Monthly Archives: Eylül 2019

Dünyanın Çifte İmgesini Birleştirin

Soru: Gerçek sevgi koşuluna ulaşmak için, kişinin evrenin tek yasasını, niteliklerin benzerliğini gözetmesi gerekir. Bu,  doğanın niteliklerine,  beni yaratan kökle benzer olmam gerektiği anlamına mı gelmektedir?

Cevap: Evet, içinde yaşadığımız doğaya benzemeliyiz. Ama bu doğanın gerçekte ne olduğunu nasıl bilirsiniz? Bu nedenle bize, kendimi ve onları ortak bir bütün olarak düşünerek etkileşimde bulunmam gereken, sözde var olan insanlardan oluşan bir grup verilmiştir. Böylelikle odağa, örneğin odağı ayarlayarak onları teke dönüştürdüğüm, iki şekil veya çizgiden erişirim.

Soru: Kabala, doğanın özgecil olduğunu ve biz insanların, yaratılanın egoist olduğunu söyler bu da egoistik bir düşünceye sahip olduğumuz ve kendimizi doğa ile benzerliğe getirmek zorunda olduğumuz anlamına gelir.

Özgecilliğin genel olarak ne olduğunu anlamamıza rağmen, doğada açıkça görmemekteyiz. Bu aynı şey midir? O da aynı zamanda egoist midir?

Cevap: Kabala, kişiye ıslah metodunu ifşa ettiğinde, kişinin eğitim metodu haline gelir. Size nasıl değişmeniz gerektiğini açıklar ve kendinizdeki değişimlere uygun olarak dünyanın ıslah olduğunu göreceksiniz. Bu şekilde çalışır.

Bir kişi, görüş alanında, dünyanın çifte imgesi olduğunu anlamalı ve onları birleştirmelidir. Kendinizi başkalarıyla bir bütün halinde, bir amaçta birleştirerek, kendinizi ıslah eder ve dünyanın ıslah olduğunu görürsünüz.

Bizi yaratan Yaradan’ın doğası özgecildir ve mutlak ihsan etme niteliğine benzerlik anlamında, O’na benzer olmak zorundayız. Yaradan bilerek bizi, kendisinin karşıtı olarak yarattı ki böylece O’nu zıt koşuldan edinebilelim.

Mutlak olumsuz ve mutlak olumlu nitelikleri kendi içinde birleştirerek kişi, dünyayı hissetmenin bir sonraki seviyesine yükselebilecektir.

Combine The Double Image of the World

 

Atzmuto Nedir?

Soru: Yaradan bizim içimizde mi yoksa dışımızda mı bulunmaktadır? Siz, sadece içimizde var olduğunu söylüyorsunuz. Atzmuto Nedir?

Cevap: “dışarıda”, “içeride”, “yanında” veya “dışarıda bir yerlerde” var olan hiçbir şey yoktur. O sadece vardır ve hepsi budur.

Atzmuto bizim ulaşmadığımız bir şeydir. Bizim üzerimizdeki bir tür etkiyi tutarız ve ona Yaradan deriz çünkü O yaratır.

Kendimi “yaratılan” olarak adlandırırım çünkü O beni yarattı. Beni yaratan Yaradan’dan başka, O’nun daha üstün, içsel özü vardır. Buna Atzmuto denir yani benimle hiçbir ilişkisi olmadan O, Kendi başınadır.

Atzmuto’yu üst gücün içsel kısmı olarak betimlemek mümkündür ve Yaradan olarak adlandırılan O’nun bana karşı olan tutumu, O’nun dışsal kısmıdır. İşte ben bunu algılarım.

What Is Atzmuto?

 

Evrenin Yapısı, Bölüm 1

Yaratılışın Planı – Yaratılanlara Haz Vermek

Soru: Yaratılışın amacı nedir?

Cevap: Yaratılışın amacı son derece önemlidir. Şimdi bulunduğumuz yerdeki yaratılmış olan her şeyden önce gelir.

