Islahın Faydası Nedir?

Soru: Tüm olaylar önceden planlanmışsa, o zaman benim değişmemin faydası ne? Ne olması gerekiyorsa, zaten olacak.

Cevap: Hayır. Dünya, onun doğal seyrini yönetmesine izin vermememiz için yaratılmamıştır: “Her ne olacaksa, olacak”. Bunu bu şekilde kabul etmemeli ve onunla böyle ilişki kurmamalıyız.

Soru: Yani bir senaryo var, fakat önceden belirlenmiş değil mi? Ya da bu gösterinin katılımcıları için bir tür özgür seçim var mı?

Cevap: Eğer kendi üzerimde bir dereceye yükselebilseydim, içimdeki her şeyin oradan belirlendiğini bulurdum: gördüklerim, hissettiklerim, nasıl davranmaya karar verdiğim ve ulaştığım şeyler. Her şey bu derecede bulunmaktadır.

Ancak bunu bilmiyorum. Bu nedenle, varsayılan bu yüksek dereceye uygun olarak, görmeden, anlamadan ve bilmeden, ona olan inancım ve ihsan etme niteliğimin ölçüsünde hareket etmeliyim.

Eğer vermek, Yaradan’a bağlanmak, O`nun gerekli gördüğü şeyleri yapmak niyetine sahipsem, o zaman bu dereceye yükselirim, O`nun içinde yazdığı her şeyi gerçekleştiririm ve her şeyin bu şekilde hazırlandığını ifşa ederim; güneşin altında yeni bir şey yoktur.

Fakat ıslah olmuş bir dünya görmek için kendimi ıslah etmem gerektiği kararına varırım; Bunu önümde tasvir ederim ve o gerçekleşir.

What Is The Benefit Of Correction?

Olayları Etkileme

Facebok’tan Soru: Kontrol edildiğimiz ve olayların seçiminde özgür olmadığımız bilinci beni üzüyor. İçinde var olduğumuz ve işlevimizi yerine getirdiğimiz, programlanmış zaman çizelgesini kesinlikle etkileyemiyoruz. Öyleyse, kullanamıyorsak neden bu kadar çok bilgiye ihtiyacımız var?

Cevap: Gerçekten de birçok bilgi kişiyi boğar ve onda üzüntüye ve acılara yol açar.

Ancak, doğru, iyi bilginin tüm üzüntülerimizi azalttığını bilmek sizi memnun edecektir ve alışılmışın aksine, her şeyin nasıl düzenlendiğini, tüm dünyanın ve tüm bu sistemin şeffaf vizyonunu ve nasıl büyük bir uyum içinde etkileşime girdiğini anlayarak, işleri kolaylaştırmayı sağlar. Evrenin tüm sisteminin bu harika uyumuna “Yaradan” denir.

Bu sistemi, bu uyumu ifşa etmemiz gerekir, böylece içimizde canlanacak ve sonra her şey basit, hissedilen, net ve kendi iyiliğimiz için olacaktır.

Soru: Bizler gerçekten kontrol ediliyor muyuz ve olayları seçmekte özgür değil miyiz?

Cevap: Hayır. Aynı zamanda, genel yaratılışın, tüm ruhların, her zaman ve her seviyedeki ortak hedefin hareketine nasıl katılabileceğinizi keşfedeceksiniz: mükemmel birlik, bağ ve Yaradan ile benzerlik.

Bu amaç çok güzeldir. Belki uzaktır ama onu göreceksin ve ona katılabileceksin, yana yaklaşabileceksin ve girebileceksin. Yani sizler davetlisiniz!

Influencing Events

Bnei Baruch’u Dünya Çapında Tek Bir Manevi Kap — Manevi Embriyo Yapmak

Üst yönetim, kendimizi tek bir manevi kap olarak hissetmemiz için bizleri tüm dünyadaki, tek dünya Kabalistik grubunda birleşmek için itmektedir. Bu amaçla, dillerdeki, zaman dilimlerindeki, düşünce tarzlarındaki, hazırlık seviyelerindeki, iletişimdeki teknik engeller vb. gibi farklılıklara rağmen, tüm farklılıkların üstesinden gelmek, birbirini anlamak ve hissetmek gerekir.

