22 Şablon Vasıtasıyla

Soru: Önümde gördüğüm dünya, bir harf mi yoksa bir harfler koleksiyonu mu? Bu dünyayı yazıyor muyuz yoksa okuyor muyuz?

Cevap: Bu dünyayı, sanki ışığın bize geçtiği bir şablondan görüyoruz. Tabii ki bu, bizi bugün etkileyen üst ışık değil, ama yine de onun bir kısmıdır. 22 şablondan geçer ve böylece bize yansır.

Ben bu şablonları görmem, onların içinden geçen ışığı görmem. Her şey benim içimde olur ve içimde neler olup bittiğinin sonucunu 22 şablon vasıtasıyla ışıktan etkilenen egoizmim, hislerim, arzum olarak görürüm.

Soru: Bu, özellikle hassas bir kişinin aniden İbranice konuşabileceği veya İbranice yazmaya başlayabileceği anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, elbette.

Soru: İbranice öğrenmede, grupta çalışmak gibi bir tür manevi eylem var mıdır? Yine de, bunun doğru olduğunu bilsemde, hala kendimi çalışmaya zorlayamıyorum.

Cevap: Bizim karşılıklı konuşmamız İbranice öğrenimindeki bir ders değil. Bu size, Kabala’nın üst dünyanın eylemlerini tanımlamak için hangi kodu kullandığını anlatmayı amaçlamıştır. Bizim üzerimizdeki etkilerini ve bunların sonuçlarını çalışmamış olsaydık, o zaman bu dili kesinlikle bilmeyecek veya ilgilenmeyecektik. Gerçekten unutulmuş olurdu.

Ancak, gittikçe daha fazla canlanıyor çünkü dünyamızda daha fazla insan üst ışığın onları nasıl kontrol ettiğini bilmek istiyor. “O benim için, Ben O`nun içinim” ilkesi üzerine üst güçle konuşmak, yalnızca harf şablonları vasıtasıyla, 22 belirlenmiş simge vasıtasıyla mümkündür.

Eskiden daktilolarda kağıda harfleri vurduğumuz gibi, bu sistem de aynı şekilde çalışır.

Through 22 Stencils

 

Yaradan Tarafından Gönderilen Bozukluklar Nasıl Kullanılır?

Soru: Kişi, Yaradan tarafından gönderilen, sözde darbeleri, bozuklukları nasıl etkili bir şekilde kullanabilir?

Cevap: Sevgi ile. Bunların, kural olarak rahatsız edici duygular olduğunu anlarım ama onları amaçlı bir şekilde algılamalıyız.

Bizi çevreleyen her şeyde Yaradan’ın tezahürünü, sevgi ile ilişkilendirebildiğimiz ölçüde, O’nun her şeye karşı olan tutumunun sadece sevgiden geldiğini ve dünyada sevgiden başka hiçbir şey olmadığını hissetmeye başlayacağız.

Muazzam sevgi alanını bozan şey, sadece bizim bu alanla uyumsuzluğumuzdur. Bu nedenle, dünyada birinin düzeltilmesi gerekiyorsa, bu sadece sizsiniz ve o zaman tüm dünyayı mükemmel olarak hissedeceksiniz.

How To Use Disturbances Sent By The Creator

 

Emirleri Yerine Getirmenin Anlamı Nedir?

Soru: Emirleri yerine getirmenin anlamı nedir?

Cevap: Emirleri yerine getirmek, birbirimize karşılıklı bağlı olmamızın, aramızdaki bağın koşullarını yerine getirmek anlamına gelir.

Adem’in tek sisteminde, birbirine bağlı olmak bir emirdir.

Her ne kadar bu sistem egoist arzulardan oluşsa da parçaları arasında özgecil bağlantılar kurarak, Yaradan’a, ihsan etme niteliğine benzer hale gelir, bu tam olarak verme haline geldiği ölçüde ifşa olur – ilk önce sıfır egoistik düzeyde, sonra birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci seviyelerde. Sonra Yaradan Nefeş, Ruah, Neşama, Haya ve Yehida’nın ışığı formunda ortaya çıkar.

