Category Archives: Maneviyat

Dilemekten Vazgeçmeyin

Soru: Eğer duamın egoistçe olduğunu hissediyorsam duamı kesmeli miyim?

Cevap: Yapabileceğin en kötü şey dilemekten vazgeçmek. Bu hayvansal seviyeye geri dönüyorsun demektir çünkü bir hayvan dua etmez, edemez. Biz gerçek bir dua, ıslahın hakkında konuşuyoruz bir kitaptan kelimeler yada göz yaşları hakkında değil.

Dua saf özgecil ihsan etmeyi edinme talebidir. Fakat eğer daha da egoistçe ise özgecil ihsan etmeyi nasıl talep edebilirsin? Sonuçta sadece eğer kendin için değilse dua edebileceğin ortaya çıkar. Kendin için talep etmeye başladığında bu artık manevi değildir çünkü Yaratan’dan kendi egonu tatmin etmeyi istiyorsundur.

Yaratan’a doğru bir dua yalnızca ihsan etme gücü üzerinedir. Dua bu şekilde başlar. Daha sonra buna neden ve neye yönelik ihtiyacın olduğunu saptamalısın. Acaba kendi egom için daha da fazlasını almak için mi vermek istiyorum bunu keşfetmeliyim.

Kişinin yükseldiği 125 seviyenin tamamı duanın derecelerinin muhakemeleridir. Arzumun detaylarına değer biçmek için ihtiyacım olan AB-SAG ışığını alıyorum. Her manevi koşulda, her yeni derecede daha fazla farkına varıyorum. Böylece herşeyin neden gerekli olduğunu anlamaya başlıyorum: bu dünya, dostlar ve düşmanlar, aptallar ve bilgeler, köleler ve kahramanlar ve sehvet ve güç tarafından hareket ettirilenler. Onlarla olan ilişkimi dikkatli bir şekilde incelemem ve Yaratan’a özenmem gereklidir.

Duamın özgecil olup olmadığını ve içinde herhangi bir kişisel fayda yada kendim için bir menfaat barındırmadığını nasıl bileceğim? Bunu sadece diğerleri için dua ettiğimde bilirim. Bu duamı değerlendirmek için bana yardımcı olur. Bunun sonucu olarak Yaratan’ın beni ve tüm dünyayı neden şuan olduğumuz şekilde yarattığını kavrayabilirim. Realitenin tamamı tek bir amaç için yaratıldı ve ayarlandı: Yaratan’dan doğru şekilde dilemeyi öğrenmemiz ve dilediğimiz şeyi – Yaratan’ın doğası, egoizmimizin yerine koymak için gerçek ihsan etme niteliği – almamız için.

– 28/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Rabaş, Şlavey HaSulam) birinci kısmından alıntıdır.

Çirkin Bir Güzellik

İhsan etme niteliğini “çirkin bir güzellik” (egomuza gözüktüğü şekilde, Tshuva Mi Iri diye adlandırılan bir koşul) seçtiğimizde, onunla bir süre yaşadıktan sonra sevgi koşulunu (15th Av) – ihsan etme rızası için almak (Tshuva Mi Ahava) – hissetmeye başlarız. Mega Kongreyi henüz tamamladık, bu kongrede Yaratan’ı edinmek için güzel ama egomuza göre çirkin “Gelin”’i çabalarımız sayesinde ifşa ettik.

Ancak hayatta da sık sık olduğu gibi şimdi “düğün” sona erdikten sonra egoizmin sürekli büyümesi ve değişmesi yüzünden sorunlar ifşa ediyoruz. Ona verdiğin hiçbirşeyle memnun olmayan çirkin ve huysuz bir kadınla evlendiğin şimdi açığa kavuşuyor. Ancak gerçek şu ki o senden ihsan etmeyi talep ediyor: ama sen egoizm tarafından etkilendiğin için, egoizmini doldurmak için ilhamı ve arzuyu kaybediyorsun.

