Category Archives: Global Kriz

“Koronavirüs Salgınından Ne Öğrenebiliriz” (Thrive Global)

Birbirimizle olumsuz ilişki kurmaya devam edersek, daha fazla virüsün ve sorunun ortaya çıkması için koşullar oluşturacağız.

Şehirleri ve bölgeleri etkileyen geçmiş salgınların aksine, Koronavirüs salgını küreseldir. Dünyadaki herkesi etkilemektedir.

Bugün, virüs , insan işi herhangi bir ulusal sınır veya sosyal statü sınıflandırmasına dikkat etmeden gezegenin etrafına yayıldığından, insanlık ortak bir endişeyi paylaşır. Dahası uzmanlar salgının, onunla mücadele araçlarını geliştirene kadar en az bir yıl süreceğini tahmin ediyorlar.

Salgın bizi ciddi sorularla karşı karşıya bıraktı:

  • Salgın hastalıktan çıkıp normal yaşamımıza dönebilmemiz için ne olması gerekir?
  • Hükümet kurallarına uymak dışında, bu salgın sırasında bizden ne isteniyor?
  • Bu karşı konulmaz ve kafa karıştırıcı sorunlar neden ilk etapta ortaya çıkıyor?
  • Bunu ve hayatımızda karşılaştığımız diğer birçok sorunu nasıl çözebiliriz?

Bir yandan, salgın küresel biçimde birbirine bağlılığımızın ve karşılıklı bağımlılığımızın büyüklüğünü vurgulamakta. Öte yandan, bağlarımız egoisttir, burada her insan kendi çıkarlarını başkasının çıkarlarının üstüne koyarak yaşamaktadır.

Her insan, hepimizi birbirine bağlanan tek bir ip üzerinde kendisine doğru çekerken ve birbirine bağımlı olarak yaşarken, aramızdaki bağların koptuğu ve hepimizin düştüğü bu tür durumlarda ortaya Yani şu anda salgının olaylar zincirinin bir parçası olarak ortaya çıkan kitlesel sosyal mesafeyle deneyimlediğimiz şeydir.

Bugünkü salgın yaşadığımız rekabetçi-egoist yaklaşımın gaddarlığını ortaya çıkarmaya başladı. Şimdi, fiziksel olarak birbirimizden uzakken, zamanımızın en akıllıca kullanımı, insan bağının en uygun biçiminin nasıl olacağını bulmak olacaktır.

Doğa ile uyum ve dengeli yaşamanın tek yolu olan birbirimizle uyumlu ve dengeli bağa ulaşmak zorundayız. Michael Laitman

Ayrıca kendimize, insanlar arasında mükemmel bir bağ tasvir ederken, hiçbir virüsün geçemeyeceği pozitif ve birleşik bağları nasıl oluşturabileceğimizi düşünmeliyiz.

Başka bir deyişle, Koronavirüs doğanın bize, birbirimizle olan bağımızın kusurlu olduğunu söylemesinin bir yoludur: her birimiz başkalarına fayda sağlamaktan ziyade kendi yararına öncelik veririz.

Öyleyse, bu kusuru nasıl onarabiliriz?

Bunu,  doğa yasalarını,  doğanın herkesi gittikçe birleşik bir koşula yönlendiren sevgi ve ihsan etme niteliği olduğunu, tüm sorunlarımızın nasıl doğa ile olan dengesizliğimizden kaynaklandığını, doğa ile dengenin bütün sorunlarımızı nasıl çözeceğini ve ayrıca doğa ile bu dengenin, kendimizi önemsediğimiz kadar başkalarını da önemsemek anlamına geldiğini öğrenmeye başlayarak yapabiliriz.

Koronavirüs insanlığın ortak sorunu olduğundan, bize nasıl küresel olarak birbirine bağımlı tek bir sistemin parçası olduğumuzu gösterir, bu nedenle virus, insanlığın karşılıklı düşünme ve sorumluluk ihtiyacını uyandırmasını ister.

Bu nedenle, doğa ile daha fazla yakınlığı ve dengeyi teşvik etmek için, insanlığın bu salgın sırasında en azından aşağıdaki iki ana düşünceyi çıkarması iyi olur:

1) Koronavirüs salgını tesadüf değildir. Bu, doğanın insanlığa rehberlik ettiği sürecin bir parçasıdır ve bu nedenle hepimizi olumlu bir şekilde tek bir sisteme bağlamaya çalışır.