En önemlisi, üst yönetimin talebiyle evrensel birliğe doğru ilerlediğimiz ve onu adım adım, aşama aşama uyguladığımızı anlamaktır. Manevi dünyaya girdiğimiz ilk basamak embriyo olarak adlandırılır. Bu embriyo mükemmel olmalı, yani, kırılmış Adam HaRishon’un ortak ruhunun yapısına benzer olmalıdır.

Şimdi bu ruhun parçalarını tek bir ruha geri topluyoruz ve anlamalıyız ki bu embriyo birliğin ilk basamağıdır. Embriyo, tavizler, grupla ilgili olarak kendini iptal etmek üzerine kurulur. Kalpten katılım gereklidir, ancak kişi Yaradan’ın elindeki, kalbinin efendisi değildir. Bu yüzden Yaradan’ı nasıl etkileyeceğimizi öğrenmemiz gerekir, böylece O, kalplerimizi bir araya getirecektir. Bizler o zaman manevi bir embriyo olacağız.

Beraber oturmak ve çalışmak yeterli değildir – kalpleri bir şekilde birleştirmeniz gerekir ve bu en zor olanıdır. Dünya grubunun inşası bize yeni bir bağ kuvveti sağlamaktadır, çünkü üstesinden gelinmesi gereken birçok ilave engeller/müdahaleler ortaya çıkmakta. Grubumuzda, elimizden gelenin en iyisini yaptık, tüm fiziksel eylemleri gerçekleştirdik gibi görünüyor ve kalp, bizim gücümüz dahilinde değil. Ancak tüm Bnei Baruch Dünya Klisinde birleşmeye çalışarak, kalplerimizi açma, birbirimize duyduğumuz duyguları keskinleştirme yönünde bir adım daha atıyoruz.

Dünyadaki 80 grubun, farklı düşünce tarzlarına ve kültürlere sahip muazzam sayıda insanının böylesine geniş bir birleşimi nedeniyle, bizler uyanabilecek, birbirimize dokunabileceğiz ve üst sistemin içinde manevi bir embriyo olarak adlandırılacak olan, ortak bir Kli yaratma eksikliği izlenimini tamamlayacağız.

Tek ihtiyacımız olan, ruhun bizden ayrılmış parçalarını birbirine bağlamaktır. Ne de olsa, bir zamanlar mükemmel bir sistemin yapısı içinde tek bir ruh olarak, Adam HaRishon olarak var olduk. Ancak, bu sistem kırıldı ve şimdi Kutsallığın sonsuza dek bu kusursuz manevi bedende hüküm sürmesi için kendimizden çıkmamız ve kayıp parçaları kendimize geri eklememiz gerekiyor.

Kulağa çok basit geliyor: kendinden çıkmak, esasen kendi organlarım olan ruhun dışarıdaki, tüm parçalarını toplamak ve onları bana geri eklemek. O zaman, bu bağda Adam HaRishon’un yapısına benzer şekilde, bu Kli’yi dolduran Yaradan’ı ifşa edeceğiz.

Üç eylem yapmam gerekir ve gerisini Yaradan bitirecek:

Kendimden çıkmak

Ruhumun ayrılmış parçalarını toplamak

Bu organları kendi bedenime yerleştirmek, böylece tek beden haline gelsinler.

En zor şey, içsel olarak bağlanmak ve onları içime yerleştirmek için bu organlardan gerçekten yoksun olduğumu hissetmektir. Şu anda altıncı bir parmağa ihtiyaç hissetmediğim gibi onlara ihtiyacım olduğunu hissetmemekteyim.

Making Worldwide Bnei Baruch One Spiritual Vessel—The Spiritual Embryo

Her Biri Dostuna Yardım Etti

Herkes iyi ruh halinde ve kendini iyi hissettiğinde, hiçbir şeyde eksiklik hissetmediğinde, aralarında mutlak bir bağ ve manevi kazanım sağladığında, kişi bu koşul üzerinde duramaz/kafa yoramaz. İşte burada bir sonraki derece için arzu uyandırmak konusunda büyük bir sorun oluşur. Çünkü bir andan daha uzun süre aynı koşulda kalırsak, o bir Klipa olur.

