Rabaş’a Nasıl Yakınlaşabilirim?

Soru: Baal HaSulam’a ve size inanıyorum ama Rabaş’a yakınlaşamıyorum. Bunu nasıl yapabilirim?

Cevap: Baal HaSulam, Kabala bilimini edinen, genelleyen ve sistematik hale getiren büyük bir Kabalisttir. Kabala’yı bilim olarak değil, manevi bir edinim yöntemi olarak ustalaşmak için çalışırız. Bunlar birbiriyle ilişkili olmasına rağmen iki farklı şeydir.

Bir kişi manevi dünyaya kendisi girmek istediğinde, o zaman Baal HaSulam onun için bir teorisyendir. O, kişiyi ileriye götüremez. Rabaş, her adımda nerede olduğumuzu, ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı, bir grupta kendimizle ve Yaradan ile ne gibi etkileşimlerde bulunacağımızı açıklayarak bizi ileriye götürür.

Bir bankta yanımda oturup, ilk makalesini nasıl yazdığını iyi hatırlıyorum. Ona alüminyum sigara paket kağıdı verdim ve onun arka yüzüne, gelecekteki üç ciltlik kitabın ilkine, küçük bir makale yazdı.

İlk zamanlar ona sorular sordum ve onlara yazılı cevaplar verdi. İlk makaleleri bu şekilde ortaya çıktı. Daha sonra kendisi yazdı.

Bu makaleler olmadan ilerleyemezdik. Her sabah dersinde, Rabaş’ın makalelerine bir buçuk ila iki saat, On Sefirot’un Çalışmasına (Talmud Eser Sefirot) sadece yarım saat ve Baal HaSulam’ın makalelerine yarım saat ayırmaktayız.

İnsanların, Rabaş’tan önce, manevi alanı nasıl öğrenebilecekleri, bunu kendi içlerinde nasıl hissedebilecekleri ve farklı seviyelere nasıl ilerleyebilecekleri bile anlaşılmazdı. Bize öğrettiği şey budur çünkü bizim zamanımızda, bu dünyaya inen ruhlar ona ihtiyacı duyar.

Rabaş, Kabala ile ilgili uygulamalı, Baal HaSulam daha teorik bir Kabalisttir.

Rabaş’a yakınlaşabilmek için kişi, onun makalelerini okumalı ve onlarla ilgili derslerimizi dinlemelidir. Hepsi arşivdedir, ücretsiz kullanabilirsiniz, erişim ücretsizdir. Durmayın, okuyun yılmayın!

How Can I Get Closer To Rabash?

 

Hemfikir Olan İnsanların Grubunda

Soru: Aşırı güçlü olumsuz duygular beni boğduğunda ne yapmalıyım? Bu tür şeyler grupta tartışılamaz, ancak onları kendime de saklayamam, aksi halde derin bir depresyon başlar. Bunu kiminle konuşabilirim? Gerçeği söylemek gerekirse, henüz bir grupta değilim ve online ilk sömestr eğitimi görüyorum.

Cevap: Eğer bir grupta değilseniz, böyle şeyleri kiminle konuşabilirsiniz? Hiç kimseyle. Bu konuda kimseyle konuşmanızı tavsiye etmem çünkü kimse sizi anlayamayacaktır.

Sabit bir grupta olmanız gerekir ve o zaman bunu sizinle çalışan, aynı problemlerle uğraşan ve sizinle aynı soruları olan dostlarınızla konuşabileceksiniz. Aksi takdirde işe yaramayacaktır.

Hali hazırda bir grubunuz ve öğretmeniniz varsa, o zaman sorular sorabilir ve oradaki bazı konuları konuşabilirsiniz. Konuşmaya alışmanız için öğretmen sizi zaman zaman çemberlere yerleştirmelidir.

Soru: Kişi depresyondayken duygularını paylaşmalı mıdır?

Cevap: Evet, hissettiğiniz şeyi paylaşabilirsiniz. Bunda yanlış bir şey yoktur. Hepimiz aynı koşullardan geçiyoruz. Yani, özellikle yeni bir şey söylemeyeceksiniz. Kişisel, içsel sırlarınızdan biri olmayacak.

Ancak bunun hakkında sadece grupta, sadece çalıştığınız kişilerle konuşabilirsiniz, grup dışında – akrabalarınızla, işte veya evde değil.

Soru: İçsel koşullarınızı birbiriyle paylaşmanın ve diğer yeni öğrencilerle hissiyatların fırtınasını/kargaşasını konuşma yasağının sınırı nerededir?

Cevap: Bunu size söyleyemem, çünkü hala hangi seviyelerden bahsettiğimizi anlamıyorsunuz. Grup çalışmasını anlatan, Rabaş’ın ilk 20 ila 30 makalesini okumanız gerektiğine inanıyorum.