2) Bu sistemde, doğanın, isteyerek (kendi girişimimizle, egoist güdülerimizin üzerine olumlu bir şekilde bağ kurma)  ya da istemeyerek (egomuzu kendine getirmek için ortaya çıkan Koronavirüs gibi sorunlar ve krizler yoluyla) kabul etmemizi zorunlu kılan yasaları vardır. Böylece, farklı bir yön arayana kadar, kendimize fayda sağlamaktan çok başkalarına fayda sağlamaya odaklanıncaya kadar, hayatlarımızın gidişatını düşünmeye ve gözden geçirmeye başlarız.

Doğa bizi olumlu ve eksiksiz bir bağ şekline yönlendiriyor. Öyle ya da böyle, ya olumlu bir bağ kurma anlaşmamızla ve bunu keyifle deneyimleyerek ya da olumlu bağ kurma konusundaki anlaşmazlığımızla ve onun darbelerine katlanarak, bu süreçten çıkmanın başka bir yolu yoktur.

Doğa ile uyum ve dengeli yaşamanın tek yolu olan, birbirimizle uyumlu ve dengeli bağa ulaşmak zorundayız.

Birbirimizle olumsuz ilişki kurmaya devam edersek, daha fazla virüsün ve sorunun ortaya çıkması için koşullar oluşturacağız. Yani tüm problemler,  olumsuz bağlantıların üzerine olumlu bağlar kurma fırsatlarımızın göz ardı edildiği yerlerde ortaya çıkar.

Bu nedenle, içsel gözlem için, bulunduğumuz bu sosyal uzaklaşma dönemini kullanacağımızı ve nihayetinde doğanın mükemmel bir şekilde birbirine bağlı formuna nasıl daha bağlı ve benzer olabileceğimizi öğreneceğimizi umuyorum.

Koronavirüsten Sonra Dünya ( Thrive Global)

Koronavirüs pandemisinden sonra kuşkusuz yeni ve farklı bir dünyada yaşayacağız.

Koronavirüs sonrası dünyayı tartışmadan önce, virüsün temel sebebinin hayatlarımızı yaşadığımız egoistik, rekabetçi ve sömürücü şekline doğa tarafından gönderilen bir tepki olduğunun anlaşılmasına yardımcı olmasıdır.

Doğa bizlere, her birimizin bireysel başarıya giden bir yarışta, diğerlerinden maksimum fayda sağlamaya çalışma yaklaşımımızda biriktirdiğimiz, fazla atığı temizlemek için bu virüsü gönderdi.

Bizim hayata karşı aşırı büyümüş egoistik yaklaşımımız, sonunda bir dünya savaşı gibi büyük acılara yol açacaktı. Ancak, bunun yerine Koronavirüs ortaya çıktı.  Gergin ilişkilerimizin patlayıcı bir zirveye ulaşmasına izin vermek yerine, bizleri çok daha sakin bir şekilde arındırıyor.

Doğada Zararlı Bir Şey Yoktur

Birçoğu Koronavirüsü büyük bir felaket olarak algılamaktadır, ancak doğanın yasaları ve işleyiş tarzı hakkında bir anlayış kazandığımızda, doğada zararlı bir şey olmadığını görürüz.

Karşılıklı olarak düşüncesiz ve bölücü tutumlarımızla birbirimize zarar veriyorduk ve sonra  Koronavirüs bizi birbirimizden uzaklaştırmak için geldi ve hayatlarımızı nasıl ve neden bu şekilde yaşadığımızı gözden geçirme şansı verdi.

Artık doğa, toplamış olduğumuz çöpleri özenle ve ustalıkla bir köşeye attı, ilişkilerimizi sevgi ve şefkatle doldurma,  insan toplumunu çocuklarımız ve torunlarımız için çok daha parlak ve olumlu bir şekilde yeniden kurmak için fırtsa sahibiz.

Bu nedenle, bu Koronavirüs dönemini, birbirimize karşı davranışlarımızda ve inşa ettiğimiz sosyal yapılarda olumlu bir değişime etki etmek için başarıyla kullanabileceğimizi umuyorum.