Tüm onlu, Yaradan ile bağa ulaştığında, koşul, yükseltilmiş, manevi ve özgecil olabilir, ancak bir dakikadan fazla sürerse, bunu kendimiz için kullanıyoruz demektir. Bu yüzden hemen yeni bir eksiklik ifşa etmek zorundayız.

Aslında, güzel bir engelin üstesinden gelmek, tatsız bir engelden çok daha zordur. Ne de olsa, ıstırap çekmek insanı ileri iter ve haz onu durdurur. Fakat yine de bağa ulaşamadıysak ve her biri yolundan, koşulundan ya da tam tersinden memnunsa, bunun üzerine gözyaşı döker, bu manevi bir eksiklik olarak kabul edilmez. Sonuçta, manevi arzu, Yaradan’a doğru ortak bir arzu üzerinde çalışmak için bağ kurma ihtiyacıdır. Minnettarlık veya dua olsun, bu bağın sonucu olmalıdır.

Yaradan hariç her şey para ile satın alınabilir. Hatta “Kendine bir dost satın al” denir, çünkü hepimiz egoistiz. Biri hariç tüm problemler para ile çözülebilir: Yaradan ile bağ kurmak. Yaradan’ı edinmek oldukça farklı bir şekilde başarılır ve bu nedenle, egoizminizden vazgeçene kadar O’nun yakınına çekilemeyiz.

Ayrıca, bizler egoizmden vazgeçemeyiz, sadece Yaradan bizim için bunu yapabilir. Bu nedenle, Yaradan’ın, egomuzu iptal etmeyi ve onun üstesinden gelmek için bize güç vermesini isteyecek her türlü eylemi gerçekleştirmek gerekmektedir.

Tüm sorunlar, Yaradan’a olan uzaklığımızdan kaynaklanır ve O’na yaklaştığımızda ortadan kaybolurlar. Öyleyse tek bir sorunumuz var: Yaradan’a nasıl yakınlaşabiliriz?

Yaratan bizden sadece bir talebi duyar: dostlarla bağ kurmak için, grupta karşılıklı ihsan için olanı – başkasını değil. Eğer kişisel sorunlarımızı O’na şikayet etmek istiyorsak, bu doğru adres değildir. O, bu şikayetleri duymayacaktır, çünkü bu problemlerin üzerine çıkıp grupla bağ kurmayı istememiz için problemleri yaratan kişi O’dur. Onlu ile bağ kurma ihtiyacı kişisel sorunlardan daha önemli olmalıdır ve bizler bu taleple Yaradan’a dönebiliriz. Bu, maneviyatın bizim için dünyevilikten daha önemli olduğu anlamına gelir; yani Yaradan ve dostlarla olan bağımız bizim için çeşitli dünyevi problemlerden daha önemlidir.

Yaratan’a doğru yönlendirilmemize yardımcı olan sopayı bile öperiz. Eğer maddi, kişisel problemler olmasaydı, insan, hayatının anlamını asla sorgulamazdı.

“They Helped Every One His Friend”

Tüm Gücümü Onluma Vermek

Manevi çalışmanın ilk aşaması, onlu içinde çalışma bilincini edinmektir. Asıl mesele, hiç kimsenin grubun büyüklüğünü, Yaradan’ı, yolu ve harika bir hediye olan özel kaderimizin izlenimini yitirmesine izin vermeden, gruptaki herkesin, onlusunu desteklemesidir.

Bu, dolum hissetmediğimiz ancak ihsan etmek için ihsan etmek, Hafetz Hesed koşulunda kalmaya hazır olduğumuz bir düşüş sırasında kontrol edilir. Yani, her şeyimi, son gömleğimi kaybettim, ancak hiçbir eksiklik hissetmiyorum. Eğer hiçbir şeye sahip değilsem, tamam hiçbir şeyim yoktur; eğer bir şeyim varsa, bu da tamamdır. Aldığım şeyden memnun olduğumda ve daha fazlasını istemediğimde böyle bir “diyet”e devam ederim. Şöyle yazılıdır: “Hasid, sahip olduklarından memnun olan kişidir.” Haz, Hasadim ışığının, küçüklük koşulu olan Katnut’un işaretidir.