What Does It Mean To Carry Out Commandments?

 

Maneviyatı Nasıl Hayal Etmeliyiz?

Soru: İlerlemekte olduğumuz koşulu tanımlayabilir misiniz? Aramızdaki bağın seviyesi ne olmalıdır: duygu düzeyinde ve düşünce düzeyinde?

Cevap: Bu soru için bir yer vardır ancak buna bir cevap yoktur. Üst ışığın aramızda ifşa olacağı karşılıklı ilişkiyi nasıl hayal edebilirsiniz ki? Bu tarif edilemez. Bu nedenle, zıtlıkların artık zıt değil, karşılıklı tamamlama olduğu yerde bu “mantık ötesi inanç”, “manevi nitelik”, “manevi dünya” olarak adlandırılır.

Bunun her birinizde doğrusal düzeyde algılandığını hissediyorum, burada hiçbir şey yapılamaz. Bunun gerçekleşmesi için sadece talep etmeniz gerekir.

How Should We Imagine Spirituality?

 

Kaderinizin Haritasını Değiştirin

Soru: Kabala, yıldızlarda karara bağlanmış olsa bile kaderinizin haritasını değiştirmeye yardımcı olabilir mi?

Cevap: Her birimizin kaderi çok net bir şekilde belirlenmiştir. Yolumuzun başlangıç ve bitiş noktalarını alırsak, o zaman, ne söylerseniz söyleyin her bir ruhun, tüm bu aşamalardan geçmesi ve mutlak hedefine, tam olarak gerçekleşmesine ulaşması gerekir.

Bu,  yolunuzu nasıl yürüyeceğinize bağlıdır: hızlı ya da yavaş, düşerek ve sürünerek, ya da tırmanarak veya tersine bir noktadan diğerine uçarak. Ciddi acı çekip çekmeyeceğiniz, olumsuz olup olmadığınız ya da olumlu olup olmayacağınız büyük bir fark yaratır.

Bununla birlikte, her birimizin bitiş noktası zaten belirlenmiştir.  Yani Kabala biliminin sunduğu her şey sizi yavaşlatmamak amacıyladır.

Diyelim ki bir ruh “A” noktasından “B” noktasına çıkmakta. Siz “n” noktasında durabilir ve birkaç ömür boyunca, korkunç acılar içinde “m” noktasına gidebilirsiniz ya da sanki uçuştaymış gibi hızlı bir şekilde oraya gidebilirsiniz. Bu nedenle, ilerlememizin hızını, büyüklüğünü ve kalitesini biz belirleriz. Bu bize bağlıdır.

Kabala biliminin sunduğu budur. Kabala bilimi, ulaşmamız gereken nihai hedefe yaklaşmak için tüm perspektifi görmemizi sağlar.

Uygulamada, yolun her bir bölümü, mutlak amacın sadece daha büyük ve daha büyük ölçekte gerçekleştirilmesidir: Nefeş, Ruah, Neşema, Haya, Yehida veya ruhun derece derece gelişiminin 125 basamağı.

Ruhumuzu geliştirirken, doğaya nasıl ulaştığımızı ve açtığımızı hissetmeye, onun içine dahil olmaya,  onu görmeye ve anlamaya başlarız. Bu, bizi kapsayan ve onun tamamlayıcı bir katılımcısı olmamızı sağlayan büyük bir senfoni gibidir.

Milyarlarca durumun her bir parçası diğerleriyle mükemmel etkileşim içinde olduklarında, böyle büyük bir uyuma ulaşmak en büyük hazdır.

Soru: Düz bir yolda mı ilerliyoruz yoksa daima bir sinüs dalgası var mı?

Cevap:  Bir sinüs eğrisi vardır, söylendiği gibi: “Dünyada günah işlememiş hiç bir erdemli yoktur.” Ancak mesele şu ki; hata yaptığınız zaman, hemen kafanızı toparlayın, hızlı bir şekilde ilerleyin, böylece hatalarımız bile bizi arayışa doğru itmeye hizmet edecek, anlam kazanacak, daha fazla ilerlemeye doğru bize ilham verecektir.