Ayrıca, eski egoist dünyanın tüm sosyal bölünmesini, nefreti, yabancı düşmanlığını, sömürüyü, manipülasyonu, istismarı, depresyonu, stresi ve endişesini geride bırakacağımızı, pozitif bağın, sevgi, eşitlik, destek, teşvik, mutluluk, güven, fedakarlık, önemseme ve karşılıklı sorumluluğun yeni ve zıt dünyasına önemli bir adım atacağımızı umuyorum.

Eski Egoistik Dünyayı Reddedin.  Birbirini Düşünen Yenisini Arayın

Koronavirüs bizi vurmadan önce koştuğumuz fare yarışını canlandıracağımız umuduyla, şu anda hükümetler tarafından milyarlarca dolar yatırım yapılıyor. Eğer bunu yaparsak gerçek talihsizlik olur.  Bunu yapmanın herkes için olumlu olacağından şüpheliyim.

Şu anda geniş çapta kabul görmüş bir kriz durumundayken, Koronavirüsten önce nasıl başka bir krizde olduğumuz hakkında çok az şey duyuyoruz. Toplumlar ve ülkeler arasında (özellikle Amerika, Rusya, Çin ve Avrupa arasında) ve diğer çeşitli gruplaşmalarda yoğunlaşan bölücü ilişkilerimiz bizi savaşa, mali ve endüstriyel çöküşe sürüklüyordu.

Yöneldiğimiz krizin kapsamını anladığımızda, o zaman Koronavirüs pandemisini doğanın bize attığı bir cankurtaran simidi olarak görürüz.

Bu nedenle, eski dünyamızda olumlu bir şey olmadığını ve dolayısıyla geri dönmeye değecek bir şey olmadığını anlamak akıllıca olur.  O, elimize geçirebildiğimiz her kaynağın çıkarılmasıyla harap olmuş bir dünyaydı.

Ayrıca, eski dünyamızın ironisi, hepimizin,  kendimiz için haz almaya çalışmasına dayanması, yine de kendimiz için haz almanın daha da zor olduğunun anlaşılmasıdır. Sonunda, öyle ya da böyle ne kadar tatminsiz olduğumuz ve acı çektiğimize kıyasla ne kadar haz aldığımızın kesin bir hesaplamasını yaparsak, terazinin aşırı derecede “tatminsiz ve acı çekmeye” doğru eğildiğini görürüz.

Kendimizi iyi olduğumuza, iyi gittiğine dair kandırdık.  Eski dünyamızda bu kadar olumlu olan neydi?  Yaptığımız herhangi bir şey, bize kalıcı mutluluk ve sevinç duygusu bıraktı mı?  Ayrıca, ister sadece ailelerimizi idare etmeye ve hizmet etmeye çalışan sıradan insanlar isterse daha fazla servet, saygı, güç ve bilgi için çabalayan insanlar olsak da hepimiz sadece anlık bir tatmin yaşamakta, daha fazla doyum aramaya ihtiyaç duymak üzere tekrar boş kalmaktaydık.

Sonuçta, hepimiz hayatlarımızı yaşama şeklimizde aynıydık: Bizler hazzın peşinden sürekli bir kovalamaca içindeydik, ona dokunmaya başladığımız anda hep parmaklarımızın arasından kayıp gitti.

Koronavirüs Egoistik Atıkları Temizler ve Daha İyi Bir Dünya Oluşturmamız İçin Bize Yer Verir

Bu nedenle, şimdi artmakta olan egoistik, rekabetçi ve sosyal olarak bölücü atıkları temizleyen bir temizlik dönemine girdik. Okyanuslarımızı plastik ve radyoaktif atıklarla doldurduğumuz gibi,  bu yüzden insan toplumunu berbat ediyorduk.

Bu önemli anda, en iyi adımımız yeni ve çok daha pozitif bir dünya inşa etmek olacaktır.

Koronavirüs ve bunun sonucunda ortaya çıkan tüm sosyal uzaklaşma koşulları, bize eski egoistik toplumumuzu nasıl mahvettiğimizi düşünmek için zaman ve yer verdi. Dahası, bugünkü Koronavirüsü geçmiş pandemilerle karşılaştırırsak, ölüm miktarının nispeten az olduğunu görürüz.  Yani doğa, göreceli merhamet ve nezaketle olumlu bir dönüşüm için bu fırsatı verdi.