Benim için hiçbir şey parlamazsa ve doluma sahip değilsem, ben de iyi hissederim. Bunu ne için yaptığımı kontrol etmeme yönelik, yukarıdan verilen bir fırsat olarak onu kabul ederim. Hasadim’de, Katnut koşulunda mıyım? Eğer memnun değilsem ve doldurulmayı talep edersem, karanlığa lanet ediyorsam, o zaman Katnut koşuluna ulaşmamışımdır.

Aslında karanlıkta değilimdir, çünkü Üst ışık tüm evreni doldurmaktadır. Üst ışık merhamettir, Hasadim’dir ve ben onu henüz hissetmemekteyim. Bu nedenle, tüm çalışma Hafetz Hesed koşuluna ulaşmakla başlar. Bu zaten inançtır, her ne kadar tam olmasa da içinde Hochma’nın aydınlatması olacaktır, ancak şimdilik sadece Hasadim’dir.

Ve bu, Işık kaybolduğu ve alma arzumuzda karanlığı hissettiğimiz zaman kontrol edilir. Karanlığa rağmen, dostlara ve Yaradan’a yapışarak yolda kalmaktan başka bir şeye ihtiyacımız olmadığını kabul edebilir miyiz? Yani, bizler her gün derste olmak üzere, “kendin için bir RAV yap ve kendine bir dost satın al” için, doğru yönü seçerek “geceleri” çalışırız. Yaradan’ın bizi yönlendirdiği tüm koşullara karşı böyle bir tutum içinde olmak, çalışmamız için doğru bir test olacaktır.

Öncelikle küçüklük koşulu, Hafetz Hesed’e, ihsan etmek için ihsan etmek olan Hasadim’e ulaşırız. Daha sonra bu Hasadim ışığının içerisinde, onu başkalarına iletmek için Hohma’nın aydınlatmasını alırız. Başkalarına ihsan etmek için, kendi AHP’ımızı kullanmamız gerekir.

Başkalarına, onların içindeki ihsan etme arzularını düzelterek, Hasadim’i ihsan ederiz, ancak bunun için alma arzumuzu kullanmamız gerekmektedir. Hohma Işığı, bizim AHP’ımızda ifşa olur ve bizler, Hasadim ışığını ondan, aşağıda olanın GE’ine (Galgalta ve Eynaim) iletiriz. Bu, “kanın süte dönüştüğü” anlamına gelir.

Dostlarımı bağa getirmek için, bütün gücümü onluma vermeliyim. Onlardan arzularını, Yaradan’ın büyüklüğünü, amacın büyüklüğünü alırım, yazıldığı gibi: “Her biri dostuna yardım etti.” Hiç kimse kendisine yardım edemez. Kişi kendi başına, ihsan etmek için ihsan etmek denilen Hafetz Hesed koşuluna yalnızca tek bir noktada ulaşabilir, daha fazlasına değil.

Ve daha sonra, kişi onlu ile ilgili olarak kendini geliştirmeli, onları, dostlarının hiçbir eksikliği olmadığı bir koşula yönlendirmelidir. Birbirimize sadece karşılıklı ihsan etme nedeniyle bağlıyız. Kendim için hiçbir şey istemem; ancak başkalarına vermek zorundayımdır ve bu nedenle, ihsan etmek için alma arzularımı açarım ve dostumun bana ihsan etmesine izin veririm.

Örneğin, annemi ziyarete geldiğimde, her zaman aç olduğumu söylerdim ki beni besleyip bundan haz alabilsin. Benim için, buna almak denilemezdi, çünkü benim yemek istediğimden daha fazlasını annemin bana vermek istediğini ve ona bu fırsatı vermek zorunda olduğumu bilirdim. Bu dostlar arasında da aynıdır, çünkü aksi takdirde birbirimizi geliştiremeyeceğiz. Yazılıdır ki: “Gidin ve birbirinizden kazanın.” Hiç kimse kendi başına kazanamaz.

Give All My Strength To My Ten

Karanlıktan Yükselişe

Yorum: Bazen karanlık koşulların içinden geçmek zorunda olmadığımızı söylemektesiniz.

Cevap: Bana göre karanlık, bir sonraki yükseliş için gerekli bir koşuldur. Bunun içinden geçmeli ve onu özümsemeliyiz. Ancak, bu her zaman karanlıkta olmanız, bunun içinde yer almanız ve kendinizi cezalandırmaktan/suçlamaktan zevk almak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Bu koşulu doğru bir şekilde yaşamak gereklidir, çünkü her seferinde iki çizgiden geçerek yükselişinizi inşa edeceksiniz: sol – sağ, sol – sağ. Bu şekilde adımlar atarız, sol – sağ.

