Yaradan’a Bağlılık

Soru: Yaradan’a bağlı olmak ne demektir?

Cevap: Yaradan, bütünsel, sabit dinamik dengede olan, kapalı doğanın genel sistemidir.

Yaradan’a bağlı olmak demek, doğanın dengesini, onun homeostazını korumak demektir. Bu durumda, sağ ve sol çizgiler yani egoizm ve özgecilik, iyi ve kötü nitelikler, bütün doğanın uyumlu bir şekilde var olabileceği ve gelişebileceği şekilde dengelenmelidir, böylece tüm parçalar birbirini tamamlar.

Twitter’da Düşüncelerim / 1 Temmuz 2020

Bu Koronavirüs kaybolduğunda, daha korkunç bir virüs onun yerini alacaktır. Ve böylece ilerleyeceğiz, virüsler tarafından teşvik edilerek. Egonun kötülüğü Koronavirüs şeklinde ortaya çıkıyor. Nefreti sevgi ile örterek, onu iyilikle telafi etmeliyiz.

Ta ki ölüm meleği, yaşam meleği tarafından örtülene kadar.

İnsanlar zorla mülkiyeti iterek (para vererek vs.) dünyayı değiştirmeye yönelirlerse, bu Sovyet rejimini kurmaktan daha kötü olacaktır. Ekonomik ilişkilerdeki bir değişikliğin öncesinde, dünyanın gelişimine nazaran Doğa’nın amacı ve programı hakkında bilginin dağıtılması gerekir

İhtiyacımız olan şey, egoizmden- tek kötülükten nasıl kurtulacağınız için bir çözümdür.

Yoksul kaotik dünyada, ülkeler askeri kapasitelerini genişletmek için her şeyi yatırım yapacaklar. Birbirlerine yakınlaşmak yerine düşmanları nasıl uzak tutabileceklerini düşüneceklerdir. Egoist dünyada farklı düşünmek imkânsızdır.

İşadamları kârlı olanla ilgilenir: yarın ne talep edilecek. Şu anda iş dünyasında en çok talep gören şey, halk için hayati önem taşımayan ürünleri ortadan kaldırmaktır. Gereksiz işletmeleri kapatmak en başarılı iş!

Egoizm, dünyamızın doğasının temelidir. Bu yüzden tüm derecelerdeki (cansız, bitkisel, hayvan ve insan) egoistik ilişkilere dayanmayan doğanın işleyiş yasasını hayal edemiyoruz. Egoist dünyanın sonunu hayal etmek, ıslahından daha kolaydır!

 

Yeni Hayat 1075 – Kendine Yabancılaşma

Michael Laitman, Oren Levi ve Yael Leshed-Harel ile söyleşide

Bir insandaki gerçek, içsel parçaya ruh denir. Kişi, “Ben” veya ruh denen içsel noktasını keşfederek,  Yaradan denilen daha yüksek, ebedi ve mükemmel dengeleyici gücü ifşa eder. Bugün yaşamın özünden, ruhtan ayrıyız. Bu, özellikle genç nesillerde göze çarpmaktadır. Doğuştan gelen özellikler, eğitim ve çevresel faktörler tarafından şekillendirilirken, gerçek benliğimizin farkına varmayız. Nesilden nesile bu şekilde gelişmeye devam ediyoruz ta ki şu soruya gelene kadar: “Ben gerçekten kimim?” ve hayatın içinde güven/destek sağlayan, daha yüksek bir güç ararız. İnsan gelişiminin amacı budur ve her birimiz buna ulaşmalıyız. Hepimiz tek bir köke aitiz ve hepimiz birbirimizle bağlıyız. Kişi bu en içsel köküne bağlandığında, güzel, sıcak ve dolu bir eve geldiğini hisseder.

 

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1075-kendine-yabancilasma/

Dünyamızın Özgecilliği

Soru: Dünyadaki insanların yüzde on’u özgecil olarak kabul edilir. Başkalarını ve doğayı önemserler, ancak kendileri için gizli bir faydası vardır. Bununla nasıl bir ilişki kurmalıyız?

Cevap: Başkalarına zarar vermeden gizli fayda, kişi veya çevresindeki dünya için herhangi bir tehlike oluşturmaz.

Ancak kasten dünyaya ve topluma zarar verirseniz, bu zaten ciddidir.