Gerçekte güzel, zengin ve asil olanın kesinlikle ihsan etmek için olan özgecil arzu olduğunu anlamak için “Mantık ötesi inanç”’la (egoizm yerine ihsan etmek ile) çalışman lazım. O bütün iyi niteliklere sahip, sadece sen bunu görmüyorsun!

Umut edelim ki egoizmin bu yeni büyüme safhasından geçip gidelim ve ıslahı edinelim. Ondan sonra “zavallı ve çirkin” Malchut’u görmek yerine ihsan etme niteliğinde ifşa olacak onun tüm güzelliğini göreceğiz. Bu koşul “sevgi günü” diye adlandırılır (15th Av).

– 26/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (15th Av) birinci kısmından alıntıdır.

Manevi Kurtarılmanın Zamanı

Geçmişteki Kabalistlerin yaptıkları herşey, herbiri kendi koşullarına ve yaşadığı zamana göre hareket ederek, şuan içinde bulunduğumuz koşul için bir hazırlıktı. Bunun sayesinde ilerlememize imkan kılan bugün ihtiyaç duyduğumuz tüm ana kaynaklara sahibiz: ARI’nin yazıları, Sulam Yorumu ile birlikte Zohar Kitabı, Baal HaSulam ve RABASH’ın yazıları.

Daha önce şu an içinde bulunduğumuz gibi bir zaman hiç olmadı. Geçmişteki Kabalistlere bugün sahip olduğumuz koşullara benzer imkanlar verilmemişti: antik Babil’dekine benzeyen ve Üst dünyadaki ortak ruhun kırılmasını yansıtan global bir kriz.

Yaklaşık 80-90 yıl önce, Baal HaSulam  Mesih’in neslinde, manevi kurtarılma çağında yaşayacağımızı yazmıştı. İsrail halkı topraklarına kavuştuğu ve bir devlet kurduğundan dolayı bu şimdi tek bir manevi halk olarak birlik kuracak ve dostunu kendin gibi sev manevi kuralına göre herşeyi inşa edecek fırsata sahip olduğumuz anlamına geliyor.

Ancak kötülüğün farkındalığına gelmeden bu koşula ulaşmamız mümkün değil ve bunun için ya büyük bir ızdıraba ya da içimizdeki kötülüğü ifşa edecek Işığa ihtiyacımız var. Bugün bu Işığı çekmek, sevgi ve ihsan etmeye zıt olduğumuzu görmek için ve millet ve toplumla bütünleşerek ıslaha başlamak için bir fırsatımız var. Umut edelim ki bu yakında gerçekleşsin!

– 15/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Pri Hacham, Igrot (Mektuplar), Mektup 38) dördüncü kısmından alıntıdır.

Kırılma Önceden Tasarlandı

Dünyaların kırılışı nasıl meydana geldi? Alt seviyedeki, Malchut (kendini dolduramayan ama onsuz da son ıslahın imkansız olduğu) onu ihsan etmek uğruna almak için Üst seviyedekinden (anne, Ima) Işık talep eder. Üst dünyaların tüm sistemi alt seviyedekine bu Işığı vermek için hazırdır.

Şimdi herşey herşeyin ziyafet için hazır olduğunu anlayan alt seviyedekine bağlıdır. Hiçbir utanç duymadan onu alabilir ama yalnızca ihsan etme rızası için. Gerçekten ihsan etmeyi istiyor! Yukarıdan ona şöyle denildi “Bunu al; bunu yapabilirsin.” Yakında olacak düşüşü önceden kestirebilmenin hiçbir yolu yoktur…

İlk kısıtlamada (Tzimtzum Aleph) bir yerlerde yılanın dili gizlenir ama kendisine daha önce hiç ifşa olmadığından onu buradan görmek imkansızdır. Bu daha önce açıkça hiç gösterilmemiş, yaratılanın bağımsızlığının gizli bir noktasıdır. Yaratılan kendisini yaratan Işığa, Yaratan’a tümüyle boyun eğdi ve birşeyin mutlak ihsan etmede olmak için ona engel olacağını söylemek imkansızdı.