Soru: Karanlık koşulu hakkında konuştuğumuzda, bir kişinin dış dünyaya karşı tutumunu değil de manevi dünyasını mı kastediyoruz? Kişi, dünyamızda keyifli olur ve onunla her şey yolunda mıdır?

Cevap: Manevi koşulların maddi olanlardan daha canlı, daha güçlü ve daha etkileyici olması nedeniyle, kişinin keyifli olması ve iyi hissetmesi pek mümkün değildir. Geçici manevi düşüşler birkaç dakika, birkaç saat, birkaç gün ve özellikle başlangıçta, birkaç ay bile sürebilir.

Bu nedenle, grubun kişi üzerinde ve kişinin kendisi üzerinde özel olarak çalışmasını, bunun bilerek olduğunu hissetmesini, böylece olumsuz duygular biriktirmesini ve sonra bunları ışıkla doldurmaya başlamasını gerektirir.

Soru: Bu koşulların sıklığı biz ilerledikçe artar mı?

Cevap: Evet. Bir yandan, sıklık artar, ancak diğer taraftan farklılaşır. Bu karanlıkta, düşüşte, tıpkı bir astronotun özel bir simülatörde döndürülmesi, suyun altına batırılması, paraşütle atılması vb. gibi, ne için eğitildiğinizi fark etmeye/anlamaya başlarsınız.

Üst ışığın, düşüşün üzerine gelecekteki yükselişin beklentisi, Yaradan’ın gelecekteki edinimi ve O’nunla bağ içinde yer alma beklentisiyle, sizin üzerinizde gerçekleştirdiği bu hazırlığı hissedersiniz.

Amacın yüceliği ve grubun yüceliği sayesinde zamanı kısaltabilirsiniz, ancak yine de düşüş koşulları kaçınılmazdır. Bundan dolayı, “Tora, Zion’dan gelecek” diye yazılıdır, yani Tora, Üst Işık, kesinlikle tüm düşüşler (Yetziot) nedeniyle ifşa olur.

From Darkness To Ascent

Yaradan`a Giden Yolu Keskinleştirmek

Bizler yolumuzu, Yaradan’a giden çok dar bir çizgiye dönüşerek daha odaklı ve keskin olması için, her zaman giderek daha fazla kısıtlarız. Sonra sadece birbiri ardına gelen ve bizi hedefe yönlendiren eylemleri gerçekleştiririz. Bu ince çizgide derecelerin merdiveni, dost sevgisi ve Yaradan sevgisi başlar.

Bu ince çizginin başladığı yeri nasıl ediniriz? Bu çok basittir. “Yer”, arzudur. Arzunuzu bir niyet için, bir amaç için sınırlayın ve kendinizi bu ince çizgide bulacaksınız. Asıl mesele, grubun merkezinde bulunan Yaradan’a ihsan etmek uğruna, grup ile hareket etmektir ve sizler kesinlikle bu çizgide yürüyeceksiniz.

Kalbimizi anlayamayız çünkü o, çok katmanlı zırhla kaplıdır. Yaradan, kalbin içindedir, ancak bunu hissetmeyiz; sadece yüzeysel arzuları hissederiz. Yaradan, bir insanın kalbinde ifşa olduğunda ve onun kalbiyle bir olduğunda, bu hayal edilemez bir hissiyattır. Bu, ıslahın sonudur.

Şu ana kadar, bu koşuldan çok uzaktayız. Gerçek, canlı kalbi ortaya çıkarmak için tüm katmanları soyup, kalbimizi temizlemeliyiz. Şimdi, taş gibi bir zırha sahiptir ve bu nedenle “taştan kalp” olarak adlandırılır.

Sharpening The Path To The Creator

İnsan Hayatı Daha Mı Önemli?

Soru: İnsan yaşamını diğer yaşam biçimlerinden daha önemli olarak görme hakkına sahip miyiz?

Cevap: Her şeyden önce, doğanın genel sisteminin piramit şeklinde inşa edildiğini anlamamız gerekir. Cansız bir seviyeye dayanır: tüm evren, tüm cansız madde, içinde var olan yıldızlar ve gezegenler. Bu piramidin tabanıdır.

