Kabala İpuçları – 2/4/18

Soru: Manevi olarak güçlü olan kişi daha fazla mı egoisttir?

Cevap: Evet, kişi manevi merdivende ne kadar yükselirse, onun egoist ve özgecil özellikleri daha güçlüdür. Daha büyük iniş ve çıkışlar yaşar. Ancak, bir yandan da, genellikle bu şekilde görünmez. Bir Kabalistin içinden geçtiği tüm manevi süreçler, tamamen dışsal bir gözle görülmez.

Soru: Tzimtzum (kısıtlama) ve bir Masach’ın (perde) çalışması aynı mıdır?

Cevap: Masach ihsan etme uğruna bir niyetle çalışmayken, Tzimtzum kendim için almayı reddetmemdir.

Soru: Bir Kabalist, normal bir insanın yapamayacağı hangi eylemleri gerçekleştirir?

Cevap: Sadece ruhsal eylemler. Dünyamızda, sadece vücudumuzun mümkün kıldığı aynı işlevleri yapabiliriz. Bu nedenle, bir Kabalist, onun hayvansal bedeninin çerçevesi dışında olanı yapamaz.

Soru: Manevi bir eylemin örneğini vermek mümkün mü?

Cevap: Başkalarına fayda sağlamak istediğiniz, sizin değil onların iyiliği için her eylem, manevi bir eylem olarak kabul edilir.

Soru: Kabala bilgeliği metodu kime yönelik?

Cevap: Ona yakın olmak isteyen herkes için tasarlanmıştır.

Soru: Bu dünyada takip edilebilecek, sonuçları olmayan manevi yasalar var mıdır?

Cevap: Dünyayı korumak için insanlara karşı iyi olmaya çalışın. O zaman, sonuçlar da iyi olacak.

Soru: Üst Işığı manevi amaçlar için kullanmamak mümkün müdür?

Cevap: Bu imkânsızdır. Üst Işık, ihsan etme uğruna bir niyetle çalışır. Bu, yalnızca sizin ihsan etme arzunuzdan, başkalarını tamamlamaktan kaynaklanan bir özelliktir. Bu nedenle, onu manevi amaçlar için kullanmamak, onun ifadesine terstir.

Soru: Kabala bilgeliğinde içsel çalışmanın niyeti nedir?

Cevap: İçsel çalışma, kendi içimdeki arzularımla, çeşitli arzuları, niyetleri vb. ile karşılaştırdığım bir durumdur.

Soru: Geçen son 100 yılda, elektrik kullanımını büyük ölçüde benimsedik. Başka bir 100 yılda, Yaradan’ın gücünün başka bir formunu kullanıyor olacak mıyız?

Cevap: Her geçen gün ne kadar birleştiğimizi ve bir araya geldiğimizi değerlendirdiğimizde, Yaradan’ın gücüne, 100 yıldan daha erken bir zamanda yardım çağrısında bulunmanın gerekli olacağını düşünüyorum. Bunun nedeni, aksi takdirde, birbirimizi basitçe “yiyip bitireceğimizdir”.

Blitz Of Kabbalah Tips – 2/4/18

Gelecek Dünya

Soru: Kabala’da “gelecek” veya “sonraki dünya” nedir?

Cevap: Gelecek dünya, Kabala çalışarak ulaşacağım dünyadır. Bir sonraki dünyadır çünkü o, bir sonraki algı seviyesindedir.

Ancak o, gerçek bir dünyadır. Benim sadece niteliklerimi almadan, ihsan etmeye biraz değiştirmem gerekiyor ve tersine çevrilmiş bir dünya göreceğim.

The Future World

Neden Kişi Kabala Korkusu Hisseder?

Soru: Neden kişi Kabala’yı uygulamak istendiğinde, aşılamaz bir korku ortaya çıkıyor?

Cevap: Kabala’nın ne olduğuna dair bilgi eksikliği nedeniyle korku ortaya çıkıyor.

Kişinin ruhunun ıslahından daha hoş, daha gerçekçi ve daha gerekli hiç bir şey yoktur. O, sizin dünyamızda fiziksel doğumunuzdan önce var olan ve bedenin ölümünden sonra sizinle birlikte kalacak olan ebedi parçanızdır.

