Yaradan’ı Kendi İçinizde Kendiniz Yaratın

Soru: Yaradan’ın gönderdiği şeye, doğru olarak cevap vermek ne anlama geliyor?

Cevap: Doğru cevap; onunla temasın olduğunun sürekli bir hissidir.

Soru: Kişi onun Yaradan’dan geldiğini nasıl anlayabilir? Belki sadece bana öyle geliyor?

Cevap: Ne olursa olsun, sadece Yaradan’dan geldiğini düşün. Ancak bunu dostlarında birlikte yapman daha iyi.

Soru: Yaradan’ı tam olarak kim ifşa eder?

Cevap: Yaradan, arzularının ve diğerlerinin arzularının tek bir birleşik sistem içinde birleştiği ve birlikte çalıştığı kişi tarafından, grup içindeki gelişiminin bir sonucu olarak ifşa edilir. Daha sonra, bu iki arzunun arasında, bağın niteliği ortaya çıkar- bu çoktan Yaradan’ın ifşasının başlangıcıdır.

Create The Creator Within Yourself

Evrenin İki Vektörü

Soru: Egoizm ve özgecilik nasıl tanımlanır?

Cevap: Baal HaSulam egoizmi öz-sevgi olarak tanımlar, bir kişi diğerlerine ragmen, mümkün olduğunca çok kendini doldurmak istediğinde, başka hiç kimseyi hesaba katmadan.

Özgecilik, bir başkasını doldurma arzusudur, kendine rağmen verebildiğin her şeyi vermektir- kendini tatmin etmek için değil, bir dostunun arzusunu tatmin etmek için.

Evrende sadece iki vektör vardır: Kişinin kendisine ya da başkalarına yönelik bir güç. Onların kombinasyonu doğada tüm seviyelerde var olan her şeyi meydana getirir: cansız, bitkisel, hayvan ve insan.

Soru: Neden böyle bir çok seviyeli sistem oluşturuldu?

Cevap: Doğanın dört seviyesi, direk ışığın gelişiminin dört safhasını temsil eder. Cansız, bitkisel, hayvansal ve insan doğası, arzunun birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü seviyelerine karşılık gelir.

Two Vectors Of The Universe

Duygular akılla nasıl barışır?

Facebooktan soru: Duyguları akılla nasıl barıştırabiliriz, çünkü duygularımız, dünyanın işlediği akılcı yoldan uzak olan, yaşam olaylarına verilen cevaplar olarak ortaya çıkıyor?

Duygularımızın akılla ilgisi yok. Duygular açığa çıkarlar çünkü arzulardan “atlıyorlar”. Ve arzu doğuştan doğamızdır.

Akıl, duyguları toplamak, onları çözümlemek, karşılaştırmak, frenlemek vb. için tasarlanmış edinilen ek bir sistemdir. Fakat genel olarak, akıl duyguların önünde zayıftır; önce arzular gelir, akıl ikincildir.

Soru: Duyguları frenlemek mümkün müdür?

Cevap: Hiçbir anlamı yok. Duygularınızın dengeli olduğu bir safhaya ulaşmak zorundasınız. Buna karşın olumsuz duygular, pozitif olanlarla dengelenebilir ve onlarla birlikte rahat hissedebilirsiniz, çünkü hem olumsuz, hem de olumlu duygular, yüce bir hedefe doğru birlikte çalışacaktır.

Ve hepsine ihtiyacınız olduğunu biliyorsunuz. Doğanızla veya etrafınızdaki insanlarla savaşmıyorsunuz. Aksine, birbirinizle uyum içinde olduğunuzda bir safhaya girersiniz. Bir kişinin artısı, bir başkasının eksi tarafından dengelenir. Biz, hepimiz birbirimizle doğru bir şekilde bağlantı kurduğumuz taktirde, ideal bir sistem oluşturacak ve tüm artılarımız – eksilerimiz mükemmel olarak birbirine uyum sağlayacak şekilde yaratıldık.

Soru: Yani artılar ve eksiler birleşmek üzere dünyanın dört bir yanına mı dağıtılmış?

Cevap: İşte sorun budur. Başka seçeneğimiz yok. Birbirimiz arasında bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, hiçbir şeyin yardımcı olmadığı görerek cesaretimiz kırılıyor ve sonunda ölüyoruz.

Ama aslında, kendi kendimize hiçbir şey yapamayacağımızı ve Yaradan’dan bize yardım etmesini istememiz gerektiğini görmemiz gerekiyor. Ardından, doğru mozaikte çabucak bir araya geleceğimiz ve birbirimizi tamamlayacağımız etkinin altında, Yaradan üst Işık ile bizim üzerimizde parlayacak.

