Category Archives: Dost Sevgisi

Bizim İhmalimiz

Komşumla ilgilenmek için kendimi kısıtladığımda, içten içe kendi iyiliğim için endişelenmem. Basitçe kendimi düşünmem. Bu ıslah, içimdeki ışık tarafından gerçekleştirilir. Bu, arzunun üzerine çıkmak, ilk kısıtlamayı gerçekleştirmek ve ihsan etme niteliğini edinmek anlamına gelir. Tüm bunlar, yalnızca ışığın eyleminin sonucudur.

Komşuma olan ilgim, maddi ihtiyaçlarla hiçbir şekilde bağlantılı değildir. Yeme, içme, uyuma ve tüm ihtiyaçlarımı karşılamaya devam ederim. Mesele arzuda, eyleme karşı içsel tutumumda yatmaktadır.

Örneğin, hasta bir kişiye yardım etmek, onu beslemek ve içecek vermek için büyük bir istek duyabilirim, ancak doktorlar ona sadece bir parça ekmek ve bir bardak çay verilmesine izin verir. Bu yüzden ona bol miktarda yemek vermek istesem ve bunu yapacak imkâna sahip olsam bile, sınırlanırım.

Görülüyor ki her şey niyet meselesidir. Aramızdaki ilişkileri, karşılıklı garantiyi yapay bir temel üzerine inşa etmeyiz. Bu yüzden ihsan etme ve birliğe ulaşmak, temel ihtiyaçlar için bile endişe duymadan, kendimizi düşünmekten kopmak ve yalnızca komşuyu düşünmek imkânsız gibi görünür. Ancak, bu temel ihtiyaçlar başkaları tarafından bana sağlanır böylece basitçe kendimi idame ettirebilirim. Karşılıklı garantimiz içinde, dostlar hem maddesel ihtiyaçlarımla hem de %100 manevi başarımla ilgilenirler.

Tüm bunların doğru bir şekilde düzenlenmesi gerekir. Peki dostlar kimdir? Onlar, kaynağa geri dönen ışık tarafından ıslah edilmiş alma arzularıdır. Burada hiçbir şey kendi çabamızla üretilmez. Çaba yalnızca ışığı çekmek amacıyla verilmelidir; çünkü ışık gelir ve bizi düzeltir. Kendi başımıza ihsan etme eyleminde bulunacağımızı düşünmek gerçekten gülünç olur. Bir insan kendi başının üstünden daha yükseğe zıplayabilir mi?

Bizim sorunumuz, tüm eylemlerimizde ışığı hedeflemememizdir. Eylemin kendisinin sonucu getireceğini sanıyoruz; sanki birbirimize sarılırsak, komşuyu sevmeye ulaşacağız. Ama hayır, sarılma eylemi, bu vesileyle ışığın gelmesi ve bizi içsel bir sarılışta birleştirmesi niyetiyle yapılmalıdır.

Her şey, kaynağa dönen ışık tarafından gerçekleştirilir. En önemli unsuru, gerçekte etki eden tek kuvveti, unutuyoruz.

Karşılıklı sorumluluk, yapışma, birlik, komşu sevgisi, ihsan etme ve acil ihtiyaç ile tek bir bütün haline gelmek, mutlak ihsan etmenin ifşası yani Yaradan’ın yaratılanlara ifşası için tek bir kap haline gelmek çok zor ve imkânsız görünür.

Ve bunun tek nedeni, bu durumu bizim için inşa edecek olan gücü çağırmamamızdır. Yanlışlıkla, bunu kendi başımıza yaratabileceğimize inanırız.

“Dostunu Kendin Gibi Sev” Doğanın Temel Kanunudur

Tora’nın tüm emirleri, tek bir ana emri yerine getirmeye yönelik emirlerdir: ”Dostunu kendin gibi sev.”.

Bu sebeple, buna doğanın temel kanunu denir.

Diğer emirler ise esasen bunun parçalarıdır ve farklı seviyelerde ve çeşitli koşullarda “dostunu sev” ilkesini nasıl uygulayacağımızı, yani bizi ayıran ve birbirimizden uzaklaştıran egoizmin üstünde, birbirimizle nasıl birleşeceğimizi gösterir.