Yaratılışın amacı, yaratılanlara haz vermektir. Bunu başarmak için, yaratılanlar haz alma arzusuna sahip olmak zorundaydı. Bu nedenle, öncelikle yaratılanlarda bir eksiklik, yaratılanların ne istediğine dair bir hissiyat olmalıydı. Yaratılış meselesinin temel niteliği, bir şeylerden yoksun olduğu hissidir. Buna “haz alma arzusu” denir.

Bu arzu, kademeli olarak gelişmelidir çünkü yaratılanlar, kendisi için neyin arzu edilebilir ve edilemez, hangi aşamalarda, hangi biçimde, vb. olduğunu; ancak arzu yavaş yavaş gelişirse belirleyebilecektir. Başka bir deyişle, yaratılış hemen yaratılamaz. Kişi, hızlıca belirli bir işlevi yerine getirecek bir makine inşa edebilir, ancak yaratılanların bağımsız olması için, Yaradan’ına benzer olması için arzu, gelişimin belirli aşamalarından geçmelidir.

Soru: Bundan, belirli bir gelişim aşaması olmadan, Yaradan’ın bile bir anda yaratılışı yaratamayacağı sonucu mu ortaya çıkar?

Cevap: Cevap hayır. Yaratılış aşamalı bir gelişim sürecinden geçmeseydi, o zaman bu bir yaratılış olmazdı. Programlamasını boşuna ve kendi adına bağımsız katılımı olmadan otomatik olarak gerçekleştiren, cansız, bitkisel ve hayvansal doğa seviyelerine benzer bir robot gibi olurdu.

Bir insanı yaratmak, bir bağımsızlık noktasına olan arzusunu geliştirmek; kendisinde kim olduğu, ne olduğu, kendisini kimin kontrol ettiği, neden ve nasıl özel olarak yaratıldığı gibi konularda bir farkındalık yaratmaktır. Bir taraftan, bu arzunun Yaradan’a zıt niteliklere sahip olması, diğer taraftan da Yaradan’ın niteliklerini elde etme fırsatına sahip olması gerekir. Bu, yaratılışın en nihayetinde mükemmelliğe nasıl ulaşabildiğidir. Bu nedenle her şey, Yaradan’ın yaratılış üzerindeki etkisiyle başlar.

The Structure Of The Universe, Part 1

 

Kabala Çalışmanın Bir Sonu Var mı?

Soru: Kabala çalışmanın bir sonu var mı?

Cevap: Hayır. Çalışmanın sonu sonsuzlukta yatar. Bu dünyayı terk ettikten sonra bile, bedenlerimizin dışında, üst dünyadaki edinimimize devam ederiz. Bu yüzden endişelenmeyin, her şey hala ileride.

Soru: Kişi hangi son koşula ulaşmalıdır?

Cevap: Son koşul, tüm yaratılmış varlıklar ve Yaradan ile tek bir birlikte, ortak bir arzuda tam bağdır.

Is There An End To Studying Kabbalah?

 

Kabala İpuçları – 1/27/19

Soru: Bizi çevreleyen her şey Yaradan’ın ortaya çıkması olduğundan, cansız, bitkisel ve canlı seviyeye olan sevgi, Yaradan için sevgiye doğru bir geçiş midir? Örneğin, birinin hayvanları, çiçekleri vb. sevdiğini varsayalım.

Cevap: Hayır. Hayvansal özü nedeniyle her insanda böyle bir yakınlık/bağ vardır. Bu dünyada keşfettiğimiz şeye bizim hayvansal özümüz denir. Yaradan ile ilgisi yoktur.

Soru: Eğer O’ndan başkası yoksa, çevredeki dünyanın resmini izleyen “ben” kimim?

Cevap: Sözde kendisini, Yaradan’ın dışında hissetme imkanı verilmiş noktasınız.  Bu sizin “ben” iniz.

Soru: Görme engelli insanlar Yaradan’ı nasıl hissederler? Yaradan’ı algılama yeteneğine sahipler mi?