Change The Map Of Your Destiny

 

Yaradan, Bir Kişi Değildir

Soru: Yaradan’ın bir kişilik olarak var olmadığını söylemiş olsanız da, siz kendiniz,  O’nunla düşünen, arzulayan, deneyimleyen, sevinen, üzülen vb. fiziksel bir kişiymiş gibi iletişim kurmaya devam ediyorsunuz.

Açıklamalarınızı nasıl anlayabiliriz? Bir tür kişilik var mıdır? Yoksa Yaradan bir tür güç müdür? Güçler duygusal parçalara sahip değildir, bu yüzden tezahürlerinin hiçbirini tanımlamak için kullanılamazlar.

Cevap: Bir zamanlar bana çok fazla sıkıntı veren eski bir arabam vardı. Onu kendim tamir etmeye çalıştım ve bir kereden fazla tamir atölyesine götürdüm. Arabayı tamir eden tamirci ve ben, ona canlı bir varlıkmış gibi bakarak, kırıcı sözlerle azarladık.

Bir şeyi ele aldığımızda, genellikle nesneye, kuvvete, olguya, elbette ki bu nesnede veya varlıkta olmayan hislerimizi ve özelliklerimizi empoze ederiz. Aynı şey Yaradan için de geçerlidir.

Kendim içimde ihsan etme, sevgi ve bağ kurma niteliğini yaratabildiğim ölçüde, bu niteliğe “Yaradan” derim daha fazlası değil. Fakat gerçekte, yarattığım bu niteliğin dışında, Yaradan yoktur.

Burada kendimizi doğru konumlandırmamız ve Yaradan’ın Boreh,  Bo-Reh: Bo (gel), Reh (gör) olarak adlandırılmasının sebebinin bu olduğunu anlamamız gerekir. Sizler gelmeli ve görmelisiniz yani bu niteliği keşfetmek için aynı koşula ulaşmak zorundasınız. Biz bu niteliğe Elokim de demekteyiz. Bu, ruhun iki kısmından oluşmaktadır. Bir kısmı AHP, diğer kısmı Galgalta ve Eynaim’dir.

Eğer ruh hakkında konuşuyorsak, Yaradan’ın bununla ne ilgisi vardır? Bu aynı zamanda bir kişiye mi işaret etmektedir? Kişinin dışında ne olduğu hakkında konuşmuyoruz bile.

Bizler, kişi ihsan etme ve sevgi niteliğine ulaştığında, kişinin içindeki edinimden söz etmekteyiz.

Bu nitelik egoizmin üzerindedir, kendi içinde inşa etmek ve geliştirmek kolay değildir. Bunu edindiğimizde, onu Yaradan olarak adlandırırız. O zaman, Yaradan’ı algılama hakkında konuşabiliriz.

The Creator Is Not A Person

 

Kabala İpuçları – 11/18/18

Soru: Yaradan iyi hislerin olduğu bir alanda mı ifşa olur yoksa Yaradan mı iyi bir histir?

Cevap: Yaradan, tüm dünyalarda, tüm yaratılışta, içimde olan her şeydir. O, seçme özgürlüğünüz – kendiniz için belirlediğiniz küçük bir parametre – dışındaki her şeyi belirler.

Soru: Istırabın yolu, Yaradan’ın bir arzusu mudur?

Cevap: Yaradan’ın arzusu, orta çizgide, O’na tam bir benzerliğe ulaşmamızdır çünkü O’nun durumu, mükemmellik durumudur.

Soru: Kişi manevi sistemin yasalarını ihlal ederse, mutlaka ıstırap çekecek mi?

Cevap: Bu, grupta dostlar arasındaki iletişim/bağ yasalarını ihlal ettiği zaman olur.

Soru: Kişi sonsuzluğa ve bütünlüğe ulaştığında, acı ve ıstırap hissetmenin gerekli olmadığı nokta bu mudur?