Ancak diğer taraftan bu nokta var olmalı. Başka türlü yaratılan bağımsız olamazdı. Eğer Yaratan’ın bana söylediği herşeyi yaparsam o zaman sanki ben, kendim yokum gibidir. Kişiselliğim yoktur. Kendi “Ben”’im özellikle Yaratan gibi olmayı istemem gerçeğinde ortaya çıkar ama içimde birşey bunu yapmama izin vermez. Büyük arzuma rağmen Yaratan’a benzememe izin vermeyen bu nitelik beni bağımsız yapan şeydir.

Kırılışın kökü Yaratan’a zıt duran yaratılanın bağımsızlığını ifşa etmesidir. Eğer yaratılan tüm arzuları şimdi alırsa – yukarıdan Işık, aşağıdan uyandırılış ve ihsan etmek için eylemi yerine getirmek – bir makine olurdu. Aynı zamanda kırılma onun Üst seviyedekinden, Yaratan’dan kopmasına imkan veren ondaki o noktayı geliştirir ve tekrar ele geçirir.

Kırılmadan önce yaratılan sadece makinadır. Kırılma esnasında bağımsızlığı ifşa oldu. Kırılmadan sonra bu noktanın ıslahının sistemi yaratıldı ve bağımsız olarak hareket etme fırsatını sağladı. Yaratılanın ıslahı kırılmadan sonra yaratılanın kişinin bağımsızlığı noktasına dayanarak tüm kararları vermesidir. Böylece kişi aynı zamanda kendini inşa ederken yavaş yavaş aşağıdan yukarıya, Yaratan’a doğru yükselir.

– 14/07/10 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin (Talmud Eser Sefirot) üçüncü kısmından alıntıdır.

Kendinizin Üzerinde Olun

İyi, kötü veya ilgisiz; Zohar Kitabını okurken kendimizi nasıl hissettiğimiz önemli değildir. En önemli şey ne hissedip, hissetmeyeceğimizi düşünmeden çabamızı devam ettirmek. Biz onun telkin gibi, içimize işlemesine izin verirsek; O işini yapacaktır. Bencil arzumuzun ne hissettiğine aldırmadan; bu bencil duyguların üzerine yükseliriz. Korku içinde veya eğlenceli de hissetsek; rahatsız olsak da; kafamız karışsa da onun üstündeyiz.
Yaratan bilerek, zevk için  bizi egolarımız ve arzularımızla eğitir. Bununla birlikte sürekli olarak bu duygunun üzerine çıkmalı ve hiçbir şey olmuyormuş gibi yürümeye devam etmeliyiz. Yaratan’ a “benim için önemli olan Senin hediyelerin değil; ihtiyacım olan Sensin; diğer duygularla beni şaşırtma” dememiz gerekiyor. Sonucu; ancak böyle bir sebat getirecektir.

MANEVİYATTA FOKUS NOKTASI

Yaratan’ın kendi niteliklerini bilmiyoruz. Bizler onu Neşama’mızın yaklaşımına uygun olarak görüp biliyoruz. Peki bize nasıl ifşa oluyor? Malhut’un Yesod ile birleşmesinde. Neticede tek bir nokta kanalıyla, Yesod ile birleşmesi sayesinde önünde bulunan Yaratan’ın resmini içinde ifşa ediyor.

Bu aynen optik mercekte olanlara benziyor. Işığın onun aracılığı ile bize ulaşması gibi. Ayrık boynuzların tek bir noktaya odaklanarak bize keşfedebileceğimiz  bir yol açması Malhut’ta ve  odaklanma, fokus ise-Yesod’dadır. Tek değinilen birlik noktası ve onun ifşası Malhut’ta.

