıl düzenlendiğini, tüm dünyanın ve tüm bu sistemin şeffaf vizyonunu ve nasıl büyük bir uyum içinde etkileşime girdiğini anlayarak, işleri kolaylaştırmayı sağlar. Evrenin tüm sisteminin bu harika uyumuna “Yaradan” denir.

Bu sistemi, bu uyumu ifşa etmemiz gerekir, böylece içimizde canlanacak ve sonra her şey basit, hissedilen, net ve kendi iyiliğimiz için olacaktır.

Soru: Bizler gerçekten kontrol ediliyor muyuz ve olayları seçmekte özgür değil miyiz?

Cevap: Hayır. Aynı zamanda, genel yaratılışın, tüm ruhların, her zaman ve her seviyedeki ortak hedefin hareketine nasıl katılabileceğinizi keşfedeceksiniz: mükemmel birlik, bağ ve Yaradan ile benzerlik.

Bu amaç çok güzeldir. Belki uzaktır ama onu göreceksin ve ona katılabileceksin, yana yaklaşabileceksin ve girebileceksin. Yani sizler davetlisiniz!

Influencing Events

Her Biri Dostuna Yardım Etti

Herkes iyi ruh halinde ve kendini iyi hissettiğinde, hiçbir şeyde eksiklik hissetmediğinde, aralarında mutlak bir bağ ve manevi kazanım sağladığında, kişi bu koşul üzerinde duramaz/kafa yoramaz. İşte burada bir sonraki derece için arzu uyandırmak konusunda büyük bir sorun oluşur. Çünkü bir andan daha uzun süre aynı koşulda kalırsak, o bir Klipa olur.

Tüm onlu, Yaradan ile bağa ulaştığında, koşul, yükseltilmiş, manevi ve özgecil olabilir, ancak bir dakikadan fazla sürerse, bunu kendimiz için kullanıyoruz demektir. Bu yüzden hemen yeni bir eksiklik ifşa etmek zorundayız.

Aslında, güzel bir engelin üstesinden gelmek, tatsız bir engelden çok daha zordur. Ne de olsa, ıstırap çekmek insanı ileri iter ve haz onu durdurur. Fakat yine de bağa ulaşamadıysak ve her biri yolundan, koşulundan ya da tam tersinden memnunsa, bunun üzerine gözyaşı döker, bu manevi bir eksiklik olarak kabul edilmez. Sonuçta, manevi arzu, Yaradan’a doğru ortak bir arzu üzerinde çalışmak için bağ kurma ihtiyacıdır. Minnettarlık veya dua olsun, bu bağın sonucu olmalıdır.

Yaradan hariç her şey para ile satın alınabilir. Hatta “Kendine bir dost satın al” denir, çünkü hepimiz egoistiz. Biri hariç tüm problemler para ile çözülebilir: Yaradan ile bağ kurmak. Yaradan’ı edinmek oldukça farklı bir şekilde başarılır ve bu nedenle, egoizminizden vazgeçene kadar O’nun yakınına çekilemeyiz.

Ayrıca, bizler egoizmden vazgeçemeyiz, sadece Yaradan bizim için bunu yapabilir. Bu nedenle, Yaradan’ın, egomuzu iptal etmeyi ve onun üstesinden gelmek için bize güç vermesini isteyecek her türlü eylemi gerçekleştirmek gerekmektedir.

Tüm sorunlar, Yaradan’a olan uzaklığımızdan kaynaklanır ve O’na yaklaştığımızda ortadan kaybolurlar. Öyleyse tek bir sorunumuz var: Yaradan’a nasıl yakınlaşabiliriz?

Yaratan bizden sadece bir talebi duyar: dostlarla bağ kurmak için, grupta karşılıklı ihsan için olanı – başkasını değil. Eğer kişisel sorunlarımızı O’na şikayet etmek istiyorsak, bu doğru adres değildir. O, bu şikayetleri duymayacaktır, çünkü bu problemlerin üzerine çıkıp grupla bağ kurmayı istememiz için problemleri yaratan kişi O’dur. Onlu ile bağ kurma ihtiyacı kişisel sorunlardan daha önemli olmalıdır ve bizler bu taleple Yaradan’a dönebiliriz. Bu, maneviyatın bizim için dünyevilikten daha önemli olduğu anlamına gelir; yani Yaradan ve dostlarla olan bağımız bizim için çeşitli dünyevi problemlerden daha önemlidir.