Cevap: Evet.

Soru: Sürekli olarak her şeyin Yaradan’dan geldiğini, O’nun bana karşı iyi olduğunu ve O’nu sevgi dolu bir varlık olarak hissettiğimi hayal etmeye çalışırım. O zaman minnettar hissederim ve gruba mutlu bir şekilde katılırım. Yaradan’ı hissetme arzusu egoizm midir?

Cevap: Hayır, bunlar doğru girişimlerdir. Kişi iyi hisler için çaba göstermelidir.

Soru: Ailemizdeki iyi ilişkiler vardı, fakat kocam çok fazla para kazanınca hemen değişti. Onun agresifliği aileye, çocuklara geçti. Ben iyiliğin, kişisel gelişimin yoluna devam etmek istiyorum, ama kocam artık beni dinlemiyor. Sabırla beklemeli miyim yoksa net bir şekilde ilerlemeli ve kendi yoluma mı gitmeliyim?

Cevap: Bana öyle geliyor ki burada hiçbir şey yapamazsınız. Kocanız için, seçtiği yolda ilerlemesini sağlamalısınız. Asıl mesele, siz ve çocuklarınız hakkında düşünmesi ve sizin manevi gelişiminizin yoluna devam etmenizdir.

Soru: Kişi grupta bile sadece haz almak ister, bu bizim özümüzdür. Ancak bu bir ıslah değil dimi?

Cevap: Hayır, bu ıslah değildir. Bir gruba ihtiyacınız var, böylece kendi üzerinize yükselebilirsiniz ve dostlar için duyulan kaygıyla, onlarla bağ vasıtasıyla Yaradan ile bağa ulaşacaksınız.

Soru: Her insan acılığı tatlılığa dönüştürmeye ve Ahişena’nın (hızlanmanın yolu) hızlı ve kolay yolunda ilerleyemeye hazır ve muktedir midir?

Cevap: Evet, zamanımızda her insan acılığı tatlılığa dönüştürebilir ve bu yaşamda yaratılışın amacına ulaşabilir. Kişinin kaç yaşında olduğu önemli değildir. Fakat herkes, yalnızca hedefe doğru daha az hata yapmaya çalışacak.

Soru: Dünyamız üst dünyayla karışır mı yoksa ayrı mı durmaktalar?

Cevap: Hayır, karışmazlar.

Soru: Gruptaki bir kişi ıstırap çekiyorsa, bu Kabala’nın yoluna girmeyeceği anlamına mı geliyor?

Cevap: Bu, şimdilik manevi olarak yükselmesine yardımcı olmak için, ıstıraplarını doğru şekilde anlayamadığı/belirleyemediği anlamına gelir.

Soru: Yaradan,  bizim ortak hayalimiz midir?

Cevap: Yaradan, aramızda yansıttığımız şeydir. Bunun anlamı, tüm izlenimlerimizin ve özlemlerimizin toplamı olarak O’nu ifşa etmeyi başarmamızdır.

Soru: Istırabın değil, Kabala’nın yolunu seçtiğimi anlamak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Bu, manevi olarak yükselmek için, grubu ve dostları sizinle birlikte ne kadar çektiğinize bağlıdır.

Blitz Of Kabbalah Tips – 11/18/18

 

Yaradan İle Dalgayı Yakalayın

Soru: Kişinin Yaradan’a ancak O’na benzerlik içinde-onlu aracılığıyla dönebileceğini söylediniz. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Aynı frekansa ulaşmalısınız. Manevi alıcı-vericinizin frekansını ayarladığınızda, Yaradan ile aynı dalgayı yakalamanız gerekir.

İhsan etme ve sevginin niteliği O’ndan size gelir; bu nedenle, benzer bir nitelik sizden de O’na gitmelidir. Aksi takdirde, O sizi duymayacaktır çünkü Yaradan yankılanan, sadece doğası ile denk olan sinyalleri algılayan bir sistemdir.

Soru: Yaradan’a hazla da dönebilir misiniz?