Manevi gelişiminizin, manevi yaşamınızın koşullarını grup içinde kendi aranızda konuşmak mümkündür. Ama sadece grupta.

In A Group Of Like-Minded People

 

Yaradan’a Ulaşmanın Koşulu

Soru: Bir acı kaynağı olarak hissedilirse, Yaradan’ı aramak zordur. O’nun iyi ve iyilik yapan olduğunu hissetme çabaları egoist olarak mı kabul edilir?

Cevap: Bunu ifşa etmemiz gerekir. Grupta yaratmaya çalıştığımız bu koşullardan, O’nun edinimi için zemin hazırlıyoruz.

Sevme ve ihsan etme niteliklerine, egomuzun üzerinde birliğe ulaştığımız ölçüde, koşulları yaratırız yani Yaradan’ı edindiğimiz Kli’yi (kabı).

Yaradan, bizim tarafımızdan oluşturulan Kli’de, O’nun ihsan etme ve sevme niteliğine, O’na uygun hazırladığımız niteliğe benzerliğimiz ölçüsünde ifşa olur.

The Condition Of Attaining The Creator

 

Bir Sinema Perdesinde Gibi

Soru: Yaradan, içimdeki değişikliklere bağlı olarak beni farklı şekilde etkiler mi? Yoksa O’nun etkisi aynı kalır ama benim algım mı değişir? Kim değişir: ben mi O mu?

Cevap: Dünyamızda, insanın: iklim değişikliği, çevre, toplumsal çevre ve diğer her şey ile ilgili neler hissettiğinden konuşuruz.

Oysa Kabala, her şeyin içimde olduğunu açıklar: toplum, insanlık, iklim ve olan her şey. Fakat ben bunu sadece dışarıda, benim dışımda, farklı doğa seviyeleri olarak görürüm.

Dolayısıyla kendimi içeriden değiştirerek dış dünyayı değiştiririm. Tersine, bana göre, dünya dışarıdaymış gibi gelir, böylece ben kendimi değiştirerek değişikliklerimin sonucunu görürdüm.

Etrafımda 360 derece bir “perde” olduğunu ve üzerinde dört seviyenin hepsinde meydana gelen değişiklikleri gördüğümü hayal edin: konuşan, hayvansal, bitkisel ve cansız. Bunlar bir sinemada olduğu gibi kendilerini dışarıda bir “perdeye” yansıtan arzunun dört aşamasıdır.

Burada iki yaklaşım vardır. Ya ben, kendimi değiştirerek, çevremdeki dünyayı daha iyi hale getiririm. Ya da aynı kalırım ve çevremdeki dünya beni değişime zorlamak için değişir. Yani, ya Yaradan beni olumlu bir güçle ileri çeker ya da olumsuz bir güçle arkamdan iter. Bütün bunları etrafımdaki “perdede”  görürüm.

Soru: O zaman, sürekli olarak birbirinin yerine geçen, yılın dört mevsimi hakkında ne söylenebilir?

Cevap: Bunlar dört mevsim şeklinde benim içimde yansıyan, ışığın dört safhası, dört temeldir. Her şey dört, beş veya on bölüme ayrılmıştır. Bu, bu şekilde dışa doğru yansıtılan içsel dünyamdır.

Like On A Cinema Screen

 

İnsanlığın Gelişiminin Sonucu

Soru: Eğer tarihçilere inanılacak olursa, o zaman homosapiens (akıllı adam) olarak insan, yaklaşık 70.000 yıldır var olmuştur. Kabalistler, insanın Yaradan’ı ifşa eden kişi olduğunu iddia eder. Geçen 6,000 yıldır böyle insanlar oldu mu?

Cevap: Onların sadece bazı bireyler olduğunu söyleyebiliriz. Yaradan’ı edinen ilk kişi, “Domeh – Yaradan’a benzer” kelimesinden gelen, Adem olarak adlandırıldı. Böyle insanların tüm tarihinde, on binlerce kişiden fazlası olmamıştır.

Ancak Kabala, yaratılış planına göre, tüm insanlığın Yaradan’ın ifşasına ulaşması gerektiğini söyler. Eninde sonunda, Dünya’da sürekli olarak fiziksel bir bedende tezahür eden her insan, O’na ulaşmalıdır.

The Result Of Humanity’s Development

 

Ve Gökyüzünde Gezegenler Belirdi

Soru: Eğer on Sefirot, on gezegene karşılık geliyorsa, neden sadece dokuz tane keşfettik? Bunun bir kökü var mı?

Cevap: Gerçek şu ki realitede, evrende çok daha fazla gezegen var. Kabala onları uzun zaman önce öngördü.