Onu geliştirmek gereklidir, böylece bu dünyada bile, üst dünyayı ruhunuzla hissedeceksiniz ve kendinizi bedenle değil, onunla ilişkilendirmeye başlayacaksınız. Kişi buna ulaşmalıdır. Bunun hakkında göz korkutucu bir şey yok.

Soru: Kişi, Kabala çalışan diğer insanlarla özel bir içsel bağlantıya girerek “güvenlik yastığı” edinebilir ve korkudan kaçabilir mi?

Cevap: Belki şimdi sen, tamamen anlattığın şeylerle yönlendiriliyorsun. Bununla birlikte, prensip olarak, insanlar amaçlarını anlamak için Kabala çalışmaktadır. Kabala’yı korkudan ve kaygılardan kaçmak için bir araç olarak çalışmak da olumludur. Bu dünyada, bu yaşamda korku ve endişeden dolayı kendilerini bir şekilde güçlendirmek için Kabala’ya gelen insanlar var.

Why Does One Feel Fear Of Kabbalah?

Başkalarının Arzularıyla Yaşamak

Soru: Eğer gerçek yaratılıştan hiçbir şey hissetmiyorsak, sevdiğimizde, yiyecek aldığımızda veya yıldızlara baktığımızda ne hissederiz?

Cevap: Biz önemsiz derecede küçük egoizmimizde haz hissederiz. Tüm dünyamız, tüm hayatımız, onun içindedir. Onun dışında hiçbir şey hissetmeyiz.

Soru: Yani, hayalcilik, azap ya da aşk hakkında şiirsel hiçbir şey yok mu? Şiir yok mu, romantik bir şey yok mu?

Cevap: Bu, bedensel maddenin hem insanlar hem de hayvanlar tarafından, yaşadığı şeydir. Ancak bunlar, manevi incelemeler değildir. Manevi sezgiler/anlayışlar, kendim dışında birisini hissettiğimde ve onların düşünceleriyle, duygularıyla, onları doldurma yeteneği ile yaşadığım zaman, kendimden farklı bir koşuldan gelir.

Bunu yaparken, kendimi, maddeyi yaratan ve onu yeniden oluşturmaya, onu sürekli olarak daha yüksek derecelere dönüştürmeye devam eden Yaradan’a benzer hissetmeye başlarım. Bir başkasını doldurabileceğimi hissettiğimde – onları doyurmak, daha iyi için değiştirmek ama onların arzularına göre benim anlayışıma göre değil – o zaman Yaradan gibi hissederim ve Yaradan’ın ne hissettiğini hissederim. Buna manevi hayat denir.

Soru: Manevi hayatın ana kuralı nedir?

Cevap: Başkalarının arzuları ile yaşamaktır.

Soru: Neden manevi dünyayı hissedemiyorum?

Cevap: Çünkü sen niyet, arzu, kendin yerine başkalarını hissetme isteği/dürtüsü geliştirmedin.

“Kendin yerine” ne anlama gelir? Bu diğerlerini bir nesne (amaç) ve kendinizi bir araç olarak hissetmektir, bu nesneyi, doğru, olumlu bir koşula getirmektir.

Living Through The Desires of Others

Kötülüğün Farkındalığı

Bizleri kötülüğün, aramızdaki karanlığın farkındalığına getirecek bu tür değişiklikleri aramalıyız. “Şafağı uyandırıyoruz” (şafaktan önceki karanlık) ne anlama gelir? Eski alışkanlıkların gücünden dolayı daha önce görmediğim siyahlığın, karanlığın, ilişkilerin eksikliğini ifşa ederim.

Ama yapılan değişikliklerin bir sonucu olarak rahatsız olurum. Ancak bu, bıraktığım, artık gelmediğim anlamına gelmez. Şafağın uyandırılmasında, dua için yer yaratırız, Yaradan’a dönmeyi öğreniriz. İhtiyacımız olan tek şey budur: yolla ilgili olan eksikliği netleştirmek ki sonrasında giderilmesini dileyebiliriz, Yaradan’dan, O’nun bizi ilerletmesi için düzeltmeyi talep ederiz.