Sonra dünyadaki bitkisel kısım gelir ve daha sonra bundan daha yüksek hayvansal kısım ve piramidin tepesi konuşan seviye tarafından işgal edilir. İnsanlar, içimizdeki konuşan, insan seviyesi dışında hayvansal kısım, bedenimiz değildir.

Bu nedenle, elbette, insan hayatı; bunu egoistçe istediğimiz için değil, diğer tüm doğa formlarını içerdiğimiz için, diğer tüm doğa formlarından ve seviyelerinden daha önemlidir. Eğer doğaya doğru bir şekilde davranırsak hem kendimizi hem de genel olarak doğayı ıslah edeceğiz.

Tüm küresel doğal afetler ve sorunlar – tsunamiler, kuraklıklar, doğaya verdiğimiz zarar, çevresel felaketler – sonuç olarak kişi tarafından doğaya yansıtılan bir olgudan başka bir şey değildir. Bu nedenle, kesinlikle, insan yaşamı ve onun doğadaki rolü çok önemlidir.

Kendimize ve doğaya karşı kendi egoist tutumumuzla hem insan toplumunda hem de diğer doğa seviyelerinde, tüm felaketlere ve tüm talihsizliklere neden olduğumuzu göreceğiz: hayvansal, bitkisel ve hatta cansız seviyede. Kendimizi değiştirirsek, o zaman kesinlikle bir bütün olarak doğayı değiştireceğiz.

Bu nedenle, bugün dünyada patlak veren çevresel felaketlerin ve hala önümüzde olan yenilerin yalnızca bir insanın dünyaya karşı tutumuna bağlı olduğunu anlamamız gerekir. Onlar anlamadığı için doğa aniden dengeden çıkar. Düşüncelerimizle doğada dengesizliğe neden oluruz.

Is Human Life More Important?

Mantık Ötesi İnanca Nasıl Ulaşırsınız?

Mantık ötesi inanç nedir? Mantık içinde; bizim anlayışımıza göre, bu dünyadaki bir insanın aklına göre, kişinin egoizmi anlamlarına gelir. Buna göre, kişi “benim aklıma göre” olarak adlandırılan şekilde anlar, hisseder, karar verir ve hareket eder. Ancak, aklımın ötesindeki, yukarıda olanın aklıdır ve bu, aklımı Yaradan’ın aklıyla değiştirmem gerektiği anlamına gelir.

Ancak, ben Yaradan’ın aklını bilmem; bu bana onlum vasıtasıyla ulaşır. Eğer ona bağlıysam, o zaman yavaş yavaş kendimi iptal edip dostlarla bütünleşerek, aklımı onlarınkiyle değiştiririm. Bu sadece bir şeyin başka bir şeyle basit bir değişimi değildir, aksi takdirde bir melek yani manevi bir hayvan olurum. Bu eylemi mantığımın ötesinde, aklımı işleterek ve onun üzerine yükselerek gerçekleştiririm. Yani, iki seviyede birden bulunurum ve aralarındaki farkta, manevi bir kişinin anlayışını bulurum.

Hiçbir şey yok edilmez ve hiçbir şey kişinin duyularından kaybolmaz. Bunun yerine, kişi, Yaradan’ın başka bir ek doğasını edinir ve sonra da mantık ötesi inancı elde eder. Bunun ötesinde kişinin mantığı ve inancı vardır ve bunların arasında varlık bulur. Yaradan haz alma arzumuzu boşuna yaratmadı. Bu her zaman bize eşlik eden, “Karanlık, ışık olarak parlayacak”’ sözünün temelidir. Egoizmimin, aklımın karanlığı, onun üstünde olan aklı destekler. Bu, aralarındaki çelişkiden, yaratılan varlıkların düşük seviyede olma arka planı üzerine, Yaradan’ın yüceliğini edinmemdir.

Kendimizi iptal etmeyiz veya kendimizde hiçbir şey kaybetmeyiz. Sıkıca iki ayak üzerinde dururken, orta çizgiyi inşa ederiz ve ancak bu şekilde kendimizi Yaradan’a benzer bir insan, Adem, olarak konumlandırırız. Bu yaratılan varlıktaki her şey, tabii kişinin kendi kararına göre, Yaradan’dan alınır.