Özellikle, Zohar Kitabı farklı yerlerinde, bunun hakkında çok şey yazar. Ben bununla ilgilenmedim. Gerçi çocukken astronomi okudum, Kabala’ya, dünyamızın manevi sonuçlarına yakınlaşınca, ilgimi çekmez oldu.

Soru: Tora şöyle yazar: “Ve gökyüzünde gezegenler belirdi…”. Bu neden söz ediyor?

Cevap: Tora fiziksel gezegenler hakkında değil, manevi güçler hakkında yazmaktadır. Dünya, Güneş ve Ay’ın hepsi manevi güçlerdir, görebildiğimiz ve gözlemleyebildiğimiz şeyler değildir. Dünyevi takvimi derlememize rağmen, kişi manevi köklere göre neyi işaret ettiğini ve sonuçlarının nerede olduğunu açıkça anlamalıdır.

And The Planets Appeared In The Sky

 

Dünyamızda Hiç Özgecil İhsan Var Mı?

Soru: Dünyamızda ihsan etmek için almayı tanımlayan her hangi bir örnek var mı?

Cevap: Birinin bana hediye vermek istediğini ve bir kutu çikolata getirdiğini varsayalım. Yüksek kan şekerim var ve tatlı yemem. Ama bu hediyeyi kabul ederim çünkü kişi bana bunu tüm kalbiyle vermektedir. Ancak temelde, ona karşı iyi tavrımı ihsan etmek için alırım.

Bizim dünyamızda gerçekten ihsan etme uğruna almanın bir örneği yoktur. Hatta ihsan etmek için ihsan etme diye bir koşul bile yoktur. Burada, her şey bencil ve egoistik ve sadece kişinin kendi iyiliği için yapılır. Aksi takdirde düşüncelerde, arzularda veya fiziksel olarak hiç bir hareket yapamayız. Bunun için enerjimiz olmazdı. Biz almaya mahkûm edilmişiz. Biz böyle yaratıldık.

İhsan etmeye başlamak, ihsan etmenin içinde yaşamak için, tamamen yeni bir enerjiye ihtiyacımız var- İhsan etme enerjisine. Bu enerjiyi sadece gurupta çalışarak almaya başlarız. Ve akabinde, hiçbir egoist enerji tüketmeden, yavaş yavaş özgecil ihsan etme niteliklerine ulaşma fırsatını elde ederiz. Sonuçta biz bu enerjiyi Yaradan’dan alacağız.

Güneş’e yaklaşımım gibi Yaradan’a yaklaşırım: Enerjiyi O’ndan alırım ve bu nedenle ihsan edebilirim. Sadece bu şekilde maneviyatta hareket edebiliriz.

Bizim öğrenmemiz gereken şey budur ve bu önümüzde durmaktadır.

Is There Any Selfless Bestowal In Our World?

 

Kendi Hislerinizdeki Edinim

Soru: Kabalistler, Yaradan’ın özünün edinilemez olduğunu söyler. Bizler sadece O’nun yöntemini/yapısını ve önemini elde edebiliriz. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Bu, edindiğimiz her fiziksel olgudan sonra gelir. Dışımızda var olan hiçbir şeyi edinmeyiz.

Diyelim ki belirli bir sinyal duyu organlarıma giriyor. Bunun ne tür bir sinyal olduğunu bilmiyorum. Kulaktan içeriye geçtiğini, kulak zarı üzerine baskı yaptığını, sonra çekice ve işitme organının diğer bölgelerine baskı yaptığını biliyorum. Sonra elektriksel sinyallere dönüşür, beyine geçer ve orada bazı kavramlarda görüntülenir.

Sizin sözlerinizden, bazı düşüncelerin ve hislerin beynimde açığa çıkması gerçeği ile ses titreşimlerinin kulak zarına ulaşması arasındaki bağlantı nedir?

Binlerce değişiklik meydana geldiği için, benim dışımda ne olduğunu bile söyleyemem. Ben sadece içimde olanı edinirim. İçimde olandan, tüm bunlar sanki dışarıdan geliyormuş gibi tecrübe etmeye ve keşfetmeye başlarım.

Yani, olgunun kendisini asla edinemeyiz, sadece içimizdeki yansımasını ediniriz. Bu dünya ile aynıdır. Bizim içimizde böyle gösterilir. Bu duvarlar, kitaplar, insanlar, televizyonlar, ışık ve karanlık gerçekten ne anlama geliyor? Bilmiyorum.

Soru: Bir erkeğin yalancı olduğunu varsayalım. Biyolojik bedeni madde, karakteri de yalancıdır. Anladığım kadarıyla, kişiden bağlantısı kesilmiş bir yalan, kişinin soyut formudur ve araştırılamaz. Bu doğru mudur?