Tüm Arzular Tek Bir Arzuya Dönüşene Dek

O insanların, dost sevgisiyle uğraşan tek bir grup olarak birleşmeye hemfikir olmalarındaki neden, her birinin düşüncelerini birleştirebilecek bir arzuya sahip olduklarını hissetmeleridir ki böylece başkalarını sevme gücünü edinebilsinler. Meşhur bir atasözü vardır, “Yüzleri farklı olduğu gibi, görüşleri de farklıdır.” (RABAŞ, “Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al – 2”).

Soru: Bu pasajın ilk bölümünde, başta yüzlerinin birbirine benzemediği, sonra da dostlarını sevmeye çalıştıkları yazıyor. Peki, bir dostun diğerlerine olan sevgisi de kişiden kişiye farklılık gösterir mi?

Cevap: Evet, farklıdır. Gerçek şu ki, birbirimizle olan ilişkilerimiz de farklıdır. Bir kişiye bir şekilde, başkasına farklı şekilde, bir başkasına ise daha farklı bir şekilde davranırım. Tüm bunlar dostlarla bağ kurmak ve ortak bir arzu içinde birleşmek içindir.

Soru: Her dost, ortak arzuyla ilgili kendi duygularına sahip midir yoksa bu genel bir şey mi?

Cevap: İlk başta bu herkesin kişisel arzusudur, sonra yavaş yavaş diğer arzularla bağ kurar, giderek daha genel hale gelir ta ki tüm arzular tek bir arzuya dönüşene dek.

İnanılmaz Bir Fark

Soru: Komşunu sevmek, her şeyi aşmamızı sağlayan büyük bir güçtür. Onun gelişmesi için koşul karşılıklılık mıdır? Dostlar arasındaki karşılıklı sevgi nedir?

Cevap: Dostlar arasındaki karşılıklı sevgi, birbirlerini tanıyıp anladıklarında ve birbirlerine yönelik arzularında birleşmiş olduklarında vardır. O zaman birlik, yapışma ve idraka ulaşırlar.

Her bir kişinin manevi dünyada kendi bireysel yerini hissetmesi ile hepsinin birleşerek manevi dünyada ortak bir yeri hissetmesi arasında büyük bir fark vardır.

Bu inanılmaz bir farktır! Bu, her birinin kendisi için bütün bir dünya inşa etmesi demektir.

Böyle bir birlik içinde, gruptaki birçok kişi arzularını öyle bir şekilde birleştirir ki, tüm grubu tek bir bütün olarak hissederler.

Öncelik Dostlar Arasındaki İlişkilerdir

“Dostunu kendin gibi sev” Mitzva’sı, kurban sunan kişiden daha önemlidir (Baal HaSulam, “Arvut [Karşılıklı Garanti]”).

“Kurban etme” eylemi neyi temsil eder? Kişi, 620 arzusundan birini ıslah eder ve onu ihsan etmeye yöneltir; buna “Yaradan’a kurban sunmak” denir çünkü bu ıslah sayesinde Yaradan’a yaklaşırlar (İbranice “Korban” – “kurban” kelimesi, “Karov” -“yakın”dan gelir).

Dolayısıyla bu dünyada, kişi tarafından getirilen cansız, bitkisel veya hayvansal seviyelerden herhangi bir kurban, ihsan etme niyetiyle 620 arzunun tümünün kademeli olarak ıslah edilmesini sembolize eder.

Doğal olarak bu, sunakta kullanılan hayvan, buğday, şarap, su ya da kanla ne yapılacağı ile ilgili değildir. Tüm bu şeyler, gerçekten de dünyamızda fiziksel bir şekil alırlar, ancak gerçek anlamları 620 arzudan oluşan ruhun ıslah edildiği manevi dünyada yatar.

Arzuları ıslah etme sürecinde, kişi ile dostları arasındaki emirler, kişi ile Yaradan arasındakilerden daha etkilidir.