Cevap: Bizler O’nu nasıl hissediyoruz? Aramızda kim O’nu görüyor? Kimse görmüyor. Yaradan, sizi etkileyen bir güç olarak hissedilir.

Soru: Yaradan’a yaklaşmamın derecesine göre, Yaradan’ın ne olduğunu ve beni ve içimdeki dünyayı nasıl yönettiğini gitgide kesin olarak belirleyebilir miyim?

Cevap: Evet. Kabala bilgeliğini çalışırken O’na yaklaşırız ve sonuç olarak O’nu gerçekten ifşa ederiz. Ama O’nu içimizde keşfederiz.

Soru: Anlaşılmaz bir şey olduğunda ve Yaradan’ın bana bunu yaptığını hatırladığımda, bu durum sona mı erer yoksa “anlaşılmaz” algısı mı değişir?

Cevap: Algı değişir. Anlaşılmaz olan anlaşılabilir hale gelir.

Soru: Yaradan’ın hayvan bedenlerimizle ilgili herhangi bir hesabı var mı?

Cevap: Fiziksel bedenlerimizle ilgili herhangi bir hesaba katma yoktur; kilo alabilirsiniz veya bedeninizle yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.

Soru: Ben Yaradan’ın fiziksel dünyayı tanıdığı nokta mıyım?

Cevap: Yaradan’ın hiçbir şey bilmesine gerek yoktur. O, bu dünyadır.

Soru:  Yaradan’ın büyüklüğünün hissiyatını n ve O’nun tekliğinin hissiyatının edinimi aynı şeyler midir?

Cevap: Evet. Edinimin birçok açıdan farkı yoktur. Sadece bir tane vardır: Yaradan’ı edinmek.

Soru: Acı neden arzunun gelişimini teşvik eder?

Cevap: Acı bir insanı harekete iter çünkü ondan kurtulmak ister. Acı olmadan (sözde eksiklik), ileriye doğru hiçbir hareket yoktur.

Soru: Neden Yaradan vahşi, ilkel doğada hissedilir ve bir metropolde sadece kibir hissedilir?

Cevap: Çünkü ilkel doğada çılgın kalabalığın etkisinden özgürsünüzdür.

Blitz Of Kabbalah Tips – 1/27/19

 

Yalnızlık Ne İçin Verilir?

Facebook’tan soru: Neden bize yalnızlık veriliyor ve onu nasıl düzeltiriz?

Cevap: Yalnızlık size, her şeyin sizin elinizde olduğunu hissetmeniz için verilir, kimse size baskı yapmaz, durumunuzdan siz sorumlusunuz ve her şeyi yapabilirsiniz.

Yalnızlığınızı doğru bir şekilde kullanmaya başlayın ve bunun ne kadar iyi olduğunu göreceksiniz çünkü realitede bu durum, size Yaradan tarafından verilir böylece O’na dönebilirsiniz.

What Loneliness Is Given For?

 

Anlayış Nedir?

Soru: Aniden anlamaya başladığınızda bu olayı nasıl açıklarsınız?

Cevap: Anlamak, önceki ve şimdiki durum yani sebep ve sonuç arasındaki bağlantının farkındalığıdır. Sebep ve sonuç arasındaki bağlantıya anlayış denir.

Soru: Yaradan’ı anlamak ne demektir?

Cevap: O’nun bizim üzerimizdeki eylemlerinden O’nu anlamaya başlarız.

What Is Understanding?

 

Düşüncenin Gücü Ve Problemleri Çözme

Soru: Düşüncelerinizi değiştirerek kanserden veya diğer hastalıklardan kurtulmanız mümkün müdür?

Cevap: Hastalıklar ve bu konularla ilgili spesifik soruları cevaplamamayı tercih ediyorum. Her şeyi yapmak mümkündür. Bugün yapabilir miyiz? Söyleyemem. Sanmıyorum ama yakında yapacağız.