Yaratan’a doğru yönlendirilmemize yardımcı olan sopayı bile öperiz. Eğer maddi, kişisel problemler olmasaydı, insan, hayatının anlamını asla sorgulamazdı.

“They Helped Every One His Friend”

Karanlıktan Yükselişe

Yorum: Bazen karanlık koşulların içinden geçmek zorunda olmadığımızı söylemektesiniz.

Cevap: Bana göre karanlık, bir sonraki yükseliş için gerekli bir koşuldur. Bunun içinden geçmeli ve onu özümsemeliyiz. Ancak, bu her zaman karanlıkta olmanız, bunun içinde yer almanız ve kendinizi cezalandırmaktan/suçlamaktan zevk almak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Bu koşulu doğru bir şekilde yaşamak gereklidir, çünkü her seferinde iki çizgiden geçerek yükselişinizi inşa edeceksiniz: sol – sağ, sol – sağ. Bu şekilde adımlar atarız, sol – sağ.

Soru: Karanlık koşulu hakkında konuştuğumuzda, bir kişinin dış dünyaya karşı tutumunu değil de manevi dünyasını mı kastediyoruz? Kişi, dünyamızda keyifli olur ve onunla her şey yolunda mıdır?

Cevap: Manevi koşulların maddi olanlardan daha canlı, daha güçlü ve daha etkileyici olması nedeniyle, kişinin keyifli olması ve iyi hissetmesi pek mümkün değildir. Geçici manevi düşüşler birkaç dakika, birkaç saat, birkaç gün ve özellikle başlangıçta, birkaç ay bile sürebilir.

Bu nedenle, grubun kişi üzerinde ve kişinin kendisi üzerinde özel olarak çalışmasını, bunun bilerek olduğunu hissetmesini, böylece olumsuz duygular biriktirmesini ve sonra bunları ışıkla doldurmaya başlamasını gerektirir.

Soru: Bu koşulların sıklığı biz ilerledikçe artar mı?

Cevap: Evet. Bir yandan, sıklık artar, ancak diğer taraftan farklılaşır. Bu karanlıkta, düşüşte, tıpkı bir astronotun özel bir simülatörde döndürülmesi, suyun altına batırılması, paraşütle atılması vb. gibi, ne için eğitildiğinizi fark etmeye/anlamaya başlarsınız.

Üst ışığın, düşüşün üzerine gelecekteki yükselişin beklentisi, Yaradan’ın gelecekteki edinimi ve O’nunla bağ içinde yer alma beklentisiyle, sizin üzerinizde gerçekleştirdiği bu hazırlığı hissedersiniz.

Amacın yüceliği ve grubun yüceliği sayesinde zamanı kısaltabilirsiniz, ancak yine de düşüş koşulları kaçınılmazdır. Bundan dolayı, “Tora, Zion’dan gelecek” diye yazılıdır, yani Tora, Üst Işık, kesinlikle tüm düşüşler (Yetziot) nedeniyle ifşa olur.

From Darkness To Ascent

Yaradan`a Giden Yolu Keskinleştirmek

Bizler yolumuzu, Yaradan’a giden çok dar bir çizgiye dönüşerek daha odaklı ve keskin olması için, her zaman giderek daha fazla kısıtlarız. Sonra sadece birbiri ardına gelen ve bizi hedefe yönlendiren eylemleri gerçekleştiririz. Bu ince çizgide derecelerin merdiveni, dost sevgisi ve Yaradan sevgisi başlar.

Bu ince çizginin başladığı yeri nasıl ediniriz? Bu çok basittir. “Yer”, arzudur. Arzunuzu bir niyet için, bir amaç için sınırlayın ve kendinizi bu ince çizgide bulacaksınız. Asıl mesele, grubun merkezinde bulunan Yaradan’a ihsan etmek uğruna, grup ile hareket etmektir ve sizler kesinlikle bu çizgide yürüyeceksiniz.