Bu nedenle, 10 ila 12 saatlik iş günü olan, büyük bölümü trafik sıkışıklığında geçirilen o günlerin, kişisel, sosyal ve ekolojik ölçeklerde birçok kriz ve sürekli artan borçlara sahip olduğumuz eski dünyamıza geri dönmemiz akıllıca olmaz.

Bu geçiş dönemini en iyi şekilde kullanmamız, birbirimize yeni bir dünyaya adım atmak için yardımcı olmaktır: ilişkilerimizi nasıl onarabileceğimiz, sahip olduğumuz farklılıkların üzerine nasıl çıkabileceğimiz ve insan toplumu arasında yeni karşılıklı düşünce ve sorumluluk ilişkilerini nasıl uygulayabileceğimiz hakkında düşünmek.

Bu nedenle umarım, sosyal uzaklaşma koşulları kaldırıldığında ve Koronavirüs dönemi sona erdiğinde, şuanda başladığımız bir çizgi üzerinde devam edeceğiz: Burada kendine hizmet hedeflerinden daha çok bütün insanlığa fayda sağlayan, olumlu insan ilişkilerine değer veririz. Bunu yapmak doğa ile dengeyi sağlayacak, herkes için yeni bir mutluluk ve güven dolu dünyayı ortaya çıkaracak ve kendimize getireceğimiz diğer ileriki zararlardan bizleri koruyacaktır.

Virüs, Milliyet Ve Ten Rengi Arasında Ayrım Yapmaz

Koronavirüs, sınırları ve sosyal farklılıkları ayırt etmeden etkilemektedir. Milliyet veya ten rengini: siyah, beyaz, sarı, kırmızı, ayırt etmez. İnsan sistemi ile ilgili olarak doğa, farklı çocukları olan annenin ilişkisine benzer. Anne hepsini sever.

Bunu egoist gözlerimizle görmüyoruz ve görüşümüzü düzeltmeliyiz. Düzeltme, insanlar arasındaki bağın doğasını tamamlayıcı karşılıklı yardımlaşmaya dönüştürmektir. Eğer bu gerçekleşmezse, yine de bizi doğru sonuçları çıkarmaya zorlayacak olan, bir dizi zincirleme doğa darbesi bizleri beklemektedir.

Tüm Virüslere Karşı Evrensel Aşı

Şimdi bütün dünya, Korona virüse karşı bir aşı geliştirmeye çalışıyor. Fakat bu virüse karşı manevi bir aşı var. Ve hiç şüphe yok ki hastalığa karşı tek gerçek koruma olacaktır.

Korona virüsten sonra, mutasyonlarının çok daha fazlasının ortaya çıkacağından ve bu kısır döngüden kurtulamayacağımızdan korkuyorum. Darbeler, birbiri ardına büyük sıklıkta takip edecektir: bu virüs değilse o zaman başka bir şey. Zaten böyle bir dönemin içindeyiz ve ondan kaçamayız.

Yine de çözüm basittir: birbiriyle düzgün ve içten bir şekilde nasıl bağ kurulacağını açıklayan, Kabala biliminin bize sunduğu bağ kurma yöntemini uygulamak. Yıkıcı ve egoist ilişkilerimiz, dostça ilişkilerle yer değiştirdikçe, Korona virüs ortadan kalkacaktır.

Görüyoruz ki, bu virüs çok seçici bir şekilde çalışıyor: o, bizi ayırıyor, tüm endüstriyel ve ticari ilişkileri, bankacılık sistemlerini ve şirketleri yok ediyor.

Bize kendi dilinde, inşa ettiğimiz bütün dünyanın yanlış, egoist ve birbirini sömürmeye dayalı olduğunu açıklıyor gibi görünüyor. Bu, doğanın insan safhasından da talep ettiği, doğanın integral ve karşılıklı olma formuyla çelişir.

Doğanın diğer bütün seviyelerinde, cansız, bitkisel ve hayvansal, tam bir ortak yaşam vardır. Ve sadece insan seviyesinde sürekli bir savaş vardır. Doğa, insan aklımızı, duygularımızı ve anlayışımızı kullanarak, doğru bağı kurmamızı talep eder. Ve virüs bu konuda bize yardımcı olmaktadır.