Soru: Birçok insan, kişinin sözde özgecillerden örnek alması gerektiğini düşünüyor. Ama onlar yine de bencil sayılmıyorlar mı?

Cevap: Bencillik, birbirini sömürmektir. Ve eğer kişi dünyamızda normal bir şekilde yaşarsa, işe gider, çocuk yetiştirir, tatile giderse, bu bencillik olarak kabul edilmez. Bencillik, başkalarının, kendi iyiliğiniz için kullanılmasıdır.

Yorum: Bunu hissetmememiz ilginç. Kimse kendini bencil görmüyor.

Cevabım: Bu nedenle bu, kişiye öğretilmeli, açıklanmalı,  örnekler verilmeli ve alıştırmalar yapılmalıdır. Aksi halde doğa toplumumuzu sürdürmeyecektir, toplum da kendini sürdürmeyecektir.

Kaygıları Hazza Dönüştürmek

Yorum: Baal HaSulam, hazzın, iyi işlerin bir göstergesi olduğunu yazar. İyi eylemler kendi iyiliğiniz için değilse, haz ve memnuniyet ortaya çıkar.

Cevap: Maneviyattaki neşe doğru eylemlerin sonucudur, dünyevi seviyede ise bunun tam tersi olabilir – çalarsınız ve keyiflenirsiniz.

Soru: İyi eylem nedir?

Cevap: İyi eylemler, Yaratan’ınkine benzer eylemlerdir.

Soru: Evrensel kaygının, evrensel hazla yer değiştirmesi için, her insanın hangi seviyede ıslahı yeterli olacaktır?

Cevap: Kaygının neşeyle yer değiştirmesi için, Yaradan’ın hissiyatını bulmamız gerekir. Yaradan’ın hissiyatına “inanç” denir. O zaman tüm kaygılar, hazza dönüşecektir.

Dostlarla İletişime Değer Verin

Soru: Gruptaki tüm çalışmalar, önemsizliğimizi ve birleşemediğimizi fark etmek içindir. Ancak her toplantının neşeyle bitmesi gerekir. Kendi önemsizliğinizin farkına varmada ne haz vardır ki?

Cevap: Evet. Ama birlikteydiniz! Birbirinizi hissettiniz. Dostlar aracılığıyla kısmen sizin için parıldayan ortak bir hedef hakkında konuştunuz. Hedefe ilgi duymadıysanız, o zaman biraz ilginizi çekmesine yardımcı oldular.

Bu nedenle, her iletişim ilerlemek için çok yararlıdır. Her koşuldan sadece dostlarınızla bağ kurarak çıkmanızı tavsiye ederim.

Twitter’da Düşüncelerim / 30 Haziran 2020

Acele etsek ve krizde değil de, doğanın yeni bir safhasında olduğumuzu fark etsek iyi olur, buna adapte olmalıyız. Mümkün olan en hızlı şekilde. Aksi takdirde, dışarı çıkma fantezilerimiz bizi iyice tükenmeye götürecektir

Güncel olaylar hakkında gerçekçi olmak ve gerekli olmayan herhangi bir şeyi kısmak daha iyi.

Yeni Hayat 1074 – Sosyal Yalnızlaşma

Dr. Michael Laitman, Oren Levi ve Yael Leshed-Harel ile söyleşide

Her birimizde doğal, sosyal bir yabancılaşma var. İnsan egosu, sürekli olarak başkalarına aşırı yakınlığın bir tehdit olduğu hissini geliştirir ve üretir. Bir insanın dünyadan tamamen yok olmasını istediğimizde, bir yabancılık, mesafe, soğukluk ve hatta nefret duygusu hissederiz. Teknoloji bizim daha da yabancılaşmamıza neden oldu, çünkü mesafemizi korurken, aynı zamanda bağ kurmamızı sağlıyor. Sonuç olarak, bunu telefonlarımız aracılığıyla giderek daha fazla yaşayacağız. Yaşadığımız yabancılaşma, ne iyi ne de kötüdür ancak sonuç, onu nasıl kullandığımıza bağlıdır. İsrail ulusunun temeli, İbrahim’in, farklılıkların ve sosyal yabancılaşmanın üzerinde birbirlerini sevmeyi öğrettiği, yabancıların toplanmasına dayanıyordu. Doğa bizleri, birbirimizle içsel, kalpten ve manevi bir bağa ulaşmaya zorlayacaktır.