O zaman herkesin birbirimizle mükemmel uyumuna ulaşacağız. Tüm olumsuz ve olumlu duygular tamamlanacak, her insan başka biri için gerekli olacaktır. İşte bu şekilde mükemmelliğe ulaşacağız.

How Can Emotions Be Reconciled With Reason?

Bizim ‘Ben’ imiz nedir?

Soru: Bir kişinin var oluşunun farkında olan ‘Ben’ nedir?

Cevap: Sadece biraz egoizm. Bunu değiştirerek, sadece onun içindeki almanın özelliğini değil, aynı zamanda ihsan etme özelliğini de hissedeceğiz. İhsan etmek için ıslah olmuş egoizmde, bizim dışımızda gerçekten neyin var olduğunu hissetmeye başlarız.

Şimdi sadece duyularımıza giren şeyleri hisseder ve analiz ederiz: Görme, duyma, tat alma, koku alma ve dokunma. Eğer ek duyu organlarımız olsaydı, içimize girip ve adapte olduğu şeklinde değil, bizim dışımızda var olduğu şekliyle daha çok hissedebilirdik, nesnel olarak. Buna ruhsal algı denir.

What Is Our “I”?

Vücut öldüğünde ne olur ?

Soru: Vücut öldüğünde, ruhun onu terk ettiğini söylüyorlar. Bedeni gerçekten terk eden nedir?

Cevap: Kabala’da “beden” terimi arzu anlamına gelir. Işık bu arzudan çıktığında, beden ölür. Başka bir deyişle, sadece almak isteyen bir arzu haline gelir. Buna ölü arzu ya da ölü beden denir. Prensip olarak bahsettiğiniz ölüm türü mevcut değildir.

Soru: Ölümden sonra, insanların ıslah olmamış ruhları nerededir?

Cevap: Her zaman onlar için benzer bir nitelik kazanan arzu içinde var olurlar.

Vücudun ölümünden sonra, daha geniş olarak ruhsal, hisli safhamızı hissetmeye başlarız. Vücut öldüğü için değil, belli bir egoist arzu yok olduğu için.

Soru: Bir kişi doğal bir ölümle ölebilir, öldürebilir, boğulabilir veya yanabilir. Ölüm yöntemi kişinin ruhunu ölüm anında etkiler mi?

Cevap: Hayır, çünkü ruhu yoktu. Bir insan üst dünya için arzu duymadan önce, sadece bu dünya seviyesinde ilerleme ile ilgilidir. Bu yüzden ruhsal ilerleyişinizi mümkün olduğunca çabuk başlatmak faydalıdır.

What Happens When The Body Dies?

Ruh geçmiş yaşamları hatırlar mı?

Soru: Ruh niçin geçmiş, dünyevi yaşamlarının deneyimlerini hatırlamıyor?

Cevap: Ruh her şeyi gayet iyi hatırlar, çünkü mevcut safhası zaten geçmiş olduğu, önceki safhalar tarafından belirlenir.

Her şey kesinlikle belirleyicidir. Şans eseri olan hiçbir şey yoktur.

Does The Soul Remember Its Past Lives?

Kabala ve Zihniyet

Soru: Bir insanın kimi coğrafi yerlere yerleştiğini ve oraların karakterini ve zihniyetini kazandığını varsayalım. Hepsi yukarıda mı belirlendi?

Cevap: Evet.

Soru: Kabala’da bir zihniyet kavramı var mı?

Cevap: Hayır. Üst dünyada bir kişi tamamen yeni özellikler, yeni safhalar edinmeye başladığı için dünyevi insan özellikleri, ruhun özellikleri üzerinde çok küçük bir etkiye sahiptir.

Bununla birlikte, kişi Adem’in genel sistemine dahil edilmesinin sınırlarını ve aynı zamanda hayvan safhalarını, özellikle de maddesel zayıflıklarını ve eğilimlerini görür. Fakat manevi ıslah için gerçekten önemli değil.

Kabbalah And Mentality

İnan ya da İnanma

Soru: Kabalistler için ışık ve karanlık ne ifade ediyor?

Cevap: Işık ihsan etme niteliği ve sevgidir. Karanlık, nefret uyandıran alma niteliğidir.

Bizim dünyamızda, ikisini de anlamıyoruz, çünkü biz, gerçek ihsan etme ve sevgi niteliğine sahip değiliz ve sadece egoizmden hareket ediyoruz. Yine de, birini diğeri olmadan anlamak imkansız.