Koronavirüs Salgını Tahmini

Koronavirüs salgınının gelişimi için hangi tahmin yapılabilir, dünyaya yayılacak mı yoksa durdurulabilir mi? Burada birkaç önlem seviyesi vardır.

Her şeyden önce bu, Kabala biliminin dağıtımına, insanların en azından dünyanın dengesi ve uyumu hakkında, insan toplumunda doğanın bizi zorunlu kıldığı olumlu bağlar ve doğa yasalarına uyumsuzluğumuzun tüm bu virüslere yol açtığı gerçeği hakkında işiteceklerine bağlıdır. Bu, tüm sosyal ağlar aracılığıyla açıklanmalı ve dağıtılmalıdır. Her şey bizim elimizdedir.

Küçüklüğünüzden korkmayın ve hiçbir şeyin size bağlı olmadığını düşünmeyin. İşimizi yapmak, doğanın bizi hedefimize doğru yönlendirdiğini açıklamak bizim sorumluluğumuzdur ve buna göre hareket etmeye başlamamız gerekir. Koronavirüsten kurtulamayız – bu virüs olmazsa, diğerleri ortaya çıkacaktır. Son ıslah dönemi, şiddetli  darbelerin zamanıdır.

Kabala, virüs için en iyi tedavinin insanlar arasındaki birlik olduğunu öğretir. Ancak insanlık, salgına karşı farklı, zıt bir çözüm buldu: birbirlerini enfekte etmemek için izolasyon. Burada bir çelişki var gibi geliyor ama aslında yoktur. Bu tür koşullar altında birleşme, izolasyon olarak ifade edilmektedir.

Böyle bir salgında başkalarını önemsemek, ayrı olma, izolasyon olarak ifade edilir. Komşuma olan sevgim, fiziksel olarak diğerlerinden ne kadar uzakta olduğumla kendini gösterir. Bundan ötürü, içsel, zihinsel olarak onlara daha yakın olurum; sonuçta, onları önemsiyorum ve bu nedenle fiziksel olarak uzaklaşıyorum. Uzaklaşma eylemim,  aslında bir yakınlıktır/bağdır.

Koronavirüs Realiteyi Değiştiriyor, Bölüm 9

Koronavirüs ve Anti-Semitizm

Soru: Yakın zamana kadar anti-Semitizm sorunlarına değindiniz, bu konuda makale ve kitaplar yazdınız. Aniden bu virüs çıktı ve şimdi bu darbenin nereden geldiğini açıklamakla daha çok ilgileniyorsunuz. Neden?

Cevap: Hayır, virüsle özellikle ilgilenmiyorum. Bunun neden bize verildiğini anlıyorum. Bu oldukça basit bir iştir. Her şeyi ideolojik düzeyde açıklamanın gerekli olduğu anti-Semitizm gibi çözülemez.

Soru: Şu an olanlarla anti-Semitizm arasında herhangi bir bağlantı var mı?

Cevap: Yakında olacak. Yakında Yahudiler bu virüsü Çin ve İran, yani onların dedektörleri aracılığıyla kasten başlatmakla suçlanacaklar.

Yorum: Bu, İran medyasında zaten var.

Cevabım: İran’da bu anlaşılabilir. Yakında bu her yerde haber olacak ve insanlar bunun hakkında konuşacaklar. Ancak yapabileceğimiz çok şey var. İşte o zaman anti-Semitizmin nedenlerini tekrar açıklamaya başlayacağım.

Şimdilik insanlara, virüs ve Yahudiler arasındaki bağlantıyı, onların tarihsel rollerini ve farklı ulusların egoist bağları arasındaki bağlantıyı açıklamak çok zordur.

Korona Karşılıklı Sorumluluk

Koronavirüs, bize alışık olmadığımız ve hoş karşılamadığımız sosyal davranışları dayatmakta; karşılıklı sorumluluğa zorlamaktadır. Aslında, virüs gelişimimizde yeni bir aşama başlattı ve her yeni aşama, öncekinden daha iyi ve daha gelişmiştir; insanlığın birlik ve bütünlüğe doğru ilerlemesinde bir başka adımdır.

