Dünyanın Sonu Değil; İnsan Gelişimine İşaret Etme (Newsmax)

Küresel salgın tarihi boyunca en kötü salgınlardan biri Koronavirüs,  şiddetli hava koşulları, dünyanın farklı bölgelerindeki depremler hepsi kıyamet günü tahminlerini ve alarmı tetikleyen olaylardır.

Kıyamet dönemlerinde yaşadığımıza inanan bazı kişiler, vicdanlarını temizlemek için önlemler alıyor, hatta bir felakete hazırlanıyorlar. Kıyamet korkusundan, yakın zamanda bir İsrail vatandaşı, 15 yıl önce çaldığı 2000 yıllık bir taşı yetkililere geri verdi.  Amerika’da başkaları, dünyanın kaynaklarının tamamen tükeneceğinden korkuyor ve Taş Devri koşullarında yaşamaya hazırlanıyorlar. Ultra zenginler de peygamberlik dönemlerinde yıkımdan kaçmak için saklanıldığı gibi, sığınaklar ediniyor ya da uzak yerlerden tam donanımlı mülkler satın alıyorlar.

Mevcut acılar, toplam yok olma noktasına gelinceye kadar tahmin edilebilecek daha büyük bir acının belirtisi midir? Cevap,  hayır. Dünyanın sonu yoktur.  Madde yok olmaz, sadece daha iyi ve daha gelişmiş bir duruma dönüşür.

Doğadan Islah Edici Önlemler

Doğadan tehdit olarak gördüğümüz şeyler, aslında insanlığı ilerletmek, onu yok etmemek için ciddi eylemlerdir. Dünyada yayılan ve insanlığı korkutan Koronavirüs,  bir süreliğine çılgın hayatımızı durdurmak ve rotamızı yeniden düşünmek için doğadan bir işarettir. Cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerinde doğayı kötüye kullandık ve zarar verdik, gezegenin sıkıp suyunu çıkarttık. Koronavirüs rutin olarak hasara yol açarak, yaptığımız her şeyin % 90’ının dünya için gereksiz ve zararlı olduğunu göstermektedir.

Hatalı davrandıklarında çocuklarına karşı, davranışlarını düzeltilinceye kadar onlara bağıran ve baskı yapan bir baba gibi, doğa bize birbirimize ve çevreye karşı egoist ve yıkıcı tutumlarımızı, çevremizin ve diğer insanların kişisel kazanç için sömürülmesine ve manipülasyonuna yol açan tutumlarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini anlatıyor.

İnsan egosu, tüm vücudu bozana ve zayıflatana kadar sessizce kuluçkaya yatan bir hastalık gibi gelişir. Dengeyi sağlamak için vücudun günlük rutinini durdurması, yatakta kalması, dinlenmesi ve iyileşmesi, iyileşmek için gelecekteki adımlarını yeniden düşünmesi gerekir. Aynı şekilde, tek bir beden olarak hareket eden gezegen, COVID-19 aracılığıyla kendini koruma sistemini, aşırı şişmiş insan egoizminin hastalığından arındırma ve iyileştirme sürecini aktive etti.

Virüsün Bize Gönderdiği Mesaj

Virüs bize net bir mesaj veriyor: İnsan toplumu olarak bizler, bencil tüketim ve zararlı ilişkiler sebebiyle tüm unsurları arasında kesin ve uyumlu bir koordinasyonun hakim olduğu, doğanın senkronize işleyişine karşı başkalarını kontrol etmeye ve aşırıya kaçmamızdan dolayı hastayız. Bu dersi öğrenip kendimizi düzeltmeye başlayabilirsek, doğanın dengeyi geri kazandıran pozitif gücünü aktive edeceğiz.

Bireysel ve toplu olarak, düşüncelerimizin başkalarının yararına olup olmadığını ve buna göre davranıp davranmadığımızı dikkatle incelemeliyiz ve bu sayede mevcut krizi, kendi düşünce yapımızda ve başkalarıyla ilişkilerimizde değişiklikler yaparak tersine çevireceğiz.

Zengin ya da fakir, akıllı ya da saf, güçlü ya da zayıf, asil ya da sıradan bir vatandaş, pandemi aramızda hiçbir ayrım yapmaz.  Amaç, içinde yaşadığımız bütüncül ve dairesel sistemde hepimizin eşit olduğunu hissetmemizi sağlamaktır. Eşitliğimizi kabul etmek, insan toplumunu doğa ile daha uyumlu ve dengeli bir şekilde örgütlemek için önemli bir adımdır.

Olumlu insan ilişkileri kurmaya doğru hareket etmeyi reddeder ve bunun yerine mevcut krize yol açan önceki egoistik koşula dönersek, tamamen yeni talihsiz bir ıstıraba yol açacak üçüncü dünya savaşı gibi insan yapımı önemli bir felakete doğru gitmeyi bekleyebiliriz.

Bununla birlikte, tüm gelişmekte olan olayları birbirimizle daha iyi bir şekilde bağ kurma ve buna göre davranmaya başlama fırsatı olarak görürsek, daha fazla acının gelmesini engelleyebiliriz.

Kaderimiz, ihmalimiz ya da sorumluluğumuz ve olumlu eylemlerimiz ile belirlenecektir.  Bu nedenle, Koronavirüs ile mücadelemizin şimdiki ve hayati aşamasında, bu durumun nedenini açıkça anlamalıyız. Gerçek hastalığın kritik keşfi ve bilgisi – yıkıcı egoist doğamız – bizi ilaca yönlendirecektir: sosyal bağlılık hissini güçlendirmek. Böyle bir farkındalık, bildiğimiz yıkıcı ve dengesiz dünyanın sonuna neden olacak ve iyiliklerle dolu yeni, ahenkli dünyanın başlangıcını işaret edecektir.

Üzgünüm, bu öge için yorum yapma kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Sonraki yazı: