Category Archives: Dost Sevgisi

Biz Feda Ederek Kazanırız

Soru: Her dostun, komşusunun ihtiyaçlarını karşılamak ve kendini eksik bırakmak zorunda olduğu söylenir. Dostlarımızın iyiliği için onluda neyi feda ediyoruz?

Cevap: Onluda dostlarımıza yaklaşmak ve onlarla birlik olmak için kendimizi feda etmeliyiz.

Prensipte hiçbir şeyi feda etmiyoruz, çünkü sonuçta, daha önce bize bir kazanım gibi görünen şeyin aslında şimdi bir hapishane gibi olduğunu anlamaya başlıyoruz. Bu nedenle, yalnızca birliğimiz uğruna fedakârlık yaparak kazanıyoruz.

Özel Bir İlişki

Soru: Kongre her bir dostu, onun kıvılcımını ve yükünü gerçekten hissedebildiğimiz bir koşuldur. Bu koşulda dostu on Sefirot olarak, direkt ve yansıyan ışık olarak hissetmek için eksik olan nedir?

Cevap: Direkt ve yansıyan ışık, sadece aramızdaki ilişkiyi ifade eder.

Aramızda ve dolayısıyla onludaki herkes arasında “Ben dostum için ve dostum da benim için” ilişkisi ortaya çıkar çıkmaz, derhal bizden Yaradan’a ve Yaradan’dan bize doğru olan ihsanı hissettiğimiz bir koşul oluştururuz.

O zaman yaratılışın tamamen farklı bir seviyesine gireriz ve bu dünyada ve üst dünyada neler olduğunu anlamaya başlarız. Bu dünya bir üst dünya haline gelecektir. Orada her şeyin farklı işlediğini hissetmeye başlayacağız.

Öyle de olmalı. Konuşma tarzımdan, size ne kadar kolay bilgi aktarabildiğimi görebiliyorum. Bu hazır olduğunuzun bir işaretidir. Öyleyse devam edin.

Dostlara Olan Dikkat

Soru: Dikkatimizi sürekli olarak onludaki dostlarımıza mı döndürmeliyiz?

Cevap: Dikkati döndürmek ne anlama geliyor? Her zaman dikkatimin yalnızca onların üzerinde olması ve sürekli artması için çalışmalıyım. Bu her beş ya da on beş dakikada bir yapabileceğiniz bir şey değildir. Sürekli olması gerekir.

Ben bunu yeni doğum yapmış bir kadına benzetirim; sürekli bebeğini düşünür. Ne olursa olsun sadece bebeğini düşünür. Biz de grup hakkında böyle düşünmeliyiz. Dünyamızda başka bir örnek yok.

Dostlarınızın Önünde İptal Olun

Soru: Çalıştaylara katıldığımda içimde kötülüğün ifşası gerçekleşiyor. Her dostumda bazı kusurlar görüyorum: şu yanlış bir şey söylüyor, şu sessiz konuşuyor, bu uyuyakalıyor vs. Bunlar benim önümde çizilen resimler. Böyle durumlarda nasıl doğru davranabiliriz?

Cevap: Tavsiye basit: büyüklerin arasında oturan küçük bir çocuk gibi olun. Gözlerinizi ve ağzınızı açın ve her şeyi öylece içinize alın. Yapılacak en iyi şey budur.

Kendinizi tamamen genel akışa bırakın. Dostlarınızın söyledikleri iyidir. Yanlış konuşsalar bile onları eleştirmeyin. Onların sözlerini iyiliksever, iyi ve doğru olarak kabul edin: “Ben de aynısını istiyorum ve onlarla birlikteyim.” Çalıştaydan sonra nasıl çıktığınızı göreceksiniz.

Soru: Kötü eğilimle çalışmanın bir anlamı var mı? Önemli olan bu süreçte herkesle birlikte olmak mı?

Cevap: Tabii ki var! Ne tür bir kötülük?! Kötülük sadece sizin içinizde. Onu başkalarında gördüğünüzde ve eleştirdiğinizde kendi ayağınıza sıkarsınız.

Yaradan bu resimleri önünüze koyuyor ki, tam tersine kendinizi daha da iptal edesiniz ve onlara nüfuz etmeye çalışasınız. Onlarda kötü olarak gördüğünüz her şey sizin içinizdedir.

Bir Dosta İhsan Etmek, Yaradan’a İhsan Etmek Demektir

Soru: “Bir dost satın almak” ne anlama gelir

Cevap: Bir dost satın almak, aranızda mümkün olan en yakın bağı oluşturmak için onların istediği her şeyi yapmak anlamına gelir.

Soru: Öyleyse, örneğin zamanımdan, ilgimden vb. fedakârlık mı ediyorum?

Cevap: Elbette, mümkün olduğunca. Bu şekilde kendinize bir dost satın alırsınız. Çünkü böyle birkaç dostunuz varsa, birlikte Yaradan’la bir bağ kurabilirsiniz.

Yaradan’ı hissetmediğimiz için, O’nu anlamak ve O’nunla iletişim kurmak ancak dostlarınızla yakınlaştıktan, onlarla iletişim kurduktan ve onlarla birlik olduktan sonra mümkündür.

Soru: Eğer dostuma ihsan etme niteliğini edinme pratiği yapıyorsam, o zaman esasen dostuma ihsan etmemle Yaradan’a ihsan etmem arasında bir fark yoktur, değil mi?