Yesod, boynuzların süzülüp bizde, Malhut’ta, noktanın önünde oluşturduğu resimdir. Bizler, Üst-Mekanizmayı bilmiyoruz, onunla bağımız yok. Ancak, onun en altta oluşturduğu nokta ile bağlandığımızda Üst sistemde var olan tüm resmi içimizde ifşa edebiliyoruz. Bize düşen sadece yukarıyla bağlantıda olan bu noktayı Yesod’u bulmak ve bunun için iyice ona bağlanmak, benzemek. Malhut yönünden ise Tek adam Tek kalp olmak tek amaç için, arzu ve niyeti Kalpte ve Akılda tutmak.

Dışımızda bulunan Yesod’a ulaşmanın yolu, sunacağımız bir damlacık Birlik arzusunda ve o tüm Üst Dünyayı ifşa edecek içimizde. Yazıldığı gibi: “İğne deliği kadar yer açın bana, tüm dünyayı açayım sizlere”. Tüm Üst sisteminifşası sadece küçücük bir Fokus noktasında, Yesod’da  ve ondan başka hiçbir şey. Herşey Malhut’un içinde ifşa olur, işte bu yüzden Yaratan’ın  Resmi (Yansıması) denir.

04-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

Saran Işığı Nasıl Hissederiz

Soru: Etkisi altında olduğumuz Saran Işığı nasıl hissederiz ?

Cevap: Mümkün olduğunca genel bir arzuda -Işık Kabında- birleşmeyi arzuladıkça Onu hissedebiliriz. Işık tek kaynaktan gelir ve biz ona benzer hale gelme ihtiyacı duyarız.

Verilmiş bir derecede , Yaratıcı ile yaratılan tek olmak üzere birleşirse, bir bağ kurulur ve bir his-duygu yükselir. Bu nedenle biz, birlikte olma arzusuna ihtiyaç duyarız ve bu sayede Işığı ifşa edebiliriz.

Işık  değişmez veya dönüşmez. Biz Ona yönelerek onu farkederiz ve bu onun bizi etkilemesini sağlar. Biz Işığı hissetmek için kendimizi keşfederiz fakat Işıkta birşey değişmez. Sonuçta, biz daima var olanı ifşa ettik. Buda bizim işimizi şekillendirdi.

Yaratıcıyı arzulayan biri için, vakit yoktur. Böyle biri kendisinin önüne, git gide artan resimler ifşa eder, kuşkusuz bu resimle her zaman vardır. Şu söylenebilir ki kişide ilk olarak içsel bilgiler (Reshimo) açığa çıkar ve sonra çalışmayla o bu bilgileri (Reshimo) gerçek bir resme dönüştürür.

MANEVİ YOLCULUKTA İLK ADIM

“Kötü” olduğunu keşfetmen için çok büyük çaba harcaman gerekiyor. Ancak çok güçlü, bir yükselme arzusu içinde olup, koşulsuz  ve kendimiz için olmayan sevgi ve ihsan temin etmek istediğimizde bunların zıddına sahip olduğumuz ifşa olur bizlere.

Gerçek doğamızı ifşa etme çalışmamızın ilk basamağında (hazırlık-safhası), kötü niyetlerimizi keşfederiz. Kişinin Gruba katılmasının ve doğru bir tarzda çalışmasını hemen ardından, arzusu diğerleriyle karşılıklı aravut içinde bağlanmak ve onları sevmek olmasına rağmen, hiçte manevi birşeyler istemediğini, onlardan nefret ettiğini ve herkesi boşverdiğini ifşa eder.

Bireyselliği Ötekinin karşısında ifşa olur, buna “Gerçeğin İfşası” denir. Kişi kötü niyetlerini keşfetmediği sürece Mahsomu (sınırı) aşması olanaklı değildir. Mahsom, bende var olan kötü dürtünün bilincine ulaştığımın simgesidir.  Artık ötekilerle birleşebilmem veYaratan’a benzeyebilmem için ıslah eden Işığın bana ulaşması gerekecek ve o zaman tüm sistem bir olacak: Üst Işık –Nur, bizim genel arzumuza kıyafetlenerek onu birleştirecek.