Kalbimizi anlayamayız çünkü o, çok katmanlı zırhla kaplıdır. Yaradan, kalbin içindedir, ancak bunu hissetmeyiz; sadece yüzeysel arzuları hissederiz. Yaradan, bir insanın kalbinde ifşa olduğunda ve onun kalbiyle bir olduğunda, bu hayal edilemez bir hissiyattır. Bu, ıslahın sonudur.

Şu ana kadar, bu koşuldan çok uzaktayız. Gerçek, canlı kalbi ortaya çıkarmak için tüm katmanları soyup, kalbimizi temizlemeliyiz. Şimdi, taş gibi bir zırha sahiptir ve bu nedenle “taştan kalp” olarak adlandırılır.

Sharpening The Path To The Creator

Katnut Koşulu

Adem’in Bilgi ağacındaki günahı, kırılmadan önce zaten ıslah olmuş olan, Katnut koşulunu (küçüklük) etkilemedi. Bu nedenle, Adem’in doğumunda yaratılan, BYA dünyalarının üst kısmı kırılmadı. Anlaşılan o ki, etrafımızdaki üst sistem, onun içinde olan bizlerden daha fazla ıslah olmuştur. Doğa insandan daha fazla ıslah olmuştur.

Bununla birlikte, kişinin daha yüce bir görevi vardır: özgür olmak, Yaradan’a benzer bir kişi olmak. Doğa, ihsan etme arzusundan meydana geldiği için böylesine yüce hedefleri yoktur; o ıslah olmuştur.

Dünyamızda gördüğümüz şey budur. Eğer o, doğayı bozan insanlar için olmasaydı; o zaman doğa, hiçbir özgür seçimi olmayan, kusursuz yasalarına göre hareket ederdi. Sonuç olarak bu hem dünyamızdaki hem de manevi dünyadaki ıslahlara ulaşmamıza yardımcı olmaktadır.

Cansız, bitkisel ve hayvansal doğa ıslah olmuştur ve sadece “insan” denilen içsel sistem onları bozan şeydir. İçsel kısım kırılmıştır ve o, tüm bozukluğunu dış sistemdeki, cansız maddelere, bitkilere ve hayvanlara yansıtmaktadır. Bizler kendimizi ıslah ettiğimiz zaman, açıkça görülüyor ki tüm dünya ıslah olacaktır.

Tüm cansız, bitkisel ve hayvansal doğa ıslah olmuştur. Eğer insan olmasaydı kurt, kuzuların yanında barış içinde yaşardı. Ancak, insan kırılmasıyla her şeyi bozduğundan dolayı kurt, kuzuyu parçalayıp yutar. Hepsi insanın yüzündendir. İnsan olmadan, doğada sadece ihsan edici arzular vardır ve kurt, sanki Cennet Bahçesinde gibi kuzuların yanında yürüyebilir ve küçük bir çocuk onları götürebilir. (Yani, küçüklük koşulundaki bir insan.)

Son ıslahtan sonra, Yaradan’ı edinmiş yetişkin bir insan bile, diğerlerine karşı sadece ihsan etme koşulu içerisinde olacak ve bu nedenle “küçük bir çocuk” olarak adlandırılacaktır.

The State Of Katnut

Bina Gibi Kıyafetlenmek

“Bina tarafından tatlandırılmış Malhut”, sanki yokmuş gibi, kısıtlama yapan ve Bina’ya giren haz alma arzusudur. Ondan sonra yavaş yavaş, Bina’nın özelliklerine benzemeye çalışarak, sanki Bina’ymış gibi, kendini ifşa etmeye başlar.

Sofistike bir topluluğa sahip kokteyller ve bir ziyafet için davet edildiğinizi düşünün. Girişte uyarılırsınız: “Terbiye ölçüsünde davranmaya dikkat edin, burada, sizin gibi halktan olmayan, çok önemli insanlar toplanmakta.” Böylece kendinizi kısıtlarsınız, içeri girersiniz, diğerlerinin davranışlarını izlersiniz ve göze çarpmamaya çalışırsınız yani, gerçek niteliklerinizi ifşa etmemeye çalışırsınız.

Diğerlerine bakarsınız ve sanki siz de bir aristokratmışsınız gibi, onları taklit etmeye çalışırsınız. Nasıl durduklarını, dans ettiklerini, oturduklarını ve konuştuklarını izlersiniz. Kokteyllerini, sizin doğrudan şişeden votkayı içtiğiniz gibi değil de nasıl yavaşça yudumladıklarını görürsünüz. Onlar gibi olmak için elinizden geleni yaparsınız, yani, bir süreliğine onların dışsal formlarını üzerinize alırsınız.