Neden? Baal HaSulam, arzularımızı, onların niyetlerini almaktan ihsan etmeye çevirerek ıslah etmemiz gerektiğini açıklar. Nitelik olarak bize yakın olan ve aynı hedefi paylaşan dostlarla çalışırken, bunu Yaradan’la olduğundan daha etkili bir şekilde yapabiliriz. O gizlidir; O’nun tepkisi bizim tarafımızdan doğrudan hissedilmez. Ancak O’nun bize yönelik yasaları değişmediği gibi, bizim de O’nunla olan ilişkimiz sürekli olmalıdır.

Bununla birlikte, bizler hala ıslah olmamış kaplar içindeyiz. Koşullarımız sürekli olarak dalgalanır ve kaybolur, bu nedenle henüz O’nunla bizi etkili bir şekilde etkileyecek bir bağa giremiyoruz.

Bu nedenle, ıslah yolunda ilerlemek için en etkili araç olarak yalnızca dostlarımızla olan ilişkilerimiz kalmaktadır. Başka bir deyişle, “kişi ile dostu arasındaki” emirler, “kişi ile Yaradan arasındaki” emirlerden önceliklidir.

Farklı şekilde ifade etmek gerekirse, “Komşunu kendin gibi sev” emri tüm kurbanlardan ve kişi ile Yaradan arasındaki diğer tüm ilişki biçimlerinden çok daha önemlidir çünkü ruhun ıslahına daha fazla katkıda bulunur.

“Komşunu Sev” – Bu Kadar Basit!

Soru: İhsan etmek nedir?

Cevap: İhsan etmek, önce kendi arzularınızı ve fikirlerinizi tamamen geçersiz kıldığınız, kendinizi başka bir kişinin arzularına dâhil ettiğiniz ve ardından tüm yeteneklerinizi onların arzularını yerine getirmek veya tatmin etmek için kullandığınız eylemler dizisidir.

Örneğin, yeni bir iPhone almak istediğini, ancak annenin neden başka bir “oyuncağa” bu kadar çok para harcadığını anlamadığını varsayalım. Ona bu telefonun ne kadar harika olduğunu anlatmaya başlıyorsun, tüm özelliklerini sıralıyorsun: İnternet, video ve fotoğraflar.

Esasen, onun senin arzularınla bağ kurmasını, senin hissettiklerini hissetmesini ve bu yeni “oyuncağa” hayranlık duymasını sağlamaya çalışıyorsun.

Onun da senin bu yeni telefona duyduğun arzuyu paylaşmasını istiyorsun, öyle ki bu telefon onun “başını döndürecek” ve sevgili oğluna hediye etmek isteyecek. Buna “komşuya duyulan sevgi” denir.

Benzer şekilde, dostumun arzusunu hissetmeli ve kendi arzularımı tatmin etmeden önce tüm yeteneklerimle onun arzularını doldurmak için kendimi zorunlu hissetmeliyim. Sanki kişisel arzularım artık içimde yokmuş gibi!

Bir Dostun İyiliği İçin İyi Bir Düşünce

Soru: Ne tür bir dost iyi bir düşüncede karşılıklı garantiyi uygular?

Cevap: Bu, sizinle Yaradan arasında bir bağ kurabilen erkek veya kadın dostlarınızdan herhangi birisidir.

Bir dostun iyiliği için gerçekleştirilen iyi bir düşünce, sizin onun için gerçekleştirdiğiniz dileğinizdir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 84

Dostlara Boyun Eğmenin Önemi Nedir?

Baal HaSulam, Yaradan’ın yüceliğinin gücünün ve amacın öneminin farkındalığının bizi maneviyata ittiğini yazar. Böyle bir gücü toplumdan ediniriz. Ancak bunu sadece kalbimizde, dostlarımıza kıyasla küçük olduğumuzu hissedersek alabiliriz.

Kalbimizde boyun eğme hissetmiyorsak, o zaman bunu hissediyormuş gibi eylemlerde bulunabiliriz. Ancak gerçek boyun eğme, kalpte hissedilen bir duygu olmalıdır. Toplum karşısında boyun eğdiğimizi hissedebilirsek, ondan bir şeyler alabilir ve dostlarımızdan ilham alabiliriz. Bu boyun eğme durumundan manevi olarak ilerleme gücü kazanabiliriz.