Nur – Bizim bütünleşme kriterimiz. Bize izlenimler ve haz veren olarak çağrılan Işık.

Yaratan  Arzu içinde hissedilen sevgiye ve birliğe ulaşmak. Bu nedenle (Yaratan) Bore deniyor “BoUre” (gel ve gör).  Arzu içinde İhsan niteliğini edinmeye Nur ve Yaradan deniyor.

Dolayısıyla, manevi dünyaya girmek için yapmamız gereken tek şey bütünleşmek. Ancak önce nefreti ifşa etmeliyiz ve sonra da, ötekini , tüm kusurlarıyla, bana olan nefretine rağmen sevmek istiyorum! İşte o zaman, başkalarına olan nefretimden, bana bir yarar olmadığını ve aslında o nefretin kendime olduğunu ifşa ederim! Bu bizim içsel temel yapımız ve onu ifşa için çok güçlü Işık gerektirir. Bu nefrete Sina (nefret) Dağı denir, eteklerinde Toranın (Yaşam Kılavuzu) Kabulunun yaşandığı yer.

03-02-10-Zohar Kitabına Önsöz dersinden alıntıdır.

ÖNEMLİ OLAN KÜÇÜK BİR ADIMA İSTEK

Soru: Yaratan’ın bizlere iyilikle yaklaşmasından kasıt nedir?

Cevabım: Eğer Yaratan bize iyilikte bulunmasa idi asla kendimizi ıslah etmemiz mümkün olmazdı. Başından itibaren bulunduğumuz koşul gereği iyi ve kötüyü ayırt edemediğimiz gibi özümüzün doğası da tabii olarak kötüye meyillidir. Eğer Üst Yönetim, iyi ve kötüyü her zaman eşit güçle uygularsa, her zaman seçimim kötü taraf olacak ve Yukarısı da tüm kötülere yaptığı gibi beni reddedecek ve asla amaca ulaşamayacağım.

Dolayısıyla doğal niteliklerim kaale alınarak, ilave bir ıslah yapılır Yukarıdan. Kötü-Dürtüyü veren Yaratan, doğama ve niteliklerime uygun olarak nasıl sömüreceğimi bildiğinden, bunu gerçekleştireceğim araçlar (grub, eğitmen, kitaplar) sunarak, en azından ıslah için küçük bir adım atmamı sağlar. İşte buna, Yaratan sana iyilikle yaklaştı denir.

03-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

TÜM DÜNYA BANA AİT

Defolu yaratılışım nedeniyle çevremde birçok dışsal arzular görürüm. Ancak bunların, hiçte üstesinden gelemediğim kendi içsel arzularım olduğunu ifade etmeliyim. Aynen kötü dürtülerime hakim olamadığım gibi ve bu nedenle de dışsalmış gibi görünürler. Onları eğer tekleştirebilir ve niteliklerime de egemen olabilirsem,tüm dışsallığın sadece bana ait olduğunu görebileceğim.

İçimde, onlara hükmedemediğim onlarca nitelikler, arzular, tutkular var olduğundan, dışımda da insanlar ve dopdolu bir dünya görürüm; yıldızlar, gezegenler, cansız, bitkisel, canlı, konuşan ve hepsi de bana karşı olarak işleyenler. Ve ben onları kendi yararıma kazanmaya ya da olduğunca çok uzaklarına kaçmaya çalışırım. Fakat tüm bunlara neden benim içsel yapım ve onun neticesi olarak dünyayı bu tarzda algılayışımdır.

Eğer yukarıdan, arzularıma mukavemet etme gücü lütfuna nail olabilirsem, tüm dünyanın bana ait olduğunu, ötekilerin benden ayrık olmayıp dışımda bulunmadıklarını, dolaysız bir şekilde keşfedip kendi gücümü hissedeceğim.

01-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.