Category Archives: Dost Sevgisi

Dostunuzu İncitmeyin

Soru: Bir kişi ihsan etme niteliğine yaklaştığı zaman, onun bu çalışması grubun içinde nasıl yansır?

Cevap: Kişi sürekli karşılıklı sorumluluğun hissiyatını korumaya çalışır öyle ki dostları hiçbir eksiklik hissetmesinler, karşılıklı ihsan etme niyetini kuvvetlendirsinler, bunu unutmayın ve bir an bile bu yönde çabalarınızdan vazgeçmeyin. Daha sonra, dostları da aynı zamanda onu etkiler ve amacın öneminin hissiyatı ve kalplerin sıcaklığı onların arasında hüküm sürer.

Kişiyi ilgilendiren budur. Dostlar hakkındaki düşünceler kişinin kendisi hakkındaki düşüncelerden çok daha efektiftir. Korku ve diğer dışsal hesaplamalar ile teşvik edilen kişisel ilerleyiş hakkında endişe kişiye sadece küçük bir ıslah getirecektir. Diğer taraftan eğer kişi yatırımını diğerlerine yapmak yönünde çaba sarf ederse, kesinlikle doğru yolu tutuyor denir.

Grubun bağını, dostların birliğini hedeflemeyen düşünceler, niyetler geçmiş maneviyata yönlenir. Onlar bu durumda Islah Eden Işığı çekmezler. Önemli olan sadece grubun içinde ne yapmaya niyetlendiğinizdir. Dostların birliği, onların geleceği hakkında endişelenirseniz, buna meyve veren manevi çalışma denir ve bunun dışında hiçbir şey çalışmayacaktır.

Kısa bir tanım var. ‘‘Kendine yapılmasını istemediğini bir başkasına yapma’’. Diğer bir ifade ile hayatta dostunu nasıl incitmeyeceğin hakkında düşünmekten başka hiçbir şeye sahip değilsin. Bu senin egoizmin için şimdilik yeterlidir. Kendini her an, her ifşa olan arzunun içinde düzeltmeye çalış, dostunu nasıl incitmeyeceğin hakkında düşün sadece.

Bunu yap ve başaracaksın: dostunu incitmeden hareket etmek arzusunda olduğun zaman, ona karşı iyi bir yaklaşım senin içinde aniden ifşa olacaktır.

10.07.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 5. bölümünden ‘Matan Torah’ (Tora’nın Verilmesi)

Bir Dosta Nasıl Yardım Edebilirsin?

Soru: Doğru niyeti edinmesi için bir dosta nasıl yardımcı olabilirim?

Cevap: Yeni başlayan biri Kabala’ya ilk geldiğinde ne hakkında konuşulduğunu görmez, duymaz yada hissetmez. Kendi düşünceleri ve arzularında batmıştır. Ne tür bir dünyanın içerisinde olduğu hakkında hiçbir algıya yada anlayışa sahip olmayan daha yeni doğmuş bir bebek gibi oturur ve herkesle birlikte öğrenir. Yada bu durum bilincini kaybetmiş hasta bir insanla da karşılaştırılabilir.

Bir araba kazasından sonra yatakta bilinçsiz bir şekilde yattığım zamanı hatırlıyorum. Bazen bilincim çok az yerine gelirdi ve dışarıdaki sesleri duyardım. Hatta bazen onlara cevap bile verirdim ama hiçbir şey görmezdim yada bir tepki gösteremezdim. Bu Kabala çalışmaya gelen bir insanın durumuna çok benzer: Oradadır ama orada değildir. Zamana ve diğerlerinin ilgisine ihtiyacı vardır, insanların ciddi bir hastalığı olan birine yada bir bebeğe karşı gösterdiği şekilde bir ilgiye. Bu tür bir ilgi ilerlemesi için ona biraz yardımcı olur.

Eğer destek yardımcı olmuyorsa o zaman kişi yalnız başına bırakılmalıdır ve yavaş yavaş kendisi için bir düzen oluşturması için ona zaman verilmelidir. Kendinin yerine Kabala’yı duymaya başlaması onun aylarını yada yıllarını alabilir.

Kişi ilk defa ne zaman gerçekten duymaya başlar? Diğerleri ile olan birliğin onun için manevi algılar açtığını ve manevi dünyaya girişin kesinlikle bunda yattığını hissettiği zaman.

Bu yüzden çevre ne kadar büyük ve güçlü ise kişinin gelişimini o kadar hızlandırır ve onu etkiler, onu kendi kendine daha hızlı ilerlemeye zorlar.

– 31/08/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Dostları Düşünün

Soru: Israil ve Dünya Kli‘sinde (Kli=Kap) zor günlerden geçen dostlarımız var, fakat onları tanımıyorum. Onları yükseltmek için ne yapılabilir?

Dr. Laitman: Onları düşün; onları düşüncelerinde yükselt. Yapılabilecek başka bir şey yok.

Soru: Dünya Kli‘sinin genel noksanlığını mı göreyim?

Dr. Laitman: Dünya Kli‘sinin bütününe Arvut verdiğini düşün – her birine, tüm Dünya Kli‘sine bir bütün olarak; onların düşmemelerine önem vererekten onlara Arvut verirsin. Fakat eğer düşerlerse, anında neden düştüklerini fark etmelerini ve kendilerini toplumun desteği ile donatmalarını düşün. Hedefin önemini fark etmelerini ve anında manevi bir girişime kalkışmalarını düşün. Diğer bir deyiş ile, bunu onlar için iste, kendini onlara bağla, ve Yaratan’dan şu talepte bulun: “Bu durum meydana geldiğinde, anında o olumsuz duygunun ilerlemek için bir araç olduğunun farkedilmesini istiyorsun. Dostum kaybetsin diye değil, ilerlemek için bir gereklilik olarak bu durumlar meydana geliyor.”

Ve eğer bu şekilde düşünüyorsan: Bu düşüncelerin seni ne kadar etkilediğine bak, seni ne kadar ıslah ettiğine bak. Ondan sonra bir diğerinin daha iyi olmasını düşün ve birden bire onun sana yakın olduğunu hissetmeye başlarsın ve herşeye rağmen, bunun aslında senin arzun olduğunu hissetmeye başlarsın. Aslında onu hiç bir zaman gerçekten düşünmedin, daha ziyade kendi arzuna nasıl daha da yaklaşabileceğini buğulu bir yoldan düşündün. Ondan sonra fark ediyorsun ki, artık “ben” ve “o” yok ortada, ikimiz de “bir” olmuşuz. Düşünce zinciri bu şekilde seni ıslaha yönlendirir. Bir başkasını düşünmekle, ona bir iyilik yaptığımızı düşünürüz, veya bir başka kişiye Arvut verdiğimizi düşünürüz. Asla. Kendini bu şekilde kurtarırsın.