Cevap: Hazdan değil, sadece eşitlikten.  Haz, eşitliğin bir göstergesi değildir. Sonuç olarak ondan dışarı akar. Esas olarak, herkes haz yaşayabilir. Bu nedenle öncelikle, Yaradan’la bir modem aracılığıyla, niteliklerimizi Yaradan’ın niteliklerine uyarlayacak bir çeşit bağlantı cihazı aracılığıyla iletişim kurmak zorundayız.  Onlu grup bu modemin rolünü üstlenir.

Catch The Wave With The Creator

 

Yaradan Sevgisi Uygulaması

Soru: Kabalistler Yaradan sevgisini nasıl uygularlar ve bu ne hissettirir?

Cevap: Bu uygulamayı birlikte deneyelim.

Sürekli olarak kendinizi Yaradan’ı sevmek, O’na karşı iyi şeyler yapmak, tüm ruhunuzla O’nu arzulamak, O’na daha yakın olmak ve O’nu hissetmek istediğiniz düşüncesinde tutmaya çalışın.

Deneyin ve bu bağdan yoksun olduğunuza dair içsel bir his geliştirip geliştiremediğinizi görün.

En iyisi, sürekli şöyle düşünmektir: “O’na iyi davranmayı çok isterim.” Böylesi içsel bir özlem, içinizdeki belirli hissiyatları çabucak uyandıracak ve daha sonra şunu söyleyebileceksiniz: “Gerçekten de içimde Yaradan’a karşı özel bir tutum var. Buna dayanarak daha fazla gelişebilirim.”

Tekrarlarım ve düşünmeye devam ederim: “Yaradan’a iyi şeyler yapmak için sürekli bir dürtüye sahip olmak istiyorum. Ancak Yaradan’ın bunu bilmesini istemiyorum. Bunu sadece kendim yapmak istiyorum.” Hepsi budur.

Practice Love For The Creator

 

 

Özel Manevi Bileşen

Yaradan’ı edinmek için bağa erişmemiz gerektiğini bile duymakta zorlanan insanlar vardır. Yaradan çok yüce ve akıl almazdır, O, hissetmediğimiz başka bir boyuttadır. O bizim aklımızın ve duygularımızın kapsamına uymamaktadır. Bu yap-bozu – Yaradan’ın görüntüsünü – içimizdeki düşüncelerden ve hislerden, O’nu bir şekilde hissetmemiz ve anlamamız için birleştiremiyoruz.

Oysa öte yandan, bunun dünyamızdaki basit fiziksel eylemlerle gerçekleştiğini söylüyorlar. İkisi arasındaki bağlantıyı anlamıyoruz: Başkalarına gülümser ve onlara iyi davranırsam bu nasıl yardımcı olur? Bunu ciddi bir oyun olarak değil, sadece ikiyüzlülük olarak düşünüyoruz. Bizler doğası gereği egoistiz ve içsel özü değiştirmeden dışsal davranışımızı değiştirmeye zaten çalıştık.

Ancak burada, kaynağa geri dönen ışık denilen özel bir manevi bileşen olduğunu, çekebileceğimiz özel bir güç olduğunu ve onun doğamızı değiştireceğini anlamamız gerekir. Bu nedenle, bağ kurmak, birbirimize yakınlaşmak, birbirimize destek olmak istemesek bile, bunu Yaradan’a yakınlaşmak için yapmalıyız. Bu zor bir iştir ve kendimizi bunun gerekliliği konusunda ikna etmemiz gerekir, böylece arzumuza karşı hareket ederek, rol yaparak ve oynayarak bile ıslah eden ışığı uyandırırız.

Çabalarımız ne kadar yapay ve doğal değilse ve yine de bunu yaparsak, bu o kadar fazla ışık uyandırır. Bu nedenle, başkalarıyla hiç bir bağda kalamayan ve bu prensibi kabul etmeyen insanların, bağ kurmak için en küçük çabaları sayesinde, büyük ıslah eden ışığı uyandırmaları paradoksudur.

The Special Spiritual Component