Üst dünya ile kesinlikle hiçbir temasımız yok, manevi bir kıvılcımdan başka. Bu nedenle, her şey gruptaki bütünsel ilişkilerin gelişimine olan katkımıza bağlıdır. Bu ilişkiler sayesinde üst ışığı çekebiliriz ve o içimizde hem iyi (ışık), hem de kötü (karanlık) safhalarda var olacağımız, karşılıklı ilişkiler sistemini yaratacaktır.

Soru: Işığın ne olduğunu ne zaman anlamaya başlayacağız?

Cevap: Karanlıkta olduğumuzu, fark etmeye başladığımızda olacak.

Soru: Yaradan’ın bizi O’nun karşıtı olarak yarattığı yazılıyor. Öyle değil mi?

Cevap: Hala ulaşmamız gereken gerçek egoizm hakkındadır. Bununla birlikte, cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelere sahibiz. Şimdi dördüncü seviyeye, insan seviyesine yükselmeliyiz. Yaradan’ın karşıtı olan düzey bu düzeydir. Bu seviyeye henüz ulaşmadık. Ruhsal Dünyada ona sol çizgi olarak ulaşıyoruz.

To Believe Or Not To Believe

Her Şey Işık Tarafından Biçimlenir

Soru: Daha önemli olan nedir? Hazzın ışığı mı ya da arzu mu? Işık arzuyu biçimlendirir mi, yoksa ışığın niteliğini ve miktarını belirlediği süreçte tersine çevirmek mümkün mü?

Cevap: Her şey sadece Işık tarafından biçimlendirilir – O ilk ve sondur. Biz onu teşvik etmeliyiz.

Eğer doğru bir şekilde yaparsak, Işık üzerimize gelir ve işlevini yerine getirir, ve eğer yanlış bir şekilde yaparsak, o zaman ışığın etkisi altında hala bizi ıslah eden doğanın zorlayıcı güçlerinden etkileniriz ama hoş olmayan bir yolda.

Işık Yaradan’ın arzusudur. Çevreleyen ışık ise dört bir yanımızdadır ve aşamalı olarak bizi, alımına hazırlar.

Everything Is Formed By The Light

Gizlilik Özgürlük Verir

Soru: Grup aracılığıyla güç alabileceğimi söylüyorsunuz. Grup Yaradan’dan bir verici midir, yoksa manevi bir güç kaynağı mıdır?

Cevap: İkisi de. Gerçek şu ki, bana göre, grup Yaradan’nın tezahürüdür. Bu nedenle, grupla birleşmeye çalıştığım ölçüde Yaradan’a bağlı kalmaya çalışıyorum. Gruba ihsan ederek, Yaradan’a ihsan ederim ama ben ne bunu görüyorum ne de biliyorum.

Eğer grup yerine Yaradan’ı görseydim, bir köle gibi o’na sürekli olarak ihsan etmek zorunda olurdum. Otomatik olarak bir meleğin forumda olurdum. Bununla birlikte, bu Yaradan’ı görmeyerek nasıl özgür seçimimin olduğudur.

Yaradan bu dünyanın ardında gizlenmiştir.

Bu nedenle, “Olam” (Dünya) kelimesi “Alama” kelimesinden gelir (Gizlenme). Buradan gizlemenin bize özgür seçim veren büyük bir lütuf olduğu çıkar.

Sadece Yaradan’ı edinmede özgür kalabildiğim ölçüde, her şeyi kontrol eden bu büyük gücü ortaya çıkarabilirim : geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek.

Soru: Diyelim ki; dünya çapında saygı gören zengin bir insanla tanıştım. Onu kendi çıkarlarımla kullanmak istemediğim için, onunla tanışlığımı daima herkesten ve hatta kendimden bile saklıyorum. Yaradan ile ilişkimizi de böyle düşünmek mümkün mü?

Cevap: Bana tamamen ifşa olmasına rağmen, Yaradan’la tanışlığımı kendi hatrıma kullanmıyorum, “O evimin tümünde sadıktır” diye yazılmıştır.

O size güvenir ve arzularınız üzerinde bir kısıtlama (Tzimtzum) yapmak için kendi içinizde bir ekran yaratmanız gerekir – Yaradan’dan hiçbir şey kabul etmemek ve sadece ihsan etmek için çalışmak.

Soru: O, kendisini sürekli bana ifşa etmeye çalışıyor ve ben kendim onu sürekli olarak gizliyor muyum?

Cevap: O sadece sen onu gizlemeyi öğrendikten sonra ifşa olur…

Concealment That Gives Freedom

Toplam 195 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...102030...Son »