Ancak dışsal formunuzu değiştirdiğinizde, haz alma arzunuz buna alışmaya başlar. Bu tür dışsal formlarda kıyafetlenmek, zaten bir ıslahtır. Başkalarından alındığı için bu sizin ıslahınız değildir. Bu, 6.000 yıl boyunca yapmamız gereken ıslah türüdür. Zira bizim gerçek doğamızla ilgili bir ıslah vardır ve bitpazarı satıcısından bir İngiliz lorduna dönüşürsünüz.

6.000 yıl boyunca NHY, HGT, HBD’nin kıyafetlerini ediniriz ve giyeriz- Bina’nın gücü Malhut’a hükmeder, onu kısıtlar ve kendi nitelikleriyle kıyafetlendirir. Ardından Malhut ıslahın gücünü alır. Şu an bu, bizler için tamamıyla anlaşılmazdır.

Bina arzularına göre böyle yapar ve Malhut üstesinden gelme gücüyle yapar. Bu ziyafette, kibar bir şekilde davranmaktan mutlu olan insanlar vardır ve siz zorunluluktan dolayı davranırsınız böylece dışarı atılmayacaksınızdır. Onlar için, bu hayattır, Bina’nın niteliklerine sahiptirler; ancak Bina’nın nitelikleri, içinizde tam bir egoizm varken, yalnızca sizin üzerinizde hüküm sürmektedir.

Bu insanları kıskanırsınız ve aynı onlar gibi olmak istersiniz. Aksi takdirde, gururunuz incinecektir. Şöyle yazılmıştır: “Ölüm meleği, kutsal bir meleğe dönüşür” Firavun, İsrail’in çocuklarının Yaradan’a yaklaşmalarına yardım eder. Eğer gururum zarar gördüyse, egoizmimi bastırmaya hazırımdır. İnsanın gururu, en büyük güçtür. Yemek yemeden veya içmeden dayanabilirim ve hayatımın yarısını onlar gibi olmak için harcayabilirim.

Bizler, niteliklerin karşılıklı birleşmesi üzerine inşa edilmişizdir. Bu nedenle, direkt Işığın dört safhasında, Behina Dalet, ihsan etme ve sevgi niteliklerinin bir sonucu olarak inşa edilir; ancak onun içinde kendi iyilikleri için egoist hale gelirler. Yaradan’ın bütün niteliklerini, yalnızca ters bir formda içerir ve bu nedenle onları tersine çevirmek mümkündür.

Dress Up Like Bina

Sırlar ve Melekler

Soru: Adam HaRishon, Gizli Melek adlı bir kitap yazdı. Kabala bilim olarak görünüyor, ancak bu kitap sırlarla ve meleklerle mi ilgili?

Cevap: “Sır” gizliden başka bir şey demek değildir. Benden gizlenmiş her şeye sır denir ve ifşa olunduğu anda, bu bir gerçek olur.

“Melek” bir güçtür. Doğanın herhangi bir kuvvetine melek denir. Örneğin, yerçekimi kuvveti: eğer şimdi bir şey yere düşüyorsa, bu, Dünya’nın üzerindeki her şeyi çeken bir kuvvete sahip olduğu anlamına gelir. Bu kuvvete çekim meleği denir. İbranicede “Malach” olan “Melek”, “Malhut” kelimesinden gelir. Malhut’un herhangi bir niteliğine melekler deriz.

Soru: Adem’in edindiği gizli kuvvet, elektromanyetik dalgalardan ve yerçekimi kuvvetinden nasıl farklıdır?

Cevap: Adem, tüm evreni, bütün yaratılışı, dünyamızı ve üst dünyayı yöneten doğanın ortak gücünü ifşa etti. Onu “Yaradan” anlamına gelen, “Boreh” olarak adlandırdı. Yani, bu gücün yarattığını fark etti. Üstelik, Boreh, “Bo” ve “Reh”: gel, keşfet ve gör, edin anlamına gelir. Adem, bütün bunları kendisi yaşadı ve Gizli Melek kitabında bunu anlattı.

Secrets And Angels