Bu sadece düşüncelerimizin birbirleriyle nasıl doğru bir birleşme içinde olacağına bağlıdır. O zaman doğamızın en derin olumsuz olgusunu etkileyebileceğiz. Her şey sadece bize bağlıdır.

Kabalistler ve onların sözde mucizeleri hakkında birçok ilginç hikâyeleri vardır. Ama onlar mucize değildir. Bunlar sadece küçük düzeltmelerdir, müdahale değil, doğanın belirli seviyelerdeki yasalarının düzeltilmesidir ki ancak onları uygun bir şekilde düzeltirsek yapabiliriz.

Herhangi bir sisteme, kendimden sonsuzluk dünyasına kadar her hangi bir seviyede ancak bu sisteme bazı olumlu etki kuvvetleri eklemem koşuluyla girebilirim. Kendimizi, insanlığı, dünyayı, ekolojiyi ve evreni tüm sorunlardan gerçekten iyileştirebileceğimiz bir koşula geleceğimizi düşünüyorum.

Evrendeki etkimizin ne kadar olumsuz olduğunu hayal bile edemezsiniz. Dünyada olup bitenler, evren ölçeğinde olanlar, kötülüğümüzün küçük bir bölümüdür çünkü dünya’da bizler sadece insan etkisini düşünürüz. Evrenin ölçeğinde, düşüncelerimizden ve duygularımızdan olumsuz etkilenmenin yıkıcı sonuçları vardır. Fakat hızlı bir şekilde onların ıslahına gelebilmeyi  umalım.

Power Of Thought And Solving Problems

 

Manevi Cansız Seviye

Soru: Cansız seviyenin kendisini korumak istediğini biliyoruz. Kişi, bu koşuldan bitkisel seviyeye nasıl geçebilir? İki arzuyu nasıl birleştiririz?

Cevap: Cansız seviye bütün doğayı ifade eder. İçimdeki manevi cansız seviye, içsel bir manevi hareketin olmadığı hissidir, ihsan etmenin, birini tamamlamanın, Yaradan’a biraz benzer olmanın imkânı yoktur. Aksine, Yaradan’ın bana verdiği egoist arzularımın kontrolü altında var olduğumu ve Yaradan’ın onları kontrol ettiğini anladığım bir anlayış vardır.

Manevi açıdan cansız seviye, bütün arzularımın Yaradan’dan geldiğinin, O’nun tarafından dikte edildiği ve onun tam otoritesi altında olduğumun fark edilmesidir. Ben bir egoistim çünkü O beni böyle yarattı ve o zaman Firavun’ un kontrolünde olduğumu söylerim. Bununla birlikte, bu aynı zamanda Yaradan’dır, sadece tersidir.

Yaradan’ın bana verdiği egoizm tarafından yönetildiğimi hissederim. Tüm arzularımı, tüm eylemlerimi, yaptığım her şeyi- nasıl oturduğumu, yürüdüğümü, davrandığımı ve düşündüğümü – Yaradan içimde oluşturmaktadır.

O zaman manevi olarak cansız seviyede olduğumu söyleyebilirim. Bu manevi bir seviyedir çünkü Yaradan ile bağlantılıdır ve cansız bir seviyedir çünkü eylemlerim benim değil, her şey sadece O’nundur.

Bu çok ilginç bir koşuldur. Bu, dünyamızdaki hiçbir insan için geçerli değildir çünkü onlar genel olarak manevi değildir.

“Maneviyat”, Yaradan ile bağ anlamına gelir. Dahası, net bir bağ: Yaradan’ın kollarımı, bacaklarımı, düşünceleri, duygularımı nasıl hareket ettirdiğini hissederim; etrafımda hissettiğim her şey aynı zamanda O’dur. Hayatım boyunca tüm “kuklalar” sayesinde, O benim üzerimde böyle bir etkiye sahiptir. Bütün bunlar manevi olarak cansız bir seviyedir.

Bu, evrenin ve Yaradan’ın edinilmesinde kolay bir adım değildir.

The Spiritual Inanimate Level