Bu nedenle, zinciri ucundan çözmeye başlamamız gerekir: maneviyatta ilerlemek için, yukarıdan aldığımız kıvılcıma ek olarak, Yaradan’a doğru bir çekim olmalıdır. Bu ek gücü toplumdan edinebiliriz. Toplumdan alabilmek için, sadece küçük olanın büyük olandan alabileceği ilkesine göre, kendimizi topluma kıyasla daha küçük görmemiz gerekir. Toplumdan daha küçük hissetmek için, entelektüel olarak anlamadan önce bile, gerçekten küçük olduğumuzu kalbimizde hissetmek için belirli eylemler gerçekleştirmeliyiz.

Herkes bizi övse ve ne kadar büyük olduğumuzu söylese bile, yine de kendimizi küçük hissetmeliyiz. Ancak o zaman bile küçüklüğümüzü gizlemek için kibirli olabiliriz. Kendimizi ne kadar küçük hissedersek, toplumdan o kadar çok güç alırız ki bu da bizim için tek yoldur.

Bu konuda güçlü olmalı, kendimizi gerçekten küçük hissedeceğimiz zamanlar için çabalamalı ve küçüklüğümüzü nasıl ortaya çıkaracağımızı düşünmeliyiz. Her şeyden önce toplumdan bize bunun nedenlerini tekrar tekrar sunmasını talep etmeliyiz. Doğamız gereği bu küçüklük duygusundan yoksunuz. Kendimizi küçük hissetmemize yardımcı olmak toplumun görevidir. Dostlar birbirlerine yaklaşmalı ve birbirlerinin erdemlerinden bahsetmelidir; örneğin, “Falanca arkadaşın şöyle şöyle davrandığını ya da söylediğini duydum ve yaptıkları ya da söyledikleri gerçekten dikkate değerdi. Onlar çok bilge ve harikalar” vb. Yazıldığı gibi, “Karşı tarafın kıskançlığı bilgeliği artırır.”

Kıskançlık da dahil olmak üzere elimizdeki güçleri kullanmamız gerekir. Kıskançlık ana güçtür. Bir insanı bu dünyadan üç şeyin çıkardığı yazılmıştır. Nedir bunlar? Kıskançlık, şehvet ve onur. Şehveti, Yaradan’a yöneltebiliriz ki bu başlı başına büyük bir başarıdır. Ayrıca Yaradan’ı onurlandırabiliriz. Ancak kıskançlık daha az değerlidir, öncelikle arkadaşlarımıza yönelttiğimiz bir duygudur. Bu nedenle bu özellikleri kullanmalı, geliştirmeli ve manevi ilerlememize fayda sağlamaları için hedefe bağlamalıyız.

İhsan Etme Virüsü

Soru: Dünya karşılıklı ihsan etme üzerine kuruludur. Bu kavram onlu içinde nasıl geliştirilebilir?

Cevap: Onlu içinde karşılıklı ihsan etme, her birinizin dostlarınız için sevgi geliştirmesi ve yalnızca buna odaklanması anlamına gelir.

Soru: Bir dost grup içindeki ihsan etme çemberine aktif olarak katılmıyorsa ne olur? Diğerleri onu çembere dahil edebilir mi ve nasıl?

Cevap: Getirebilirler ama bu çok zordur. Tam anlamıyla ihsan etme gerekliliğini ona bulaştırmayı gerektirir.

Dostlarınızı Sevin

Soru: Yaradan için çabalamanın ateşini dostlarıma nasıl aktarabilirim?

Cevap: Bunun mümkün olduğunu sanmıyorum, ama muhtemelen yine de kelimelerle aktarabilirsin.

Soru: Yaradan’ın bize O’nun sevgisinin tadını verdiğini ama sonra bunu sadece dostlarımıza duyduğumuz sevgiyle uyandırabileceğimizi ve bunun özgür bir eylem olduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Evet.

Soru: Kendinizi sürekli olarak bu eylemi yapmaya, dostlarınızı sevmeye nasıl ikna ediyorsunuz?

Cevap: DNA’nıza işlenene kadar bu eyleme periyodik olarak geri dönün.