Kendimizi değiştiremeyeceğimiz ya da düzeltemeyeceğimiz bu tür koşullar içinde bulacağız. Ama tam olarak neyin düzeltilmesi gerektiğini, bize neler olduğunu keşfedeceğiz. “zamanı hızlandırma” (Achishena) yolunda, karanlığı kendimiz aramalıyız, sanki bir şeyleri yitirmiş, yolda yürüyen ve arayan çok yaşlı kambur bir adam gibi. Şafağı kendimiz uyandırmalıyız, yeni ayaklanmış, ilk adımlarını atmayı öğrenen bir bebek gibi yürümeyi kendimiz öğrenmeliyiz.

Amaç Yaradan’ın yardımı için duaya gelmektir. Eğer şafağı yakınımıza çekersek, ışığın önündeki karanlığı, eksikliği ifşa edersek, onu hızlandırabiliriz. Eksiklik hissi zaten bir duadır ve o kadar kuvvetli hale gelebilir ki, Yaradan’dan bir cevap alır ve O’nunla birlikte diyaloğa gireriz: yazıldığı gibi: “Ben sevgilim içinim ve sevgilim benim için.”

Bize kader ile doğru ilişkiyi ve üst kuvvetin doğru kullanımını öğretmek, yeni ve çok önemli bir aşamadır. Ahişena’da çalışmaya girdiğimiz yol budur, artık ileriye doğru çekilmediğimizde ya da arkadan itilmediğimizde, biz kendimiz adımlarımızı başlatıp, formüle ediyoruz. Bunlar zaten bizi Yaradan’la birleştiren, O’nunla bağı ortaya çıkaran eylemlerdir.

Awareness Of Evil

Şafağı Birlikte Uyandırmak

Yaradan’a ne kadar ihtiyacımız olduğunu hissetmek için kendimizi kasıtlı olarak dengeden çıkarırız. “İsrail zamana hükmeder.” diye yazılmıştır. Bu yüzden, oturup bir şeyin kendiliğinden gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Kendimizi hareket ettirmeliyiz.

Eğer aynı koşul tekrar etmeyi sürdürür ise, buna ölüm denir. Ben onu değiştirmeye çalışmalıyım. Gündüz ve geceyi değiştirmek benim gücümdedir. Bunların hepsi yalnızca Yaradan’a ihtiyaç yaratmak içindir. Kendimizi, Yaradan’ın yardımı olmadan baş edemeyeceğimiz koşullara zorla yerleştirmek isteriz.

Bu, kendimize acı çektirmekle ilgili değildir. Bunlar kötü durumlar değil. Kötülük, bizim önceden hazırlığımız olmadan gelen, ıstırabın yolundan gelen şeydir. Ama ben Işığı- Achishena’yı harekete geçirme yoluyla gidiyorum ve kendimi uyandırıyorum: “Şafağı uyandırıyorum.” Ben, kendim, karanlığı ve alacakaranlığı hissetmek istiyorum, çünkü onlar için bir tat geliştiriyorum. Ve bu olmadan, tuz ve karabibersiz tatsız yiyecekler gibi hiçbir tadım yok.

Bu, olumlu bir koşuldur, ayaklarınızın altındaki zeminin kaybolacağı, korkunun sizi sardığı, kafanızın bulanıklaştığı ve tüm temellerin yok olduğu hissiyatı gibi olumsuz değildir. Bununla birlikte, aklın uzak bir köşesinde bir yerlerde, bunun sadece beni ilerletmek için geldiğini anlarım ve bu yüzden sevinirim. Bu ıstırabın yolu değil, birlikte şafağı uyandırıyoruz. Yaradan’ın dolduracağı alanı temizlememiz gerekir. Ve bir sonraki anda, korku yine beni içine çeker.

Eğer gelecek korkusu içimde uyanırsa ve bununla birlikte, tüm bunların Yaradan tarafından beni O’na daha da yakınlaştırmak için yapıldığını anlarsam ve O’na tutunursam, o zaman koşulumu ve korkumu ancak kısa bir an için haklı çıkarırım. Asıl önemli olan, Yaradan’la yapışma elde ettiğimi ve ortaya çıkan her şeyin O’nun içinde olduğunu görürüm.

Ben tekrar Yaradan’la olan bağlantıyı hızla kaybederim ve yine annesini kaybeden, etrafına bakan ve onu hiçbir yerde görmeyen bir yeni doğanımdır. Bu egoist bir yaklaşımdır fakat hali hazırda Yaradan’a yönelik doğru taleptir.