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1074-sosyal-yalnizlasma/

Dostlar İçin MAN’ı Nasıl Hızlı Bir Şekilde Yükseltebiliriz?

Soru: Dostlar için MAN’ı mümkün olduğunca çabuk yükseltmek için ne yapılması gerekiyor?

Cevap: Doğru an için beklemeye gerek yok. Bizimle fiziksel olarak olmasanız bile, sürekli olarak bir grupta olduğunuzu hissedebilir ve her zaman dostlar arasındaki bağı nasıl artırabileceğinizi düşünebilirsiniz. Bu kadar.

Bu arzunun, sizin için sürekli heyecanlanması için çaba sarf edin. Bu sizi her zaman çekecektir ve kendiniz ve arkadaşlarınız arasındaki bağlantı ağını bir bütün olarak hissetmeye başlayana kadar bir şeyler yapmanız gerektiğini hissedeceksiniz.

Eski Değerlerin Üzerine Yükselmek

Soru: Virüsten önceki zamanlarda, kişinin temel değerleri aile, para kazanma, belki küçük bir işletmeye sahip olmaktı, büyük bir şirketten bahsetmiyorum bile. Ve şimdi, insanlar yavaş yavaş kişisel karantinadan çıkmaya başladığında, ne yapılacağı belirsiz. Birçok işletme düzelmeyecek, turizm olmayacak, uçaklar uçmayacak.

Bir insan nasıl yaşabilir? Krizden sonra dünya hangi değerlerle var olacak?

Cevap: Aksine, insanın gerçek değerlere sahip olacağını düşünüyorum. Başka birisi sizden kar edip, milyarlarca dolar kazanırken ve genel olarak bununla hiçbir şey yapmazken, sadece siz çalışın, para kazanın ve harcayın diye işletilen, gezegendeki tüm uçuşlar, satışlar ve diğer gereksiz faaliyetler, bunların hepsi az çok ortalamaya gelecektir. Tamamen değilse de, en azından dedikleri gibi normal bir seviyeye, “ düşecektir, ”

Bu nedenle,  insanlar,  her şeyden önce hayatlarındaki değerleri arayacaklar. Ne için yaşadığınızı soracak ve zaten değerli olan cevabı bulmaya çalışacaksınız. Doğru yolda olduğumuza inanıyorum.

Sonra her şey insanlara bağlıdır, banka hesaplarına bir milyar daha ve sonra bir milyar daha eklemek dışında, hayatlarında herhangi bir değer görmeyen aptallar ve yeni zenginler tarafından teşvik edilen, aldatmalara ve bazı promosyonlara yenilmemek gibi. Umarım insanlar daha yüksek bir şey aramaya başlar.

Ve yüksek değerler hayatımızın içinde değil, üstündedir. Eğer biterse, içinde aranacak ne var? Dahası, hayatta hiç mutluluk olmadığını görüyoruz. Farklı, daha güçlü, ebedi ve mükemmel bir şeye ihtiyacımız var. Bir insan, bu yaşamın tamamını ve ötesinde olanı kavrayabildiği ölçüde, “Bu yaşam ne için? “ sorusuna cevap vermelidir.

Daha fazla bir şey görmeyen hayvanlar gibi, sadece fiziksel varlığımıza önem verseydik, içgüdüsel olarak kendimize güvenir ve bundan memnun olurduk. Bu yeterli olurdu.

Ama kendimizi, dünyamızın dar sınırlarında doğumdan ölüme ve daha fazlasına kilitlemeyi istemeden, biraz daha yukarı bakarsak, o zaman şu soruyu cevaplamamız gerekir: “Hayatın kendisi ne için verilir?”  Varoluşun anlamını arama susuzluğunu gidermek için cevap nerededir?

Doğa hiçbir şeyi boşu boşuna yapmaz. Ve eğer biyolojik olmayan varoluş sorusu bizim içimizde, biyolojik yaşamımızda ortaya çıkarsa, o zaman bizler bunun cevabı bulabiliriz ve bulmalıyız.

Bunun, acil bir istek olarak, içinde ortaya çıkan insanlar vardır ve bu soruyu sorana kadar hala gelişmesi gerekenler vardır; kendilerinden uzaklaştıramazlar ve buna bir cevap bulmak zorunda kalacaklar. Bu kolay değildir. Ama yine de doğanın çağrısında, içimizde meydana gelen bu soruyu ortaya koyma gerçeği harika bir şeydir.