Çoğunlukla, doğamız gereği değişikliklere itiraz ederiz ve bilinen, şikâyetçi durumunda kalmayı tercih ederiz. Nerede kalmak istediğimiz ile realitenin bizi nereye çektiği arasında hissettiğimiz bu uyumsuzluk, acı verici ve göz korkutucu gelmektedir ancak bireyler, toplumlar ve hükümetler olarak yaptığımız en büyük hata, yeni aşamanın gelişini inkar etmek ve gerçeği olduğu yerde kalmaya zorlamaktır. Bu olmayacak. Bugün, eğer mutlu, güvenli ve hatta sağlıklı olmak istiyorsak, toplumun tüm kesimleri arasında birliği ve karşılıklı sorumluluğu benimsemeliyiz. Ne kadar erken başlarsak, düşünce yapımızı “ben” den “biz” e ve nihayetinde “bir” e dönüştürmemiz bizim için daha kolay olacaktır.

Twitter’da Düşüncelerim / 10 Nisan 2020

Toplum, mevcut haliyle, kendini tüketmiştir. Koronavirüs değişmemize yardımcı olmayı amaçlamaktadır: varoluşun amacı, gelişimi ve yönetimi. Virüs benzer olmamıza yardımcı oldu. Herkesin paylaştığı bir talihsizlikten, ortak bir çözüm arama ihtiyacını hissetme

Koronavirüs nedir? Virüs, aramızda bağ yerine, doğru ilişkilerle doldurulması gereken boş alanlar olduğunu gösteriyor. Aramızdaki bu boşlukları ifşa ederek, bu bozuk bağ aracılığyla virüsü birbirimize geçirdiğimiz için bu boşluklar üstünden iletişim kuramayacağımızı keşfederiz.

Aramızdaki boşluklar “kaybolmaya” başladığında, dünya tam da bu boş alanların içinden bağlanacaktır. Gerçekliğin tüm parçaları, Adem’in yeni, ıslah olmuş bir sistemini bağlayacak ve oluşturacak ve Yaratan, bağlarımızı düzenleyip onları üst kuvvetle, kendisiyle doldurarak bağın içinde belirecek.

Dünyamız manevi dünyanın şeklini alıyor …

Ne kadar farklı olduğumuzu ifşa etmeliyiz- Koronavirüsün bize göstermek istediği budur. Bu arzumuz ya da içsel niteliğimiz ile ilgilidir.

Dünyanın iyileşmesi sadece insanların ilişkilerine bağlıdır. Doğa, küresel bir organizma haline geldiğinden tüm insanlığa darbe vuracaktır. İnsanlık, iyi güçlerle birbirine bağlı olması gerektiğini anlayana kadar-onlarla insanlar arasındaki boşlukları doldurmak için vuracak ..

İnsanlığın sorunu artık krizden tek doğru çıkışın insan ilişkilerini egoist olandan özgeciliğe doğru ıslah etmek olduğunu farketmekte yatar. İnsan ilişkilerini düzeltmeden iş ilişkilerine dönmek, büyük bir krize yol açacaktır.

Koronavirüs Realiteyi Değiştiriyor, Bölüm 8

Küresel çaplı sorunlar zamanında

Soru: Virüs, “insan” derecesinde yani manevi, psikolojik düzeyde tutumumuzu değiştirebilmemiz için, sadece hayvansal seviyeyi, biyolojik bedenimizi mi etkiliyor?

Cevap: Evet. Gerçek şu ki, insanlar arasındaki en yüksek bağlantı duygusal bir bağlantıdır – birbirleriyle karşılıklı ilişkileri ve bir kişinin diğerine karşı niyeti.

Eğer bu niyetler iyiyse, bağ kurmaya yönelikse, doğa mutlak integral durumuna geçer ve o zaman şüphesiz, her şey yolunda gider.  İnsanlar ancak eylemleri iyi olduğu sürece doğanın yardımını görürler.

Ancak başkalarının pahasına kâr etmek ve hatta başkalarına zarar vermek için, birbirleriyle gittikçe daha fazla egoist ilişkiler kurarlarsa o zaman tabi ki doğai onlara dair tam zıt yönde kendini gösterir.