Cevap: Bu, hatalara yol açan bir felsefedir.

Soru: Bu, onu araştırmanın mümkün olmadığı anlamına mı gelir? Kabalistler bile bunu yapamaz mı?

Cevap: Hayır, Kabalistler onu araştırabilir. Onlar manevi dünyanın tüm unsurlarını, yalnızca kendi edinimlerinden adlandırırlar.

Soru: Ama onlar soyut formu ve özünü değil, formun ve maddenin kendisini mi araştırırlar?

Cevap: Evet. Tabii ki. Bu yüzden buna Atzmuto denir, yani ne araştırabileceğimiz ne de hissedebileceğimiz bir olgudur. Bu bizim içimize girmeden önce vardı.

Örneğin, ses dalgası içime girer ve daha sonra tüm dönüşümlerden geçer, kulaktan başlayarak zihinde ne olduğu hakkında farkındalığa varana kadar, içimde var olur. Dışımda olan şeyi asla bilemeyeceğim, çünkü dışarıdadır. Benzer şekilde, Kabalistler edinimlerini, edinilemez olandan net bir şekilde ayırırlar, çünkü kişi hala yaratılmış bir varlıktır.

Not: Kabala’da bir kanun vardır: Yaradan’ın veya üst güçlerin görüntüsünü hiçbir şekilde karakterize etmeyin ya da oluşturmayın.

Benim Yorumum: Evet. Bilimin gelişmesinin bir sonucu olarak, şimdi açıklamak, 40 yıl önce Kabala öğretmeye başladığımdan daha kolay.

Günümüzde, etrafımızdaki her şeyin hacimler veya nesneler değil; dalgalar, kuvvetler olduğunu net bir şekilde açıklayabilirsiniz. Gerçek şu ki, tüm hacimler ve nesneler sadece bizim duyularımızda varlar ve realitede, bunların hepsi, üzerimizde doğasını anlamadığımız bir tür etkidir.

Sadece kendi içimizdeki hislerimizden var olan şeyler hakkında konuşabiliriz. Bu nedenle, bugün bunu insanlara, özellikle bu işlerin böyle yürüdüğünü zaten anlayan genç kuşağa anlatmak çok daha kolaydır.

Attainment In Your Own Feelings

 

Ruh Denilen Cihaz

Soru: Edinim ve derinlemesine öğrenme arasında ki fark nedir?

Cevap:  Her çalışma aklın yardımıyla gerçekleştirilir. Kişi istediği her şeyi çalışabilir ancak edinemez çünkü Kabala’da bilgi, niteliklerin birleşmesine dayanır.

Manevi dünyayı algılayamayız çünkü onun gibi yeterli niteliklere sahip değiliz. Örneğin, etrafımızda radyo dalgaları vardır ki bizler görmeyiz ve hissetmeyiz, ancak onları algılamamıza yarayan araçlar yaparız.

Aynı şekilde, manevi dünyayı algılayacak bir cihaz yapmamız gerekir. Buna ruh denir ve ruh, dünyamıza tamamen zıt olan üst dünyanın ihsan etme ve karşılıklı bağ niteliklerine sahip olmalıdır.

Onları grupta, Kabala bilgeliğinin öğrettiklerine tamamen bağlı kalarak bulabiliriz. Duyusal ve akılcı materyal toplarken onun içinizde yavaş yavaş nasıl oluştuğunu hissetmeye başlayacaksınız. Her türlü manevi unsurların yapısı, onların çeşitli bileşimleri, sınıflandırılmaları, seviyeleri vb. hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz.

Başka bir deyişle, Kabala Bilimini çalışırken – üst dünyanın fiziği- belli duygular, nitelikler ve algılar yavaş yavaş içinizde oluşur. Kendi içinizde modeller oluşturacaksınız: “Bu Bina, bu Malkut, bu Zer Anpin, o Parsa’nın üstünde, bu Parsa’nın altında” ve benzeri gibi.  Bu ruhunuzun kademeli/derece derece tasarımıdır.

A Device Called The Soul

 

 

 

Kötü Eylemler ve Manevi Gelişim

Soru: Fiziksel hayattaki kötü eylemlerim, manevi yaşamımı nasıl etkiler?

Cevap: Fiziksel hayattaki hiçbir eylem maneviyatı etkilemez çünkü hepsi yukarıdan kontrol edilen egoizm tarafından belirlenir.

Maneviyatı etkileyen tek şey, dostlarınızla bağ kurmak ve ihsan etme niteliğini elde etmek için çabalarınıza ne kadar yatırım yaptığınızdır. Sadece bu! Geri kalan her şey bu dünyadaki oyuncaklarımızdır.

Bad Deeds And Spiritual Development