Yaradan, bana beni O’na bağlayan bir bağdaştırıcı verir- bu onludur. Bu bağdaştırıcı çok karmaşıktır, ama başka seçenek yoktur, kaç yıl sürdüğü önemli değildir, onu bağlamalı ve kullanmalıyım. Kendimi iptal etmeliyim, yoksa gruba bağlanamam, çünkü fişim prizine uymaz. Yaradan dostların içerisindedir ve O, ben O’nu aralarında ifşa etmeye başlayana kadar onlarla gittikçe daha fazla bağ kurmama yardım eder. Yaradan’la, dostlar sayesinde çalışmaya başlarım, çünkü onlar benim ruhumdur ve Yaradan bu ruhu dolduran Işıktır.

Önemli olan çevre ile bütünleşmektir. Ben o zaman, sadece üst seviyeden değil, tamamen yeni bir nitelikten fikirler, arzular ve düşünceler almaya başlarım. Grubun içinde mantık ötesi inanç vardır – bu dünyanın insanına özgü olmayan, yeni bir algı.

Bu nedenle, tüm deneyimlerimizi geride bırakarak, kendimizi iptal etmek ve gruba girmek dışında hiçbir seçenek yoktur. Birçok yaşam tecrübesi ve bilgisine sahip bir yetişkinden bahsediyoruz, ancak gruba göre sıfır olan kendisinden bir embriyo yapar. Kişi ondan bilgi almaya başladığında ve büyümeye başladığında, o zaman kişinin önceki nitelikleri, düşünceleri ve eski benliğinin arzuları temelinde, kişi mantık ötesi inancı inşa eder. Biri diğeri olmadan olamaz.

How Do You Reach Faith Above Reason?

Katnut Koşulu

Adem’in Bilgi ağacındaki günahı, kırılmadan önce zaten ıslah olmuş olan, Katnut koşulunu (küçüklük) etkilemedi. Bu nedenle, Adem’in doğumunda yaratılan, BYA dünyalarının üst kısmı kırılmadı. Anlaşılan o ki, etrafımızdaki üst sistem, onun içinde olan bizlerden daha fazla ıslah olmuştur. Doğa insandan daha fazla ıslah olmuştur.

Bununla birlikte, kişinin daha yüce bir görevi vardır: özgür olmak, Yaradan’a benzer bir kişi olmak. Doğa, ihsan etme arzusundan meydana geldiği için böylesine yüce hedefleri yoktur; o ıslah olmuştur.

Dünyamızda gördüğümüz şey budur. Eğer o, doğayı bozan insanlar için olmasaydı; o zaman doğa, hiçbir özgür seçimi olmayan, kusursuz yasalarına göre hareket ederdi. Sonuç olarak bu hem dünyamızdaki hem de manevi dünyadaki ıslahlara ulaşmamıza yardımcı olmaktadır.

Cansız, bitkisel ve hayvansal doğa ıslah olmuştur ve sadece “insan” denilen içsel sistem onları bozan şeydir. İçsel kısım kırılmıştır ve o, tüm bozukluğunu dış sistemdeki, cansız maddelere, bitkilere ve hayvanlara yansıtmaktadır. Bizler kendimizi ıslah ettiğimiz zaman, açıkça görülüyor ki tüm dünya ıslah olacaktır.

Tüm cansız, bitkisel ve hayvansal doğa ıslah olmuştur. Eğer insan olmasaydı kurt, kuzuların yanında barış içinde yaşardı. Ancak, insan kırılmasıyla her şeyi bozduğundan dolayı kurt, kuzuyu parçalayıp yutar. Hepsi insanın yüzündendir. İnsan olmadan, doğada sadece ihsan edici arzular vardır ve kurt, sanki Cennet Bahçesinde gibi kuzuların yanında yürüyebilir ve küçük bir çocuk onları götürebilir. (Yani, küçüklük koşulundaki bir insan.)

Son ıslahtan sonra, Yaradan’ı edinmiş yetişkin bir insan bile, diğerlerine karşı sadece ihsan etme koşulu içerisinde olacak ve bu nedenle “küçük bir çocuk” olarak adlandırılacaktır.

The State Of Katnut