Bu virüs gibi, her türlü biyolojik problemin ortaya çıktığı yer burasıdır. Ayrıca çevresel sorunlar, savaşlar veya her seviyede –  cansız, bitkisel, hayvansal veya insan, herhangi bir şey olabilir.

Ana şey dağıtmaktır. Yazıldığı gibi, “Günahkârları dağıtın; bu hem onlar için hem de dünya için daha iyidir.” İnsanlar yavaş yavaş doğru sonuca varmak ve tekrar bağlanmaya başlamak için, birbiriyle belli bir mesafeyi korumaktalar ama iyi bir şekilde.

Soru: Yani doğa bizi zorla bütünleştirdi ve şimdi bir şekilde, bizi felaketlerle birbirimizden ayırıyor mu? Kabala’ya göre bizi bu şekilde etkilediğini mi söylüyorsunuz?

Cevap: Kesinlikle. Tarih boyunca,  Adem’in günahıyla başlayan, daha sonra birçok parçaya ayrılan, tek bir sistem varken olan şey buydu. Şimdi birbirimizle doğru etkileşim kurarak onları yeniden birleştirmeliyiz.

“Koronavirüsün Küresel Ölçekte Yararları Nelerdir?” (Quora)

Dünya çapında yüz binlerce insanı hasta eden ve düzinelerce insanı öldüren bir virüsün faydaları neler olabilir ki?

Bir faydası, çok daha büyük bir doğanın mevcudiyetinde ne kadar küçük ve zayıf olduğumuzu uyandırmaya yardımcı oluyor.

Koronavirüs, doğanın, zengin ve fakir, ünlü ve ünsüz, güçlü ve sıradan, eğitimli veya eğitimsiz ve kendi üzerimize koyduğumuz diğer birçok kategori arasında, nasıl ayrımcılık yapmadığının en iyi örneğidir.

Bu nedenle, dünyanın dört bir yanında sosyal mesafeli koşullara yerleştirilmiş olsak da, aslında doğa karşısında hepimizin ne kadar eşit olduğu üzerinde düşünebiliriz.

Birbirimiz ve ülkelerin arasında belirlediğimiz sınırların, onların hepsine nüfuz eden minik ufacık bir virüs tarafından iptal edildiğini görebiliriz ve bu nedenle böyle bir örnekten öğrenmek, akıllıca olur.

Doğa ayrılmaz bir sistemdir ve bütünsel olarak işlevini yerine getirdiği kadar, bizlerin de birbirimizle bağlı olmamız için, farkındalığımızın artmasını istemektedir.

Bu nedenle böyle bir sonuca varmak için bu salgını kullanırsak (doğa bizden daha büyüktür ve eğer birbirimizle daha bütünleşmiş bir bağ kurarsak, önceki yaklaşımımız olan diğerleri pahasına yararlanmaya çalışmayı, hepimizin parçası olduğumuz tüm insan toplumuna ve doğaya fayda sağlamaya çalışmak ile değiştirirsek) o zaman doğa ile dengeye girer ve onun tepkilerini olumlu bir şekilde deneyimleriz.

Koronavirüs bize ulaşıncaya kadar, diğerleri pahasına kendisine fayda sağlamak isteyen egoist insan doğamızın  bizi gittikçe daha fazla ayırmasına izin vermekteyiz.

İnsan egosu, bütünsel doğa algısını küçük parçalara ayırır.

Koronavirüsün yıkıcı olan etkileri kadar, muhtemelen pandemi hayatımıza girmemiş olsaydı, egoist davranışlarımızın bizi böyle bir nefrete yönlendirmesine izin vererek kendimizin çok daha fazla acı çekmesine ve benzerleri dünya savaşında patlak vermiş olan bölünmeye neden olurduk.

Bu nedenle, Koronavirüsün asıl faydası, bu dönemi, sonuçta doğanın karşısında ne kadar eşit olduğumuzu, Koronavirüse yol açan egoist yaşam tarzımızın nasıl bizleri kendimize zarar vermeye yönlendirdiğini düşünmek için kullanmak ve bu salgından nasıl daha düşünceli, destekleyici, cesaretlendirici ve birbirimize karşı hangi tutumlarla çıkabileceğimizi öğrenmek, akıllıca olur.