Awakening The Dawn Together

Her Şey İçimizde Gerçekleşir

Soru: Neden Yaradan’ın eylemlerini nasıl yerine getirdiğini edinemiyor, sadece bu eylemlerin bizim tarafımızdan nasıl algılandığını anlayabiliyoruz?

Cevap: Çünkü bu eylemler içimizde gerçekleşir. Daha sonra bize gelecek daha yüksek bir düşünce ya da plan yoktur.

Olayların böyle gelişmesi hakkında konuşabiliriz, çünkü bize daha yakındır, daha anlaşılabilirdir, ama gerçekte her şey içimizdedir.

Her şey içsel algılanamaz koşullarımızdan kaynaklanır ve daha dışsal olanlara yaklaşır.

Everything Happens Inside Us

Bizler Sonsuz Varlıklarız

Düşünce: Kendinizi tanımak, cansız, bitkisel, canlı ve sekiz milyar insanın hepsinin ben olduğumu hissetmek ve anlamak anlamına gelir. Yaradan, benim dünyadaki öznel tasvirimi böyle resmetmektedir. Realitede, ben de dahil olmak üzere hiçbir şey yoktur- sadece Üst Işık vardır. Bu çok korkunç.

Benim Yorumum: Hiç de değil! Ben, sonsuzlukta, mükemmellik içinde, Yaradan’da, O’nunla birlikte ve O’nunla benzerlik içinde varım. Sadece kendimi bulmak için kendimi tanımlamaya ihtiyacım var. Ben ve siz, hepimiz bu sisteme dahiliz.

Ancak, kendim de dahil olmak üzere hiç kimsenin mevcut olmadığını söylemek yanlıştır. Bizler sonsuz varlıklarız, sadece bu durumu keşfetmeliyiz. Bizim dünyaların en düşüğünde yaşamamızın amacı budur.

We Are Eternal Beings

 

Ego Yok Edilemez

Soru: Kabala egonun yok edilmesini önerir mi?

Cevap: Hayır. Kabala, egoizm ile doğru bir şekilde nasıl çalışılacağını ve onun gücünün tam olarak nasıl kullanılacağını ele alan bir metottur. Bu yüzden “Kabala bilgeliği” denir (İbranice’deki “Kabala”, “almak” anlamına gelir), “LeKabbel” kelimesinden (“almak”) gelir.

Soru: Yani egoizmi yok etmek imkânsız mı?

Cevap: Hem imkânsız hem de gereksizdir.

The Ego Cannot Be Destroyed

Facebook’tan Soru: Bir Kişi Öldüğünde, Ruhu Nereye Gider?

Cevap: Ruh, ilk etapta var olmadığı için hiçbir yere gitmez.

Bir ruh, Yaradan’a benzerlik olarak kabul edilir yani Yaradan’a belli bir ölçüde benzer şekilde oluşturabileceğim arzular “ruh” olarak adlandırılır. Bana bağlı olmayan her şey, ihsan etme ve sevginin bir niteliğidir.

Başka bir deyişle, egoda herhangi bir şekilde yazılmamış olanları önemsemeye doğru egonuzun ihsan etme ve sevgiye yönelik sınırlarını aştığınızda, o zaman tüm nitelikleriniz bu özel anda birlikte organize olduğunda (sürekli değiştikleri için) bir ruh olarak adnaldırılırlar.

Hatırlatma: Bir ruha sahip olduklarını düşünenler ve onları çevreleyenlere karşı böyle bir tutum sergileyenler, şüphesiz bunu duyduklarında mutsuz olurlar.

Benim yorumum: Sıradan bir kişinin ruhu yoktur. Bir kişi sadece bir hayvandır. Hayvan vücudunun hücreleriyle birlikte doğal olarak ölmekte olan hayati bir bileşene sahiptir.

Ruh yaşamımız esnasında edinilmelidir. Bu hayat ve onun çeşitli safhaları bize verildi, yani, gelecek hayatlar, böylece ruhumuzu elde ederiz.

Soru: Bu bir kişinin hayatının amacı mı?

Cevap: Hayatın amacı, kişinin egoistik arzularından, bir ruh olarak adlandırılacak özgecil arzular yaratması.

Where Does The Soul Go After Death?