Cevap: Pratikte hiçbir fark yoktur, çünkü hem dostunuzu hem de Yaradan’ı kendi dışınızda algılarsınız. Dolayısıyla tek bir kişiye mi, tüm insanlığa mı yoksa Yaradan’a mı ihsan ettiğiniz önemli değildir. Dahası, geri dönüş olarak herhangi bir karşılık beklemezsiniz. Buna koşulsuz sevgi, şartsız sevgi denir.

Alan Olmayı Nasıl Bırakabilirsiniz?

Soru: Dostlarımın önünde kendimi iptal ettiğimde, yaşamda bir şeyleri kontrol ettiğim anlayışımı Yaradan’ın her şeyi kontrol ettiği anlayışıyla değiştirmeye çalıştığımda, bunu maddesel yaşama nasıl entegre edebilirim? Görünüşe göre bu arzu hala egoistçe çünkü kendim için istiyorum.

Cevap: Kendi üzerinizde manevi çalışmaya devam edin ve yavaş yavaş düşüncelerinizin değiştiğini, kendiniz için değil ama tam olarak dostlarınız için nasıl isteyebileceğinizi göreceksiniz.

Nihayetinde, bu sizin bir alıcı olmaktan çıkmanıza yol açacak ve yalnızca ihsan edeceksiniz.

İnanç Eylemi Zorladığında

Soru: Koşulum ne olursa olsun, inancın beni eyleme zorlayacağı ne anlama gelir?

Cevap: Hareketsiz kalırsanız düşeceğinizi ve başkalarını da kendinizle birlikte aşağı çekeceğinizi gördüğünüzde, bu sizi harekete geçmeye ve başkalarını desteklemeye zorlar.

Soru: Kendi derecenizde kalırken, onları hissetmek için dostlarınızın derecelerine nasıl yükselir ve düşersiniz?

Cevap: Bunun için tüm eylemleri gerçekleştirmeli ve dostlarınızın da sizinle birlikte yükselmesi için çaba göstermelisiniz, böylece ortak bir üst derecede birleşmiş olursunuz.

Dostlarınızın Arzularına Daha Yakınlaşın

Soru: Her birimiz arzularımızla çalışmakla meşgulüz. Işığın etkisi onların ıslahına yol açar ki bu da bireysel bir edinimdir. Ancak bu resme dostlarımızın arzularını da eklemek ne anlama geliyor? Ortak bir edinime ulaşmak için bu arzulara nasıl yaklaşır ve onları nasıl açığa çıkarırız?

Cevap: Bu, her adımda yerine getirmemiz gereken zor bir görevdir. Bu nedenle düşüncelerimizin nerede olduğunu, ne hakkında konuştuğumuzu, ne öğrendiğimizi ve ne okuduğumuzu dikkatle izlemeliyiz. Ve bu, manevi çerçeveden ayrılmadan yapılmalıdır.

Soru: Onlunun çalışmasında, dostların arzularını hissetmek gerektiğine dair bir anlayış var ama ne yazık ki içsel bir izlenim yok. Burada doğru yaklaşım nedir: onları üzerimizde kıyafetlendirmek mi yoksa onların arzularına gelmek mi?

Cevap: Basitçe arzularımızda birleşmemiz gerekir. Dostlarımızla “tek kalpte tek adam” olacak şekilde bağ kurmakta hem fikir olmalıyız ki aramızda hiçbir fark kalmasın ve böylece her zaman tek bir ortak hedefi düşünüp sadece bunun için çabalayalım.

Soru: Nihayetinde, zihnimizde kendimizi Yaradan ile ilgili olarak hissedip tanımlayacağımız ve ıslah isteyeceğimiz noktaya gelecek miyiz? Bunu onluda başarabilir miyiz?

Cevap: Elbette, bundan hiç şüphem yok.

Yaradan’la Bağ Uğruna

Soru: Onluda çalışırken kişiliğimin hangi bölümünü feda etmeli, hangi bölümünü korumalıyım?

Cevap: Dostlarınızla daha büyük bir birliğe ulaşmak için içinizdeki her şeyi feda etmelisiniz.

Birlikte egoizminizin üzerine çıkmak, birbirinizle ve Yaradan’la bağda olmak için kesinlikle her şeyi feda etmeye hazır olmalısınız.

Soru: Bazı hayvani tezahürlerimizi, görüşlerimizi ve ideolojilerimizi de feda etmeli miyiz?

Cevap: Hayır, henüz gerek yok, daha sonra onların kendilerini düzelttiklerini göreceksiniz.

Kalple Çalışın

Soru: Nasıl bir dostuma tam olarak dahil olabilirim? Onların kalbiyle nasıl bağ kurabilirim?

Cevap: Kalbinizi giderek daha fazla işin içine koyun. Eğer bu işe yaramazsa, ağlamayı deneyin.

Soru: Kalbimdeki acıyı, örneğin egoizmimi, bulabilir ve onu ihsan etmeye dönüştürebilir miyim? Bunun için ağlayabilir ve bu acının gücünü dostuma yönlendirebilir miyim?

Cevap: Evet, kalbinizle çalışmayı denemelisiniz. O zaman ne yapmanız gerektiğini hissedeceksiniz.

Soru: Şu anda kalbimde ıslah için hazır olan yeri nasıl bulabilirim?

Cevap: O acının içinde, o talebin içinde olacak. Kalbinize batıyor olacak.